Connect with us

GÜNCEL

ÇALIŞAN İŞVERENDEN NE BEKLİYOR?

Yayınlanma:

|

İş ve özel hayat ayrımı kavramının artık ortadan kalktığı günümüzde, şirketler çalışma odaklı yaklaşımdan yaşam odaklı yaklaşıma geçiyor. Çünkü yaşam bir bütündür. Bu çerçevede çalışanın fiziksel, ruhsal ve sosyal olarak tam iyilik halini yakalaması gerekiyor.

Günümüz iş dünyasında son on yılda yaşananlarla birlikte şirketler, değişen çalışan beklentilerini doğru okuyarak onlara uygun yaşam deneyimi geliştirme konusunda çalışmalara başladılar.

Yapılan çalışmalar, etkili bir çalışan yaşam deneyiminin, kuruma bağlılığı ve genel performansı büyük ölçüde etkilediğini gösteriyor. Araştırma verilerine göre, bu yönde çalışan şirketlerde performans %25 oranında yükselirken, harcanan her 1 USD’a karşılık, verimliliğin artırmasıyla birlikte 4 USD geri dönüyor.

Şirketlerin 2024’teki Önceliği “Kurumsal Esenlik”

Yaşam odaklı yaklaşımın, insan kaynakları stratejilerinin etkili bir şekilde kurgulanması ve uygulanması için en önemli başlıklar arasında yer aldığına dikkat çeken LifeClub Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Elif Elkin, “Günümüzde iş ve ev yaşamı arasındaki ayrımın ortadan kalmaya başladığını söyleyebiliriz. Özellikle pandemi dönemindeki evden çalışma sürecinde sistemi bu farkın ortadan kalkmasını oldukça hızlandırdı. Teknolojinin hızlı ilerleyişiyle ortaya çıkan akıllı telefonlar ve taşınabilir bilgisayarlar bu anlamda zaten zemini hazırlamıştı. Bu gelişmeler şirketleri de yeni arayışlara iterken, görüyoruz ki insan odaklı yaklaşımın yerini yaşam odaklı yaklaşım aldı. Çünkü gerek ev gerekse de iş yaşamı bir bütünün parçaları ve o bütün de yaşamın kendisidir.

Amerikan İnsan Kaynakları Enstitüsü’nün (AIHR) son yayınlanan araştırması 2023’te şirketlerin birinci önceliğinin kurumsal esenlik olduğunu ve 2024’te de bunun devam edeceğini gösteriyor. Biliyoruz ki, çalışanlarının esenliği yüksek olan şirketlerin verimlilik, performans ve hatta karlılık katsayıları da yükseliyor. Bugün artık biliyoruz ki iyilik (wellness) ve sağlık, bütünsel olarak ele alınmalı. 1947 yılında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) sağlık kavramını tanımlarken “sadece hasta olmamak demek değil, fiziksel, ruhsal ve sosyal anlamda tam iyilik hali” olarak tanımlamış. Bugün iş yaşamında da şirketlerin bu tanım doğrultusunda, çalışanlarının esenliği için pek çok uygulamayı hayata geçirdiğini görmek bu anlamda sevindirici. Son dönemde pek çok şirket; çalışanlarının bütünsel sağlığı için fiziksel aktivitelerini artırarak zinde kalmalarını, sağlıklı beslenerek ideal kilolarına ulaşmalarını, verimli bir uyku düzenine sahip olmalarını, zihin sağlığını iyileştirmelerini, güçlendirmelerini sağlayacak çözümlere yöneliyor” dedi.

