Connect with us

Erol Taşdelen

Ne kadar TL kredi o kadar Köfte !

Yayınlanma:

|

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ( TCMB ) daha önce eşine rastlanmayan bir karar alarak Bankaların yasal olarak TCMB’ye yatırdıkları Zorunlu Karşılık ( ZK ) oranlarında düzenlemeye gitti. TL Kredi veren bankaların ki çoğu Kamu Bankası elini biraz daha rahatlatmış oldu. Bu sayede piyasalara 5 milyar TL’den fazla ek kaynak girmesi bekleniyor.
Zorunlu Karışık Oranları değişikliğinde Standart uygulama nasıl?
TCBM’nin elindeki Para Politikası Araçlardan en önemlilerden olan biri olan Zorunlu Karşılık ( ZK ) uygulaması genelde artırma / düşürme şeklinde, geleneksel bir uygulama vardır. Yani TCMB Piyasada “Sıkı Para Politikası” uygulamak ister ise ZK Oranlarını artırarak Bankalardan dolayısı ile Piyasadan para geçer veya “Gevşek Para Politikası” uygulamak istediğinde de ZK Oranlarını düşürerek Bankalara dolayısı ile Piyasalara ek para girişi sağlar. Standart uygulama Dünyada ve Türkiye’de bugüne kadar Standart uygulama bu şekildedir.
Zorunlu Karşılık Oranlarına ödene faizler / nemalar ile Kredi Performansı ilişkisi kuruldu
TCMB belki de tarihinde ilk defa ZK’lara ödenen faiz / nemaları “Bankaların TL Kredilerdeki Performansları” ile ilişkilendirdi. Yeni uygulamaya göre Kredi Büyümesi  %10 ile % 20 arasında olan Bankalara ZK Oranlarında 1 yıldan kısa vadeler için indirim imkanı sağladı.
Kararın Bankalara mesajı nedir? 
Alınan karar çok net şekilde TL Kredi veren, Piyasaları destekleyen Bankaları destekler şekilde.  Bankalara mesaj net : “Kredilerde durur veya küçülürsen, Piyasaları desteklemezsen ben de seni cezalandırırım; kredi muslukların açık olur ise sana gereken teşvik de sağlarım”. Bundan sonra ZK uygulamasından yeni kriterler de belirlemiş olarak Bankalara Piyasada olduğunuz ve Pazar Payınızı büyüttüğünüz sürecek sizi ödüllendireceğim mesajı da net bir şekilde verilmiş oldu.
Kararın alınmasında Bankaların Kredileri durdurması mı etkili oldu?
Bankalar 2018 sonunu 2.392 milyar TL Toplam Krediler ile kapadı. 2019 ilk çeyreğini ( Mart sonunu ) 2.513 milyar TL Toplam Kredi ile kapadı.  İlk çeyrekte toplam artış %5,08 oldu. 2019 ikinci çeyreğinde ( Haziran sununda ) toplam Krediler 2.537 milyar TL olarak kapandı.  İkinci çeyrekte büyüme ilk çeyreğe göre sadece % 0,94 oldu. Yüzde bir bile değil yani. İşte bu tablo karşısında TCMB Piyasaları rahatlatmak için ve bankaların sert frene bastığını görerek “ödül ceza sistemini” devreye soktu diye düşünüyorum. TL Kredilerde artış yapan bankaları ödüllendirmek kredilerde duran veya  küçülen bankalara da sert mesaj içeren bir karara imza attı. 2019 İkinci Çeyrekte 5 bankanın kredilerde küçüldüğü görülürken en çok küçülme GARANTİ BANKASI’nda   oldu. Garanti Bankası  yılın 2. Çeyreğinde 7,1 milyar TL küçüldü. İkinci sırada ING BANK yer aldı, ING BANK 1,5 milyar TL küçülerek Kredilerde en fazla küçülen bankalar oldu.

Yılın ikinci çeyreğinde büyükler durdu küçükler koştu
Yılın ikinci çeyreğinde büyük bankalar dururken küçük ölçekli bankaların Piyasaları fonladıkları anlaşıldı. Zira hacimlerine göre Toplam Kredilerde Katılım Bankaları ve Aktif büyüklüğüne göre düşünüldüğüne Küçük ölçekli Bankalar aldı. Çeyrek Bazda Ziraat Katılım ( % 18,2 ) kredilerde en fazla büyüme oranını yakalarken ikinci sırada Anadolubank ( %11,1 ) yer aldı. Anadolubank bilançoda ve Gelir tablosunda tüm kalemleri büyüterek ilk yarının flaş çıkış yapan bankası olarak dikkat çekmişti. Yüzdesel olarak en çok kredilerde küçülen bankalar ise ING BANK ( % -4,4 ), Şekerbank ( % -4) ve Garanti Bankası ( % -2,9 )oldu.

2019’da Kredi gelişimi nasıl odu?
2018 sonundan yılın ilk yarısı arasındaki döneme baktığımızda 2,392 milyar TL olan Toplam Krediler 2,537 milyar TL’ye yükseldi. Altı ayda artış oranı % 6,04 olarak gerçekleşti. Enflasyon ve yüksek faiz ortamını düşündüğümüzde reel olarak bu oran aslında negatif demek. Bankalarda pek kredi iştahı olmamış ve Bankalar arasında Kredi Stratejileri arasında ciddi fark oluştu. Belirsizlik ortamında bu tabi ki bankanın bir tercihi olabilir ama Kamu otoritesi kredilerde durma veya küçülmeyi Piyasalara Güvensizlik, uygulanan ulusal ekonomik politikalara ters olarak yorumlayıp ödül ceza sistemini devreye sokmuş oldu.
Son çeyrekte çoğu banka kredilerde dursa da ilk çeyrekteki kredi iştahı yarı yıllık ortalama artışında sıralamayı değiştirdi. Kredilerde hızlı koşan bankalar 2. Çeyrekte biraz nefes almış gibi. 2019 ilk yarısında kredilerini en fazla oranda büyüten Banka ANADOLUBANK oldu. Anadolu bank piyasalara ve uygulanan ekonomik politikalara tam destek vererek % 16,3 kredilerinde büyüme sağlayarak birinci oldu. İkinci sırada Ziraat Katılım % 16 kredi artışı ile olurken Ziraat Bankası % 13,6’lık artış sağladı. Vakıfbank % 12,9 artış ile üst sıralarda yer aldı. Görüldüğü gibi yılın ilk yarısında artış ağırlıklı Kamu Bankalar tarafından sağlandı.

Yılın ilk yarısında en fazla küçülme ise 4,8 milyar TL ve  % -12,4 ile ING BANK’ta yaşandı.
TL Kredi gelişimine bakmakta fayda var
Ekonomi kurmayları Piyasaları TL kredi kullanımı için teşvik edip YP kredilerde kısıtlayıcı tedbirler alındığı biliniyor. Her ne kadar piyasalardaki durgunluk nedeni ile İthalatın düşmesi piyasaları rahatlatmış gibi gözükse de sanayimizi İthal İkamesi çalıştığı unutulmamalı. Stok tutmanın maliyeti artık yüksek. Sanayiciler nerede ise “sipariş usulü imalata” geçecek noktaya geldi.  Satış vadeleri kısıldı,  bazı sektörler nakit alışverişe dönmek üzere olması durgunluğu tetiklemekte. Zira Çek yazılma oranları % 10’lara gelmiş durumda. TCMB Bankalara da TL Kredi artışlarını ödüllendirdiğine göre Bankaların TL Kredi hacimlerine ve değişimine bakmada fayda var.
TL Kredilerde yerli Anadolubank mucizesi, yabancı hayal kırıklığı oldu
2018 ilk yarısında TL Kredi artış oranlarında yerli sermayeli ANADOLUBANK %15,2 artış ile toplam kredi artışında olduğu gibi ilk sırada kapadı. Alternatifbank ( % 14 ), FİBA BANKA ( % 13,4 ) ile en yüksek artışı sağlar iken daha sonra Kamu bankaları sıralandı. Vakıfbank ( % 13,2 ), Halkbank ( % 12,8 )
ve Ziraat Bankası ( % 12,3 ) artış oranı sağladı. Büyük bankalardan YAPI ve KREDİ BANKASI’da Kamu bankalarından donra % 8,1’lik artış ile üst sıralarda yerini aldı. YAPI ve KREDİ BANKASI 2019 ilk yarısında Bilanço olarak da en fazla atak yapan ve büyüyen bankalar arasında yer almış hatta Aktif Büyüklükte Garanti Bankasını da geçerek özel banaklar arasında İŞBANKASI’ndan sonra 2. Sırada yer almıştı. TL Kredilerde 2019 ilk yarısında oransal olarak ICBC  (% -20,9 ) ve ING BANK (  % -19,3 ), ODEA Bank ( % -7,1 ), HSBC ( % -6,5 ), Burgan Bank ( % -5,9 ) küçüldü.

