GÜNDEM
İBB’nin Açtığı 12 yolsuzluk dosyasında detaylar ortaya çıktı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Teftiş Kurulu’nun incelemesini tamamlayıp valiliğe ilettiği AKP dönemine ilişkin 12 yolsuzluk dosyasında detaylar ortaya çıktı. Valilikse bazı dosyalarda soruşturma izni vermezken, bazılarında henüz işlem başlatmadı.
Yayınlanma:
5 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla AKP dönemine ilişkin soruşturma başlatılmış, 47 yolsuzluk dosyası hazırlanmıştı. İçişleri Bakanlığı, müfettiş atayarak 35 dosyaya el koymuş, sadece 12 dosya inceleyebilen İBB Teftiş Kurulu’nu devreden çıkarmıştı. Dosyalarla ilgili bazı haberlere de erişim engeli getirilmişti.
Cumhuriyet’ten Hazal Ocak’ın haberine göre incelenip valiliğe gönderilen 12 dosyada detaylar şöyle:
1 – TÜGVA için takas
Müfettişler, Mega Venezia Konutları projesindeki KİPTAŞ’a ait 35 daire ile İBB’nin sahibi olduğu ve üstünde inşaatı bitmemiş bina bulunan Eyüpsultan ilçesindeki arsanın takas edilmesine ilişkin süreci inceledi. İBB ile iştirakinin, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) için takas yaptığı ortaya çıktı.
Eyüpsultan’a bağlı Abdülvedüt Mahallesi’nde bulanan ve mülkiyeti İBB’ye ait olan 2 bin 143 metrekarelik arsa üzerinde ‘Eyüp Gençlik Merkezi ve Zeminaltı Otopark Projesi’ planlandı. Projeye ilişkin 2015 yılında hazırlanan zemin ve temel etüt raporunda projenin ismi ‘TÜGVA Gençlik Merkezi’ olarak yer aldı. İBB Yapı İşleri Müdürlüğü 2016 yılında ‘Eyüp Gençlik Merkezi İnşaatı İşi’ adıyla ihale açtı. İhaleyi 30 milyon 381 bin 51 lira artı KDV ile Cumhur Alp İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti. kazandı. Şirketle belediye arasında 15 Temmuz 2016’da sözleşme imzalandı.
Yapı İşleri Müdürlüğü’ndeki dosyada yer alan DVD ve diğer dijital verilerin tamamında çalışmaların TÜGVA adı altında yapıldığı, 7 Mart 2016 tarihinde hazırlanan projeye ilişkin görsellerde yapımı planlanan bina üzerinde TÜGVA yazısının yer aldığı görüldü.
Kiptaş AŞ 2017 yılında söz konusu taşınmaz ile kendisine ait GOP Mega Venezia Konutları projesindeki toplam 35 adet dairenin takasını talep etti. İBB Meclisi’nde 15 Haziran 2017 yılında daireler ile üstünde inşaatı bitmemiş bina bulunan arazinin takası oy çokluğuyla kabul edildi. O tarihe kadar yapılan işler nedeniyle yüklenici firmaya 12 milyon 449 bin 111 lira ödeme yapıldı.
Takas sonucu arazinin mülkiyeti 25 Ağustos 2017 tarihi itibariyle KİPTAŞ’a geçti. KİPTAŞ da arazi ve üzerindeki binayı 29 milyon 990 bin lira artı KDV tutarıyla Türkiye Gençlik Vakfı’na (TÜGVA) sattı. Tutarın yüzde 30’u peşin alındı, kalanı 10 taksit yapıldı.
Araziye ilişkin müfettiş raporunda ‘kamu kaynaklarının, gençlik merkezi adı altında proje yapılıyor izlenimi verilerek heba edildiği, asıl gayenin bir vakfın hizmet binasının yapılması olduğu’ belirtildi. Belediyenin gelirlerinin giderleri karşılamadığı bir dönemde, çok kıymetli bir yerde bulunan arazi ve üzerindeki binanın satışında rekabet sağlanarak daha yüksek gelir elde edilebileceğine dikkat çekilen raporda, ‘dairelerle takas yapılmasındaki asıl amacın, açık artırma ile satışının önüne geçilerek adrese teslim satış imkânının yaratılması olduğu’ ifade edildi.
‘Takas sürecine ilişkin iş ve işlemlerin kapsamlı bir şekilde incelenmesi, birilerinin özel çıkarı için kamu zararına işlem yapılıp yapılmadığı, kamu zararı oluştuysa miktarın ve sorumluların tespiti ve zararın tazmini yönünde yasal işlem yapılması için’ dosya İstanbul başsavcılığına gönderildi.
Raporda bu sürece ilişkin şunlar kaydedildi: “2015 yılında TÜGVA’ya bina yapılması iradesi gösterilmiş ve bu yolda gerek İBB gerekse KİPTAŞ’ın imkânlarından yararlanılmıştır. Bununla ilgili elde olunan bilgi ve belgeler savcılık makamına iletilmekle birlikte, mezkur takastan İBB envanterine kaydedilen daireler için satış izni alınmak istenmiş ancak, meclis bunu reddetmiştir.”
