GÜNCEL
Kariyerinizin Ortasında Sormanız Gereken 6 Soru
Yayınlanma:
2 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Genellikle kariyerinizin orta noktasına denk gelen orta yaşa ulaşmak, başarılarınızın, hırslarınızın ve gerçekliğinizin çatıştığı bir an olabilir. Bu dönemde çoğu insan karşılayamadıkları beklentilerinin yol açtığı duygularla boğuşur. Hayatınızın erken dönemlerindeki hayallerinizin ve arzularınızın birçoğunun hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini fark etmek sarsıcı gelebilir.
Ancak uzmanlar bu dönemin büyüme için de önemli bir fırsat sunduğunu söylüyor. Önceliklerinizi yeniden değerlendirmek, deneyimlerinizden yararlanmak ve geleceğe yönelik hedeflerinizle uyumlu bir yol çizmek için bir fırsat…
Modern Elder Academy’nin kurucusu ve Learning to Love Midlife: 12 Reasons Why Life Gets Better with Age (“Orta Yaşı Sevmeyi Öğrenmek: Yaşlandıkça Hayatın Daha İyi Hale Gelmesinin 12 Nedeni”) kitabının yazarı Chip Conley, hayatın ilk yarısının “birikim” ile ilgili olduğunu söylüyor: “‘Şunu yap! Bunu dene! Arkadaşlar edin, çocuk sahibi ol, özgeçmişin için başarılar elde et, evin için bir sürü eşya al…’ Hayatın ikinci yarısıysa düzenlemeye yöneliktir. Gerçekten neyi önemsediğinizi fark ettiğiniz zamandır.”
Bu “düzenleme” sürecine başlamak, orta yaşın yoğunluğunda bunaltıcı, hatta imkânsız görünebilir. İşin, evin ve diğer sorumlulukların gerektirdikleri, analiz yapmak için çok az yer bırakabilir. Ancak orta düzey kıdemde profesyonellere koçluk sağlayan Next Level Career Services’in kurucusu Ebony Joyce, kariyerinize dönüp bakmak ve yeniden değerlendirmek için zaman ve zihinsel efor harcamanın faydalı olduğunu söylüyor. Joyce’a göre bunu yapmak “geleceğinizin şeklini ve yönünü belirlemeniz için size perspektif sağlıyor.”
İşte orta yaşta kariyerinizi değerlendirirken Conley ve Joyce’un sormanızı önerdiği altı soru:
1. Bundan 10 yıl sonra neyi yapmadığıma veya öğrenmediğime pişman olacağım?
Conley, pişmanlığın olumsuz bir çağrışımı olsa da güçlü bir öğretmen olabileceğini söylüyor. Şöyle diyor: “Yaşlanmanın faydası, daha geniş bir perspektife sahip olmanız ve geleceği görebilmenizdir. Eylemlerinizin sonuçlarını anlarsınız.” Conley, öngörülen pişmanlığın gücünden yararlanmayı öneriyor. Öngörülen pişmanlık, bugün belirli eylemleri yapmazsanız gelecekte hissedebileceğiniz hüsran duygusunu hayal etmeyi içeriyor. Conley, bu öngörünün gelecekteki benliğinizin takdir edeceği kararlar vermenize yardımcı olabileceğini söylüyor.
Araştırmalar merakı sürdürmenin, yeni beceriler öğrenmenin ve yeni deneyimleri benimsemenin daha uzun ve daha mutlu bir hayatla ilişkili olduğunu gösteriyor. Örneğin, Conley orta yaşlarındayken sörf yapmayı ve İspanyolca konuşmayı öğrenmiş. Bu nedenle, çok geç olmadan, öğrenmek istediğiniz konuları, oluşturmak istediğiniz rutinleri, yaşamak istediğiniz deneyimleri ve gitmek istediğiniz yerleri düşünün. Conley, hedefin “anında tatmine değil, uzun vadeli tatmine yönelik kararlar vermek” olduğunu söylüyor.
2. Amacıma nasıl ulaşırım?
Pek çok insan, kariyerlerinin başlarında, ister ebeveyn baskısı, ister toplumsal normlar, ister belirli başarı kavramlarına uyma arzusu olsun, dış faktörlerden etkilenir. Bu, başkalarının beklentilerini kendi arzularınız ve ilgi alanlarınızın önünde tutan kariyer seçimlerine yol açabilir. Daha sonra eşler ve çocuklar için yapılan fedakârlıklar kişisel hedefleri daha da gölgede bırakabilir.
