Connect with us

BANKA HABERLERİ

İş Bankası/Aran: Asgari ücret çok yönlü olarak ele alınması gereken bir konu

Yayınlanma:

|

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, “Kasım ayındaki enflasyonun yüzde 2nin altında geleceğini düşünüyorum. Hatta bu yüzde 1,5e yakınsa ve Aralık ayında da benzer şekilde olursa işte o zaman Kasım ve Aralıktaki bu iki yüzde 1,5 seviyesinde açıklanacak enflasyon, bizi sene sonunda yüzde 43 enflasyon rakamına indirebilir” dedi.

Aran, 81 İlde 81 Orman Projesi kapsamında geldiği Samsunda basın mensuplarının sorularını cevapladı.

Eylül ayındaki enflasyonun yüksek gelmesinin kendisini şaşırtmadığını dile getiren Aran, şunları kaydetti:

“Eylül ayında yüksek enflasyon zaten bekliyorduk. Yani Eylül ayında yüksek enflasyon gelince şaşırmamıza şaşırıyorum. Çünkü Eylül ayı, Türkiyede yaz tatili dönüşünde okulların başladığı, servis ücretlerinden okul ücretlerine kadar pek çok şeyin fiyatının yeniden belirlendiği aydır. Yani o ay içerisinde Eylül enflasyonunu hepimiz yaşarız ve hissederiz. Beni Eylül ayında gelen yüksek enflasyon değil, pazartesi günü açıklanacak Ekim enflasyonu daha çok ilgilendiriyor. O konuda beklentinin 2,5 olması iyi değil. Yani beklendiği gibi yüzde 2,3 ile yüzde 2,5 arasında açıklanacak aylık enflasyon, bizi yıllık yüzde 48e getirir. Kasım ayında Merkez Bankasından yüzde 2,5lik bir faiz indirimi bekliyorum demiştim ve Kasım ayında faiz indirimi bekleyenler arasındaydım ama yüzde 2nin üzerinde gelecek Ekim ayı enflasyonu yıllık enflasyonu yüzde 48in altına indirmediği için Kasım ayında Merkez Bankası indirimi yapmaz, öteler.”

“Bu sefer Kasım ayı enflasyonunu görmek gerekir” diyen Aran, şöyle devam etti:

“Bu konuda bugünden karar vermek de doğru değil. Gelişmiş ülkelerin merkez bankaları her gün veriye bakarak günlük bazla kararını değiştirebiliyor. Kasım ayındaki enflasyonun yüzde 2nin altında geleceğini düşünüyorum. Hatta bu yüzde 1,5e yakınsa ve Aralık ayında da benzer şekilde olursa işte o zaman Kasım ve Aralıktaki bu iki yüzde 1,5 seviyesinde açıklanacak enflasyon, bizi sene sonunda yüzde 43 enflasyon rakamına indirebilir. 50 politika faizi o zaman yüksek kalır ve Kasım ayında yapmadığını… Kasım ayı enflasyon rakamını görerek aralıkta indirim ihtimalinin masadan kalkmadığını düşünüyorum ama temkinli olmak gerekirse ocak ayına sarkmış görünüyor. Benim kasımda beklediğim indirim, muhtemel Ekim ayı enflasyonu da yüzde 2nin üzerinde çıkacağı için o-Ocak ayına ötelenmiş görünüyor.”

“Bugünkü faiz ortamında Türk lirası çok cazip”

Mevduat ve fonlarda stopaj oranlarının artırılmasını değerlendiren Aran, “Bu tamamen ihtiyaca göre şekillenmiş olan bir karardı. Stopajın indirilmesi, biraz da çaresizlikten Türk lirasına insanlar yönelmediği içindi ama bugünkü faiz ortamında Türk lirası çok cazip. Bir şey bu kadar cazipken hazine konusunda, özellikle vergiler konuşulduğu bir dönemde stopajı artırmayı, paranın nereden alındığına baktığımızda faiz geliri olan kesimden yapılan kesinti olduğu için bence toplum barışına da daha hizmet eden, akıllıca bir hareket olarak görüyorum. Çünkü genelde, parayı kazanandan vergi almayı başaramadığımız için vergi aldığımızdan almakla yetiniyoruz. O yüzden ben bu tarz gerçekten gelirle ilişkisi güçlü kurulan vergisel ya da kesintisel yaklaşımları daha sağlıklı ve doğru buluyorum” diye konuştu.

Asgari ücrette yapılacak artış

Asgari ücret konusunda da görüşlerini aktaran Aran, şöyle konuştu:

“Asgari ücret artışı, tartışmalı bir konu ülkemizde. Özellikle son 2 yıldır yaşadığımız yüksek enflasyon hangi kesimi en çok hırpaladı dersek, sabit gelirli ve asgari ücretle geçinen geniş kesimleri enflasyon çok ciddi şekilde etkiledi. Emeklileri aynı şekilde etkiledi. Dolayısıyla emekli maaşlarına yapılacak artışlarla asgari ücret artışları hep konuşulmaya ve tartışılmaya, uzlaşılmadan da sonuçlanmaya mahkum görünüyor. Enflasyonu tekrar kontrol altına alıp gelir dağılımını, ülkenin Gini katsayısını tekrar düzeltip daha adil şekilde kişi başına düşen milli geliri herkesin hissedeceği noktaya getirmeden bu tartışma bitmez. O yüzden herkesin haklı olduğu bir tartışma. Allah masada oturup bu konuda birbirine müzakere edenlerin yardımcısı olsun diyorum.”

Aran, asgari ücret zammının yüzde 25 olacağı şeklindeki söylentilerle ilgili, şunları söyledi:

“Gerçekten dışarıdan gazel okumak çok kolay. Yani içinde olmadığınız zaman konuşmak kolay. O artışı yaşanan enflasyon kadar isteyenin haklı olduğu, öteki taraftan, o artış verilirse rekabette geriye kalma ve ürünü satamama endişesi taşıyan sanayicinin haklı olduğu bir yerde hakemlik yapmak çok zor. O yüzden mutlaka buradaki uzlaşının yanında her kesimi, hem sanayiciyi hem asgari ücretle çalışanı teşvik edici başka mekanizmalar koymak lazım. Yoksa onların birbiriyle anlaşması mümkün değil. Bu oran nerede olursa olsun, olmaz. Eğitim politikasında yapılacak belki sübvansiyonlarla, gıda, yiyecek konusundaki şeylerle sanayici konusunda da ihracat yapanı destekleyecek başka mekanizmalarla buradaki yükün iki taraf için de hafifletilmesi lazım. Eğer oranı, mesela yüzde 40lık asgari ücret zammı yaptınız, sanayicinin çok rahatlatılması lazım. Yüzde 25 yaptınız, yüzde 25 asgari ücret zammı alan kişinin başka politikalarla rahatlatılması lazım. Yani sadece orada sonuçla bir uzlaşıya varılabilecek bir nokta değil. Çok yönlü olarak ele alınması gereken bir konu.”

S&Pnin Türkiyenin kredi notunu yükseltmesi

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poorsun (S&P) Türkiyenin kredi notunu yükseltmesini de değerlendiren Aran, şunları kaydetti:

“Bu beklediğimiz şeydi. Dolayısıyla üç reyting kuruluşu da ikişer basamak notumuzu artırmış oldu. Böylece tarihe de geçmiş olduk. Yani gerçekten hem not indirimi sırasında hem not artırımları sırasında, ikisinde de çift yönlü başarıları gösterebiliyoruz. Bu mutlaka borçlanma maliyetlerimize tekrar olumlu etki edecek. En somut kazanımı bu olacaktır. Dışarıdan çok yüksek faizle, maliyetle borçlanıyoruz. O parayı içeride kaynak olarak kullandığımızda öyle bir para kazanma ihtimalimiz yok. Bu not artırımının en büyük faydasını borçlanma maliyetlerini düşürerek, borçlandığımız parayla içeride para kazanma ihtimali oluşursa… Yoksa öteki türlü borçlanıyoruz, harcıyoruz ama dışarıya faiz olarak ödüyoruz. Yani faizin üzerinde bir şey kazanamıyoruz. Bence en büyük sorunumuz bu. Şu anda çok yüksek faiz maliyetine katlanıyoruz. Evet kaynak buluyoruz, rezervimizi artırıyoruz ama bu kaynakla ülkede verimlilik artırıcı işler yapabiliyor muyuz konusu, henüz o noktada değiliz.”

bloomberght

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İş Bankasından 12 yıl vadeli katkı sermaye niteliğinde eurotahvil ihracı

İşlemin kupon faiz oranı, ihraca gelen güçlü talep sayesinde ilk açıklanan gösterge seviyenin 35 baz puan altında, yüzde 8,40 olarak belirlendi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye İş Bankası, uluslararası sermaye piyasalarında 500 milyon dolar tutarında, 12 yıl vadeli ve 7. yılda erken geri ödeme opsiyonlu katkı sermaye niteliğinde yeni bir eurotahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, işlemin kupon faiz oranı, ihraca gelen güçlü talep sayesinde ilk açıklanan gösterge seviyenin 35 baz puan altında, yüzde 8,40 olarak belirlendi.

Geniş bir coğrafyaya yayılmış uluslararası yatırımcıların ilgi gösterdiği işlemde eurotahvillerin yüzde 46’sı İngiltere’ye, yüzde 20’si Avrupa’ya, yüzde 17’si ABD’ye, yüzde 16’sı Orta Doğu’daki yatırımcılara ve yüzde 1’i Asya’daki yatırımcılara satıldı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ebru Özşuca, jeopolitik belirsizliklerin ve küresel piyasalardaki dalgalanmaların yüksek seyrettiği bir dönemde gerçekleştirilen bu işlemin, uluslararası yatırımcıların hem Türkiye ekonomisine hem de İş Bankasına duyduğu güveni bir kez daha teyit ettiğini belirtti.

Özşuca, Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgelerine bugüne kadar gerçekleştirilen en uzun vadeli katkı sermaye niteliğindeki piyasa işleminin, bu özelliğiyle uluslararası sermaye piyasaları açısından önemli bir referans niteliği taşıdığını kaydetti.

– Uluslararası yatırımcılardan güçlü talep

İşlemin, güçlü yatırımcı talebi sayesinde son dönemde uluslararası sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlerde görülen seviyelerin altında bir yeni ihraç primiyle tamamlandığını vurgulayan Özşuca, bunun İş Bankasının güçlü finansal yapısına, uluslararası yatırımcı tabanının derinliğine ve uzun yıllara dayanan güven ilişkisine duyulan inancın somut bir göstergesi olduğunu anlattı.

Özşuca, son bir yıl içerisinde uluslararası piyasalarda toplamda 1,5 milyar dolar tutarında üç ayrı katkı sermaye nitelikli Eurotahvil ihracını başarıyla gerçekleştirdiklerine dikkati çekerek, bankanın sermaye yapısını daha da güçlendiren uzun vadeli bu kaynakların reel sektörün finansman ihtiyaçlarının desteklenmesine katkı sağlayacağını aktardı.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

KGF Akbank Mobil’de

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Son yıllarda attığımız adımlarla da Akbank Mobil’i KOBİ’lerimizin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdik ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdik” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kredi Garanti Fonu (KGF) ve Akbank, KGF kefaletli kredi başvurusunu dijital kanala taşıyan yeni işbirliğini imza töreniyle duyurdu.

İstanbul’da düzenlenen imza törenine, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür ile KGF Genel Müdürü Hasan Basri Kurt katıldı.

Törende duyurulan işbirliğiyle KGF kefaletli kredi, uçtan uca dijital kanala taşındı. Akbank’ın Dijital KGF Kredisi sayesinde KOBİ’ler, daha önce yalnızca şubeden yürütülebilen KGF kefaletli kredi süreçlerini artık Akbank Mobil’den tamamlayabilecek.

Yeni uygulama, özellikle teminat desteğine ihtiyaç duyan KOBİ’lerin krediye hızlı ve uçtan uca dijital bir süreçle erişmesini sağlayarak önemli bir kolaylık sunuyor. Şahıs firmaları 2,2 milyon liraya, tüzel firmalarsa 5 milyon liraya kadar sunulan kredilerden 36 aya varan vade imkanıyla Akbank Mobil üzerinden yararlanabiliyor.

KGF kefaletli kredide dijital dönüşüm

Etkinlikte konuşan Akbank Genel Müdürü Gür, teknolojiyi, işletmelerinin hayatını kolaylaştırmak için kullandıklarını söyledi.

Gür, son yıllarda attıkları adımlarla Akbank Mobil’i KOBİ’lerin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdiklerini ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdiklerini dile getirdi.

İşbirliğiyle müşterilerinin Dijital KGF kredisine Akbank Mobil üzerinden dakikalar içinde ulaşabildiğine dikkati çeken Gür, böylece KGF kefaletli kredinin Türkiye’de ilk kez tamamen dijital bir süreçle sunulduğunu anlattı.

Gür, KGF’nin bu yenilikçi uygulamayı hayata geçirirken ilk işbirliğini Akbank ile gerçekleştirmesinden dolayı büyük bir mutluluk duyduklarının altını çizdi. ​​​​​​​

KGF Genel Müdürü Hasan Kurt da temel ödevlerinin KOBİ’lerin finansmana etkin erişimini sağlamak olduğunu söyledi.

Türkiye’nin istihdam ve büyümede bel kemiğini oluşturan işletmelerin hem yatırım hem de işletme sermaye ihtiyaçlarını karşılamak üzere bankalarla yoğun bir çalışma yürüttüklerini vurgulayan Kurt, uçtan uca dijital bir kefalet sürecini Akbank ve KGF işbirliği ile hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti.

Kurt, yoğun ve titiz bir çalışma sürecini birlikte yürüttüklerini ve bu sonucun ortaya çıktığını dile getirerek, karşılıklı güven ve profesyonel sorumluluk içinde yürüyen süreçte Akbank Genel Müdürü Gür’ün konunun her adımının takipçisi olduğunu sözlerine ekledi.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin

Yayınlanma:

|

Kamu Bankası Çalışanına Yok, Bazı Meslek Gruplarına Var… Tartışma Büyüyor

Türkiye’de yeşil pasaport (hususi damgalı pasaport) uzun yıllardır belirli kamu görevlileri ve bazı özel statülü meslek gruplarına tanınan önemli bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Son dönemde ise bu kapsamın genişletilmesine yönelik peş peşe kanun teklifleri TBMM’ye sunulurken; ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri olan bankacılık sektörünün bu hakkın tamamen dışında bırakılması sektör içinde yeniden tartışılmaya başlandı. Meclis gündemine mühendislerden mimarlara, diş hekimlerinden veteriner hekimlere kadar birçok meslek grubu için yeşil pasaport teklifleri gelirken, yaklaşık 200 bini aşkın bankacıyı temsil eden sektör için bugüne kadar benzer bir düzenleme bulunmuyor.

Bankacılar neden bu talebi dile getiriyor?

Bankacılık artık yalnızca kredi kullandıran klasik bir sektör olmaktan çıktı.

Bugün bankacılar;

  • Uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışıyor,
  • Avrupa ve ABD’deki regülasyonları takip ediyor,
  • Basel kriterleri,
  • AML/KYC,
  • FATF,
  • ESG,
  • Dijital bankacılık,
  • Yapay zeka,
  • Siber güvenlik,
  • SWIFT,
  • uluslararası ödeme sistemleri gibi konularda sürekli yurtdışı temasları yürütüyor.

Özellikle;

  • dış ticaret finansmanı,
  • proje finansmanı,
  • yatırım bankacılığı,
  • sendikasyon kredileri,
  • ihracat finansmanı,
  • fintech iş birlikleri

gibi alanlarda çalışan binlerce bankacı yıl içerisinde çok sayıda uluslararası seyahat gerçekleştirmek zorunda kalıyor.

Bankacılık sektörü temsilcilerine göre bu durum, yeşil pasaport talebinin temel gerekçelerinden biri haline geliyor.

Kamu bankalarında çalışanlar da alamıyor

İşin dikkat çeken yönlerinden biri ise;

Türkiye’nin en büyük kamu bankaları olan;

  • Ziraat Bankası
  • Halkbank
  • VakıfBank

çalışanlarının büyük bölümünün de yeşil pasaport hakkına sahip olmaması.

Sadece özelleştirme öncesi belirli statülerde görev yapan bazı eski personeller için geçmişten gelen özel hükümler bulunurken, günümüzde göreve başlayan kamu bankası çalışanları bu kapsamın dışında kalıyor.

Bu nedenle sektör içinde; “Kamu adına çalışan bankacıya bile yeşil pasaport verilmezken, farklı birçok meslek grubu için yeni teklifler hazırlanıyor” eleştirileri dile getiriliyor.

Kimler bugün Yeşil Pasaport alabiliyor?

Mevcut mevzuata göre başlıca gruplar şunlar:

Kamu kesimi

  • 1., 2. ve 3. derece devlet memurları
  • Aynı derecedeki bazı sözleşmeli kamu görevlileri
  • Emekli olduktan sonra bu hakkı koruyan kamu görevlileri

Siyasi görevler

  • Eski milletvekilleri
  • Eski bakanlar

Yerel yönetimler

  • Büyükşehir belediye başkanları
  • İl ve ilçe belediye başkanları (görev süresince)

Devlet sporcuları

Uluslararası başarı kazanmış devlet sporcuları

İhracatçılar

Belirli ihracat hacmini sağlayan ihracatçı firmaların yetkilileri de belirli kontenjanlar dahilinde hususi damgalı pasaport alabiliyor.

TBMM’de hangi meslek grupları için teklifler var?

Son dönemde Meclis’e sunulan teklifler incelendiğinde kapsamın giderek genişletilmeye çalışıldığı görülüyor.

Mühendisler

En az 15 yıl kıdeme sahip TMMOB üyeleri için yeşil pasaport verilmesini öngören teklif İçişleri Komisyonu’nda bekliyor.

Mimarlar

Mühendislerle birlikte teklif kapsamında yer alıyor.

Diş Hekimleri

15 yıl kıdeme sahip diş hekimleri için teklif verildi.

Veteriner Hekimler

Aynı teklif içerisinde bulunuyor.

Avukatlar

Belirli kıdeme sahip avukatlara yönelik farklı kanun teklifleri de Meclis gündemine taşındı.

Bankacılar neden kapsam dışında?

Aslında bankacılık;

  • Türkiye’nin finansal istikrarını yöneten,
  • ihracatı finanse eden,
  • yatırımları organize eden,
  • dış finansmanı sağlayan,
  • uluslararası sermaye girişlerinde kritik rol oynayan

stratejik sektörlerden biri.

Bugün;

  • sendikasyon kredileri,
  • Eurobond işlemleri,
  • IFC,
  • EBRD,
  • Dünya Bankası,
  • Asya Altyapı Yatırım Bankası,
  • uluslararası yatırım fonları

ile sürekli temas halinde çalışan binlerce bankacı bulunuyor.

Buna rağmen sektör çalışanlarının hiçbirinin meslekleri nedeniyle yeşil pasaport hakkı bulunmuyor.

Dünyadaki uygulamalar ne gösteriyor?

Birçok ülkede pasaport ayrıcalıkları daha çok diplomatik statüye bağlı olarak veriliyor.

Ancak iş insanlarına ve stratejik sektör çalışanlarına;

  • hızlı vize,
  • uzun süreli çok girişli vizeler,
  • fast-track uygulamaları,
  • güvenilir yolcu programları

gibi kolaylıklar sağlanıyor.

Türkiye’de ise bu kolaylıkların önemli bölümü ihracatçılar için uygulanırken bankacılık sektörü aynı kapsamda değerlendirilmiyor.

Sektörün ekonomik büyüklüğü

Türk bankacılık sektörü;

  • yaklaşık 200 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor,
  • Türkiye ekonomisinin finansmanını yürütüyor,
  • yüz milyarlarca dolarlık dış finansman işlemlerini organize ediyor,
  • ihracat finansmanının ana aktörü konumunda bulunuyor.

Bu nedenle sektör temsilcileri; “uluslararası rekabet gücü açısından bankacılara da belirli kriterlerle yeşil pasaport verilmesi gerektiğini” savunuyor.

Olası model ne olabilir?

Tüm bankacılara sınırsız bir hak yerine;

örneğin;

  • en az 15 yıl kıdeme sahip,
  • BDDK lisanslı bankalarda çalışan,
  • uluslararası işlemlerde görev yapan,
  • belirli unvan seviyesine ulaşmış

bankacılar için kademeli bir model oluşturulabileceği ifade ediliyor.

Benzer kriterler ihracatçılar ve bazı meslek grupları için zaten uygulanıyor.

Bankavitrini Analizi

Kamu yönetimi, yeşil pasaportu yıllar içinde yalnızca kamu görevlilerine özgü bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp belirli ekonomik ve mesleki katkı sağlayan grupları da kapsayacak şekilde genişletmeye başladı.

Mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veteriner hekimler ve avukatlar için peş peşe teklifler hazırlanırken; Türkiye ekonomisinin finansmanını sağlayan bankacılık sektörünün bu tartışmaların dışında kalması dikkat çekiyor.

Özellikle kamu bankalarında görev yapan ve kamu adına uluslararası finansal ilişkileri yöneten profesyoneller açısından da bu durum “eşitlik” tartışmasını beraberinde getiriyor.

Bankacılara yeşil pasaport verilmesi, yalnızca bir seyahat kolaylığı değil; Türkiye’nin finans sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırabilecek, finans diplomasisini destekleyebilecek ve sektör çalışanlarına verilen kurumsal değerin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde TBMM gündemine bankacılık sektörü için de benzer bir kanun teklifinin gelip gelmeyeceği, finans çevrelerinin yakından takip edeceği başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.