2 – Saray personeline konut
Mülkiyeti İBB’ye ait olan çeşitli ilçelerdeki sosyal konutların ikametgâhı İstanbul’da bulunmayan ve dar gelirli olup olmadığı belli olmayan bazı kişilere tahsis edildiği tespit edildi. Bazı kişilerin ikametgâhının Ankara olduğu ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği personeli ya da Cumhurbaşkanlığı koruma ekibinde görevli oldukları görüldü. Mevzuata aykırı satış ve tahsis işlemlerini yapan eski emlak daire başkanı Yaşar Parlak, eski emlak müdürleri Abdulkadir Yılmaz ve Kenan Paşalı, eski emlak müdür yardımcıları Faruk Eren ve Cengiz Töksöz hakkında valilikten ön inceleme izni istendi. Ancak valilik dönüş yapmadı. Müfettişler raporuna “Binlerce ihtiyaç sahibi belediye çalışanımız var iken başka kurumlarda çalışan ve ihtiyaç sahibi olup olmadığı tespit edilmeden yapılan tahsisler düşündürücü bulunmuştur” notunu düştü.
3 – Usulsüz bakım
Eski genel sekreter yardımcısı Nihat Macit, eski kültür daire başkanı Rıdvan Duran ve eski Şehir Tiyatroları müdürü Necip Sedat Çakır’ın, Açıkhava ve Sultangazi sahnelerindeki bakım onarım işlerini mevzuata uygun olarak yerine getirmedikleri tespit edildi. 2019 yılında doğrudan temin limitinin 90 bin 358 lira olduğunu vurgulayan müfettişler, söz konusu işin 252 bin 815 liraya, doğrudan temin usulüne benzer şekilde yaptırıldığını tespit etti. Müfettişler, bu isimlerin soruşturulması için 10 Eylül 2020 yılında valiliğe başvurdu ancak hâlâ ön inceleme izni verilmedi.
4 – Denetlenmemiş
Müfettişler, geçmiş dönemde İBB’de yıllarca iç denetim yapılmadığını veya yaptırılmadığını da tespit etti. Bunun üzerine eski iç denetim birim başkanı Sabri Çakıroğlu hakkında disiplin cezası istendi. Ayrıca eski belediye başkanları Kadir Topbaş ve Mevlüt Uysal’ın da yargılanması istendi.
5 – 2 milyonluk zarar
İBB Başkanlığı Yeşil Alan ve Tesisler Yapım Müdürlüğü’nce 2016 yılında düzenlenen ‘İstanbul Genelinde Yeni Yeşil Alanların Yapım İşi’ ihalesi incelendi. Geçici kabulü yapılan Rahmi Demir Mesire Alanı ve Pendik Yaşam Korusu 1. Etap mahallerinde eksik imalatlar tespit edildi. Buralarda gerekli imalat, bakım ve onarım çalışması yapılmadığı belirlendi. Mahallerinde mevcut olup bugün yerinde bulunmayan ve halen kullanılamayacak durumda olan imalatların miktar ve toplam bedeli olan 2 milyon 494 bin 11 lira kamu zararı oluştu. Konuyla ilgili eski Avrupa yakası park bahçe müdürü Ömer Çebi, park bahçe ve yeşil alan eski daire başkanı M. İhsan Şimşek ve eski genel sekreter yardımcısı Nihat Macit hakkında hem idari hem de adli soruşturma yapıldı ancak valilik 22 Nisan’da soruşturma izni vermedi.
6 – Fazladan ödeme
İBB bünyesinde görev yapan personele yönelik ‘Yerel Yönetimlerde İnovatif Yaklaşımlar Konulu İl Dışı Eğitim Programı Organizasyon Hizmet Alım İşi’nde belirlenen tutardan 370 bin 866 lira fazladan ödeme yapıldı ve kamu zararı oluştu. Konuyla ilgili süreci müfettişler İstanbul başsavcılığına taşıdı.
7 – İhalede 8 milyon liralık fark
İSBAK’ın ‘İTaksi Projesi’ kapsamında ‘Araç İçi Kamera ve Bilgisayar Sistemi Alım İşi’ için 2018 yılında çıktığı ilk ihale iptal edildi. Yenilenen ve müfettişlerin adrese teslim olduğuna dair tespitleri bulunan ihale ile yaklaşık maliyeti 57 milyon lira olarak hesaplanan iş, 65 milyon liraya verildi. Alınan araç içi kameraların öngörülen niteliklerde olmadığı tespit edildi. Müfettişler konuyla ilgili suç duyurusunda bulundu.
8 – Yasa dışı kiralama
Mülkiyeti İBB’ye ait Galata Köprüsü altındaki işyerleriyle ilgili de eski genel sekreter yardımcısı Mevlüt Bulut tarafından imzalanan ve yasal dayanağı olmayan bir protokol tespit edildi. Protokolle oluşturulan yönetimin ve yönetime bedelsiz olarak bırakılan işyerlerinin bir kısmının kiraya verilmesinin yasal olup olmadığı müfettişler tarafından inceleniyor.
9 – Çamlıca Camisi için 2,5 milyar lira
Müfettişler, Çamlıca Camisi için İBB’nin bugüne kadar harcadığı tutarı da inceledi. İBB cami için aydınlatmadan temizliğe, güvenlikten bakım ve onarıma kadar toplam 290 milyon 601 bin 510 dolar harcadı. Bugünkü kurla hesaplandığında cami işleri için harcanan para 2 milyar 522 milyon 421 bin 106 lirayı buluyor. Caminin inşaat maliyeti ise 66,5 milyon dolar olarak hesaplanıyor.
