Connect with us

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Piyasaların gözü Fed’de: Bölünmüş FOMC, zayıf dolar, güçlü risk iştahı…

Yayınlanma:

|

Son dönemlerde piyasaların gündemini meşgul eden üç ana başlıktan birinin bu hafta artık netleşeceğini söylememiz gerekiyor. Bir yanda teknoloji hisselerinde balon mu değil mi tartışmaları sürerken, diğer yanda carry trade’in temel direği olan Japon yeni cephesinde faiz artırımı beklentileri fiyatlamaları belirliyor. Tüm bunların üzerine, yılın son olağan toplantısında Fed’in faiz indirip indirmeyeceği sorusu da belirsizliği artırıyor. Bu çerçevede, Çarşamba akşamı sonuçlanacak Aralık ayı Fed toplantısının son yılların en tartışmalı toplantılarından biri olmaya aday olduğunu düşünüyoruz.

Politika yapıcılar arasında faiz indirimi konusunda belirgin bir görüş ayrılığı bulunurken, yatırımcılar hem bu bölünmenin boyutunu hem de Başkan Powell’ın vereceği mesajları dikkatle takip edecektir. En az iki üyenin faiz indirimine karşı çıkmasını ve 19 üyeden yalnızca çok küçük bir çoğunluğun  indirimin uygun olduğunu meşhur nokta grafiğe işaretlemesini bekliyoruz. Fed’in bir toplantıda üç veya daha fazla üyenin karşı yönde oy kullanması 2019 yılından bu yana hiç yaşanmazken, 1990 yılından bu yana ise sadece dokuz kez gerçekleştiğini de not edelim. Bizim düşüncemiz, Fed’in hem Aralık hem de Ocak ayında faiz indireceği yönünde.

Tüm finansal varlıkların değerinin Amerikan doları ile ölçüldüğü günümüzde, doların ‘ölçme’ yetisini Trump sonrası dönemde kaybetmeye başlamasının ardından, hemen hemen tüm varlıklarda değer artışlarının yaşandığını görüyoruz. Daha basit bir anlatımla, Trump’ın dolara bilinçli bir şekilde değer kaybettirmek istemesi ile tartının diğer tarafında yer alan varlık değer kazanarak tepki veriyor. Bunun da en bariz örneğini, tarih boyunca korunma denince akla gelen altın ve gümüş cephesinde yaşandığını görüyoruz. Altın tüm zamanların zirvesinin kıyısında yer alırken, gümüş ise 1979’dan bu yana ilk kez yıllık bazda %100’ün üzerinde değer artışıyla yılı kapatmaya hazırlanıyor! Bunu normal bir durum ya da ‘normal’ piyasa koşullarında pek de rastlayabileceğimiz bir durum olarak görmemek gerekiyor. Bu minvalde, altın gümüş rasyosu (bir ons altın ile kaç ons gümüş eder) son dört yılın en düşük seviyesine gerilerken, gümüş de haftanın son iş günü 59,30 dolar seviyesini test ederek tüm zamanların zirvesini bir adım daha yukarıya taşıdı. Teknik mânâda altında zirve seviye olan 4,385 doların yakında tekrar test edileceğini, gümüşte ise teknik hareketin 62-63 dolar seviyelerine kadar devam edeceği yönünde görüşümüzü bir kez daha not edelim.

En büyük 500 şirketi çatısı altında barındıran ABD’nin S&P 500 endeksi yılbaşından bu yana %17’ye yakın yükselmesine rağmen, Fed’in Çarşamba günü atacağı adımdan ziyade asıl odağın 2026’nın ikinci yarısında Powell sonrası dönem olduğunu düşünüyoruz. Her ne kadar Fed’in başına gelecek olan muhtemel ismin Hassett olmasına artık kesin gözüyle bakılırken ve bundan sonra yapılacak faiz indirimlerinin ekonomik sebepler yerine tamamen siyasi nedenlerle devam edeceği düşünülürse, dolarda cephesinde değer kaybının devam edeceğine kesin gözüyle bakıyoruz. Dolar endeksinin (DXY) sene başına göre %9’a yakın değer kaybettiğini de hazır yeri gelmişken hatırlatalım. Hassett’in faiz indirimleri ile büyümeyi savunan hükûmet politikalarını benimseyeceğini, devamında ise likidite koşullarının da bol ve elverişli olacağını düşünüyoruz. Bu minvalde, Hassett riskine rağmen, ABD borsalarının 2026 yılında da getiri anlamında çift haneli seviyelere imza atma ihtimalinin azımsanmayacak kadar yüksek olduğunu, kıymetli madenlerin yükselmeye,  doların ise irtifa kaybetmeye devam edeceğini düşünüyoruz.

Özellikle,teknoloji tarafında yapay zekâ temasının küresel verimliliği artıracağını, ara ara görülecek kâr satışlarının sağlıklı ve gerekli olduğunu, böyle durumlarda karşı kampta yer alanların seslerinin yükseleceğini, daha sonrasında ise kısılacağını düşünüyoruz. Mesela, bültenlerimizi yakından takip eden okurlarımızın demografiye ne kadar önem verdiğimiz pekâlâ biliyorlardır. Nüfusun süratle yaşlandığı, doğum oranlarının sert bir şekilde -Afrika hâriç- düştüğü bir ekosistemde, yaşlı nüfusa bakacak yeteri kadar genç nüfus olmadığı gibi devletlerin de bütçe açıklarının hızla artmaya devam edeceğini düşünüyoruz.

Demografinin küresel ölçekte en kritik başlıklardan biri hâline geldiği bugünlerde, insanların daha sağlıklı yaşaması ve çalışma hayatında daha uzun süre verimli kalması artık bir tercih değil, zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor. Yapay zekâ etrafındaki “balon mu değil mi?” tartışmaları sürerken, kanser, Alzheimer, diyabet ya da obezite gibi hastalıklara gerçek bir çare bulunması hâlinde ilaç sektöründe oyunun tamamen değişeceğini düşünüyoruz. Bu nedenle, söz konusu alanlarda faaliyet gösteren şirketleri ve ABD’de işlem gören IBB ile XBI gibi biyoteknoloji ETF’lerini daha yakından ve fırsat odaklı bir gözle takip etmek gerektiğine inanıyoruz. The Economist’in yeni yıl kapağındaki ilaç şırıngalarını da belki bu perspektifle okumak gerekiyor.

Türkiye cephesinde geçtiğimiz hafta en dikkat çekici gelişmesi CDS risk priminde yaşandı. Beş yıl vadede Türkiye’nin riskleri 227 baz puana gerileyerek 2018 Mayıs’tan bu yana en düşük seviyeye indi. Enflasyonda düşüş beklentilerinin yeniden canlanması faiz indirimi ihtimalini güçlendirirken, asıl etkinin ABD-Türkiye ilişkilerindeki belirgin iyileşmeden kaynaklandığını düşünüyoruz. Bu noktada, küreselleşmenin ve kurumsallığın Trump sonrası dönemde geri plana itilmesi ile ikili ilişkileri de daha belirleyici bir faktör hâline geldiğini unutmamak gerekiyor. Bu çerçevede, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Türkiye’nin S-400 füzelerinden çıkış niyetine ve Rus petrolüne bağımlılığı azaltma isteğine dikkat çekmesi, ilişkilerdeki yumuşamayı destekleyen önemli bir sinyal niteliği taşıyor. ABD ile ilişkilerin güçlenmesinin sermaye girişlerini hızlandırdığı gerçeğini de göz ardı etmemek gerekiyor.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın CAATSA yaptırımlarının çok yakında kaldırılması konusunda Washington’la ortak çalışıldığını açıklaması da bu olumlu havayı tamamlayan bir unsur olarak ön plana çıkıyor. Büyükelçi Barrack’ın Kıbrıs meselesini “sağlıklı vücuttaki apse” olarak nitelendirmesi ve Trump’ın Doğu Akdeniz’de yeni bir düzen istediğini söylemesi Atina ve Güney Kıbrıs’ta yeni bir plan hazırlığı olduğu endişesini artırdı. Trump’ın ilk kez büyükelçisi üzerinden adaya mesaj göndermesi ise bölgedeki diplomatik hareketliliği yeniden canlandırmış durumda.

Türkiye cephesinde geride bıraktığımız hafta ön plana çıkan manşeti iyi (son dört yılın en düşük enflasyon rakamı) detayı ise olumsuz (tabanda fiyat katılıkları devam ediyor) enflasyon verisi ardından, Fed toplantısının hemen sonrasında, Perşembe günü, yılın son olağan toplantısında TCMB PPK’nın 150 baz puan faiz indirimine gitmesini bekliyoruz. Faizin inecek olmasını para politikasında gevşeme olarak düşünmemek gerekiyor keza makro ihtiyati tarafta sıkılık devam ediyor. Haftanın son iş gününü BİST100 endeksi %0,8, lokomotif bankacılık endeksi ise %2,6 yükselişle tamamladı. CDS risk priminde iyileşmeye paralel, kur tarafı sakin kalırken, TL tahvil faizlerinde ise anlamlı bir değişim olmadı.

Fed’den beklenen 25 baz puan faiz indirimi ile uyumlu, Fed’in favori enflasyon endeksi PCE’nin haftanın son iş günü yıllık bazda %2,8 artışla piyasa beklentileri ile uyumlu sonuçlandığını gördük. ABD borsalar haftanın son iş gününü ılımlı yükselişler ile tamamlaması ardından, yeni gün ve hafta başlangıcında, Asya borsalarında temkinli iyimser bir seyir görüyoruz. Çin’in ihracat verilerinin tahminleri aşması bölge borsalarını desteklerken, gösterge endeks Tokyo borsası, yapay zekâyla ilişkili teknoloji hisselerine yönelik aşırı değerleme endişeleri nedeniyle yatay bir seyir izliyor. Para birimi Yen’in ise son dönemdeki hareketliliğinden kurtularak daha istikrarlı bir seyir izlemesi, genel hatları ile piyasayı destekledi. Bültenimizin giriş kısmında da belirttiğimiz üzere, piyasaların gündemini meşgul eden ana gündem maddelerinin pek de değişmediğini görüyoruz.

Önümüzdeki hafta sonuçlanacak BoJ olağan faiz toplantısında 25 baz puan faiz artırımına vadeli kontratlar %80 ihtimal verdiğini görüyoruz. Bu hafta sonuçlanacak Kanada, İsviçre ve Avustralya merkez bankalarının ise faizi sabit tutması öngörülüyor. BoJ toplantısı öncesinde piyasada yatay ve temkinli seyrin sürmesini bekliyoruz. ABD’de Oracle ve Broadcom’un açıklayacağı sonuçların yapay zekâ temalı hisseler için yön belirleyici olmasını bekliyoruz.

Haber akışında, Tayland, Kamboçya’nın ateşkesi ihlal ettiğini öne sürerek sınır bölgesinde hava saldırıları başlattığını okuyoruz. Temmuz’daki çatışmalar sonrası Trump ve Malezya lideri Anwar İbrahim’in arabuluculuğunda sağlanan ateşkesin fiilen çöktüğünü, Tayland 385 binden fazla sivili tahliye etmeye başladığını görüyoruz. Öte yandan, Çin’in  uçak gemisi, Japonya yakınlarında yoğun tatbikat yaparken iki ülke arasında tansiyonun yeniden yükseldiğini not etmemiz gerekiyor. Japonya, Çin savaş uçaklarının kendi devriye uçaklarını hedef alıyormuş gibi radara kilitleyerek tehlikeli bir hareket yaptığını söyleyip Pekin’in büyükelçisini çağırdığını görüyoruz. Hatırlanacağı üzere, gerginlik, Tokyo’nun Tayvan’a yönelik olası bir Çin müdahâlesinde Japonya’nın güvenliği tehdit edilirse karşılık verebileceği yönündeki açıklamaların ardından ivme kazanmıştı. Bölge, hem Çin-Tayvan geriliminin hem de Japonya’nın Okinawa’daki güçlü ABD askeri varlığının etkisiyle hassasiyetini koruyor. Brent cinsi petrolün varil fiyatı ise jeopolitik risklerin etkisiyle hafif de olsa yükselişle 64 dolar seviyesine yaklaşarak son altı haftanın zirvesine yükseldi.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Barış masası sallanıyor, piyasalar hâlâ diplomasiye şans tanıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Uzun bayram tatili dönüşü, hem içeride hem de dışarıda dün oldukça yoğun bir günü geride bıraktık. Gözlerin çevrili olduğu Orta Doğu’da barış anlaşması neredeyse imzalandı derken, dün sabah bültenimizde de ele aldığımız üzere, İsrail’in Lübnan’a saldırılarının artması iplerin âdeta gerilmesine neden oldu. İran, İsrail’in tutumunu ya da saldırganlığını neden göstererek müzakereleri askıya aldığını duyurdu.

Küresel mali piyasaların da ilk nazarda tepkisi kuşkusuz olumsuz oldu. Günün son işlem saatlerine doğru İran cephesinden gelen haber risk iştahının bozulmasına neden olurken, tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı neredeyse 5 dolar artış kaydederek 98 dolar seviyesine yükseldi. Son dönemlerde güvenli liman olarak ön plana çıkan dolar (DXY) değer kazanırken, piyasaların kılavuz kargası konumunda ABD 10 yıllık tahvil faizi yeniden %4,50 seviyesinin üzerine tırmandı. Faiz getirisi olmayan kıymetli metallerin ise bir kez daha satış baskısına maruz kaldığına tanıklık ettik.

Günün son işlem saatlerine satıcılı ve moral bozukluğuyla giren piyasalar, gece ilerleyen saatlerde ABD Başkanı Trump’ın İran ile görüşmelerin sürdüğünü açıklamasıyla kayıplarını kısmen de olsa telafi ettiğini gördük. İran basını, İsrail’in Lübnan’daki operasyonlarını genişletmesinin ardından dolaylı görüşmelerin durdurulduğunu öne sürerken, Trump kendilerine böyle bir bildirim yapılmadığını söyledi. Trump’ın gün içerisinde yaptığı açıklamalarda ise hem “görüşmeler devam ediyor” hem de “biterse umurumda değil” mesajını vermesi, sürecin ne kadar belirsiz bir zeminde ilerlediğini de çok net bir şekilde ortaya koydu.

Hatırlarsanız bizler en kötünün geride kaldığını iddia ederken, bundan sonraki sürecin ise uzun ve netameli geçeceğini belirtmiştik. Nitekim, piyasalar da bizimle aynı görüşte olacak ki, tarafların ne söylediğinden ziyade diplomatik kapının tamamen kapanmadığına kanaat getirerek gecenin son işlem diliminde nefeslenme şansı buldu. Brent petrolün varil fiyatı olumsuz haber akışıyla 98 dolara kadar tırmanması ardından geceyi 95 dolar seviyesinin altında tamamladı. Altının ons fiyatı dün sabah saatlerinde 4,545 dolar seviyesine tırmanarak yeni aya ılımlı bir başlangıç yapmasının ardından olumsuz haber akışının da yardımıyla 100 dolar gerileme kaydederek günü de 4,500 dolar sınırına yakın bir seviyede kapattı. Gümüşün ons fiyatının ise 75 dolar seviyelerinden uzaklaşamadığı dikkatimizi çekerken, bir diğer değer saklama aracı olan Bitcoin ise son sekiz haftanın en düşük seviyesi olan 70 bin dolar seviyelerine kadar geriledi.

Görüleceği üzere, cephede atılan her diplomatik adım piyasaları rahatlatırken, sahadan gelen her yeni çatışma haberi ise enerji fiyatları üzerinden küresel ekonomiyi yeniden baskı altına alıyor. Bu bağlamda, İran, Lübnan’daki saldırıların devam etmesi hâlinde ABD ile yürütülen görüşmelerden çekilebileceğinin sinyalini verirken, Hürmüz Boğazı’nın ardından Bab el-Mendeb Boğazı’na yönelik tehditlerini de artırdığını görüyoruz. Dünya petrol ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği bu güzergâhlara ilişkin endişeler petrol fiyatlarını bir günde %4 yukarı taşıdı. Bu gelişmeler cereyan ederken, bu sabah haber akışında Lübnan, İsrail ile Hizbullah arasında kısmi bir ateşkes sağlandığını duyurdu. Anlaşma, İsrail’in Beyrut ve çevresindeki Hizbullah kontrolündeki bölgelere yönelik saldırılarını durdurmasını, Hizbullah’ın ise İsrail’e yönelik saldırılarını askıya almasını öngörüyor. Ancak bu gelişmenin savaşın sona erdiği anlamına gelmediğini de not etmek gerekiyor. Lübnan’ın güneyinde çatışmalar sürerken, İsrail ordusu Lübnan’dan atılan roketleri önlediğini açıkladı.

ABD borsaları dün geceyi ılımlı yükselişlerle tamamlamasının ardından yeni gün başlangıcında piyasalarda kısmen de olsa huzursuzluğun devam ettiğini görüyoruz. ABD borsalarının vadeli işlemleri %0,5 civarında gerilerken, Pasifik’in diğer ucunda da bu sabah karmaşık bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Orta Doğu’dan gelen karışık mesajları yorumlamakta zorlanan Asya piyasalarında dün görülen rekor seviyelerin ardından bugün özellikle teknoloji ve yapay zekâ bağlantılı hisselerde kâr satışları etkili oldu. Gösterge endeks Tokyo borsası %1,6 değer kaybederken, son dönemlerin flaş ismi Güney Kore borsası ise %2’den fazla geriledi.

Son haftalarda yapay zekâ temalı hisselerin öncülüğünde çok hızlı yükselen piyasanın teknik olarak aşırı alım bölgesine ulaşması satışları hızlandırırken, gözler Orta Doğu’dan gelecek haberlere çevrilmiş durumda. Lübnan’da İsrail ile Hizbullah arasında sınırlı bir ateşkes açıklansa da çatışmaların tamamen sona ermemesi ve İran ile ABD arasındaki görüşmelere ilişkin belirsizlikler temkinli seyrin korunmasına neden oluyor. Güvenli liman özelliğiyle ön plana çıkan dolar, savaşın ilk döneminde güç kazanmasının ardından son günlerde kararsız bir seyir izlerken, her ayın ilk cuması olduğu üzere ABD istihdam verileri piyasaların yön tayini açısından kritik önemde olacağını tekrar hatırlatmak isteriz. Enerji fiyatlarının tetiklediği enflasyon kaygısı birkaç ay önce hâkim olan faiz indirimi beklentilerini topyekûn rafa kaldırırken, Fed’in bir sonraki adımının faiz artırımı yönünde olacağına da %50 ihtimal tanınıyor. Japon yeni ise dolar karşısında 160 seviyesine yaklaşarak müdahâle riskini yeniden gündeme taşıdığını not edelim.

Yurt dışında hem savaş haberleri hem de merkez bankalarının bir sonraki adımına ışık tutacak ekonomik veriler aynı anda takip edilirken, Türkiye cephesinde ilaveten siyasi gelişmeler de izleniyor. CHP tarafında butlan kararının ardından karmaşık ve çok başlı bir yapının hâkim olduğunu not etmemiz gerekiyor. Grup Başkanı Özel bugün grup toplantısı çağrısı yaparken, Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun ise Özel’in grup başkanlığına itiraz ettiği yönünde haberler görüyoruz. CHP’de 111 milletvekilinin imzasıyla olağanüstü kurultay çağrısı yapıldığını da okuyoruz.

Makro cephede ise bayram sonrasında dün pek çok verinin açıklandığını gördük. Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre %2,5; bir önceki çeyreğe göre ise %0,1 oranında büyüme kaydetti. İlk çeyrek sonuçlarının bayat bir veri olduğunu düşünürsek, büyümenin öncü göstergesi olan imalat sanayi PMI endeksi Mayıs ayında yukarı yönlü hareket ederek 49,8 seviyesine gelmek suretiyle son iki yılın zirvesine yükseldi. PMI verisinde 50 seviyesinin altı daralma olarak yorumlansa da, verideki canlanmaya dikkat çekmek isteriz. Öte yandan, İTO’nun İstanbul için açıkladığı Mayıs ayı enflasyon verisi gıda ve alkolsüz içecekler kaleminde ılımlı yükselişle %1,53 artış kaydetti. Bu sonuçla yıllık enflasyon, %36,83 seviyesinden %36,77 seviyesine geriledi. Bayram tatili nedeniyle resmî enflasyon verisinin TÜİK tarafından Cuma günü açıklanacağını, beklentinin de %1,5 civarında olduğunu not edelim.

Türkiye PMI

17803740454e90d88c9fcdf25ed74f2c40852a548b_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Bitcoin ATM Devinin Çöküşü

Yayınlanma:

|

Yazan:

Bitcoin Depot İflas Korumasına Başvurdu, 9 Binden Fazla Kripto ATM Kapandı

ABD merkezli kripto para ATM devi Bitcoin Depot, artan yasal baskılar, yükselen uyum maliyetleri ve sert düşen gelirleri nedeniyle Chapter 11 kapsamında gönüllü iflas koruma başvurusunda bulundu. Şirket, dünya genelindeki 9 binden fazla kripto para ATM’sini devre dışı bıraktığını açıkladı.

Bir dönem Kuzey Amerika’nın en büyük Bitcoin ATM operatörü olarak gösterilen şirketin çöküşü, kripto sektöründeki “fiziksel erişim” modelinin sürdürülebilirliği konusunda ciddi soru işaretleri yarattı.

Düzenleyici Baskılar İş Modelini Çökertti

Şirket CEO’su Alex Holmes yaptığı açıklamada, özellikle ABD eyaletlerinin son dönemde kripto ATM işletmecilerine yönelik çok daha sert düzenlemeler getirdiğini belirtti.

Yeni düzenlemeler kapsamında:

  • İşlem limitleri düşürüldü,
  • Kimlik doğrulama (KYC) zorunlulukları ağırlaştırıldı,
  • Kara para aklama önleme (AML) yükümlülükleri artırıldı,
  • Bazı eyaletlerde kripto ATM faaliyetleri tamamen yasaklandı,
  • Dolandırıcılık mağdurlarına yönelik operatör sorumlulukları genişletildi.

Şirket yönetimi, mevcut düzenleyici ortam altında iş modelinin artık sürdürülebilir olmadığını açıkladı.

Gelirler Sert Düştü

Bitcoin Depot’un 2026 yılı ilk çeyrek finansalları da alarm vermişti:

  • Gelirler yıllık bazda %49,2 düştü,
  • Şirket yaklaşık 9,5 milyon dolar net zarar açıkladı,
  • Daha önce yaşanan 3,7 milyon dolarlık kripto cüzdan saldırısı mali yapıyı daha da bozdu.

Şirket hisseleri Nasdaq’ta sert düşüş yaşarken bazı işlemlerde günlük kayıp %70’in üzerine çıktı.

Kripto ATM Modeli Neden Çöküyor?

Uzmanlara göre Bitcoin ATM sistemi ilk yıllarda “nakitten kriptoya hızlı geçiş” avantajıyla büyüdü. Ancak zamanla sektör şu sorunlarla karşı karşıya kaldı:

1. Dolandırıcılık Vakaları

Kripto ATM’leri özellikle yaşlı kullanıcıları hedef alan dolandırıcılık şebekelerinde sık kullanılmaya başladı.

2. AML ve MASAK Benzeri Baskılar

ABD’de FinCEN ve eyalet düzenleyicileri, yüksek risk nedeniyle sektöre çok daha ağır yükümlülükler getirdi.

3. Yüksek Operasyon Maliyeti

ATM lojistiği, nakit yönetimi, mağaza komisyonları ve güvenlik maliyetleri ciddi şekilde arttı.

4. Kripto Kullanım Alışkanlığının Değişmesi

Kullanıcılar artık mobil uygulamalar ve merkezi borsalar üzerinden çok daha düşük maliyetle işlem yapabiliyor.

“Bu Sadece Başlangıç Olabilir”

Sektör uzmanları, Bitcoin Depot’un iflasının sadece tekil bir şirket problemi olmadığını düşünüyor. Özellikle ABD’de faaliyet gösteren diğer kripto ATM operatörlerinin de benzer baskılar altında olduğu belirtiliyor.

Kripto sektöründe uzun süre “ana akım benimsenmenin vitrini” olarak gösterilen ATM ağlarının, artık yüksek regülasyon ve düşük kârlılık nedeniyle hızla küçülme sürecine girebileceği konuşuluyor.

Türkiye Açısından Ne Anlama Geliyor?

Türkiye’de doğrudan yaygın bir kripto ATM ağı bulunmasa da gelişme önemli mesajlar içeriyor:

  • Kripto sektöründe regülasyon baskısı küresel ölçekte sertleşiyor,
  • AML/KYC yükümlülükleri artık tüm fintech ve kripto şirketlerinin merkezinde,
  • “Denetimsiz büyüme” modeli sürdürülemez hale geliyor,
  • Fiziksel kripto erişim kanalları yüksek risk kategorisine giriyor.

Özellikle MASAK düzenlemeleri sonrası Türkiye’de de kripto platformları için daha sıkı denetim süreçlerinin gündeme gelmesi beklenebilir.

Sonuç

Bitcoin Depot’un çöküşü, kripto sektörünün artık “vahşi batı” döneminden çıktığını ve yüksek regülasyon dönemine girdiğini gösteriyor.

Bir dönem finansal özgürlüğün sembolü olarak görülen Bitcoin ATM’leri bugün; dolandırıcılık, uyum maliyetleri, yasal riskler ve düşük kârlılık nedeniyle sektörün en kırılgan alanlarından biri haline dönüşmüş durumda.

Bu iflas aynı zamanda şu soruyu yeniden gündeme taşıyor: “Kripto sektöründe ayakta kalacak olanlar teknoloji şirketleri mi olacak, yoksa regülasyona tam uyum sağlayabilen finansal kurumlar mı?”

bankavitrini.com

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Enflasyon korkusu: DXY kükredi, faizler sıçradı, piyasa Warsh’ı teste hazırlanıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Orta Doğu’da devam eden enerji gerilimi ve yükselen enflasyon endişeleri, küresel piyasalarda haftanın son iş günü büyük çaplı satışları beraberinde getirdi. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatının 109 doların üzerine çıkarak haftayı tamamlaması, normalleşme beklentilerinin ertelenmesine neden olurken, ABD tahvil faizlerinin son bir yılın zirvesine çıkması da âdeta tuz biber oldu. ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,60, 30 yıllık tahvil faizi ise %5,13 seviyesine yükselirken, piyasalar Fed’in bu yıl yeniden faiz artırabileceğini fiyatlamaya başladı. Vadeli kontratlara göre, Aralık ayında 25 baz puanlık faiz artışı ihtimali bir hafta önce %14 seviyesindeyken, şimdi yaklaşık %50 seviyesine yükselirken, daha da önemlisi, Ocak 2027 toplantısına yönelik artırım ihtimali de ilk kez %58 seviyesine yükseldi. Daha basit bir anlatımla, piyasa artık 2027 başında Fed’in yeniden faiz artırabileceğini baz senaryo olarak fiyatlamaya başladı.

Yükselen faiz baskısı hâliyle risk iştahını baskılarken, hisse senedi ve emtia piyasalarında sert satışları beraberinde getirdi. Risk iştahı denince akla gelen Nasdaq ve S&P 500 haftanın son iş gününü %1,5 civarında düşüşle tamamlarken, yapay zekâ rallisi ile yükselen teknoloji hisselerinde çözülme dikkat çekti. Özellikle, ABD yönetimi, Çinli şirketlerin Nvidia’nın en güçlü H200 yapay zeka çiplerini satın almasına onay vermesine rağmen, Pekin yönetimi yerli teknolojiyi desteklemek ve dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla bu alımları durdurması Nvidia’nın haftanın son iş günü %4,4 gerilemesine neden olurken, benzer kulvarda koşan AMD ise %6’ya yakın geriledi. Çarşamba günü açıklanacak Nvidia bilançosuyla birlikte yapay zekâ rallisinin sürdürülebilirliği hakkında ciddi ipuçları alacağız.

ABD’de geçen hafta hem üretici hem de tüketici enflasyonun yüksek gelirken, sanayi üretimi verilerinin de güçlü gelmesi, ekonominin hâlâ sıcak kaldığını göstererek faiz baskısını daha da artırdı. Güçlü ABD ekonomik verileri ve artan enerji maliyetleri, yüksek büyüme ve yüksek enflasyon kombinasyonunu yeniden fiyatlamasına neden olurken, faiz getirisi olmayan kıymetli madenler, beklenti setinde yaşanan değişim ardından sert bir şekilde satıldı. Döviz piyasasında dolar (DXY) üst üste beşinci günü de yükselişle tamamlarken, son iki ayın en güçlü haftalık performansına da imza attı. Güçlenen dolar ve yükselen tahvil faizleri altının ons fiyatını 4,540 dolar seviyesine iterken, haftalık bazda da kayıp %4 oldu. Benzer bir şekilde, yükselişi de düşüşü kadar sert olan gümüş tüm kazanımlarını geri vererek 76 dolar seviyesinden haftayı tamamladı. Altı günden 72 dolardan 89 dolar seviyesine yükselen gümüş, iki günde %14 düştü. Altın uzun pozisyonumuzu hafta ortası hafifletirken, gümüş uzun pozisyonlarımızı daha da güçlendirmiştir. Havanın bozulmasına paralel Cuma günü tüm pozisyonları kapatarak “square” pozisyona geçtik.

Açık söylemek gerekirse, bu kadar hızlı bir bozulma beklemiyorduk. Ancak piyasaların en önemli gerçeğinin de değişmediğini unutmayalım: trade never ends – yani işlem fırsatı hiçbir zaman tükenmez. Bu nedenle geriye dönüp takılmak yerine önümüze bakmaya devam edeceğiz. Yeter ki disipline, kâr almayı, iz süren stop kullanmayı ve gerektiğinde zarar kesmeyi tavizsiz şekilde uygulamayı sürdürelim. İşin belki de en zor kısmının, kaybedilen bir maçın ardından yeniden sahaya çıkabilmek olduğunu biz de çok iyi biliyoruz. Ancak çelik gibi sinirlere ve sarsılmaz bir disipline sahipseniz, piyasa ne kadar sert olursa olsun ‘yarın yine buradayım’ deme gücünü kendinizde bulabilirsiniz.

Bu bağlamda, çiçeği burnunda Fed Başkanı Warsh’ın ne yapacağını hep birlikte takip ederek biraz soluklanmaya çalışacağız. Doların ‘kükremesiyle’ kraliyet aslanı Sterlin günlerdir süren düşüş serisini devam ettirerek haftayı 1,33 seviyesinin diplerinde ve son beş haftanın en düşüğünde tamamladı. İngiltere’de zor günler geçiren Başbakan Starmer ve İşçi Partisi içinde başlayan liderlik tartışmaları sterlin üzerinde baskıyı artırıyor. İngiltere’de 30 yıllık tahvil faizi %5,85 seviyesine yükselerek 1988’den bu yana en yüksek seviyeye gelirken, ortak para birimi EUR’nun da dolar karşısında 1,1620 seviyesine kadar gerilediğini görüyoruz. Daha da aşağıda 1,16 seviyesine dikkat çekeceğiz.

Powell’ın Fed Başkanlığı’ndaki son günü, küresel mali piyasalar açısından pek de sevimli geçmedi Piyasalar, Trump’ın desteklediği yeni başkan Warsh’ın yeni dönemde enflasyona karşı ne kadar sert duracağını test etmeye hazırlanıyor. Cuma günü yaşananlar bir tesadüf mü tam olarak bilemesek de, faiz indirim umutlarıyla gelen Warsh’ı pek de kolay günlerin beklemediğini görüyoruz. Özellikle, Fed Komite Üyelerini ikna etmekte oldukça zorlanacağını düşünüyoruz. Warsh’ın piyasaya daha az müdahâle eden ve bilanço küçültmeyi savunan yaklaşımı, tahvil faizlerindeki yükselişle birlikte yatırımcıların odağına yerleşmiş durumda olduğunu göz ardı etmeyelim.

Türkiye cephesinin de hâliyle küresel satış baskısından uzak kalamadığını gördük. Bir şirketin tahvil itfasını gerçekleştiremeyerek temerrüde düşmesi de yatırım fonlarına yönelik soru işaretlerinin yeniden artmasına neden oldu. BİST100 endeksi haftanın son iş gününü %2’ye yakın düşüşle tamamlarken, CDS risk primi haftanın ilk işlem gününde 243 baz puana yükseldi. Enflasyon kaygılarına paralel iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi haftayı %42,4 seviyesinden tamamladı. TCMB Mayıs ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’nin sonuçlarını açıkladı. Bu bağlamda, Enflasyon Raporu’nda TCMB yıl sonu enflasyon tahmini %26 olarak belirlerken, piyasa aktörlerinin tahmini %28,94 seviyesinde yer aldı. 12 ay sonrasına ilişkin TÜFE enflasyonu tahmini %23,8, 24 ay sonrasına ilişkin tahmin ise %18,4 seviyesine yükseldiğini gördük. Piyasalar ilk faiz indirimini 100 baz puanla Eylül ayında beklerken, sene sonu politika faiz beklentisi ise %34 seviyesinde yer aldı. Sene sonu USDTRY kuru beklentisi ise hafif de olsa artarak 51,57 olmuş. Bizim tahminimizin de 52 seviyesinde olduğunu not edelim.

Yeni gün başlangıcında, Orta Doğu’da gerilim yeniden yükselirken, Brent petrolün varil fiyatı 112 dolar seviyesini test ettiğini görüyoruz. Reuters haberlerinde, Capital Economics yıl sonuna kadar sürecek bir kapanma senaryosunda Brent petrolün 130-140 dolar bandına, 2027 yılında ise 150 dolara kadar çıkabileceği uyarısında bulundu. Böyle bir senaryonun İngiltere ve Euro Bölgesi’nde enflasyonu yeniden %10’a itebileceğinin de hesaplandığını okuyoruz. Tahvil piyasaları ise enflasyon kaygılarını sert bir şekilde fiyatlamaya devam ediyor. ABD’de 10 yıllık gösterge tahvil faizi bu sabah %4,63 seviyesine yükselerek son 15 ayın zirvesine çıkarken, 30 yıllık tahvil faizi ise %5,15 seviyesini test ederek son 2,5 yılın zirvesine yükseldi.

Yukarıda da değindiğimiz üzere, Fed’in bu yıl faiz artırma ihtimali neredeyse %50 seviyesinde fiyatlanırken, havanın da hâliyle bozulduğunu görüyoruz. Risk iştahındaki azalmaya paralel gösterge endeks Tokyo borsası geçen haftaki rekor seviyelerin ardından bu sabah %1 gerilerken, Hong Kong borsası %1,5, Tayvan borsası ise %1,2 geriledi. Çin tarafında açıklanan tüketici harcamalarının zayıf gelmesi ve perakende satışların da beklentiyi karşılayamaması, dünyanın en büyük ikinci ekonomisinde yükselen enerji fiyatlarının ekonomik aktiviteyi yavaşlattığı yönünde yorumladık. Güney Kore borsası Cuma günü kaydettiği sert satışlar ardından bu sabah %1 yükselirken, dolar güvenli liman talebiyle güçlü kalmaya devam ederek peş peşe altıncı güne de yükselerek başladığını not edelim.

Altın ve gümüşün geçen haftanın son iki iş günü başlayan sert satış baskısına bu sabah da boyun eğerek sabah erken saatlerde sırasıyla 4,479 ve 73,80 dolar seviyesine kadar sarktığını akabinde ise hafif de olsa toplanarak 4,540 ve 75,20 dolar seviyelerine geldiğini görüyoruz. Teknik mânâda altında 4,530 dolar, gümüşte ise 73,50 dolar seviyelerinin altında olası bir kapanış, yukarı yönlü isteğin sorgulanmasına neden olacaktır (bakınız grafikler). Altı haftalık kesintisiz yükseliş serisi ardından geçen haftayı düşüşle tamamlayan kripto cenahının amiral gemisi Bitcoin, bu sabah da olumsuz havaya ayak uydurarak, doların da güçlendiği bir günde 77 bin dolar seviyesinin altına sarktı.

Orta Doğu’da bir süredir korunan sessizlik bir nebze de olsun bozulurken, Bahreyn’de nükleer santralde drone saldırısı sonrası yangın çıkması ve Suudi Arabistan’ın ise üç drone etkisiz hâle getirdiğini açıklaması bir miktar da olsa endişe yarattı. Trump’ın İran’a yönelik hızlı hareket edin yönünde tehdidi dikkatlerden kaçmazken, gözler şimdi hem Paris’te başlayacak G7 toplantısına hem de Çarşamba günü açıklanacak Fed’in bir önceki toplantısının tutanaklarına çevrildi. Fed’in faiz indirimi söyleminden uzaklaşıp daha nötr hatta daha şahin bir çizgiye kayıp kaymadığını anlamaya çalışacağız.

Mali piyasaların gündeminde bugün Türkiye’de tüketici güven endeksi takip edilebilir. Volatilitenin genel anlamıyla yüksek seyretmesini bekliyoruz!

Altın

 17790785860e12cecae11f7771d601d831b09dca3b_1_1200.jpg

Gümüş

 17790785862bec64ce0c1f648c81ab9dd61a6bc750_2_1200.jpg

Son 10 gün, değişim

17790785875efc3bec198bb7d8bd02b7a598dc16b4_3_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.