Joyce, hayatınızın orta noktasına ulaştığınızda, dış güçler ve başkalarının gündemleri tarafından şekillendirilen bir kariyerden, sizin istediğiniz ve anlamlı bulduğunuz şeylerin yönlendirdiği bir kariyere geçme zamanının geldiğini söylüyor: “Bu geçmiş olasılıklara ve kaçırılan fırsatlara takılmaktan kurtulup hayallerinize odaklanmak için bir fırsat.”
Conley, kişisel olarak anlamlı bir kariyerin sizin için nasıl görünebileceğini belirlemek için bireysel olarak düşünmeniz gerektiğini söylüyor. “Seni ne heyecanlandırıyor? Seni ne tedirgin ediyor? Neyi merak ediyorsun? Hayatının erken dönemlerinden beri keyif aldığın ama sonradan ihmal ettiğin aktiviteler neler?” Cevaplar, ister yakın bir sektöre geçiş olsun, ister tamamen farklı bir sektöre geçiş olsun, kariyerinizdeki potansiyel dönüm noktalarını belirlemenize ve “daha fazla seçeneğinizin olduğunu görmenize yardımcı olur.”
3. Geliştirdiğim hangi yetenekler veya uzmanlıklar dünyaya katkı sunmamı sağlayabilir?
Orta yaşta, çok sayıda deneyim, içgörü ve belki de bu yolda zorluklarla kazanılmış birkaç savaş yarası edinmiş olursunuz. Conley, edindiğiniz beceriler ve bilgi birikimi üzerinde derinlemesine düşünebileceğinizi ve bunları başkaları üzerinde olumlu bir etki yaratmak için nasıl kullanabileceğinizi söylüyor. Psikiyatrist ve yazar David Viscott’tan ilham alıyor. Viscott, “Hayatın amacı, yeteneğinizi keşfetmektir. Bu yeteneği geliştirmek için emek harcamalısınız. Hayatın anlamıysa, yeteneğinizle insanlara katkı sunmaktır” diyor.
Conley, Peter Drucker’la ilişkilendirilen klasik bir egzersiz öneriyor. Bu, birisinin size art arda beş kez “Hangi işte çalışıyorsun?” diye sormasını gerektiriyor. Birbirini takip eden her soru, yanıtınızı geliştirmenize ve odaklamanıza yardımcı oluyor. Conley, “Son cevap genellikle bir aydınlanma sağlar. Bu şekilde, insanları bir araya getiren bir sosyal simyacı olduğumu fark ettim” diyor. Amaç, güçlü yönlerinizi ve bunların kişisel amacınızla anlamlı ve tutarlı bir şekilde nasıl uygulanabileceğini daha net bir şekilde anlamaktır.
4. Günlerimin nasıl geçmesini istiyorum?
Joyce, profesyonel hayatlarımız hakkında genellikle büyük düşünmeye teşvik edildiğimizi söylüyor. Patronlar ve kariyer danışmanları sizden beş ya da on yıl sonraki geleceğinizi hayal etmenizi ya da başarı fikrinizi tanımlamanızı istiyor. Bu yönlendirmeler değerli olsa da Joyce geleceğinizi daha küçük düşünerek tasarlamanızı öneriyor. “Günlük rutinlerinizin ayrıntılarının nasıl görünmesini istediğinizi düşünerek mikro düzeye geçin” diyor.
Joyce, uzun vadeli büyük hedeflere odaklanmak yerine, ideal geleceğinizde sıradan bir gün hayal etmenizi öneriyor. Zamanınızı nasıl geçirmek istediğinizi, kimlerle etkileşimde bulunmak istediğinizi ve iş dışında ne yapmak istediğinizi düşünün. Bu düşünce deneyi, yaratmak istediğiniz hayat hakkında netlik kazanmanıza ve hedeflerinizi günlük varoluşunuzun pratikleriyle uyumlu hale getirmenize olanak sağlayacaktır.
5. Hangi tavizleri vermeye hazırım? Artık hangi konularda taviz vermek istemiyorum?
Seçimlerinizi sorgulamak ve olası “keşke”leri düşünmek doğaldır. Belki bazı şeyleri farklı yapsaydınız daha çok paranız olurdu. Belki de başka kararlar verseydiniz daha yakın ilişkilere veya daha güçlü bir evliliğe sahip olabilirdiniz.
Ancak Joyce, o sırada ihtiyaçlarınıza ve önceliklerinize uygun seçimler yaptığınızı aklınızda tutmanız gerektiğini söylüyor. Artık büyüdüğünüze ve daha fazla bakış açısına sahip olduğunuza göre, bunlar değişmiş olabilir. Belki çocuklarınız evin dışındadır veya daha bağımsızdır, bu da evdeki sorumluluklar dikkatinizi dağıtmadan kariyerinize daha fazla odaklanmanıza olanak tanır. Alternatif olarak, bir zamanlar yaptığınız fedakârlıkları artık yapmaya istekli olmayabilirsiniz; bunun yerine kişisel yaşamınızın öncelikli olmasını isteyebilirsiniz.
Joyce, önemli olanın değerlerinizi ve önceliklerinizi dikkatli bir şekilde dikkate almak ve vermek istediğiniz tavizler konusunda bilinçli kararlar vermek olduğunu söylüyor. “Doğru ya da yanlış cevaplar yok, ancak bilinçli olmanız gerekiyor” diyor.
6. Hayatımda neler iyiye gidiyor?
Zayıflayan hafıza, eklemlerin gıcırdaması, sıcak basması, enerjinin azalması… Yaş aldıkça beliren bu zorluklar hepinize oldukça tanıdık gelebilir. Ancak Conley, bunlara takılıp kalmak yerine yaşlanmanın olumlu yanlarını takdir etmeye yönelmenizi öneriyor. Bunlar kazandığınız bilgelik, yaşadığınız deneyimler ve başardığınız kişisel gelişimdir. Bakış açısındaki bu değişiklik sadece uçuk bir iyimserlik değil, refahınız ve uzun ömürlülüğünüz için gerçek, somut faydalar da sağlayabilir. Bir çalışma, yaşlanmaya ilişkin olumlu algılara sahip kişilerin, olumsuz bir bakış açısına sahip olanlardan ortalama 7,5 yıl daha uzun yaşadığını göstermiştir.
Yaş ayrımcılığı hem iş yerinde hem de toplumda varlığını sürdürüyor ancak Conley, kendi içselleştirilmiş yaş ayrımcılığınızla da yüzleşmeniz gerektiğini söylüyor: “Eğer merakla ve tutkulu bir bağlılıkla ortaya çıkarsanız, insanlar kırışıklıklarınızı değil, enerjinizi fark edeceklerdir.”
Orta yaş beraberinde bir dizi geçiş ve zorluğu da beraberinde getirir: çocukların evden ayrılması, menopoz, ebeveyn kaybı, beklenmedik sağlık sorunları, kariyer ve ilişkilerde değişiklikler. Herkese uygun tek bir yol haritası yok. Conley, amacın yol boyunca edindiğiniz bilgelik ve deneyimlerden yararlanmak ve “hayatınızın bir sonraki aşamasını bilinçli olarak şekillendirmek” olduğunu söylüyor.
HBR-Rebecca Knight
İlginizi Çekebilir
GÜNCEL
İstanbul Finans Merkezi için tarihi teşvik paketi yayımlandı
Yayınlanma:
12 saat önce|
04/06/2026Yazan:
BankaVitrini
4 Haziran 2026 tarihli yeni vergi ve yatırım düzenlemeleri ne getiriyor?
Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, vergi, yatırım, üretim, yurt dışı gelirler ve kamu alacaklarının tahsili alanlarında önemli değişiklikler içeriyor. Özellikle üretici firmalar, yabancı yatırımcılar, yurt dışından Türkiye’ye dönen yüksek gelir grupları ve vergi mükellefleri açısından dikkat çekici düzenlemeler bulunuyor.
1. Kamu borçlarında taksit süresi iki katına çıktı
6183 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikle kamu borçlarının tecil süresi 36 aydan 72 aya çıkarıldı. Ayrıca bazı işlemlerdeki limit 50 bin TL’den 1 milyon TL’ye yükseltildi.
Vatandaş ve firmaya etkisi
- Vergi ve SGK borcu olan şirketlerin ödeme yükü hafifleyecek.
- Nakit akışı bozulan KOBİ’ler daha uzun vadede borçlarını yapılandırabilecek.
- Tahsilat baskısı kısa vadede azalırken devletin tahsilat süresi uzayacak.
2. Yurt dışından Türkiye’ye dönenlere 20 yıl vergi avantajı
Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen yeni düzenleme ile son 3 yılda Türkiye’de vergi mükellefi olmayan kişilerin yurt dışından elde ettikleri gelirler 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna tutulabilecek.
Kimleri ilgilendiriyor?