TL Kredilerde Piyasaları Kamu Bankaları sırtladı
Hacimsel olarak sıraladığımızda 2019 ilk yarısında TL Kredilerde Piyasayı Kamu Bankalarının sırtladığı görülüyor. Üç Kamu bankasının yılın ilk yarısında Piyasaya sağladığı yeni TL Kredi kaynak 80 milyar TL’den fazla oldu. Ziraat Bankası 31,9 milyar TL ile en fazla kredilerde artış sağlarken, Halkbank  22,3 milyar TL, Vakıfbank 19,8 milyar TL. Kamu bankalarından sonra 2019 ilk yarısında ciddi atak yapan ve Pazar Payını genişleterek rakipleri ile arayı açan YAPI ve KREDİ BANKASI oldu. YKB’nin sağladığı TL Kredi artışı 10,7 milyar TL olurken, AKBANK sadece 3,8 milyar TL artış ile sınırlı kalarak YKB’yi takip etti.

TL Kredilerde en fazla düşüş ise 5,8 milyar TL ile ING Banka olurken 1,3 milyar TL azalış ile Türkiye Finans ING Bank’ı takip etti. Albaraka 950 milyon TL Kredilerde daralırken ODEA Bank TL kredi düşüşü 745 milyon TL oldu. HSBC ile 670 milyon TL küçülerek yılın ilk yarısını kapadı.
CEO’lardan dürüst davranmalarını bekliyorum
Her bankanın yapısı, Türkiye şartlarında çalışma Stratejisi, çalışma hedefler, beklentileri, planları, taktikleri farklı olabilir. Saygı da duyarım. Kişisel olarak tek beklentim CEO’ların açıklamaları ile Banka rakamlarının tutarlı olması. Kredilerde küçülmüş bir banka CEO’sunun,  “iyi bir dönem geçirdik, Piyasalara şu kadar destek verdik” demesi bu işi bilen insanlara karşı en hafif tabir ile biraz saygısızlık oluyor. Lütfen bu yazıyı okuduktan sonra her Banka Üst Yöneticisinin 2019 ilk yarı bilanço ve dipnotlar Raporunuzun ( bilmeyenler için raporun en onunda ) Yönetim Kurulu ve CEO mesajlarının tekrar okuması.
Erol TAŞDELEN
[email protected]

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Geleceğin Bankalarını Don Kişotlar mı Kuracak?

Yayınlanma:

|

Bankacılıkta Don Kişot Olmak: İmkânsızı Zorlayanlar mı Kazanır, Gerçekçiler mi?

Miguel de Cervantes’in ölümsüz kahramanı Don Kişot, yel değirmenlerini dev sanarak onlarla savaşan hayalperest bir şövalye olarak bilinir. Ancak modern yönetim biliminde ve iş dünyasında Don Kişot sadece bir roman karakteri değildir; vizyon, cesaret, değişim ve statükoya meydan okumanın sembolüdür. Peki Don Kişot yaklaşımı bankacılık sektöründe ne işe yarar? Ne zaman avantaj, ne zaman risk yaratır?

Don Kişot Teorisi Nedir?

İş dünyasında “Don Kişot Etkisi” veya “Don Kişot Yaklaşımı”, çoğunluğun imkânsız gördüğü hedeflerin peşinden gitmeyi ifade eder.

Bu yaklaşımın temelinde:

  • Büyük hayaller kurmak
  • Mevcut düzeni sorgulamak
  • Risk almaktan korkmamak
  • Yenilik peşinde koşmak
  • Toplumun kabul ettiği sınırları zorlamak vardır.

Ancak teori aynı zamanda şu soruyu da sorar: “Hayal kurmak ile gerçeklerden kopmak arasındaki çizgi nerede başlıyor?”

Bankacılıkta Don Kişotlar Kimlerdir?

Bankacılık tarihi incelendiğinde sektörde büyük dönüşümleri başlatanların çoğu aslında dönemin “Don Kişotları” olmuştur.

1. Dijital Bankacılığı İlk Savunanlar

1990’larda birçok yönetici: “Müşteri şubeden vazgeçmez” diyordu.

Bugün ise mobil bankacılık milyonlarca müşterinin temel işlem kanalı haline geldi. O dönemde dijitalleşmeyi savunan yöneticiler sektörde “hayalci” olarak görülüyordu.

2. Şubesiz Banka Fikrini Savunanlar

Bir dönem:

  • Şubesiz banka olmaz
  • Müşteri yüz yüze görüşmek ister
  • Krediler uzaktan verilemez

deniliyordu.

Bugün dijital bankalar birçok ülkede milyarlarca dolarlık değerlemelere ulaştı.

3. Yapay Zekâ ve Açık Bankacılık Savunucuları

Bugün halen bazı kurumlarda:

  • Yapay zekâ risklidir
  • Açık bankacılık müşteri kaybettirir
  • Veri paylaşımı tehlikelidir

görüşleri hakim.

Ancak geleceğin bankaları bu alanlarda şekilleniyor. Yani bugünün Don Kişotları yarının sektör liderleri olabilir.

Bankacılıkta Don Kişot Yaklaşımının Faydaları

1. Yenilikçilik Kültürü Oluşturur

Sektörün en büyük düşmanı bazen rakipler değil, alışkanlıklardır.

Don Kişot bakış açısı:

  • Yeni ürünler
  • Yeni gelir modelleri
  • Yeni müşteri deneyimleri oluşturur.

2. Kriz Dönemlerinde Çıkış Yolu Bulur

Kriz zamanlarında çoğu kurum savunmaya geçer.

Don Kişot yaklaşımına sahip liderler ise:

  • Yeni pazarlar arar
  • Yeni teknolojilere yatırım yapar
  • Rakiplerin görmediği fırsatları görür

3. Kurum İçinde Motivasyonu Artırır

İnsanlar sadece maaş için değil, anlamlı hedefler için de çalışır.

Büyük vizyonlar:

  • Yetenekli çalışanları çeker
  • Kurumsal bağlılığı artırır
  • Yenilikçi ekiplerin oluşmasını sağlar

Don Kişot Olmanın Tehlikeleri

Her Don Kişot hikâyesi başarıyla bitmez. Bankacılıkta aşırı hayalcilik ciddi riskler yaratabilir.

1. Risk Yönetimini Zayıflatabilir

Bankacılık sektörünün temeli:

  • Sermaye yeterliliği
  • Likidite
  • Risk kontrolü

üzerine kuruludur.

Gerçeklerden kopuk büyüme stratejileri bankaları krizlere sürükleyebilir.

2. Teknoloji Fetişizmi Oluşturabilir

Her yeni teknoloji yatırım yapılacak alan değildir.

Birçok banka:

  • Metaverse
  • NFT
  • Kripto projeleri

konusunda büyük yatırımlar yaptı ancak beklediği sonucu alamadı.

3. Kurumsal Körlüğe Yol Açabilir

Liderler bazen kendi vizyonlarına o kadar inanırlar ki:

  • Piyasa sinyallerini
  • Müşteri geri bildirimlerini
  • Finansal göstergeleri

görmez hale gelirler.

Bu durum “Don Kişot Sendromu” olarak da tanımlanır.

Türk Bankacılık Sektörü İçin Dersler

Türk bankacılığı bugün iki uç arasında denge kurmak zorunda:

Aşırı Muhafazakârlık

  • Yeni ürün geliştirmemek
  • Risk almamak
  • Teknoloji yatırımlarını ertelemek

Aşırı Don Kişotluk

  • Kontrolsüz büyüme
  • Yetersiz risk analizi
  • Gerçeklerden kopuk projeler

Doğru model ise: “Veriyle desteklenen Don Kişotluk

Yani:

  • Hayal kurmak
  • Yenilik yapmak
  • Büyük hedef koymak

ama aynı zamanda:

  • Risk ölçmek
  • Veriye dayanmak
  • Senaryo analizi yapmak zorundasınız.

Bankaların Don Kişotlara İhtiyacı Var mı?

Evet.

Çünkü sektör sadece muhasebecilerle büyümez. Ama sadece hayalperestlerle de ayakta kalamaz. Bankacılık tarihine bakıldığında en başarılı kurumlar, Don Kişot’un cesaretini Sancho Panza’nın gerçekçiliğiyle birleştirenler olmuştur. Bugün yapay zekâ, açık bankacılık, dijital para ve fintech rekabeti çağında Türk bankalarının ihtiyacı olan şey de tam olarak budur:

Yel değirmenlerine saldıran değil, hangi değirmenin gerçekten dev olduğunu anlayabilen Don Kişotlar…

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Matematiğin Prensi Gauss: Bankacılıktan Yapay Zekâya Uzanan Miras

Yayınlanma:

|

Carl Friedrich Gauss, matematik tarihinin en büyük dahilerinden biri olarak kabul edilir. Hatta birçok bilim insanı onu “Matematiğin Prensi” (Princeps Mathematicorum) olarak anmıştır. 1777-1855 yılları arasında yaşamış olmasına rağmen, bugün kullandığımız birçok matematiksel yöntem, teknoloji ve mühendislik uygulaması onun çalışmalarına dayanır.

Gauss’un Matematiğe En Büyük Katkıları

1. Normal Dağılım (Gauss Eğrisi)

Bugün istatistikte, yapay zekâda, bankacılıkta, sigortacılıkta ve ekonomide kullanılan çan eğrisi onun adıyla anılır.

Bu eğri;
  • Kredi risk analizlerinde
  • Sigorta prim hesaplamalarında
  • Kalite kontrol süreçlerinde
  • Yapay zekâ algoritmalarında
  • Borsa ve finansal modellemelerde

temel araçlardan biridir.

2. En Küçük Kareler Yöntemi

Gauss, gözlem hatalarını azaltmak için “En Küçük Kareler Yöntemi”ni geliştirdi.

Bugün:

  • Ekonomik tahminlerde
  • Finansal modellemelerde
  • Makine öğrenmesinde
  • Yapay zekâ algoritmalarında

kullanılan regresyon analizlerinin temelini oluşturur.

3. Sayılar Teorisi

1801 yılında yayımladığı Disquisitiones Arithmeticae adlı eser, modern sayı teorisinin temel kitabı kabul edilir.

Bugün:

  • Kriptografi
  • Dijital imza sistemleri
  • Blockchain teknolojileri
  • İnternet güvenliği

bu çalışmalar üzerine kuruludur.

4. Modüler Aritmetik

Gauss’un geliştirdiği modüler aritmetik sistemi günümüzde:

  • Şifreleme sistemleri
  • Bankacılık güvenliği
  • ATM işlemleri
  • Kredi kartı doğrulama sistemleri

için kritik öneme sahiptir.

Aslında internet bankacılığının matematiksel temellerinden biri Gauss’a dayanır.

5. Jeodezi ve Haritacılık

Gauss, Dünya’nın ölçülmesi ve haritalanması konusunda devrim yarattı.

Bugün:

  • GPS sistemleri
  • Uydu navigasyonu
  • Coğrafi bilgi sistemleri

onun geliştirdiği yöntemlerden yararlanır.

6. Karmaşık Sayılar

Gauss, karmaşık sayıların matematikteki kullanımını sistematik hale getirdi.

Bugün:

  • Elektrik mühendisliği
  • Telekomünikasyon
  • Radar sistemleri
  • 5G haberleşme teknolojileri

bu çalışmaların üzerine inşa edilmiştir.

7. Gauss Yasası

Elektromanyetizmanın temel yasalarından biridir.

Bu yasa olmadan:

  • Elektrik şebekeleri
  • Mikroçipler
  • Bilgisayarlar
  • Cep telefonları

geliştirilemezdi.

8. Astronomi ve Uzay Çalışmaları

1801 yılında keşfedilen Ceres kaybolduğunda, Gauss kendi geliştirdiği yöntemlerle yeniden yerini hesapladı.

Bu çalışma modern:

  • Uydu takip sistemlerinin
  • Yörünge hesaplamalarının
  • Uzay görevlerinin

başlangıcı kabul edilir.

Bankacılık ve Finans Açısından Gauss

Sizin ilgi alanınıza daha yakın bir örnek vermek gerekirse;

Bugün bankaların kullandığı:

  • Kredi skorlama modelleri
  • Risk ölçümleri
  • VAR (Value at Risk) hesaplamaları
  • Portföy optimizasyonu
  • Sigorta aktüeryası
  • Yapay zekâ destekli kredi değerlendirmeleri

doğrudan veya dolaylı olarak Gauss’un istatistik ve olasılık çalışmalarına dayanır.

Bir anlamda, modern bankacılıkta kullanılan risk yönetimi matematiğinin temel taşlarından biri Gauss’tur.

İlginç Bir Hikâye

Gauss henüz 7 yaşındayken öğretmeni sınıfa ceza olsun diye 1’den 100’e kadar sayıların toplamını vermişti.

Diğer öğrenciler hesap yaparken Gauss birkaç saniyede sonucu buldu:

1+2+3+⋯+100=(100×101)/2=5050

Çünkü sayıları şu şekilde eşleştirmişti:

  • 1 + 100 = 101
  • 2 + 99 = 101
  • 3 + 98 = 101

Toplam 50 adet 101 vardı.

Bu olay onun dehasını dünyaya duyuran ilk hikâyelerden biri olarak anlatılır.

Teorileri halen kullanılıyor

Gauss yalnızca matematiğe katkı yapmadı; bugün kullandığımız internet bankacılığından GPS’e, yapay zekâdan kriptografiye, uydu sistemlerinden finansal risk yönetimine kadar uzanan dijital dünyanın matematiksel altyapısını şekillendiren isimlerden biri oldu. Eğer bugün bir banka kredi riski hesaplayabiliyor, bir telefon konumunuzu bulabiliyor veya bir internet işlemi güvenli şekilde yapılabiliyorsa, bunun arkasında bir yerde Gauss’un matematiği vardır.