10 – Başakşehir’de vurgun
2016 yılında Kiptaş’ın Başakşehir’de 300 milyon liraya aldığı arsanın satış sürecinde 129 milyon 887 bin 275 lira + KDV tutarında fazla ve yersiz ödeme yapıldığı yönünde kuvvetli suç şüphesi oluştu. Müfettişler oluşan kamu zararının miktarı, sorumlularının tespiti ve zararın tazmini için rapor düzenledi ve suç duyurusu yaptı.
11 – Araç kiralama
Müfettişler, İBB tarafından ‘2019 Yılı Araç Kiralama Hizmet Alımı İşi’ kapsamında, Mayıs/2019 hakediş döneminde yüklenici firmaya iadesi yapılan 879 adet aracın hangi birim ve kişiler tarafından hangi amaçlar doğrultusunda kullanıldıklarını da inceledi.
Düzenlenen raporda, 138 milyon 757 bin 501 lira bedelli ihale kapsamında birçok yabancı menşeli lüks binek aracın edinildiği belirlendi. Raporda 827 adet aracın Cumhurbaşkanlığı, 15 Temmuz Derneği, AKP Genel Merkezi, Türkiye Gençlik Vakfı’nın da aralarında olduğu çok sayıda kuruma ve kuruluşa tahsis edildiği görüldü.
Raporda, şu ifadeler kullanıldı: “Usulsüz uygulamalar nedeniyle, söz konusu iş ve işlemleri gerçekleştiren eski genel sekreter yardımcısı Mevlüt Bulut, eski destek hizmetleri daire başkanı Osman Savaş ve eski destek hizmetleri müdürü Mehmet Cebeci’ye disiplin cezası teklif edilmiş ve uygulanmıştır.” Adı geçenler hakkında soruşturma başlatılması için valilikten ön inceleme izni istendi ancak bu isteğe bugüne değin herhangi bir cevap alınamadı. İhale kapsamında iade edilen araçların kira bedeli, personel gideri, akıryakıt gideri ve HGS-OGS/köprü ve otoyol geçiş ücretleri toplam 29 milyon 442 bin 844 lira tuttu.
Ayrıca müfettişler Türkiye Misli.Com 3. Lig’de mücadele eden profesyonel kulüp niteliğinde bulunan Esenler Erok Spor, AKP Genel Merkezi, Genel Başkan Yardımcıları, AKP İstanbul İl Başkanlığı ve AKP Silivri İlçe Başkanlığı ile Türkiye Gençlik Vakfı ve Sıcak Yuva Vakfı tarafından kullanılmak üzere toplam 87 adet aracın mevzuata aykırı şekilde tahsis edildiği ve bu araçlara ait toplam 3 milyon 761 bin lira kira, sürücü, yakıt ve HGS-OGS giderinin belediye bütçesinden karşılanmak suretiyle kamu zararına neden olunduğunu tespit etti.
12 – Ulaştırma bakanı o dönem yetkiliydi
İBB Bilgi İşlem Daire Başkanlığı Bilgi İşlem Müdürlüğü tarafından 2018 yılında yapılan ‘İBB Bilgi İşlem Daire Başkanlığı ve Bağlı Birimlerin Yatırım Organizasyonlarının Tanıtım ve Medya Çalışmaları İşi’ ihalesi kapsamında da rapor hazırlandı. Raporda işlerin tamamına yakınının sözleşme ve teknik şartnameye uygun olarak yerine getirilmediği, muayene kabulü ve hakedişlerin usule uygun şekilde yapılmadığı halde toplam 15 milyon 458 bin lira artı KDV tutarında yapılan ödemenin kamu zararı olduğunun tespiti yapıldı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu o dönem genel sekreter yardımcısı ve ihale ve harcama yetkilisiydi. İBB, Karaismailoğlu’nun da aralarında yer aldığı bazı İBB yetkilileri, ilgili Medya AŞ görevlileri ve alt yüklenici şirketler hakkında İstanbul başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Bunlarla birlikte, adı geçen İBB görevlileriyle ilgili disiplin soruşturması açıldı ve oluşan kamu zararının tahsili işlemleri de devam ediyor.
İlginizi Çekebilir
Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi: Yönetici İstismarı Bağışları, Kurumsal İtibarı ve Toplumsal Dayanışmayı Nasıl Çökertiyor?
Haber Analiz | Bankavitrini.com
Dernek ve vakıflar, toplumun en önemli sosyal sermaye kurumları arasında yer alır. Eğitimden sağlığa, kültür-sanattan afete kadar birçok alanda kamu hizmetini tamamlayıcı rol üstlenirler. Bu kurumların en büyük sermayesi ise para değil, güvendir.
Ancak son yıllarda gerek Türkiye’de gerekse dünyada bazı dernek ve vakıflarda ortaya çıkan yönetim zafiyetleri, usulsüzlük iddiaları, çıkar çatışmaları ve kişisel menfaat amaçlı uygulamalar yalnızca ilgili kurumu değil, aynı alanda faaliyet gösteren tüm sivil toplum kuruluşlarını olumsuz etkilemektedir.
Araştırmalar, bağışçıların en önemli karar kriterinin “kuruma duyulan güven” olduğunu gösteriyor. Güven kaybı yaşandığında bağışlar azalıyor, gönüllüler uzaklaşıyor, sponsorlar geri çekiliyor ve kurumların uzun yıllarda oluşturduğu itibar kısa sürede yok olabiliyor.
Dernek ve vakıfların gerçek sermayesi paradan önce güvendir
Bir şirket müşteri kaybettiğinde reklam yaparak yeni müşteri bulabilir.
Bir banka sermayesini artırabilir.
Bir sanayi şirketi yeni yatırımcı bulabilir.
Ancak; bir dernek veya vakıf güvenini kaybettiğinde yerine koyması en zor varlığını kaybetmiş olur.
Çünkü bağış;
- zorunlu değildir,
- tamamen gönüllülük esasına dayanır,
- güven ortadan kalktığında ilk kesilen kaynak haline gelir.
Yönetici istismarının en sık görülen biçimleri
Her usulsüzlük mutlaka suç teşkil etmeyebilir; ancak etik açıdan ciddi güven kaybına yol açabilecek uygulamalar şunlardır:
Mali istismar
- bağışların amacı dışında kullanılması
- kayıt dışı harcamalar
- şeffaf olmayan muhasebe
- belge eksiklikleri
Yetki istismarı
- kararların tek kişi tarafından alınması
- yönetim kurulunun devre dışı bırakılması
- aile bireylerinin yönetimde yoğunlaşması
Çıkar çatışması
- yöneticilerin kendi şirketlerinden mal veya hizmet alınması
- yakın akrabalara iş verilmesi
- ihalesiz alımlar
İtibar istismarı
- kurum adının kişisel kariyer için kullanılması
- siyasi veya ticari çıkar sağlanması
- bağışçı bilgilerinin amacı dışında kullanılması
Güven kaybının ilk etkisi bağışlarda görülür
Bağışçı psikolojisi oldukça nettir.
Bağış yapan kişi şunu düşünür: “Param gerçekten ihtiyaç sahiplerine ulaşıyor mu?”
Bu sorunun cevabı net değilse;
- düzenli bağışlar durur,
- yeni bağışçı kazanımı zorlaşır,
- kurumsal sponsorlar uzaklaşır,
- uluslararası fonlar risk görmeye başlar.
Akademik çalışmalar, dolandırıcılık veya varlık kötüye kullanımı haberlerinin ardından bağışların düştüğünü; etkin şeffaflık, kayıpların telafisi ve yönetişim reformlarının ise güveni kısmen yeniden tesis edebildiğini göstermektedir.
En büyük zarar masum dernek ve vakıflara olur
Bir kurumdaki skandal; aynı alanda çalışan yüzlerce dürüst kuruluşu da etkiler.
Örneğin;
Bir çocuk vakfında yaşanan mali usulsüzlük haberi; diğer çocuk vakıflarının da bağışlarını azaltabilir.
Bir sağlık derneğindeki skandal; tüm sağlık STK’larına duyulan güveni zayıflatabilir.
Bu durum literatürde “güven bulaşıcılığı” olarak da değerlendirilmektedir.
Gönüllüler de kurumdan uzaklaşır
Bağış kadar önemli diğer unsur; gönüllü insan kaynağıdır.
Güven kaybı yaşayan kurumlarda;
- uzmanlar görev almak istemez,
- genç gönüllüler ayrılır,
- yönetim kurullarına kaliteli isim bulmak zorlaşır.
Sonuçta kurum yalnızca finansal değil; aynı zamanda insan sermayesini de kaybeder.
Kurumsal sponsorlar neden çekilir?
Büyük şirketler; Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) bütçelerini aktarırken şu kriterlere bakar:
- bağımsız denetim
- mali raporlar
- yönetişim yapısı
- itibar riski
- şeffaflık
Şüpheli görülen kurumlar sponsorluk listelerinden çıkarılabilir.
Çünkü sponsor şirket de kendi marka değerini korumak ister.
Uluslararası fonlar ilk olarak yönetişime bakıyor
Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, uluslararası kalkınma kuruluşları; yalnızca proje kalitesine değil; aynı zamanda;
- yönetim yapısına,
- iç kontrol sistemine,
- etik kurallara,
- çıkar çatışması politikalarına,
- bağımsız denetime
büyük önem veriyor. Güçlü iç kontrol, risk yönetimi ve bağımsız denetim mekanizmalarının yolsuzluk ve kaynak israfı riskini azalttığı uluslararası standartlarda vurgulanmaktadır.
Dünyadan dikkat çeken örnekler
Amerikan Kızılhaçı (American Red Cross)
Bazı afet bağışlarının kullanımına ilişkin eleştiriler sonrası kurum uzun süre kamuoyu baskısıyla karşılaştı.
Wounded Warrior Project (ABD)
Yönetim harcamaları ve lüks harcama iddiaları bağışlarda ciddi düşüşe neden oldu.
Oxfam
Bazı ülkelerde yaşanan etik skandallar sonrasında;
- bağışlarda azalma,
- üst yönetim değişikliği,
- kapsamlı yönetişim reformları gündeme geldi.
Bu örnekler, tek bir yönetişim krizinin küresel ölçekte itibar kaybına yol açabileceğini gösteriyor.
İyi yönetişim nasıl sağlanır?
Uzmanlara göre güçlü bir dernek veya vakıfta şu mekanizmalar bulunmalıdır:
- bağımsız denetim
- düzenli faaliyet raporları
- kamuya açık mali tablolar
- yönetim kurulu etkinliği
- etik komitesi
- çıkar çatışması politikası
- ihbar mekanizması
- görev sürelerinin sınırlandırılması
- profesyonel iç kontrol sistemi
- dijital bağış izleme altyapısı
OECD, dürüstlük kültürünün ve yönetişim mekanizmalarının sadece yasal düzenlemelerden değil, bunların etkin uygulanmasından beslendiğini vurgulamaktadır.