- Yurt dışında çalışan profesyoneller
- Yazılımcılar
- Fon yöneticileri
- Girişimciler
- Uluslararası danışmanlar
Etkisi
Türkiye, yüksek gelirli ve nitelikli insanları çekmek için vergi rekabetine giriyor. Özellikle Dubai, Londra ve Singapur’da yaşayan Türklerin dönüşünü teşvik etmeyi amaçlıyor.
3. “Nitelikli Hizmet Merkezi” dönemi başlıyor
Kanunla ilk kez “Nitelikli Hizmet Merkezi” tanımı getirildi. Çok uluslu şirketlerin finans, muhasebe, veri analizi, risk yönetimi, insan kaynakları ve teknoloji operasyonlarını Türkiye’den yönetmelerine yönelik yeni teşvik sistemi kuruldu.
Şirketlere sağlanan avantajlar
- Personel ücretlerinde gelir vergisi avantajı
- Kurumlar vergisinde büyük indirimler
- İstanbul Finans Merkezi ve belirli endüstri bölgelerinde daha güçlü teşvikler
Beklenen sonuç
Türkiye’nin;
- bölgesel finans merkezi,
- bölgesel muhasebe merkezi,
- teknoloji ve veri merkezi
olma hedefi güçleniyor. Özellikle İstanbul Finans Merkezi’nin uluslararası şirket çekme kapasitesi artırılıyor.
4. Üretici şirketlere %12,5 kurumlar vergisi
Kanunun en dikkat çekici maddelerinden biri üretim ve tarım şirketlerine yönelik.
Sanayi sicil belgesine sahip ve fiilen üretim yapan şirketlerin üretim kazançları için kurumlar vergisi oranı %12,5 olarak uygulanacak.
Kim kazanıyor?
- İmalat sanayi
- Organize sanayi bölgelerindeki üreticiler
- Tarımsal üretim şirketleri
Etkisi
Bu düzenleme özellikle krediye erişimde zorlanan reel sektör için önemli bir vergi desteği niteliğinde.
Bankavitrini açısından bakıldığında bu düzenleme:
- üretim yatırımlarını artırabilir,
- kayıtlı üretimi teşvik edebilir,
- sanayi şirketlerinin özkaynak birikimini güçlendirebilir.
Ancak finansman maliyetleri yüksek kaldığı sürece tek başına yeterli olmayabilir.
5. Yurt dışı ticarete dev vergi avantajı
Yurt dışından alınan malın Türkiye’ye gelmeden başka ülkeye satılmasından elde edilen kazançların %95’i kurumlar vergisi matrahından indirilebilecek. Bazı bölgelerde bu oran %100’e kadar çıkabilecek.
Sonuç
Türkiye’nin:
- ticaret merkezi,
- tedarik zinciri merkezi,
- bölgesel lojistik üs
olma hedefi destekleniyor.
6. Yeni “Varlık Barışı” geliyor
31 Temmuz 2027’ye kadar yurt dışındaki para, altın, döviz ve menkul kıymetlerin Türkiye’ye getirilmesine imkan tanıyan yeni bir varlık barışı düzenlemesi getiriliyor.
Dikkat çeken nokta
Normal vergi oranı %5.
Ancak;
- 5 yıl tutulursa %0
- 4 yıl tutulursa %1
- 3 yıl tutulursa %2
- 2 yıl tutulursa %3
- 1 yıl tutulursa %4
olarak uygulanabilecek.
Ekonomiye etkisi
Hazine’nin amacı:
- Döviz girişini artırmak,
- Finansal sisteme kaynak çekmek,
- Yastık altı ve yurt dışındaki varlıkları kayıt altına almak.
Bankavitrini yorumu
Bu kanun, ilk bakışta bir “vergi kanunu” gibi görünse de aslında üç stratejik hedef taşıyor:
1. Üretimi teşvik etmek
%12,5 kurumlar vergisi bunun en somut göstergesi.
2. Yabancı sermayeyi çekmek
Nitelikli hizmet merkezleri ve İstanbul Finans Merkezi teşvikleri bu amaçla getirildi.
3. Döviz girişini artırmak
Varlık barışı ve yurt dışı gelir istisnaları bu hedefe hizmet ediyor.
Ancak düzenlemenin başarısı sadece vergi avantajlarına değil;
- hukuk güvenliğine,
- finansmana erişime,
- kur istikrarına,
- yatırım ortamına
bağlı olacak.
