Connect with us

GÜNCEL

Çin’de 15’nci Beş-Yıllık Plan hazırlıkları

Yayınlanma:

|

Çin planlamasının özgün konumu

Bu köşede üst üste iki yazıda, “neoliberal küreselleşmeden kopuş örneklerini inceledim. 1980 sonrasında Batı blokunda, hemen hemen istisnasız bir görüş birliğiyle benimsenen neoliberal küreselleşmeden aşamalı kopuş örnekleri değerlendirmekteydi.

2016, ABD ve (Britanya’nın öne çıkmasıyla) Avrupa’daki dönüm tarihidir. ABD’de Donald Trump’ın başkan seçilmesi, Britanya’da ise AB üyeliğinden çıkışın (Brexit’in) kararlaştırılması Batı blokunun bu iki lider ülkesinde farklı “kopuş” biçimleri başlattı. Göçmen karşıtlığı küreselleşmeye itirazların ortak hareket noktasıdır. Neoliberalizmin serbest ticaret ve sınırsız sermaye hareketleri ilkelerine itirazda Trump öne çıktı.

Fransa, Almanya ve kısmen Britanya’da ise kopuş liderliğini milliyetçi sağ partiler üstlendi. Merkez-Sol (sosyal demokrat/sosyalist partiler) ise neoliberalizme fanatik teslimiyete savrulmuşlardı. Tony Blair örneğini bugün Starmer devraldı. Batı’nın Merkez-Sol siyasetinde neoliberal küreselleşmeye karşı direnme-itiraz-kısmen kopuş örnekleri İspanya-Portekiz-Belçika sosyalist partileri ile sınırlıdır. Ukrayna savaşı, 19’ncu yüzyıl Avrupası’nın Rus fobyası kâbusunu hortlatmakta; Merkez partileri sürüklemektedir.

Bu ideolojik-siyasal kargaşa içinde Çin Halk Cumhuriyeti dingin bir yükselen güç olarak özgün bir konumdadır. Batı’da bu özgünlüğü ilk fark edenler, neoliberal küreselleşmeden kopuşu savunan Amerikalılar oldu. Nedeni ortadadır: Batı’da neoliberalizmin yükselişinin hemen arifesinde (1979’da) ÇHC lideri Deng Şiaoping, ülke ekonomisini daha sonra “neoliberal küreselleşme” olarak anılacak bir doğrultuda dönüştürecek radikal reformları hayata geçirdi.

Küreselleşme (“dışa ve yabancı sermayeye açılma”) ve neoliberalizm (“kısa dönemli kaynak tahsisinde piyasa mekanizmasının genişlemesi”) öğelerinden oluşan Çin reformlarının Batı’dan belirleyici bir farkı, uzun ve orta-dönemli kaynak tahsisinde merkezî planlama ile sağlanan uyumlu bir sentezdir. 1

Çinli iktisatçı Lifu Yen bu sentezin otuz yılda (1995-2024 döneminde) ürettiği nicel sonuçları özetliyor: Cari dolar fiyatlarıyla ölçülen kişi başına GSYH 607 dolardan 13445 dolara yükseliyor. Çin’i Siyah Afrika ortalamasından gelişmiş ülkeler ortalamasının alt sınırına taşıyan dinamizmi, dolarlı millî gelirde yıllık %8,7’lik ortalama büyüme oranıyla kırılan bir dünya rekoru özetliyor.

Ulusal fiyat düzeylerindeki farklılıkları dikkate alan DB’nin alım gücü paritesi hesabına göre Çin ekonomisinin büyüklüğü 2014’ten beri ABD’yi aşmaktadır. Cari döviz kurları ile millî geliri hâlâ ABD’nin gerisindedir. (Yaklaşık üçte ikisi…)

Lifu Yen, Çin Komünist Partisi (ÇKP) 20’nci Kongresi’nde Çin’in “ulusal dinçleşmesinin tamamlanma tarihi olarak 2049’un hedeflendiğini” hatırlattıktan sonra sürdürülen büyüme eğilimlerinden hareket ederek bir 2049 öngörüsü yapıyor: Kişi başına GSYH düzeyinin ABD’nin yarısına ulaşacağı yıl… Ulusal dinçleşme “modern, büyük bir sosyalist ekonomiye dönüşme” olarak tanımlanmakta; bu sosyalizmin özellikleri de Parti kadrolarında tartışılmaktadır.

Çin planlamasının özgünlüğü, bu yoksul, azgelişmiş ülkeye bu ekonomik bilançoyu sağlamış olmasında yatıyor. ÇHC’nin 15’nci Beş-Yıllık Plan hazırlıkları bugünlerde bu bilanço üzerinden sürdürülmektedir. Çalışmalara göz atmaya başlayabiliriz. Önce bir solcu gazetecinin, sonra yetkililerin kalemlerinden…

Çin, teknoloji alanında kendine yeterliliği 15. Beş Yıllık Plan'ın odağına  koyuyor - TEKNOLOJİ VE BİLİM - Ekonomi Dünya Dergisi

Brezilyalı Pepe Escobar’ın gözlemleri

Pepe Escobar, Brezilyalı sosyalist bir yazar ve dünya gezgini bir gazeteci… Rusya ve Çin’i de yakından izlemektedir.

Çin’de 15’nci Beş Yıllık Plan’ın genel çerçevesi ve temel öğeleri Çin Komünist Partisi (ÇKP) 20’nci Merkez Komitesi Genel Kurulu tarafından 20-23 Ekim 2025’te Beijing’te görüşüldü. Pepe Escobar bu görüşmeleri Beijing’te bizzat izledi. İzlenimlerini kişisel web sitesinde yayımladı.2Başlığını Türkçeleştirelim: “Çin’in Beş-Yıllık Kervanı Yola Koyuldu”

Çin planlamasının yukarıda değindiğim özgünlüğüne ışık tuttuğu için Escobar’ın yazısından aktarmalar yapıyorum:

“20-23 Ekim; Beijing’te dört gün… ÇKP’nin 20’nci Merkez Komitesi’nin dördüncü Genel Kurulu gerçekten izlenmeye değer bir toplantı oldu.” Pepe Escobar’ın beğenerek izlediği toplantı, Ekim 2022’de yapılan ÇKP’nin 20’nci Kongresi’nde seçilen 206 üyeli Merkez Komites’nin bir sonraki (2027’deki) Kongre’ye kadar her yıl tüm üyelerin katılımıyla yapılan Genel Kurul’lardan (“Plenum”lardan ) dördüncüsüdür.

Escobar toplantının ana gündemini ve işlevini de açıklıyor: “Bu dört gün boyunca üyeler, Çin’in 15’nci Beş Yıllık Planı’na dönük önerileri tartışıp kararlaştırdılar. Sonra hazırlanacak bildiri (Rapor) çözülecek ana konuları açıklayacaktır. Planın tümü Mart 2026’da toplanacak olan Ulusal Halk Kongresi’nde belirlenecek”. 

Bildiride yer alan “çözülecek ana konular” örneklerini Escobar veriyor. Bunları “nihaî Rapor” ile birlikte ileride tartışacağım.

Brezilyalı yazar, “işin özünü” açıklayan tespitlerle yazısını sürdürüyor: “Çin’de işler böyle yürür: Her konu önceden açık hedefleri ve liyakate dayanan denetimi de içererek titizlikle planlanır. Daima esneklikler de yer alır; zira ulusal ve uluslar-arası düzlemlerde ‘sert fırtınaların ve dalgalı denizlerin’ patlak verme olasılığı malumdur. Ama ‘stratejik önceliklere’ dokunulamaz.” 

Şi Jinping Beş-Yıllık Plan hazırlıklarını açıklıyor

Pepe Escobar’ın bir gazeteci olarak ÇKP Merkez Komitesi’nin Genel Kurulu gözlemlerini, bir de bütün aşamaları peşinen tasarlayan, yürüten takımın lideri ÇKP Genel Sekreteri Şi Jinping’in kaleminden izleyelim.

Şi’nin açıklamaları ÇKP organı People’s Daily gazetesinde yer alıyor.3 Aktaralım:

“Bu yıl Ocak’ta Politbüro, 15’nci Beş-Yıllık Plan’a ilişkin tavsiyelerin Merkez Komitesi’nin 4’ncü Genel Kurulu’nda tartışılmasını kararlaştırdı. Değerlendirmeleri kaleme almak üzere bir Komisyon oluşturuldu; ben başkanı oldum; yardımcılarım da belirlendi.” Şi burada 24 kişilik Politbüro üyeleri arasından Komisyon üyeliğine seçilen dört kişinin adlarını veriyor. Merkezî ve yerel yönetimlerden bazı yetkililerin Komisyon toplantılarına katıldıkları ekleniyor.

Şi yazısının devamında 15’nci Beş-Yıllık Plan hazırlıklarının diğer ayrıntılarını da açıklıyor. Özetleyeyim: ÇKP Merkez Komitesi, 12 eyaleti kapsayan bölgelerde araştırma projeleri yürütmek üzere altı ekibi görevlendiriyor; bazı Parti ve hükümet organlarından da 35 konuda araştırma yapmaları isteniyor.

Daha sonra ekonomik, bilimsel ve teknolojik toplulukları ve meslek örgütlerini de kapsayan üç farklı sempozyum düzenlenmesi Merkez Komitesi’nce düzenlenmiştir.

Çin'de Yeni Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın Ana Hatları Açıklandı - Turkiye -  China News

Daha da önemlisi 15’nci Beş-Yıllık Plan’ın oluşumuna halk demokrasisinin katkılarıdır. Meslek kuruluşlarının, sendikaların, tüm düzeylerde yerel yönetimlerin aktif k… atkıları dışında Parti tüm vatandaşlara internet üzerinden taleplerini, görüşlerini iletme çağrısı yapılıyor. Üç milyonu aşkın görüş geliyor; bunlar üzerinde çalışılarak 1500 somut öneriye dönüştürülüyor. Nihaî bildiri/raporun ilk taslağını hazırlayan Komisyon, belgeyi, emekli Parti yetkililerini de içeren “önde gelen” (“prominent”) bazı kişilere, kitle/taban örgütlerine, meslek kuruluşlarına görüş ve önerilerini almak üzere dağıtıyor.

Komisyon, geri alınan 452 görüş ve tavsiye üzerinde çalışıyor. Dağıtılan taslakta eklenti, revizyon ve basitleştirme olarak 218 değişiklik yapıyor.

Bu belgeyi ÇKP Merkez Komitesi, 15’nci Beş-Yıllık Plan Önerileri4olarak 23 Ekim’de yayımlıyor. İçeriğini ileride aktarmak, tartışmak üzere…

  • 1 Bu sentezin özelliklerini bir önceki yazımda açıklamıştım: “Neoliberal Küreselleşmeden Kopuşlar: Çin Modeli”,  soL Haber, 21 Ekim 2025.
  • 2 “And the Chinese 5-Year Caravan Strolls on”, 25 Ekim 2025
  • 3 “Xi Jinping’s Explanations and Recommendations for 15’th Five-Year Plan”, People’s  Daily, 29 Ekim 2025.
  • 4 Recommendations of the Central Committee of the Communist Party of China for Formulating the 15th Five-Year Plan for National Economic and Social Development, 23 Ekim 2025.

Prof. Dr. Korkut BORATAV – sol.org.tr

Okumaya devam et

BORSA

SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü

SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.

Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.

Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?

SASA ne yaptı?

Şirketin açıklamasına göre;

  • Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
  • 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
  • Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
  • Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
  • Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.

Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.

Şirket açısından olumlu sonuçlar

PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:

1. Döviz borcu azaldı

Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.

2. Finansal kaldıraç düştü

Borç/özkaynak dengesi iyileşti.

3. Faiz yükü azaldı

Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.

4. Nakit çıkışı önlendi

Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.

Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.

Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?

Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.

Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.

Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.

Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:

  • Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
  • Arz edilen pay miktarı arttı.
  • Satış baskısı oluştu.
  • Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
  • Portföy değerleri eridi.

Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?

Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.

Tahvil yatırımcısı:

  • Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
  • Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
  • Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.

Borsa yatırımcısı ise:

  • Açık piyasadan hisse aldı.
  • Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
  • Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.

Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”

İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?

Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.

Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.

Bunun birkaç nedeni bulunuyor.

1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu

PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.

2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı

Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.

3. Satış baskısı öngörülemedi

Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.

4. Güven sorunu oluştu

Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.

Yatırımcılar yanıltıldı mı?

Bu soru bugün en çok tartışılan konu.

Ancak hukuki açıdan bakıldığında;

“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.

Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.

Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.

Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.

Asıl sorun ne?

Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.

Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.

Ancak bu kararların;

  • Küçük yatırımcıya etkileri,
  • Riskleri,
  • Olası fiyat baskıları,
  • Seyrelme sonuçları,

yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.

Sonuç

SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.

Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.

Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.

Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.

Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.

Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.

Bankavitrini.com Analiz

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.

Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.