Connect with us

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Büyük Uyanış: Fed bağımsızlığı sarsılırken altın ve gümüş sahnede!

Yayınlanma:

|

Bir haftalık aradan ya da zihin yatırımı ardından önemli gördüğüm gelişmelerin üzerinden geçerek geniş bir açıdan gündemi yakalamaya çalışacağım. Son bir haftada küresel piyasalarda öne çıkan başlığın ana aktörleri pek de değişmemiş. Trump ile Fed arasındaki gerilim daha da artarken, Trump’ın, Fed yönetim kurulu üyesi Cook’u geçmişte mortgage suistimali yaptığına ilişkin iddialarla görevden alma girişimi, 111 yıllık Fed tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir durum olarak ön plana çıktı. Bu adım, Fed’in bağımsızlığına dair ciddi soru işaretleri yaratırken, ABD’den gelen zayıf makro verilerin ise faiz indirimlerini gerekli kılması, piyasaların tepkisinin de hâliyle sınırlı kalmasına neden oldu. Powell’ın Jackson Hole konuşmasında “değişen risk dengesi” vurgusu yaparak daha güvercin bir ton benimsemesi de küresel risk iştahını destekledi.

Faiz indirim beklentisinin kuvvetlenmesi ile MSCI Dünya endeksi ve ABD borsaları yeni rekor seviyelere ulaşırken, Fed’in favori enflasyon verisi PCE’nin de haftanın son iş günü beklentiler paralelinde sonuçlanması, stagflasyon endişesi şimdilik rafa kaldırdı. Tahvil piyasasında ise ABD’de faiz eğrisi dikleşirken, 2 ile 30 yıl vadeli tahvil farkı geçen hafta 13 baz puana kadar genişledi. ABD’de uzun vadeli faizlerin kısa vadelilere göre daha hızlı yükselmesi, uzun vadede enflasyon/borçlanma risk priminin fiyatlandığını gösteriyor. Tahvil piyasasındaki gerilim aksine hisse senetlerini çok fazla etkilenmemesinin nedeni ise faiz indiriminin şirketler için olumlu olması olarak yorumluyoruz.

Biraz daha geniş açıdan bakıldığında, Trump’ın Fed’in bağımsızlığını zorlayarak faizleri hızlı biçimde indirmek istemesi, kısa vadede ucuz para seven piyasaları memnun etse de uzun vadede ekonomik dengeleri bozma riski barındırıyor. Netice itibariyle, parayı harcayan ile paranın maliyetini belirleyen otoritenin aynı olmaması gerektiğini unutmamak gerekiyor. Ayrıca, politika faizini indirmek tek başına uzun vadeli faizleri düşürmeye de yetmiyor. Nitekim Türkiye’de 2021-2023 yılları arasında TCMB faizleri indirirken piyasa faizleri yükselmeye devam etmişti. Bugün de Fed’den beklenen faiz indirimi hisse senetlerini destekleyebilir, fakat dolar üzerinde baskı oluşturma ihtimali küçümsenmemelidir. Trump’ın Fed içerisindeki karar alıcılar üzerinde nüfuzunu artırma çabası ise, küresel ekonomi açısından önümüzdeki yılların daha stresli, öngörülmesi güç ve dalgalı bir döneme sahne olabileceğine işaret ediyor.

New York Fed eski Başkanı Dudley’in gelişmeleri Fed’in bağımsızlığına yönelik gerçek bir saldırı olarak nitelendirmesi ve piyasanın bu konuda yeterince rahatsızlık göstermemesini “garip” bulduğunu dile getirmesini de önemli bulduğumuz not etmek isteriz. Gelişmeleri alt alta üst üste koyduğumuzda, Jackson Hole toplantısı ardından sert bir yükseliş kaydeden Bitcoin tüm kazançlarını geri vererek 107bin dolar seviyelerine kadar geri çekilirken, kıymetli madenlerin ise adeta şaha kalktığını görüyoruz. Bu gelişmeyi manşetimize Büyük Uyanış olarak taşıdık. Kıymetli madenler önceki paragrafta yazdığımız endişeyi fiyatlarken, fiat para sistemine de meydan okumaya devam ettiklerini düşünüyoruz. Altının ons fiyatı, üç aylık konsolidasyon sonrası, cuma gününü, 3,446 dolar seviyesinden kapatarak tüm zamanların en yüksek günlük, haftalık ve aylık kapanışına imza attı. Öte yandan, göz bebeğimiz gümüş de benzer bir şekilde 40 dolar seviyesine dayanarak son 14 yılın zirvesine yükseldi.

Bu sabah itibariyle, altının 3,475 gümüşün ise 40,45 dolar seviyesine yükseldiğini not edelim. Çok uzun bir süredir olduğu üzere, faiz getirisi olmayan kıymetli madenlerin etkileyici yükselişini devam ettireceğini düşünüyoruz. Gümüşte artık tüm zamanları zirvesi olan 50 dolar seviyesini beklemek pek de şaşırtıcı olmasa gerek. Altında ise ilk etapta 3,700 dolar seviyesini devamında ise daha yüksek seviyeleri hedefliyoruz. Altın gümüş rasyosu hâlen daha altını desteklemeye devam ederken, gümüşün daha süratli koşabilmesi adına aşağıda 78 seviyesinin altına inmesi gerektiğini düşünüyoruz (bakınız grafikler.). Bitcoin cephesinde ise 125bin dolar seviyesindeki hedefimizin gerçekleşmesi ardından bir sonraki zirve için enerji biriktirme çalışmalarının bir süre devam edeceğini düşünüyoruz. Altın bitcoin rasyosu altını desteklemeye devam ederken, göz ucuyla takip ettiğiniz Ripple cephesinde ise teknik görünümün 2,80 dolar seviyesinin altında ciddi mânâda olumsuz göründüğünün altını çizelim!

Bir hafta izin döneminde pek çok gelişme olsa da, doların sepet bazında değerini gösteren DXY’nin zayıf seyrini korumaya devam ettiğini lâkin yeni bir dip yapmadığını da görüyoruz. Belki de Fransa’da yeniden patlak veren hükûmet krizinin de bu noktada bir payının olduğunu düşünüyoruz. Şöyle ki, Başbakan Bayrou, 8 Eylül’de güvenoyuna gideceğini duyurunca Fransız mali piyasalarında satış baskısı hâkim oldu: CAC 40 endeksi haftayı %4’e yakın düşüşle tamamlarken, Fransa 10 yıl tahvil faizi ile Almanya arasındaki fark 60 baz puana açıldı. FED riskine rağmen EURUSD paritesinin haftayı 1,17 seviyesinin altında tamamlamasını da buna bağlıyoruz.

Futbol takımlarımızın hafta içi başarısız sonuçlar alması ardından Fenerbahçe büyük beklentileri ile getirdiği Mourinho ile yollarını ayırırken, finansal piyasalar cephesinde ise genel hatları ile temkinli iyimserliğin korunduğunu gördük. BIST100 endeksi hafta içinde 11,600 seviyesini aşarak tüm zamanların zirvesine yükselirken, haftanın son günlerinde kâr satışları ile hafif de olsa geriledi. Yine de, Ağustos ayını tüm zamanların zirvesinde tamamladığının altını çizmemiz gerekiyor. Bu noktada siyasi tansiyonun düşük kalması ve bu ay görülecek CHP Kurultay davasından bir karar çıkmayacağı görüşünün de ağır basmasının önemli bir unsur teşkil ettiğini düşünüyoruz. Yabancı indinden Türkiye’nin risklerini gösteren 5 yıl vadeli CDS risk primi 265 baz puan ile son beş ayın en düşük seviyesine indi. TL tahvil faizleri gevşerken, USDTRY kuru 41 civarında dengelendi. TCMB’den haftaya düzenlenecek olağan PPK toplantısına yönelik 300 baz puanlık faiz indirimi beklentisi de bu süreçte belirleyici oldu. Neredeyse yerel seçimlerden (Nisan 2024) bu yana Türk Lirası pozisyonlarımızı korumaya devam ediyoruz. Risklerin belirgin derecede artmayacağı senaryosu ile carry trade eğiliminden faydalanmaya devam edilmesini hâlen daha makul buluyoruz.

Her hafta perşembe günü açıklanan haftalık TCMB ve BDDK verilerine de kısaca değinmek isteriz. 22 Ağustos ile biten haftada, parite etkisinden arındırılmış seriye göre yurtiçi yerleşiklerin DTH hacmi 2 milyar dolar artış gösterdi. Detaylarda, yükselişin tamamının yine tüzel kişilere ait olduğunu görüyoruz. Gerçek kişilerde ise uzun bir süredir olduğu üzere anlamlı bir değişim göremedik. 2021 ve 2023 yılları arasında TCMB’nin faizi indirimleri enflasyonu ve kuru şirazesinden çıkardıktan sonra devreye sokulan KKM, kamuya büyük bir (kambur) yük getirmişti. Stok bakiyesinin 10,5 milyar dolara kadar gerilemesi ardından, beklentilere paralel KKM’nin ‘fişi’ TCMB tarafından çekildi. Ağustos 2023 ayında KKM bakiyesinin 127,5 milyar dolar seviyesi ile zirve yaptığını hatırlatalım.

Bir nevi yabancı para enstrümanı sayılabilecek KKM dâhil, yabancı paranın toplam mevduatlar içindeki payı uzun süredir %40 seviyelerinde yatay seyrediyor. Ancak son dönemde yatırımcı ilgisinin DTH yerine yatırım fonlarına yöneldiğini görüyoruz. Bu doğrultuda, TEFAS verilerini kullanarak yatırımcı eğilimlerindeki değişimi ve fonlardaki dolarizasyon eğilimini inceleyecek yeni bir çalışma yaptık. Aşağıdaki grafikten de izlenebileceği üzere, 19 Mart’ta patlak veren siyasi gelişmelerin ardından döviz kurlarında artan volatilite, menkul kıymet yatırım fonlarındaki döviz cinsi portföy büyüklüğünü yukarı taşıdı. Mart ortasında %30 seviyelerinde olan döviz payı, Nisan başında %37’ye kadar yükseldi. Son verilere göre ise %35 civarında dengelenmiş durumda. Bugün itibarıyla fonlardaki döviz cinsi portföy büyüklüğü yaklaşık 54 milyar dolar olduğunu görüyoruz.

Yurtdışı yerleşiklerin menkul kıymet pozisyonlarında ise net olarak önemli bir değişim gözlemedik. Hisse senetlerinde 90 milyon dolarlık artış yaşanırken, son 19 haftada toplam girişin 3 milyar dolara ulaştığı ve bu dönemin 18 haftasında kesintisiz giriş olduğunu altını çizmemiz gerekiyor. TCMB’nin net yabancı para pozisyonu (swap ve Hazine dövizleri hariç) 28 Ağustos itibariyle kademeli artışını sürdürerek 46,2 milyar dolar seviyesine yükseldi ve 20 Mart’tan bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Hatırlanacağı üzere, siyasi iklimdeki değişim öncesinde söz konusu rakam 60 milyar dolara kadar çıkmış, ardından 8 milyar dolar seviyelerine kadar gerilemişti (bakınız grafik).

Makro cephede ise, sanayide işlerin iyi gitmediğini gösteren kapasite kullanım oranı %73,5’e gerileyerek pandemi sonrası en düşük seviyeye indi. Dış ticaret açığı Temmuz’da yıllık %11,8 daralırken, Avrupa’nın biraz da olsa toparlanması ve parite etkisinin Türk ihracatçısına destek verdiğini düşünüyoruz. İşsizlik oranı %8’e gerilese de, rakamları yorumlamakta biraz zorlandık! Öte yandan, Türk-İş verilerine göre açlık sınırı 27,111 TL, 4 kişilik bir aile için yoksulluk sınırı ise 88,309 TL oldu. Asgari ücretin 22,105 TL olduğunu düşünürsek, yetersiz kaldığını bir kez daha görüyoruz.

Yeni gün, hafta ve ay başlangıcında Asya piyasalarında karmaşık bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Tayvan ve Güney Kore borsaları %1 gerilerken, Japonya’nın gösterge endeksi Nikkei, teknoloji hisselerindeki sert satışlarla %2’nin üzerinde düşerek son üç haftanın en düşük seviyesine geriledi. Özellikle Nvidia tedarikçisi Advantest’in %9,1 kaybı, Wall Street’teki teknoloji odaklı satışlar ve Alibaba’nın Nvidia’ya rakip yeni çip haberi etkili oldu. Öte yandan, bu sabah açıklanan veriler, ABD’nin yüksek tarifelerinin Asya’da imalatı zayıflattığına işaret etti. Japonya, Güney Kore ve Tayvan PMI verileri daralma kaydederken, Çin’in özel sektör PMI verisi ise 50,5 ile sürpriz biçimde büyüme kaydetmesi ile Şangay borsası yükseldi. Artan tarifeler ve ucuz Çin ihracatının bölge ekonomileri üzerinde çift yönlü baskı oluşturduğunu görüyoruz.

Fed’in eylül toplantısında faiz indirimi yapıp yapmayacağına dair beklentilerin seyrini belirleyecek en kritik veri olarak, her ayın ilk cuması olduğu üzere bu hafta açıklanacak Ağustos istihdam raporu öne çıkıyor. Temmuz ayındaki zayıf rakamların ardından piyasalar eylül ayında 25 baz puanlık indirim ihtimalini %89 seviyesinde fiyatlarken, zayıf gelecek bir rapor ekonomik yavaşlama kaygılarını artırsa da daha agresif indirim beklentilerini güçlendirebilir. Yılbaşından bu yana %10 yükselen hisse senetleri rekor seviyelere yaklaşırken, yapay zekâ hisselerinde dalgalanma dikkat çekiyor: sektörün dev ismi Nvidia ise finansalların hayal kırıklığı yaratmasıyla son üç haftada %5 değer kaybetti. Mali piyasaların gündeminde bugün Türkiye cephesinde İTO enflasyon verisi ve büyümenin öncü göstergesi imalat PMI verileri bulunuyor. Resmî enflasyon verilerini çarşamba günü takip edeceğiz. Bugün ABD’de ve Kanada piyasaları Labour Day nedeniyle kapalı konumda olacak. İşlem hacminin düşük seyretmesi bekleniyor, dolayısıyla küresel piyasalarda da hareketler sınırlı kalabilir.

Yatırım Fonları Döviz Cinsi Portföy Büyüklüğü ve Portföydeki Döviz Payı

 175669975608cca03a38e5cc84811c066b3c69f361_1_1200.jpg

TCMB Net Yabancı Para Pozisyonu

 1756699756ce6a87965306ee4bf7b518233f2fe5a7_2_1200.jpg

Altın

17566997560f6d23c62bd27801b299d48cf4af8481_3_1200.jpg 

Gümüş

1756699757ac20fc88560a5a44d68acefd64aa575c_4_1200.jpg 

Altın Gümüş Rasyosu

1756699757fd57853ddc2b83fc4e1f10117eb3064b_5_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Bessent’in faiz hamlesi: DXY geriliyor, kıymetli metaller, Bitcoin yükseliyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD Hazine Bakanı Bessent, uzun vadeli tahvillerde gelecek çeyrekte işlem başına 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkarılan geri alımların daha da büyütülebileceğini söyledi. Bessent, 20 yılın zirvesine çıkan uzun vadeli faizlerin ABD ekonomisinin temel görünümünü tam olarak yansıtmadığını savunurken; Ortadoğu’da devam eden savaş, yaz ayları nedeniyle azalan işlem hacmi ve belki de en önemlisi yapay zekâ yatırımları için hızlanan şirket tahvil ihraçlarının piyasadaki likidite havuzunu iyice kuruttuğuna dikkat çekti. ABD Hazinesi’nin hamlesi ardından ilk etapta %5,34 seviyesinden %5,18’e kadar gerileyen uzun vadeli tahvil faizleri, bu sabah yeniden %5,25 seviyesine toparlanırken, düşüş de beklentimize paralel kalıcı olmadı.

ABD Hazinesi’nin piyasalara vermiş olduğu mesajı iyi anlamak gerekiyor. Hazine tahvil piyasasındaki likiditeyi desteklemek ve faizlerin daha fazla yükselmesini engellemek için daha aktif bir rol üstlenmeye hazır oldu yönünde güçlü bir duruş sergilerken, bu hamle kamu borcunun 40 trilyon doları aştığı ve yıllık faiz giderlerinin ise şimdiden yaklaşık 1,2 trilyon dolara ulaştığı bir dönemde geldi! Yani konuyu sadece likidite kuruması olarak düşünmemek gerekiyor. Bessent her ne kadar bütçe harcamalarında yeni tasarruf adımları geleceğini söylese de, uzun vadeli faizlerin kalıcı biçimde gerilemesi için piyasanın ABD’nin borç ve bütçe görünümünde daha somut bir iyileşme görmesi gerekecek.

Bu noktada sıklıkla hatırlattığımız büyük resmi gözden kaçırmamak gerekiyor. ABD, Çin ile küresel liderlik için ciddi bir mücadeleye girişirken, Başkan Trump da bir iş insanı refleksiyle düşük kredi faizleri istiyor, fabrika çarklarının dönmesini, üretimin yeniden ABD’ye gelmesini ve istihdamın artmasını hedefliyor. Bu doğrultuda bir taraftan tarifeleri artırırken, diğer taraftan ekonomi yönetimi üzerinden daha zayıf bir dolar ile rekabet avantajı elde etmeye çalışıyor. Ancak gelinen noktada son altı aydır dolar değer kazanırken, piyasa faizleri de yukarıda gördüğümüz üzere yaklaşık 20 yılın zirvesine yükselmiş durumda.

Tam da bu nedenle, tecrübeli ve saygın bir hazineci olan Bessent’i hafife almamak gerektiğini düşünüyoruz. Scott Bessent’in 1992 yılında George Soros’un fonunda çalışırken İngiliz sterlinine karşı yapılan büyük bahiste önemli rol oynayan ve İngiltere Merkez Bankası’nı “Kara Çarşamba”ya götüren yatırımcılardan biri olduğunu yeri gelmişken bir kez daha hatırlatayım. Bu açıdan Amerikan Hazinesi’nin tahvil geri alım miktarını artırma kararını, nicelik olarak çok büyük olmasa da verdiği mesaj bakımından önemli buluyoruz.

ABD Hazinesi’nin adımı sonrasında dolarda başlayan değer kaybının devam edebileceğini düşünüyoruz. Savaş döneminde artan dolar likiditesi talebiyle son bir yılın zirvesine çıkan DXY endeksinin artık kademeli bir geri çekilme sürecine girebileceği kanaatindeyiz. Teknik anlamda uzun süredir önem verdiğimiz 100,50 seviyesini aşarak bizi huzursuz eden DXY, bu sabah 98,7 seviyesine kadar gerileyerek son üç ayın en düşük seviyesini gördü.

Kâğıt ve mürekkep sistemine baş kaldıran ve ocak ayı sonunda 5.600 dolar seviyesine kadar soluksuz yükselen altının ons fiyatı ise savaş döneminde artan likidite ihtiyacı, Warsh’un bilanço daraltması ve faiz artırımı yönündeki şahin açıklamalarıyla sert bir düzeltme sürecine girmiş, yapay zekâ şirketlerinin artan nakit ihtiyacı da satış baskısını artırmıştı. Gelinen noktada Fed’in faiz artırmasının zorlaştığı, uzun vadeli faizlerde ise kontrolün giderek zorlaştığı bir ortamda, altın gibi bu tür dönemleri fiyatlayan bir numaralı korunma aracının piyasalar tarafından yeniden hatırlandığını düşünüyoruz.

Bu minvalde, altının ons fiyatı piyasaların yakından takip ettiği 200 günlük hareketli ortalama olan 4,510 dolar seviyesinin üzerine yükselirken, gecelik kapanışın da bu teknik seviyenin üzerinde gerçekleşmesi hareketi teyit etti. Altın 4,540 dolar seviyesine kadar yükselirken, 5,600 dolar zirvesi ile 3,492 dolar dibini baz alan Fibonacci düzeltme seviyelerine göre yukarıda ilk önemli direnci 4,576 dolar seviyesinde görüyoruz. Her ne kadar orta vadeli hedeflerimiz çok daha yukarıda olsa da, son günlerde de vurguladığımız üzere V tipi, soluksuz bir yükseliş beklemiyoruz. Bu çerçevede, gelecek hafta düzenlenecek merkez bankalarının zirvesi niteliğindeki Jackson Hole toplantılarının da fiyatlamalar açısından önemli olacağını not etmek isteriz. Göz bebeğimiz gümüş ise 200 günlük hareketli ortalamanın geçtiği 71,95 dolar seviyesine henüz ulaşamasa da, bu sabah 69 dolar seviyesini test ederek son iki ayın zirvesine yükseldi. Kıymetli metallerde yükseliş isteğinin devam edeceğini düşünürken (bakınız grafik), uzun pozisyonlarımızı da korumaya devam ediyoruz.

Kripto cephesinde ise amiral gemisi Bitcoin, bu hafta şimdilik %20’ye yakın yükseliş kaydederek 75 bin dolar seviyesine kadar çıkarken, bir süredir 71 bin dolar olarak işaret ettiğimiz hedef seviyesini de süratle geride bıraktı. Teknik açıdan, 15,600 dolar seviyesinden başlayan ve 126 bin dolara kadar uzanan rallinin %50 Fibonacci düzeltme seviyesi olan 71 bin doların aşılması sonrasında bir sonraki önemli hedefin 84 bin dolar olduğunu düşünüyoruz (bakınız grafik).

Para birimleri liginde ise DXY cephesindeki geri çekilmeye paralel EURUSD paritesi 1,17 seviyesine yükselerek son üç ayın zirvesini test ederken, kraliyet aslanı sterlin de 1,3660 seviyesine ulaşarak son altı ayın en yüksek seviyesini gördü. Dolar zayıflığı devam ettiği müddetçe her iki paritede de yükseliş eğiliminin korunmasını bekliyoruz. GBP cephesinde haftalık kapanışın 1,3700 seviyesinin üzerinde gerçekleşmesi hâlinde, 1,40’lı seviyelerin yeniden gündeme gelebileceğini düşünüyoruz.

EUR ve GBP paritelerinde yaşanan sert yükselişe hafta sonu fonlama etkisinin de eklenmesiyle EURTRY kuru 56,30, GBPTRY kuru ise 65,50 seviyesine kadar yükseldi. Türk insanının bir numaralı yatırım araçlarından biri olan gram altın da 7 bin TL seviyesini test ederek yatırımcısının yüzünü güldürdü. Altın fiyatlarındaki yükselişin Türkiye ekonomisini pek çok kanaldan etkilediğinin altını kalınca çizmek gerekiyor. Artan servet etkisi, otomobilden beyaz eşyaya, konuttan diğer dayanıklı tüketim kalemlerine kadar iç talebi destekleyen bir unsur hâline geliyor. Bu nedenle ekonomik aktiviteyi, daha doğrusu iç talebi soğutmaya çalışan TCMB açısından kıymetli metal fiyatlarındaki yükseliş çok da iyi bir haber değil. Nitekim her perşembe olduğu üzere dün TCMB tarafından açıklanan haftalık verilerde de altının ayak izlerini net bir şekilde gördük.

Şöyle ki rezervlerin büyük bir kısmının altın olduğu düşünülürse, altın fiyatlarında yaşanan yukarı yönlü hareket TCMB’nin döviz alımları ile birleşince, TCMB’nin net yabancı para pozisyonu 19 Ağustos valörlü işlemlerde 51,2 milyar dolar seviyesine kadar yükselerek savaşın başladığı günlerdeki seviyesine kadar yükseldi. Haftalık verilere göre Liralaşma stratejisi devam ederken, TL mevduatın toplam mevduat içinde payı %62 seviyesine kadar yükseldi. Yabancının hisse senedi alımı ivme kazanırken, BIST100 ana endeksi ayın ilk üç haftasında %7 değer kazandı. USDTRY kuru bebek adımlarıyla 48,00 seviyesine gelirken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %40,87 seviyesinde kalarak önemli bir değişim göstermedi. Piyasalar TCMB’den normalleşme kapsamında Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyetini (AOFM) %40’dan %37’ye getirmesini beklerken, dün dört ay sonra ilk kez açtığı tahvil alımı ile piyasa faizini aşağıya çekti. CDS risk primi 223 baz puanla önemli bir değişim göstermedi.

Yeni güne başlarken, Bessent’in uzun vadeli tahvil faizleriyle giriştiği mücadele kendi içinde daha genişlemeci bir politika zeminine dönüşürken, kıymetli metallerden kripto varlıklara kadar uzanan sert değer kazanım eğilimi de korunuyor. Jeopolitik risklerde anlamlı bir değişim yaşanmamasına paralel Brent petrolün varil fiyatı 94 dolar seviyesine yükseldi. ABD Hazine Bakanı Bessent, İran’a yönelik “tarihin en ağır yaptırımlarının” devreye alınacağını ve paketin detaylarının pazartesi günü açıklanacağını söyledi. Washington, ekonomik baskıyı en üst seviyeye çıkararak İran’ı müzakere masasına zorlamayı ve yeni büyük çaplı askerî operasyonlara ihtiyaç bırakmamayı hedefliyor. Ancak burada önemli bir noktayı da unutmamak gerekiyor: İran, on yıllardır ağır yaptırımlar altında yaşamaya alışmış bir ekonomi.

ABD borsaları dün geceyi %1 civarında düşüşle tamamlarken, bu sabah Pasifik’in diğer yakasında havanın nispeten daha ılımlı olduğunu görüyoruz. Gösterge endeks Nikkei, Orta Doğu’da devam eden belirsizlik, yükselen petrol fiyatları ve yeniden güçlenen enflasyon endişeleriyle %0,3 gerilerken, haftalık kaybı %4’e yaklaşarak son bir ayın en kötü performansına yöneldi. Bölgenin diğer borsalarında ise %0,5 civarında yükselişler izlenirken, ABD vadeli endekslerinde de hafif alıcılı bir seyir dikkat çekiyor. Mali piyasaların gündeminde bugün içeride kapasite kullanım oranı, reel kesim güven endeksi ve tüketici güven endeksi; dışarıda ise İngiltere perakende satışlar ile Almanya, Euro Bölgesi ve ABD imalat PMI verileri takip edilecek.

Altın

1787288269f0590409bf35e4d996dc8afb4498cf8a_1_1200.jpg

Gümüş

1787288269e7a58e24cb2d9d2ab1f2003d77224d2f_2_1200.jpg

Bitcoin

17872882696548ab924574cb0cae49bed8357784c9_3_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

ABD Hazinesi’nden piyasalara ‘morfin’, kıymetli metaller yeniden sahnede

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD tahvil piyasasında son haftalarda artan satış baskısının ardından dün Hazine Bakanlığı devreye girmek zorunda kaldı. Otuz yıllık gösterge ABD tahvil faizinin hafta başında %5,34 ile neredeyse son 20 yılın zirvesine çıkmasının ardından Hazine, 10-30 yıl vadeli tahvillerde yaptığı geri alımların büyüklüğünü işlem başına 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkaracağını açıkladı. Haberle birlikte 30 yıllık faiz %5,20 civarına, 10 yıllık faiz ise %4,65 seviyesine geriledi.

Hükûmetler artık finansman bulmak için, yapay zekâ yatırımlarını finanse etmek amacıyla büyük miktarda borçlanan teknoloji şirketleriyle de aynı havuzdan para çekiyor. Likidite daralınca yatırımcıların ilk yaptığı şey ise en kolay nakde çevirebildikleri varlıkları satmak oldu. Altın, gümüş ve Bitcoin bu nedenle geçtiğimiz 4-5 ay boyunca satış baskısına maruz kaldı. Hatırlayacağınız üzere, ocak sonunda 5,600 dolar seviyesine kadar soluksuz yükselen altın, artan bütçe açıkları ve kamu borçlarına karşı zayıf dolar temasını fiyatlıyordu. Ardından Fed başkanlığı için Kevin Warsh isminin öne çıkması ve Warsh’un bilanço küçültme ile %2 enflasyon hedefini güçlü biçimde vurgulaması bu hikâyeyi bozdu. Şubat sonunda savaşın başlaması, enerji fiyatlarının yükselmesi ve dolar likiditesine olan ihtiyacın artması da tabloyu ağırlaştırdı.

Sonuçta altın yaklaşık beş ayda zirvesinden %30 gerileyerek 3,942 dolara, gümüş ise zirvesinden %50’den fazla düşerek 54 dolar seviyesine kadar geldi. Son bir ayda Fed’in faiz artırmakta zorlanacağının ve Warsh’un aslında şahin görünümlü bir güvercin olduğunun iyice anlaşılmasıyla faiz artırım beklentileri de yumuşadı. Beklentileri karşılamayan enflasyon ve istihdam verileri faiz artışı ihtimalini iyice zayıflatınca altın yeniden 4,500 dolar, gümüş ise 67 dolar seviyesine dayandı. Dün ABD Hazinesi’nin tahvil geri alımlarını artırması da miktar olarak büyük olmasa bile piyasalara önemli bir mesaj verdi!

ABD ekonomi yönetimi, uzun vadeli faizlerin %5,34 ile neredeyse son 20 yılın zirvesine çıkmasıyla artık ağrı eşiğine daha fazla dayanamadı. Kasım ayında yapılacak ara seçimler yaklaşırken, Trump’ın onay oranının da başkanlığının en düşük seviyesi olan %33’e gerilemesi, ekonomi yönetimi üzerindeki baskıyı daha da artırdı. Zayıf dolar, düşük faiz ve ucuz petrol isteyen Trump’ın neredeyse tüm isteklerinin tersine döndüğü bir dönemde, hisse senedi piyasalarında ilave bir bozulmanın önüne geçmek adına Hazine de elindeki araçları kullanmaya başladı. Daha önce de altını çizdiğimiz üzere, ABD hanehalkının servetinin büyük bir bölümünün hisse senetlerinde olduğu bir ortamda, piyasalarda sert ve kalıcı bir bozulmaya kolay kolay izin verilmesini beklemiyoruz. Hazine’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını iki katına çıkarmasını da biraz bu gözle okumak gerekiyor. Sorunu kökünden çözmese de, en azından şimdilik ağrıları dindirecek morfinin de verilmiş olduğunu not etmek isteriz.

Teknik bir bakış açısıyla, altın için 4,510 dolar civarındaki 200 günlük ortalamaların önem arz edeceğini düşünüyoruz. Tam iki buçuk aydır 200 günlük ortalamaların altında olan altının ilk nazarda bu seviyeyi geçeceğini devamında ise kademeli bir şekilde yeniden 5,000 dolar seviyesini hedefleyeceğini düşünüyoruz. Gümüşte ise kısa vadede 71 dolar, devamında 80 dolar seviyesini takip edeceğiz. Kıymetli metallerdeki mevcut uzun pozisyonlarımızı sırasıyla 4,510 ve 71 doların üzerinde bir kapanışla daha da kuvvetlendireceğiz. Savaşla birlikte doların kazandığı güvenli liman kimliğinin, devamında enflasyon endişeleri ve şahin görünümlü Warsh nedeniyle unuttuğumuz USD debasement, yani doların satın alma gücünün zaman içinde aşınması temasına yeniden yerini bırakacağını düşünüyoruz.  Mademki her şeyin fiyatı dolarla ölçülüyor, terazinin bir kefesi değer kaybetmeye mahkûmsa, diğer kefede hikâyesi olan her şeyin değer kazanmasını bekliyoruz. Ancak yüksek kamu borcu, bütçe açıkları ve savaşın enerji fiyatları üzerinden yarattığı enflasyon baskısı ortadan topyekûn kalkmış değil. Her ne kadar Hazine piyasayı rahatlatmak adına morfin verse de, sorunlar hâlâ masa üzerinde durmaya devam ediyor. Bu nedenle V tipi bir yükseliş de beklenmemelidir.

ABD’nin kamu borcu ilk kez 40 trilyon dolar sınırını aşarken, artışın hızı da artık dikkat çekmeye başladı. Borcun daha beş ay önce 39 trilyon dolar seviyesinde olduğunu hatırlatalım. Pandemi harcamaları, vergi indirimleri ve giderek büyüyen sosyal güvenlik ve sağlık giderleri bütçe açığını kalıcı hâle getirdi. ABD yılda yaklaşık 1,1 trilyon dolar faiz öderken, faiz giderleri de bütçenin en büyük kalemlerinden biri hâline geldi. Borç büyüdükçe yatırımcılar bu borcu taşımak için daha yüksek faiz talep ediyor. Dün Hazine’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını neden iki katına çıkardığını da böylece daha iyi anlayabiliyoruz. Faizlerin yüksek kalması bir yandan borcu çevirmenin maliyetini artırırken, diğer yandan yatırımların önündeki en büyük engellerden biri olarak duruyor. Neden kıymetli metallerin ateşli bir savunucusu olduğumuzun cevabı da aslında bu paragrafta yatıyor. Kâğıt ve mürekkep sistemine başkaldırı!

ABD Hazinesi piyasaların moralini düzeltirken, Moderna tarafından ise günün diğer önemli haberi geldi. Moderna ve Merck’in birlikte geliştirdiği kişiye özel mRNA kanser aşısı ileri aşama klinik çalışmada başarılı sonuç verirken, Moderna hisseleri dün gün içinde %175’e kadar yükseldi. Bu sonuç yalnızca şirket açısından değil, mRNA teknolojisinin kanser tedavisinde kullanılabileceğini göstermesi açısından da önem arz ediyor. Bir tarafta risk iştahı denince akla gelen teknoloji hisselerine gelen alımlar, diğer tarafta ise Moderna’nın başarısının akciğer, meme ve pankreas kanseri gibi diğer tümörlerde yürütülen mRNA çalışmalarına yönelik beklentileri artırmasıyla Nasdaq Biyoteknoloji Endeksi dün geceyi rekor seviyelerde tamamladı.

ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvillerde geri alım miktarını iki katına çıkarması küresel piyasalarda kısa sürede rahatlama yarattı. ABD’deki uzun vadeli tahvil faizlerindeki düşüşe Avrupa ve Japonya tahvil faizleri de eşlik etti. Dolar endeksi %1’e yakın gerileme kaydederek 99 seviyesinin altına gerilerken, ABD borsaları da faizlerdeki gerilemeden destek bularak geceyi sınırlı da olsa yükselişle tamamladı. Jeopolitik risklerde herhangi bir değişiklik olmamasına paralel petrolün varil fiyatı 92 dolar seviyelerinde bekle-gör stratejisine geçerken, kripto aleminde ise amiral gemisi Bitcoin olumlu havaya paralel 64 bin dolar seviyelerinde var olan prangalarından kurtularak 70 bin dolar seviyesine dayandı. Teknik mânâda bir süredir 71 bin dolar seviyesini hedefliyoruz (bakınız grafik).

Dün akşam geç saatlerde açıklanan Fed’in temmuz toplantısının tutanakları, enflasyon konusunda endişelerin belirgin şekilde arttığını gösterdi. Fed faizi %3,50-%3,75 aralığında sabit tutarken, üç üye 25 baz puanlık faiz artışı istedi. Tutanaklara göre birçok üye, enflasyon %2 hedefine doğru gerilemezse faiz artırmanın gerekli olacağını düşündüklerini okuduk. Üstelik toplantıda faiz indirimi yönünde destekten hiç söz edilmemesi, Fed içindeki tartışmanın son bir yılda ne kadar değiştiğini gösterdi. Buna karşılık yukarıda da değindiğim üzere son dönemde açıklanan veriler enflasyonda bir miktar yavaşlamaya işaret ederken, temmuz ayında şirketlerin beklenmedik şekilde istihdam azaltması işgücü piyasasına ilişkin endişeleri de artırdı. Bu beklentiler ışığında, Fed’in eylül toplantısında faizi sabit tutacağına yönelik beklentiler artarken, sene sonuna yönelik faiz artırım fiyatlaması ise bu sabah 22 baz puan ile güncelliğini koruyor.

Yeni güne başlarken, ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını artırmasıyla faizlerde yaşanan düşüş, Asya piyasalarına da rahatlama getirdi. Güney Kore borsası KOSPI dün %6’ya yakın gerilemesinin ardından bu sabah %6’nın üzerinde yükselişle kayıplarını telafi ederken, Japonya’da Nikkei endeksi %1’den fazla değer kazandı. EURUSD paritesi 1,17 seviyesine dayanarak neredeyse son üç ayın zirvesine gelirken, hafta sonu fonlama etkisiyle EURTRY kuru 56,00, GBPTRY kuru ise 65,25 seviyesini test etti. Yurdum insanının bir numaralı yatırım aracı olan gram altının 7 bin TL seviyesine dayanarak yatırımcısının yüzünü güldürdü. Altın fiyatları Türkiye’yi pek çok yönden etkiliyor. Her perşembe olduğu üzere bugün TCMB’nin haftalık raporunda rezervlerin altın etkisiyle nasıl olumlu mânâda yükseldiğini göreceğiz.

Türkiye cephesinde USDTRY kuru bebek adımlarıyla 48,00 seviyesinin kıyısına kadar gerilerken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41 seviyesinin altına geriledi. CDS risk primi ise 223 baz puanla önemli bir değişim göstermezken, hisse senetleri tarafında dün yükseliş isteğinin egemen olduğunu gördük. Borsa İstanbul ana endeksi dün günü şaşırtıcı bir şekilde %2,4 yükselişle tamamlarken, bankacılık hisseleri de benzer oranlarda  yükseliş kaydetti. ABD tahvil piyasasındaki rahatlamanın küresel risk iştahına nefes aldırmasıyla bugün TL ve TL cinsi varlıkların da talep görmesini bekliyoruz.

BloombergHT’nin haberine göre Maliye Bakanlığı, yabancı ve kurumsal yatırımcıların özellikle para piyasası fonlarında yoğunlaşan işlemlerini mercek altına alıp bazı önlemler geliştirmeyi planlıyor. Öte yandan, İsrail’in Suriye’nin kuzeyine yönelik hava saldırıları ve Türkiye’ye yönelik açıklamalarının yarattığı rahatsızlık haber akışında devam ediyor. Mali piyasaların gündeminde bugün veri akışı zayıf görünüyor. Türkiye’de merkezi yönetim borç stoku takip edilebilir.

ABD 30 Yıllık Faiz vs Gümüş

17872010196944ce299d374ce895ae66b0b5a17452_1_1200.jpg
 
Gümüş

17872010202d8c57428b01a9b1286de3da7465edfe_2_1200.jpg
 
Altın

 1787201020b5f9bc56b89ae600ff8f2c667ce49592_3_1200.jpg

Bitcoin

17872010206ca374837a7d19fa0a961b8c28bd571b_4_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Risk iştahı zayıfladı: Küresel borç yükü büyürken savaş enflasyonu besliyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Küresel mali piyasaların gündeminde tahvil piyasalarında devam eden satış baskısı ilk sırada yer alıyor. ABD’de 30 yıllık tahvil faizi dün %5,34 seviyesine gelerek yaklaşık 20 yılın zirvesini test ederken, bu sabah hafif de olsa geri çekilerek %5,27 seviyesine gevşedi. Almanya’da 30 yıllık gösterge tahvil faizi 2011 yılından bu yana en yüksek seviyesine çıkarken, Japonya’da ise 10 yıllık faiz %3 seviyesine yaklaşarak son 20 senenin zirvesine yükseldi. Dünya genelinde giderek artan kamu borçları yatırımcıları tedirgin ederken, yatırımcılar bu borcu taşımak için daha yüksek faiz talep ediyor.

Sorunun bir diğer ayağında ise giderek artan borçlanma ihtiyacı var. Bütçe açıkları büyürken ABD’nin kamu borcu 40 trilyon dolara yaklaşmış durumda. Üstelik hükûmetler artık kaynak bulmak için yapay zekâ yatırımlarını finanse etmek amacıyla büyük miktarlarda borçlanan teknoloji şirketleriyle de yarışıyor. Hürmüz’de devam eden çözümsüzlük nedeniyle Brent petrolün 90 doların üzerinde kalması da enflasyon riskini canlı tutunca, uzun vadeli tahviller üzerindeki baskı daha da artıyor.

Yükselen tahvil faizlerinin etkisi ise tahvil piyasasıyla sınırlı kalmıyor. Devletin borçlanma maliyeti arttıkça şirket ve konut kredileri pahalanıyor, yatırımlar zorlaşıyor ve yüksek faiz hisse senetlerinin cazibesini azaltıyor. Nitekim tahvil faizlerindeki yükseliş hisse senetlerinin de tadını kaçırmaya başladı. ABD’de önde gelen endeksler gerilerken, risk iştahı denince akla gelen ve teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksi geceyi %1,3 düşüşle tamamladı. Yeni güne başlarken satış baskısının Pasifik’in diğer yakasına da yansıdığını görüyoruz. Asya’da teknoloji ve yarı iletken hisseleri ABD borsalarına paralel satış baskısına boyun eğdi. Japonya borsası Nikkei bu sabah %2,5 gerilerken, bir süredir sessiz bir seyir izleyen Güney Kore borsası KOSPI bültenimizi yazdığımız erken saatlerde %5,5 geriledi. Anthropic’in yıllıklandırılmış gelirinin temmuz sonunda 65 milyar doları aşmasına rağmen beklentilerin gerisinde kalması da yapay zekâ hisselerindeki temkinli havayı artırdı.

ABD borsalarının vadeli işlemlerinde hafif de olsa kırmızı renk bu sabah da dikkat çekerken, risk iştahındaki zayıflamaya rağmen doların değer kazanmaması dikkatimizi çekti. DXY hafif de olsa gerilerken, USDJPY paritesi kritik 160 seviyesinin sınırında kalmaya devam etti. EURUSD paritesi 1,1585 ile dünkü seviyelerinden pek de uzaklaşmadı. Tahvil ve hisse senedi piyasalarında satışlar öne çıkarken DXY’nin de değer kazanmamasından hareketle, yatırımcıların nereye sığındığı sorusuna net bir cevap veremiyoruz. Zira kıymetli metallerin de bu sabah pek de iyimser bir seyir izlemediğini not etmemiz gerekiyor. Faiz getirisi olmayan lâkin küresel borç sorunlarının arttığı bir ekosistemde talep görmesini beklediğimiz ons altın dün günü %2’ye yakın düşüşle 4,328 dolar seviyesinden tamamlarken, gümüş ise %4’e yakın geri çekilmeyle 63 dolar seviyelerinin diplerini test etti. Altın her ne kadar bu sabah 4,355 dolar seviyesine varan bir toparlanma kaydetse de kıymetli metallerde tatsız havanın korunduğunu söylememiz gerekiyor. Kripto aleminde ise Bitcoin hâlen 64 bin dolar seviyelerinde yatay seyrini koruyor.

Bugün gözler Fed’in temmuz ayı toplantı tutanaklarına çevrildi. Üyelerin enflasyon ve faizlerin bundan sonraki seyri konusunda ne düşündüğüne dair ipuçları piyasaların radarında olacaktır. Son dönemde istihdamın zayıflaması ve enflasyonun görece ılımlı gelmesi, Fed’den yeni faiz artışı beklentilerini azalttı. Bu sabah vadeli faiz kontratlarında eylül toplantısına yönelik beklentinin faizlerin sabit bırakılması yönünde olduğunu görürken, sene sonuna kadar toplam 22 baz puan artırım fiyatlanıyor. Hatırlanacağı üzere geçen haftalarda iki kez 25 baz puan faiz artırımı bekleyen piyasa, bu sabah itibarıyla neredeyse tek bir 25 baz puanlık artırıma geri döndü. Piyasaların yavaş da olsa Fed Başkanı Warsh’un şahin görünümlü bir güvercin olduğunu ve özellikle ABD’de ara seçimlere üç ay kalmışken faiz artırmakta oldukça zorlanacağını kabul etmeye başladığını düşünüyoruz.

ABD ile İran arasındaki diplomasi trafiği ise çıkmaza girerken, ABD Başkanı Trump, İran’la devam eden ya da planlanan herhangi bir görüşme olmadığını söyledi. İran ise Hürmüz Boğazı’nın açılması için ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukayı kaldırması, petrol yaptırımlarını gevşetmesi, dondurulan varlıkları serbest bırakması ve askerî tehditlere son vermesi gerektiğini belirterek geri adım atmaya yanaşmadı. Altı aya yaklaşan savaşta geçici ateşkesin de pazartesi günü sona ermesiyle yakın vadede yeni bir anlaşma ihtimali iyice zayıflamış görünüyor.

Türkiye cephesinde ise dün görece sakin bir seyrin egemen olduğunu gördük. Yurtdışı borsalarda var olan satıcılı havaya rağmen BİST100 ana endeksi yatay seyrederken, yaz etkisi ve düşen hacimlerin de etkili olduğunu düşünüyoruz. USDTRY kuru bebek adımlarıyla 47,93 seviyesine gelirken, Hazine borçlanmaları sorunsuz geçti. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41 seviyesinde kalırken, CDS risk primi ise 224 baz puana hafif de olsa yükseldi. Ekonomi programında revizyon hazırlığı iddialarına ilişkin dün Hazine cephesinden resmî bir açıklama gelirken, tahminlerimize paralel olarak dedikodu mekanizmasının ömrü pek uzun olmadı.

Son günlerde İsrail’in Suriye’nin kuzeyine yönelik hava saldırıları ve Türkiye’ye yönelik açıklamaları tansiyonu artırdı. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ile Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail’in İdlib kırsalında, Türkiye sınırına yakın Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’ne düzenlediği saldırıya ilişkin açıklamalarda bulundu. Barrack, ABD’nin Türkiye, İsrail ve Suriye arasında bir çatışmayı önleme mekanizması kurmaya çalıştığını ifade etti.

Uzun vadeli faizlerde sene başına göre değişim

1787114171345043f2b280bd520c57b927166dca7d_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.