Türkiye açısından çıkarılacak dersler
Türkiye’de binlerce dernek ve vakıf; eğitim, sağlık, afet, kültür, çevre ve sosyal yardım alanlarında çok önemli çalışmalar yürütüyor.
Ancak birkaç olumsuz örnek; bütün sektörün itibarını zedeleyebiliyor.
Bu nedenle;
- şeffaflık
- hesap verebilirlik
- bağımsız denetim
- profesyonel yöneticilik
- güçlü iç kontrol
artık bir tercih değil, kurumsal sürdürülebilirliğin temel şartı haline gelmiş durumda.
Sonuç
Dernek ve vakıfların en büyük varlığı sahip oldukları bina, araç veya banka hesapları değildir.
Asıl sermayeleri; toplumun güvenidir.
Bu güvenin kaybedilmesi;
- bağışların azalmasına,
- gönüllülerin uzaklaşmasına,
- kurumsal sponsorların çekilmesine,
- uluslararası fonların kesilmesine,
- sosyal projelerin durmasına,
- en önemlisi ise toplumun dayanışma kültürünün zayıflamasına neden olur.
Bir yöneticinin kısa vadeli kişisel çıkarı için yaptığı hata, yalnızca temsil ettiği kuruma değil; aynı amaca hizmet eden yüzlerce dürüst sivil toplum kuruluşuna da zarar verebilir. Bu nedenle güçlü yönetişim, etik yönetim ve hesap verebilirlik; dernek ve vakıflar için yalnızca hukuki bir yükümlülük değil, varlıklarını sürdürebilmelerinin temel güvencesidir.
BANKA HABERLERİ
Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin
Yayınlanma:
4 gün önce|
19/07/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Kamu Bankası Çalışanına Yok, Bazı Meslek Gruplarına Var… Tartışma Büyüyor
Türkiye’de yeşil pasaport (hususi damgalı pasaport) uzun yıllardır belirli kamu görevlileri ve bazı özel statülü meslek gruplarına tanınan önemli bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Son dönemde ise bu kapsamın genişletilmesine yönelik peş peşe kanun teklifleri TBMM’ye sunulurken; ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri olan bankacılık sektörünün bu hakkın tamamen dışında bırakılması sektör içinde yeniden tartışılmaya başlandı. Meclis gündemine mühendislerden mimarlara, diş hekimlerinden veteriner hekimlere kadar birçok meslek grubu için yeşil pasaport teklifleri gelirken, yaklaşık 200 bini aşkın bankacıyı temsil eden sektör için bugüne kadar benzer bir düzenleme bulunmuyor.
Bankacılar neden bu talebi dile getiriyor?
Bankacılık artık yalnızca kredi kullandıran klasik bir sektör olmaktan çıktı.
Bugün bankacılar;
- Uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışıyor,
- Avrupa ve ABD’deki regülasyonları takip ediyor,
- Basel kriterleri,
- AML/KYC,
- FATF,
- ESG,
- Dijital bankacılık,
- Yapay zeka,
- Siber güvenlik,
- SWIFT,
- uluslararası ödeme sistemleri gibi konularda sürekli yurtdışı temasları yürütüyor.
Özellikle;
- dış ticaret finansmanı,
- proje finansmanı,
- yatırım bankacılığı,
- sendikasyon kredileri,
- ihracat finansmanı,
- fintech iş birlikleri
gibi alanlarda çalışan binlerce bankacı yıl içerisinde çok sayıda uluslararası seyahat gerçekleştirmek zorunda kalıyor.
Bankacılık sektörü temsilcilerine göre bu durum, yeşil pasaport talebinin temel gerekçelerinden biri haline geliyor.
Kamu bankalarında çalışanlar da alamıyor
İşin dikkat çeken yönlerinden biri ise;
Türkiye’nin en büyük kamu bankaları olan;
- Ziraat Bankası
- Halkbank
- VakıfBank
çalışanlarının büyük bölümünün de yeşil pasaport hakkına sahip olmaması.
Sadece özelleştirme öncesi belirli statülerde görev yapan bazı eski personeller için geçmişten gelen özel hükümler bulunurken, günümüzde göreve başlayan kamu bankası çalışanları bu kapsamın dışında kalıyor.
Bu nedenle sektör içinde; “Kamu adına çalışan bankacıya bile yeşil pasaport verilmezken, farklı birçok meslek grubu için yeni teklifler hazırlanıyor” eleştirileri dile getiriliyor.
Kimler bugün Yeşil Pasaport alabiliyor?
Mevcut mevzuata göre başlıca gruplar şunlar:
Kamu kesimi
- 1., 2. ve 3. derece devlet memurları
- Aynı derecedeki bazı sözleşmeli kamu görevlileri
- Emekli olduktan sonra bu hakkı koruyan kamu görevlileri
Siyasi görevler
- Eski milletvekilleri
- Eski bakanlar
Yerel yönetimler
- Büyükşehir belediye başkanları
- İl ve ilçe belediye başkanları (görev süresince)
Devlet sporcuları
Uluslararası başarı kazanmış devlet sporcuları
İhracatçılar
Belirli ihracat hacmini sağlayan ihracatçı firmaların yetkilileri de belirli kontenjanlar dahilinde hususi damgalı pasaport alabiliyor.
TBMM’de hangi meslek grupları için teklifler var?
Son dönemde Meclis’e sunulan teklifler incelendiğinde kapsamın giderek genişletilmeye çalışıldığı görülüyor.
Mühendisler
En az 15 yıl kıdeme sahip TMMOB üyeleri için yeşil pasaport verilmesini öngören teklif İçişleri Komisyonu’nda bekliyor.
Mimarlar
Mühendislerle birlikte teklif kapsamında yer alıyor.
Diş Hekimleri
15 yıl kıdeme sahip diş hekimleri için teklif verildi.
Veteriner Hekimler
Aynı teklif içerisinde bulunuyor.
Avukatlar
Belirli kıdeme sahip avukatlara yönelik farklı kanun teklifleri de Meclis gündemine taşındı.
Bankacılar neden kapsam dışında?
Aslında bankacılık;
- Türkiye’nin finansal istikrarını yöneten,
- ihracatı finanse eden,
- yatırımları organize eden,
- dış finansmanı sağlayan,
- uluslararası sermaye girişlerinde kritik rol oynayan
stratejik sektörlerden biri.
Bugün;
- sendikasyon kredileri,
- Eurobond işlemleri,
- IFC,
- EBRD,
- Dünya Bankası,
- Asya Altyapı Yatırım Bankası,
- uluslararası yatırım fonları
ile sürekli temas halinde çalışan binlerce bankacı bulunuyor.
Buna rağmen sektör çalışanlarının hiçbirinin meslekleri nedeniyle yeşil pasaport hakkı bulunmuyor.
Dünyadaki uygulamalar ne gösteriyor?
Birçok ülkede pasaport ayrıcalıkları daha çok diplomatik statüye bağlı olarak veriliyor.
Ancak iş insanlarına ve stratejik sektör çalışanlarına;
- hızlı vize,
- uzun süreli çok girişli vizeler,
- fast-track uygulamaları,
- güvenilir yolcu programları
gibi kolaylıklar sağlanıyor.
Türkiye’de ise bu kolaylıkların önemli bölümü ihracatçılar için uygulanırken bankacılık sektörü aynı kapsamda değerlendirilmiyor.
Sektörün ekonomik büyüklüğü
Türk bankacılık sektörü;
- yaklaşık 200 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor,
- Türkiye ekonomisinin finansmanını yürütüyor,
- yüz milyarlarca dolarlık dış finansman işlemlerini organize ediyor,
- ihracat finansmanının ana aktörü konumunda bulunuyor.
Bu nedenle sektör temsilcileri; “uluslararası rekabet gücü açısından bankacılara da belirli kriterlerle yeşil pasaport verilmesi gerektiğini” savunuyor.
Olası model ne olabilir?
Tüm bankacılara sınırsız bir hak yerine;
örneğin;
- en az 15 yıl kıdeme sahip,
- BDDK lisanslı bankalarda çalışan,
- uluslararası işlemlerde görev yapan,
- belirli unvan seviyesine ulaşmış
bankacılar için kademeli bir model oluşturulabileceği ifade ediliyor.
Benzer kriterler ihracatçılar ve bazı meslek grupları için zaten uygulanıyor.
Bankavitrini Analizi
Kamu yönetimi, yeşil pasaportu yıllar içinde yalnızca kamu görevlilerine özgü bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp belirli ekonomik ve mesleki katkı sağlayan grupları da kapsayacak şekilde genişletmeye başladı.
Mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veteriner hekimler ve avukatlar için peş peşe teklifler hazırlanırken; Türkiye ekonomisinin finansmanını sağlayan bankacılık sektörünün bu tartışmaların dışında kalması dikkat çekiyor.
Özellikle kamu bankalarında görev yapan ve kamu adına uluslararası finansal ilişkileri yöneten profesyoneller açısından da bu durum “eşitlik” tartışmasını beraberinde getiriyor.
Bankacılara yeşil pasaport verilmesi, yalnızca bir seyahat kolaylığı değil; Türkiye’nin finans sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırabilecek, finans diplomasisini destekleyebilecek ve sektör çalışanlarına verilen kurumsal değerin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde TBMM gündemine bankacılık sektörü için de benzer bir kanun teklifinin gelip gelmeyeceği, finans çevrelerinin yakından takip edeceği başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.
BANKA HABERLERİ
Yurt Dışı Eğitim mağdurları: Chargeback ile Para İadesi Alabilir
Yurt Dışındaki Okula Kayıt Yaptırıp Eğitim Alamayan Öğrenciler Dikkat! Kredi Kartıyla Ödenen Eğitim Ücretleri Geri Alınabilir mi?
Yayınlanma:
5 gün önce|
18/07/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Alınmayan Hizmet İçin Chargeback (Ters İbraz) Hakkı Gündemde
Son dönemde özellikle dil okulları, yaz okulları, üniversite hazırlık programları ve özel eğitim kurumlarına kayıt yaptıran çok sayıda Türk öğrenci ve veli; vize reddi, okulun kapanması, programın iptal edilmesi, eğitimin başlamaması veya vaat edilen hizmetin sunulmaması gibi nedenlerle önemli mağduriyetler yaşamaya başladı.
