GÜNCEL
Gig Ekonomisine Hazır Mısınız?
Yayınlanma:
3 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Yıl 2030. Yirmili yaşlarında iki genç, sahilde oturmuş kahvelerini yudumluyorlar ve sohbet ediyorlarmış.
– Eskiden insanlar 9-6 çalışıyorlarmış ve senede sadece 15 gün tatil yapıyorlarmış. Ne kötü insanın tüm hayatının önemli bir bölümünü işe gidip gelirken ve ofis ortamında geçirmesi.
Diğeri yanıtlamış:
– Aslına bakarsan çok da eski bir zaman değil, yapay zekayla birlikte her şey çok hızlı değişti. Pandemiyle esnek çalışma modeline geçilmiş ama sonra bazı firmalar ofis modelinde devam etmişler. Sanırım o dönemde de insanlar anlam arayışına girerek birçoğu işten ayrılmış ve girişimci olmuş. GİG ekonomisini hızla kavrayan ve kendilerini hazırlayanlar da bizim gibi çalışmaya başlamışlar.
– Ben kalkıyorum, yoga dersim var. Sonra da eve geçeceğim, gece bitirmem gereken işler var. Muhtemelen sabahlarım. Haberleşiriz.
– Tamamdır. Ben de bir yüzüp çıkayım, bugün kendime off day yaptım.
Bu satırları okurken siz de içinizden ne hoş bir hayal dediniz mi? Yoksa size gerçekçi gelmedi mi?
Eğer yakın gelecek için biraz ütopik bulduysanız yanılıyorsunuz. Size yeni yıla girmeden aklınızı çelecek bir konudan bahsedeceğim: GİG EKONOMİSİ.
Cambridge sözlüğünde konu şöyle tanımlanıyor:
Bir işveren için çalışmak yerine, kişilerin geçici işlerde çalıştırılmasına veya her biri ayrı ücret ödenen ayrı işler yapmasına dayanan bir çalışma şekli.
Gig ekonomisi, geçici, serbest veya bağımsız çalışanların, genellikle belirli projelerde veya görevlerde çalıştığı bir ekonomi modelini ifade ediyor. Gig Ekonomisi’nde işveren bir nevi müşteriye ve çalışan da tedarikçiye dönüşüyor. Aslına bakarsanız sabah dokuz akşam altı iş modeli yerini kendi işini yapan minik minik girişimcilere eviriyor da dileyebiliriz.
Yaratıcı endüstri alanları olarak nitelendirilen bilgi teknolojileri, yazılım, bilgisayar hizmetleri, TV, film, video, fotoğraf ve dijital içerik üretim faaliyetleri, tasarım faaliyetleri (endüstriyel tasarım, moda, grafik tasarım), reklam ve pazarlama faaliyetleri alanlarındaki yaratıcı bireyler bu yeni ekonomi alanının “gig işçileri” (gig workers) olarak değerlendiriliyor. Ancak sadece bu alanda çalışanlar için değil, herhangi bir konuda uzmanlığınız varsa ve bu alanda isim yapacak kadar nitelikliyseniz siz de bu ekonominin bir işçisi haline gelebilirsiniz. Gig ekonomisi içinde başarılı olan birçok isim bulunuyor.
jQuery kütüphanesini yaratmasıyla tanınan John Resig, serbest yazılımcı olarak başarıyla çalışıyor ve açık kaynak projelerde de etkin bir şekilde yer alıyor. Jessica Hische, tipografi ve grafik tasarım alanında ünlü bir isim. Freelance çalışmalarının yanı sıra kitap kapakları, marka tasarımları gibi büyük projelerde de yer aldı. Neil Patel, dijital pazarlama konusundaki uzmanlığıyla biliniyor. Kendi dijital pazarlama ajansını kurdu ve birçok büyük markaya danışmanlık yaptı. Carol Tice, serbest yazarlık ve editörlük konusunda uzmanlaşmış bir isimdir. Freelance yazma konusunda danışmanlık yapıyor ve kendi yazarlık kurslarını yönetiyor. Marie Forleo, kendi işini kurmuş bir eğitmen, koç ve yazar olarak bilinir. İnternet üzerinden pazarlama ve iş konularında birçok kaynak sunuyor.
Hatta tıp doktoru Ali Abdaal, aynı zamanda bir You Tubber ve Online eğitim konusunda içerikler üreterek kendi kurslarını oluşturuyor.
Bu isimler, kendi alanlarında uzmanlaşarak gig ekonomisinde başarı elde etmiş ve kendi markalarını oluşturmuş profesyoneller. Ancak, her sektörde birçok başarılı freelancer bulunuyor ve başarıyı belirleyen faktörler genellikle kişinin uzmanlık alanına, çabalarına ve pazar ihtiyaçlarına uygunluğuna dayanıyor.
Birçok firma gig ekonomisi modeline uymaya çalışıyor ve bu modele uygun iş modelleri geliştiriyor.
Örneğin;
Uber ve Lyft: Sürücülerle yolcuları eşleştiren ve sürücülere bağımsız olarak çalışma olanağı tanıyan bir mobil uygulama tabanlı platform sağlıyor.
Airbnb:
Airbnb, ev sahipleri ile konaklamak isteyen misafirleri bir araya getiren bir platform sunuyor. Ev sahipleri, kendi evlerini kiraya vererek gelir elde edebiliyorlar.
Upwork ve Fiverr:
Bu çevrimiçi platformlar, serbest çalışanları (freelancer) ve işverenleri bir araya getiriyor. Upwork özellikle geniş bir yetenek yelpazesi sunarken, Fiverr genellikle belirli beceri setlerine odaklanıyor.
TaskRabbit:
TaskRabbit, kullanıcıların belirli görevleri tamamlamak için yerel bağımsız işçileri işe almasına olanak tanıyan bir platform.
Deliveroo ve DoorDash:
Bu platformlar, bağımsız kuryeleri restoranlarla ve müşterilerle eşleştirerek yiyecek teslimatı hizmeti sunuyor.
Freelancer ve Guru:
Bu çevrimiçi platformlar, serbest çalışanları işverenlerle buluşturuyor ve genellikle yazılım geliştirme, tasarım, yazı işleri gibi çeşitli alanlarda projeler sunuyor.
Son yirmi yılda hayatımıza giren Youtuber’lık, bloggerlık, trendsetter , sosyal medya uzmanlığı gibi yeni meslekler de aslında GİG ekonomisinin yarattığı serbest çalışma biçimi. Şimdilik göze çarpanlar teknolojiyle bağlantılı meslekler gibi dursa da aslında birçok profesyonel kendi uzmanlığı bazında bu ekonominin bir parçası olacak gibi. Şu anda bu ekonomi 455 milyar Amerikan Doları civarında bir hacme sahip. Edison Research araştırmasına göre, Amerika’da 18–34 yaş aralığında serbest çalışan bireylerin %53’ü, Gig ekonomisini ana gelir kaynağı olarak kullanıyor. McKinsey raporuna göre ise, standart ekonomik koşullarda istihdam sağlayan her 6 kişiden 1’i, bağımsız çalışarak maddi kazanç sağlamak istiyor. BCG Henderson’ın yaptığı bir araştırmaya göre; dünya genelindeki yöneticilerin yaklaşık %40’ı, önümüzdeki beş yıl içinde şirketlerindeki serbest çalışan sayısının artacağını ifade ediyor.
Bu ekonomiye dahil olmak için gerekli uzmanlıklar
Gig ekonomisi içinde başarılı olabilmek için belirli uzmanlık alanlarına odaklanmak önemli.Ancak, hangi uzmanlık alanlarının geliştirilmesi gerektiği, bireyin yetenekleri, ilgi alanları ve pazar taleplerine bağlı olarak değişebilir. İşte gig ekonomisinde başarılı olmak için geliştirilebilecek bazı ana uzmanlık alanları:
Dijital Beceriler:
Programlama, web geliştirme, veri analizi, dijital pazarlama gibi dijital becerilere sahip olmak, çeşitli projelerde çalışmak için gerekli.
Yaratıcı Sanatlar ve Tasarım:
Grafik tasarım, illüstrasyon, fotoğrafçılık gibi yaratıcı sanat ve tasarım becerileri, freelance çalışanlar için çeşitli projelerde talep görebilir.
Yazılı İletişim:
İyi bir yazılı iletişim becerisi, içerik üretimi, kopya yazımı, blog yazımı gibi alanlarda freelance çalışmak için avantaj sağlar.
Dil Yetenekleri:
Birden fazla dil bilmek, çeviri, metin yazarlığı veya dil öğretimi gibi alanlarda gig çalışmaları için fırsatlar yaratabilir.
Program Yönetimi ve Proje Yönetimi:
Projeleri etkili bir şekilde yönetme becerileri, özellikle koordinasyon ve iş takibi gerektiren alanlarda gig çalışmalarında tercih ediliyor.
İnsan Kaynakları ve Koçluk:
İnsan kaynakları, işe alım, eğitim ve koçluk konularındaki uzmanlık, şirketlere danışmanlık hizmetleri sunma potansiyeli taşıyor.
Eğitim ve Eğitmenlik:
Eğitim uzmanları, online eğitim programları oluşturma, uzaktan eğitim sağlama veya kurumsal eğitimler verme gibi gig çalışmalarında yer alabilir.
Teknoloji ve Yazılım Eğitimi:
Teknoloji ve yazılım konularında uzmanlık, eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunmak için fırsatlar yaratabilir.
Sağlık ve Refah:
Sağlık, beslenme, yoga gibi sağlık ve refah alanlarında uzmanlık, online koçluk veya danışmanlık yapma fırsatları sunabilir.
Sosyal Medya Yönetimi:
Sosyal medya hesapları yönetimi, içerik stratejileri oluşturma ve dijital pazarlama alanında uzmanlık, işletmeler için önemli hale geldiğini zaten biliyoruz.
İnsan kaynakları departmanı bu yeni iş modeline nasıl hazırlanabilir?
İş gücü modelinin değişimiyle beraber insan kaynakları alanında yetenek bulma ve yönetme daha kritik bir konu haline geliyor. Kurum içi insan kaynakları departmanlarının da üzerine düşen kritik görevler olacak.
Gig İş Gücünü Tanıma:
IK departmanı, organizasyon içinde gig ekonomisi ile çalışabilecek departmanların ve hangi işlerin bu modelle yapılabileceğinin farkında olmalı. Bu kişilerin kim olduğunu ve hangi projelerde yer aldıklarını belirlemelidir. Bu, departmanın işgücünü daha iyi anlamasına yardımcı olur.
İhtiyaç Analizi Yapma:
Hangi beceri setlerine ihtiyaç duyulduğunu ve bu becerilere sahip gig çalışanlarının nasıl bulunacağını belirlemek için düzenli ihtiyaç analizleri yapılmalı.
Gig Çalışanları ile İletişim Kurma:
IK departmanı, gig çalışanları ile etkili bir iletişim kurmalı. Beklentilerin netleştirilmesi, iş tekliflerinin açıklığa kavuşturulması ve geribildirim süreçlerini yeniden tasarlanması vb.
Performans Yönetimi ve Değerlendirme:
Gig ekonomisiyle çalışanların performanslarını değerlendirmek ve geribildirimde bulunmak, iş ilişkilerini sürdürülebilir kılmak adına önemli. Bu süreçler düzenli olarak uygulanmalı.
Sosyal ve Hukuki Konuları Ele Alma:
Güvencesiz çalışma ilişkilerinden kaynaklanan sosyal ve hukuki konuları ele almak, adalet ve şeffaflık sağlamak da kritik hale geleceğinden IK departmanı, bu konulara yönelik politika ve prosedürleri güncellemelidir.
Eğitim ve Gelişim Olanakları Sağlama:
Gig çalışanlarına yönelik eğitim ve gelişim olanakları sunmak, hem onların yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olur hem de organizasyonun ihtiyaçlarına daha iyi uyum sağlar.
Gig Çalışanları ile İlişkileri Yönetme:
IK departmanı, gig çalışanlarını sadece birer kaynak olarak değil, aynı zamanda uzun vadeli bir iş ilişkisi potansiyeli taşıyan bireyler olarak görmelidir. Bu amaçla iş memnuniyeti ve bağlılık için çeşitli destek mekanizmaları oluşturabilir.
Teknolojik Altyapı ve Platformları İnceleme:
Çevrimiçi platformlar ve diğer teknolojik araçlar üzerinden iş bulma ve yönetme süreçlerini incelemek, etkili bir şekilde entegre etmek için teknolojik altyapıyı gözden geçirmek önemlidir.
IK departmanının bu adımları takip etmesi, gig ekonomisiyle çalışanları daha iyi yönetmesine ve organizasyonun hedeflerine daha etkili bir şekilde katkıda bulunmalarına olanak tanıyabilir.
Elbette bu dönüşümün bazı sancıları ve riskleri var. Her şeyden önce belli bir uzmanlık alanı olmayan çalışanlar için iş güvencesi ve sigorta, maaş ve yan haklar ortadan kalkacak ve birçok kişi için belirsiz bir gelire sahip olmak sorun teşkil edecektir. İşverenler için ise sadakat, kurum kültürü ve kalite gibi konularda problemler yaşanabilecektir.
Yüksek enflasyon, azalan kaynaklar, iklim krizi ve su savaşlarının gelecek çeyrekte gündemde olacağını göz önüne alırsak bu dönüşüm kaçınılmaz gibi gözüküyor. Konu ilgimi çekiyor ve daha çok bilgi sahibi olmak istiyorum diyenlere de birkaç iyi kaynağın ismini buraya bırakıyorum. Bu kitaplar, gig ekonomisi, serbest çalışma ve girişimcilikle ilgili konularda kapsamlı bilgi sunan kaynaklardan sadece birkaçı. İlgilendiğiniz konulara odaklanan ve sizi ileriye taşıyacak kitapları seçmek, kendi yolculuğunuzda size rehberlik edebilir.
Bu vesileyle yeni yıla girerken hepimiz için barış, sevgi ve hoş görü bir gelecek diliyorum.
- “The Gig Economy: A Modern Guide to Freelancing, Consulting, and Side Hustling” – Diane Mulcahy
- “The $100 Startup: Reinvent the Way You Make a Living, Do What You Love, and Create a New Future” – Chris Guillebeau
- “Company of One: Why Staying Small Is the Next Big Thing for Business” – Paul Jarvis
- “The Lean Startup: How Today’s Entrepreneurs Use Continuous Innovation to Create Radically Successful Businesses” – Eric Ries
- “Freelance to Freedom: The Roadmap for Creating a Side Business to Achieve Financial, Time and Life Freedom” – Vincent Pugliese
- “The 4-Hour Workweek: Escape 9-5, Live Anywhere, and Join the New Rich” – Timothy Ferriss
Başak TECER-HBR
İlginizi Çekebilir
BANKA HABERLERİ
2026 ikinci çeyrek finansal sonuçlarını açıklayan
Yayınlanma:
9 saat önce|
23/07/2026Yazan:
BankaVitrini
Türk Ekonomi Bankası (TEB) 2026 yılı ikinci çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. 30 Haziran 2026 tarihi itibarıyla TEB’in aktif toplamı 841 milyar TL olurken, net kârı 8 milyar 860 milyon TL olarak gerçekleşti. TEB’in ekonomiye ve müşterilerine sağladığı desteğin en önemli göstergesi olan kredileri toplam aktiflerinin yüzde 61,63’ünü oluşturdu. Her dönem olduğu gibi risk yönetimine ve aktif kalitesine öncelik veren TEB’in toplam kredileri yılın ikinci çeyreğinde 518 milyar TL seviyesinde gerçekleşirken aynı dönemde toplam mevduatı ise 560 milyar TL oldu. 2026 yılında güçlü sermaye yapısıyla birlikte istikrarlı büyümeyi sağlayan ve kârlılığını sürdürülebilir bir şekilde devam ettiren TEB’in öz kaynakları 67,3 milyar TL olurken, sermaye yeterlilik rasyosu hedef rasyo olan yüzde 12’nin üstünde, yüzde 16,81 oranında gerçekleşti.
Türk Ekonomi Bankası (TEB), 2026 yılının ikinci çeyreğinde büyüme stratejisini dijitalleşme ve müşteri odaklı yaklaşımıyla başarılı bir şekilde sürdürdü. Müşterilerine çeşitli yatırım fonlarına erişim imkânı sunan TEB, ticari müşterilerinin finansal süreçlerini geleceğin dijital altyapısıyla yeniden şekillendiriyor. Bu sayede işletmeler finansal operasyonlarını çok daha hızlı, izlenebilir ve esnek bir yapıda yönetiyor.
Banka aynı zamanda kadınların ekonomideki yerini güçlendirme hedefiyle kadın bankacılığı çalışmalarını genişletmeye devam ediyor. İGE iş birliğiyle kadın ihracatçılara 40 milyon TL’ye varan kredi imkânı tanıyan TEB, EBRD ile yürütülen TurWIB projesi kapsamında alınan 50 milyon Euro’luk fonun ilk 25 milyon Euro’luk diliminin yüzde 75’i kadın girişimcilere kullandırıldı ve kadın işletmecilere verilen kredilerde yüzde 16 oranında büyüme kaydedildi. Banka, kadın bankacılığı çalışmalarına bir yenisini ekleyerek EBRD iş birliği ve JPMorganChase desteğiyle Geleceğe Yön Veren Kadınlar Programı’nı da başlattı. TEB yeni programıyla önümüzdeki dönemde dijital dönüşüm, finansal yönetim, marka yönetimi, pazarlama, ihracat, verimlilik ve büyüme stratejileri gibi alanlarda uzman danışmanlardan grup danışmanlığı desteği vererek kadın işletmecileri geleceğe hazırlayacak.
Kurulduğu 2012 yılından bu yana 21 milyonu aşkın bireye ulaşan TEB Aile Akademisi ise finansal kapsayıcılık vizyonuyla faaliyetlerine hız kesmeden devam etti. 2026 yılı Haziran ayı itibarıyla finansal okuryazarlık, iklim okuryazarlığı ve girişimci kadın liderlik eğitimleri kapsamında 5 bini aşkın kişiye ücretsiz olarak yüz yüze ve online eğitimler verildi.
Girişim Bankacılığı çalışmaları kapsamında yenilikçi iş fikirlerini ekonomiye kazandırmaya ve girişimcilik ekosistemini güçlendirmeye devam eden TEB; ODTÜ Teknokent ve La French Tech İstanbul iş birliğiyle girişimcileri Paris’te düzenlenen ve Avrupa’nın en büyük Teknoloji fuarlarından biri olan VivaTech’te ağırlayarak, küresel pazarlarda görünürlük kazanmalarına destek oldu. Diğer yandan, uygulayıcı kuruluşlarından biri olduğu TÜBİTAK BiGG’de, dört kurum ortaklığında gerçekleştirilen U4Venture programının jüri ve Investor Day süreçlerini üstlenerek girişimcileri yatırımcılarla buluşturdu. Banka, TİM TEB Girişim Evi 2026 yılı programları kapsamında yeni girişimcileri hızlandırma programlarına dahil ederek girişimcilerin yeteneklerini ve potansiyellerini en iyi şekilde değerlendirebilmeleri için de çalışmalarına devam ediyor.
Kurumsal bankacılık alanında işletmelere sağladığı finansman desteğini küresel iş birlikleriyle güçlendiren TEB, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) Türkiye’de ilk kez TEB aracılığıyla kullandırdığı Dijital Dönüşüm Finansman Programı (DTFF) kapsamında toplam 25 milyon Euro tutarındaki iki dilimli kredi anlaşmasının 15 milyon Euro’luk ikinci dilimini temin ederek, KOBİ’lerin dijital dönüşüm süreçlerindeki finansman ihtiyaçlarını desteklemek amacıyla kullanıma sundu.
Öte yandan, uluslararası fonlama kapasitesini artırmaya devam eden TEB, Mart 2026’da kurulumunu tamamladığı 2 milyar ABD doları tutarına kadar olan Euro Medium Term Note (EMTN) programı kapsamında, Haziran 2026 sonu itibarıyla yurt dışı piyasalarda 11 tahvil ihraç işlemini başarıyla gerçekleştirerek 333,5 milyon ABD doları karşılığı finansman sağladı. Farklı vade ve para birimlerinde esnek ihraç imkânı sunan bu program, bankanın küresel sermaye piyasalarındaki görünürlüğünü daha da güçlendirdi.

TEB’e uluslararası kuruluşlardan 3 ödül birden
Müşteri odaklı hizmet anlayışı ve yenilikçi çözümleriyle TEB, 2026 yılının ikinci çeyreğinde de küresel çapta saygın finans yayınları tarafından ödüllerle taçlandırıldı.
Bu kapsamda TEB, KOBİ Bankacılığı’na yönelik çalışmalarına istinaden uluslararası finans dünyasının önde gelen yayınlarından Euromoney’nin düzenlediği Mükemmellik Ödülleri’nde “Türkiye’nin En İyi KOBİ Bankası” seçildi.
Varlık yönetimi alanındaki uzmanlığıyla öne çıkan TEB Özel Bankacılık, World Finance Dergisi tarafından üst üste sekizinci kez “Türkiye’deki En İyi Özel Bankacılık” ödülünü kazanarak sektördeki istikrarlı başarısını ve öncü konumunu bir kez daha tescillemiş oldu.
Banka Sermaye Piyasası ve TL Muhabir Hesap Hizmetleri kapsamında ise, Global Finance Dergisi tarafından gerçekleştirilen değerlendirmede “Dünyanın En İyi Alt-Saklama Bankası 2026” kapsamında Türkiye’nin en iyisi unvanına layık görüldü.
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
TCMB karar günü: Petrol yükseliyor, manevra alanı daralıyor
Yayınlanma:
13 saat önce|
23/07/2026Yazan:
BankaVitrini
Küresel mali piyasalar teknoloji hisseleri ile jeopolitik gerilimin arasında sıkışmış durumdalar. Alphabet ve Tesla’nın açıkladıkları güçlü bilançolar ile yapay zekâ altyapısına yönelik dev yatırım planları teknoloji hisselerini desteklemeye devam ederken, bu yatırımların ne ölçüde ve hangi zaman diliminde karşılık vereceği ise soru işaretlerini beraberinde getiriyor. ABD borsalarının dün geceyi düşüşle tamamlaması ardından bu sabah vadeli işlemlerde de hâkim rengin kırmızı olduğunu görüyoruz. Pasifiğin diğer ucunda ise yeni gün başlangıcında karmaşık bir seyir hâkim. Güney Kore borsası KOSPI %3 civarında yükselirken, lokomotif hisseler SK Hynix ve Samsung endeksi yukarıya taşıdı. Gösterge endeks Tokyo borsası yaklaşık %0,50 yükselirken, jeopolitik gündemin ağır basmasına rağmen, yapay zekâ yatırımlarının artık geçici bir tema olmaktan çıkıp uzun vadeli büyümenin temel dinamiklerinden biri hâline geleceği beklentisi teraziyi yeniden dengelemeye çalışıyor.
