ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Altın zirvede, Trump önde… Bitcoin ‘kapıyı’ çalıyor!
Yayınlanma:
2 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
TCMB’nin bugün sonuçlanacak olağan Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısına faiz oranlarını sabit tutmasına kesin gözüyle bakılırken, ilk faiz indirimine gideceği zamana ilişkin ötelenen beklenti sonrası, politika metninde ileriye dönük vereceği olası mesajlar dikkatle takip edilecektir. TCMB’nin net döviz pozisyonunda son on günden yaşanan 4 milyar dolar artışın sonrasında swap ve kamu dövizleri hâriç net rezervlerin +29 milyar doları aşması sonrası, döviz piyasasında kırılganlık iyileşirken, USDTRY kurunu 34,20’li seviyelerde yatay seyrinin korunmaya devam ettiğini görüyoruz. Öte yandan, TCMB’nin döviz pozisyonunda belirgin bir şekilde görülen artışa paralel piyasada TL likiditesini de arttığını gözlemliyoruz. Bu bağlamda, piyasada oluşan gecelik faiz de neredeyse son bir aydır genel olarak %50 olan politika faizinin altında seyrediyor. TL likiditesinin artması ve bol olan ‘malın’ da fiyatı düşer ilkesinden hareketle, dün itibariyle TL referans faizin %48,50 seviyesine gerilediğini not edelim. TCMB’nin enflasyonla mücadele kapsamında devam ettirdiği sıkı para politikasına paralel, gecelik faizlerde gevşemeye pek de izin vermeyerek zorunlu karşılıkları (ZK) artırmak suretiyle piyasada var olan fazla TL likiditesini çekeceğini düşünüyoruz. TCMB’nin geçen haftalarda attığı ZK kararına rağmen likidite fazlası 466 milyar TL ile son dört ayın en yüksek seviyesine geldi.
TCMB’nin beklentilerin üzerinde gelen Eylül ayı enflasyon rakamları sonrası ilk faiz indirimine Aralık ayında gideceğine hatta 2025’in ilk aylarına da öteleyebileceğine yönelik beklentinin de attığını görüyoruz. Bültenlerimizde sıklıkla yer verdiğimiz üzere, gerek büyümenin öncü göstergesi olan PMI verilerinin pandemi döneminden bu yana en düşük seviye gelmesi, hatta sanayide de çarkların durmaya yaklaştığına işaret eden sanayi üretim verisi ardından enflasyonla mücadelede yalnız bırakılan TCMB’nin, reel sektörden gelen ‘çığlığa’ kayıtsız kalmayarak faiz indiriminde çok da geç kalmaması gerektiğini düşünüyoruz. Netice itibariyle, enflasyonu illet bir hastalık olan kansere benzetirsek, alınan kemoterapi (faiz) hastalığı bir yere kadar iyileştirirken, ilaca bünyenin de bir müddet sonra alışkanlık yaptığını görüyoruz. Vücudun kemoterapi ilacı dışında da topyekûn kanserle mücadele etmesi gerektiğini, bu bağlamda da para politikasının yanı sıra maliye politikasının da devreye girmesi gerektiğini düşünüyoruz. Mesela iki gün önce Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre Eylül ayında bütçe açığı 100,5 milyar TL olurken, yılın ilk dokuz ayında açık 1,07 trilyon TL oldu. Geçen yılın aynı dönemine göre ciddi mânâda artan açık, kamunun da tasarruf etmesi gerektiğini gösterdi!
USDTRY kuru 34,20’li seviyelerde dinlenmeye geçerken, CDS risk primi 263 baz puan ile yatay seyrini korudu. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %42,90 seviyesine yükselerek son iki ayın en yüksek seviyesine gelirken, hisse senetleri cephesinde ise 8,700 teknik seviyesinde biraz da olsa soluklanan BIST100 ana endeksi dünkü günü de %1 yükselişle tamamladı. Türk insanının bir numaralı yatırım aracı olan gram altın ise, aşağıda da değineceğim üzere, ons altındaki yükselişin de yardımı ile 2,943 TL ile tüm zamanların yeni rekorunu kırdı.
Küresel piyasalarda ise, ABD’de istihdam piyasalarına yönelik korkulan senaryonun gerçekleşmemesi, enflasyonun yavaş da olsa gerilemeye, ekonominin ise büyümeye devam etmesinin ışığıda FED’den piyasaların daha az faiz indirimi beklemesi ile dolar güçlenmeye devam ediyor. Şöyle ki, bir dizi para birimine göre doların piyasa kuru olarak takip ettiğimiz endeks kur (DXY) son dokuz haftanın en yüksek seviyesine geldi. İngiltere’de dün açıklanan Eylül ayı enflasyon verileri, yıllık olarak %1,7’ye gerileyerek Nisan 2021’den bu yana en düşük seviyeye ulaştı. Bu düşüş, İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) faiz indirimine yönelik beklentileri güçlendirdi. Faiz vadeli kontratları, BoE’nin yıl sonuna kadar iki adet çeyrek puanlık faiz indirimi yapabileceğine dair beklentilerin arttığını gösterdi. Enflasyon verisi ardından kraliyet aslanı Sterlin, dolar karşısında, sekiz haftanın en düşük seviyesine gerilerken, psikolojik 1,30 seviyesinin de altını test etti. Teknik mânâda daha da aşağıda 1,29 seviyesine dikkat edeceğiz.
Öte yandan, bugün sonuçlanacak Avrupa Merkez Bankası (ECB) olağan faiz toplantısından 25 baz puan faiz indirim kararı çıkmasına ve politika faizinin %3,25 seviyesine indirilmesine kesin gözüyle bakılıyor. Başkan Lagarde’nin konuşması kritik öneme sahip olacak. Hatırlanacağı üzere Banka, Haziran ve Eylül aylarından da faiz indirimine gitmişti. Ayrıca, Avrupa cephesinden top bürokrat Mario Drahgi’nin de Avrupa’nın sanayisizleşme riski ile karşı karşıya olduğu yönünde haftalar önce yaptığı uyarıya da bir kenara park ederken, EUR’yu çok da beğenmediğimiz altını çizelim.
Kıymetli madenler ve petrol cephesinde ise hareketli seyrin korunduğunu son günlerde bültenlerimizde dikkatinize getiriyoruz. İsrail’in İran’a yapmayı planladığı misillemenin petrol ve nükleer üretim sahalarını hedef almayacağı açıklamasını yanı sıra, Suudi Arabistan strateji değişikliği ve OPEC+’nın da talep tahminini bir kez daha aşağıya çekmesi ile kuzey denizi petrolü Brent, varil başına 81 dolar zirvesi ardından %8 gerileyerek 73-74 dolar seviyelerine kadar geri çekildi. Petrol ile ilgili büyük resimde de iyimser beklentimiz olmasa da, savaş ortamında olası volatiliteye karşı da dikkatli olunması gerektiğini düşünüyoruz. On yıllık gösterge ABD tahvil faizinin %4,10 seviyesinden %4,00 seviyesine gerilemesine paralel faiz getirisi olmayan kıymetli madenler, içinde bulunduğumuz ‘hassas’ dönemde adeta ışıldamaya devam ediyor. Bu bağlamda, altının ons fiyatı bir kez daha 2,685 dolar seviyesine yükselerek tüm zamanların zirvesini test etti. Benzer bir şekilde, mahallenin sert çocuğu gümüş de 31,75 dolar seviyesine yükselerek havaya ayak uydurdu. ABD’de anketler Trump’ın kazanma ihtimalinin arttığını gösterirken, direnişin parası bitcoin ise dün 68bin dolar seviyelerini bir kez daha test ederken, son 10 haftanın zirvesine yükseldi. Haftalık kapanışın 68,500 dolar seviyesinin temiz bir şekilde üzerinde olması kaydı ile Bitcoin’in ‘sessizliğini’ bozacağını düşünüyoruz. (bakınız grafik).
ABD borsaları geceyi %0,5 civarında yükselişle tamamlarken, kobi endeksi Russell2000 %1,6 yükselişe risk iştahını ön plana çıkardı. Yeni gün başlangıcında ise pasifiğin diğer ucunda ılımlı yükselişlerin hâkim olduğunu görüyoruz. Çin yönetimi son dönemde çok sayıda teşvik adımı atarak ekonomisini canlandırmayı hedeflerken, konut projelerine finansman sağlanmasını kolaylaştırmak için “beyaz liste”yi genişletip bu projelere yönelik banka kredilerini 4 trilyon yuan’a çıkaracaklarını da açıkladı. Ayrıca, şehirlerin yenilenmesi hız kazanacak ve bir milyon “kentsel köy” bu planlara dahil edilecek. Bu adımlar, 2021’de krize giren emlak sektörünü istikrara kavuşturmayı hedefliyor. Çin Merkez Bankası, konut kredisi faiz oranlarını düşürerek 50 milyon haneyi desteklemeyi planlıyor. Yerel yönetimler ise satılamayan evleri ve atıl arazileri almak için özel fonlar kullanabilecek. Çin’in yegâne hedefi yeniden %5 büyümeyi yakalamak…
Bitcoin
Emre Değirmencioğlu
İlginizi Çekebilir
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Kapkara bir Cuma’nın ardından satış dalgası Asya’ya da sıçradı
Yayınlanma:
4 saat önce|
08/06/2026Yazan:
BankaVitrini
Geride bıraktığımız haftanın büyük bölümünde, her ayın ilk cuma günü açıklanan ABD istihdam raporunun neden bu kadar önemli olduğunu anlatmaya çalıştık. Sonuçta Fed’in görevi yalnızca enflasyonu kontrol altında tutmak değil, aynı zamanda tam istihdamı da gözetmek. Bu nedenle, Fed’in çiçeği burnunda yeni başkanı Warsh’un önümüzdeki hafta sonuçlanacak Haziran ayı FOMC toplantısı öncesinde en fazla önem vereceği göstergelerden biri olan istihdam raporunun beklentilerin oldukça üzerinde gelmesi, uzun bir süredir yer altında biriken enerjinin açığa çıkmasına neden oldu!
ABD Çalışma Bakanlığı’nın açıkladığı veriye göre Mayıs ayında tarım dışı sektörde 85 bin kişi artması beklenen istihdam iki katından fazla artış kaydetti. Nisan ayına yönelik veri 115 bin artıştan 179 bin artışa revize edilirken, işsizlik oranı ise %4,3 seviyesine sabit kaldı. Verinin manşet değeri yüksek olsa da, nitelik olarak detayları o kadar kuvvetli mi emin olamıyoruz. Mesela 27 hafta ve daha uzun süredir iş arayanların sayısının yaklaşık 2 milyon kişiye yükselerek Aralık 2021’den bu yana en yüksek seviyeye çıktığını okuyoruz. İşini kaybedenlerin yeni iş bulmakta zorlandığını anlatan bu alt detay, ekonomi hâlâ güçlü şekilde istihdam yaratıyor gibi görünse de bu güçün herkes için aynı ölçüde hissedilmediğini gösteriyor!
