Connect with us

GÜNCEL

Gig Ekonomisine Hazır Mısınız?

Yayınlanma:

|

Yıl 2030. Yirmili yaşlarında iki genç, sahilde oturmuş kahvelerini yudumluyorlar ve sohbet ediyorlarmış.

– Eskiden insanlar 9-6 çalışıyorlarmış ve senede sadece 15 gün tatil yapıyorlarmış. Ne kötü insanın tüm hayatının önemli bir bölümünü işe gidip gelirken ve ofis ortamında geçirmesi.

Diğeri yanıtlamış:

– Aslına bakarsan çok da eski bir zaman değil, yapay zekayla birlikte her şey çok hızlı değişti. Pandemiyle esnek çalışma modeline geçilmiş ama sonra bazı firmalar ofis modelinde devam etmişler. Sanırım o dönemde de insanlar anlam arayışına girerek birçoğu işten ayrılmış ve girişimci olmuş. GİG ekonomisini hızla kavrayan ve kendilerini hazırlayanlar da bizim gibi çalışmaya başlamışlar.

– Ben kalkıyorum, yoga dersim var. Sonra da eve geçeceğim, gece bitirmem gereken işler var. Muhtemelen sabahlarım. Haberleşiriz.

– Tamamdır. Ben de bir yüzüp çıkayım, bugün kendime off day yaptım.

Bu satırları okurken siz de içinizden ne hoş bir hayal dediniz mi? Yoksa size gerçekçi gelmedi mi?

Eğer yakın gelecek için biraz ütopik bulduysanız yanılıyorsunuz. Size yeni yıla girmeden aklınızı çelecek bir konudan bahsedeceğim: GİG EKONOMİSİ.

Cambridge sözlüğünde konu şöyle tanımlanıyor:

Bir işveren için çalışmak yerine, kişilerin geçici işlerde çalıştırılmasına veya her biri ayrı ücret ödenen ayrı işler yapmasına dayanan bir çalışma şekli.

Gig ekonomisi, geçici, serbest veya bağımsız çalışanların, genellikle belirli projelerde veya görevlerde çalıştığı bir ekonomi modelini ifade ediyor. Gig Ekonomisi’nde işveren bir nevi müşteriye ve çalışan da tedarikçiye dönüşüyor. Aslına bakarsanız sabah dokuz akşam altı iş modeli yerini kendi işini yapan minik minik girişimcilere eviriyor da dileyebiliriz.

Yaratıcı endüstri alanları olarak nitelendirilen bilgi teknolojileri, yazılım, bilgisayar hizmetleri, TV, film, video, fotoğraf ve dijital içerik üretim faaliyetleri, tasarım faaliyetleri (endüstriyel tasarım, moda, grafik tasarım), reklam ve pazarlama faaliyetleri alanlarındaki yaratıcı bireyler bu yeni ekonomi alanının “gig işçileri” (gig workers) olarak değerlendiriliyor. Ancak sadece bu alanda çalışanlar için değil, herhangi bir konuda uzmanlığınız varsa ve bu alanda isim yapacak kadar nitelikliyseniz siz de bu ekonominin bir işçisi haline gelebilirsiniz. Gig ekonomisi içinde başarılı olan birçok isim bulunuyor.

jQuery kütüphanesini yaratmasıyla tanınan John Resig, serbest yazılımcı olarak başarıyla çalışıyor ve açık kaynak projelerde de etkin bir şekilde yer alıyor. Jessica Hische, tipografi ve grafik tasarım alanında ünlü bir isim. Freelance çalışmalarının yanı sıra kitap kapakları, marka tasarımları gibi büyük projelerde de yer aldı. Neil Patel, dijital pazarlama konusundaki uzmanlığıyla biliniyor. Kendi dijital pazarlama ajansını kurdu ve birçok büyük markaya danışmanlık yaptı. Carol Tice, serbest yazarlık ve editörlük konusunda uzmanlaşmış bir isimdir. Freelance yazma konusunda danışmanlık yapıyor  ve kendi yazarlık kurslarını yönetiyor. Marie Forleo, kendi işini kurmuş bir eğitmen, koç ve yazar olarak bilinir. İnternet üzerinden pazarlama ve iş konularında birçok kaynak sunuyor.

Hatta tıp doktoru Ali Abdaal, aynı zamanda bir You Tubber ve Online eğitim konusunda içerikler üreterek kendi kurslarını oluşturuyor.

Bu isimler, kendi alanlarında uzmanlaşarak gig ekonomisinde başarı elde etmiş ve kendi markalarını oluşturmuş profesyoneller. Ancak, her sektörde birçok başarılı freelancer bulunuyor ve başarıyı belirleyen faktörler genellikle kişinin uzmanlık alanına, çabalarına ve pazar ihtiyaçlarına uygunluğuna dayanıyor.

Birçok firma gig ekonomisi modeline uymaya çalışıyor ve bu modele uygun iş modelleri geliştiriyor.

Örneğin;

Uber ve Lyft: Sürücülerle yolcuları eşleştiren ve sürücülere bağımsız olarak çalışma olanağı tanıyan bir mobil uygulama tabanlı platform sağlıyor.

Airbnb:

Airbnb, ev sahipleri ile konaklamak isteyen misafirleri bir araya getiren bir platform sunuyor. Ev sahipleri, kendi evlerini kiraya vererek gelir elde edebiliyorlar.

Upwork ve Fiverr:

Bu çevrimiçi platformlar, serbest çalışanları (freelancer) ve işverenleri bir araya getiriyor. Upwork özellikle geniş bir yetenek yelpazesi sunarken, Fiverr genellikle belirli beceri setlerine odaklanıyor.

TaskRabbit:

TaskRabbit, kullanıcıların belirli görevleri tamamlamak için yerel bağımsız işçileri işe almasına olanak tanıyan bir platform.

Deliveroo ve DoorDash:

Bu platformlar, bağımsız kuryeleri restoranlarla ve müşterilerle eşleştirerek yiyecek teslimatı hizmeti sunuyor.

Freelancer ve Guru:

Bu çevrimiçi platformlar, serbest çalışanları işverenlerle buluşturuyor ve genellikle yazılım geliştirme, tasarım, yazı işleri gibi çeşitli alanlarda projeler sunuyor.

Son yirmi yılda hayatımıza giren Youtuber’lık, bloggerlık, trendsetter , sosyal medya uzmanlığı gibi yeni meslekler de aslında GİG ekonomisinin yarattığı serbest çalışma biçimi. Şimdilik göze çarpanlar teknolojiyle bağlantılı meslekler gibi dursa da aslında birçok profesyonel kendi uzmanlığı bazında bu ekonominin bir parçası olacak gibi. Şu anda bu ekonomi 455 milyar Amerikan Doları civarında bir hacme sahip. Edison Research araştırmasına göre, Amerika’da 18–34 yaş aralığında serbest çalışan bireylerin %53’ü, Gig ekonomisini ana gelir kaynağı olarak kullanıyor. McKinsey raporuna göre ise, standart ekonomik koşullarda istihdam sağlayan her 6 kişiden 1’i, bağımsız çalışarak maddi kazanç sağlamak istiyor. BCG Henderson’ın yaptığı bir araştırmaya göre; dünya genelindeki yöneticilerin yaklaşık %40’ı, önümüzdeki beş yıl içinde şirketlerindeki serbest çalışan sayısının artacağını ifade ediyor.

Bu ekonomiye dahil olmak için gerekli uzmanlıklar

Gig ekonomisi içinde başarılı olabilmek için belirli uzmanlık alanlarına odaklanmak önemli.Ancak, hangi uzmanlık alanlarının geliştirilmesi gerektiği, bireyin yetenekleri, ilgi alanları ve pazar taleplerine bağlı olarak değişebilir. İşte gig ekonomisinde başarılı olmak için geliştirilebilecek bazı ana uzmanlık alanları:

Dijital Beceriler:

Programlama, web geliştirme, veri analizi, dijital pazarlama gibi dijital becerilere sahip olmak, çeşitli projelerde çalışmak için gerekli.

Yaratıcı Sanatlar ve Tasarım:

Grafik tasarım, illüstrasyon, fotoğrafçılık gibi yaratıcı sanat ve tasarım becerileri, freelance çalışanlar için çeşitli projelerde talep görebilir.

Yazılı İletişim:

İyi bir yazılı iletişim becerisi, içerik üretimi, kopya yazımı, blog yazımı gibi alanlarda freelance çalışmak için avantaj sağlar.

Dil Yetenekleri:

Birden fazla dil bilmek, çeviri, metin yazarlığı veya dil öğretimi gibi alanlarda gig çalışmaları için fırsatlar yaratabilir.

Program Yönetimi ve Proje Yönetimi:

Projeleri etkili bir şekilde yönetme becerileri, özellikle koordinasyon ve iş takibi gerektiren alanlarda gig çalışmalarında tercih ediliyor.

İnsan Kaynakları ve Koçluk:

İnsan kaynakları, işe alım, eğitim ve koçluk konularındaki uzmanlık, şirketlere danışmanlık hizmetleri sunma potansiyeli taşıyor.

Eğitim ve Eğitmenlik:

Eğitim uzmanları, online eğitim programları oluşturma, uzaktan eğitim sağlama veya kurumsal eğitimler verme gibi gig çalışmalarında yer alabilir.

Teknoloji ve Yazılım Eğitimi:

Teknoloji ve yazılım konularında uzmanlık, eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunmak için fırsatlar yaratabilir.

Sağlık ve Refah:

Sağlık, beslenme, yoga gibi sağlık ve refah alanlarında uzmanlık, online koçluk veya danışmanlık yapma fırsatları sunabilir.

Sosyal Medya Yönetimi:

Sosyal medya hesapları yönetimi, içerik stratejileri oluşturma ve dijital pazarlama alanında uzmanlık, işletmeler için önemli hale geldiğini zaten biliyoruz.

İnsan kaynakları departmanı bu yeni iş modeline nasıl hazırlanabilir?

İş gücü modelinin değişimiyle beraber insan kaynakları alanında yetenek bulma ve yönetme daha kritik bir konu haline geliyor. Kurum içi insan kaynakları departmanlarının da üzerine düşen kritik görevler olacak.

Gig İş Gücünü Tanıma:

IK departmanı, organizasyon içinde gig ekonomisi ile çalışabilecek departmanların ve hangi işlerin bu modelle yapılabileceğinin farkında olmalı. Bu kişilerin kim olduğunu ve hangi projelerde yer aldıklarını belirlemelidir. Bu, departmanın işgücünü daha iyi anlamasına yardımcı olur.

İhtiyaç Analizi Yapma:

Hangi beceri setlerine ihtiyaç duyulduğunu ve bu becerilere sahip gig çalışanlarının nasıl bulunacağını belirlemek için düzenli ihtiyaç analizleri yapılmalı.

Gig Çalışanları ile İletişim Kurma:

IK departmanı, gig çalışanları ile etkili bir iletişim kurmalı. Beklentilerin netleştirilmesi, iş tekliflerinin açıklığa kavuşturulması ve geribildirim süreçlerini yeniden tasarlanması vb.

Performans Yönetimi ve Değerlendirme:

Gig ekonomisiyle çalışanların performanslarını değerlendirmek ve geribildirimde bulunmak, iş ilişkilerini sürdürülebilir kılmak adına önemli. Bu süreçler düzenli olarak uygulanmalı.

Sosyal ve Hukuki Konuları Ele Alma:

Güvencesiz çalışma ilişkilerinden kaynaklanan sosyal ve hukuki konuları ele almak, adalet ve şeffaflık sağlamak  da kritik hale geleceğinden IK departmanı, bu konulara yönelik politika ve prosedürleri güncellemelidir.

Eğitim ve Gelişim Olanakları Sağlama:

Gig çalışanlarına yönelik eğitim ve gelişim olanakları sunmak, hem onların yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olur hem de organizasyonun ihtiyaçlarına daha iyi uyum sağlar.

Gig Çalışanları ile İlişkileri Yönetme:

IK departmanı, gig çalışanlarını sadece birer kaynak olarak değil, aynı zamanda uzun vadeli bir iş ilişkisi potansiyeli taşıyan bireyler olarak görmelidir. Bu amaçla iş memnuniyeti ve bağlılık için çeşitli destek mekanizmaları oluşturabilir.

Teknolojik Altyapı ve Platformları İnceleme:

Çevrimiçi platformlar ve diğer teknolojik araçlar üzerinden iş bulma ve yönetme süreçlerini incelemek, etkili bir şekilde entegre etmek için teknolojik altyapıyı gözden geçirmek önemlidir.

IK departmanının bu adımları takip etmesi, gig ekonomisiyle çalışanları daha iyi yönetmesine ve organizasyonun hedeflerine daha etkili bir şekilde katkıda bulunmalarına olanak tanıyabilir.

Elbette bu dönüşümün bazı sancıları ve riskleri var. Her şeyden önce belli bir uzmanlık alanı olmayan çalışanlar için iş güvencesi ve sigorta, maaş ve yan haklar ortadan kalkacak ve birçok kişi için belirsiz bir gelire sahip olmak sorun teşkil edecektir. İşverenler için ise sadakat, kurum kültürü ve kalite  gibi konularda problemler yaşanabilecektir.

Yüksek enflasyon, azalan kaynaklar, iklim krizi ve su savaşlarının gelecek çeyrekte gündemde olacağını göz önüne alırsak bu dönüşüm kaçınılmaz gibi gözüküyor. Konu ilgimi çekiyor ve daha çok bilgi sahibi olmak istiyorum diyenlere de birkaç iyi kaynağın ismini buraya bırakıyorum. Bu kitaplar, gig ekonomisi, serbest çalışma ve girişimcilikle ilgili konularda kapsamlı bilgi sunan kaynaklardan sadece birkaçı. İlgilendiğiniz konulara odaklanan ve sizi ileriye taşıyacak kitapları seçmek, kendi yolculuğunuzda size rehberlik edebilir.

Bu vesileyle yeni yıla girerken hepimiz için barış, sevgi ve hoş görü bir gelecek diliyorum.

  1. “The Gig Economy: A Modern Guide to Freelancing, Consulting, and Side Hustling” – Diane Mulcahy
  2. “The $100 Startup: Reinvent the Way You Make a Living, Do What You Love, and Create a New Future” – Chris Guillebeau
  3. “Company of One: Why Staying Small Is the Next Big Thing for Business” – Paul Jarvis
  4. “The Lean Startup: How Today’s Entrepreneurs Use Continuous Innovation to Create Radically Successful Businesses” – Eric Ries
  5. “Freelance to Freedom: The Roadmap for Creating a Side Business to Achieve Financial, Time and Life Freedom” – Vincent Pugliese
  6. “The 4-Hour Workweek: Escape 9-5, Live Anywhere, and Join the New Rich” – Timothy Ferriss

Başak TECER-HBR

Okumaya devam et

BORSA

SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü

SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.

Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.

Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?

SASA ne yaptı?

Şirketin açıklamasına göre;

  • Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
  • 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
  • Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
  • Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
  • Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.

Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.

Şirket açısından olumlu sonuçlar

PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:

1. Döviz borcu azaldı

Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.

2. Finansal kaldıraç düştü

Borç/özkaynak dengesi iyileşti.

3. Faiz yükü azaldı

Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.

4. Nakit çıkışı önlendi

Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.

Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.

Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?

Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.

Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.

Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.

Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:

  • Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
  • Arz edilen pay miktarı arttı.
  • Satış baskısı oluştu.
  • Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
  • Portföy değerleri eridi.

Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?

Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.

Tahvil yatırımcısı:

  • Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
  • Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
  • Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.

Borsa yatırımcısı ise:

  • Açık piyasadan hisse aldı.
  • Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
  • Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.

Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”

İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?

Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.

Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.

Bunun birkaç nedeni bulunuyor.

1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu

PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.

2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı

Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.

3. Satış baskısı öngörülemedi

Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.

4. Güven sorunu oluştu

Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.

Yatırımcılar yanıltıldı mı?

Bu soru bugün en çok tartışılan konu.

Ancak hukuki açıdan bakıldığında;

“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.

Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.

Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.

Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.

Asıl sorun ne?

Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.

Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.

Ancak bu kararların;

  • Küçük yatırımcıya etkileri,
  • Riskleri,
  • Olası fiyat baskıları,
  • Seyrelme sonuçları,

yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.

Sonuç

SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.

Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.

Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.

Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.

Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.

Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.

Bankavitrini.com Analiz

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.

Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.