GÜNCEL
İstanbul Sanayi Odası “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2022” Araştırması’nın Sonuçlarını Açıkladı
Yayınlanma:
3 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
İstanbul Sanayi Odası (İSO), Eylül ayında açıkladığı “İSO Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2022” araştırmasının ardından, 500 Büyük şirketlerine nazaran daha küçük ve orta ölçekli kuruluşları kapsayan “İSO Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2022” (İSO İkinci 500) araştırmasının sonuçlarını da bugün açıkladı.
İSO İkinci 500 araştırması, 2022 yılı verileri ile de küçük ve orta ölçekli kuruluşların performansı açısından önemli sonuçlar ortaya koydu.
2022 yılında sanayi sektörü başta Rusya-Ukrayna Savaşı, yükselen enflasyon, finansal koşullarda sıkılaşma gibi önemli gelişmelerin yaşandığı ve bunlara bağlı olarak yılın ikinci yarısında küresel büyüme ve ticaretin ivme kaybettiği bir ortamda faaliyet gösterdi. Dolayısıyla İSO İkinci 500’ün ekonomik ve finansal büyüklüklerini değerlendirirken bu gelişmeleri de göz önünde bulundurmakta yarar var.

Bu çerçevede İSO İkinci 500 sonuçlarına bakıldığında; 2022 yılında İSO İkinci 500’ün üretimden satışları yüzde 104,8 oranında artarak 339,2 milyar TL’den 694,8 milyar TL’ye çıktı. Bu yüksek oranlı artışta, güçlü iç talep ve ihracat artışının yanı sıra enflasyon ve döviz kurlarındaki yükseliş belirleyici rol oynadı.

İSO İkinci 500’ün üretimden satışlarındaki değişimler, yıl sonu TÜFE enflasyonundan arındırılarak incelendiğinde; 2022 yılında yüzde 24,7 ile oldukça güçlü bir reel artış yaşandığı görüldü. Ancak bu artış, 2021’deki yüzde 30,4’lük artışın altında kaldı. Reel değişimler hesaplanırken son yıllarda olduğu gibi yine yıl sonu TÜFE enflasyonu kullanıldı. Ancak 2022 sonunda TÜFE enflasyonu yüzde 64,27 iken ÜFE enflasyonu yüzde 97,72 düzeyinde gerçekleşmişti. Bu noktada sanayicinin ekonomik gerçeklerini yansıtan asıl enflasyonun ÜFE olduğunu hatırlatarak, ÜFE’nin çok daha hızlı arttığını ve tüketici enflasyonu ile arasındaki makasın oldukça geniş olduğunu vurgulamak gerekiyor. Nitekim yıl sonu ÜFE enflasyonu kullanıldığında, üretimden satışlardaki reel artış yüzde 3,6’ya iniyor. İSO İkinci 500’ün en büyük üç şirketi Üretimden satışlar baz alınarak yapılan 2022 yılı İSO İkinci 500 sıralamasına göre Şirikçioğlu İplik ve Denim 2 milyar 54 milyon TL ile ilk sırayı aldı. Onu 2 milyar 51 milyon TL ile Safa Tarım takip ederken Erdoğanlar Alüminyum 2 milyar 47 milyon TL ile üçüncü oldu. 2022 yılı İSO İkinci 500 sıralamasına üretimden satışları 2 milyar 54 milyon TL ile 886 milyon TL arasında kalan şirketler girebildi. İSO İkinci 500’ün 2021 yılı listesinde yer alan şirketlerin üretimden satışları ise 980 milyon TL ile 444 milyon TL bandında gerçekleşmişti. İSO İkinci 500’ün bu yılki listesine 125 yeni sanayi kuruluşu girdi. Bunlardan 51 tanesi İSO 500’den İSO İkinci 500’e düşen şirketlerden oluştu. Listeye geçen seneki İSO 1000 dışından giren yeni firma sayısı 74 olurken, 2021 yılının İSO İkinci 500 listesinden İSO 500’e çıkan firma sayısı ise 50 olarak gerçekleşti.

2022 yılında zayıflayan küresel büyüme dinamiklerine rağmen Türkiye’nin ihracatı yüzde 12,9 oranında artarak 254,2 milyar dolara yükseldi. Aynı yılda İSO İkinci 500’ün ihracatı da yüzde 19,3 artarak 16,1 milyar dolara çıktı ve tarihsel olarak rekor düzeye ulaştı. İSO İkinci 500’ün ihracat artış hızı, Türkiye ve İSO 500’ün üzerinde gerçekleşti. Bu durum, nispeten daha küçük ve orta ölçekli kuruluşların dış pazarlara açılma başarısını göstermesi açısından oldukça önemli.

Bu gelişmeler sonucunda İSO İkinci 500’ün Türkiye sanayi ihracatı içindeki payı 2022 yılında 0,3 puan artarak yüzde 6,2’den yüzde 6,5’e yükseldi.

2022 yılında İSO İkinci 500, satış performansının yanı sıra karlılıkta da başarılı bir yıl geçirmiş gözüküyor. Söz konusu yılda İSO İkinci 500’ün faaliyet karı yüzde 91 oranında artarak 52,6 milyar liradan 100,4 milyar liraya çıktı. Buna karşılık aynı dönemde faaliyet karlılığı oranı 1,1 puan düşüşle yüzde 13,7’den yüzde 12,6’ya geriledi. Benzer şekilde faiz, amortisman ve vergi öncesi kar büyüklüğü de yüzde 90,2’lik artışla 63,7 milyar liradan 121,1 milyar liraya ulaştı. Bu artışa rağmen FAVÖK karlılığı oranı 1,4 puan azalarak yüzde 16,6’dan yüzde 15,2’ye düştü. Vergi öncesi kar ve zarar toplamı ise yüzde 98,2 artarak 37,7 milyar liradan 74,7 milyar liraya yükseldi. Ancak satış karlılığı oranı 0,4 puan düşüşle yüzde 9,8’den yüzde 9,4’e indi. Tüm bu gelişmeler karlılık rasyolarında bir önceki yıla göre kısmen daha düşük bir performansa işaret ediyor. Yine de yüksek enflasyon ortamı ve kurların etkisiyle maliyetlerin hızla arttığı bir yılda kar-zarar dengesinin başarılı olarak yönetilebildiği görülüyor.

2022 yılında İSO İkinci 500’de diğer faaliyetlerden olağan gelir ve karlar 70 milyar TL iken, diğer faaliyetlerden olağan gider ve zararlar 63,5 milyar TL olarak gerçekleşti. Bu iki kalem arasındaki fark alındığında, İSO İkinci 500’ün 6,5 milyar TL’lik üretim faaliyeti dışı gelir elde ettiği ve bu kalemin bir önceki yıla göre sadece binde 5 oranında arttığı görülüyor. Özellikle net kambiyo gelirlerinin negatif gerçekleşmesi dikkat çekiyor.

2022’de üretim faaliyeti dışı gelirlerin karlılığa katkısı bir hayli azalmış gözüküyor. Üretim faaliyeti dışı gelirlerin dönem kar ve zarar toplamı içindeki payı 2021’de yüzde 17,2 iken 2022’de yüzde 8,7’ye gerilemiş durumda. Her ne kadar yılların kendine özgü koşulları nedeniyle farklı eğilimler yaşansa da 2022 yılında sanayicinin daha fazla esas faaliyetlerine odaklandığı ve karını gerçek işinden elde ettiği görülüyor.

Finansman giderleri, sanayi kuruluşlarının karlılıklarında temel belirleyicilerden biri olmayı 2022 yılında da sürdürdü. İSO İkinci 500’ün finansman giderleri yüzde 60,8 oranında artarak 32,3 milyar TL’ye yükseldi. Diğer taraftan, aynı yılda faaliyet karı artışının daha yüksek gerçekleşmesinin de etkisiyle finansman giderlerinin faaliyet karına oranı, 2021’de yüzde 38,2 iken 2022’de 6 puan düşüşle yüzde 32,2’ye geriledi. Finansman giderlerinin karlılık üzerindeki baskısının hafiflemesi olumlu bir gelişme olmakla birlikte 2022’deki düşük faiz ortamının yanı sıra kredi kullanımını sıkı şartlara bağlayan düzenlemelerin de burada etkili olduğu görülüyor. Ancak günümüzde faiz ve krediye erişim koşullarının o döneme kıyasla belirgin bir şekilde sıkılaşmış olması, finansman giderlerinin faaliyet karına oranındaki göreceli iyileşmenin sürdürülebilirliğini tartışmalı hale getiriyor.

Firmaların varlık ve kaynak yapısındaki gelişmeler incelendiğinde; 2022 yılında İSO İkinci 500’ün bilanço büyümesinin yüzde 68,2 olduğu görülüyor. Bu büyümenin kaynağında yüzde 100,3 artan özkaynaklar yer alırken, borçlardaki artış yüzde 48,9 ile daha sınırlı gerçekleşmiş durumda. Söz konusu veriler, geçmiş yıllardan farklı olarak aktiflerdeki büyümenin borçlanmadan ziyade özkaynak yoluyla finanse edildiğine işaret ediyor. Diğer taraftan duran varlıklar yeniden değerleme uygulamasının da katkısıyla yüzde 87,9 büyürken, dönen varlıklardaki artış yüzde 58,8 ile daha düşük gerçekleşmiş durumda.

İSO İkinci 500’ün borç/özkaynak ilişkisine bakıldığında, uzun bir aranın ardından firmaların kaynak yapısında göreli bir iyileşme söz konusu. 2022 yılında İSO İkinci 500’de borçların payı yüzde 62,5’ten yüzde 55,3’e gerilerken; özkaynakların payı yüzde 37,5’ten yüzde 44,7’ye çıkmış durumda. Bu iyileşmede, karlılığın sürdürülebilmesinin yanı sıra sınırlanan borçlanma ve yeniden değerleme uygulamasının etkisi belirleyici olmuş gözüküyor.

2022 yılında mali borçlar yüzde 38,2 oranında artarken diğer borçlardaki artış yüzde 61,6 ile daha yüksek gerçekleşti. Böylece mali borçların toplam borçlar içindeki payı yüzde 54,2’den yüzde 50,3’e inerken, diğer borçların payı yüzde 45,8’den yüzde 49,7’ye yükseldi. 2021’in ardından 2022’de de faaliyetlerin finansmanında ticari borçlar mali borçlardan daha fazla kullanıldı. Ticari borç kullanımının artması, firmaların kaynak ihtiyacını finans kuruluşlarının dışında, kendi içlerinde borçlanarak çözmeye çalıştıklarını gösteriyor. Ekonominin yavaşladığı bir dönemde bu borç döngüsüne girilmesi, reel sektörü en çok zorlayan konulardan biri olabilir. Zira bu durum, önümüzdeki günlerde sektörler arasındaki değer zincirlerinde kırılmaya neden olabilecek önemli bir risk. Borçların vadelerine göre gelişiminde ise kısa vadeli mali borçlardaki artış yüzde 70,1 ile uzun vadeli mali borçlardaki yüzde 6,3’lük artışın oldukça üzerinde gerçekleşti.

Bu sürecin en somut yansıması, kısa vadeli mali borçların toplam mali borçlar içindeki payında ortaya çıktı. 2021’in ardından 2022’de artışını sürdüren bu oran, yüzde 61,5 ile 2008 sonrası dönemin en yüksek düzeyine ulaştı. Bu artışta, negatif faiz ortamının yanı sıra yeni kredi düzenlemelerinin uzun vadeli kredilere erişimi zorlaştırırken kısa vadeli kredi kullanımını özendirmesi etkili oldu. Yüksek faiz ortamında firmaların bu durumdan çok daha olumsuz etkileneceği açık.

Sanayicilerin son yıllarda makul bir çözüm bulunmasını beklediği konulardan biri olan devreden KDV alacakları, gerek İSO 500 gerekse İSO İkinci 500 şirketleri için ciddi bir sorun olmayı sürdürüyor. Hatırlanacağı üzere bu yük İSO 500 için 2022 yılında yüzde 107 artışla 49 milyar TL’ye yaklaşmıştı. İSO İkinci 500’de ise devreden KDV bir önceki yıla göre yüzde 72,7 oranında artarak 8,9 milyar TL’ye yükseldi. Bu gelişmeler sanayi kuruluşlarının sıfır faiz ve sonsuz vade ile devlete borç vermesi anlamına gelen devreden KDV sorununun azalmak yerine daha da arttığını gösterirken enflasyondaki yüksek seyrin de sorunu derinleştirdiği görülüyor. İstanbul Sanayi Odası, bu konuda sanayiciyi rahatlatacak bir çözüm olarak devreden KDV alacaklarının banka teminatı haline getirilmesi ve özellikle Eximbank kredilerine dönük bir teminat aracına dönüştürülmesini uzun bir süredir savunmaktadır.

İSO İkinci 500’ün dikkat çeken bir başka göstergesi de teknoloji yoğunluklarına göre yaratılan katma değer dağılımı. Bu verilere bakıldığında; en yüksek payı yüzde 49,2 ile yine düşük teknoloji yoğunluklu sanayilerin aldığı ve bu grubun payını geçen yıla göre 1,4 puan artırdığı görülüyor. Benzer şekilde orta-düşük teknolojilerin payı 1,1 puan artarak yüzde 25,3’e yükselmiş durumda. Buna karşılık orta-yüksek teknolojilerin payı 1,4 puan düşüşle yüzde 23,1’e; yüksek teknolojilerin payı ise 1,1 puan düşüşle yüzde 3,5’ten yüzde 2,4’e geriliyor. Bu veriler, kuruluşlarımızın teknoloji yoğunluğu alanında belirli bir eşiği aşmakta zorlandığını ortaya koyuyor. Ayrıca ölçüm yapılan son 10 yılda önemli bir değişimin yaşanmaması da bu alanda yapısal bir dönüşümden ne kadar uzak olduğumuzu gösteriyor.

Sanayi kesiminin rekabetçiliği için AR-GE faaliyetleri hayati önem taşıyor. İSO İkinci 500’de AR-GE yapan kuruluş sayısı, 2021’de en yüksek seviyesine ulaştıktan sonra 2022’de 7 adet azalarak 228’e gerilemiş bulunuyor. Ancak bu sayının şimdiye kadarki üçüncü en yüksek seviyede olduğu da gözden kaçırılmamalı.

AR-GE yapan firma sayısındaki azalışa rağmen 2022 yılında İSO İkinci 500’ün AR-GE harcamaları anket verileri ile 2,8 milyar TL’ye yaklaştı. Bu rakam, 2021 yılındaki 1,3 milyar TL’lik harcama tutarına göre yüzde 111,5’lik artışa işaret ediyor. Buna rağmen AR-GE harcamalarının üretimden satışlara oranla binde 4’ler düzeyinde yatay seyrettiği görülüyor.

İSO İkinci 500’ün istihdamı 2022 yılında binde 1 artışla 261 bin kişiye ulaştı. Aynı yılda ödenen maaş ve ücretlerdeki artış ise yüzde 75,9 olarak gerçekleşti.

İSO İkinci 500’de halka açık kuruluşların sayısı 2022 yılında bir önceki yıla göre 5 adet artarak 26’ya geriledi. Verinin toplanmaya başladığı 2017’de 35, 2018’de 37, 2019’da 35, 2020’de 24, 2021’de 31 olan halka açık kuruluş sayısı aradan geçen beş yılda bir miktar düşüş gösterdi. Halka açılmalar, sermayenin tabana yayılması ve şirketlerin bir finansman enstrümanı olarak kullanması açısından oldukça önemli. Ancak halka açık kuruluşlar sayısının seyri, henüz çok az sayıda şirketin bu yöntemi kullandığını gösteriyor. Diğer taraftan 2022 yılında halka açılmalarda yaşanan önemli artışa rağmen bunun İSO İkinci 500’e yansımaması dikkat çekici.

İSO İkinci 500’de yer alan kuruluşlar bağlı olduğu oda bilgilerine göre sıralandığında, yıllar itibarıyla sanayideki Anadolu ağırlığının artmakta olduğu ve Türkiye’deki dağılımının daha dengeli bir gelişim göstermeye başladığı dikkat çekiyor. Son yıllarda sayısal olarak düşüş göstermesine karşın, İstanbul Sanayi Odası 142 şirket ile halen en büyük paya sahip. İstanbul Sanayi Odası’na üye kuruluşların sayısı 2022 yılında 10 adet artmış gözüküyor. İstanbul’u 39’ar şirket ile Ege Bölgesi Sanayi Odası ve Kocaeli Sanayi Odası izlerken, Gaziantep 35, Bursa 34, Konya 16 şirket ile üst sıralarda yer alıyor.

İSO İkinci 500’ün, İSO tarafından oluşturulmuş olan 10’lu sektör gruplandırmasına göre dağılımına bakıldığında, İSO İkinci 500 içerisinde yer alan firmaların yüzde 60’ından fazlasının 4 sektör grubunda toplandığı görülüyor. Bunlar sırasıyla 94 firmayla “gıda ürünleri sanayi”, 85 firmayla “tekstil ürünleri sanayi”, 73 firmayla “ana metaller ve makine imalat sanayi” ve 71 firmayla “kimyasal ürünler, plastik ve kauçuk ürünleri sanayi” sektörleri. Söz konusu dört sektör aynı zamanda 2022 yılı verilerine göre üretimden net satışların da yüzden 60’ından fazlasını gerçekleştiriyor ve bir önceki yıla göre üretimden satışlar içerisindeki paylarını da artırma başarısı göstermiş durumda.

2022 yılı İSO İkinci 500 sıralamasında üretimden satışlar büyüklüğüne göre ilk 10 şirketin sıralaması tablodaki gibi gerçekleşti. Buna göre İSO İkinci 500’de ilk sırayı 2 milyar 54 milyon liraya yaklaşan üretimden satışlar tutarı ile “Şirikçioğlu İplik ve Denim İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş.” aldı. Bu kuruluş 2021 yılında İSO 500’de 364. sırada yer alıyordu. Bu firmanın hemen ardından ikinci sırada 2 milyar 51 milyon liralık üretimden satışları ile “Safa Tarım A.Ş.” bulunuyor. Safa Tarım, 2021 yılında İSO İkinci 500 içerisinde 105. sıradaydı. Üçüncü sırada yer alan kuruluş ise 2 milyar 47 milyon lira ile “Erdoğanlar Alüminyum San. ve Tic. A.Ş.” oldu. Bu kuruluş da 2021 yılında İSO İkinci 500’de 158. sırada yer almıştı.
“Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu çalışmamızın 2022 sonuçlarını değerlendirirken; 2022 yılında küresel ekonomiyi şekillendiren üç ana faktörü göz önünde bulundurmakta yarar var. Bunlardan en önemlisi hiç kuşkusuz bugün de dünya ekonomisini etkilemeye devam eden enflasyonun geri dönmesiydi. Merkez bankaları neredeyse tüm dünyada bu konuya odaklanarak para politikalarını sert şekilde sıkılaştırmıştı.
İkinci faktör, 2022 yılının hemen başında patlak veren Ukrayna-Rusya savaşıydı. Bu savaş ile birlikte özellikle lojistik ve tedarik sorunları ortaya çıkmış, jeopolitik riskler üst seviyelere yükselmişti. Ayrıca Çin’de yeni bir pandemi korkusuyla alınan kapanma önlemleri de dünya ekonomisini etkisi altına almıştı.
Bütün bu faktörlere iklim değişikliğinin etkilerini artırması ve teknolojik rekabetin hızlanması da eklenince, 2022 yılı küresel ekonomi açısından “çoklu krizler” dönemi olarak tarihteki yerini aldı. Yaşanan eşzamanlı şokların etkisiyle küresel ekonomi yavaşladı. 2021 yılında yüzde 6,3 olan küresel büyüme, 2022 yılında yüzde 3,5’e geriledi. Her şeye rağmen Türkiye ekonomisi yüzde 5,5 ile güçlü büyüme performansını korumayı başardı.
İSO İkinci 500 sonuçlarını bu çerçevede değerlendirdiğimizde ilk dikkat çeken hususlardan biri, küresel ekonomik daralmaya rağmen İSO 500’e göre daha küçük ve orta ölçekteki şirketleri kapsayan İkinci 500 Büyük şirketlerinin yüzde 19,3 ihracat artışı yakalamasıdır. Bu artışla İkinci 500 şirketlerinin hem toplam Türkiye ihracatı hem de İSO 500’ün ihracat performansından olumlu yönde ayrıştığının altını çizmek isterim. Üretimden satışların yüzde 104,8 artmasında da önemli rol oynayan bu gelişme, ülkemizin ihracat potansiyeli açısından son derece sevindiricidir.
İSO İkinci 500’ün temel karlılık rasyolarına baktığımızda, 2021’deki zirvelere kıyasla hafif düşüş görüyoruz. Ancak yüksek enflasyon ortamı ve kurların etkisiyle maliyetlerin hızla arttığı bir yılda bu durumun olağan karşılanması gerektiğini ve her şeye rağmen kar-zarar dengesinin yönetilebildiğini söylemek gerekiyor.
Araştırmamız kapsamında her yıl dikkatle takip ettiğimiz AR-GE harcamaları üretimden satışlarla uyumlu bir oranda artmış görünüyor. Ne var ki, teknoloji yoğunluklarına ilişkin göstergeler henüz bu alanda yapısal bir dönüşümün işaretlerini vermekten oldukça uzak görünüyor. Çünkü şirketlerimizin bu alana ayırdıkları kaynak maalesef yeteri kadar artmıyor. Geleceğin rekabet koşullarında ayakta kalabilmek için şirketlerimizin bu konuda daha hevesli ve motive olması gerekiyor.
Özetlemek gerekirse, yıl genelinde sanayi sektörünü etkileyen iç ve dış faktörler düşünüldüğünde İSO İkinci 500’ün genel olarak başarılı bir yıl geçirmiş olduğunu söylemek mümkün. Ancak 2022’de öne çıkan olumlu gelişmelerin uzun vadede sürdürülebilir olup olmadığını ekonomi politikalarında yeniden bir kırılmanın yaşandığı 2023’ün verileri ile çok daha net bir şekilde analiz edebileceğiz. Belirsizliklerle dolu bir küresel rekabet ortamında, dijital ve yeşil dönüşüm gibi çok önemli iki yapısal dinamikle yüzleşiyoruz. Böyle bir dönemde, iktisadi koşullardaki dalgalanmalara daha duyarlı olan orta ve küçük ölçekli sanayi kuruluşlarımıza verilecek desteğin önemini bir kez daha vurgulamak istiyorum.
Son olarak, başta deprem bölgesindeki firmalarımız olmak üzere, yoğun çalışma temposu altında bu araştırmada yer almak için verilerini bizimle paylaşan tüm şirketlerimize bir kez daha teşekkürlerimi iletiyorum.”
Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu – 2022 araştırmasının sonuçlarını görmek için tıklayınız.
İlginizi Çekebilir
BORSA
SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması
Yayınlanma:
7 saat önce|
03/06/2026Yazan:
BankaVitrini
Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü
SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.
Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.
Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?
SASA ne yaptı?
Şirketin açıklamasına göre;
- Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
- 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
- Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
- Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
- Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.
Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.
Şirket açısından olumlu sonuçlar
PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:
1. Döviz borcu azaldı
Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.
2. Finansal kaldıraç düştü
Borç/özkaynak dengesi iyileşti.
3. Faiz yükü azaldı
Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.
4. Nakit çıkışı önlendi
Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.
Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.
Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?
Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.
Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.
Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.
Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:
- Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
- Arz edilen pay miktarı arttı.
- Satış baskısı oluştu.
- Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
- Portföy değerleri eridi.
Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?
Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.
Tahvil yatırımcısı:
- Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
- Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
- Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.
Borsa yatırımcısı ise:
- Açık piyasadan hisse aldı.
- Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
- Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.
Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”
İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?
Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.
Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.
Bunun birkaç nedeni bulunuyor.
1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu
PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.
2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı
Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.
3. Satış baskısı öngörülemedi
Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.
4. Güven sorunu oluştu
Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.
Yatırımcılar yanıltıldı mı?
Bu soru bugün en çok tartışılan konu.
Ancak hukuki açıdan bakıldığında;
“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.
Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.
Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.
Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.
Asıl sorun ne?
Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.
Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.
Ancak bu kararların;
- Küçük yatırımcıya etkileri,
- Riskleri,
- Olası fiyat baskıları,
- Seyrelme sonuçları,
yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.
Sonuç
SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.
Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.
Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.
Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.
Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.
Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.
Bankavitrini.com Analiz
BANKA HABERLERİ
Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi
Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi
Yayınlanma:
10 saat önce|
03/06/2026Yazan:
BankaVitrini
Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.
Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.
Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.
Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.
Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.
Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.
Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.
‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.
Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.
– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’
Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.
Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:
‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’
BANKA HABERLERİ
Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı
Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi
Yayınlanma:
12 saat önce|
03/06/2026Yazan:
BankaVitrini
Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.
Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.
Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:
’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.022)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.576)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (559)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.973)
- GÜNCEL (4.403)
- GÜNDEM (3.549)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.669)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (575)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.415)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (55)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (9)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (795)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (106)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (51)
- Onur ÇELİK (49)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (90)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (18)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Resmi Gazete'de bugün (04.06.2026) 03/06/2026
- İran: Müzakerelerde somut bir ilerleme sağlanamadı 03/06/2026
- Fed'in Bej Kitap raporunda yüksek enflasyon vurgusu 03/06/2026
- Morgan Stanley ve UniCredit'ten ‘Warsh’ uyarısı 03/06/2026
- Bessent: Enflasyondaki yükseliş kısa vadeli olacak 03/06/2026
- Otokar, Automecanica'nın yüzde 96,77'sini devraldı 03/06/2026
- Trump Ankara'daki NATO zirvesine katılacak 03/06/2026
- ABD fabrika siparişlerinde 11 ayın en büyük artışı 03/06/2026
- ABD'de hizmet faaliyetleri toparlandı 03/06/2026
- ABD-İran geçici anlaşma görüşmelerindeki temel anlaşmazlık konuları 03/06/2026
SON YAZILAR
- SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması 03/06/2026
- Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi 03/06/2026
- Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı 03/06/2026
- Bankalar çiftçiyi nasıl finanse ediyor? 02/06/2026
- Barış masası sallanıyor, piyasalar hâlâ diplomasiye şans tanıyor 02/06/2026
- Geleceğin Bankalarını Don Kişotlar mı Kuracak? 01/06/2026
- Matematiğin Prensi Gauss: Bankacılıktan Yapay Zekâya Uzanan Miras 31/05/2026
- Sanayide eleman krizi vasıfsız işçiye de sıçradı 30/05/2026
- Haziran–Ağustos’ta 2 trilyon TL borç servisi: Hazine büyük sınava giriyor 30/05/2026
- TURİZMDE ALARM ZİLLERİ: 1.500 OTEL SATIŞTA 29/05/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
