Connect with us

BANKA HABERLERİ

ASO Başkanı Seyit Ardıç: Bankaların daraltıcı tercihleri krediye ulaşımı zorlaştırıyor

‘Ankara Sohbetleri’ne konuk olan Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, küresel rekabetin ancak katma değerli üretimle yakalanabileceğini söyledi. Ardıç, para politikasında hızlı şekilde normalleşmeye dönülmesi gerektiğini belirtirken, bankaların daraltıcı tercihlerinin reel sektörün krediye ulaşımını zorlaştırdığını aktardı.

Yayınlanma:

|

* Tedarik zincirinin kırıldığı bir dönemde, tüm olumsuzluklara rağmen üretime devam eden sanayicileri önümüzdeki süreçte hangi koşulların zorlayacağını öngörüyorsunuz?

Sadece Rusya-Ukrayna savaşı değil pandemi sonrası süreçte de sanayi sektörü büyümenin en önemli katalizör görevini üstlenmiştir. Yüksek maliyet ve likiditeye ulaşmanın zorlaştığı bir dönemde sanayi sektörü ekonomimizin yüz akı olmuş ve büyümeye önemli katkı sağlamaya devam etmiştir.

Mevcut konjonktürde maliyetler konusunda her geçen gün öngörülebilirlik azalıyor. Özellikle son dönemde başta enerji olmak üzere birçok alanda maliyet artışı, üretim maliyetlerini ciddi bir biçimde yukarı çekerken, sürdürülebilir büyüme olgusundaki beklentileri de olumsuz yönde etkiliyor.

Mevcut durumda sanayicinin krediye ulaşma sorunu ön plana çıkıyor. Merkez Bankası politika faizini son PPK toplantısında %9 seviyesine kadar çekmesine rağmen Merkez Bankasının uygulamış olduğu genişletici para politikası karşısında bankaları miktar bazında kısıtlamaya giderek daraltıcı politika tercihleri reel sektörün krediye ulaşma imkânları zorlaşmaktadır.

Diğer yandan son dönemde faiz düşüşünün kredi faizleri üzerine yansıyıp yansımadığı daha çok ön plana çıkıyor. Kasım ayı Para Politikası Kurulu toplantısında alınan 150 baz puanlık düşüşün kısmi olarak yansıdığını gördük. Faiz indirimlerinin genele yayılan bir süreçte yansımasını bekliyoruz.

Diğer önemli sorun, para politikasında hızlı bir şekilde normalleşmeye gidilmesi gerekiyor. En önemli sorunlarımızdan bir tanesi de enflasyon. Enflasyon ekonomini her alanında kırılganlıkları arıtmaya devam ediyor. Yüksek enflasyon, kırılganlıklar, yüksek cari açık ve faiz düşük olmasına rağmen krediye ulaşma imkânın zor olması, firmaların üretim kapasitesini artırmada çekingen davranılmalarına neden olmaya devam etmektedir.

* Konjonktür kaynaklı kısmen ikinci plana itilmiş gibi görülen, yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm konusunda ASO olarak üyelerinize ve Türk sanayisine yönelik ne gibi hizmetler vermeyi planlıyorsunuz? Gündeminizde, Özellikle Sınırda Karbon Vergisine hazırlık noktasında özel bir proje var mı?

Hem Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkan Yardımcısı hem de ASO 2. Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Başkanlığı döneminde, çevre ve yeşil dönüşüm konusunda sanayi sektöründeki çalışmaların büyük önem verdik. Uzun vadeli hedeflere odaklanan, topluma faydayı gözeten ve bilim temelli hedeflerle azaltım çalışmalarını yapılandıran bir sanayi için tüm paydaşlarımızla eş güdümle ve iş birliği içinde çalışmaya devam edeceğiz. ASO 2. OSB başkanlığı döneminde, Glasgow’daki İklim Zirvesi’nde Türkiye’den temsil edilen tek OSB olarak bu konuda ne kadar hassasiyet gösterdiğimizi ortaya koyduk.