Bu mağduriyetlerin önemli bir bölümünde ödemeler kredi kartı ile gerçekleştirildi.
Oysa birçok tüketicinin bilmediği önemli bir hak bulunuyor: Kredi kartıyla ödenen ancak karşılığında hizmet alınamayan eğitim ücretleri için bankaya “Chargeback (Ters İbraz / Harcama İtirazı)” başvurusu yapılabiliyor.
Bankacılık sektörü açısından bu süreç oldukça teknik olmakla birlikte, uluslararası kart kuruluşlarının kuralları tüketicilere önemli korumalar sağlıyor.
Bankaya Başvurmak İlk Adım
Öncelikle unutulmaması gereken konu şudur: Burada dava açılması ilk aşama değildir.
İlk yapılması gereken işlem; Ödemeyi yapılan kredi kartını çıkaran bankaya harcama itirazında bulunmaktır.
Bu işlem bankacılık sektöründe;
- Chargeback
- Ters İbraz
- Harcama İtirazı
- Dispute
olarak adlandırılır.
Chargeback Nedir?
Chargeback; Kart sahibinin; “Ben bu hizmeti alamadım” veya “Satıcı sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmedi” iddiasıyla bankasından yaptığı resmi geri ödeme talebidir.
Burada dikkat edilmesi gereken konu; Bu hak yalnızca dolandırıcılık işlemleri için değildir.
Aynı zamanda;
- hizmet verilmemesi
- eksik hizmet
- iptal edilen organizasyon
- kapanan okul
- hiç başlamayan eğitim
gibi durumlarda da kullanılabilir.
Eğitim Hizmeti İçin de Geçerlidir
Visa ve Mastercard kurallarına göre; “Hizmet sunulmaması” chargeback sebeplerinden biridir.
Bu nedenle;
- yurtdışı dil okulu
- üniversite
- yaz okulu
- eğitim danışmanlığı
- sertifika programı
gibi eğitim hizmetleri de kapsam içine girebilir.
Hangi Durumlarda Para Geri Alınabilir?
En sık karşılaşılan örnekler şunlar:
1- Okul hiç açılmadı
Ödeme yapıldı.
Ancak okul faaliyet göstermedi.
2- Eğitim başlamadı
Kayıt yapıldı.
Ancak eğitim verilmedi.
3- Vize reddi sonrası okul ücret iadesi yapmadı
Bazı sözleşmelerde; Vize reddinde ücret iadesi yazmasına rağmen ödeme yapılmayabiliyor.
4- Okul iflas etti
Faaliyet durduğu için hizmet alınamadı.
5- Danışman firma ortadan kayboldu
Ödeme alınmasına rağmen okul kaydı yapılmadı.
6- Eğitim çevrimiçine çevrildi
Yüz yüze eğitim vaat edilmesine rağmen tamamen farklı hizmet sunuldu.
7- Eğitim iptal edildi
Program hiç başlamadı.
Banka Süreci Nasıl İşliyor?
Süreç genel olarak şu şekilde ilerliyor.
1. Kart sahibi bankaya başvuruyor.
Belgelerini sunuyor.
↓
2. Banka inceleme yapıyor.
↓
3. Kart kuruluşuna (Visa/Mastercard) başvuruyor.
↓
4. İşlem iş yerine iletiliyor.
↓
5. İş yeri savunma yapıyor.
↓
6. Haklı bulunursa ücret karta iade ediliyor.
Bankaya Hangi Belgeler Verilmeli?
Ne kadar güçlü belge sunulursa başarı ihtimali de o kadar yükseliyor.
Örneğin;
- ödeme dekontu
- kredi kartı ekstresi
- okul sözleşmesi
- kayıt belgesi
- kabul mektubu
- e-postalar
- okulun iptal yazısı
- vize reddi
- hizmet verilmediğine ilişkin belgeler
- danışman firma yazışmaları
- ücret iadesinin reddedildiğini gösteren cevaplar
başvuru dosyasına eklenebilir.
Süre Sınırı Var mı?
Evet.
Chargeback işlemlerinde süre önemlidir.
Kart kuruluşlarının kurallarına göre başvuru süreleri işlem türüne göre değişebilmekle birlikte, hizmetin verilmesi gereken tarihten itibaren belirli süreler içinde itiraz edilmesi gerekir.
Bu nedenle mağduriyet oluşur oluşmaz bankaya başvurmak önem taşır.
Gecikme, hak kaybına yol açabilir.
Banka Başvuruyu Reddederse Ne Olur?
Her ret kararı kesin değildir.
Tüketici;
- ek belge sunabilir,
- yeniden değerlendirme talep edebilir,
- tüketici hakem heyeti veya mahkemeye başvurabilir (uyuşmazlığın niteliğine göre),
- gerekirse uluslararası kart kuralları kapsamında bankanın süreci nasıl yürüttüğünü sorgulayabilir.
Havale ile Ödeyenler Aynı Hakka Sahip mi?
Hayır.
Burada önemli fark oluşuyor.
Kredi kartı
Chargeback uygulanabilir.
Havale
Chargeback mekanizması yoktur.
Bu durumda;
- sözleşme hükümleri,
- hukuk davaları,
- icra yolları
ön plana çıkmaktadır.
Dolayısıyla kredi kartıyla ödeme yapanlar önemli bir avantaja sahip olabiliyor.
Yurt Dışı Eğitim Sektöründe Yeni Risk
Son yıllarda;
- artan döviz kuru,
- bazı eğitim kurumlarının mali sorunları,
- vize süreçlerinin uzaması,
- öğrenci sayılarındaki dalgalanma
nedeniyle uluslararası eğitim sektöründe iptal edilen program sayısı da arttı.
Özellikle pandemi sonrası birçok ülkede eğitim modeli değişirken, bazı okullar hibrit veya çevrimiçi modele geçti.
Bu durum da yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden oldu.
Bankalar Açısından Risk
Chargeback sayısındaki artış; bankalar açısından da operasyonel yük oluşturuyor.
İhraççı banka; müşterisini korurken, iş yeri bankası (Acquirer) ise satıcıyı temsil ediyor.
Dolayısıyla;
- belge incelemeleri
- uluslararası kart kuralları
- zaman yönetimi
- hukuki değerlendirmeler
önem kazanıyor.
Eğitim Kurumları Açısından Sonuç
Chargeback oranı yükselen kurumlar;
- daha yüksek komisyon ödeyebilir,
- riskli iş yeri olarak sınıflandırılabilir,
- ödeme alma kabiliyetini kaybedebilir,
- kart kabul sözleşmeleri sona erebilir.
Bu nedenle eğitim kurumlarının sözleşme hükümlerine uygun davranmaları ve iptal/iade süreçlerini şeffaf yürütmeleri kritik önem taşıyor.
Uzmanlar Ne Öneriyor?
Uzmanlar, yurt dışı eğitim hizmeti satın almadan önce şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:
- Sözleşmede iade koşullarını ayrıntılı okuyun.
- Vize reddi halinde uygulanacak prosedürü yazılı olarak teyit edin.
- Ödemeleri mümkünse kredi kartıyla yapın.
- Tüm yazışmaları saklayın.
- Hizmet sunulmadığında beklemeden bankanıza harcama itirazında bulunun.
- Başvurunuza mümkün olduğunca fazla belge ekleyin.
Bankacılık Sektörü Açısından Değerlendirme
Dijital ödemelerin hızla arttığı günümüzde kredi kartı yalnızca bir ödeme aracı değil, aynı zamanda tüketici açısından önemli bir koruma mekanizması sunuyor.
Uluslararası kart sistemlerinin geliştirdiği Chargeback (Ters İbraz) uygulaması, tüketicilerin hiç alamadıkları veya sözleşmeye uygun şekilde sunulmayan hizmetler nedeniyle mağdur olmalarını önlemeyi amaçlıyor.
Özellikle yurt dışı eğitim, turizm, havayolu, etkinlik organizasyonları ve dijital hizmetlerde bu mekanizma her geçen yıl daha fazla kullanılıyor.
Bankalar açısından ise bu süreç, hem müşteri memnuniyetini korumak hem de uluslararası kart kuruluşlarının kurallarına uyum sağlamak bakımından büyük önem taşıyor.
Özet
Yurt dışında eğitim almak amacıyla kayıt yaptıran ancak çeşitli nedenlerle eğitim hizmetinden yararlanamayan öğrenciler ve veliler için kredi kartıyla yapılan ödemelerde chargeback (ters ibraz) önemli bir hukuki ve finansal başvuru yolu olabilir. Ancak her olay kendi sözleşmesi, ödeme şekli ve hizmetin sunulmama nedenine göre ayrı değerlendirilir. Başvurunun güçlü belgelerle ve gecikmeden yapılması, sürecin başarı şansını artırır.
Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Chargeback başvurularının kabulü; Visa ve Mastercard kuralları, kartı çıkaran bankanın incelemesi, iş yerinin savunması ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Her hizmetin otomatik olarak iade edileceği anlamına gelmez.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.039)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.603)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (579)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.978)
- GÜNCEL (4.522)
- GÜNDEM (3.557)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.722)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.466)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (821)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (114)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (57)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (93)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Tesla'nın kârı ikinci çeyrekte beklentilerin altında kaldı 22/07/2026
- Amazon, yapay zeka biriminde işten çıkarmaya gitti 22/07/2026
- Erakçi: ABD saldırısına destek verenler meşru hedef olacak 22/07/2026
- Güney Kore'den Hürmüz iddialarına yalanlama 22/07/2026
- "İran'ın petrol satamadığı bölgede kimse petrol satamaz" 22/07/2026
- AB'den Paramount-Warner Bros. anlaşmasına şartlı onay 22/07/2026
- Musk, yapay zekayla "The Odyssey" çekeceğini duyurdu 22/07/2026
- Çin ve ASEAN'dan enerji işbirliğini güçlendirme kararı 22/07/2026
- Reel kesimin döviz açığı Mayıs'ta 204,4 milyar dolar oldu 22/07/2026
- İç talep göstergesi Temmuz'da sert gerilemeye işaret etti 22/07/2026
SON YAZILAR
- Altın ve Gümüş: Nerede kalmıştık? 22/07/2026
- Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında 21/07/2026
- Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek 21/07/2026
- İSO, “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı 21/07/2026
- Ekonomide “Ruj Etkisi” Nedir? 20/07/2026
- KGF Akbank Mobil’de 20/07/2026
- HANGİ SEKTÖRLERE YATIRIM YAPMALI, HANGİLERİNE YAPMAMALI ? 20/07/2026
- Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi 19/07/2026
- Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin 19/07/2026
- Şirkete Değil, Kariyerinize Sadık Kalın 18/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