Aksi halde vergi teşvikleri tek başına beklenen yatırım ve üretim artışını sağlayamayabilir. Buna karşın özellikle üretici firmalar, ihracatçılar ve uluslararası hizmet şirketleri açısından son yılların en önemli teşvik paketlerinden biri olduğu söylenebilir.
Önerilen başlıklar:
- Vergide yeni dönem: Kim kazanacak, kim kaybedecek?
- Üreticiye %12,5 vergi müjdesi: Sanayi için yeni fırsat
- Türkiye vergi rekabetine giriyor: Yurt dışındaki Türkler geri döner mi?
- Varlık barışı geri döndü: Döviz girişinde yeni hamle
- İstanbul Finans Merkezi için tarihi teşvik paketi yayımlandı
Kaynak: 4 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı Kanun.
EKONOMİ
2026’nın ilk sinyali; büyüyemeyen ekonomi
“Büyümeden ödün vermeden enflasyonu düşürme” hedefinin, programın iki temel dinamiği değiştirilmeden gerçekleşemeyeceği artık verilerle sabittir. O nedenle ilk çeyrek büyüme verisi, önemli bir uyarı işaretidir
Yayınlanma:
13 saat önce|
04/06/2026Yazan:
Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz
TÜİK verilerine göre Türkiye ekonomisi bu yılın birinci çeyreğinde (Ocak-Şubat-Mart) geçen yılın aynı çeyreğine göre, yıllık bazda yüzde 2,5 büyüdü. Ancak bu oran piyasa beklentisi olan yüzde 2,7’nin altında kaldı.
Daha da önemlisi çeyreklik bazda büyüme fiilen “sıfır” (yüzde 0,1); bir önceki çeyreğe göre aslında büyümedik. Çeyreklik bazda yüzde 0,1’lik bu oran, ekonomik aktivite düzeyinin bir önceki çeyreğe oranla yatay bir seyir izlediğini gösteriyor.
Sanayi yıllık bazda yüzde 0,8 küçülürken, özellikle imalat sektörü kaynaklı küçülme çeyreklik verilere de yansıdı. Sanayi üretimi, yüksek faiz ortamı ve artan maliyetlerin etkisiyle ivme kaybederek büyümeyi aşağı çeken ana unsur oldu.
Tarım sektörü 2025 yılının derin küçülme oranlarından sonra nihayet yıllık bazda yüzde 4,6, çeyreklik bazda ise yüzde 5,9 büyüdü.
İnşaat sektörü ise 2025 yılında yüzde 10’un üzerinde seyreden rekor büyüme oranlarının ardından ilk çeyrekte yıllık bazda sadece yüzde 3,2 büyüdü, üstelik çeyreklik bazda yüzde 1,7 daraldı.
Sektörlerdeki zayıf görünümün yanında bilgi-iletişimdeki yüzde 9,5’luk oran çarpıcı görünse de bu durum büyük ölçüde 5G teknoloji altyapı yatırımlarına dayalı olduğu için kalıcı bir ivmelenme olmayabilir.
Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde büyümenin itici güçlerinden biri de yatırımlar yani gayrisafi sabit sermaye oluşumu (makine-teçhizat ve inşaat yatırımları). Bu kalem yıllık bazda yüzde 3 artış kaydedip büyümeye 0,8 puanlık katkı verse de çeyreklik bazda yüzde 2,2 küçüldü.
Stoklar ise büyümeye 0,5 puanlık pozitif katkı verdi. Çeyreklik bazda talep yavaşlarken üretilen malların bir kısmının satılamayıp rafa kalktığı anlaşılıyor olsa da bunun da teknik olarak büyüme rakamını yukarıda tuttuğu görülüyor.
Harcama yöntemiyle milli gelire bakalım;
Hanehalkı tüketimi yıllık yüzde 4,8 arttı ancak çeyreklik artış yüzde 0,1’de kaldı. Talebin sıkılaşma adımlarıyla hız kestiği hissediliyor. Ama kimin talebi ve tüketimi? Zaten “program” dar ve sabit gelirliler üzerinde çalışıyor yıllardır. Yine de yüksek gelirlilerin ve servet transferinin etkisiyle doğan talebin baskılanması zor.
Devlet de harcamacı tarafta yerini aldı; yıllık bazda devletin nihai harcamaları yüzde 2,1 artarken, çeyreklik artış yüzde 3,3 oldu. “Kamuda tasarruf olmalı” derken, devletin harcamalarının artması büyük ikilemi ortaya koyuyor.
Asıl kırılganlık ihracatta. İhracat yıllık yüzde 12,7, çeyreklik yüzde 7,5 daralarak en zayıf halka oldu. Bu dengesizlik sebebiyle net dış ticaret, büyümeyi 2,5 puan aşağı çekti.
İhracattaki sorunlar yapısal nitelik taşıyor. Yüksek faiz, girdi maliyetlerindeki artış, kur baskısı, atıl kapasite ve dış talepteki durgunluk, hepsi bir arada etkisini gösterdi.
Nisan sonunda imalatçı ihracatçılar için kurumlar vergisi oranının yüzde 9’a, ihracatçılar için yüzde 14’e indirilmesi olumlu bir adım; ancak yapısal sorunlar gündemdeyken bu düzenlemenin etkisi sınırlı kalacak. Sanayinin dış rekabet gücü zayıfladıkça ihracat üzerindeki baskı artmaya devam edecek. Bu sürecin işsizliği yukarı taşıması kaçınılmaz görünüyor.
Program hedefiyle gerçek arasındaki makas açıklanamaz hale geldi. Talebin baskılanması ve kur kontrolüne dayanan mevcut program, enflasyonla mücadelede somut bir ilerleme sağlayamıyor. Öte yandan iç ve dış talebi belirgin şekilde soğuttuğu anlaşılıyor. “Büyümeden ödün vermeden enflasyonu düşürme” hedefinin, programın iki temel dinamiği değiştirilmeden gerçekleşemeyeceği artık verilerle sabittir. O nedenle ilk çeyrek büyüme verisi, önemli bir uyarı işaretidir.
Prof. Dr. Binhan Elif YILMAZ – T24
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Petrol ve dolar yükselirken Fed kaygıları risk iştahını bastırıyor
Yayınlanma:
13 saat önce|
04/06/2026Yazan:
BankaVitrini
Küresel mali piyasaların odağında Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler bulunmaya devam ederken, İsrail’in tutumunun barış sürecini zorlaştırdığı görüşünün giderek daha geniş kabul gördüğünü izliyoruz. Bu sabah İsrail ile Lübnan arasında ateşkesin uygulanmasına yönelik varılan anlaşma olumlu bir gelişme olarak öne çıksa da, bölgeden gelen çelişkili açıklamalar ve zaman zaman yeniden yükselen gerilim piyasaların temkinli duruşunu korumasına neden oluyor. Daha basit bir ifadeyle, piyasalar artık ‘anlaşma yakın’ yönündeki açıklamalardan çok, çatışmaların gerçekten durduğunu ve diplomatik sürecin somut sonuçlar ürettiğini görmek istiyor.
Bu minvalde yapay zekâ temalı hisselerde görülen kâr satışları ve Orta Doğu’da yeniden yükselen jeopolitik risklerin risk iştahını belirgin bir şekilde azaltmasıyla ABD borsalarının geceyi %1 civarında düşüşle tamamladığını görüyoruz. Dolar endeksi (DXY), Orta Doğu’da yeniden yükselen jeopolitik gerilimlerin etkisiyle güvenli liman talebinden destek alarak son iki ayın en güçlü seviyelerinde salınırken, İran’ın Kuveyt’e yönelik saldırıları ve Hürmüz Boğazı çevresindeki çatışmalar petrol fiyatlarının yüksek seviyesini korumasına neden oluyor. DXY’nin güç kazanması, ABD tahvil faizlerinin de yükselmesine neden olurken, Fed’in enflasyon baskıları nedeniyle faiz indirimlerini uzun süre erteleyebileceği beklentisi de piyasalar üzerinde ilave baskı kurmaya devam ediyor.
Tansiyonun barometresi konumunda olan Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, üç günlük kesintisiz yükseliş isteği ardından dün 99 dolar seviyesini test ederken, ABD ham petrol stoklarının beklentilerin iki katı kadar azalması da küresel petrol talebinin güçlü seyrettiğine işaret etti. Haber akışı sizin de takdir edeceğiniz üzere pek de olumlu düzlemde ilerlemezken, mevcut stresin üzerine 16-17 Haziran tarihinde düzenlenecek olağan Fed toplantısının da eklenmeye başladığını düşünüyoruz. Fed’in yeni başkanı Warsh, göreve yapay zekâ yatırımlarının ekonomiyi desteklediği ancak İran savaşı kaynaklı enerji maliyetlerinin enflasyonu yeniden hızlandırdığı zorlu bir dönemde başlıyor. Nitekim, Fed’in yayımladığı Beige Book raporu, birçok bölgede enerji fiyatlarındaki artışın nakliye, gıda ve gübre maliyetlerine yayıldığını, tüketicilerin ise daha fazla kredi kartı kullanıp harcamalarını temel ihtiyaçlara yönlendirdiğini gösterdi. Bu durum, ekonomik büyümenin yavaşladığı ancak enflasyonun yüksek kaldığı stagflasyon riskini yeniden gündeme taşıdığını belirtelim.
Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler, Hürmüz Boğazı’nın âdeta dünyanın boğazını sıktığı, enflasyon beklentilerinin yükseldiği ve tedarik zincirlerinin kırıldığı bir ortamda, faiz indirimi beklentilerinin yerini faiz artırımı ihtimaline bıraktığını görüyoruz. Bu sabah Fed vadeli işlemleri, yıl sonuna kadar faiz artışı olasılığını yaklaşık %51 olarak fiyatlıyor. Bu değişimin altını özellikle çizmek gerekiyor. Fed cephesinde büyüme ile enflasyonla mücadele tercihi arasında yaşanacak görüş ayrılıklarını merakla takip edeceğiz. Güvenli liman edasıyla son dönemlerde ön plana çıkan doların bir süre daha bu belirsizlik ortamında güçlü kalmasını, bunun da faizlerin yüksek seyretmesine zemin hazırlayabileceğini düşünüyoruz.
ABD borsalarının dün geceyi düşüşle tamamlaması ardından, yapay zekâ temalı hisselerin önemli oyuncularından Broadcom’un beklentilerin altında kalan gelir tahmini sonrası teknoloji ve yarı iletken hisselerinde satışlar hızlandı. Broadcom’un açıkladığı sonuçlar, yatırımcıların yüksek beklentilerini karşılayamayınca hisseler mesai sonrası işlemlerde %13’ten fazla değer kaybetti. Şirketin ikinci çeyrek gelirleri piyasa tahminlerinin hafif altında kalırken, üçüncü çeyrek için açıkladığı yapay zekâ çipi gelir beklentisi de beklentilerin gerisinde kaldı. Daha da önemlisi, yönetimin 2027 yılına ilişkin 100 milyar dolarlık yapay zekâ gelir hedefini yukarı yönlü revize etmemesi, piyasada büyüme ivmesinin yavaşlayabileceği endişelerini artırdı.
Havanın genel hatlarıyla olumsuz olması ve Broadcom’un açıkladığı sonuçlar ardından yeni gün başlangıcında Pasifik’in diğer ucunda hâkim rengin kırmızı olduğunu görüyoruz. Japonya’nın gösterge endeksi Nikkei, bir gün önce ulaştığı tarihi zirveden geri çekilmek suretiyle %2 gerilerken, ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de %0,5 civarında düşüşler görüyoruz. Japon Yeni dolar karşısında kritik 160 seviyesini tekrar test ederken, bu seviye, Japon yetkililerin geçmişte döviz piyasasına müdahale ettiği bölge olması nedeniyle yakından izleniyor. Her ne kadar Japonya Merkez Bankası’ndan bu ay faiz artırımı gelebileceğine yönelik beklentiler güçlense de, doların küresel belirsizliklerden aldığı destek YEN üzerindeki baskıyı sürdürüyor. Doların güçlü seyrine paralel EURUSD paritesi 1,16, GBPUSD paritesi ise 1,34 seviyelerinin diplerine kadar geriledi.
Risk iştahındaki bozulma kripto para piyasalarına da yansırken, Bitcoin ve Ethereum son dört ayın en düşük seviyelerini test etti. Dört hafta önce 83 bin dolar seviyesine dayanan Bitcoin bu sabah 61 bin dolar seviyelerine kadar gerilerken, küresel piyasalarda güvenli liman arayışının yeniden ön plana çıktığını not etmemiz gerekiyor. Güvenli limanın da bu günlerde dolar olması, faiz getirisi olmayan kıymetli metallerin tatsız bir seyir izlemesine neden oluyor. Altının ons fiyatı dün 4,425 dolar seviyesini test ederken, gümüş ise 72,50 dolar seviyesine kadar geriledi. Her ikisi de bu sabah tepki alımları ile sırasıyla 4,465 dolar 73,50 dolar seviyelerine yükselse de, teknik görünüm pek de iç açıcı olmadığını söylememiz gerekiyor. Haftalık kapanışı görerek daha sağlıklı yorum yapmaya gayret edeceğiz. Bir süre daha gelişmeleri takip etmek adına kenarda beklemeye devam ediyoruz.
Genel hatlarıyla Hürmüz düğümünün çözülemiyor olması, Fed’in de Warsh başkanlığında yaklaşan ilk olağan toplantısı küresel piyasaları gererken, Türkiye cephesinde ise bir önceki gün özellikle de bankacılık endeksi önderliğinde (BlackRock dedikodusu) yaşanan yükselişin ardından dün siyasi beklentilerin ağır basmasıyla kazanımların bir bölümünün geri verildiğine şahit olduk. BİST100 ana endeksi %1,7 gerilerken, bankacılık hisseleri ise %2’ye yakın geriledi. USDTRY kuru 46 seviyelerine doğru bebek adımlarıyla yükselişini sürdürürken, CDS risk priminin ise hafif de olsa yükselerek 242 baz puana geldiğini not edelim. Her ne kadar içeride siyasi gelişmeler ve dışarıda jeopolitik gelişmeler baskı unsuru yaratsa da, dün de belirttiğimiz üzere, ABD ile ilişkilerde yapıcı zeminin korunması, önümüzdeki ay Türkiye’de düzenlenecek NATO Zirvesi’ne ABD Başkanı Trump’ın da katılacağının açıklanması, Türkiye’nin giderek güçlenen jeo-ekonomik konumu büyük resimde dikkat çekmeye devam edeceğini düşünüyoruz.
Yurt içi yerleşiklerin Türk Lirası’na olan ilgisi devam ederken, mevduat tercihinde uzun süredir yaklaşık olarak %60 Türk Lirası, %40 yabancı para kompozisyonu da korunmaya devam ediyor. TCMB’nin kur oynaklığını yönetebilecek araç seti ile hareket alanını koruması nedeniyle, mevcut görünüm altında USDTRY kuru açısından da önemli bir risk görmediğimizin altını çizmek isteriz. Dün bu bağlamda, TCMB’nin haftalık bültenini yine yakından inceledik. TCMB’nin butlan kararı ardından 13 milyar dolar eriyen net yabancı para pozisyonu, 2 Haziran valörlü işlemlerde 4,2 milyar dolar toparlanma kaydettiğini görüyoruz. Manşet rakamın ise 20,8 milyar dolar seviyesine toparlandığını not edelim (bakınız grafik).
TCMB Net Yabancı Para Pozisyonu
TCMB Net Yabancı Para Pozisyonundan yaşanan günlük değişim
Emre Değirmencioğlu
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.023)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.576)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (560)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.974)
- GÜNCEL (4.407)
- GÜNDEM (3.550)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.671)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (575)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.416)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (55)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (9)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (795)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (106)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (51)
- Onur ÇELİK (49)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (91)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (18)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Euro Bölgesi'nde perakende satışlarda düşüş 04/06/2026
- ING: Orta Doğu’daki durum ve ABD verileri doları destekliyor 04/06/2026
- Güney Kore para birimi 2009'dan beri en düşük seviyesinde 04/06/2026
- TOKİ'den yeni satış kampanyası 04/06/2026
- ICBC'den TCMB tahmini 04/06/2026
- Bakan Bolat: Dış ticaret açığı son 9 ayın en düşük seviyesine indi 04/06/2026
- Brent petrolde son tahminler: Hangi kurum yıl sonu için kaç dolarlık petrol öngördü? 04/06/2026
- TSMC CEO'sundan çip açığı uyarısı 04/06/2026
- Nefes Kredisi'nde yeni dönem başlıyor 04/06/2026
- Hizmet Üretici Fiyat Endeksi Mayıs'ta aylık yüzde 3,23 arttı 04/06/2026
SON YAZILAR
- İstanbul Finans Merkezi için tarihi teşvik paketi yayımlandı 04/06/2026
- 2026’nın ilk sinyali; büyüyemeyen ekonomi 04/06/2026
- Petrol ve dolar yükselirken Fed kaygıları risk iştahını bastırıyor 04/06/2026
- Kredi tahsisinde asıl risk: Üreten firmayı yalnız bırakmak 04/06/2026
- SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması 03/06/2026
- Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi 03/06/2026
- Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı 03/06/2026
- Bankalar çiftçiyi nasıl finanse ediyor? 02/06/2026
- Barış masası sallanıyor, piyasalar hâlâ diplomasiye şans tanıyor 02/06/2026
- Geleceğin Bankalarını Don Kişotlar mı Kuracak? 01/06/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu


