Connect with us

GÜNCEL

HASKOLOĞLU: ABD Kongresine hazırlanan F-16 Raporunu özetledi

Yayınlanma:

|

Türkiye’ye F-16 satışı hakkında ABD Kongresi’ne hazırlanan raporda yer alan önemli noktalar:

➤ Türkiye’ye satılması planlanan ürünlerin listesi ve miktarları şu şekilde:

• 40 adet Yeni F-16 Blok 70 savaş uçağı • 79 adet F-16 Blok 70 modernizasyon kiti

• 48 adet F110-GE-129D motoru • 149 adet AN/APG-83 AESA radarı

• 16 adet AN/AAQ-33 Sniper Gelişmiş Hedefleme Podu

• 952 adet AMRAAM AIM-120C-8 hava-hava füzesi

• 864 adet GBU-39/B bombası

• 96 adet AGM-88B Yüksek Hızlı Anti-Radyasyon Füzesi (HARM)

• 96 adet AGM-88E Gelişmiş Anti-Radyasyon Güdümlü Füze (AARGM)

• 401 adet AIM-9X Blok II Sidewinder füzeleri

• 12 adet MK82 Genel Maksat Bombası

• 1437 adet JDAM

IRST podları: Belirtilmemiş adet Türkiye’nin ABD’den almayı planladığı F-16’lar ve ilgili donanımlar için tahmini toplam maliyeti: 23 milyar dolar (Yaklaşık)

➤ Raporda bu ürünlerin Türk ordusuna yapacağı etkenle ilgili şu noktalara yer veriliyor:

• ABD’nin Türkiye’ye F-16 satışının, Türk Hava Kuvvetleri’nin savaş uçağı filosunu modernize ederek ve hizmet ömrünü uzatarak NATO ile olan uyumluluğunu sürdürmesine yardımcı olacağı,

• F-16V modeli, tam ölçekli üretim veya yükseltme kiti olarak ihraç edilebileceği, Bu model, potansiyel düşman uçaklarını hedefleme yeteneği ve güvenilirliği artıran sistem entegrasyonu iyileştirmeleri sunacağı yer alıyor.

➤ Raporda bu konu özelindeki önemli diğer nokta ise, F-16’ların teslimatı, anlaşmaya varılması durumunda üretim sırasındaki olası gecikmeler ve Türkiye’nin olası diğer alternatifleri: (Rapordan önemli kısımları direkt çevirerek paylaşıyorum)

• Lockheed Martin’in Güney Karolina’daki Greenville tesisindeki mevcut F-16 üretim oranı ayda dört uçak olup, alıcıların artmasıyla bu oranın artırılması planlanıyor.

• Diğer ülkeler de yeni veya yükseltilmiş F-16V’ler almakta veya almayı düşünmekte olup, bu durum üretim sırasında birikimlere yol açabilir. Mevcut üretim hızlarına göre, Türkiye’nin yeni F-16V’leri alması üç yıl veya daha fazla sürebilir.

Türkiye ayrıca BAE Systems, Rolls-Royce ve/veya General Electric gibi şirketlerle ortaklık kurarak yerli beşinci nesil bir savaş uçağı teknolojisi geliştirmeye çalışmaktadır.

Bu program, Milli Muharip Uçak (MMU) veya TF-X olarak adlandırılmaktadır, ancak Türk Hava Kuvvetleri’nin bu uçağı düzenli operasyonlarına entegre etmesi 2030’ların başları veya daha sonrasını bulabilir.

➤ Raporda, Türkiye’nin alternatifleri ve satış konusunda izlenecek yol detaylı şekilde anlatılmış. Raporda yer alan en önemli noktalardan bir diğeri ise ABD’nin Türkiye’ye bu sistemleri sattıktan sonrası ve satış süresindeki olası ABD’ye (Dış politikasına) karşı Türkiye tarafından oluşabilecek tehditler. Rapordaki önemli her başlığı sizler için özetledim. Burada her senaryoya karşı hem ABD’nin hem de Türkiye’nin atabileceği adımlar tek tek belirtilmiş. Aslında ABD adına çok iyi bir rapor hazırlanmış.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO Üyeliği: Bazı Kongre üyeleri, Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılım sürecini desteklemesi gerektiğini belirtmişlerdir. Bazı senatörler, Türkiye’nin bu konudaki gecikmesinin Rusya’ya karşı ittifak birliğini tehdit ettiğini ve F-16 satışını sadece Türkiye’nin her iki ülkenin NATO’ya katılımını onaylaması durumunda destekleyeceklerini ifade etmişlerdir​​.

İnsan Hakları ve Demokrasi Kaygıları: Bazı Kongre üyeleri, Türkiye’nin insan hakları kayıtları ve demokratik normlara olan saygısını sorgulamışlar ve bu konuda iyileşme görülmeden satışın onaylanmaması gerektiğini vurgulamışlardır​​.

Yunanistan ile Hava Sahası Gerilimleri: Temmuz 2022’de ABD Temsilciler Meclisi, F-16 ile ilgili transferlerin Yunanistan’ın hava sahasına yönelik “tekrarlanan izinsiz uçuşları” önlemek için atılan ABD adımlarını içeren bir başkanlık sertifikasyonuna bağlı olmasını öneren bir hükümle FY2023 NDAA’yı geçirmiştir​​.

Rusya-Ukrayna Savaşı ve Türkiye’nin Rusya ile İlişkileri: Türkiye’nin Rusya ile bazı konulardaki iş birliği ABD-Türkiye ilişkileri için zorluklar yaratmış, ancak Türkiye’nin Ukrayna’nın savunmasını desteklemesi bu zorlukları kısmen gidermiştir. Yine de, Türkiye’nin Rusya ile ekonomik ve enerji iş birliği politikaları ABD’nin endişelerini artırmıştır​​.

Alternatif Savaş Uçakları: Türkiye’nin F-16’ları yükseltememesi durumunda Batı Avrupa alternatiflerini kullanmayı düşünebileceği belirtilmiştir. Örneğin, Türkiye’nin Eurofighter Typhoonları alternatif olarak düşündüğü rapor edilmiştir​​.

ABD-Türkiye Savunma İşbirliğinin Devamı: F-16’ların satışı ve yükseltilmesi, ABD-Türkiye savunma işbirliğinin önemli bir parçasını koruyabilir. Bu, Türkiye’nin ABD’ye olan bağımlılığını uzun vadede devam ettirebilir ve Türkiye’yi Rus veya Çin alternatiflerini takip etmekten caydırabilir​​.

Güvenlik ve Demokratik Değerlerin Değerlendirilmesi: Türkiye’nin jeopolitik önemi, ABD’nin bölgedeki kritik çıkarlarını ilerletme açısından önemlidir. Ancak, Türkiye’nin artan otoriterliği ve demokratik kurumlarını güçlendirmedeki eksiklikleri, bazı Kongre üyelerinin endişelerini artırmıştır​​.

Türkiye’nin Diğer Savaş Uçağı Seçenekleri: Türkiye, F-16’ların satılmaması durumunda, Rusya veya Çin gibi diğer ülkelerden savaş uçağı satın almayı düşünebilir. Bu, NATO ile uyumluluğunu sürdürme önceliğiyle çelişir

➤ Şimdi ise en can alıcı nokta olan ‘Eğer Türkiye, ABD’nin çıkarına göre hareket etmezse, o zaman ABD hangi yaptırımları uygulayabilir? Veya ABD, hangi durumlarda Türkiye’ye bu satışa devam etmeyebilir?” Bununla ilgili raporda yer alan noktaları madde madde paylaşıyorum: • Anlaşma Şartları: ABD, silah satış anlaşmalarında genellikle alıcı ülkenin belirli şartları yerine getirmesini talep eder. Bu şartlar, silahların kullanımı, bölgesel güvenlik, insan hakları ve demokrasi standartları gibi konuları içerebilir.

Satışın Askıya Alınması veya İptali: ABD, anlaşma şartlarının ihlal edildiğini tespit ettiğinde, silah satışını askıya alabilir veya iptal edebilir. Bu, özellikle uluslararası ilişkilerde önemli bir etki yaratabilir.

Yaptırımlar: ABD, belirli ülkelerin veya bireylerin davranışlarını değiştirmek için ekonomik yaptırımlar veya diğer cezai önlemler uygulayabilir. Bu yaptırımlar, finansal kısıtlamalar, ticaret yasakları ve seyahat kısıtlamaları içerebilir.

Diplomatik Baskı: ABD, uluslararası platformlarda ve ikili ilişkilerde diplomatik baskı yoluyla bir ülkenin politikalarını etkilemeye çalışabilir.

Kongre’nin Rolü: ABD Kongresi, silah satışlarına onay verme veya bu satışları engelleme yetkisine sahiptir. Kongre, silah satışlarını durdurma veya şartları değiştirme kararları alabilir.

Raporla ilgili çıkarttığım önemli noktalar bunlar. Şimdi ise bu raporla ilgili biraz konuşalım.

Öncelikle bu, ABD adına mükemmel hazırlanmış bir rapor. Rapor içeriğinde her senaryodan bahsedilmiş. Olası tehditlerin neler olduğunu ve bunlara karşı nasıl tepki vereceklerini aşama aşama anlatıyorlar. Türkiye’de bu şekilde bir rapor hazırlandı mı? Bir yol haritası çıkarıldı mı? Veya bu yapıldıysa kime sunuldu? TBMM’de kimlerin bilgisi var? Kimse bilmiyor. En önemlisi halk bilmiyor. Ön bilgi bile verilmedi.

Türkiye, PKK’ya çok açık şekilde destek veren İsveç’i herhangi bir bilgiyi halkla, diğer siyasi partilerle tam anlamıyla istişare etmeden kabul etti ve şu an Türkiye tam onay vermiş oldu. Bunu neden yaptılar? Bunun ilerleyen yıllarda etkisi ne olacak? Hiçbir vatandaş bilgi sahibi değil.

Emin olun ‘EVET’ oyu veren AK Partili ve CHP’liler de bunun farkında değil. Bu rapordan çoğunun haberi ve bilgisi yok. Devletin dış politikası bir karar aldık ve oldu demekle olmaz. ABD, Türkiye’nin çıkarına çok ters ve tehlikeli adımlar atıyor çünkü ilerleyen yıllarda Türkiye’nin güçlenmesi durumunda bunun kendileri adına zararlı olabileceğini düşünüyorlar.

İsveç, PKK konusunda “sıkı” terör yasaları getirdi ancak bunu ne aşamada uygulayacak? Türkiye, Suriye ve Irak’ta operasyon yaparsa İsveç’in tutumu ne olacak? PKK’ya silah satarsa karşılığı ne olacak? vb.

ABD, Türkiye’nin ne çok güçlü ne de çok güçsüz olması istiyor. Bu noktada ABD’li bir siyasetçi olsanız belki siz de bu şekilde hareket etmek isteyebilirsiniz. Onlar kendi çıkarına göre hareket ediyor ancak Türkiye ne yapıyor? İsveç’in NATO’ya katılmasına bir anda karar veriyor.

Dış politika anlık kararla ilerletilemez.

ABD bize parasıyla silah satarken bile kendisini ilerleyen yıllarda ne gibi sorunlarla karşılaşabileceğini ve böyle bir sorunla karşılaşırsa ne gibi önlemler alabileceğini söylüyor.

ABD, Türkiye’nin Suriye sınırında yer alan PKK-YPG-SDG terör örgütlerine doğrudan destek veriyor ve bunu açıkça herkesin gözü önünde yapıyor.

Bu silah anlaşmasını Türkiye yaparken aynı zamanda ABD’ye dış politika bağımsızlığını kısmen ipotek altına alıyor. Raporda direkt olarak olası yaptırımlar bölümü bulunuyor.

Bu kadar önemli bir silah anlaşmasında ‘Eğer Türkiye şu konularda dış politikamıza ters adımlar atarsa, satış durdurulur’ gibi ifadeler çok tehlikeli. Çünkü YPG terör örgütünün bombalanması da ABD’nin dış politikası için kötü bir adım.

Örneğin: ” ABD Kongresi normal yasama süreci aracılığıyla F-16 savaş uçaklarının Türkiye’ye “nihai teslimat anına kadar herhangi bir zamanda harekete geçip satışı bloke edebilecek”

Sonuç olarak, bu kararın alınması, Türkiye’nin ulusal çıkarlarını, stratejik hedeflerini ve iç-dış politik dengelerini dikkate alarak yapılması gereken karmaşık bir değerlendirme sürecini gerektirir. Her ülkenin, kendi güvenlik ihtiyaçları ve stratejik hedefleri doğrultusunda kararlar alması önemlidir.

Bunu yaparken de gelecek yıllarda yaşanabilecek sorunların ‘her açıdan’ düşünülmesi, bu konuda diğer fikirlerin dinlenmesi ve bunu halka anlatmaları gerekir. Ancak bunların ne yazık ki hiçbirisi yapılmadı.

@haskoloğlu – İbrahin HASKOLOĞLU

Okumaya devam et

BORSA

SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü

SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.

Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.

Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?

SASA ne yaptı?

Şirketin açıklamasına göre;

  • Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
  • 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
  • Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
  • Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
  • Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.

Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.

Şirket açısından olumlu sonuçlar

PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:

1. Döviz borcu azaldı

Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.

2. Finansal kaldıraç düştü

Borç/özkaynak dengesi iyileşti.

3. Faiz yükü azaldı

Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.

4. Nakit çıkışı önlendi

Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.

Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.

Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?

Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.

Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.

Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.

Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:

  • Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
  • Arz edilen pay miktarı arttı.
  • Satış baskısı oluştu.
  • Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
  • Portföy değerleri eridi.

Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?

Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.

Tahvil yatırımcısı:

  • Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
  • Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
  • Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.

Borsa yatırımcısı ise:

  • Açık piyasadan hisse aldı.
  • Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
  • Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.

Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”

İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?

Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.

Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.

Bunun birkaç nedeni bulunuyor.

1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu

PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.

2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı

Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.

3. Satış baskısı öngörülemedi

Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.

4. Güven sorunu oluştu

Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.

Yatırımcılar yanıltıldı mı?

Bu soru bugün en çok tartışılan konu.

Ancak hukuki açıdan bakıldığında;

“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.

Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.

Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.

Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.

Asıl sorun ne?

Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.

Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.

Ancak bu kararların;

  • Küçük yatırımcıya etkileri,
  • Riskleri,
  • Olası fiyat baskıları,
  • Seyrelme sonuçları,

yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.

Sonuç

SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.

Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.

Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.

Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.

Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.

Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.

Bankavitrini.com Analiz

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.

Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.