Güçlü sonuçlanan istihdam verisi ardından altının ons fiyatı son 10 haftanın en düşük seviyesine gerilerken, kripto cenahının amiral gemisi Bitcoin 60 bin dolar seviyesinin altını test ederek 2025 Ekim ayında test ettiği zirvenin yarısına kadar geriledi. Gümüş bir günde %8’den fazla gerilerken, risk iştahı denince akla gelen teknoloji borsası Nasdaq tarihinin en sert düşüşlerinden birini yaşayarak %4’ten fazla geriledi. Savaşla birlikte güvenli liman edasıyla sığınılan dolar endeksi ise psikolojik 100 seviyesinin üzerine yükselerek son sekiz haftanın zirvesini test etti.
Yaşanan sert satış baskısını yalnızca güçlü gelen istihdam verisiyle açıklamanın da eksik kalacağını düşünüyoruz. Savaşın tetiklediği enerji şoku ve bozulan tedarik zincirleri enflasyon endişelerini yeniden gündemin üst sıralarına taşırken, faiz indirimi beklentilerinin büyük ölçüde ortadan kalktığını görüyoruz. Dahası, Fed vadeli faiz kontratları piyasasının yıl sonuna kadar 25 baz puan faiz artırımına %74 ihtimal tanıdığını da not etmemiz gerekiyor. Bu gelişmelerin gölgesinde doların piyasa faizi yeniden %4,60 seviyesine dayanırken, daha yüksek faiz beklentileri hâliyle hisse senetleri, kıymetli metaller ve kripto varlıklar açısından da önemli bir baskı unsuru olarak öne çıkıyor.
Son haftalarda yapay zekâ hisselerinin dudak uçurtan performansı karşısında kâr realizasyonu isteğinin artması da yaşanan büyük çaplı depremin önemli nedenlerinden biri olarak görüyoruz. Broadcom bilançosunun ardından hız kazanan bu süreçte, Çin’e yönelik çip satış kısıtlamalarından etkilenen Meta’nın olası hisse satışı hazırlıkları ve bu hafta gerçekleştirilecek SpaceX halka arzı nedeniyle büyük fonların nakit yaratma ihtiyacının arttığını düşünüyoruz. Bu nedenle, istihdam verisi sonrasında görülen satış dalgası ilk etapta panik havası yaratsa da, perde arkasında ciddi bir sermaye rotasyonu ve pozisyon değişiminin yaşandığını da göz ardı etmemek gerekiyor.
Fed’in faiz artırım sürecine tekrar geri döneceğini düşünen piyasaların tepkisini bir yere kadar anlayabiliyoruz. Halbûki istihdam tarafında güçlü sonuçlar ekonominin güçlü olduğu mânâsına gelerek tam tersi bir şekilde hisse senetlerine teorik de olsa alım getirmesi gerekmiyor muydu? Bu noktaya değinen Başkan Trump da sosyal medya hesabından yaşanan çöküşe atıfta bulunarak şaşkınlığını dile getirirken, bizler ise piyasaların ucuz para sistemine morfin misali ne kadar bağımlı olduğunu bir kez daha anlamış olduk.
Öte yandan, daha geniş çerçevede ise ABD’nin karşı karşıya olduğu asıl meselenin finansman tarafında şekillendiğini de göz ardı etmemek gerekiyor. Merkez bankalarının rezerv tercihlerinde altının ağırlığını artırmaya devam etmesi, ABD tahvillerine yönelik geleneksel talebin eskisi kadar güçlü olmamasına neden oluyor. ABD’nin devasa borç stoku düşünüldüğünde, ihracatı ve rekabet gücünü desteklemek amacıyla daha zayıf bir dolar ve daha düşük faiz ortamının teşvik edilmesi gerektiğini unutmamak gerekiyor! Kanaatimce son dönemlerde bu tema biraz gündemin gerisinde kalsa da, bir noktadan sonra tekrar kuvvetli bir şekilde hatırlanacaktır!
Bu bağlamda, Fed’in faiz artırma ihtimalinin yükselmesiyle tetiklenen satışların gölgesinde yaşanan kara cuma ardından bundan sonrasını da konuşmak isteriz. Fed elbette teorik olarak faiz artırımına yönelebilir lâkin bunun pratikte sanıldığı gibi kolay olmayacağını düşünüyoruz. Perşembe günü konuşan Hazine Bakanı Bessent enflasyonun geçici faktörlerle arttığını ve bu ortamda faiz artırmanın yanlış olacağını söylerken, Beyaz Saray ekonomi danışmanı Kevin Hassett (hatırlayın Fed Başkanlığı için adı geçmişti) enflasyon kontrol altında kaldığı sürece Fed’in faizleri artırmaması ve faiz indirimine gidebilecek alanının olduğunu savundu. Öte yandan faizleri indirmiyor diye Powell’ı her platformda acımasızca eleştiren Trump’ın Warsh’u seçme nedenini de çok süratli unuttuğumuzu düşünüyoruz.
Kuvvetle muhtemel, işler düzelmeden önce daha da kötüleşecektir. Hürmüz Boğazı ekseninde devam eden gerilim, ABD seçmeni için önemli bir gösterge niteliği taşıyan benzin fiyatları, Kasım ayında gerçekleştirilecek ara seçimler ve borsalarda yaşanan sert satışlar birlikte değerlendirildiğinde, mevcut tablonun siyasi ve ekonomik maliyetinin giderek arttığını görüyoruz. Özellikle tasarruflarının önemli bir kısmını hisse senetlerinde değerlendiren Amerikalı yatırımcıların maruz kaldığı kayıpların uzun süreli bir servet erozyonuna dönüşmesine izin verilmeyeceğini düşünüyoruz. Bununla birlikte, önümüzdeki hafta sonuçlanacak Fed toplantısına veya jeopolitik cepheden gelebilecek olası bir barış haberine kadar piyasalardaki satış baskısının sürme ihtimalini de göz ardı etmiyoruz.
Her ne kadar bundan sonrasını İran-ABD arasında bir anlaşmaya, petrol fiyatlarının gerilemesine bağlasak da, hafta sonu haber akışında İran’ın dondurulmuş varlıkları ile ilgili haber de dikkatimizden kaçmadı. Şöyle ki, ABD ile İran arasında üç ayı aşkın bir süredir devam eden çatışmaların ardından ilan edilen ateşkes kâğıt üzerinde yürürlükte olsa da sahadaki gelişmeler bunun oldukça kırılgan bir zeminde ilerlediğini gösteriyor. Hafta sonu haber akışında, ABD, İran’ın Kuveyt ve Bahreyn’e verdiği zararların karşılanması için İran’a ait dondurulmuş 24 milyar dolar varlığının kullanılmasının değerlendirdiğini okuyoruz. Tahran’ın dondurulan varlıklarına erişim talebinin müzakerelerin merkezine yerleştirdiği bir dönemde, ABD’nin bu çıkışı süreci daha da zorlu bir patikaya iterken, taraflar bir yandan dolaylı görüşmeleri sürdürürken diğer yandan Hürmüz çevresinde İHA ve füze geriliminin ise devam ettiğini görüyoruz.
Yeni gün ve haftaya başlarken, Kara Cuma sonrası başlayan satış dalgasının Asya piyasalarına da yayıldığını görüyoruz. Son dönemin yıldızı konumundaki Güney Kore borsası Kospi gün içinde %9’a yakın değer kaybetmesi ardından işlemlerin geçici olarak durdurulduğunu not etmemiz gerekiyor. Endeksin lokomotifleri olan Samsung Electronics ve SK Hynix hisselerinde %10’u aşan kayıplar görülürken, gösterge konumunda Nikkei endeksi son üç ayın en sert günlük düşüşünü yaşayarak %4,6 geriledi. Yapay zekâ teması etrafında şekillenen güçlü yükseliş hikâyesinin sorgulanmaya başlaması, ABD’de faiz artışı ihtimalinin yeniden masaya gelmesi ve yükselen tahvil faizleri risk iştahını belirgin şekilde törpülediğini görüyoruz. Japon Yeni dolar karşısında kritik bir seviye olarak görülen 160 seviyesinin üzerine çıkarken, Japon otoritelerin döviz piyasasına müdahâle ihtimalinin de yeniden arttığını görüyoruz.
Satış baskısını artıran bir diğer unsur ise Orta Doğu’da yeniden tırmanan jeopolitik gerilim oldu. İsrail’in İran’daki hedeflere yönelik saldırılarının ardından İran’ın misilleme olarak İsrail’e füze saldırıları düzenlemesi, petrol fiyatlarının haftaya %3’ü aşan yükselişle varil başına 96 doların üzerine çıkmasına neden oldu. Kırılgan zeminde ilerleyen ateşkes ve diplomatik temasların risk altına girmesi, doların güçlenmesi ve sıkı para politikası beklentilerinin kuvvet kazanmasıyla temkinli duruşun daha da belirginleştiğini görüyoruz. Bu hafta açıklanacak ABD enflasyon verisi, Avrupa Merkez Bankası’nın faiz kararı ve SpaceX halka arzı ise küresel piyasaların kısa vadeli yönü açısından belirleyici başlıklar olarak öne çıkıyor.
Altının ons fiyatı geçen haftayı neredeyse %5’e yakın düşüşle tamamlaması ardından çok konuşulan 200 günlük hareketli ortalamaların da altına sarktı. Benzer bir şekilde, gümüşün de ons fiyatı haftayı %10 düşüşle tamamlarken, 200 günlük ortalamasına kadar geri çekildi. Açıkçası, hareketli ortalamaları hiç dikkate almayan ve Ali Perşembe hocamızın teknik analiz ve trading disiplinini almış biri olarak, 11 Mayıs haftasında kıymetli metaller cephesinde var olan uzun pozisyonlarımızdan çıkmamız ardından bir süredir teknik görünümün pek de iç açıcı olmadığını paylaşmak suretiyle kenarda bekliyoruz. Benzer bir şekilde, Bitcoin cephesinde de 80 bin dolar seviyesine yönelik yükselişi yeterince inandırıcı bulmayarak biraz daha sabretme kararı almıştık.
Paranın piyasayı terk etmediğini sadece yeni hikâyenin peşine düştüğünü unutmuyoruz. Bu nedenle de bir süre sonra, fiyatlar yeteri kadar ucuzlayınca, yeniden alım iştahının başlayacağını düşünüyoruz. Yine de bugüne odaklanmak gerekirse, gümüşte 200 günlük ortalamaların geçtiği 67,75 dolar seviyesine dikkat edeceğiz. Seviyenin altında bir kapanış durumunda daha da aşağıda 61 dolar seviyesinin gündeme gelebileceğini düşünüyoruz. Altında ise 200 günlük hareketli ortalamaların altında satış baskısının devam etme ihtimaline paralel daha da aşağıda 4,100 dolar seviyesini konuşacağız. Bitcoin’in ise Şubat başında test ettiği 60 bin dolar seviyesini tekrar test etmesi ardından bu sabah 63 bin dolar seviyesine toparlandığını görüyoruz (bakınız grafikler).
Elbette tüm bunların nasıl olacağına ışık tutacak yegâne göstergenin ise dolar endeksinin (DXY) bundan sonraki seyri ile ilintili olacağını düşünüyoruz. Savaş öncesi döneme ait zayıf dolar temasının yerini savaşla birlikte güvenli limana sığınma isteği alırken, akabinde Fed’in faiz artırma olasılığının yüksek sesle telaffuz edilmesi de alımların hızlanmasına neden oldu. Haftayı psikolojik 100 seviyesinden tamamlayan DXY’nin teknik mânâda 100,50 seviyesinin üzerine gitmesi durumunda, yukarıda hızla 105 seviyelerinin gündeme gelebileceğinden endişe ediyoruz. Bu nedenle haftalık kapanışın 100,50 dolar seviyesinin üzerinde olup olmadığına dikkat edeceğiz (bakınız grafik).
Türkiye cephesinde haftanın son iş gününün en önemli gündem maddesi Mayıs ayı enflasyon verileri oldu. TÜİK verilerine göre tüketici fiyatları aylık bazda %1,71 artarken, yıllık enflasyon %32,61 seviyesine yükseldi. KKTC İstatistik Kurumu’nun açıkladığı verilere göre ise aylık enflasyon %2,06 olurken, yıllık enflasyon %37,28 seviyesine gerileyerek sınırlı da olsa bir yavaşlamaya işaret etti. İlk bakışta her iki ülkede de enflasyonun yüksek seyrini koruduğunu, ancak fiyat artışlarının sektörler arasında farklılaşmaya devam ettiğini görüyoruz.
Detaylara indiğimizde, Türkiye’de aylık bazda en sert artış %11,3 ile giyim ve ayakkabı grubunda yaşanırken, aynı kalemde KKTC’deki artış %1,55 ile oldukça sınırlı kaldı. Buna karşın yıllık bazda bakıldığında tablo tersine dönüyor; giyim ve ayakkabı fiyatları Türkiye’de son bir yılda %14,1 artarken, KKTC’de artış oranı %42,12 seviyesinde bulunuyor. Gıda ve alkolsüz içecekler grubunda Türkiye’de fiyatların aylık bazda %0,5 gerilemesi olumlu bir sürpriz olarak öne çıkarken, KKTC’de aynı grupta %1,10’luk artış kaydedildi. Öte yandan, TCMB’nin yakından takip ettiği çekirdek enflasyon göstergelerindeki yükseliş eğilimi, fiyatlama davranışlarında kalıcı bir iyileşmenin henüz sağlanamadığına ve enflasyonist baskıların ikincil etkilerle birlikte canlılığını koruduğuna işaret ediyor.
Bu gelişmeler ışığında, TCMB’nin Perşembe günü sonuçlanacak olağan Haziran ayı Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini sabit bırakacağını, buna karşın enflasyonla mücadele konusundaki kararlı ve şahin duruşunu koruyacağını düşünüyoruz. Yaklaşık üç yıldır devam eden dezenflasyon mücadelesinde önemli mesafe alınmış olsa da, 19 Mart sonrası yaşanan siyasî belirsizlikler ve son dönemde küresel ölçekte artan jeopolitik riskler sürecin arzu edilen hızda ilerlemesini zorlaştırdığını düşünüyoruz. Üstelik uzun süre yüksek faiz ortamında yaşamanın ekonomi üzerinde oluşturduğu yan etkiler de giderek daha görünür hâle geliyor.
Öte yandan, yıl sonu enflasyon beklentilerinin hedeflenen seviyelerin üzerinde şekillenmeye başlaması ve reel değerlenme üzerine kurulu kur politikasının ihracatçı kesim üzerindeki baskıyı artırması dikkat çekiyor. TL’nin son dönemde rekabet avantajını bir miktar yitirmesi, cari işlemler dengesi açısından soru işaretlerini beraberinde getirirken, TCMB’nin kontrollü ve kademeli kur artışı yaklaşımını en azından seçim sürecine kadar sürdürmek isteyeceğini düşünüyoruz. Türkiye’de döviz kuru, ekonomik gidişatın en yakından takip edilen göstergelerinden biri olmayı sürdürürken, mevcut koşullar altında kurda ani ve kontrolsüz hareketlere izin verilmesi ihtimalini oldukça düşük görüyoruz.
Yeni güne Türk mali piyasalarının da temkinli ve zayıf bir görünümle başlayacağını düşünüyoruz. Mayıs ayı enflasyon verilerinin beklentileri tam anlamıyla karşılayamaması, içeride yeniden yükselen siyasi tansiyon ve küresel piyasalarda Kara Cuma’dan bu yana devam eden satış dalgası risk iştahını baskılayan unsurlar olarak öne çıkıyor. Özellikle teknoloji hisselerinde başlayan küresel düzeltmenin Asya piyasalarına da yayılması, Borsa İstanbul üzerinde ilave baskı yaratabilir. USDTRY kuru güne 46,10 seviyesinden başlarken, Türkiye’nin beş yıllık CDS risk priminin ise 244 baz puan seviyesinde yatay seyrini koruduğunu görüyoruz. Tahvil cephesinde iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizinin %43,70 seviyesine doğru yükseldiğini not edelim.
Bu kadar kara haber ardından bültenimizi güzel bir haberle tamamlayalım. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) A Milli Futbol Takımı, CONIFA (Bağımsız Futbol Federasyonları Konfederasyonu) Avrupa Futbol Şampiyonası’nda Padanya’yı 6-1 mağlup ederek şampiyon oldu. Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FİFA) üyesi olmayan ülke ve özerk bölgelerin katıldığı turnuvadaki başarı KKTC’de sevinçle karşılandı.
Altın
Gümüş
Bitcoin
DXY
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Piyasalarda kara cuma: Bir günde trilyonlar silindi
Altın, Bitcoin ve borsa neden aynı anda çöktü? Fed korkusu küresel piyasaları vurdu… Likidite dönemi bitiyor mu? Tüm gözler Fed’de…Riskten kaçış başladı: Yatırımcılar ne yapmalı?
Yayınlanma:
3 gün önce|
05/06/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Küresel piyasalarda son günlerde alışılmışın dışında bir tablo yaşanıyor. Normal şartlarda jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde altın yükselirken, riskli varlıklar düşer. Ancak bu kez altın, gümüş, hisse senetleri ve kripto paralar aynı anda satış baskısı altında kaldı.
Yatırımcıların aklındaki soru şu: “Her şey neden aynı anda düşüyor?”
Cevap aslında tek bir başlıkta gizli: Likidite endişesi.
1. Fed korkusu yeniden sahneye çıktı
Birkaç ay öncesine kadar piyasalar ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimlerine başlayacağını fiyatlıyordu.
Ancak son dönemde açıklanan güçlü ABD istihdam verileri ve yüksek seyreden enflasyon, bu beklentiyi tersine çevirdi. Piyasalar artık faiz indirimlerinden çok faizlerin uzun süre yüksek kalabileceğini konuşuyor. Hatta bazı yatırımcılar yeniden faiz artırımı ihtimalini masaya koymaya başladı.
Faizlerin yüksek kalması ise küresel likiditenin daralmaya devam edeceği anlamına geliyor.
Likiditenin azaldığı ortamda;
- Altın düşer,
- Gümüş düşer,
- Kripto paralar düşer,
- Büyüme hisseleri düşer.
Çünkü piyasalar ucuz para ile beslenir.
2. Petrol yeniden enflasyon korkusu yaratıyor
ABD-İran hattındaki gerilim ve bölgede süren çatışmalar enerji fiyatlarını yüksek tutuyor.
Brent petrolün 95 dolar seviyelerine yaklaşması, küresel enflasyonun yeniden yükselme riskini gündeme taşıyor. Merkez bankalarının en büyük korkusu tam da bu: Enflasyon düşmeden faiz indirimi yapmak.
Bu nedenle piyasa şu mesajı satın alıyor: “Faizler beklenenden daha uzun süre yüksek kalabilir.”
Bu da tüm finansal varlıklar üzerinde baskı oluşturuyor.
3. Güvenli liman altın bile neden düşüyor?
Birçok yatırımcı için en şaşırtıcı gelişme altının da sert satış yemesi oldu.
Bunun nedeni jeopolitik risklerin azalması değil. Asıl neden, yükselen tahvil faizleri ve güçlenen dolar. ABD tahvilleri daha cazip hale geldikçe yatırımcıların bir kısmı altın pozisyonlarını azaltıyor. Son haftalarda ons altında görülen geri çekilmenin temel nedeni de bu.
Yani bu aşamada piyasa “güvenli liman” yerine “yüksek faiz getirisi” satın alıyor.
4. Bitcoin neden sert düştü?
Bitcoin artık eski Bitcoin değil.
Kurumsal yatırımcıların piyasaya girmesiyle birlikte Bitcoin’in teknoloji hisseleriyle korelasyonu belirgin şekilde arttı.
ETF’lerden yaşanan çıkışlar, kurumsal satışlar ve risk iştahındaki azalma Bitcoin’i baskı altına aldı. Son günlerde milyarlarca dolarlık çıkış yaşandığı bildiriliyor.
Bu nedenle Nasdaq satıldığında Bitcoin de satılıyor.
Eskiden “dijital altın” olarak görülen Bitcoin, bugün daha çok yüksek riskli teknoloji varlığı gibi fiyatlanıyor.
5. Asıl sebep: Aşırı iyimserlik
2025 sonu ve 2026 başında piyasalarda ciddi bir coşku oluşmuştu.
- Yapay zekâ hisseleri rekorlar kırdı.
- Kripto paralar güçlü yükseliş yaşadı.
- Altın tarihi zirvelere çıktı.
- Küçük ölçekli hisseler hızla değer kazandı.
Finansal piyasalarda aşırı iyimserlik dönemlerinin ardından sert düzeltmeler görülmesi yeni bir durum değil. Bugün yaşananların önemli bir bölümü de kaldıraçlı pozisyonların tasfiyesi ve kâr satışlarından kaynaklanıyor.
Piyasalar bir anlamda fazla köpüğü temizliyor.
Bundan sonra ne olacak?
Önümüzdeki günlerde üç veri belirleyici olacak:
1) ABD enflasyon verisi
Enflasyon düşerse Fed üzerindeki baskı azalacak.
2) 17 Haziran FOMC toplantısı
Fed’in vereceği mesajlar piyasaların yönünü belirleyecek.
3) Orta Doğu gelişmeleri
Petrol fiyatlarının yönü enflasyon beklentilerini doğrudan etkileyecek.
Eğer petrol yüksek kalmaya devam eder ve enflasyon düşmezse;
- Altında,
- Kripto paralarda,
- ABD borsalarında
yeni satış dalgaları görülebilir.
Ancak enflasyonun kontrol altına alınması ve Fed’in daha güvercin mesajlar vermesi halinde bugün yaşananlar tarih kitaplarında yalnızca “sert bir düzeltme” olarak yer alabilir.
Sonuç
Bugün yaşanan satışlar bir finansal krizden çok, küresel piyasalarda likidite beklentilerinin yeniden fiyatlanmasıdır.
Yatırımcılar artık şu soruya cevap arıyor: “Ucuz para dönemi gerçekten sona mı erdi?”
Bu sorunun cevabı, önümüzdeki birkaç haftada açıklanacak veriler ve Fed’in vereceği mesajlarla netleşecek.
Şimdilik görünen tablo şu: Piyasalar korkuyu fiyatlıyor, belirsizlik ise tüm varlık sınıflarını aynı anda vuruyor.
