Connect with us

GÜNCEL

Türk Lirası: Bak bak şova bak, sen de şova bak

Yayınlanma:

|

  • Türk mali piyasalarda yerel seçimler ardından hâkim olan iyimser hava dün TCMB’nin yılın ikinci enflasyon raporunu açıklaması ardından daha da pekişti. TCMB, bizim beklentimizin aksine, yıl sonu enflasyon tahminlerini -yılın ilk dört ayında beklentilerinin üzerinde artış gösteren enflasyona paralel- 2 puan artışla %36’dan %38 seviyesine yükseltirken, 2025 ve 2026 yılsonu tahminlerini ise sırasıyla değiştirmeyerek %14 ve %9 seviyesinde korudu. TCMB Başkanı Karahan, enflasyonun hedeflerine uyumlu seviyelere gerileyene kadar sıkı para politikası duruşlarını korumakta kararlı olduklarını, enflasyon görünümünde kalıcı bir bozulmaya kesinlikle izin verilmeyeceğini, ‘ne gerekiyorsa’ da yapmaya hazır olduklarını söyleyerek ‘şahin’ bir duruş sergiledi.
  • Enflasyonda zirve seviyenin Mayıs ayında %75-76 seviyesinde görüleceğini belirten Karahan, yılın ikinci yarısında ise belirgin düşüş olacağına dikkat çekti. Öte yandan, yıl sonu için tahmin aralıklarının alt ve üst noktaları %34 ve %42 olarak belirlenirken (orta noktası %38), TCMB Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay, enflasyonun tahmin aralığının üst bandının bu yıl aşmayacağına emin olduklarını söyledi. TCMB’nin kararlı duruşu ve enflasyon raporu ardından soru cevap kısmında verdikleri samimi ve açık yanıtlar, piyasalar nezdinde olumlu olarak karşılandı.
  • Karahan ayrıca, Mart ayında yapılan 500 baz puan faiz artışının yurt içi ve dışı yerleşiklerin TL’ye güvenini artırdığını ve rezervlere olumlu yansıdığını söylerken, Londra swap piyasasının açılmasına yönelik bir soruya ise Başkan Karahan bu konuda düzenleme yetkisinin BDDK’da olduğu yanıtını verdi. Hatırlanacağı üzere, hafta başı, piyasalarda konuşulan swap sınırlamalarının gevşeteceği (Bloomberg International haberi) ve Türkiye’nin gri listeden çıkarılabileceği iddiaları (Reuters) Türk mali piyasalarında büyük bir heyecan yaratmıştı (bu iki konunun hâlen daha sıcaklığını koruduğunu not edelim).
  • Yerel seçimler öncesinde kur uçacak kaçacak korkularını besleyen yorumlara hiç katılmadığımız gibi otoritenin dezenflasyon sürecini tesis etmek adına ne gerekiyorsa yapacağını ve kurun yükselmesine de izin vermeyeceğini defaten söylemiştik. Yılın ilk çeyreğinde (özellikle de Mart ayında) kurun uçup kaçacağ endişesi ile TL’den yeniden koşar adım uzaklaşan yurtiçi yerleşikler TCMB’ye 29,2 milyar dolar rezerv kaybı yaşatırken, TCMB’nin de swap ve kamu dövizler hâriç net rezervleri eksi 74,6 milyar dolar seviyesine kadar gerilemişti. Havanın yerel seçimler ardından beklentimize paralel iyimsere dönmesi ile son 23 iş gününde TCMB’nin 35 milyar dolar rezerv biriktirdiğini ve manşet rakamın da eksi 38,8 milyar dolar seviyesine kadar iyileştirdiğini görüyoruz (bakınız grafik).
  • Dün sabah saatlerinde Başkan Karahan’ın da işaret ettiği üzere şartlar müsade ettiği sürece bu tablo daha da iyileşecektir. Swap ve kamu dövizleri hâriç açıklanan son manşet veri, Ocak 2021’den bu yana en iyi seviyeye işaret ediyor (maalesef TCMB verileri daha da geçmiş dönemi göstermiyor). Seçim öncesi felaket tellallarının çığırtkanlığı ile yurtiçi yerleşikler Kapalıçarşı’ya hücûm etmeselerdi, TCMB’nin rezervleri erimeyecek ve belki de bugün yaşanan TL rallisi ile USDTRY kuru 27-28 seviyelerine kadar gerileyecekti.
  • Dün açıklanan haftalık TCMB verilere göre, 3 Mayıs ile biten haftada, yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatları (DTH) 3,4 milyar dolar daha gerilerken, son 5 haftada düşüş 10 milyar dolar seviyesine ulaştı (bakınız grafik). Öte yandan, TCMB’nin menkul kıymet istatistiklerine göre, söz konusu haftada, hisse senetlerinde yabancının pozisyonu 309 milyon dolar, devlet tahvilinde ise 761 milyon dolar arttı. Geçen hafta belirttiğimiz üzere, Türk varlıklarına olan ilgi artarken, JP Morgan’ın tahvil endeksindeki TL tahvillerinin ağırlığını arttırması sonrası son iki haftada DİBS alımları yaklaşık 1,4 milyar dolar artış kaydetti. Tahvil piyasasında yabancının payı artarken, TL lehine gelişmeleri büyük bir mutluluk ile takip ediyoruz. Yabancı indinde Türkiye’nin 5 yıl vadeli riskleri gösteren CDS risk priminin de 4 yılın en düşük seviyesi olan 275 baz puana kadar gerilediğini not edelim (çok olumlu bir gelişme).
  • Çok da laf kalabalığı yapmadan… Türk varlıklarına yönelik hem içerden hem de dışardan büyük bir ilginin başladığını hep birlikte görüyoruz. Bu bağlamda, hafta başı yazdığımız “Türk Lirası ‘sahalara’ geri dönüyor” başlıklı yazımızda da belirttiğimiz üzere, ilk etapta sonbahara kadar TL olumlu havadan faydalanmak gerektiğini altını bir kez daha çizmek isteriz. TL’nin reel anlamda değerlenmeye devam edeceğini (kurun enflasyonun altında artacağını), hatta biraz iddialı olsa da, kurun göreceli sakin seyrini de gözeterek şirketlerin kısa vadede döviz kredisi kullanımını da artırabileceğini düşünüyoruz. TCMB hazır şartlar elverişli iken, bu süratte rezerv biriktirmeye devam ederse, Haziran ayında swap ve kamu dövizleri dışarı bırakılarak takip ettiğimiz net rezervlerin artıya geçtiğine de şahit olacağız!
  • TCMB döviz aldıkça hâliyle karşılığında piyasaya TL vermeye devam edeceğini ve bollaşan bir ürününü fiyatı düşer mantığından hareketle TL’nin de fiyatının (paranın da fiyatı faiz) düşeceğini düşünebilirsiniz. Tıpkı bu hafta ortası olduğu gibi. Lâkin bizler, mevduat faizinin Türk Lirasına geçişi teşvik seviyesinde kalmaya devam edeceğine işaret eden TCMB’nin rehberliğinde, piyasada oluşacak likiditenin sterilize edilmeye (kitabî bir yaklaşımla, sterilizasyon Merkez bankalarının, çeşitli nedenlerle ortaya çıkan para arzı artışlarının etkilerini dengelemek için yaptıkları açık piyasa işlemlerine anlamına geliyor) devam edileceğini düşünüyoruz. Zaten, dün ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti %52,57 seviyesine geri dönerken, TL referans faizi de %50 seviyesine yükseldi (bakınız grafik). Bu da mevduat faiz oranlarında yakın gelecekte %50’nin altında bir oranı düşünmenin çok da doğru olmayacağına işaret ediyor.
  • Yurtdışı piyasalarda ise temkinli iyimser seyrin korunmaya devam ettiğini görüyoruz. Geçen hafta Cuma günü açıklanan ABD istihdam raporunun beklentileri karşılayamaması ardından iyimser bir seyre bürünen piyasalar, faiz indirim beklentilerini perçinleyecek yeni bir gelişme beklerken, dün ABD’de açıklanan haftalık işsizlik maaşı için yeni başvuruda bulunan Amerikalıların sayısı geçen hafta sekiz aydan uzun bir sürenin en yüksek seviyesine yükseldi. İstihdam piyasasının istikrarlı bir şekilde soğuduğuna dair daha fazla kanıt sunan dünkü veri ardından ABD borsaları geceyi %0,5 – 1 aralığında yükselişle tamamladı. Artık gözler haftaya Çarşamba günü açıklanacak ABD tüketici enflasyon verisine çevrildi.
  • ABD dolarının piyasa faizi olan 10 yıllık tahvil faizi %4,45 seviyesine gerilemesine paralel faiz getirisi olmayan altının ons fiyatı 2,355 dolar seviyesine yükselirken, geçen hafta 26 dolar seviyesini bir kez daha test ederek (re-test) teknik mânâda güçlü bir sinyal üreten gümüş ise 28,50 dolar seviyesine dayandığını görüyoruz. Kıymetli madenlerde uzun pozisyonumuzu korurken, gümüşün psikolojik 30 dolar seviyesini aşması sonrası daha da sürtalenmesini bekliyoruz. Ortadoğu’da ise tansiyonun yeniden arttığını görüyoruz. Reuters haberine göre, İsrail güçlerinin Refah bölgelerini bombaladığı iddia edilirken, Başbakan Netanyahu ise ABD Başkanı Joe Biden’ın İsrail’in güney Gazze şehrine saldırması hâlinde silahlarını keseceği tehdidini reddetti. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatının yeniden yükselişe geçerek 84,40 dolar seviyesine geldiğini not edelim.
  • İsveç Merkez Bankası’nın ekonomik yavaşlama nedeniyle politika faizin 8 yıl aradan sonra ilk kez indirime kararı ardından dün gözler gelişen ekonomilerde faiz indirimlerinin devam edip etmeyeceğini anlamak adına İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) olağan faiz toplantısına çevrildi. BoE, dört yıl aradan sonra, ilk faiz indirimin sinyalini verirken, Başkan Bailey yatırımcıların beklediğinden daha fazla indirim olabileceğini de söyleyerek faiz indirimlerinin önümüzdeki ay başlamasının önünü açtı. GBPUSD paritesi 1,25 seviyelerinde yatay bir seyir izliyor.
  • Yeni gün başlangıcında Asya piyasalarında temkinli iyimser bir görünümün hâkim olduğunu görüyoruz. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de hafif de olsa artılar göze çarpıyor. Mali piyasaların gündeminde bugün Türkiye’de işsizlik ve sanayi üretimi, dışarıda ise İngiltere’de sanayi üretimi ve büyüme; ABD’de ise Michigan tüketici güven endeksi takip edilebilir. USDTRY kurunun güne TCMB’nin kurduğu 32,20 – 32,25 bandındaki ‘baraj’ seviyesinden başladığını, hisse senetlerinde ise iyimser görünümün devam edeceğini düşünüyoruz. Herkese güzel bir hafta sonu dileyerek bültenimizi tamamlayalım.

>TCMB’nin swap ve kamu dövizleri hâriç net rezervleri

1715314993d4aac38a0ef410a3f1687da15ab6563a_1_1200.jpg

>DTH

17153149931b3f62a8eb4cf1bf837323754d8fb394_2_1200.jpg

>TL referans faizi ve Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti

1715314994e4addabb1df92313ef22d09ffc583924_3_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde sanayicilerle bir araya geldi

“Makroekonomik Görünüm” etkinliğinde iş dünyasının gelecek dönem hedefleri ele alındı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, Gebze Organize Sanayi Bölgesi (GOSB) işbirliğiyle düzenlediği ‘Makroekonomik Görünüm’ programı kapsamında saniyicilerle buluştu.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, GOSB Yönetim Merkezi ve Sosyal Tesislerinde gerçekleştirilen etkinlikte, iş dünyasının gelecek dönem hedefleri ele alındı.

GOSB Yönetim Kurulu Başkanı Ercüment Sarıtaş ve Akbank Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Özlem Atik’in ev sahipliği yaptığı programa, bölgedeki sanayiciler ve iş dünyası temsilcileri katıldı. GOSB üyelerinin yanı sıra Otomotiv Tedarik Sanayi İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde (TOSB) faaliyet gösteren işletmelerin yöneticileri de toplantıda yer aldı.

Etkinlikte, Akbank Baş Ekonomisti Çağrı Sarıkaya, küresel ve yerel ekonomik gelişmeler, finansal piyasalardaki görünüm, faiz ve enflasyon beklentileri gibi reel sektörün karar alma süreçlerini yakından ilgilendiren makroekonomik başlıklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Katılımcıların soru ve yorumlarıyla interaktif bir ortamda gerçekleşen buluşma, yeni işbirlikleri geliştirmek için fırsat sundu.

Programda, küresel ekonomik görünüm, Türkiye ekonomisine ilişkin beklentiler, finansman koşulları ve piyasa dinamikleri karşısında iş dünyasının daha güçlü stratejik perspektifler geliştirmesine katkı sunacak değerlendirmeler paylaşıldı. Etkinlik, sanayicilerin sorularının yanıtlandığı özel bölümle sona erdi.

– ‘Küresel ekonomide dengeler yeniden kuruluyor’

Açıklamada etkinlikteki görüşlerine yer verilen Akbank Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Atik, küresel ekonomide dengelerin yeniden kurulduğu, finansal koşulların ve ticaret dinamiklerinin hızla değiştiği bir dönemden geçtiklerini belirtti.

Sanayicilerin günün koşullarını, ilerleyen dönemin risk ve fırsatlarını doğru okuyabilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Atik, Türkiye ekonomisinde dayanıklılığın, üretim kapasitesini koruyan, istihdam yaratan, ihracata katkı sunan ve yatırım iştahını sürdüren sanayicilerin gücüyle şekillendiğini aktardı.

Atik, ‘Bu bilinçle gerçekleştirdiğimiz Makroekonomik Görünüm programımızda, başta GOSB ve TOSB temsilcileri olmak üzere sanayicilerimizi ağırlamaktan memnuniyet duyduk. İşbirliği için GOSB yönetimine ve programa katılan tüm sanayicilerimize teşekkür ediyorum. Önümüzdeki dönemde de farklı üretim merkezlerinde iş dünyasıyla bir araya gelmeye, ekonomik görünümü, finansal gelişmeleri ve reel sektörün ihtiyaçlarını sahada birlikte değerlendirmeye ve çözüm üretmeye devam edeceğiz.’ ifadelerini kullandı.

GOSB Yönetim Kurulu Başkanı Sarıtaş da ekonomik dinamiklerin hızla değiştiği ve küresel dönüşümün ivme kazandığı bir dönemde, sanayicilerin doğru ekonomik öngörüye erişiminin her zamankinden daha büyük önem taşıdığına değinerek, şunları kaydetti:

‘Ekonominin gerçek performansı üretim sahalarında şekilleniyor. Organize sanayi bölgeleri ise üretim gücü, istihdam kapasitesi ve ihracata katkısıyla Türkiye ekonomisinin taşıyıcı omurgasını oluşturuyor. Bu güçlü yapının sürdürülebilirliği ve sanayicimizin değişen ekonomik koşulları doğru okuyabilmesi, güçlü veri, sağlıklı öngörüler ve doğru stratejik perspektiflerle hareket edebilmesiyle mümkün. Sanayicilerimizin rekabet gücünü destekleyen güçlü, dirençli ve sürdürülebilir bir üretim ekosistemi için çalışmayı sürdürüyoruz. Akbank işbirliğiyle gerçekleştirdiğimiz bu programın, katılımcılarımıza ekonomik gelişmeleri değerlendirme ve geleceğe yönelik güçlü perspektifler oluşturma noktasında katkı sunduğuna inanıyorum.’

Okumaya devam et

GÜNCEL

21. yüzyılda şirketlerin yeni sermayesi: Güven, itibar ve bilgi

Yayınlanma:

|

Şirketler Sadece Kâr Makinesi Mi? 21. Yüzyılın En Büyük Yönetim Yanılgısı

Uzun yıllar boyunca işletme okullarında, ekonomi kitaplarında ve finans çevrelerinde şirketlerin temel amacı tek bir cümleyle açıklandı: “Şirketlerin varlık nedeni hissedar değerini ve kârı maksimize etmektir.”

Bu yaklaşım, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında küresel ekonomi üzerinde etkili oldu. Ancak bugün geldiğimiz noktada bu tanımın modern şirketleri açıklamakta yetersiz kaldığı giderek daha net görülüyor.

Çünkü artık şirketlerin değeri yalnızca sahip oldukları fabrika, makine, bina veya nakit miktarıyla ölçülmüyor.

Asıl değer;

  • İnsan sermayesinde,
  • Kurumsal kültürde,
  • Bilgi birikiminde,
  • Marka gücünde,
  • Güvende,
  • İtibarda,
  • Yenilik üretme kapasitesinde oluşuyor.

Bugünün en değerli şirketlerine baktığımızda bunun açık örneklerini görüyoruz.

Apple’ın piyasa değerinin büyük bölümü fabrikalarından değil marka gücünden geliyor.

Google’ın değeri veri işleme kapasitesi ve algoritmalarında yatıyor.

Microsoft’un gücü sahip olduğu binalardan değil, geliştirdiği ekosistemden kaynaklanıyor.

Dolayısıyla modern şirketler artık fiziksel sermaye kuruluşları olmaktan çok bilgi ve güven kurumları haline dönüşmüş durumda.

Ürünleri Seviyoruz Ama Şirketlere Güvenmiyoruz

Modern ekonominin en dikkat çekici çelişkilerinden biri de burada ortaya çıkıyor.

Tüketiciler şirketlerin ürünlerini kullanıyor.

Bankacılık sistemine ihtiyaç duyuyor.

Teknoloji şirketlerinin hizmetlerinden vazgeçemiyor.

Ancak aynı tüketiciler şirketlere karşı giderek daha fazla güvensizlik hissediyor.

Bunun temel nedeni şirketlerin yalnızca finansal performans üzerinden değerlendirilmesi.

Kâr arttığında başarı kabul ediliyor.

Ancak çalışan memnuniyeti, müşteri güveni, toplumsal etki veya etik davranışlar ikinci plana atılabiliyor.

Bu durum şirketlerin ekonomik olarak büyürken toplumsal meşruiyet kaybetmesine yol açıyor.

Meşruiyet Krizi Neden Derinleşiyor?

Bugün birçok kurumun yaşadığı temel sorun finansal değil, güven sorunudur.

Kısa vadeli kârlılık baskısı;

  • Çalışan bağlılığını azaltıyor,
  • Müşteri sadakatini zayıflatıyor,
  • Kurumsal itibarı aşındırıyor,
  • Yenilik kapasitesini düşürüyor.

Sonuçta ortaya dışarıdan güçlü görünen ancak içeriden zayıflayan organizasyonlar çıkıyor.

Özellikle sosyal medya çağında şirketlerin bilançosundan önce itibarı sorgulanıyor.

Bir güven krizi bazen yıllarca oluşturulan finansal değeri birkaç gün içinde yok edebiliyor.

Geleceğin Şirketi Nasıl Olacak?

  1. yüzyılın başarılı şirketleri yalnızca para kazanan kurumlar olmayacak.

Aynı zamanda;

  • Güven üreten,
  • Yetenek geliştiren,
  • Bilgi biriktiren,
  • Topluma değer sunan,
  • Uzun vadeli ilişkiler kurabilen organizasyonlar olacak.

Artık şirketlerin rekabet avantajı sadece finansal kaynaklardan değil, görünmeyen sermayelerden oluşuyor.

Bu nedenle yöneticilerin yalnızca bilanço okumayı değil, kurum kültürünü, güven mekanizmalarını ve itibar yönetimini de stratejik bir varlık olarak görmeleri gerekiyor.

Sözün Özü

Şirketleri hâlâ yalnızca kâr makinesi olarak tanımlamak, bu yüzyılın ekonomik gerçekliğini anlamamaktır.

Modern şirketler;

Para üretir.

Ama aynı zamanda güven üretir.

Bilgi üretir.

İlişki üretir.

Toplumsal değer üretir.

Geleceğin kazananları da sadece bilançosu güçlü olanlar değil, toplum nezdinde güvenilirliğini koruyabilen kurumlar olacaktır.

Çünkü sürdürülebilir başarı artık yalnızca finansal performansın değil, kurumsal meşruiyetin de sonucudur.

Mustafa AKPINAR

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Markov Zincirleri: Finans Dünyasının Görünmeyen Tahmin Motoru

Markov Zincirleri: Bankacılığın ve Yapay Zekânın Gizli Tahmin Motoru
Finans Dünyasında Geleceği Olasılıklarla Okumak: Markov Modelleri
Kredi Riskinden Borsa Tahminlerine: Markov Zincirleri Ne Kadar Güvenilir?

Yayınlanma:

|

Geleceği Tahmin Etmek Mümkün Mü?

Finans piyasaları, ekonomi, kredi riskleri, müşteri davranışları ve hatta bankacılıkta dolandırıcılık modelleri… Tüm bu alanlarda karar vericilerin en çok sorduğu soru aynıdır: “Bugünkü duruma bakarak yarını ne kadar doğru tahmin edebiliriz?”

İşte tam bu noktada devreye olasılık teorisinin en güçlü araçlarından biri olan Markov Zincirleri (Markov Chains) giriyor.

Rus matematikçi Andrey Markov tarafından geliştirilen bu yöntem, karmaşık sistemlerin gelecekte hangi yöne evrilebileceğini olasılıklar üzerinden modellemeye yardımcı oluyor.

Bugün yapay zekâdan kredi derecelendirmeye, müşteri davranış analizinden borsa fiyat hareketlerine kadar birçok alanda Markov modelleri kullanılıyor.

Markov Zinciri Nedir?

Markov Zinciri, bir sistemin gelecekteki durumunun yalnızca mevcut durumuna bağlı olduğunu varsayan matematiksel bir modeldir.

Başka bir ifadeyle: Geçmişte yaşananların tamamı değil, sadece mevcut durum geleceği belirler.

Bu özelliğe matematikte “hafızasızlık (memoryless property)” adı verilir.

Örneğin bir müşteri:

  • Düzenli ödeme yapan müşteri
  • Riskli müşteri

olarak iki farklı durumda bulunabilir.

Markov modeli, bugün düzenli ödeme yapan bir müşterinin gelecek ay hangi olasılıkla riskli müşteri sınıfına geçebileceğini hesaplayabilir.

Bankacılıkta Nerelerde Kullanılıyor?

1. Kredi Risk Analizi

Bankalar müşterileri;

  • Çok düşük risk
  • Düşük risk
  • Orta risk
  • Yüksek risk
  • Temerrüt

gibi kategorilere ayırır.

Markov Zinciri kullanılarak bir müşterinin belirli bir süre sonra hangi risk grubuna geçebileceği hesaplanabilir.

Bu yöntem Basel düzenlemeleri kapsamında kullanılan birçok risk modelinin temelinde yer almaktadır.

2. Takipteki Kredilerin Tahmini

Bir kredi portföyündeki müşterilerin:

  • Normal
  • Yakın izleme
  • Gecikmeli
  • Takipte

kategorileri arasında geçiş olasılıkları hesaplanabilir.

Bu sayede bankalar gelecekte oluşabilecek tahsilat sorunlarını önceden görebilir.

3. Müşteri Davranışı Analizi

Bir müşteri:

  • Aktif kullanıcı
  • Pasif kullanıcı
  • Ürün terk eden müşteri

durumları arasında hareket eder.

Markov modelleri sayesinde müşteri kaybı (churn) önceden tahmin edilerek sadakat programları geliştirilebilir.

4. Dolandırıcılık Tespiti

Kart işlemlerindeki olağan davranış akışları belirlenebilir.

Normal davranış örüntüsünden sapmalar tespit edildiğinde sistem alarm verebilir.

Bu nedenle birçok gelişmiş fraud yönetim sistemi Markov mantığından faydalanmaktadır.

Borsada Markov Zincirleri

Finansal piyasalarda yatırımcıların ilgisini çeken en önemli kullanım alanlarından biri de fiyat hareketlerinin modellenmesidir.

Örneğin bir hisse için:

  • Yükseliş
  • Yatay seyir
  • Düşüş

olmak üzere üç durum tanımlanabilir.

Geçmiş verilerden elde edilen geçiş olasılıkları kullanılarak:

  • Yükseliş trendinin devam etme olasılığı
  • Düşüşe dönme ihtimali
  • Yatay piyasaya geçiş olasılığı

hesaplanabilir.

Ancak burada önemli bir uyarı bulunmaktadır. Markov Zincirleri piyasaları kesin olarak tahmin etmez. Sadece olasılıkları hesaplar.

Dolayısıyla yatırım kararı verirken tek başına kullanılmaları ciddi hatalara yol açabilir.

Markov Zincirlerinin Avantajları

Geleceği Olasılıklarla Görme Yeteneği

Belirsizliği tamamen ortadan kaldırmasa da geleceğe ilişkin senaryolar oluşturulmasına yardımcı olur.

Karmaşık Sistemleri Basitleştirir

Binlerce değişken içeren sistemleri daha yönetilebilir hale getirir.

Yapay Zekâ ve Veri Bilimi ile Uyumlu Çalışır

Makine öğrenmesi modellerinin birçok alt alanında kullanılmaktadır.

Stratejik Kararları Destekler

Risk yönetimi, fiyatlama, müşteri segmentasyonu ve tahminleme süreçlerinde güçlü bir araçtır.

Peki Riskleri Neler?

Her güçlü model gibi Markov Zincirleri de yanlış kullanıldığında yanıltıcı olabilir.

Veri Kalitesi Sorunu

Yanlış veya eksik veri kullanılması durumunda sonuçlar güvenilirliğini kaybeder.

Geçmişin Geleceği Temsil Etmeme Riski

Ekonomik krizler, savaşlar, pandemi gibi olağanüstü dönemlerde geçmiş veriler geleceği açıklamakta yetersiz kalabilir.

Aşırı Basitleştirme

Gerçek hayat çoğu zaman yalnızca mevcut duruma bağlı değildir.

Bazı sistemlerde geçmiş olaylar da önemli rol oynar.

Bu durumda Markov yaklaşımı yetersiz kalabilir.

Yapay Zekâ Çağında Markov’un Yeniden Yükselişi

Bugün üretken yapay zekâ, doğal dil işleme ve davranış modelleme sistemlerinde daha gelişmiş algoritmalar kullanılıyor olsa da Markov Zincirleri hâlâ birçok modelin temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor.

Özellikle:

  • Risk yönetimi
  • Finansal modelleme
  • Kredi tahmini
  • Dolandırıcılık analizi
  • Müşteri davranışı tahmini

alanlarında önemini koruyor.

Verinin yeni petrol olarak kabul edildiği günümüzde, Markov Zincirleri bu veriyi anlamlandıran en güçlü matematiksel araçlardan biri olmaya devam ediyor.

Özet

Bankacılık ve finans sektöründe başarı artık yalnızca mevcut tabloyu okumaktan değil, gelecekte oluşabilecek senaryoları önceden görebilmekten geçiyor.

Markov Zincirleri, kesin cevaplar vermese de karar vericilere geleceğe ilişkin güçlü olasılık haritaları sunuyor.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde yapay zekâ, büyük veri ve finansal risk yönetimi uygulamalarında Markov modellerinin daha da fazla kullanılması bekleniyor.

Çünkü rekabet avantajı artık veriye sahip olmakta değil, verinin geleceğe ne söylediğini anlayabilmekte yatıyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.