Şirketler İçin Çalışan Yaşam Deneyimi

“LifeClub olarak amacımız, birey ve kurumların sağlıklı yaşam yolculuklarında kişiye özel rehberlik sunmak.” diyen LifeClub Genel Müdürü Elif Elkin, çalışma sistemlerini şöyle anlattı: “LifeClub ekosistemi ile kurumlara çalışanlarının bütünsel sağlık yönetimine katkıda bulunabilmeleri, kurumsal esenlik seviyelerini iyileştirebilmeleri için fiziksel ve dijital çözümler sunuyoruz. Şirketler, bir SuperApp olan LifeClub uygulamasında yer alan diyet, hareket, zihin sağlığı modüllerimiz ile tüm bu hizmetleri ihtiyaca yönelik olarak tek bir noktadan çalışanlarının kullanımına açabiliyor. Kurumsal iyilik sağlık için, şirketlerin ihtiyaçları doğrultusunda tasarladığımız üyelikler ile; birebir diyetisyen, psikolog, fizyoterapist, spor eğitmeni görüşmeleri, yine sağlık koçluğu seansları da şirketlerin çalışanlarına kişiye özel bütünsel sağlık yönetimi hizmeti kapsamında sağlamak istediği hizmetler arasında. Tüm bunları, Acıbadem Sağlık Grubu’nun deneyimi, uzmanlığı ve yüksek kalite standartlarından aldığımız güç ile gerçekleştirmek, iş ortaklarımızda güven yaratıyor elbette. Bugünün iş dünyasında çalışanların yaşam deneyiminin nasıl iyileştirilebileceğine odaklanan çözümler üretmemiz şart. Pek çok araştırmada görüyoruz ki, çalışanların beklentisi de bu yönde. Sadece kendi ihtiyaçları konusunda değil, yaşamı paylaştığı eşi, çocuklarının da ihtiyaçları ile ilgili kurumlarından destek bekliyorlar – LGS’ye ya da üniversiteye hazırlanan çocuğu için psikolojik destek de olabilir, kilo problemleri nedeni ile sağlığı olumsuz etkilenen eşine diyetisyen takibinde programlar oluşturulması da. Bu bağlamda birlikte çalıştığımız şirketlerle farklı iş modelleri ile ilerleyebiliyoruz, çünkü her kurumun ihtiyacı farklı olabiliyor. Kimi şirket; tüm çalışanlarına sunduğu LifeClub Kurumsal Üyeliği ile, Çalışan Destek Programı kapsamında iyi olma hallerini korumalarına ve daha sağlıklı olmalarına destek olurken; bir diğer iş ortağımız çalışanlarına esnek yan hak programı kapsamında LifeClub Sağlık Üyeliği seçeneği sunabiliyor.

Bu minvalde sunulan LifeClub Sağlık Üyeliği içeriklerini esnek altyapımız sayesinde şirket çalışanların ihtiyaçlarına göre şekillendiriyoruz. Birebir online diyetisyen hizmeti, uzman klinik psikologlarımız ile sunduğumuz psikoterapi seansları, alanında uzman kişiler ile şirket çalışanlarını buluşturduğumuz webinarlar ve diğer tüm faaliyetlerimiz bu bakış açısına sahip şirketlere büyük operasyonel kolaylık sağlıyor.”

Kişiye Özel İyilik, Sağlık

LifeClub’ın çalışanların gündelik yaşam stresi ile kolayca başa çıkabilmesi ve verimli bir şekilde çalışabilmesi için birçok imkanı bir arada sunduğuna değinen Elif Elkin, sözlerini şöyle tamamladı: “LifeClub Wellness modülünde; çalışanların iyi olma hallerini korumak için ihtiyaçları doğrultusunda farklı dijital çözümleri tek bir uygulamada sunuyoruz. Acıbadem Sağlık Grubu Diyetisyen ekibi rehberliğinde hazırladığımız LifeClub Diyet ile şirket çalışanları, algoritmanın kişiye özel bilgiler ve ihtiyaçlar doğrultusunda şekillendirdiği sağlıklı beslenme programlarını ücretsiz olarak oluşturabiliyorlar. Bunun yanı sıra sağlıklı beslenme ve kilo yönetimi konusunda uzman diyetisyenlerden birebir yönlendirme hizmeti almaları ya da bu menüdeki içeriğin evlerine, ofislerine gönderilmesi de mümkün.

Uygulamada yer alan LifeClub Hareket bölümünde çalışanlar ihtiyaçlarına göre oluşturabilecekleri kuvvetlenme, esneme, yağ yakma programlarını seçimlerine özel hazırlanan videolardan takip edebiliyorlar.