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Petrol ve dolar yükselirken Fed kaygıları risk iştahını bastırıyor
Yayınlanma:
4 gün önce|
04/06/2026Yazan:
BankaVitrini
Küresel mali piyasaların odağında Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler bulunmaya devam ederken, İsrail’in tutumunun barış sürecini zorlaştırdığı görüşünün giderek daha geniş kabul gördüğünü izliyoruz. Bu sabah İsrail ile Lübnan arasında ateşkesin uygulanmasına yönelik varılan anlaşma olumlu bir gelişme olarak öne çıksa da, bölgeden gelen çelişkili açıklamalar ve zaman zaman yeniden yükselen gerilim piyasaların temkinli duruşunu korumasına neden oluyor. Daha basit bir ifadeyle, piyasalar artık ‘anlaşma yakın’ yönündeki açıklamalardan çok, çatışmaların gerçekten durduğunu ve diplomatik sürecin somut sonuçlar ürettiğini görmek istiyor.
Bu minvalde yapay zekâ temalı hisselerde görülen kâr satışları ve Orta Doğu’da yeniden yükselen jeopolitik risklerin risk iştahını belirgin bir şekilde azaltmasıyla ABD borsalarının geceyi %1 civarında düşüşle tamamladığını görüyoruz. Dolar endeksi (DXY), Orta Doğu’da yeniden yükselen jeopolitik gerilimlerin etkisiyle güvenli liman talebinden destek alarak son iki ayın en güçlü seviyelerinde salınırken, İran’ın Kuveyt’e yönelik saldırıları ve Hürmüz Boğazı çevresindeki çatışmalar petrol fiyatlarının yüksek seviyesini korumasına neden oluyor. DXY’nin güç kazanması, ABD tahvil faizlerinin de yükselmesine neden olurken, Fed’in enflasyon baskıları nedeniyle faiz indirimlerini uzun süre erteleyebileceği beklentisi de piyasalar üzerinde ilave baskı kurmaya devam ediyor.
Tansiyonun barometresi konumunda olan Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, üç günlük kesintisiz yükseliş isteği ardından dün 99 dolar seviyesini test ederken, ABD ham petrol stoklarının beklentilerin iki katı kadar azalması da küresel petrol talebinin güçlü seyrettiğine işaret etti. Haber akışı sizin de takdir edeceğiniz üzere pek de olumlu düzlemde ilerlemezken, mevcut stresin üzerine 16-17 Haziran tarihinde düzenlenecek olağan Fed toplantısının da eklenmeye başladığını düşünüyoruz. Fed’in yeni başkanı Warsh, göreve yapay zekâ yatırımlarının ekonomiyi desteklediği ancak İran savaşı kaynaklı enerji maliyetlerinin enflasyonu yeniden hızlandırdığı zorlu bir dönemde başlıyor. Nitekim, Fed’in yayımladığı Beige Book raporu, birçok bölgede enerji fiyatlarındaki artışın nakliye, gıda ve gübre maliyetlerine yayıldığını, tüketicilerin ise daha fazla kredi kartı kullanıp harcamalarını temel ihtiyaçlara yönlendirdiğini gösterdi. Bu durum, ekonomik büyümenin yavaşladığı ancak enflasyonun yüksek kaldığı stagflasyon riskini yeniden gündeme taşıdığını belirtelim.
Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler, Hürmüz Boğazı’nın âdeta dünyanın boğazını sıktığı, enflasyon beklentilerinin yükseldiği ve tedarik zincirlerinin kırıldığı bir ortamda, faiz indirimi beklentilerinin yerini faiz artırımı ihtimaline bıraktığını görüyoruz. Bu sabah Fed vadeli işlemleri, yıl sonuna kadar faiz artışı olasılığını yaklaşık %51 olarak fiyatlıyor. Bu değişimin altını özellikle çizmek gerekiyor. Fed cephesinde büyüme ile enflasyonla mücadele tercihi arasında yaşanacak görüş ayrılıklarını merakla takip edeceğiz. Güvenli liman edasıyla son dönemlerde ön plana çıkan doların bir süre daha bu belirsizlik ortamında güçlü kalmasını, bunun da faizlerin yüksek seyretmesine zemin hazırlayabileceğini düşünüyoruz.
ABD borsalarının dün geceyi düşüşle tamamlaması ardından, yapay zekâ temalı hisselerin önemli oyuncularından Broadcom’un beklentilerin altında kalan gelir tahmini sonrası teknoloji ve yarı iletken hisselerinde satışlar hızlandı. Broadcom’un açıkladığı sonuçlar, yatırımcıların yüksek beklentilerini karşılayamayınca hisseler mesai sonrası işlemlerde %13’ten fazla değer kaybetti. Şirketin ikinci çeyrek gelirleri piyasa tahminlerinin hafif altında kalırken, üçüncü çeyrek için açıkladığı yapay zekâ çipi gelir beklentisi de beklentilerin gerisinde kaldı. Daha da önemlisi, yönetimin 2027 yılına ilişkin 100 milyar dolarlık yapay zekâ gelir hedefini yukarı yönlü revize etmemesi, piyasada büyüme ivmesinin yavaşlayabileceği endişelerini artırdı.
Havanın genel hatlarıyla olumsuz olması ve Broadcom’un açıkladığı sonuçlar ardından yeni gün başlangıcında Pasifik’in diğer ucunda hâkim rengin kırmızı olduğunu görüyoruz. Japonya’nın gösterge endeksi Nikkei, bir gün önce ulaştığı tarihi zirveden geri çekilmek suretiyle %2 gerilerken, ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de %0,5 civarında düşüşler görüyoruz. Japon Yeni dolar karşısında kritik 160 seviyesini tekrar test ederken, bu seviye, Japon yetkililerin geçmişte döviz piyasasına müdahale ettiği bölge olması nedeniyle yakından izleniyor. Her ne kadar Japonya Merkez Bankası’ndan bu ay faiz artırımı gelebileceğine yönelik beklentiler güçlense de, doların küresel belirsizliklerden aldığı destek YEN üzerindeki baskıyı sürdürüyor. Doların güçlü seyrine paralel EURUSD paritesi 1,16, GBPUSD paritesi ise 1,34 seviyelerinin diplerine kadar geriledi.
Risk iştahındaki bozulma kripto para piyasalarına da yansırken, Bitcoin ve Ethereum son dört ayın en düşük seviyelerini test etti. Dört hafta önce 83 bin dolar seviyesine dayanan Bitcoin bu sabah 61 bin dolar seviyelerine kadar gerilerken, küresel piyasalarda güvenli liman arayışının yeniden ön plana çıktığını not etmemiz gerekiyor. Güvenli limanın da bu günlerde dolar olması, faiz getirisi olmayan kıymetli metallerin tatsız bir seyir izlemesine neden oluyor. Altının ons fiyatı dün 4,425 dolar seviyesini test ederken, gümüş ise 72,50 dolar seviyesine kadar geriledi. Her ikisi de bu sabah tepki alımları ile sırasıyla 4,465 dolar 73,50 dolar seviyelerine yükselse de, teknik görünüm pek de iç açıcı olmadığını söylememiz gerekiyor. Haftalık kapanışı görerek daha sağlıklı yorum yapmaya gayret edeceğiz. Bir süre daha gelişmeleri takip etmek adına kenarda beklemeye devam ediyoruz.
Genel hatlarıyla Hürmüz düğümünün çözülemiyor olması, Fed’in de Warsh başkanlığında yaklaşan ilk olağan toplantısı küresel piyasaları gererken, Türkiye cephesinde ise bir önceki gün özellikle de bankacılık endeksi önderliğinde (BlackRock dedikodusu) yaşanan yükselişin ardından dün siyasi beklentilerin ağır basmasıyla kazanımların bir bölümünün geri verildiğine şahit olduk. BİST100 ana endeksi %1,7 gerilerken, bankacılık hisseleri ise %2’ye yakın geriledi. USDTRY kuru 46 seviyelerine doğru bebek adımlarıyla yükselişini sürdürürken, CDS risk priminin ise hafif de olsa yükselerek 242 baz puana geldiğini not edelim. Her ne kadar içeride siyasi gelişmeler ve dışarıda jeopolitik gelişmeler baskı unsuru yaratsa da, dün de belirttiğimiz üzere, ABD ile ilişkilerde yapıcı zeminin korunması, önümüzdeki ay Türkiye’de düzenlenecek NATO Zirvesi’ne ABD Başkanı Trump’ın da katılacağının açıklanması, Türkiye’nin giderek güçlenen jeo-ekonomik konumu büyük resimde dikkat çekmeye devam edeceğini düşünüyoruz.
Yurt içi yerleşiklerin Türk Lirası’na olan ilgisi devam ederken, mevduat tercihinde uzun süredir yaklaşık olarak %60 Türk Lirası, %40 yabancı para kompozisyonu da korunmaya devam ediyor. TCMB’nin kur oynaklığını yönetebilecek araç seti ile hareket alanını koruması nedeniyle, mevcut görünüm altında USDTRY kuru açısından da önemli bir risk görmediğimizin altını çizmek isteriz. Dün bu bağlamda, TCMB’nin haftalık bültenini yine yakından inceledik. TCMB’nin butlan kararı ardından 13 milyar dolar eriyen net yabancı para pozisyonu, 2 Haziran valörlü işlemlerde 4,2 milyar dolar toparlanma kaydettiğini görüyoruz. Manşet rakamın ise 20,8 milyar dolar seviyesine toparlandığını not edelim (bakınız grafik).
TCMB Net Yabancı Para Pozisyonu
TCMB Net Yabancı Para Pozisyonundan yaşanan günlük değişim
Emre Değirmencioğlu
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.025)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.579)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (565)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.976)
- GÜNCEL (4.418)
- GÜNDEM (3.551)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.672)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (575)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.417)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (55)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (9)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (796)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (106)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (51)
- Onur ÇELİK (49)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (91)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (18)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Resmi Gazete'de bugün (08.06.2026) 07/06/2026
- Trump'tan İran'ın saldırıları sonrası açıklama: Yeter artık 07/06/2026
- İran'dan İsrail'e füze saldırısı 07/06/2026
- Aziz Yıldırım yeniden Fenerbahçe Başkanı seçildi 07/06/2026
- Trump: Fed'in faiz artırması yanlış olur 07/06/2026
- OPEC+, Temmuz ayı için sembolik kota artışında anlaştı 07/06/2026
- Mükelleflere vergi cezası öncesi erken uyarı sistemi geliyor 07/06/2026
- OpenAI, "Süper App" stratejisine geçiş yapmaya hazırlanıyor 07/06/2026
- Savaşın 100. gününde değerli metaller baskı altında 07/06/2026
- Dünya Bankası'ndan 191,5 milyon euro "yeşil" kaynak 07/06/2026
SON YAZILAR
- Borsa Şirketlerin Kasası, Yatırımcının Zararı mı Oldu? 08/06/2026
- Kapkara bir Cuma’nın ardından satış dalgası Asya’ya da sıçradı 08/06/2026
- SASA’da PDT Krizi: Yatırımcısı nasıl zarar etti? 07/06/2026
- JPMorgan frene bastı, BofA kârı aldı 06/06/2026
- Üç Kamu Katılım Bankası Birleşiyor 06/06/2026
- Patron Hisseleri Oyunu Bitiyor mu? SPK Fiili Dolaşımı Yeniden Tanımladı 06/06/2026
- Piyasalarda kara cuma: Bir günde trilyonlar silindi 05/06/2026
- Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Faizin olduğu yerde bereket olmaz” 05/06/2026
- QNB Türkiye’den 400 milyon dolarlık sendikasyon kredisi 05/06/2026
- Orta Doğu gerilimi gölgesinde gözler ABD istihdam ve Türkiye enflasyonunda 05/06/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu







