Connect with us

GÜNCEL

Teknolojide AI paniği, emtiada jeopolitik rüzgâr: Altın ve petrol toparladı!

Yayınlanma:

|

ABD ordusu, Arap Denizi’nde seyreden USS Abraham Lincoln uçak gemisine doğru agresif şekilde yaklaşan İran’a ait bir insansız hava aracını, F-35 savaş uçağıyla düşürdüğünü açıkladı. Reuters haberlerine göre, olay ABD ile İran arasında olası nükleer görüşmelerin konuşulduğu bir dönemde yaşandı. Aynı gün Hürmüz Boğazı’nda İran Devrim Muhafızları’na ait botların ABD bayraklı bir petrol tankerini taciz ettiği, ancak ABD donanmasının refakatiyle durumun büyümeden yatıştığı bildirildi. ABD Başkanı Trump, anlaşma olmazsa “kötü şeyler” yaşanabileceği uyarısında bulunurken, İran tarafı drone ile bağlantının uluslararası sularda kesildiğini ancak nedeninin bilinmediğini söyledi. Yaşanan gelişmeler ardından konuya en hassas enstrüman olan brent cinsi ham petrolün varil fiyatı yükseliş kaydederek 68 dolar seviyesinin kıyısına kadar yükseldi.

Her ne kadar kıymetli madenlerde satış baskısı durulsa da, dipten dönmüş olsak da, bu sefer de teknoloji hisseleri ve kripto varlıklarda satışların ön plana çıktığını görüyoruz. Dün ABD ve Avrupa borsaları, yapay zekâdaki (AI) hızlı ilerlemenin geleneksel yazılım, veri analitiği ve profesyonel hizmet şirketlerinin iş modellerini tehdit edebileceği endişesiyle günü düşüşle tamamladı. Yapay zekânın bu hizmetleri daha az insanla ve daha düşük maliyetle yapabilir hâle gelmesi, söz konusu şirketlerin gelecekteki büyüme ve kârlılığına dair soru işaretlerini artırınca, yatırımcılar bu hisselerde hızlı ve sert satışlara yöneldi. Teknoloji şirketlerini çatısı altında barındıran Nasdaq endeksi %1,5 gerilerken, yapay zekânın bazı sektörlerde kazananlar kadar kaybedenler de yaratabileceğini görüşünün ön plana çıkmasıyla S&P 500 endeksi de geceyi %1’e yakın düşüşle tamamladı.

Yeni gün başlangıcında, ABD ve Avrupa seanslarını takip eden Asya borsalarında da kararsız bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Asya ekonomilerinin yazılımdan ziyade donanım ve üretim ağırlıklı olması, kayıpların derinleşmesini engellediğini not edelim. Gösterge endeks Tokyo borsası %1 gerilerken, son dönemlerin flaş ismi Güney Kore borsası ise %1’e yakın yükseldi. Jeopolitik gerginlik yukarıda dile getirdiğim üzere emtia ve diğer varlıklara da taşındı. Orta Doğu’daki gerilim petrol fiyatlarını yukarı iterken, bitcoin zayıf seyrini sürdürerek ön plana çıkardığımız 75-76 bin dolar seviyelerinde salınmaya devam etti. Bu seviyelerin korunamaması durumunda, daha da aşağıda 63-64 bin dolar seviyelerinin gündeme geleceğini düşünüyoruz. Bitcoin Altın rasyosu ise, aşağıda hedeflediğimiz 14-15 seviyesine doğru yaklaştığının altını çizmiş olalım. Döviz ve tahvil piyasalarında hareketler daha sınırlı kalırken, EURUSD paritesi zayıf dolar temasından beslenerek 1,1830 seviyesine toparladı.

Altının ons fiyatı bu sabah 5,100 doların kıyısına kadar yeniden yükselirken, gümüşün ons fiyatı ise 88 dolar seviyesine yaklaştı. Altın cephesinde 4,550 – 4,600 bandından uzun pozisyonumuzu Kara Cuma ardından haftanın ilk iş günü açarken, gümüşün ise neredeyse 24 saatte kaydettiği %40 düşüş ardından yeni uzun pozisyon alma noktasında kafamız bir miktar karıştı. Genel hatlarıyla zayıf dolar teması korunmaya devam ederken, doların adeta ‘silah’ olarak kullanılması ile başlayan rezerv paradan kaçış, devamında doların ‘terazi’ özelliğini kaybetmesi ya da koruma özelliğinin

‘yıpranmasıyla’ kıymetli metallere yönelik soluksuz koşu, geçen hafta sert bir düzeltme ile karşı karşıya kaldı. Kıymetli madenlerin dolar kadar derinliğe sahip olmadığının anlaşılması, önce abartılı bir şekilde şişen fiyatların devamında sert satışlarla boyun eğdiğini hep birlikte tecrübe ettik. Yatırımcıların yaşanan fiyat depremi ardından yeniden düşen fiyatların cazibesine kapılırken, altının ons fiyatı dipten %15 toparlandı. Gümüş cephesinde ise bunun karşılığının %25 olduğunu not edelim. Kıymetli metallerde yönün yukarı olduğunu düşünsek de, büyük resimde doların yerini tam olarak neyin dolduracağını tam olarak kestiremiyoruz.

Türk mali piyasalarında dün gözler sabah saatlerinde TÜİK tarafından açıklanan resmî enflasyon verisine çevrildi. TÜFE endişe edildiği üzere ocak ayında %4,84 artış kaydederken, yıllık enflasyon da %30,65 seviyesine (baz etkisiyle) hafif de olsa geriledi. Enflasyonun alt kalemlerinde gıda ve alkolsüz içecekler kalemi ön plana çıkarken, genele yayılan enflasyonist baskıyı da göz ardı etmememiz gerekiyor. TCMB’nin geçen hafta yılın ilk PPK toplantısında 150 baz puan olan piyasa beklentisinin altında 100 baz puan faiz indirimine gitmesinin nedeni de belli oldu. Ocak ayı enflasyonu piyasa beklentilerinin üzerinde gelerek keyifleri bir miktar kaçırsa da, genel hatları ile olumsuz bir piyasa yansımasından söz edemeyiz. Netice itibariyle, dezenflasyon süreci devam ederken, TCMB’nin de yılın geriye kalan yedi olağan toplantısında faiz indirimlerine soyunmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Sene sonu politika faizinin %30 seviyesine gerilemesi beklenirken, enflasyonun ise %24 civarına gelebileceği öngörüsünde ciddi bir bozulmanın olmadığını söylemem gerekiyor.

USDTRY kuru otoritenin kontrolünde 43,50 seviyelerinde salınmaya devam ederken, yabancı indinde Türkiye’nin risklerini gösteren 5 yıl vadeli CDS risk primi ise 218 baz puana hafif de olsa geriledi. Haftanın ilk günü kâr satışlarına sahne olan Türk hisse senetleri dün günü yükselişle tamamladı. BIST100 endeksi %1,9 yükselirken, bankacılık endeksi ise olumsuz enflasyon rakamları ardından ilk nazarda kaydettiği düşüşü telafi ederek %0,6 yükseldi. Akbank, açıkladığı bilanço ardından beklenti alınır gerçekleşme satılır prensibinden hareketle günü %3,3 düşüşle tamamladı. Portföyümüzde Akbank, THY, Koç Holding ve Turkcell hisselerini ön plana çıkarken, dün özellikle THY ve TCELL cephesinde %4’ün üzerinde yükseliş bizleri de sevindirdi. Tahminlerin üzerinde gelen enflasyon hâliyle tahvil cephesinde bir miktar satış getirdi. Altın fiyatlarında yaşanan düşüşün TCMB’nin net yabancı para pozisyonuna ne kadar olumsuz yansıdığını yarın açıklanacak haftalık veriler ile tahlil edeceğiz. Öte yandan, 2026 Ocak ayında tahvil ihraçlarında küresel anlamda rekor kırılırken, Türk Hazinesi de artan yatırımcı ilgisini de dikkate alarak dün 8 yıl vadeli Euro cinsi tahvil ihracına çıktı (getiri %5,20).

Mali piyasaların gündeminde bugün Türkiye’de reel efektif döviz kuru, KKTC’de enflasyon verisi, Almanya, Euro Bölgesi ve ABD’de hizmetler PMI, her ayın ilk cuması ABD’de açıklanan kritik tarım dışı istihdam verisi öncesi ADP özel sektörü istihdamı yakından takip edilecektir.

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

GÜNCEL

Kredi tahsisinde asıl risk: Üreten firmayı yalnız bırakmak

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borsada işlem gören firmaların dahi finansmana erişimde zorlandığı bir dönemde, şirketlerin kredi taleplerinde alışılmışın dışında sorularla karşılaşması; destek yerine köstek olunması kime ne kazandıracak?

İyi günlerde peşinden koşulan firmaların, zor zamanlarında da yanında olmak gerekir. Çünkü bankacılığın asli görevi yalnızca “riski reddetmek” değil; doğru analizle, doğru teminatla ve doğru nakit akışı kurgusuyla firmaların üretmeye devam etmesini sağlamaktır.

Bugün bazı bankalarda, klimalı odalarda oturup “red”, “olmaz”, “uygun değil” diyerek parayı batırmadığını düşünen bir anlayışın öne çıktığını görüyoruz. Oysa firmayı tanımadan, hikâyesini bilmeden, talep edilen finansman sonrası oluşacak nakit akışını analiz etmeden; beş ay önceki mali verilerle bugünün şirketini değerlendirmek sağlıklı bir tahsis politikası olamaz.

Limit açmadığınız bir firma, müşteri çeklerini factoring yoluyla nakde çevirdi diye “factoring riski var” denilerek uzak duruluyorsa, şu soru sorulmalıdır: O halde neden o firmaya çek karşılığı banka limiti açılmadı?

Daha da çelişkili olanı, kendi factoring şirketi bulunan bankaların bile “factoring riski var” gerekçesiyle kredi taleplerine mesafeli durmasıdır. Madem factoring bazılarına göre bu kadar sakıncalı görülüyor, o zaman bankaların neden factoring şirketleri var?

Unutulmamalıdır ki müşteri olmadan bankacılık sistemi bir hiçtir. Bankaların ihtiyacı; batan, iflas eden, üretimden kopan müşteriler değil; çalışan, üreten, istihdam sağlayan ve ayakta kalan müşterilerdir.

Buradan tüm bankaların kredi tahsis yöneticilerine sevgi ve saygılarımı sunuyor; bu dönemde bakış açısının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü bugün firmaya kapatılan her kredi kapısı, yarın ekonomide kapanan bir üretim kapısına dönüşebilir.

Bayram KOÇSOY – Emekli Banka Müdürü

Okumaya devam et

BORSA

SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü

SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.

Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.

Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?

SASA ne yaptı?

Şirketin açıklamasına göre;

  • Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
  • 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
  • Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
  • Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
  • Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.

Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.

Şirket açısından olumlu sonuçlar

PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:

1. Döviz borcu azaldı

Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.

2. Finansal kaldıraç düştü

Borç/özkaynak dengesi iyileşti.

3. Faiz yükü azaldı

Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.

4. Nakit çıkışı önlendi

Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.

Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.

Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?

Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.

Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.

Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.

Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:

  • Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
  • Arz edilen pay miktarı arttı.
  • Satış baskısı oluştu.
  • Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
  • Portföy değerleri eridi.

Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?

Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.

Tahvil yatırımcısı:

  • Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
  • Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
  • Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.

Borsa yatırımcısı ise:

  • Açık piyasadan hisse aldı.
  • Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
  • Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.

Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”

İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?

Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.

Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.

Bunun birkaç nedeni bulunuyor.

1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu

PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.

2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı

Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.

3. Satış baskısı öngörülemedi

Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.

4. Güven sorunu oluştu

Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.

Yatırımcılar yanıltıldı mı?

Bu soru bugün en çok tartışılan konu.

Ancak hukuki açıdan bakıldığında;

“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.

Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.

Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.

Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.

Asıl sorun ne?

Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.

Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.

Ancak bu kararların;

  • Küçük yatırımcıya etkileri,
  • Riskleri,
  • Olası fiyat baskıları,
  • Seyrelme sonuçları,

yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.

Sonuç

SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.

Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.

Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.

Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.

Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.

Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.

Bankavitrini.com Analiz

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.