LifeClub Blog’da sağlıklı yaşam ile ilgili her konuda güncel kılavuzlar eşliğinde uzmanlar tarafından hazırlanan bilgilere erişebiliyorlar, makaleler okuyup, videoları izleyip, uzmanlarla çekimleri gerçekleştirilen “İyilik Sağlık Sohbetleri” başlığı altındaki podcastleri dinleyebiliyorlar.

LifeClub Zihin Sağlığı bölümünde, nefes egzersiziyle güne enerjik başlayıp, meditasyon ile rahat ve derin bir uykuya dalarak günü bitirebiliyorlar. LifeClub uygulamasında adımlarını takip edip, uzmanlarla ücretsiz ön görüşmeler yaparak merak ettikleri konular ile ilgili danışabiliyorlar.

LifeClub Sağlık modülünden bahsedecek olursak; LifeClub Sağlık üyelikleri ile 3 aşamada çalışanların bütünsel sağlık yönetimine rehberlik ediyoruz. Kişiye özel atanan ‘LifeClub Hekimi’ rehberliğinde, üyelerimizin mevcut sağlık durumları analiz ediliyor, iyileştirme alanları belirlenip, ardından kendilerine özel bir Sağlık Planı ile beslenme, fiziksel aktivite, uyku düzeni, bağışıklık sistemi konusunda almaları gereken aksiyonlar ve takip etmeleri gereken periyodik kontroller netleştiriliyor. Sonrasında da yıl boyu hep yanlarında olarak, hatırlatma ve organizasyonlarla bu süreci yönetmelerini sağlıyoruz. Türkiye’de ortalama ömür 78, ancak 59’dan sonrasını sağlıklı yaşamıyoruz. Oysaki 20 yıl sonraki yaşam kalitemizi bugün attığımız adımlarla biz belirliyoruz. Sürdürülebilir sağlıklı yaşam için yapmamız gerekenler net. Üyelerimizin bu yolculuklarında yanlarında olmak, doğru bilgilendirme, takip ve motivasyonla hayatlarına değer katmak en büyük hedefimiz.

Öte yandan, uygulamada yer alan LifeClub Platform modülünden kendi ihtiyaçları doğrultusunda sağlıklı yaşamla ilgili ürün, hizmet ve programları satın alabiliyorlar. Uyku düzenleme programından bağırsak sağlığına, aromaterapi eğitiminden yoga derslerine, cilt bakım ürünlerinden spor kıyafetlerine kadar çok geniş bir yelpazede ve her geçen gün genişleyen bir kapsamla tek noktadan hizmet sunuyoruz.”

Okumaya devam et

BORSA

SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü

SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.

Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.

Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?

SASA ne yaptı?

Şirketin açıklamasına göre;

  • Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
  • 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
  • Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
  • Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
  • Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.

Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.

Şirket açısından olumlu sonuçlar

PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:

1. Döviz borcu azaldı

Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.

2. Finansal kaldıraç düştü

Borç/özkaynak dengesi iyileşti.

3. Faiz yükü azaldı

Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.

4. Nakit çıkışı önlendi

Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.

Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.

Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?

Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.

Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.

Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.

Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:

  • Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
  • Arz edilen pay miktarı arttı.
  • Satış baskısı oluştu.
  • Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
  • Portföy değerleri eridi.

Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?

Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.

Tahvil yatırımcısı:

  • Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
  • Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
  • Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.

Borsa yatırımcısı ise:

  • Açık piyasadan hisse aldı.
  • Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
  • Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.

Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”

İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?

Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.

Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.

Bunun birkaç nedeni bulunuyor.

1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu

PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.

2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı

Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.

3. Satış baskısı öngörülemedi

Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.

4. Güven sorunu oluştu

Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.

Yatırımcılar yanıltıldı mı?

Bu soru bugün en çok tartışılan konu.

Ancak hukuki açıdan bakıldığında;

“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.

Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.

Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.

Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.

Asıl sorun ne?

Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.

Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.

Ancak bu kararların;

  • Küçük yatırımcıya etkileri,
  • Riskleri,
  • Olası fiyat baskıları,
  • Seyrelme sonuçları,

yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.

Sonuç

SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.

Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.

Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.

Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.

Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.

Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.

Bankavitrini.com Analiz

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.

Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.