Ankara’da sanayicilerin hammadde kullanımı, atık yönetimi, emisyon, su ve atık su yönetimi konularında ulusal ve uluslararası düzenlemelere göre değerlendirmelerini içeren çevresel durum raporlarını hazırlıyoruz. Bu raporlar karbon ve su ayak izi hesaplamalarını ve tesislerin yeşil dönüşüm için yatırım ihtiyaçlarını da içerecek şekilde hazırlanıyor. Projemizle sanayicilerimizin bilime dayalı hedefler belirlemelerini sağlayarak düşük karbon ekonomisine geçişte önemli bir rekabet avantajı elde etmelerini ve enerji verimliliği, yeşil altyapı, gelişmiş su döngüselliği, endüstriyel simbiyoz gibi uygulamaları hayata geçirerek ASO olarak Yeşil dönüşümünün sağlanmasını hedefliyoruz.

Odamız tarafından EWA Kurumsal Danışmanlık Ltd. Şti. ile işbirliği halinde, Mart 2022’de 10 ay süreli “AB Yeşil Mutabakatının ASO Üyesi İşletmeler Üzerindeki Etkilerinin Yönetilmesi Projesi” başlatılmış ve devam etmektedir.

Ankara’da iklim değişikliği konusunda farkındalığın artırılması, yetkinliklerin geliştirilmesi ve iklim değişikliği için fark yaratmak amacıyla uluslararası çok ortaklı “Avrupalı KOBİ’lerin Yeşil Becerilerini Geliştirmek için Yeşil İttifak” (Green Alliance for Upgrading Green Skills of European SMEs (GreenAlly) ) projesi başvuru gerçekleşmiş bulunuyoruz.

Küresel değer zincirlerinin katma değeri görece yüksek aşamalarında konumlanabilmemiz için altyapının, bilhassa dijital teknoloji altyapısının güçlendirilmesi, bu amaçla teşviklerde ve proje finansmanında dijital altyapı projelerine ağırlık verilmesi için bu dönemde büyük çaba sarf edeceğiz.

“Her fabrika bir kale”

* Yeni dönemde ASO’da nasıl bir yönetim sergileyeceksiniz?

ASO, başkentimizi sanayi ve teknolojide lider yapmak vizyonu doğrultusunda faaliyetlerini sürdürmekte ve Ankara sanayicisinin yüksek katma değer üretmesine, rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlamak ve başta Ankara olmak üzere ülkemizin ekonomik, teknolojik, sosyal ve kültürel gelişiminde yol gösterici olmak misyonunu gerçekleştirmek üzere çalışmalarda bulunacaktır.

Odamızın 40 meslek komitesinde dokuz bine yakın sanayicimiz ile Türkiye’nin üretim, istihdamı, ihracat hacmi ve ülke ekonomisi için her alanda çalışmaya devam edeceğiz.

Bu amacımıza ulaşmak için ilgili bakanlıklarımız, kamu kurum ve kuruluşlarımız ve tüm paydaşlarımızla birlikte hareket edeceğiz. Hiçbir ayrım gözetmeksizin, tüm farklılıklarımızı bir kenara koyarak Cumhuriyetimizin 100. yılında Ankara’mızı sanayinin de başkenti yapmak için taşın altına elini koyan herkes ile birlikte yürüyeceğiz.

Ankara Sanayi Odası’nın kapıları 7 gün 24 saat herkese açık olacak. Bizim için her fabrika bir kale… Yeter ki sanayicimiz üretsin biz hep yanınızda olacağız.

Küresel koşulların zorlayıcı olduğu, küresel ekonomik yeniden yapılanmaların söz konusu olduğu bu dönemde, ulusal politika uygulama alanlarının sınırlarını zorlayan bir vizyon ve azim ile reel ekonomimizi bir bütün olarak geliştirmek, çağımızın standartlarına ve hatta gelecek nesillerimiz için geleceğin standartlarına bugünkü politika tercihlerimizle taşımak temel hedefimizdir.

“Yatırımı artıracak eylem planı hazırlıyoruz”

* Ankara’da gerek doğrudan yatırım gerekse genel yatırımların artırılması için bir eylem planınız var mı?

Ülkemizde sanayileşme misyonun önemli temsilcilerinden birisi de başkent Ankara’dır. ‘Başkentin sanayisinden sanayinin başkentine” hedefine adım adım ilerleyen Ankara, yeni teknolojiler, gelişmeler, trendler konusunda öncü bir kent olarak uluslararası yatırımcılara önemli yatırım imkânları sunmaktadır.

Ankara yatırım iklimi ile birçok şehirden önemli avantajlarla ayrışmaktadır. 113 Ar-Ge merkezi, 36 tasarım merkezi, 11 Teknoloji Geliştirme bölgesi (TGB) ve 13 Organize Sanayi Bölgesi ile Türkiye’nin diğer illerine göre önemli bir üstünlüğe sahiptir.

Ankara son 11 ayda yaptığı 10,4 milyar dolarlık ihracatı ile Türkiye’de en çok ihracat yapan 5. İl konumundadır. Ankara ihracatının %82’si sanayi sektörü (8,5 Milyar ABD Doları) tarafından gerçekleştirilmektedir. 2021 yılında Türkiye’nin toplam savunma sanayi ürün ihracatının %33’dan fazlasını Ankara tek başına gerçekleştirmiştir.

Odamız sunduğu bilgi, danışmanlık, eğitim ve iş geliştirme hizmetleri, yürüttüğü projeler, kurduğu ulusal ve uluslararası işbirlikleri yoluyla Ankara’nın yüksek teknoloji üssü olmasını ve sanayi yatırımları için bir cazibe merkezi haline gelmesini sağlamak amacıyla çalışmalar yapmakta ve bölgesel ve sektörel politikaların üretilmesine katkı sunmaya devam edeceğiz.
Ankara’da yatırım potansiyelini arttıracak ilgili plan ve programları yeni yönetim ile birlikte kısa zamanda eylem planımız ile birlikte ortaya koyacağız. Sanayinin kurulu kapasitesini artırmak maksadıyla yeni sanayi alanları oluşturmak ve bunları yönetmek, Ankara’da sanayicinin kapasite ihtiyacına ve ekonomik kalkınmasına katkıda bulunmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.

“Küresel rekabet katma değeri yüksek üretimle mümkün”

* Enerji maliyetlerindeki artış üretim sürecini nasıl etkiliyor?

Diğer önemli bir sorun, kur seviyesi ve enerji fiyatlarındaki artıştır. Lakin kur ve enerji fiyatlarındaki artış işletme sermayesi yükümlülüklerini arttırıyor. Kâr marjının sabit kaldığı ve borçlanma maliyetlerinin arttığı bu dönemde, işletme sermayesi finansmanına erişim maliyetleri kârlarımızı götürüyor. Son dönemde, sanayicinin koyduğu sermaye yüksek enflasyon altında erimektedir.

Türkiye’de üretimin kronik problemlerden diğerleri ise; küresel tedarik zincirlerinde genellikle katma değeri yüksek aşamalarda konumlanmayışı ve yurt içi üretiminin de ithal girdilere yüksek ölçüde bağımlı oluşudur. Küresel üretimin zayıfladığı ve resesyon beklentililerinin güçlendiği bir dönemde, ülkemizin yerli girdi üretimini ve kullanımını esas alan, katma değeri görece yüksek ulusal sanayi üretimini geliştirmeyi hedefleyen politika tercihi ortaya koymamız gerekiyor. Küresel piyasalarda rekabet gücünün korunması, teknoloji içeriği ve katma değeri görece yüksek ürünlerin ağırlıkla üretildiği bir sanayi ve dolayısıyla ihracat yapısına kavuşmakla mümkün olacaktır.

Yatırım, ihracat, yeşil dönüşüm, imalat sanayinde enerji verimliliği ve teknolojik dönüşüme imkân verecek birçok alanda hükümetin selektif kredi ve kefalet imkânına reel sektöre sağlanması gerektiğini düşünüyorum.

Yurt içi yatırım destek, teşvik, muafiyet ve kolaylıklarda yerli girdi kullanımının, istihdam artışı sağlayan yatırımların ve teknoloji & inovasyon üreten firma yatırımlarının önceliklendirilmesi gerekiyor.

Ekonomim

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BANKA HABERLERİ

ÇEK KARNESİNDE BANKALARIN YÜKÜMLÜLÜĞÜ 6.000 LİRA OLDU

Yayınlanma:

|

Yazan:

Bankaların ödemekle yükümlü olduğu çek başına tutar garantisi 3.600.-TL’den 6.000.-TL’ye yükseldi. Artış oranı %66.66. TCMB’nin bu yönde Tebliğ’i Resmi Gazetede yayınlandı. Karar 31.01.2023 tarihinde yürürlüğe girecek.

 

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Rus bankacılık sektörü yaptırımlara rağmen 2022’yi karla kapattı

Rusya Merkez Bankası, ülkedeki bankacılık sektörünün kapsamlı yaptırımlara rağmen 2022’yi 203 milyar ruble karla kapattığını bildirdi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Rusya Merkez Bankası tarafından yayımlanan “Bankacılık sektörü gelişim değerlendirmesi” adlı raporda, Rus bankacılık sektörünün 2022’nin ilk yarısında 1,4 trilyon ruble zarar ettiğine işaret edildi.

Geçen yılın ikinci yarısında ise sektörün toparlandığı bilgisine yer verilen raporda, Rus bankacılık sektörünün 2022’yi 203 milyar ruble karla kapattığı kaydedildi.

Ülkedeki bazı bankaların 2022’yi kayda değer zararla kapattığının belirtildiği raporda, kar eden bankaların oranının ise yüzde 77 düzeyinde olduğu ifade edildi.

Rus bankacılık sektörü 2021’de 2,4 trilyon ruble kar elde etmişti.

Batılı ülkeler, Rus bankacılık sektörünün küresel finans sistemine erişimini önemli oranda kısıtlarken, ülkedeki çok sayıda bankayı da SWIFT sisteminden çıkartmıştı.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

MAHFİ EĞİLMEZ: İki Yanlış Bir Doğru Etmez

Yayınlanma:

|

Yazan:

Piyasa sisteminde dört alt piyasa vardır: Mal piyasası, emek piyasası, borç verilebilir fonlar piyasası ve döviz piyasası. Mal piyasasında dengeyi fiyat, emek piyasasında dengeyi ücret, borç verilebilir fonlar piyasasında dengeyi faiz ve döviz piyasasında dengeyi yerli parayla yabancı paralar arasındaki kur denilen eşitlik kurar. Bu dört denge kurucunun her biri önemlidir, ne kadar çok müdahale edilirse ekonomik denge o kadar bozulur. Bunlar arasında diğerlerini en fazla etkileyeni faizdir. Faiz yanlış belirlenirse önce kur şaşmaya başlar ardından fiyatlar ve ücretler şaşmaya başlar. Başa dönüp de faizi düzeltmek yerine ötekileri dizginlemeye çalıştıkça işler iyice arap saçına döner.

Türkiye, uzunca bir süredir ara ara Merkez Bankası faizini yanlış belirlediyse de kısa sürede ekonomideki dengelerin şaştığını görünce yanlıştan dönerek düzeltmeler yapıp faizi doğru belirlemeye yöneldi. 2021 yılının ikinci yarısında Merkez Bankası bir kez daha faizini yanlış belirledi: Enflasyonun yükselişe geçtiği bir dönemde faizi düşürmeye başladı. Bu kez, önceki hamlelerinden farklı olarak yanlış olan bu hamlesini düzeltecek yerde yanlışta ısrar ederek faizi düşürmeye devam etti. Sonuçta enflasyon gereksiz biçimde rekor düzeylere yükseldi. Yapılan yanlışı düzeltmek ve faizi en azından eski düzeyine yükseltmek yerine bu yanlışın neden olduğu denge bozuklukları başka yanlışlarla düzeltilmeye çalışıldı. Bu yanlışlar arasında en fazla hatırlananlara değinelim: (1) Döviz kurlarına müdahale edildi. Bu müdahale merkez bankası, kamu bankaları ve kamu kurumları aracılığıyla piyasaya döviz satılarak kurun yükselmemesine çalışılarak yapıldı. Bu iş için milyarlarca dolar döviz harcandı, swaplar hariç net rezervler eksi 45 milyar dolar dolayına düştü. Halen de yapılmaya devam ediyor. Kurun yüksek bulunduğu günlerin akşamında bizde piyasalar kapandıktan sonra açık piyasalarda döviz satışı yapılarak kur düşürülmeye çalışılıyor. (2) Fiyatlara, fiyat oluşumlarına müdahale edildi. Mal ve hizmet fiyatlarının artmaması için satıcılar üzerinde çeşitli idari önlemler uygulandı ve uygulanmaya devam ediliyor. (3) Kiralara artış tavanı getirildi. Normal koşullarda kiraların enflasyon kadar artırılması gerekirken daha düşük oranlar belirlendi ve artışların bunu geçmemesi kurala bağlandı. (4) Kur korumalı mevduat hesabı adı altında mevduat hesapları açılması ve bu yolla mevduatın kurdaki değişime karşı korunması ve faiz alması sağlandı. Burada kur koruması farkını Hazine ödediği için hiçbir şekilde ilgisi olmadığı halde bankaların vermesi gereken faizin bir bölümü bütçeden (ya da dövizden dönülmüşse merkez bankasından) ödenir oldu. (5) Bankaların döviz mevduatı tutmaması için önlemler alındı ve buna uyamayan bankalar yüzde 10 faizli Devlet Tahvili almak zorunda kaldılar. Böylece bankalar yüzde 20 dolayında mal ettikleri kaynaklarla yüzde 10 getiri sağlayacak kredi vermeleri gibi tuhaf bir durum ortaya çıktı. (6) Yine bankaların verdikleri krediler için bazı önlemler getirildi ve bunlara uyamayan bankalara aynı şekilde yüzde 10 faizli Devlet Tahvili alma zorunluluğu kondu. Sonuç olarak bankalar zarar edeceklerini bile bile zorunlu olduğu için bu tahvilleri alarak Hazine’nin piyasa faizlerinin çok altında borçlanmasını sağladılar. (7) Firmaların yurt dışı döviz kaynaklarının Türk Lirasına dönüşü halinde Türk Lirası tutarının yüzde 2’si kadar destek ödenmesi kararlaştırıldı. Bu da, kura müdahale amacıyla eriyip giden rezervlerin yerine yenilerini koyabilmek için atılmış en son adım oldu.

Halen de yeni önlemler gelmeye devam ediyor.

Bütün bu karma karışık önlemler dizininin bir tek nedeni var: 2021 yılının ikinci yarısında başlayan yanlış faiz politikası. Ne kadar önlem alınırsa alınsın düşük faizin yarattığı o büyük boşluk doldurulamıyor. Denebilir ki ABD’de, Avrupa’da, Japonya’da, İngiltere’de de merkez bankası faizleri enflasyonun altında, bizdeki niçin tuhaf olsun? Arada fark var: Onların paraları rezerv para yani onların dış borçları da kendi bastıkları parayla ödeniyor, oysa biz dış borçlarımızı ödemek için döviz bulmak zorundayız.

Defalarca söyledim: Piyasa ekonomisinin geçerli olduğu bir sistemde merkez bankası faizini yanlış belirlerseniz her şey yanlış gider. O yanlışı düzeltmemekte ısrar ederseniz sonuçta ekonominin tamamı yanlış hale gelir. Eğer piyasa ekonomisi sistemini terk edip kumanda ekonomisi sistemine geçecekseniz o başka bir şey.

Okumaya devam et

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.