Connect with us

GÜNDEM

HABİTAT: Pandemi nedeniyle her iki gençten biri gelecekten umutsuz, ‘ev genci’ dönemi var

Türkiye’de gençlerin yaşam kalitesini inceleyen ‘Türkiye’de Gençlerin İyi Olma Hali Araştırma Raporu’nun dördüncüsünün sonuçları online toplantı ile kamuoyuna açıklandı. Raporda, pandemi nedeniyle her iki gençten birinin mutsuz olduğu vurgulandı.

Yayınlanma:

|

Türkiye’deki kentli genç nüfusu temsil eden 16 ilde, 9-26 Nisan 2021 tarihlerinde 18-29 yaş arası bin 214 gencin katılımıyla yüz yüze görüşmelere dayalı olarak gerçekleştirilen araştırma, Habitat Derneği ve Infakto RW tarafından yürütüldü.

Saha çalışmalarının nisan ayında tamamlandığı dördüncü araştırmada pandeminin gençler üzerindeki etkisinin de ayrıntılı olarak ele alındığı açıklandı. 2017 yılında ilki yayınlanan ve literatüre ‘Ev Genci’ kavramını kazandırdığı ifade edilen Türkiye’de Gençlerin İyi Olma Hali Raporu’nda, pandemi sürecinde gençlerin gelecekten beklentileri, umut düzeyleri, öncelikleri, değişen alışkanları ve eğitimden memnuniyetleri gibi yüze yakın başlıkta veriler toplandığı belirtildi.

Raporda öne çıkan bulgular ise Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır ve Infakto RW’nin Kurucusu Prof. Dr. Emre Erdoğan’ın katılımıyla düzenlenen çevrim içi toplantı ile değerlendirildi.

“İSTİHDAMDA YER ALMADAN GEÇİRİLEN SÜRE ARTTIKÇA GELECEĞE YÖNELİK UMUTLAR AZALIYOR”

Raporun gençlerin memnuniyetini ve gelecekten beklentilerini birçok değişkene göre incelediğini aynı zamanda gençlerin bugünü ve yarını nasıl okuduklarına yönelik önemli veriler elde edildiğini belirten Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sezai Hazır şunları söyledi:

“Habitat Derneği olarak, yürüttüğümüz birçok proje kapsamında gençlerin kapasitelerini artırmak ve 21. yüzyıl yetkinlikleri ile donatılabilmeleri için çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Türkiye’nin 81 ilindeki 5 binden fazla gönüllümüzle birlikte aktif ve yoğun şekilde yürüttüğümüz çalışmaların sahadaki karşılığını gözlemlemek ve yapılan çalışmaların etkisini ölçebilmek için birçok araştırmaya da imza atıyoruz. Gençlerin yaşamdan memnuniyetlerine bakıldığında, memnuniyeti belirleyen birincil faktörün çalışma durumu olduğu ön plana çıkmaktadır. Araştırmaya göre, gençlerin genel memnuniyet düzeyi yüzde 50 iken, bu oran çalışanlarda biraz daha yüksek olup yüzde 55 olarak gözlemlenmektedir. Öğrencilerin ve ev gençlerinin yüzde 48’i hayatından memnun olduğunu belirtirken memnuniyetin en düşük olduğu grup iş arayanlar olarak ortaya çıkmıştır. İş arayan gençlerin ise yalnızca yüzde 38’i hayatından memnun olduğunu belirtmektedir. Yaşamdan memnuniyete paralel olarak gelecekten umutlu olanların en az olduğu grup ise tahmin edilebileceği üzere yine iş arayan gençlerdir. İş arayan gençlerin arasında geleceğe umutla bakanların oranı 2020 yılında yayınlanan bir önceki rapora göre 10 puan azalarak, yüzde 32’ye düştüğü görülmektedir.”

“ONLİNE EĞİTİM VE İŞ FIRSATLARININ AZLIĞI ÖĞRENCİLERİ UMUTSUZLUĞA SÜRÜKLEDİ”

Öğrencilerin önemli bir bölümünün özellikle pandemi nedeniyle çevrim içine taşınan eğitiminden memnun olmadığının altını çizen Hazır, rapora ilişkin açıklamalarına şöyle devam etti:

“Gençler arasında çevrim içi eğitimden memnuniyetsizliğin yüksek olduğunu ve almış oldukları lisans eğitiminin hali hazırda kıt iş fırsatlarının olduğu bir piyasada rekabete girmek için yetersiz olduğu kanısının giderek kanıksandığını görüyoruz. Bu durumun gençleri üniversite eğitimlerini yarıda bırakmaya ya da farklı bir ülkeye yerleşmek gibi daha radikal kararlar almaya ittiğini gözlemliyoruz. Raporda bir önceki yıl yayınlanan ‘Gençliğin İyi Olma Hali 3’ raporu ile kıyaslandığında yaklaşık 12 puanlık bir artış ile yaşamına başka bir ülkede devam etmek isteyen gençlerin oranı yüzde 43’e yükseldiği açıklandı. Eğitimine başka bir ülkede devam etmek isteyen gençlerin oranı ise bir önceki yıla oranla 7 puan artış göstererek, yüzde 28,5’e yükselmiştir. Yaşamına başka bir ülkede devam etmek isteyen gençlerin tercih ettiği ilk üç ülkenin sırasıyla Almanya, Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa oldu.”

“GENÇLER, TOPLUMSAL DEĞER YARATABİLECEKLERİ, ÇALIŞTIKLARI İŞTE KARAR ALMA SÜREÇLERİNDE AKTİF OLABİLECEKLERİ VE SOSYALLEŞEBİLECEKLERİ İŞLERİ TERCİH EDİYOR”

Gönüllük algısının Türkiye özelinde hala istenilen seviyede olmadığını belirten Hazır, “Ekonominin durumu ile de doğru orantılı olarak gençlerin önemsedikleri konuların başında iyi para kazanabilecekleri bir işte çalışıyor olmalarının geldiği görülmektedir. Bunun yanı sıra araştırmada, karar alma süreçlerinde etkin rol oynayabilecekleri, doğrudan başka insanlara yardım edebilecekleri ve birçok farklı kişi ile sosyalleşebilecekleri işleri tercih edeceğini belirten genç sayısında önemli bir artış gözlemlenmektedir. Tüm bu çıktıları değerlendirdiğimizde, sivil toplumun bir kariyer alanı olarak kabul görmeye başlandığı söylenebilir. Fakat, gençlerin gönüllük algılarına baktığımızda ise halen gönüllü faaliyette bulunan gençlerin oranının Avrupa ve Dünya geneli ile kıyaslandığında oldukça geride olduğunu görüyoruz. Araştırma çalışmamıza katılan gençlere ‘Herhangi bir ücret almadan gönüllü bir işte veya bir sivil toplum kuruluşunda hiç çalıştınız mı?’ sorusunu yönelttiğimizde, sadece yüzde 9’unun böyle bir gönüllü faaliyette bulunduğunu, yüzde 91’inin geçmişinde böyle bir deneyimi bulunmadığını görüyoruz. Mevut durumdaki bu ikilemin ortadan kaldırılması ve gönüllük algısının geliştirilmesi özelinde hala alınması gereken çok yol olduğu dikkat çekiyor” açıklamasında bulundu.

“AİLESİ VE YAKIN ÇEVRİSİNDE KORONAVİRÜSTEN ETKİLENEN KİŞİ SAYISINDA ARTIŞ GÖRÜLÜYOR”

Açıklamaya göre raporda 2020’de gençlerin, başına geldiğini en fazla belirttikleri olayın, bu dönemde ödeyemedikleri kira, elektrik, su gibi masrafları olduğu fark edilmekteyken (yüzde 26), 2021’de gençlerin en fazla belirttikleri olayın Koronavirüs sebebiyle ailelerinden birinin hastalandığı olduğu görülmektedir. (yüzde 39). Koronavirüs sebebiyle ailesinden birinin hastalandığını belirten gençlerin oranında geçen yıla kıyasla 27 puanlık artış olmuştur.

“GENÇLER KORONAVİRÜSÜ DAHA ÇOK MADDİ YÖNDEN GÖĞÜSLEMEK ZORUNDA KALDI”

Bankadan ya da tanıdıklardan borç aldığını belirten gençlerin oranı 2020’ye oranla 7 puanlık bir artarak yüzde 25’e çıktığı söylendi.  Bu dönemde eğitimine ara vermek zorunda kaldığını belirten gençlerin oranının ise geçen yıla göre 5 puan artarak, yüzde 21’e yükseldiği vurgulandı.

“DÜŞÜK GELİR GRUBUNDAKİ GENÇLER PANDEMİNİN ETKİLERİNİ DAHA SERT BİR ŞEKİLDE DENEYİMLEDİ”

Pandeminin eşitsizlikleri artırdığı, olumsuz etkilerin düşük gelir grubuna dahil gençlerde daha fazla olduğu ifade edilen raporda, hane halkı geliri 3 bin lira ve altında olan gençlerin yüzde 52’si bu dönemde ödeyemediği kira, elektrik, su gibi masrafları olduğunu belirtirken, yüzde 51’inin ise bankadan ya da tanıdıklardan borç aldığını söyledikleri belirtildi.

“GENÇLERİN ÜÇTE İKİSİ AŞI OLMAYI DÜŞÜNÜYOR”

Raporda belirtilen verilere göre gençlerin üçte ikisi kendi yaş gruplarına aşı uygulanmaya başlandığında aşı olmayı düşündüğünü söylemektedir. Görüşülen gençlerin yüzde 66’sı aşı olmayı düşündüklerini ifade ederken, aşı olmayı düşünmediğini belirten gençlerin oranı yüzde 32’dir.

Türkiye yakın zamanda bir koronavirüs aşısı geliştirirse bu aşıyı olup olmayacaklarını sorulduğunda ise; gençlerin yüzde 64’ünün bu soruya olumlu yanıt verdiği, Türkiye’nin geliştirdiği aşıyı olmayı düşünmediğini belirtenlerin oranı ise yüzde 34 olduğu belirtildi.

“GENÇLER KORONAVİRÜSE DAİR GELİŞMELER ÖZELİNDE EN ÇOK YAKIN ÇEVRESİ VE RESMİ MAKAMLARA GÜVENİYOR”

Raporda sık bilgi alınan ve en çok güven duyulan bilgi kaynağının gençlerin aileleri olduğu görülürken diğer sık bilgi alınan ve güvenilen kaynakların gençlerin arkadaşları ve Sağlık Bakanlığı’nın açıklamaları olduğu belirlendi. Ayrıca televizyondaki haber bültenleri de gençler tarafından sıklıkla kullanılan diğer bir bilgi kaynağı olarak öne çıkıyor.

“GENÇLER YENİ EĞİTİM DÖNEMİ İÇİN YÜZ YÜZE EĞİTİMİ TERCİH EDİYOR”

Gençlerin yüzde 78’i 2021 – 2022 eğitim yılında yüz yüze eğitimi tercih ettiğini belirtilen raporda, uzaktan eğitimi tercih edenlerin oranı ise yüzde 11’dir. Buna paralel olarak gençlerin dörtte üçü, yüz yüze eğitimin uzaktan eğitime göre daha faydalı olduğunu düşünmektedir. Uzaktan eğitimi faydalı bulanların oranı yüzde 10 iken, iki eğitim şekli arasında bir fark olmadığını düşünenlerin oranı ise yüzde 3’tür.

“GENÇLER GEÇMİŞE ORANLA KENDİLERİNİ DAHA AZ GÜVENDE HİSSEDİYOR”

Raporda en genç erkeklerde hem de genç kadınlarda yaşadıkları yerde hava karardıktan sonra kendilerini güvende hissetme oranları önceki yıl ile karşılaştırıldığında düşüş göstermektedir. 2021 yılında hava karardıktan sonra kendilerini güvende hissettiğini belirten genç erklerin oranı 2020 yılına kıyasla 5 puan azalarak yüzde 63’e gerilerken, genç kadınlarda ise 2020 yılına kıyasla 8 puanlık bir azalış ile yüzde 45 olarak ölçülmektedir.

“KENDİNİ ÖNCEKİ KUŞAKLARA ORANLARA DAHA ŞANSLI HİSSEDEN GENÇLERİN SAYISI HER GEÇEN GÜN AZALIYOR”

Araştırmaya katılan gençlere ebeveynleriyle karşılaştırdıklarında kendilerini daha mı şanslı yoksa daha mı şanssız hissettiklerinin sorulduğu belirtildi. Buna göre 2020 yılında gençlerin yüzde 44’ü kendilerini anne babalarından daha şanslı hissederken 2021 yılında bu oran yüzde 38’e düştüğü belirlendi. Böyle bir tablonun ortaya çıkışında genç işsizlik oranın yüksek oluşu ve hali hazırda çalışmakta olan gençlerin ise beklentilerinin altındaki maaşlarla çalışmak durumunda kalmasının önemli bir etken olarak görülebileceği ifade edildi. Ayrıca alım gücünün düşmesiyle gençlerin temel sayılabilecek ihtiyaçlarını bile ailelerine bağımlı olmadan karşılamalarının güçleşmesinin bu algının kuvvetlenmesine yol açtığı belirlendi.

“GENÇLER YAŞADIKLARI KENTİ, KÜLTÜR VE SANAT FAALİYETLERİ BAKIMINDAN YETERSİZ BULUYOR”

Yaşadığı kentten memnun olan gençlerin oranı yüzde 79 olduğu belirlenen raporda, memnuniyetsizliğin en yoğun olduğu alan kültür ve sanat faaliyetlerinin olduğu ifade edildi. Sinema ya da tiyatro gibi kültürel faaliyetlerden memnun olduğunu belirten gençlerin oranının ise yüzde 54 olduğu söylendi.

 “DAHA  AZ BETON DAHA ÇOK YEŞİL ALAN VE DAHA ÖZGÜR KENTLER”

Raporda başka bir şehirde yaşam isteyen gençlerin tercihlerinde birinci sırayı İzmir’in aldığı belirtildi. Yaşadıkları şehir haricinde başka bir şehre taşınmak istediğini ifade eden gençlere neden böyle düşündükleri sorulduğunda ise yüzde 33’ü yaşam kalitesi, doğası, havasının güzel olması ve ulaşımın kolay olması sebebiyle, yüzde 23’ü yaşam şartları, ekonomik koşullar daha kolay olduğu için ve yüzde 17’si sosyal imkanlar sebebiyle taşınmak istediğini ifade ettiği belirtildi.

DHA

Okumaya devam et

GÜNCEL

Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi: Yönetici İstismarı Bağışları, Kurumsal İtibarı ve Toplumsal Dayanışmayı Nasıl Çökertiyor?

Haber Analiz | Bankavitrini.com

Dernek ve vakıflar, toplumun en önemli sosyal sermaye kurumları arasında yer alır. Eğitimden sağlığa, kültür-sanattan afete kadar birçok alanda kamu hizmetini tamamlayıcı rol üstlenirler. Bu kurumların en büyük sermayesi ise para değil, güvendir.

Ancak son yıllarda gerek Türkiye’de gerekse dünyada bazı dernek ve vakıflarda ortaya çıkan yönetim zafiyetleri, usulsüzlük iddiaları, çıkar çatışmaları ve kişisel menfaat amaçlı uygulamalar yalnızca ilgili kurumu değil, aynı alanda faaliyet gösteren tüm sivil toplum kuruluşlarını olumsuz etkilemektedir.

Araştırmalar, bağışçıların en önemli karar kriterinin “kuruma duyulan güven” olduğunu gösteriyor. Güven kaybı yaşandığında bağışlar azalıyor, gönüllüler uzaklaşıyor, sponsorlar geri çekiliyor ve kurumların uzun yıllarda oluşturduğu itibar kısa sürede yok olabiliyor.

Dernek ve vakıfların gerçek sermayesi paradan önce güvendir

Bir şirket müşteri kaybettiğinde reklam yaparak yeni müşteri bulabilir.

Bir banka sermayesini artırabilir.

Bir sanayi şirketi yeni yatırımcı bulabilir.

Ancak; bir dernek veya vakıf güvenini kaybettiğinde yerine koyması en zor varlığını kaybetmiş olur.

Çünkü bağış;

  • zorunlu değildir,
  • tamamen gönüllülük esasına dayanır,
  • güven ortadan kalktığında ilk kesilen kaynak haline gelir.

Yönetici istismarının en sık görülen biçimleri

Her usulsüzlük mutlaka suç teşkil etmeyebilir; ancak etik açıdan ciddi güven kaybına yol açabilecek uygulamalar şunlardır:

Mali istismar

  • bağışların amacı dışında kullanılması
  • kayıt dışı harcamalar
  • şeffaf olmayan muhasebe
  • belge eksiklikleri

Yetki istismarı

  • kararların tek kişi tarafından alınması
  • yönetim kurulunun devre dışı bırakılması
  • aile bireylerinin yönetimde yoğunlaşması

Çıkar çatışması

  • yöneticilerin kendi şirketlerinden mal veya hizmet alınması
  • yakın akrabalara iş verilmesi
  • ihalesiz alımlar

İtibar istismarı

  • kurum adının kişisel kariyer için kullanılması
  • siyasi veya ticari çıkar sağlanması
  • bağışçı bilgilerinin amacı dışında kullanılması

Güven kaybının ilk etkisi bağışlarda görülür

Bağışçı psikolojisi oldukça nettir.

Bağış yapan kişi şunu düşünür: “Param gerçekten ihtiyaç sahiplerine ulaşıyor mu?”

Bu sorunun cevabı net değilse;

  • düzenli bağışlar durur,
  • yeni bağışçı kazanımı zorlaşır,
  • kurumsal sponsorlar uzaklaşır,
  • uluslararası fonlar risk görmeye başlar.

Akademik çalışmalar, dolandırıcılık veya varlık kötüye kullanımı haberlerinin ardından bağışların düştüğünü; etkin şeffaflık, kayıpların telafisi ve yönetişim reformlarının ise güveni kısmen yeniden tesis edebildiğini göstermektedir.

En büyük zarar masum dernek ve vakıflara olur

Bir kurumdaki skandal; aynı alanda çalışan yüzlerce dürüst kuruluşu da etkiler.

Örneğin;

Bir çocuk vakfında yaşanan mali usulsüzlük haberi; diğer çocuk vakıflarının da bağışlarını azaltabilir.

Bir sağlık derneğindeki skandal; tüm sağlık STK’larına duyulan güveni zayıflatabilir.

Bu durum literatürde “güven bulaşıcılığı” olarak da değerlendirilmektedir.

Gönüllüler de kurumdan uzaklaşır

Bağış kadar önemli diğer unsur; gönüllü insan kaynağıdır.

Güven kaybı yaşayan kurumlarda;

  • uzmanlar görev almak istemez,
  • genç gönüllüler ayrılır,
  • yönetim kurullarına kaliteli isim bulmak zorlaşır.

Sonuçta kurum yalnızca finansal değil; aynı zamanda insan sermayesini de kaybeder.

Kurumsal sponsorlar neden çekilir?

Büyük şirketler; Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) bütçelerini aktarırken şu kriterlere bakar:

  • bağımsız denetim
  • mali raporlar
  • yönetişim yapısı
  • itibar riski
  • şeffaflık

Şüpheli görülen kurumlar sponsorluk listelerinden çıkarılabilir.

Çünkü sponsor şirket de kendi marka değerini korumak ister.

Uluslararası fonlar ilk olarak yönetişime bakıyor

Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, uluslararası kalkınma kuruluşları; yalnızca proje kalitesine değil; aynı zamanda;

  • yönetim yapısına,
  • iç kontrol sistemine,
  • etik kurallara,
  • çıkar çatışması politikalarına,
  • bağımsız denetime

büyük önem veriyor. Güçlü iç kontrol, risk yönetimi ve bağımsız denetim mekanizmalarının yolsuzluk ve kaynak israfı riskini azalttığı uluslararası standartlarda vurgulanmaktadır.

Dünyadan dikkat çeken örnekler

Amerikan Kızılhaçı (American Red Cross)

Bazı afet bağışlarının kullanımına ilişkin eleştiriler sonrası kurum uzun süre kamuoyu baskısıyla karşılaştı.

Wounded Warrior Project (ABD)

Yönetim harcamaları ve lüks harcama iddiaları bağışlarda ciddi düşüşe neden oldu.

Oxfam

Bazı ülkelerde yaşanan etik skandallar sonrasında;

  • bağışlarda azalma,
  • üst yönetim değişikliği,
  • kapsamlı yönetişim reformları gündeme geldi.

Bu örnekler, tek bir yönetişim krizinin küresel ölçekte itibar kaybına yol açabileceğini gösteriyor.

İyi yönetişim nasıl sağlanır?

Uzmanlara göre güçlü bir dernek veya vakıfta şu mekanizmalar bulunmalıdır:

  • bağımsız denetim
  • düzenli faaliyet raporları
  • kamuya açık mali tablolar
  • yönetim kurulu etkinliği
  • etik komitesi
  • çıkar çatışması politikası
  • ihbar mekanizması
  • görev sürelerinin sınırlandırılması
  • profesyonel iç kontrol sistemi
  • dijital bağış izleme altyapısı

OECD, dürüstlük kültürünün ve yönetişim mekanizmalarının sadece yasal düzenlemelerden değil, bunların etkin uygulanmasından beslendiğini vurgulamaktadır.

Türkiye açısından çıkarılacak dersler

Türkiye’de binlerce dernek ve vakıf; eğitim, sağlık, afet, kültür, çevre ve sosyal yardım alanlarında çok önemli çalışmalar yürütüyor.

Ancak birkaç olumsuz örnek; bütün sektörün itibarını zedeleyebiliyor.

Bu nedenle;

  • şeffaflık
  • hesap verebilirlik
  • bağımsız denetim
  • profesyonel yöneticilik
  • güçlü iç kontrol

artık bir tercih değil, kurumsal sürdürülebilirliğin temel şartı haline gelmiş durumda.

Sonuç

Dernek ve vakıfların en büyük varlığı sahip oldukları bina, araç veya banka hesapları değildir.

Asıl sermayeleri; toplumun güvenidir.

Bu güvenin kaybedilmesi;

  • bağışların azalmasına,
  • gönüllülerin uzaklaşmasına,
  • kurumsal sponsorların çekilmesine,
  • uluslararası fonların kesilmesine,
  • sosyal projelerin durmasına,
  • en önemlisi ise toplumun dayanışma kültürünün zayıflamasına neden olur.

Bir yöneticinin kısa vadeli kişisel çıkarı için yaptığı hata, yalnızca temsil ettiği kuruma değil; aynı amaca hizmet eden yüzlerce dürüst sivil toplum kuruluşuna da zarar verebilir. Bu nedenle güçlü yönetişim, etik yönetim ve hesap verebilirlik; dernek ve vakıflar için yalnızca hukuki bir yükümlülük değil, varlıklarını sürdürebilmelerinin temel güvencesidir.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin

Yayınlanma:

|

Kamu Bankası Çalışanına Yok, Bazı Meslek Gruplarına Var… Tartışma Büyüyor

Türkiye’de yeşil pasaport (hususi damgalı pasaport) uzun yıllardır belirli kamu görevlileri ve bazı özel statülü meslek gruplarına tanınan önemli bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Son dönemde ise bu kapsamın genişletilmesine yönelik peş peşe kanun teklifleri TBMM’ye sunulurken; ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri olan bankacılık sektörünün bu hakkın tamamen dışında bırakılması sektör içinde yeniden tartışılmaya başlandı. Meclis gündemine mühendislerden mimarlara, diş hekimlerinden veteriner hekimlere kadar birçok meslek grubu için yeşil pasaport teklifleri gelirken, yaklaşık 200 bini aşkın bankacıyı temsil eden sektör için bugüne kadar benzer bir düzenleme bulunmuyor.

Bankacılar neden bu talebi dile getiriyor?

Bankacılık artık yalnızca kredi kullandıran klasik bir sektör olmaktan çıktı.

Bugün bankacılar;

  • Uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışıyor,
  • Avrupa ve ABD’deki regülasyonları takip ediyor,
  • Basel kriterleri,
  • AML/KYC,
  • FATF,
  • ESG,
  • Dijital bankacılık,
  • Yapay zeka,
  • Siber güvenlik,
  • SWIFT,
  • uluslararası ödeme sistemleri gibi konularda sürekli yurtdışı temasları yürütüyor.

Özellikle;

  • dış ticaret finansmanı,
  • proje finansmanı,
  • yatırım bankacılığı,
  • sendikasyon kredileri,
  • ihracat finansmanı,
  • fintech iş birlikleri

gibi alanlarda çalışan binlerce bankacı yıl içerisinde çok sayıda uluslararası seyahat gerçekleştirmek zorunda kalıyor.

Bankacılık sektörü temsilcilerine göre bu durum, yeşil pasaport talebinin temel gerekçelerinden biri haline geliyor.

Kamu bankalarında çalışanlar da alamıyor

İşin dikkat çeken yönlerinden biri ise;

Türkiye’nin en büyük kamu bankaları olan;

  • Ziraat Bankası
  • Halkbank
  • VakıfBank

çalışanlarının büyük bölümünün de yeşil pasaport hakkına sahip olmaması.

Sadece özelleştirme öncesi belirli statülerde görev yapan bazı eski personeller için geçmişten gelen özel hükümler bulunurken, günümüzde göreve başlayan kamu bankası çalışanları bu kapsamın dışında kalıyor.

Bu nedenle sektör içinde; “Kamu adına çalışan bankacıya bile yeşil pasaport verilmezken, farklı birçok meslek grubu için yeni teklifler hazırlanıyor” eleştirileri dile getiriliyor.

Kimler bugün Yeşil Pasaport alabiliyor?

Mevcut mevzuata göre başlıca gruplar şunlar:

Kamu kesimi

  • 1., 2. ve 3. derece devlet memurları
  • Aynı derecedeki bazı sözleşmeli kamu görevlileri
  • Emekli olduktan sonra bu hakkı koruyan kamu görevlileri

Siyasi görevler

  • Eski milletvekilleri
  • Eski bakanlar

Yerel yönetimler

  • Büyükşehir belediye başkanları
  • İl ve ilçe belediye başkanları (görev süresince)

Devlet sporcuları

Uluslararası başarı kazanmış devlet sporcuları

İhracatçılar

Belirli ihracat hacmini sağlayan ihracatçı firmaların yetkilileri de belirli kontenjanlar dahilinde hususi damgalı pasaport alabiliyor.

TBMM’de hangi meslek grupları için teklifler var?

Son dönemde Meclis’e sunulan teklifler incelendiğinde kapsamın giderek genişletilmeye çalışıldığı görülüyor.

Mühendisler

En az 15 yıl kıdeme sahip TMMOB üyeleri için yeşil pasaport verilmesini öngören teklif İçişleri Komisyonu’nda bekliyor.

Mimarlar

Mühendislerle birlikte teklif kapsamında yer alıyor.

Diş Hekimleri

15 yıl kıdeme sahip diş hekimleri için teklif verildi.

Veteriner Hekimler

Aynı teklif içerisinde bulunuyor.

Avukatlar

Belirli kıdeme sahip avukatlara yönelik farklı kanun teklifleri de Meclis gündemine taşındı.

Bankacılar neden kapsam dışında?

Aslında bankacılık;

  • Türkiye’nin finansal istikrarını yöneten,
  • ihracatı finanse eden,
  • yatırımları organize eden,
  • dış finansmanı sağlayan,
  • uluslararası sermaye girişlerinde kritik rol oynayan

stratejik sektörlerden biri.

Bugün;

  • sendikasyon kredileri,
  • Eurobond işlemleri,
  • IFC,
  • EBRD,
  • Dünya Bankası,
  • Asya Altyapı Yatırım Bankası,
  • uluslararası yatırım fonları

ile sürekli temas halinde çalışan binlerce bankacı bulunuyor.

Buna rağmen sektör çalışanlarının hiçbirinin meslekleri nedeniyle yeşil pasaport hakkı bulunmuyor.

Dünyadaki uygulamalar ne gösteriyor?

Birçok ülkede pasaport ayrıcalıkları daha çok diplomatik statüye bağlı olarak veriliyor.

Ancak iş insanlarına ve stratejik sektör çalışanlarına;

  • hızlı vize,
  • uzun süreli çok girişli vizeler,
  • fast-track uygulamaları,
  • güvenilir yolcu programları

gibi kolaylıklar sağlanıyor.

Türkiye’de ise bu kolaylıkların önemli bölümü ihracatçılar için uygulanırken bankacılık sektörü aynı kapsamda değerlendirilmiyor.

Sektörün ekonomik büyüklüğü

Türk bankacılık sektörü;

  • yaklaşık 200 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor,
  • Türkiye ekonomisinin finansmanını yürütüyor,
  • yüz milyarlarca dolarlık dış finansman işlemlerini organize ediyor,
  • ihracat finansmanının ana aktörü konumunda bulunuyor.

Bu nedenle sektör temsilcileri; “uluslararası rekabet gücü açısından bankacılara da belirli kriterlerle yeşil pasaport verilmesi gerektiğini” savunuyor.

Olası model ne olabilir?

Tüm bankacılara sınırsız bir hak yerine;

örneğin;

  • en az 15 yıl kıdeme sahip,
  • BDDK lisanslı bankalarda çalışan,
  • uluslararası işlemlerde görev yapan,
  • belirli unvan seviyesine ulaşmış

bankacılar için kademeli bir model oluşturulabileceği ifade ediliyor.

Benzer kriterler ihracatçılar ve bazı meslek grupları için zaten uygulanıyor.

Bankavitrini Analizi

Kamu yönetimi, yeşil pasaportu yıllar içinde yalnızca kamu görevlilerine özgü bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp belirli ekonomik ve mesleki katkı sağlayan grupları da kapsayacak şekilde genişletmeye başladı.

Mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veteriner hekimler ve avukatlar için peş peşe teklifler hazırlanırken; Türkiye ekonomisinin finansmanını sağlayan bankacılık sektörünün bu tartışmaların dışında kalması dikkat çekiyor.

Özellikle kamu bankalarında görev yapan ve kamu adına uluslararası finansal ilişkileri yöneten profesyoneller açısından da bu durum “eşitlik” tartışmasını beraberinde getiriyor.

Bankacılara yeşil pasaport verilmesi, yalnızca bir seyahat kolaylığı değil; Türkiye’nin finans sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırabilecek, finans diplomasisini destekleyebilecek ve sektör çalışanlarına verilen kurumsal değerin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde TBMM gündemine bankacılık sektörü için de benzer bir kanun teklifinin gelip gelmeyeceği, finans çevrelerinin yakından takip edeceği başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Yurt Dışı Eğitim mağdurları: Chargeback ile Para İadesi Alabilir

Yurt Dışındaki Okula Kayıt Yaptırıp Eğitim Alamayan Öğrenciler Dikkat! Kredi Kartıyla Ödenen Eğitim Ücretleri Geri Alınabilir mi?

Yayınlanma:

|

Alınmayan Hizmet İçin Chargeback (Ters İbraz) Hakkı Gündemde

Son dönemde özellikle dil okulları, yaz okulları, üniversite hazırlık programları ve özel eğitim kurumlarına kayıt yaptıran çok sayıda Türk öğrenci ve veli; vize reddi, okulun kapanması, programın iptal edilmesi, eğitimin başlamaması veya vaat edilen hizmetin sunulmaması gibi nedenlerle önemli mağduriyetler yaşamaya başladı.

Bu mağduriyetlerin önemli bir bölümünde ödemeler kredi kartı ile gerçekleştirildi.

Oysa birçok tüketicinin bilmediği önemli bir hak bulunuyor: Kredi kartıyla ödenen ancak karşılığında hizmet alınamayan eğitim ücretleri için bankaya “Chargeback (Ters İbraz / Harcama İtirazı)” başvurusu yapılabiliyor.

Bankacılık sektörü açısından bu süreç oldukça teknik olmakla birlikte, uluslararası kart kuruluşlarının kuralları tüketicilere önemli korumalar sağlıyor.

Bankaya Başvurmak İlk Adım

Öncelikle unutulmaması gereken konu şudur: Burada dava açılması ilk aşama değildir.

İlk yapılması gereken işlem; Ödemeyi yapılan kredi kartını çıkaran bankaya harcama itirazında bulunmaktır.

Bu işlem bankacılık sektöründe;

  • Chargeback
  • Ters İbraz
  • Harcama İtirazı
  • Dispute

olarak adlandırılır.

Chargeback Nedir?

Chargeback; Kart sahibinin; “Ben bu hizmeti alamadım” veya “Satıcı sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmedi” iddiasıyla bankasından yaptığı resmi geri ödeme talebidir.

Burada dikkat edilmesi gereken konu; Bu hak yalnızca dolandırıcılık işlemleri için değildir.

Aynı zamanda;

  • hizmet verilmemesi
  • eksik hizmet
  • iptal edilen organizasyon
  • kapanan okul
  • hiç başlamayan eğitim

gibi durumlarda da kullanılabilir.

Eğitim Hizmeti İçin de Geçerlidir

Visa ve Mastercard kurallarına göre; “Hizmet sunulmaması” chargeback sebeplerinden biridir.

Bu nedenle;

  • yurtdışı dil okulu
  • üniversite
  • yaz okulu
  • eğitim danışmanlığı
  • sertifika programı

gibi eğitim hizmetleri de kapsam içine girebilir.

Hangi Durumlarda Para Geri Alınabilir?

En sık karşılaşılan örnekler şunlar:

1- Okul hiç açılmadı

Ödeme yapıldı.

Ancak okul faaliyet göstermedi.

2- Eğitim başlamadı

Kayıt yapıldı.

Ancak eğitim verilmedi.

3- Vize reddi sonrası okul ücret iadesi yapmadı

Bazı sözleşmelerde; Vize reddinde ücret iadesi yazmasına rağmen ödeme yapılmayabiliyor.

4- Okul iflas etti

Faaliyet durduğu için hizmet alınamadı.

5- Danışman firma ortadan kayboldu

Ödeme alınmasına rağmen okul kaydı yapılmadı.

6- Eğitim çevrimiçine çevrildi

Yüz yüze eğitim vaat edilmesine rağmen tamamen farklı hizmet sunuldu.

7- Eğitim iptal edildi

Program hiç başlamadı.

Banka Süreci Nasıl İşliyor?

Süreç genel olarak şu şekilde ilerliyor.

1. Kart sahibi bankaya başvuruyor.

Belgelerini sunuyor.

2. Banka inceleme yapıyor.

3. Kart kuruluşuna (Visa/Mastercard) başvuruyor.

4. İşlem iş yerine iletiliyor.

5. İş yeri savunma yapıyor.

6. Haklı bulunursa ücret karta iade ediliyor.

Bankaya Hangi Belgeler Verilmeli?

Ne kadar güçlü belge sunulursa başarı ihtimali de o kadar yükseliyor.

Örneğin;

  • ödeme dekontu
  • kredi kartı ekstresi
  • okul sözleşmesi
  • kayıt belgesi
  • kabul mektubu
  • e-postalar
  • okulun iptal yazısı
  • vize reddi
  • hizmet verilmediğine ilişkin belgeler
  • danışman firma yazışmaları
  • ücret iadesinin reddedildiğini gösteren cevaplar

başvuru dosyasına eklenebilir.

Süre Sınırı Var mı?

Evet.

Chargeback işlemlerinde süre önemlidir.

Kart kuruluşlarının kurallarına göre başvuru süreleri işlem türüne göre değişebilmekle birlikte, hizmetin verilmesi gereken tarihten itibaren belirli süreler içinde itiraz edilmesi gerekir.

Bu nedenle mağduriyet oluşur oluşmaz bankaya başvurmak önem taşır.

Gecikme, hak kaybına yol açabilir.

Banka Başvuruyu Reddederse Ne Olur?

Her ret kararı kesin değildir.

Tüketici;

  • ek belge sunabilir,
  • yeniden değerlendirme talep edebilir,
  • tüketici hakem heyeti veya mahkemeye başvurabilir (uyuşmazlığın niteliğine göre),
  • gerekirse uluslararası kart kuralları kapsamında bankanın süreci nasıl yürüttüğünü sorgulayabilir.

Havale ile Ödeyenler Aynı Hakka Sahip mi?

Hayır.

Burada önemli fark oluşuyor.

Kredi kartı

Chargeback uygulanabilir.

Havale

Chargeback mekanizması yoktur.

Bu durumda;

  • sözleşme hükümleri,
  • hukuk davaları,
  • icra yolları

ön plana çıkmaktadır.

Dolayısıyla kredi kartıyla ödeme yapanlar önemli bir avantaja sahip olabiliyor.

Yurt Dışı Eğitim Sektöründe Yeni Risk

Son yıllarda;

  • artan döviz kuru,
  • bazı eğitim kurumlarının mali sorunları,
  • vize süreçlerinin uzaması,
  • öğrenci sayılarındaki dalgalanma

nedeniyle uluslararası eğitim sektöründe iptal edilen program sayısı da arttı.

Özellikle pandemi sonrası birçok ülkede eğitim modeli değişirken, bazı okullar hibrit veya çevrimiçi modele geçti.

Bu durum da yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden oldu.

Bankalar Açısından Risk

Chargeback sayısındaki artış; bankalar açısından da operasyonel yük oluşturuyor.

İhraççı banka; müşterisini korurken, iş yeri bankası (Acquirer) ise satıcıyı temsil ediyor.

Dolayısıyla;

  • belge incelemeleri
  • uluslararası kart kuralları
  • zaman yönetimi
  • hukuki değerlendirmeler

önem kazanıyor.

Eğitim Kurumları Açısından Sonuç

Chargeback oranı yükselen kurumlar;

  • daha yüksek komisyon ödeyebilir,
  • riskli iş yeri olarak sınıflandırılabilir,
  • ödeme alma kabiliyetini kaybedebilir,
  • kart kabul sözleşmeleri sona erebilir.

Bu nedenle eğitim kurumlarının sözleşme hükümlerine uygun davranmaları ve iptal/iade süreçlerini şeffaf yürütmeleri kritik önem taşıyor.

Uzmanlar Ne Öneriyor?

Uzmanlar, yurt dışı eğitim hizmeti satın almadan önce şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:

  • Sözleşmede iade koşullarını ayrıntılı okuyun.
  • Vize reddi halinde uygulanacak prosedürü yazılı olarak teyit edin.
  • Ödemeleri mümkünse kredi kartıyla yapın.
  • Tüm yazışmaları saklayın.
  • Hizmet sunulmadığında beklemeden bankanıza harcama itirazında bulunun.
  • Başvurunuza mümkün olduğunca fazla belge ekleyin.

Bankacılık Sektörü Açısından Değerlendirme

Dijital ödemelerin hızla arttığı günümüzde kredi kartı yalnızca bir ödeme aracı değil, aynı zamanda tüketici açısından önemli bir koruma mekanizması sunuyor.

Uluslararası kart sistemlerinin geliştirdiği Chargeback (Ters İbraz) uygulaması, tüketicilerin hiç alamadıkları veya sözleşmeye uygun şekilde sunulmayan hizmetler nedeniyle mağdur olmalarını önlemeyi amaçlıyor.

Özellikle yurt dışı eğitim, turizm, havayolu, etkinlik organizasyonları ve dijital hizmetlerde bu mekanizma her geçen yıl daha fazla kullanılıyor.

Bankalar açısından ise bu süreç, hem müşteri memnuniyetini korumak hem de uluslararası kart kuruluşlarının kurallarına uyum sağlamak bakımından büyük önem taşıyor.

Özet

Yurt dışında eğitim almak amacıyla kayıt yaptıran ancak çeşitli nedenlerle eğitim hizmetinden yararlanamayan öğrenciler ve veliler için kredi kartıyla yapılan ödemelerde chargeback (ters ibraz) önemli bir hukuki ve finansal başvuru yolu olabilir. Ancak her olay kendi sözleşmesi, ödeme şekli ve hizmetin sunulmama nedenine göre ayrı değerlendirilir. Başvurunun güçlü belgelerle ve gecikmeden yapılması, sürecin başarı şansını artırır.

Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Chargeback başvurularının kabulü; Visa ve Mastercard kuralları, kartı çıkaran bankanın incelemesi, iş yerinin savunması ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Her hizmetin otomatik olarak iade edileceği anlamına gelmez.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist    www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.