Connect with us

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Kara Cuma: Trenden ne zaman inilir? Disiplinli yatırımcının 6A kuralı

Yayınlanma:

|

Kıymetli metallerde uzun bir süredir taşıdığımız alım yönlü (uzun) pozisyonlardan Davos Zirvesi ardından çıkan bir ekip olarak, bugün kurumsal bültenimizin büyük bir kısmını farklı bir ton ile kaleme alacağım.

Altın cephesinde yaşanan yükseliş isteğini 3,400 dolardan bu yana her gün bültenimize taşırken, gümüş cephesinde ise uzun pozisyonlarımızı geçen yıl yaz aylarında 35 dolar seviyesinin yukarı yönlü geçilmesiyle açmıştık. Akabinde kasım ayında 54 doların geçilmesi ile pozisyonlarımız ciddi mânâda büyütmüş, çok yıllı teknik çalışmamız kapsamında 95-96 dolar bandını hedeflemiştik.

Davos Zirvesi’ne damga vuran Trump sonrası hedeflediğimiz seviyelerin gerçekleşmesiyle gümüş pozisyonumuzdan kâr al çalıştırarak çıkmış, akabinde söz konusu seviyenin aşılması durumunda neler olabileceğini (aşırılık) hep beraber gözlemeyeceğimizi belirtmiştim. Özellikle maraton koşu grubundaki arkadaşlarıma, 95-96 sonrası hareketin artık bir noktada 20 dolar artış-azalış şeklinde yaşanabileceğini düşündüğümü ifade ederken, bültenlerimizde de teknik göstergelerin aşırıya kaçtığına dikkat çekerek temkinli olunması yönünde uyarılarda bulunmuştuk. Gümüş pozisyonlarımızın hedefe ulaşması sonrası disiplinli bir trader olarak kâr stratejisini uygularken, altın uzun pozisyonlarımızdan da aslında neredeyse hiçbir niyetimiz yokken birlikte çıkmaya karar verdik! Altını sattığımızda ons fiyatı 5 bin doların hemen altında idi.

Tren tüm sürati ile giderken, trenden inme kararımıza Altı adet gözlemin belirleyici olduğunu peşinen söylemem gerekiyor. Hafta sonu bir kahve dükkânında rapor okurken ve bülten hazırlıkları için grafiklere bakarken, kahve fincanlarını toplayan bir çalışanın “Ne trade ediyorsunuz, gümüş mü?” diye sorması… Kendisinin de gümüş aldığını, fiyatın yukarı gitmeye devam etmesinden çok mutlu olduğunu anlatması… Ertesi gün markette yoğurt seçerken arkamdan gelen bir sesin “Gümüş çok daha yukarı gidecek” dediğini duymam ve gayriihtiyarı bunun bana mı söylendiğini düşünerek arkamı dönmem… Bankanın asansöründe katları tırmanırken personel arkadaşlarımın bültenlerden esinlenerek gümüş iştahlarının kabardığını fark etmem; emeklilik yaşı gelen başka bir meslektaşımın “Altın mı gümüş mü almalıyım” sorusuna da cevap vermem…

2024 yılı sonunda bankamızın müşterileri ile gerçekleştirdiğim 2025 yılı strateji sunumunda, portföylerde altına daha fazla ağırlık verilmesi gerektiğini anlatırken gümüşün de büyük bir potansiyel taşıdığını vurgulamıştım. Son haftalarda, altın fiyatının 5 bin dolar seviyesine yaklaşması, gümüşün ise her gün rekor kırması ile “altın ve gümüş alalım mı?” sorusunu kaç kişiyle konuştuğumu inanın ben de hatırlamıyorum. Masanın diğer tarafında oturan biri olarak talebin nasıl hızla arttığını çok net gözlemlerken, hayatında hiç altın hesabı açmamış müşterilerin sıraya girdiğini söylesem inanır mısınız bilemiyorum. Sayıların diliyle konuşacak olursak, talebin nasıl aşırıya kaçtığını, TCMB’nin haftalık bültenleri ile son haftalarda yurt içi yerleşiklerin yabancı para mevduatlarının üçte birinden fazlasının kıymetli maden olmasıyla anlatmaya çalıştım. Tüm bu göstergeler bir araya geldiğinde, trenin raydan çıkmaya artık çok yaklaştığını anlamıştık!

Bankamızın Hazine ekibinin başarısında çok büyük bir rolü olan kıymetli teknik analiz hocamız Ali Perşembe’yi sevgi ve saygılarımla bir kez daha bültenimize taşımak istiyoruz. Ali hocam, bizlere verdiği eğitimde anlattığı çok güzel bir metafor hâlen daha bugün kulağıma küpedir. Ali hoca kapıdan girdiğinde, yaşlı teyzeler ile konken oynayan annesi “oğlum Ali gümüş almamız lâzım, fiyatı çok daha yukarıya gidecekmiş” der. Ali hoca dönüp bize der ki, o noktada artık ne var ne yok satacaksınız. Bilin ki “budala sendromu” başlamıştır. Basitçe, haber uçurumun eşiğindeki annesine kadar gitmiştir. Alacak artık başka biri kalmamıştır! Buna Annem maddesi diyoruz. Teknik bir bakış açısı ile grafikler Aşırı dikleşmiş, RSI gibi indikatörler Aşırı alım bölgelerinde tarihî zirveleri zorlarken, hacmin ise ciddi mânâda Arttığını gözlemledik.

Gümüşü satmaya karar verdiğimiz günün sabahında, yolda işe giderken, beni arayan bir arkadaşım “abi akşam uyuyamadım bütün gece telefon elimde gümüşü takip ettim” dedi. Buna da Asabiyet diyoruz. X (Twitter) ortamında herkes gümüşün enflasyon ile ayarlanmış fiyatı için ‘gökyüzünü’ işaret ederken, on haberin dokuzu kıymetli metallere ayrılmışsa buna da Aşırı haber (iyimserliği körükleyen) medya diyoruz. Aşırı volatiliteyi de eklersek, bilin ki dönüş (tepeden) artık çok yakındadır!

Neredeyse 25 yılı aşkın tecrübem ve Ali Perşembe hocamızın trading disiplinini alan biri işlemci (trader) olarak, çok açık bir şekilde yaşananların beni hiç de şaşırtmadığını söylemem gerekiyor. Trenin son vagonuna binen ve inecekleri durağı hiç hesaplamayan, fiyatın mütemadiyen yukarıya gideceğini düşünen yatırımcılar, bu noktadan sonra umutla bekleyeceklerini düşünüyoruz. Gümüşün ons fiyatı, perşembe günü 121 dolar seviyesini aşmasının ardından, haftanın son işlem gününde, 77 dolar seviyesine kadar gerileyip haftayı 84 dolar seviyelerinden tamamladı. Benzer bir şekilde, altının ons fiyatı da, söz konusu dönemde, 5,594 dolar seviyesini test edip 4,695 dolara kadar gerilemesi ardından haftayı 4,864 dolar seviyesinden tamamladı. Bu düşüşün altın ve gümüşün piyasa değerinden 7,6 trilyon dolar sildiğini hesaplıyoruz! Düşüşün yeni gün ve hafta başlangıcında da devam ettiğini aşağıda anlatacağız.

Doların değer kaybını uzun bir süredir seyreden başka bir arkadaşım, 4,700 dolar seviyelerinde artık dayanamayarak alım yaptığını anlatırken, ilk günkü psikolojisinin “ben aldım, artık düşer” olduğunu, fiyat yükselmeye devam edince emeklilik ve balık tutma hayallerinin yeniden kurulduğunu; hafta sonu ise klasik “Ben sana demedim mi” noktasına tekrar gelindiğini söylemem gerekiyor.

Yatırımcıların en büyük hatası, kanaatimce, risk kontrolü, oyun planı ve kişisel kontrol eksikliğinden kaynaklanıyor. En basitiyle trading için ‘disiplin’ gerekli. Pozisyona girmeden önce ya da alım satım kararı vermeden önce, hangi vadeyle pozisyona soyunduğunuza karar vermeniz gerekiyor. Bir saat sonra satmak için mi aldınız yoksa çocuğunuzun geleceği için uzun vadeli mi yatırım yapıyorsunuz. Alınan pozisyonun kâr al ve zarar kes seviyelerini belirlediniz mi? Pozisyondan çıktıktan sonra tekrar hangi seviyeden pozisyona geri gireceğinizi çalıştınız mı? Bu soruların cevapları defterinizde yazılı değilse, istemeden de olsa uzun vadeli yatırımcı olur; en sonunda da genellikle dipte pes ederek pozisyondan çıkarsınız. Yarın yine burada olabilmek için, evinize ve arabanıza gösterdiğiniz özeni paranıza da göstermeniz gerekiyor! Aksi hâlde “Ben aldım düştü, sattım yükseldi” nakaratı hiç bitmeyecektir.

Konuya biraz farklı bir yaklaşımla baktıktan sonra, önümüze bakalım. Temel mânâda kıymetli madenleri yukarıya taşıyan ana dinamiklerin hâlen daha yerli yerinde olmaya devam ettiğini görüyoruz. Bunların da neler olduğunu bültenlerimizde uzun bir süredir enine boyuna irdeledik. En temel argüman olarak zayıf dolar temasının korunmaya devam ettiğini söyleyebiliriz. Gümüşte dip çalışmalarının nerede olacağını şu anda söylememiz çok zor. Bu nedenle, yükselişin başladığı 50 dolar seviyesinin aşağı yönlü geçilmemesi durumunda, hâlen daha gümüşten söz etmeye devam edeceğiz. Altın için ise 3,400 seviyesinden başlayan yukarı yönlü hareket sonrası ilk düzeltme seviyesini dip olarak düşünürsek, test edilen 5,591 dolar zirvesinin %61,8 düzeltme seviyesini yaklaşık olarak 4,550 dolar seviyesine işaret ediyor. Söz konusu seviyenin aynı zamanda yükseliş trend çizgisine de denk geldiği not etmemiz gerekiyor. Görülmesi durumunda, alım yönünde değerlendirmeyi planlıyoruz (bakınız grafik).

Geride bıraktığımız hafta bilanço açıklayan ve beklentiyi karşılayamayarak hayal kırıklığı yaratan teknolojinin ağır sikleti Microsoft sonrası yeni haftaya piyasaların oldukça yoğun bir gündemle girdiğini not etmemiz gerekiyor. ABD’de en büyük 500 şirketin işlem gördüğü S&P 500 içerisinde yer alan şirketlerin yaklaşık dörtte biri bu hafta finansal sonuçlarını açıklayacak. Özelinde, Alphabet ve Amazon bilançolarının yapay zekâ (AI) temalı büyüme beklentilerini ne kadar cevap verebileceğine bakacağız.

Microsoft, bulut gelirlerindeki zayıflığın gölgesinde haftayı %8’e yakın düşüşle neredeyse son on ayın dibinde tamamlarken, teknoloji hisselerinde satış baskısını artırdı. Bu minvalde, haftanın son iş gününü %1 düşüşle olumsuz mânâda ayrışarak tamamlayan Nasdaq ardından, yeni gün ve hafta başlangıcında, Pasifik’in diğer ucunda da havanın bozduğunu söylememiz gerekiyor. Kıymetli metallerde son günlerde yaşanan ‘erime’ genel hatları ile moral bozarken, bu hafta açıklanacak yoğun şirket bilançoları ve önemli ekonomik veriler de risk iştahını baskıladı. Japonya dışında kalan en geniş tanımlı MSCI Asya-Pasifik endeksi %1’den fazla gerilerken, son dönemin flaş ismi Güney Kore borsası %5’den fazla geriledi; Hong Kong ve Tayvan borsalarında düşüş %2’yi aştı. Şangay borsası kayıplar kervanına %1’den fazla düşüşle eşlik ederken, gösterge endeks Tokyo borsası, iktidar partisinin seçimleri rahat kazanacağına dair anketlerin yarattığı iyimserlikle %0,8 gerileyerek bir nevi pozitif ayrıştı.

ABD Başkanı Trump’ın Fed başkanlığı için aday gösterdiği Kevin Warsh’un faiz indirimlerine tamamen karşı olmasa da sanıldığı kadar güvercin bir isim olmadığının anlaşılması, dolar açısından destekleyici, faiz getirisi olmayan altın için ise olumsuz bir algı yaratıyor. Öte yandan CME Group’un kıymetli metaller vadeli işlemlerinde teminat (margin) oranlarını artıracağını açıklaması, Kara Cuma sonrası bu sabah da düşüş isteğinin devam etmesine neden olduğunu görüyoruz. Teminat artışı, yatırımcıların aynı pozisyonu taşımak için daha fazla nakit bulundurmasını mânâsına geldiğini ve genelde satış baskısı yarattığının altını çizmek isteriz. Altının ons fiyatı 4,650 dolar, gümüşün ons fiyatı ise 75 dolar seviyelerine kadar bu sabah gerilerken, platin ve paladyumda da düşüş kervanına %3’ten fazla düşüşe eşlik ettiğini görüyoruz.

Bir diğer değer saklama aracı olan Bitcoin cephesinde ise, haftalarca 88-89 bin dolar seviyesinin kıyısında yaşanan ‘can çekişme’ sona ererken, bu sabah aşağıda ilk hedef seviyemiz olan 75-76 bin dolar aralığının test edildiğini görüyoruz. Bu seviyelerde tutunamaması durumunda, daha da aşağıda 63-64bin aralığını takip edeceğiz (bakınız grafik). Dolar endeksi, yılın ilk ayını teknik mânâda oldukça önemli bir seviye olan 97’nin altında tamamlayarak son 15 yılın yükseliş isteğine son vermesi ardından yeni aya hafif de olsa yükselişle başladığını görüyoruz.

Dönelim Türk mali piyasalarına. Yıla oldukça iyi bir başlangıç yapan TL ve TL cinsi varlıkların geride bıraktığımız haftayı da iyimser tamamladığını görüyoruz. USDTRY kuru otoritenin kontrol sahasında 43,50 seviyelerine gelirken, hisse senetleri hem yerli hem de yabancı ilgisi ile yükselmeye devam ettiğini görüyoruz.  Borsa İstanbul ana endeksi haftanın son işlem gününü yatay tamamlasa da, yılın ilk ayını %23 gibi etkileyici bir performans sergileyerek tamamladı. Haftanın son iş gününde %3’e yakın yükselen bankacılık endeksi, ilk ayı da %21 yükselişle tamamladı. Teknik mânâda %20’den fazla yükseliş boğa piyasasının başladığını gösteriyor. Kıymetli madenlerde çıktıktan sonra Akbank uzun pozisyonumuzun yanına Turkcell, THY ve Koç Holding’i de ekledik. CDS risk primi 220 baz puan seviyesine yatay seyrederken, tahvil piyasasına yönelik ilginin de korunduğunu görüyoruz.

Her ayın ilk günü olduğu üzere, İstanbul Ticaret Odası (İTO) dün Ocak ayı enflasyon rakamlarını yayımladı. Buna göre, aylık TÜFE artışı %4,56 olurken yıllık gerçekleşmeyi de %36,15 seviyesine getirdi. Alt kalemler bazında bakarsak, giyim hâriç genele yayılan bir yükseliş görüyoruz. Yarın açıklanacak resmî enflasyon verisi öncesinde, hafta sonu, TCMB makro ihtiyati tedbirler üzerinden kredi kanallarını biraz daha sıkma yönünde (YP krediler ile tüketici kredilerine yeni tavanlar getirildi) bazı kararlar aldı. Öte yandan, BDDK’dan kredi kartı limitleri konusunda çok sert önlemler getirildi. Ayrıca, yeni kart limiti verilirken de gelir teyidi gerekecek. Bu adımların banka hisseleri üzerinden negatif etki doğurma ihtimalini göz ardı etmiyoruz.

Makro cephede ise her ayın ilk cuması olduğu üzere ABD’de istihdam verilerine bakacağız. Fed’in faiz indirimlerine ara verdiği bir dönemde, işgücü piyasasının seyrine dair veriler faiz beklentileri açısından kritik önem taşıdığını unutmamak gerekiyor. Vadeli piyasalar şu aşamada Fed’in bir sonraki adım için haziran ayını öne çıkarırken, sene sonuna kadar 50 baz puanlık bir indirim öngörülüyor.

Altın

177000997313110a8880faa989cdec74b03f1971c8_1_1200.jpg

Bitcoin

1770009973f64a33405d8bc6985285ee847aafc338_2_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Altın ve Gümüş: Nerede kalmıştık?

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD borsaları teknoloji hisseleri öncülüğünde yaşanan güçlü toparlanmanın yardımıyla geceyi yükselişle tamamladı. En büyük 500 şirketin işlem gördüğü S&P 500 endeksi %1’e yakın yükselerek üç günlük düşüş serisini sonlandırırken, toparlanmaya özellikle yarı iletken hisseleri öncülük etti. Nasdaq Bileşik endeksinin %1,3 yükselmesinin ardından iyimser havanın Pasifik’in diğer ucuna da yansıdığını görüyoruz. Asya’da bu sabah alımlar hız kazanırken, çip üreticilerinin ağırlıkta olduğu Güney Kore KOSPI endeksi %5 yükseldi. Japonya’da gösterge endeks Tokyo borsası %2 prim yaparken, Güney Kore’nin temmuz ayının ilk bölümünde yarı iletken ihracatının yaklaşık üç katına çıkması ve Tayvan’dan gelen güçlü sipariş verileri, yapay zekâ temalı teknoloji hisselerine yönelik iyimserliği yeniden canlandırdı.

Jeopolitik cephede ise Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’de Suudi petrol tankerlerini hedef alabileceği yönündeki tehditleri nedeniyle Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı 92 dolar seviyesine yükselirken, piyasalarda belirgin bir riskten kaçış eğilimi de görülmedi. Yatırımcılar dikkati yeniden şirket bilançolarına çevirirken, bugün açıklanacak Alphabet ve Tesla sonuçları, yapay zekâ yatırımlarının şirket kârlılığına etkisi açısından yakından takip edilecektir. Diğer taraftan dolar değer kazanırken, sepet kur DXY 101,20 seviyesine varan bir yükseliş kaydetti. İngiltere’nin yeni başbakanı ve Hazine Bakanı şimdilik yeterli heyecan yaratamazken, birkaç gün önce 1,3560 seviyesine yükselen GBPUSD paritesi 1,3370 seviyelerine geri çekildi.

Piyasaların kılavuzu konumunda ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,63 seviyesine gelerek son iki ayın en yüksek seviyesini test ederken, gelecek hafta gerçekleştirilecek olağan Fed toplantısı öncesinde faizlerin sabit bırakılması ana beklenti olmayı sürdürüyor. Fed faiz vadeli kontratları yıl sonuna kadar toplam 38 baz puanlık ilave sıkılaşma ihtimalini fiyatlamaya devam ederken, Ekim toplantısında artırım ihtimali %77 seviyesinde fiyatlandırılıyor. Faiz getirisi olmayan kıymetli metaller, Fed’in yeni başkanının isminin telaffuz edildiği 29 Ocak’tan bu yana (yaklaşık beş aydır) neredeyse her fırsatta satış baskısıyla karşı karşıya kaldı. Son günlerde ise yeniden hayat belirtisi göstermeye başladı. Yükselişin fitilini büyük önem verdiğimiz 54 dolar seviyesinin test edilmesiyle ateşleyen gümüş bu sabah 60 dolar seviyesini test ederken, benzer bir şekilde altının da ons fiyatı 4,140 dolar seviyesine dayanarak teknik mânâda düşüş serisini sonlandırdı. Dün gümüşte açtığımız ilk kademe uzun pozisyonumuza bugün altını da ekleyeceğiz. Unutmayın, bir enstrüman sadece yükselirken alınır! Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin bu sabah 66 bin dolar seviyesinin üzerine yerleşti.

Büyük resimde ise, piyasaların Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik riskleri tamamen göz ardı etmese de, odağını yeniden teknoloji şirketlerinin bilançolarına ve yapay zekâ temasına çevirdiğini görüyoruz. Bu minvalde petrol fiyatları son altı haftanın zirvesini test etse de, risk iştahının bozulmadığı ve yukarıda da görüleceği üzere, kıymetli metallerin daha fazla satış baskısıyla karşı karşıya kalmadığını görüyoruz. Ya da ekonomi ile jeopolitikanın yavaş yavaş ayrışmaya başladığın altını çizmemiz gerekiyor. Haber akışında, ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun diplomatik çözüm arayışını sürdürmeye hazır olduklarına dair mesaj verirken, buna karşın sahadaki gerilim tırmanmaya devam ediyor. Yemen’deki Husiler, uluslararası denizcilik şirketlerine gönderdikleri resmî uyarıda Suudi Arabistan limanlarına yükleme veya boşaltma yapan gemilerin hedef alınabileceğini bildirirken, bu uyarının ardından Asya’ya petrol taşıyan üç Suudi tanker rotasını değiştirdi.

İran’ın Hürmüz Boğazı’na yönelik tehditleriyle birlikte Kızıldeniz’de de risklerin artması, küresel enerji arzı açısından iki kritik deniz geçidini aynı anda baskı altına aldı. Enerji arzına ilişkin riskler ön planda kalsa da, piyasalar bir yandan diplomatik girişimlerden gelebilecek ateşkes sinyallerini, diğer yandan enerji arzını sekteye uğratabilecek somut gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdürüyor. Diplomasi kapısı tamamen kapanmış görünmese de çatışmanın maliyeti ve ekonomik etkilerinin de giderek büyüdüğünü görüyoruz. Pentagon, İran savaşının ABD’ye bugüne kadar 37,5 milyar dolara mal olduğunu açıklarken, ek bütçe talebi Washington’da yaklaşan ara seçimler öncesinde siyasî tartışmaları da beraberinde getirdi. Savaş karşıtı sesler her geçen gün yükseliyor. Başkan Trump savaşta hayatını kaybeden Amerikan askerlerinin sayısının on sekize yükseldiğini açıkladı.

Türkiye cephesinde ise ismi büyük yabancı kurumlardan birinin dün USDTRY kuru ile ilgili kaleme aldığı rapor gündemi oldukça meşgul etti. Goldman Sachs, TCMB’nin önümüzdeki dönemde döviz kurunda daha fazla değer kaybına izin verebileceği ve yıl sonuna kadar %20’lerin ortasında bir yükseliş yaşanabileceği öngördü. Açıkçası raporun mevcut beklentilere kıyasla hangi yeni bilgiyi sunduğunu görmekte zorlandık. Uzun bir süredir bizim de sene sonu için kur beklentimiz yaklaşık 52,00 seviyesinde bulunuyor. Bu da zaten sene başına göre bakılırsa (43,00 – 52,00) yaklaşık %20 düzeyinde bir yükselişe işaret ediyor. Dolayısıyla Goldman’ın raporu, mevcut beklentilerden belirgin şekilde ayrışan yeni bir hikâye sunmaktan ziyade, piyasada zaten konuşulan temel senaryoyu teyit ediyor. Kaldı ki, yabancı kurum raporlarının zaman içinde değişen ekonomik ve jeopolitik gelişmelere bağlı olarak sık sık revize edildiğini de geçmişte defalarca gördük!

Yabancı bir kurumda uzun bir süre çalışan biri olarak bu raporları da nasıl yazdıklarını yakından bilsem de, ayrı bir tartışma konusu olduğundan bu noktaya hiç değinmeyeceğim. Dün Türk mali piyasaları günü limoni bir şekilde tamamladı. Ana endeks %0,7 gerilerken, bankacılık hisseleri %0,8 oranında düştü. XBANK’ın son 20 günde neredeyse %20 gerilediğinin altını çizmek gerekiyor. USDTRY kuru kamunun kontrolünde 47,20 seviyelerine gelirken, 5 yıl vadeli CDS risk primi 240 baz puanla son altı haftanın en yüksek seviyesine geldi. Petrol fiyatlarının seyri, net enerji ithalatçısı olan Türkiye’nin cari açık ve enflasyonla savaşını pekâlâ desteklemiyor. Her ne kadar manşete bakarak petrol fiyatlarının 92 dolar seviyesine gelerek son altı haftanın zirvesini test ettiğini söylerken, rafineri fiyatlarındaki yüksek seyrin daha da belirgin bir hâl aldığını ve arz sorunlarının başta motorin olmak üzere rafineri ürünlerini ciddi şekilde olumsuz etkilediğini not etmek gerekiyor. Bu minvalde, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi de tıpkı petrol fiyatları gibi %41,81 seviyesine yükselerek son altı haftanın zirvesini test etti.

Türkiye cephesinde dün siyasi gelişmeler de ön plana çıktı. CHP’den ayrılan Özgür Özel, bugün yeni partisini kuracağını açıklarken, çok sayıda milletvekilinin yeni oluşuma katılabileceği beklentisi siyasi gündemin ilk sırasına yerleşti. Mali piyasaların gündeminde ise bugün İngiltere’de enflasyon rakamları, Türkiye’de ise kapasite kullanım oranı ile reel kesim güven endeksi takip edilebilir.

Altın

1784694647c2108fe2bcdbd9da14e776aaa66b9f37_1_1200.jpg
 
Gümüş

17846946472c73a425143baddd178fd8dbe7c82ca5_2_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında

Yayınlanma:

|

Yazan:

Dün KKTC Mali piyasaları 20 Temmuz Özgürlük ve Barış Bayramı nedeniyle kapalı konumdaydı. Bayramımız öncelikle kutlu olsun. Kıbrıs’ta son günlerde hareketli seyir dikkat çekiyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 27-29 Temmuz tarihlerinde dayı ziyaret etmesi bekleniyor. İki liderle ayrı görüşmelerin ardından üçlü zirve gerçekleştirilecek. BM, taraflar arasında diyaloğu yeniden canlandırmayı ve ağustos sonu veya eylül ayında yeni bir gayriresmî 5+1 toplantısı için ortak zemin oluşturmayı amaçlıyor. Sürecin seyrinin, Kıbrıs meselesinde önümüzdeki dönemin diplomatik takvimi açısından belirleyici olacağını düşünüyoruz.

Öte yandan, KKTC-Türkiye arasında doğalgaz hattı için ilk imzalar atıldı. İmzalanan mutabakat zaptı kapsamında Türkiye’den deniz altı boru hattıyla KKTC’ye doğalgaz ulaştırılması hedefleniyor. Projenin hayata geçmesiyle enerji arz güvenliğinin güçlenmesi, elektrik üretim maliyetlerinin düşmesi ve sanayi ile turizm sektörünün rekabet gücünün artması amaçlanıyor. Rum basınında projenin geniş yankı bulduğunu görüyoruz. NATO Zirvesi’nde Türkiye’nin gövde gösterisinin ardından, bazı yorumlarda, su ve elektrik projelerinin ardından doğalgaz hattının da tamamlanmasıyla KKTC’nin enerji alanında ciddi bir avantaj elde edebileceği, mevcut eğilimin sürmesi halinde Güney Kıbrıs’ın gelecekte KKTC’den daha ucuz elektrik temin etmek zorunda kalabileceği değerlendirmelerine yer verildi.

Büyük resme baktığımızda ise Avrupa’nın Rus gazına alternatif arayışı devam ederken, Doğu Akdeniz kaynaklarının KKTC üzerinden Türkiye’ye, oradan da Avrupa pazarına ulaştırılması, mesafe ve maliyet açısından en rasyonel güzergâhlardan biri olacağı enerji uzmanları tarafından değerlendiriliyor. Ancak bölgedeki jeopolitik dengeler ve siyasi anlaşmazlıklar, ekonomik açıdan en verimli görülen bu rotanın hayata geçirilmesinin önündeki en büyük engel olmayı sürdürüyor. Bu sürecin, KKTC’nin uluslararası alandaki k gündemin merkezinde  onumuna da olumlu katkı sağlamasını temenni ediyoruz.

Küresel mali piyasaların gündeminde ise ABD-İran savaşının gündemin merkezinde yer tutmaya devam ediyor. ABD ordusunun Mart ayından bu yana ilk kez can kaybı yaşaması ardından jeopolitik riskler yeniden tırmanırken, Hürmüz Boğazı’nda petrol tankerlerine yönelik saldırılar ve bölgedeki enerji altyapısını hedef alan gelişmeler, arz güvenliğine ilişkin endişeleri yeniden artırdı. Tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün gün içinde 91 doların üzerine yükselse de, diplomatik temasların yeniden başlayabileceği beklentisiyle kazanımlarının önemli bir bölümünü geri verdi.

Petrol fiyatlarındaki yükselişe rağmen küresel risk iştahında belirgin bir bozulma yaşanmaması dikkat çekiyor. Cuma günü teknik açıdan önemli gördüğümüz 100,50 seviyesini bir kez daha test eden dolar endeksi (DXY), buradan gelen tepki alımlarıyla 100,90 seviyesine toparlandı. Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon endişelerini yeniden gündeme taşımasıyla, piyasaların para politikası beklentileri açısından yakından izlediği ABD 2 yıllık tahvil getirisi de hafif yükselerek %4,20 seviyesine çıktı. Vadeli kontratlar yıl sonuna kadar toplam 33 baz puanlık faiz artışını fiyatlarken, ekim toplantısında faiz artırımı olasılığı %71 seviyesinde bulunuyor.

Faiz getirisi olmayan kıymetli metallerde ise altının ons fiyatı 4,040 dolar seviyesine yükselirken, gümüşün ise geçen hafta büyük bir önemle takip ettiğimiz 54 dolar seviyelerini test ederek toparlanmaya başladığını görüyoruz. Gümüşte son günlerde fiyatın gerilemesine rağmen teknik analizde sıklıkta rastladığımız güç göstergesi olan RSI göstergesinin gerilememesi, hatta yükselmesi, dibin test edilmiş olabileceğine işaret ediyor. Teknik mânâda aşağıdaki grafikten de görülebileceği üzere bu sabah 58 dolar seviyesine yaklaşan gümüşte, eğer beklenmedik olumsuz bir gelişme olmazsa yukarı yönlü isteğin artmaya başlayacağını düşünüyoruz. Böyle bir durumda yukarıda ilk seviye olarak 63 doları hedefleyeceğiz. Bugün kademeli olarak uzun pozisyona geçmek için hazırlıklara başlayacağız.

Gümüşte yukarı yönlü hareketlilik dikkatimizi çekmeye devam ederken, altın tarafında da benzer bir hareketten söz etmek adına yukarıda 4,100 dolar seviyesinin üzerinde kapanış görmek isteyeceğiz. Aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere, Bloomberg Emtia Endeksinin genelinde yeniden yükseliş isteğinin tırmandığını görüyoruz. Öte yandan, dört haftadır yükseliş isteği sergileyen lâkin bir türlü 65 bin dolar seviyesinin üzerine yerleşemeyen Bitcoin bu sabah 65,500 dolar seviyelerine kadar gelerek kıymetli metallerdeki yükselişe eşlik ettiğinin altını çizmek isteriz.

Yemen’deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan’a deniz ablukası ilan etmesi, ABD-İran savaşının Kızıldeniz’e yayılma riskini artırdı. Henüz Bab el-Mendep Boğazı’nın tamamen kapandığına dair bir bilgi bulunmazken, olası saldırılar veya sevkiyatların aksaması, Hürmüz Boğazı’ndaki kayıplara ek olarak küresel petrol arzı, navlun ve sigorta maliyetleri üzerinde baskı yaratabileceğini düşünüyoruz. Buna karşılık İran ile ABD arasında ateşkes arayışlarının sürmesi, petrol fiyatlarındaki ilk yükselişin sınırlı kalmasını sağladı. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün gün boyu 86-91 dolar geniş bandında hareket ettikten bu sabah 88 dolar seviyelerinde dengelendiğini görüyoruz.

ABD borsaları dün geceyi yatay tamamlarken, yeni gün başlangıcında, Pasifik’in diğer ucunda iyimser bir seyir görüyoruz. Orta Doğu’da ateşkes için yürütülen arabuluculuk girişimlerinin yanı sıra petrol fiyatlarını bir aylık zirveden aşağı gevşemesiyle gösterge endeks Tokyo borsası %2,5 yükselirken, gözlerin üzerine çevrili olduğu ve dün %4,5 gerileyen Güney Kore borsası KOSPI bu sabah %4,5 yükseliş kaydetti. ABD borsalarının da vadeli işlemlerinde yükseliş isteği göze çarparken, Nasdaq vadelisinde %1 yükseliş dikkat çekiyor.

Jeopolitik riskler ve petrol fiyatlarındaki oynaklık yakından takip edilirken, piyasaların odağı ikinci çeyrek bilanço sezonuna çevrilmiş durumda. Bu hafta Alphabet, Tesla, Intel ve IBM başta olmak üzere teknoloji devlerinin açıklayacağı finansal sonuçlar, yıl boyunca yapay zekâ temasıyla yükselen piyasaların yönü açısından kritik önemle takip edilecektir. Alphabet’in yeni yapay zekâ çipleri geliştirdiğine yönelik haber akışı teknoloji sektörüne alım getirdi. Ancak beklentilerin oldukça yükseldiği mevcut ortamda, şirketlerin yalnızca kârlılık rakamları değil, gelecek döneme ilişkin verecekleri mesajlar da piyasalarda belirleyici olacaktır.

Avrupa siyasetinde ise İngiltere’de yeni dönem resmen başladı. İşçi Partisi lideri Keir Starmer’ın görevden ayrılmasının ardından başbakanlık koltuğuna oturan Manchester eski Belediye Başkanı Andy Burnham, son 10 yılda yedinci başbakan oldu. Siyasî istikrarsızlığa son verme sözü veren Burnham, 40 yılın en büyük değişimini hedefleyen yeni bir siyasi ve ekonomik model hazırlayacağını açıkladı. İlk aşamada hayat pahalılığı, konut sorunu ve zayıf ekonomik büyümeye odaklanacağını söylerken, piyasa fiyatlamasına bakarsak GBPUSD paritesi 3 gündür gerileyerek 1,3430 seviyelerine geri çekildi. İngiltere borsası FTSE100 de benzer bir şekilde günü %0,7 oranında düşüşle tamamladı. Bu arada dün gece saatlerinde, daha önce 2002-2007 yılları arasında Hazine’de görev yapan Savunma eski Bakanı John Healey’i maliye bakanı olarak atadı. Healey, yatırımcılar ve parlamenterler tarafından deneyimli ve güven veren bir isim olarak karşılandığını haber akışında okuyoruz. Bugün İngiltere piyasalarının Healey atamasını nasıl fiyatlayacağını takip edeceğiz.

TCMB, Piyasa Katılımcıları Anketi’nin Temmuz ayı sonuçlarına göre, sene sonu TÜFE beklentisi ve on iki ay sonrasına ilişkin beklenti hemen hemen önemli bir değişim göstermeden sırasıyla %29,21 ve %23,95 oldu. Sene sonu USDTRY kuru beklentisi 51,55 olurken, sene sonuna kadar katılımcılar TCMB’den 230 baz puan faiz indirimi beklerken (%37’den %34,70), Perşembe günü sonuçlanacak olağan PPK toplantısında ise faizlerin sabit tutulacağı tahmin ediliyor (bakınız grafik).

Türk mali piyasaları geçen hafta tahterevalli misali inişli çıkışlı bir seyir izlemişti. Küresel arenada cereyan eden olumsuzluklar ve iç siyasette artan endişeler ön plana çıkarken, NATO Zirvesi ardından yeşeren ABD yaptırımlarının kalkacağı beklentisi, S-400 ve F-35 meseleleri ön planda kalmaya devam etti. Dün BIST100 ana endeksi günü %0,7 oranında artışla tamamlarken, bankacılık endeksi %1,6 geriledi. USDTRY kuru kamunun kontrolünde 47,20 seviyelerine gelirken, yurt içi yerleşiklerin TL ilgisinin devam ettiğini görüyoruz. TCMB’nin Cuma valörlü işlemlerde 38 milyar dolar seviyesine yükselen net yabancı para pozisyonu, pazartesi valörlü işlemlerde -hafta sonu riski- 33,7 milyar dolar seviyesine geriledi. Altın fiyatlarının derleme etkisiyle rezervler üzerinde olumsuz etki doğurması, net pozisyon üzerinde baskı kuruyor. CDS risk primi uzun bir aradan sonra 220-230 baz puan seviyelerini terk ederek 240 baz puana yükseldi.

23. FIFA Dünya Kupası’nın finalinde İspanya, uzatma dakikalarında bulduğu golle Arjantin’i 1-0 mağlup ederek tarihindeki ikinci Dünya Kupası şampiyonluğunu kazandı. Maç boyunca oyunun kontrolünü elinde tutan İspanya, üstün futbolunu son bölümde skora yansıtmayı başarırken, bu zaferle şampiyonluk sayısını ikiye çıkararak Fransa ve Uruguay’ı yakaladı. Arjantin ise üç şampiyonlukta kaldı. Böylece Dünya Kupası tarihindeki denge de Avrupa lehine biraz daha bozuldu. Avrupa ülkeleri toplam 13, Güney Amerika temsilcileri ise 10 şampiyonluğa ulaştı. Turnuvanın ardından Paraguay ve Arjantin eleştirilen odağına yerleşti.

TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi

 1784608675e2304d3d1b8bc1ec89b151b6a29ab196_1_1200.jpg

TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi – USDTRY ve TÜFE

 1784608675b84fb85136bc6d82eb4b0ac3c71b9e33_2_1200.jpg

Gümüş

 178460867599e52501f96b6cf82afa16d49315452d_3_1200.jpg

Bloomberg Emtia Endeksi

17846086753642178d1df80965fb0d3b729e577203_4_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

Küresel risk iştahı zayıf. Savaşın gölgesinde satış baskısı teknolojiye sıçradı

Yayınlanma:

|

Yazan:

ABD ile İran arasındaki gerilim yeniden hız kazandı. ABD ordusu, İran’ın özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki askerî kapasitesini zayıflatmayı hedefleyen yeni hava saldırıları düzenlerken; İran da bölgedeki ABD üslerine füze ve İHA saldırılarıyla karşılık verdi. Çatışmaların yeniden tırmanmasıyla Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği büyük ölçüde dururken, İran’ın, ABD’nin enerji altyapısını hedef alması durumunda Kızıldeniz’deki Bab el-Mendeb Boğazı’nı da baskı unsuru olarak kullanabileceği belirtiliyor. Bu gelişmeler enerji arzına ilişkin endişeleri artırırken, petrol fiyatları yüksek seyrini koruyor. Brent cinsi ham petrol 85 dolar seviyesinde denge bulsa da, son iki haftada %20’den fazla yükseliş kaydettiğini hatırlatalım. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, önümüzdeki haftalarda gerilimin düşmemesi hâlinde küresel enerji arzı açısından ciddi risklerin oluşabileceği uyarısında bulundu.

İran ve ABD’nin geçen ay sağlanan ateşkes öncesindeki noktaya geri döndüğünü görüyoruz. Önümüzdeki günlerde yeniden müzakere masası etrafında bir araya gelinemezse, çatışmaların daha da tırmanmasından endişe ediyoruz. Hâliyle bu görünüm, küresel piyasalarda risk iştahını baskılamaya devam ediyor. Bu bağlamda son ayların zayıf halkası konumunda kıymetli metallerde satış baskısının sürdüğünü görüyrouz. Altındaki son zayıflığı yalnızca Fed’in faiz artırımına bağlamanın da zayıf bir argüman olduğunu düşünüyoruz. Faiz getirisi sunmayan kıymetli metaller faizlerin arttığı dönemlerde genellikle baskı altında kalsalar da, ezber bozarcasına Fed’in faizleri artırdığı dönemlerde de değer kazanabildiklerini daha önce de tecrübe ettik.

Son aylarda yaşadığımız baskının temel nedeni ise Orta Doğu’da savaşın yarattığı likidite sıkışıklığı olarak ön plana çıkıyor. Gemilerin yüzmediği, uçakların rahatça uçamadığı, tedarik zincirlerinin kırıldığı bir ekosistemde, turizm gelirlerinin bile sarsılması hâliyle bütçe açıklarını artırarak likidite ihtiyacını da ön plana çıkarıyor. Küresel dolar likiditesinin sıkıştığı durumlarda, altın rezervleri dâhil çeşitli varlıklarda otoritelerin satışa yönelmesini normal karşılamak gerekiyor. En basit örneği çok uzaklarda aramamak gerekiyor. Savaşın en yoğun hissedildiği geçen aylarda TCMB’nin yüklü altın satışları ister istemez altın fiyatlarının seyrini olumsuz yönde etkilemişti. Hülâsa, jeopolitik gerilim sürdüğü ve dolar likiditesi üzerindeki baskı devam ettiği müddetçe kıymetli metallerin yönünü yukarıya çevirmekte zorlanacağını düşünüyoruz. Haftalık kapanışın bizlere önemli ipuçları sunacağını da unutmamak gerekiyor. Bu bağlamda, teknik bir bakış açısıyla bu sabah 55 dolar seviyesinin altını test eden gümüşte asıl hareketin başladığı 54,35 dolar seviyesini büyük bir dikkatle takip edeceğiz. Dört bin dolar seviyesinin altını test eden altında ise 3,950 dolar seviyesi kritik destek konumunda olduğunu hatırlatalım.

ABD borsalarının dün geceyi düşüşle tamamlarken, teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq Bileşik endeksi %1,5 geriledi. Micron, Dell, Broadcom gibi ön planda olan teknoloji hisseleri %5’in üzerinde gerilerken, Netflix’in üçüncü çeyrek için açıkladığı finansallar piyasa beklentilerinin altında kaldı: şirket hisseleri geceyi %8’in üzerinde değer kaybıyla tamamladı. Bu sabah Pasifik’in diğer cephesinde ekranların koyu kırmızıya boyandığını görüyoruz. Gösterge endeks Tokyo borsası ve teknoloji ağırlıklı Tayvan borsasında düşüş %4,5’i aşarken, son dönemlerin flaş ismi hatta son günlerde tahterevalli tarzı bir görünüm sunan Güney Kore borsası KOSPI her ne kadar bu sabah kapalı konumda olsa da, tepeden düşüşün %30 seviyesine geldiğini not edelim. ABD borsalarının da vadeli işlemlerinde düşüş isteğinin korunduğunu görüyoruz. Nasdaq vadelisi %1 daha gerilerken, yarı iletken hisselerindeki satış baskısının genele yayıldığını söylememiz gerekiyor.

Jeopolitik risklerin yeniden yükselmesiyle petrol fiyatları haftalık bazda %11’in üzerinde prim yapmaya hazırlanırken, zayıf ABD enflasyon verilerinin etkisiyle Fed’in yıl sonuna kadar yalnızca 27 baz puanlık faiz artırımı yapacağını fiyatlamaya devam ediyor. Ani bir faiz artırım ihtimali için takip edilen 29 Temmuz toplantısına yönelik beklenti ise %10 seviyesine kadar geriledi. Daha önce de sıklıkla belirttiğimiz üzere, Fed’in yeni başkanı Warsh’un kurumu yeniden şekillendirmeye hazırlandığını ve enflasyona karşı sıfır tolerans anlayışıyla şahin bir duruş sergilediğini görüyoruz. Buna karşın ay başından bu yana açıklanan ABD istihdamı ile tüketici ve üretici enflasyonu verileri, sanılanın aksine büyük çaplı bir enflasyon sorununa işaret etmiyor. Bu minvalde, yapay zekâ devriminin neler getireceği, Trump’ın dünyayı nereye sürükleyeceğinin bilinmediği bir ekosistemde, Fed Başkanı Warsh da beklenti yönetimini sıkı tutmaya çalışarak şahin tonunu korusa da, faiz artışının kolay bir seçenek olmayacağını düşünüyoruz.

Bu bağlamda, dolarda yaşanan son dönemdeki güçlenmeden elbette çekinsek de, ya da teknik mânâda dolar endeksinin (DXY) 100,50 seviyesinin üzerinde kalması bizler mutlu etmese de, yükseliş isteğinin devam etmemesi gerektiğini düşünüyoruz. ABD insanının servetinde hisse senetlerinin ne kadar büyük bir yer tuttuğunu geçen günlerde paylaşmıştık. Kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesi hisse senetlerinde yaşanacak büyük çaplı bir düşüş hâliyle seçmen nezdinde ciddi bir varlık kaybı yaratması, Trump’ın hiç de arzulamadığı bir tabloya neden olabilir. Tüm bu gelişmeleri birlikte değerlendirdiğimizde, savaşın aslında kimseye faydası olmadığını çok net bir şekilde söylememiz gerekiyor.

Türkiye cephesinde ise bir günlük tatil ardından dün ılımlı bir günün geride kaldığına şahitlik ettik. TCMB’nin rezerv pozisyonu iyileşmeye devam ederken, S-400 mevzusu ve CAATSA yaptırımlarıyla ilgili olumlu beklentilerin ışığında BİST100 ana endeksi günü %1,2 artıda tamamladı. Endeks üzerinde ağırlığı bulunan halka açık bir faktoring şirketindeki son üç günlük taban serisi borsadaki yükselişi sınırlandırdı. Enerji fiyatlarının gölgesine rağmen iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi hafif de olsa gerileyerek %41,15 seviyesine gevşerken, TCMB’nin önümüzdeki hafta düzenlenecek olağan PPK toplantısında faiz oranlarını sabit bırakacağını düşünüyoruz.

USDTRY kuru pazartesi valörlü işlemlerde hafta sonu fonlama faizinin de etkisiyle 47,15 seviyesine yükseldi. Türk insanının bir numaralı yatırım aracı olan gram altın 6 bin TL seviyesine gerilerken, altın fiyatlarında yaşanan düşüşün Türkiye ekonomisini pek çok kanaldan olumsuz etkilediğinin de altını çizmek gerekiyor. Bugün TCMB ve BDDK’nın haftalık verilerini takip edeceğiz. Makro cephede ise Türkiye’de konut satışları, Euro bölgesi TÜFE, ABD yeni konut inşaatları, sanayi üretimi ve Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi takip edilebilir.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.