Lâkin küresel görünümün de hiç iç açıcı olmadığını belirtmemiz gerekiyor. Küresel borç sorunu her geçen gün daha da ağırlaşırken, 2025 yılı sonunda toplam borç stoku 348 trilyon dolara ulaştı. Böylece küresel borcun milli gelire oranı %308’e yükselirken, dünya ekonomisinin ürettiği her 1 dolarlık gelire karşılık 3 dolardan fazla borç yükü taşınıyor. Üstelik bu borcun en büyük kaynağı olan ABD’de tablo daha da dikkat çekici bir görünüm sergiliyor. Son yıllarda enflasyonun ağırlıklı olarak talep değil, arz yönlü sorunlardan beslenmesi, küresel faizlerin yüksek kalmasına ve dolayısıyla finansal istikrar üzerindeki baskının artmasına neden oluyor. Zaten sene başında kağıt ve mürekkep para sistemine baş kaldıran kıymetli metallerin hikâyesi, Fed’de direksiyonun başına geçecek isim olarak açıklanan Warsh ve devamında savaş döneminde dolar likiditesinin sıkışmasıyla yarıda kalmıştı.
Orta Doğu’da tansiyon her geçen gün yükselirken, İran ile ABD arasındaki gerilimin hem kapsamı hem de etkileri giderek büyüyor. Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik risklerin yanı sıra Husilerin Kızıldeniz’de petrol tankerlerini hedef almasının ardından Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı bu sabah %2 yükselerek 96 doların üzerine geldi. Tam üç hafta önce 70 dolar seviyesine kadar gerileyen petrolün son altı haftanın zirvesi olan psikolojik 100 dolar seviyesine kadar yükselmesi moralleri bozuyor.
Yaklaşık beş aydır devam eden çatışmaların Hürmüz Boğazı’nın ardından Bab el-Mendeb Boğazı’nı da etkilemesi, dünya petrol ve doğal gaz ticaretinin dörtte birinden fazlasını risk altına sokabilecek nitelikte olduğunu hatırlatmak isteriz. Yükselen enerji fiyatları enflasyon endişelerini yeniden artırırken, diğer taraftan Rusya-Ukrayna savaşı da dördüncü yılında daha tehlikeli bir boyuta evriliyor. Ukrayna’nın Rusya’nın günlük yaşamını ve kritik altyapısını hedef alan saldırılarına karşılık Moskova’nın Karadeniz’deki ticari tahıl gemilerini doğrudan hedef almaya başlaması, çatışmanın küresel ticaret ve gıda güvenliği açısından yeni bir risk oluşturduğunu gösteriyor. Son olarak, Odessa Limanı’ndan tahıl yüküyle ayrılan Türk bağlantılı bir kuru yük gemisinin Rus füzeleriyle vurulması bu endişeleri daha da artırdı. Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıların yoğunlaşması ve küresel kuraklığın etkisiyle tahıl fiyatlarında yukarı yönlü baskının güçlenebileceğini, bunun da enerji fiyatlarındaki yükselişle birlikte küresel enflasyon üzerinde ilave baskı yaratabilecek önemli bir risk unsuru olduğunu değerlendiriyoruz.
Hazır enflasyondan söz etmişken, faiz vadeli kontratları Fed’in bu yıl toplam 42 baz puanlık faiz artışı yapabileceğini fiyatlıyor. Eylül ayına yönelik faiz artışı ihtimali bu sabah %80 seviyesine yükselerek büyük ölçüde satın alınmış durumda. Doların piyasa kuru olan DXY 101 seviyesinin kıyısında salınırken, doların piyasa faizi olan 10 yıllık gösterge tahvil bu sabah %4,66 seviyesine kadar yükselerek taraflar arasında imzalanan mutabakat zaptı öncesi seviyelere geri döndü. Yapay zekâ kaynaklı büyüme beklentileri risk iştahını desteklemeye devam etse de, petrol ve tahıl fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik gerilimler küresel piyasalar üzerinde önemli bir baskı unsuru olmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Bu gidişatın da pek de hayra alamet olmadığını peşinen not etmek isterim! Ekonomi ile jeopolitika gerçekten bu kadar çok mu ayrışıyor, biz de bazen şaşırıyoruz. Biraz daha açmak gerekirse, piyasaların gelişmeleri pek de umursamadığını düşünüyoruz zira finansal piyasalarda var olan iyimserlik ile kartopu misali büyüyen riskler uyuşmuyor. Her ne kadar yarın kriz olacak modunda olmasak da, gelişmelerin bizi rahatsız ettiğini de itiraf etmemiz gerekiyor.
Bu kafa karışıklığında, kıymetli metallerin yeniden ‘ayağa kalkmasını’ da sadece bir tesadüf olarak görmemek gerekiyor. Yukarıda da değindiğimiz üzere, kredibilitesi yüksek ve Trump’ın ‘oyuncağı’ olmayacak Warsh isminin öne çıkması ve devamında patlak veren savaş ardından beş aydır burun aşağıya giden kıymetli metaller, önemli teknik seviyelerden yüzünü yukarıya doğru çevirmeye başladı. Altının ons fiyatı dün gün içerisinde 4,165 dolar seviyesini test ederken, gümüş ise 61 dolar seviyesine kadar yükseldi. Teknik mânâda önemli seviyelerin test edilmesi ardından başlayan yükseliş bizleri mutlu etse de, gidişatı temkinli bir şekilde takip edeceğiz. Bu hafta hem gümüş hem de altın cephesinde bir kademe uzun pozisyon açtık. Kıymetli metallerin mütemadiyen satış baskısına maruz kalan karamsar havasından kurtulup güvenli liman kimliğini bir an önce tekrar kazanmasını fiyatlayarak yolculuğa eşlik etmeye çalışacağız. Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin 65,500 dolar seviyelerinde ve önemli bir eşikte gelişmeleri takip ediyor.
Türkiye cephesinde ise TCMB’nin olağan PPK toplantısı günün en önemli gündem maddesi olarak takip edilecektir. Her ne kadar politika faizinin %37 seviyesinde sabit tutulacağına kesin gözüyle baksak da, jeopolitik risklerin hem Türkiye’nin kuzeyinde hem de güneyinde tırmandığı bir dönemde, politika metninin satır aralarını dikkatle irdeleyeceğiz. Bununla birlikte, uzun süredir uygulanan dezenflasyon politikalarının bir yan etkisi olarak Türkiye ekonomisinin yüksek faizlerin gölgesinde sanayisizleşme riskiyle karşı karşıya kaldığının da altını çizmek gerekiyor. Hasta bir türlü acilden çıkamadı! Nitekim dün bu noktaya İSO Başkanı Erdal Bahçıvan da dikkat çekti. Politika yapıcıların bugün politika metininde şahin ifadelere yer vereceğini düşünüyoruz. Jeopolitik gelişmelerin ötesinde, TCMB’yi asıl rahatsız eden unsurun Haziran ayında çekirdek enflasyonda yeniden gözlenen ivmelenme olduğunu düşünüyoruz. Bu eğilimin Temmuz ayında da devam edip etmeyeceği yakından takip edilecektir.
USDTRY kuru hafta sonu fonlama etkisinin de yardımıyla Pazartesi valörlü işlemlerde 47,23 seviyesine yükselirken, enerji fiyatlarının TCMB’nin hem cari açık hem de enflasyonla mücadelesini zorlaştıracağı beklentisiyle iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %42 seviyesine dayanarak son altı haftanın zirvesine yükseldi (bakınız grafik). Türkiye risklerinin yabancı nezdinde barometresi konumunda beş yıl vadeli CDS risk primi de 241 baz puan seviyesine yükselerek son altı haftanın zirvesinde salınmaya devam ediyor.
Hafta sonu riskini taşımak istemeyeceğini düşündüğümüz piyasa aktörlerinin gün içindeki pozisyonlanmasını yakından izleyeceğiz. TCMB’nin faiz kararının yanı sıra makro cephede tüketici güven endeksi, TCMB ve BDDK’nın haftalık bültenlerini takip edeceğiz. Yurt dışında ise bugün Avrupa Merkez Bankası’nın olağan faiz toplantısı gündemde yer tutsa da, faiz oranlarında herhangi bir değişiklik beklemiyoruz. ECB’nin bugün bekle-gör yaklaşımını benimseyerek, Eylül ayında ilave faiz artışı ihtimalini masada tutacağını ve enflasyon görünümüne bağlı olarak ilave sıkılaşmaya kapıyı açık bırakacağını değerlendiriyoruz. EURUSD paritesi 1,1430 seviyelerinde yatay.
Türkiye 2 yıl vadeli gösterge tahvil vs Brent cinsi ham petrol
Emre Değirmencioğlu
BANKA HABERLERİ
İş Bankasından 12 yıl vadeli katkı sermaye niteliğinde eurotahvil ihracı
İşlemin kupon faiz oranı, ihraca gelen güçlü talep sayesinde ilk açıklanan gösterge seviyenin 35 baz puan altında, yüzde 8,40 olarak belirlendi
Yayınlanma:
14 saat önce|
23/07/2026Yazan:
BankaVitrini
Türkiye İş Bankası, uluslararası sermaye piyasalarında 500 milyon dolar tutarında, 12 yıl vadeli ve 7. yılda erken geri ödeme opsiyonlu katkı sermaye niteliğinde yeni bir eurotahvil ihracı gerçekleştirdi.
Bankadan yapılan açıklamaya göre, işlemin kupon faiz oranı, ihraca gelen güçlü talep sayesinde ilk açıklanan gösterge seviyenin 35 baz puan altında, yüzde 8,40 olarak belirlendi.
Geniş bir coğrafyaya yayılmış uluslararası yatırımcıların ilgi gösterdiği işlemde eurotahvillerin yüzde 46’sı İngiltere’ye, yüzde 20’si Avrupa’ya, yüzde 17’si ABD’ye, yüzde 16’sı Orta Doğu’daki yatırımcılara ve yüzde 1’i Asya’daki yatırımcılara satıldı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ebru Özşuca, jeopolitik belirsizliklerin ve küresel piyasalardaki dalgalanmaların yüksek seyrettiği bir dönemde gerçekleştirilen bu işlemin, uluslararası yatırımcıların hem Türkiye ekonomisine hem de İş Bankasına duyduğu güveni bir kez daha teyit ettiğini belirtti.
Özşuca, Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgelerine bugüne kadar gerçekleştirilen en uzun vadeli katkı sermaye niteliğindeki piyasa işleminin, bu özelliğiyle uluslararası sermaye piyasaları açısından önemli bir referans niteliği taşıdığını kaydetti.
– Uluslararası yatırımcılardan güçlü talep
İşlemin, güçlü yatırımcı talebi sayesinde son dönemde uluslararası sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlerde görülen seviyelerin altında bir yeni ihraç primiyle tamamlandığını vurgulayan Özşuca, bunun İş Bankasının güçlü finansal yapısına, uluslararası yatırımcı tabanının derinliğine ve uzun yıllara dayanan güven ilişkisine duyulan inancın somut bir göstergesi olduğunu anlattı.
Özşuca, son bir yıl içerisinde uluslararası piyasalarda toplamda 1,5 milyar dolar tutarında üç ayrı katkı sermaye nitelikli Eurotahvil ihracını başarıyla gerçekleştirdiklerine dikkati çekerek, bankanın sermaye yapısını daha da güçlendiren uzun vadeli bu kaynakların reel sektörün finansman ihtiyaçlarının desteklenmesine katkı sağlayacağını aktardı.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.040)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.605)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (579)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.978)
- GÜNCEL (4.523)
- GÜNDEM (3.557)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.722)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.466)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (821)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (114)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (57)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (93)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Tesla'nın kârı ikinci çeyrekte beklentilerin altında kaldı 22/07/2026
- Amazon, yapay zeka biriminde işten çıkarmaya gitti 22/07/2026
- Erakçi: ABD saldırısına destek verenler meşru hedef olacak 22/07/2026
- Güney Kore'den Hürmüz iddialarına yalanlama 22/07/2026
- "İran'ın petrol satamadığı bölgede kimse petrol satamaz" 22/07/2026
- AB'den Paramount-Warner Bros. anlaşmasına şartlı onay 22/07/2026
- Musk, yapay zekayla "The Odyssey" çekeceğini duyurdu 22/07/2026
- Çin ve ASEAN'dan enerji işbirliğini güçlendirme kararı 22/07/2026
- Reel kesimin döviz açığı Mayıs'ta 204,4 milyar dolar oldu 22/07/2026
- İç talep göstergesi Temmuz'da sert gerilemeye işaret etti 22/07/2026
SON YAZILAR
- 2026 ikinci çeyrek finansal sonuçlarını açıklayan 23/07/2026
- TCMB karar günü: Petrol yükseliyor, manevra alanı daralıyor 23/07/2026
- İş Bankasından 12 yıl vadeli katkı sermaye niteliğinde eurotahvil ihracı 23/07/2026
- Altın ve Gümüş: Nerede kalmıştık? 22/07/2026
- Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında 21/07/2026
- Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek 21/07/2026
- İSO, “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı 21/07/2026
- Ekonomide “Ruj Etkisi” Nedir? 20/07/2026
- KGF Akbank Mobil’de 20/07/2026
- HANGİ SEKTÖRLERE YATIRIM YAPMALI, HANGİLERİNE YAPMAMALI ? 20/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu

