Connect with us

GÜNCEL

TCMB’nin karar haftası: Reel getiri ile DTH riski arasında ödünleşme

Yayınlanma:

|

TCMB’nin bu hafta Perşembe günü sonuçlanacak olağan PPK toplantısına yönelik iyimser beklentilerin, stopaj kararının ardından bir miktar törpülendiğini daha önce ifade etmiştik. Nitekim, nakit bütçede mevcut açığa karşı stopaj artışı bir maliye politikası tercihi olarak öne çıkarken, bu kararın bütçeye katkısı kadar, yan etkilerinin de fiyatlama davranışlarına yansımaya başladığını görüyoruz. Özellikle 19 Mart sonrası değişen siyasi iklimle birlikte, kısa vadeye daha fazla odaklanan veya uzun vadede risk primini önemseyen yatırımcılar açısından getirideki azalma, yeniden döviz tevdiat hesaplarına (DTH) yönelme riskini artırdı. Bu durum, TCMB’nin para politikasında daha temkinli bir patika izleyebileceği beklentisini güçlendirerek, TL ve TL cinsi varlıklarda geçen hafta bir miktar baskı oluşturdu.

Hatırlanacağı üzere, CHP Kurultayı’nın ertelenmesiyle birlikte TCMB’nin 350 baz puanlık faiz indirimi yapabileceği alan oluşmuş, bunun sonucunda tahvil ve bankacılık hisselerinde ciddi bir ralli yaşanmıştı. Ancak geçtiğimiz hafta bu coşkunun yerini sınırlı da olsa satış baskısı aldı. USDTRY kuru 40,40 seviyesine yükselirken, 2 yıl vadeli gösterge tahvil %41,13 seviyesine geldi. Borsa cephesinde ise bankacılık hisseleri haftayı %3’e yakın düşüşle tamamladı.

Küçük ama anlamlı bir not: Arjantin’de yıllık enflasyon, geçtiğimiz yıl haziran ayında %270’in üzerindeyken, bu yıl %34,9 seviyesine geriledi. Peki, Arjantin bu başarıyı neye borçlu? Cevap: Sıkı maliye politikası. Türkiye’de ise hâlen enflasyonla mücadelede tüm yük TCMB’nin omuzlarında kalmaya devam ediyor. Oysa Türkiye’nin en başarılı dezenflasyon dönemi, 2001 yılında Kemal Derviş’in öncülüğünde uygulanan ve güçlü faiz dışı fazla hedefleriyle desteklenen sıkı maliye politikası dönemi olduğunu bir kez daha hatırlayalım.

Bugün gelinen noktada, ekonomi yönetimi hem yurt içi hem de yurt dışı yatırımcıları Türk Lirasında kalmaları adına ikna etmek için yüksek reel faiz sunarken (enflasyon %35, beklenti %30, politika faizi %46), bu politikaların reel sektör üzerinde ciddi tahribatlar yarattığını da göz ardı etmiyoruz. Faizlerin ekonomik aktiviteyi baskılamasıyla şirketlerin kâr edememesi, dolaylı olarak kamu maliyesine de yansıyor. Keza kârsız şirketlerden vergi toplanamayınca bütçe dengesi de bozuluyor.

Bu bağlamda TCMB’nin bir ödünleşme (tradeoff) yaşadığını da söylemek mümkün: Yüksek reel faiz ile DTH’a yönelimi engellemeye çalışırken, diğer yandan ekonomik büyüme ve bütçe cephesinden gelen çatlak seslere de cevap vermeye çalışıyor. TCMB’den biz hâlen piyasa beklentisinin yoğunlaştığı 250 baz puan faiz indiriminin ötesinde bir hamle beklediğimizi de yeri gelmişken bir kez daha not etmiş olalım. Bütçe tarafında açıkların devam etmesi durumunda, stopaj oranlarında yeni artışların da gündeme gelme ihtimalini göz ardı etmiyoruz. Bu argümanın KKTC için de geçerli olduğunu not düşelim: Şu anda stopaj oranı TL mevduatta %15, döviz mevduatında ise %18 seviyesinde.

Hafta içi tatil nedeniyle, TCMB ve BDDK’nın haftalık bültenleri Cuma günü açıklandı. Buna göre 11 Temmuz ile sona eren haftada parite etkisinden arındırılmış seriye göre toplam DTH, tüzel kişilerden kaynaklı bir şekilde 1,36 milyar dolar artış kaydetti. Hatırlanacağı üzere, bir önceki hafta ay ve dönem sonu nedeniyle tüzel cephede 3,6 milyar dolar azalma olmuştu; kuvvetle muhtemel azalan pozisyonun bir kısmı tekrar yerine konuldu. Yabancının menkul kıymet pozisyonu hisse senedinde 0,18 milyar dolar artış; tahvilde 0,49 milyar dolar azalış ve eurobondda ise 0,19 milyar dolar azalış sonucu toplam 0,5 milyar dolar azalış olarak dikkat çekti. BDDK tarafında KKM stoğu yavaşça azalmaya devam ederek dolar bazlı ana parası 13 milyar dolara kadar gerilerken, TL mevduatın toplam mevduat içinde payı %60 seviyesinin kıyısında kalmaya devam etti. En güncel verilere göre, TCMB’nin net yabancı para pozisyonu ise 17 Temmuz valörlü işlemlerde artı 34 milyar USD ile dört ayın zirvesini gördü.

Asya piyasaları ve Japon YEN’i, Japonya’daki seçimlerin hükûmet için olumsuz sonuçlanmasına rağmen önceden fiyatlanmış olması nedeniyle haftaya sakin başladı. Japonya’da Başbakan Toshiba’nın koalisyonu üst mecliste çoğunluğu kaybetse de görevde kalacağını açıklaması, piyasa tepkilerini sınırladı. Bu gelişme, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) faiz artışı planlarını daha da ertelemesi beklentisini güçlendirdi. YEN dolar karşısında 148,50 seviyesine hafif güçlense de, geçen hafta gördüğü 3,5 ayın en düşük seviyesine yakın seyrini sürdürdü. Bu zayıf görünüm, yatırımcıların Japonya’nın mali görünümüne dair artan endişelerini de yansıttığını düşünüyoruz.

Hisse senetleri cephesinde ise, Asya’da gösterge endeks Nikkei tatil nedeniyle kapalı olsa da, vadeli işlemlerde hafif de olsa artılar göze çarpıyor. MSCI Asya-Pasifik endeksi yükselirken, ABD’de ise teknoloji devlerinin bilanço açıklamaları öncesi S&P500 ve Nasdaq vadeli işlemleri rekor seviyelerde hafif artış gösterdi. Alphabet, Tesla ve IBM gibi şirketlerin yanı sıra savunma sektöründen Lockheed Martin gibi isimlerin güçlü finansallar açıklaması bekleniyor. Hazine tahvilleri yatay seyrederken, FED üyeleri arasında faiz indirimi konusunda görüş ayrılıkları sürüyor. Bu sabah vadeli kontralara göre Eylül ayında faiz indirimi olasılığı %61, Ekim’de ise %80 olarak fiyatlanıyor.

Wall Street Journal (WSJ) haberine göre, Hazine Bakanı Bessent, FED başkanını kovmanın gereksiz olduğunu, bunun piyasaya zarar vereceğini ve görev süresinin dolmasını beklemenin daha doğru olacağını Trump’a anlattığı özel bir görüşme yaptı. Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) bu hafta faizleri sabit tutması beklenirken EURUSD paritesi haftayı 1,16 seviyesinin hemen üzerinde tamamladı. Geçen hafta dolar cephesinde güçlenme emareleri ile EURUSD paritesine teknik mânâda yaklaşarak aşağıda 1,1560 seviyesini olası bir aşağı yönlü hareket için yakından takip almıştık. ECB kararı ardından yönünü netleşeceğini düşünüyoruz. Dolar cephesinde güçlenmeye imkân tanırken, altın ve gümüş yeni haftaya sırası ile 3,355 ve 38,30 dolar seviyelerinden bir tık da olsa yükselişle başladığını görüyoruz. Brent cinsi ham petrol ise 70 doların hemen altında yatay bir seyir izlemeye devam ettiğini görüyoruz.

Deloitte’nin yayınladığı son ankete göre, Birleşik Krallık’ta tüketici güveni neredeyse üç yılın en keskin düşüşünü yaşayarak ikinci çeyrekte %10,4 seviyesine geriledi. Endeks, bir önceki çeyreğe göre 2,6 puanlık düşüşle 2024’ün başından bu yana en düşük seviyeye indi. Bu düşüş, 2022’deki çift haneli enflasyon ve Liz Truss’un maliye politikalarının piyasalarda yarattığı sarsıntıdan bu yana kaydedilen ilk büyük gerileme olarak öne çıkıyor. Anket sonuçlarına göre, tüketiciler özellikle iş güvencesi ve gelir beklentileri konusunda daha karamsar hâle gelirken, yüksek yaşam maliyetleri ve borçlara ilişkin endişeler de hissiyatı olumsuz etkiliyor. Tıpkı EURUSD paritesinde olduğu üzere, kamu borcuna ilişkin endişeler, uzun vadeli devlet tahvillerinin getirilerinin artmaya devam etmesi ile GBPUSD paritesi için de aşağı yönlü beklentimizi koruyoruz. Bu minvalde, 1,3470 seviyesinin zarar kes kabul ederek kısa pozisyon deneyeceğiz (grafiğe bakınız).

ABD’nin kripto para düzenlemesi sektör üzerinde olumlu bir etki yaratırken, bitcoin geride bıraktığımız haftalarda beklediğimiz yukarı yönlü hareketi 113bin dolar üzerinde başlatarak 123bin dolar seviyesine kadar devam ettirdi. Geride bıraktığımız hafta ise daha yatay bir seyir izleyen bitcoinde 116bin dolar seviyesinin diplerine kadar olası geri çekilmeyi sağlıklı bir düzeltme olarak göreceğiz. 116bin dolar altında haftalık kapanış görmememiz durumunda yukarı yönlü beklentimizi korumaya devam edeceğiz. Ethereum ise 4,100 dolar seviyesinde bulunan ve iki kere test edilip kırmızı kart görülen teknik seviyeye doğru emin adımlarla ilerlediğini görüyoruz. Geçen hafta adeta şaha kalkan Ethereum %25 yükselirken, son dört haftada ise yükseliş %70’den fazla oldu!

Mali piyasaların gündeminde bugün Türkiye’de TCMB piyasa katılımcıları anketi ve merkezi yönetim borç stoku takip edilebilir.

GBPUSD

175307157352efdf9648fdd81a6c6e770de021dd4f_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

BORSA

SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü

SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.

Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.

Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?

SASA ne yaptı?

Şirketin açıklamasına göre;

  • Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
  • 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
  • Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
  • Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
  • Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.

Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.

Şirket açısından olumlu sonuçlar

PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:

1. Döviz borcu azaldı

Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.

2. Finansal kaldıraç düştü

Borç/özkaynak dengesi iyileşti.

3. Faiz yükü azaldı

Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.

4. Nakit çıkışı önlendi

Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.

Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.

Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?

Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.

Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.

Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.

Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:

  • Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
  • Arz edilen pay miktarı arttı.
  • Satış baskısı oluştu.
  • Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
  • Portföy değerleri eridi.

Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?

Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.

Tahvil yatırımcısı:

  • Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
  • Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
  • Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.

Borsa yatırımcısı ise:

  • Açık piyasadan hisse aldı.
  • Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
  • Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.

Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”

İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?

Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.

Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.

Bunun birkaç nedeni bulunuyor.

1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu

PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.

2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı

Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.

3. Satış baskısı öngörülemedi

Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.

4. Güven sorunu oluştu

Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.

Yatırımcılar yanıltıldı mı?

Bu soru bugün en çok tartışılan konu.

Ancak hukuki açıdan bakıldığında;

“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.

Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.

Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.

Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.

Asıl sorun ne?

Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.

Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.

Ancak bu kararların;

  • Küçük yatırımcıya etkileri,
  • Riskleri,
  • Olası fiyat baskıları,
  • Seyrelme sonuçları,

yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.

Sonuç

SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.

Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.

Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.

Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.

Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.

Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.

Bankavitrini.com Analiz

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.

Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.