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

Sanayide eleman krizi vasıfsız işçiye de sıçradı

Yayınlanma:

|

Sanayide iş var, çalışacak insan yok: Eleman krizi vasıfsız işçiye de sıçradı

Türkiye sanayisi uzun süredir nitelikli teknik eleman bulmakta zorlanıyordu. Ancak son dönemde sorun yalnızca kaynakçı, CNC operatörü, dikiş makinecisi, bakım teknisyeni gibi ara elemanlarla sınırlı kalmadı; fabrikalar artık vasıfsız/düz işçi bulmakta da zorlanıyor.

Bu tablo, klasik “işsizlik var ama işçi yok” çelişkisini yeniden gündeme taşıdı. Bir yanda iş arayan milyonlarca kişi, diğer yanda üretim hattını döndürecek çalışan bulamayan fabrikalar var. Sorunun temelinde yalnızca ücret değil; çalışma koşulları, vardiya düzeni, ulaşım, barınma, genç kuşağın iş tercihleri, mesleki eğitim yetersizliği ve sanayinin sosyal cazibesini kaybetmesi bulunuyor.

Asgari ücret artık sanayi işi için yeterli motivasyon oluşturmuyor

Sanayide özellikle mavi yaka işler ağır çalışma temposu, vardiya sistemi, fiziki yıpranma, servis bağımlılığı ve kimi zaman sağlıksız çalışma ortamlarıyla öne çıkıyor. Buna karşılık çalışanların eline geçen ücret, yaşam maliyetleri karşısında tatmin edici bulunmuyor.

Asgari ücretin biraz üzerinde teklif edilen ücretler dahi birçok çalışan için yeterli görülmüyor. Çünkü kira, ulaşım, gıda ve temel ihtiyaçlardaki artış, sanayi ücretlerini reel olarak zayıflatıyor. Çalışan açısından soru artık şu hale geldi: “Bu tempoya, bu yıpranmaya, bu ücrete değer mi?”

Yeni kuşak fabrika düzeninden uzaklaşıyor

Genç kuşak için iş yalnızca gelir kapısı değil; yaşam kalitesi, esneklik, sosyal çevre, statü ve psikolojik tatmin anlamına da geliyor. Fabrika ortamı ise birçok genç tarafından ağır, tekdüze, baskılı ve gelecek vadetmeyen bir alan olarak görülüyor.

Kurye, e-ticaret, kafe, güvenlik, hizmet sektörü veya dijital platform işleri daha esnek ve daha görünür seçenekler sunuyor. Sanayide kariyer basamağı, sosyal itibar ve gelir artışı beklentisi zayıf kaldıkça gençler üretim hattından uzaklaşıyor.

Sorun teknik elemandan düz işçiye indi

Geçmişte sanayicinin ana şikâyeti “nitelikli ara eleman yok” şeklindeydi. Bugün tablo değişti. Artık paketleme, yükleme-boşaltma, üretim destek, temizlik, depo, montaj ve vardiyalı hat işlerinde de ciddi açık oluşuyor.

Bu durum sanayi için kritik bir eşik anlamına geliyor. Çünkü teknik eleman eksikliği verimliliği düşürürken, düz işçi eksikliği doğrudan üretim hattını durdurabiliyor. Fabrika kapasitesi kâğıt üzerinde var olsa bile, çalışan bulunamadığında makine, sipariş ve yatırım boşa düşüyor.

Yabancı işçi yeni çıkış kapısı oldu

Bazı fabrikalar çözümü yabancı işgücünde aramaya başladı. Suriyeli çalışanların ardından Türkmenistan, Özbekistan ve diğer Orta Asya ülkelerinden gelen işçiler birçok sektörde daha görünür hale geldi. Tavukçuluk, tekstil, gıda, inşaat, lojistik ve bazı ağır sanayi kollarında yabancı işçi kullanımı artıyor.

Son dönemde Uzak Doğu ve Afrika ülkelerinden işçi getirilmesi de tartışma konusu oldu. Özellikle tavukçuluk gibi çalışma koşulları ağır, vardiya düzeni yoğun ve işgücü devri yüksek sektörlerde yabancı çalışanlar daha fazla gündeme geliyor.

Ancak bu yöntem kalıcı çözüm değil. Yabancı işçi kısa vadede üretim hattını döndürebilir; fakat yerli işgücünün sanayiden kopuşunu, ücret dengesizliğini ve çalışma koşullarındaki yapısal sorunu çözmez.

İşverenin sorunu yalnızca “eleman yok” değil

Sanayici açısından bakıldığında işgücü sorunu üretim planlamasını, sipariş teslimini, ihracat kapasitesini ve yatırım kararlarını doğrudan etkiliyor. İşçi bulunamadığında makineler boş kalıyor, vardiya düşüyor, teslim süresi uzuyor, maliyet artıyor.

Ancak çalışan açısından bakıldığında da sorun net: düşük ücret, ağır koşul, sınırlı sosyal hak, belirsiz kariyer ve düşük motivasyon. Bu nedenle mesele yalnızca “gençler çalışmak istemiyor” basitliğine indirgenemez. Asıl sorun, sanayi işlerinin çalışan açısından cazibesini kaybetmesidir.

Sanayi için yeni sosyal sözleşme şart

Türkiye üretim ekonomisini büyütmek istiyorsa, sanayi işçiliğini yeniden cazip hale getirmek zorunda. Bunun için yalnızca ücret artışı değil, bütüncül bir çalışma hayatı reformu gerekiyor.

Öncelikli adımlar şunlar olmalı:

  1. Sanayide ücretler asgari ücretin anlamlı biçimde üzerine çıkarılmalı.
  2. Vardiya, servis, yemek, barınma ve yan haklar yeniden düzenlenmeli.
  3. Mesleki eğitim fabrikalarla entegre edilmeli.
  4. Gençlere üretimde kariyer yolu gösterilmeli.
  5. Tehlikeli ve ağır işlerde çalışma koşulları iyileştirilmeli.
  6. Yabancı işçi kullanımı kayıtlı, denetimli ve adil ücret ilkesiyle yürütülmeli.
  7. Sanayi bölgelerinde sosyal yaşam, ulaşım ve barınma altyapısı güçlendirilmeli.

Türkiye üretmek istiyorsa işçiyi yeniden kazanmalı

Sanayide eleman bulamama sorunu artık geçici bir insan kaynakları problemi değil; üretim ekonomisinin sürdürülebilirliğini tehdit eden yapısal bir krize dönüşüyor.

Fabrika açmak, makine almak, ihracat bağlantısı kurmak tek başına yeterli değil. O makineleri çalıştıracak, üretim hattını sürdürecek, işi sahiplenip meslek haline getirecek insan kaynağı yoksa sanayi büyüyemez.

Türkiye’nin önündeki soru şudur: Sanayi, gençler ve çalışanlar için yeniden cazip bir gelecek sunabilecek mi?

Bu soruya güçlü bir cevap verilemezse, üretim hattındaki açık yalnızca yabancı işçiyle kapatılmaya çalışılır. Ancak bu da Türkiye’nin asıl ihtiyacını karşılamaz: nitelikli, kalıcı, motive ve yerli üretim kültürüne bağlı bir sanayi işgücü.

*************

Kaynak notu: İŞKUR’un 2025 araştırmasında 1 milyon 730 bin işyeri içinde 166 bin işyerinde 398 bin 618 kişi için eleman temininde güçlük çekildiği; nedenler arasında mesleki beceri eksikliği, yeterli başvuru olmaması, talep edilen ücretin yüksek bulunması ve çalışma şartlarının beğenilmemesi yer alıyor. TÜİK verilerinde 2025’te sanayi istihdamı 6 milyon 578 bin kişi olarak görülürken sanayinin istihdam payı geriliyor. Çalışma Bakanlığı yabancı çalışma izinleri istatistikleri de işgücü açığında yabancı çalışan kanalının büyüdüğünü gösteriyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.