Connect with us

GÜNCEL

Bir İş Görüşmesinde Söylememeniz Gereken 11 Şey

Yayınlanma:

|

Bir iş görüşmesinde söylememeniz gereken 11 şey  ve bunun yerine ne söylenmelidir?

İş görüşmeleri zordur! Bazen sadece 20 dakikanız vardır:

➡️ Güçlü yönlerinizi satın
➡️ Coşkunuzu gösterin
➡️ Size mükemmel bir uyum sağladığınızı kanıtlayın

Yanlış cevapların dikkatleri yeteneklerinizden çalmasına izin vermeyin. İşte size görüşmeleriniz kolaylaştıracak tüyolar:

❌ “Sorularım yok” demeyin.
✅ De ki: “Bu görevin ilk 6 ayında başarı nasıl olurdu?”
❌ “Şu anda herhangi bir iş arıyorum” demeyin.
✅ De ki: “Bu role katkıda bulunmak için XYZ’nin güçlü yönlerini kullanmaktan heyecan duyuyorum.”
❌ “Son patronumdan nefret ettim” demeyin.
✅ De ki: “Önceki işimde çok şey öğrendim, ancak yeni zorluklar için heyecanlıyım.”
❌ “Şirketiniz hakkında fazla bir şey bilmiyorum” demeyin.
✅ De ki: “Şirketiniz hakkında X’i araştırdım ve bakış açınızı çok isterim.”
❌ “Bu iş ne kadar ödüyor?” demeyin.
✅ De ki: “Bu rol beni heyecanlandırıyor; ücret aralığını tartışabilir miyiz?”
❌ “Zayıf yönlerim yok” demeyin.
✅ De ki: “Y stratejilerini kullanarak X’i geliştirmek için çalışıyorum.”
❌ “Zaman yönetiminde pek iyi değilim” demeyin.
✅ De ki: “Zaman yönetimi bir odak alanıdır; artık kendimi geliştirmek için X gibi araçları kullanıyorum.”
❌ Şöyle demeyin: “Yetersiz vasıflı olduğumu biliyorum, ama…”
✅ Şöyle deyin: “Bu rolde büyümek için öğrenmeye ve deneyimimden yararlanmaya hevesliyim.”
❌ “Önceki görevimden kovuldum” demeyin.
✅ De ki: “Son rolüm beklenmedik bir şekilde sona erdi, ama bu X’te büyümeme yardımcı oldu.”
❌ “Gerçekten kariyer hedeflerim yok” demeyin.
✅ De ki: “Kısa vadeli hedefim burada başarılı olmaktır; uzun vadede, X’te büyümeyi hedefliyorum.”
❌ “Ne zaman terfi alabilirim?” demeyin.
✅ De ki: “Burada kariyer gelişimi nasıl görünüyor?”

Kaynak: Pover BI

Okumaya devam et

EKONOMİ

JPMorgan frene bastı, BofA kârı aldı

Yayınlanma:

|

Yazan:

Küresel yatırım bankalarının Türkiye pozisyonlarında dikkat çekici bir değişim yaşanıyor. Bir yanda JPMorgan, 2018’den bu yana ilk kez Türkiye kurumsal kredi görünümünü “ağırlığını artır” seviyesinden “nötr”e çekti. Diğer yanda Bank of America, Türk lirası carry trade pozisyonunu kârla kapattı.

Bu iki karar birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo şu: Yabancı yatırımcı Türkiye’den tamamen çıkmıyor; ancak artık “yüksek faiz-getiri” hikâyesini daha seçici, daha kısa vadeli ve daha korumacı bir risk yönetimiyle izliyor.

JPMorgan ne yaptı?

JPMorgan’ın kararı, Türkiye varlıklarına yönelik sert bir satış tavsiyesi değil. Ancak banka, Türk şirket tahvillerinde daha önce taşıdığı iyimser ağırlığı azalttı. Türkiye görünümünün “nötr”e çekilmesi, yabancı yatırımcının artık yüksek getiri potansiyelinin yanında artan riskleri de daha fazla dikkate aldığını gösteriyor.

Raporda öne çıkan risk başlıkları şöyle:

Türkiye’nin temel dış dengesinde bozulma, enerji fiyatlarındaki artış, jeopolitik riskler, yerel siyasi belirsizlik, erken seçim ihtimali, yeniden dolarizasyon riski ve şirketlerin döviz açık pozisyonları.

Bu tablo özellikle Türk şirket tahvilleri açısından önemli. Çünkü kurumsal kredi yatırımcısı sadece ülke faizine bakmaz; şirketlerin döviz borcu, nakit akışı, dış finansmana erişimi ve kur şoklarına dayanıklılığına da bakar.

BofA ne yaptı?

Bank of America ise Ocak ayında dolar/TL’de 46,20 seviyesinden açtığı 3 aylık kısa dolar/TL pozisyonunu, kur 44,89 seviyesine geldiğinde kârla kapattı. Bu işlem, klasik anlamda TL carry trade stratejisinin başarılı bir örneği oldu.

Yani BofA, yüksek TL faizinden kazandı; aynı zamanda kurun vadeli piyasanın ima ettiği seviyeden daha aşağıda kalmasından ek getiri elde etti. Ancak pozisyonun kapatılması “TL hikâyesi bitti” anlamına gelmiyor. Banka, dolar/TL’nin ileride de vadeli piyasanın ima ettiği seviyelerin altında kalabileceğini belirtirken, TL’de nominal değer kaybı hızının artabileceği uyarısını da yaptı.

Bu mesajın sade karşılığı şu: TL hâlâ getiri sunuyor, fakat aynı pozisyonda kalmanın riski arttı.

Bu kararların arkasındaki ana senaryolar

1. Kâr realizasyonu senaryosu

BofA’nın hamlesi öncelikle kâr realizasyonu olarak okunmalı. Carry trade pozisyonlarında yatırımcı sonsuza kadar beklemez. Faiz getirisi oluştuğunda ve kur beklenenden daha sakin kaldığında pozisyon kapatılır.

Bu, Türkiye’den çıkıştan çok, “elde edilen kârı masaya koyma” hamlesidir.

2. Siyasi risk senaryosu

JPMorgan’ın raporunda siyasi belirsizlik vurgusu dikkat çekiyor. Türkiye piyasalarında son haftalarda muhalefet partisi ve yargı süreçleri üzerinden oluşan politik gerilim, BIST, tahvil ve kur tarafında dalgalanma yarattı.

Yabancı yatırımcı açısından en büyük risk, ekonomi programının seçim veya siyasi baskı nedeniyle gevşetilmesi ihtimalidir. Erken seçim senaryosu gündeme gelirse, piyasa bunu kamu harcamalarında artış, kredi genişlemesi, ücret ayarlamaları ve dövize yönelim riskiyle birlikte fiyatlar.

3. Dolarizasyon senaryosu

Türkiye’de yerleşiklerin yeniden dövize dönmesi, yabancı yatırımcının en yakından izlediği başlık. Yüksek faiz ve kontrollü kur politikası TL’ye ilgiyi artırmıştı. Ancak seçim beklentisi, enerji şoku veya siyasi belirsizlik artarsa, yerli yatırımcı yeniden döviz talebine yönelebilir.

Bu durumda Merkez Bankası rezervleri güçlü olsa bile, rezervlerin ne kadarının piyasa stresinde kullanılacağı kritik hale gelir.

4. Enerji ve cari açık senaryosu

Türkiye enerji ithalatçısı bir ülke. Orta Doğu kaynaklı gerilimler ve petrol-doğalgaz fiyatlarındaki artış, cari açık ve enflasyon üzerinden TL üzerinde baskı oluşturabilir.

Enerji fiyatı arttığında Türkiye’nin döviz ihtiyacı büyür. Bu da hem kur beklentisini hem enflasyon patikasını hem de şirketlerin maliyet yapısını bozar.

5. Şirketlerin döviz açık pozisyonu senaryosu

JPMorgan’ın dikkat çektiği en önemli başlıklardan biri şirketlerin döviz açık pozisyonu. Eğer şirketin geliri TL, borcu döviz ise kur artışı bilançoyu bozar. Kurumsal kredi yatırımcısı için bu doğrudan tahvil geri ödeme riskidir.

Bu nedenle JPMorgan’ın “nötr” kararı sadece Türkiye ekonomisine değil, Türk şirketlerinin döviz riskine yönelik de bir uyarıdır.

Yabancı yatırımcı Türkiye’den çıkıyor mu?

Hayır. Verilen mesaj “Türkiye’den çıkıyoruz” değil; “Türkiye riskinde daha seçici davranıyoruz” mesajıdır.

Yabancı yatırımcı için Türkiye hâlâ yüksek faiz, güçlü carry getirisi ve kontrollü kur nedeniyle cazip olabilir. Ancak risk primi düştükçe ve siyasi/jeopolitik risk arttıkça, aynı getiriyi almak için daha fazla risk taşımak gerekir.

Bu nedenle yabancı kurumlar artık uzun vadeli ve yüksek riskli pozisyonlar yerine; kısa vadeli, likit, yüksek kaliteli ve gerektiğinde hızla kapatılabilecek pozisyonları tercih ediyor.

Türkiye açısından ne anlama geliyor?

Bu gelişme ekonomi yönetimi için önemli bir uyarı niteliğinde. Çünkü Türkiye’nin son dönemdeki sermaye girişi büyük ölçüde güven, yüksek faiz ve kur istikrarı üzerine kuruldu.

Bu üç ayaktan biri zayıflarsa carry trade tersine dönebilir. Carry trade girerken döviz getirir, çıkarken döviz talebi yaratır. Bu nedenle sıcak para girişine dayalı rahatlama kalıcı sermaye girişiyle desteklenmezse kırılganlık üretir.

Piyasalar nasıl etkilenebilir?

Kısa vadede TL’de kontrollü seyir devam edebilir. Ancak kurda nominal değer kaybı hızlanırsa, yabancı yatırımcı yeni carry trade pozisyonu açmakta daha temkinli davranır.

Tahvil tarafında kısa vadeli ve yüksek kaliteli ihraçlara ilgi sürebilir. Buna karşılık uzun vadeli, düşük kaliteli veya döviz riski yüksek şirket tahvillerinde risk primi artabilir.

Borsada ise bankalar, ihracatçılar ve döviz pozisyonu güçlü şirketler ayrışabilir. Döviz açık pozisyonu yüksek, finansman maliyeti ağır ve iç talebe bağımlı şirketler daha kırılgan hale gelebilir.

Yabancı yatırımcı Türkiye’yi terk etmiyor, frene basıyor

JPMorgan ve BofA’nın kararları birlikte okunduğunda, yabancı yatırımcının Türkiye’ye bakışında yeni bir dönem başladığı görülüyor.

Artık mesele sadece yüksek faiz değil. Yatırımcı; kurun hızı, rezervlerin dayanıklılığı, siyasi belirsizlik, enerji faturası, cari açık, şirket bilançoları ve erken seçim ihtimalini aynı anda fiyatlıyor.

Türkiye için asıl sınav, carry trade ile gelen parayı kalıcı sermaye girişine dönüştürmek olacak. Aksi halde bugün kârla kapanan pozisyonlar, yarın daha büyük çıkış riskinin öncü sinyali haline gelebilir.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Üç Kamu Katılım Bankası Birleşiyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Üç kamu katılım bankası birleşiyor: Katılım finansında yeni dönem

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı açıklamayla Türkiye finans sektöründe uzun süredir konuşulan bir iddia resmiyet kazandı. Kamu sermayeli katılım bankaları olan Ziraat Katılım, Vakıf Katılım ve Halk Katılım tek çatı altında birleştirilecek. Aynı açıklamada Emlak Katılım için ise halka arz hazırlıklarının başlatılacağı duyuruldu.

Bu gelişme, Türk finans sektöründe son yılların en önemli yapısal dönüşümlerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Birleşmenin perde arkası

Aslında kamu katılım bankalarının tek çatı altında toplanması fikri yeni değil. İlk çalışmaların 2021 yılında gündeme geldiği, daha sonra Türkiye Varlık Fonu’nun kamu sigorta şirketlerinde uyguladığı “Türkiye Sigorta” modelinin katılım bankacılığına uyarlanmasının değerlendirildiği biliniyor.

2025 sonundan itibaren sektörde birleşme hazırlıklarına ilişkin haberler yoğunlaşmış, danışmanlık şirketlerinden teklif alındığı ve operasyonel fizibilite çalışmalarının yürütüldüğü ileri sürülmüştü.

Son açıklama ile birlikte artık süreç iddia olmaktan çıkıp resmi politika haline geldi.

Amaç ne?

Birleşmenin arkasında birkaç temel hedef bulunuyor:

1. Ölçek ekonomisi oluşturmak

Üç ayrı banka yerine tek büyük yapı oluşturularak;

  • Şube maliyetlerinin azaltılması,
  • Teknoloji yatırımlarının tek merkezden yapılması,
  • Operasyonel giderlerin düşürülmesi,
  • Daha güçlü sermaye yapısı oluşturulması hedefleniyor.

2. Katılım finansının payını artırmak

Türkiye’de katılım bankacılığının toplam bankacılık sektöründeki payı hâlâ istenilen seviyeye ulaşabilmiş değil. Daha büyük ölçekli bir kamu katılım bankasının;

  • Körfez sermayesini çekmesi,
  • Uluslararası sukuk ihraçlarında daha etkin olması,
  • Büyük projelerin finansmanında daha güçlü rol üstlenmesi bekleniyor.

3. Türkiye Sigorta modelinin tekrarlanması

2020 yılında kamu sigorta şirketlerinin birleşmesiyle oluşturulan yapının önemli ölçüde büyümesi ve kârlılık sağlaması ekonomi yönetimini benzer bir modele yönlendirmiş görünüyor.

Müşteriler ne yaşayacak?

İlk aşamada bireysel ve ticari müşteriler açısından büyük bir değişiklik beklenmiyor.

Muhtemel senaryoya göre:

  • Mevcut hesaplar korunacak,
  • Kredi sözleşmeleri devam edecek,
  • Katılım hesapları geçerliliğini sürdürecek,
  • Şube dönüşümleri zaman içinde yapılacak,
  • Ortak dijital altyapıya geçilecek.

Ancak orta vadede şube optimizasyonları ve personel entegrasyonları gündeme gelebilir.

Bankacılık sektörü açısından sonuçları

Kazanabilecek taraflar

✅ Daha güçlü sermaye yapısı

✅ Daha düşük operasyon maliyeti

✅ Daha büyük proje finansman kapasitesi

✅ Uluslararası yatırımcı nezdinde daha güçlü marka

✅ Katılım finans ekosisteminin büyümesi

Riskler

⚠️ Birleşme maliyetleri

⚠️ Kurumsal kültür uyumsuzluğu

⚠️ Teknoloji entegrasyonu riskleri

⚠️ Rekabetin azalması

⚠️ Geçiş sürecinde müşteri memnuniyetinin etkilenmesi

Bankavitrini Yorumu

Bu birleşme sıradan bir banka birleşmesi değil; Türkiye’nin katılım finans stratejisinin yeniden şekillendirilmesi anlamına geliyor.

Kamu sigorta şirketlerinin birleşmesiyle ortaya çıkan “Türkiye Sigorta” örneğinde olduğu gibi, ekonomi yönetimi şimdi benzer bir modeli katılım bankacılığına uygulamaya hazırlanıyor. Eğer entegrasyon başarılı yönetilirse ortaya aktif büyüklüğü yüz milyarlarca lirayı aşan, bölgesel ölçekte rekabet edebilecek yeni bir katılım finans devi çıkabilir.

Ancak başarı yalnızca birleşme kararıyla değil; teknoloji entegrasyonu, insan kaynağı yönetimi, müşteri deneyimi ve uluslararası sermayeyi çekebilme kapasitesiyle ölçülecek.

Katılım bankacılığı açısından 2026 yılı, sektörün geleceğini belirleyecek tarihi bir dönüm noktası olmaya aday görünüyor.

Okumaya devam et

BORSA

Patron Hisseleri Oyunu Bitiyor mu? SPK Fiili Dolaşımı Yeniden Tanımladı

15 Haziran’da Başlıyor: Bazı Hisselerde Dengeler Değişebilir… SPK’nın Yeni Kararı Manipülasyon Riskini Azaltır mı?

Yayınlanma:

|

Yazan:

“Gerçekte Kaç Lot Dolaşımda?” Dönemi Başlıyor

SPK’nın 5 Haziran 2026 tarihli bülteninde yayımlanan düzenleme ile “fiili dolaşımdaki pay oranı” hesaplama yöntemi değiştirildi. 15 Haziran 2026’dan itibaren MKK tarafından günlük olarak hesaplanacak yeni sistem, özellikle halka açıklık oranı düşük şirketlerde önemli sonuçlar doğuracak.

Düzenleme Ne Getiriyor?

Bugüne kadar bazı hisselerde;

  • Patron hisseleri,
  • Yönetim kurulu üyelerinin payları,
  • Stratejik ortakların hisseleri,
  • Uzun süre işlem görmeyen büyük paylar

kağıt üzerinde dolaşımda görünse bile fiili dolaşım hesabına dahil edilebiliyordu.

Yeni sistemde ise yatırımcının gerçekte alıp satabileceği lot miktarı esas alınacak. SPK, fiili dolaşım oranını daha gerçekçi hale getiriyor.

Basit Bir Örnek

Bir şirketin:

  • Toplam pay sayısı: 100 milyon lot
  • Patron ve ilişkili taraf payları: 90 milyon lot
  • Gerçek dolaşımdaki pay: 10 milyon lot

Eski sistemde bazı durumlarda dolaşım oranı gerçeği tam yansıtmayabiliyordu.

Yeni sistemde piyasada işlem görebilen gerçek lot sayısı daha doğru hesaplanacak.

Bu da yatırımcıya şu sorunun cevabını verecek: “Bu hissede gerçekten kaç lot işlem görüyor?”

Bu Düzenlemeye Neden İhtiyaç Duyuldu?

Son yıllarda Borsa İstanbul’da özellikle düşük fiili dolaşımlı hisselerde ciddi fiyat hareketleri yaşandı.

Bazı hisselerde:

  • Çok küçük miktardaki alım-satımlar fiyatı sert yukarı taşıdı.
  • Manipülasyon iddiaları arttı.
  • Endeks ağırlıkları gerçeği tam yansıtmadı.
  • Yatırımcılar likidite riskini doğru göremedi.

SPK ve MKK’nın amacı piyasadaki gerçek arz miktarını daha doğru ölçmek.

Küçük Yatırımcıyı Nasıl Etkileyecek?

Olumlu Etkiler

1. Daha Şeffaf Piyasa

Yatırımcı artık halka açıklık oranına değil, gerçekten dolaşımda bulunan lot miktarına bakabilecek.

2. Likidite Riski Daha Net Görülecek

Bazı hisselerde yüzde 20 halka açıklık görünürken gerçekte işlem gören pay miktarının çok daha düşük olduğu anlaşılabilecek.

3. Manipülasyon Riski Daha Kolay Tespit Edilecek

Düşük dolaşımlı hisselerdeki olağanüstü fiyat hareketleri daha kolay analiz edilebilecek.

4. Endeksler Daha Gerçekçi Hesaplanabilecek

BIST endekslerinde kullanılan fiili dolaşım oranları şirketlerin gerçek piyasa büyüklüğünü daha doğru yansıtabilecek.

Hangi Hisseler Etkilenebilir?

Özellikle:

  • Patron payı yüksek olanlar,
  • Aile şirketleri,
  • Halka açıklık oranı düşük şirketler,
  • Tek elde yoğunlaşmış ortaklık yapısına sahip şirketler

daha fazla etkilenebilir.

Bazı hisselerde fiili dolaşım oranı aşağı yönlü revize edilebilir.

Bazılarında ise gerçek dolaşımın beklenenden yüksek olduğu ortaya çıkabilir.

Endeks Fonları ve Kurumsal Yatırımcılar Ne Yapacak?

Bu düzenleme sadece bireysel yatırımcıları değil;

  • Endeks fonlarını,
  • Emeklilik fonlarını,
  • Yabancı yatırımcıları,
  • Portföy yönetim şirketlerini

de yakından ilgilendiriyor.

Çünkü birçok fon yatırım kararlarını fiili dolaşım ve likidite kriterlerine göre veriyor. Fiili dolaşım oranındaki değişiklikler bazı hisselerin endeks ağırlıklarını etkileyebilir.

Bankavitrini Yorumu

SPK’nın bu düzenlemesi ilk bakışta teknik bir değişiklik gibi görünse de aslında Borsa İstanbul’un son yıllardaki en önemli şeffaflık adımlarından biri olabilir.

Çünkü borsada şirketin toplam sermayesinden çok: “Yatırımcının gerçekten erişebildiği lot miktarı” fiyat oluşumunu belirler.

15 Haziran’dan sonra yatırımcıların bilanço kadar dikkat edeceği yeni bir gösterge olacak: “Gerçek Fiili Dolaşım”

Bu nedenle yatırımcıların hisse seçerken artık sadece halka açıklık oranına değil, MKK tarafından açıklanacak güncel fiili dolaşım verilerine de bakmaları gerekecek.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.