Connect with us

GÜNCEL

BÜLTEN: Faiz rüzgârı tersine dönerken altın ve gümüşte momentum zayıflıyor

Yayınlanma:

|

Ortadoğu’da savaş ikinci haftaya taşınırken, taraflardan gelen sert açıklamalar kimsenin geri adım atmaya niyetli olmadığını da çok net bir şekilde gösteriyor. İran’ın yeni dinî lideri Mücteba Hamaney, Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidini yinelerken, bölge ülkelerinden ABD üslerini kapatmalarını istedi. İsrail Başbakanı Netanyahu ise İran rejiminin içeriden devrilebileceğini belirterek yeni lideri hedef alabilecekleri imasında bulundu. Bu arada Mücteba Hamaney’in sağlık durumu ile ilgili olumsuz iddialar var. Çatışmaların Lübnan’a da yayılmasıyla can kaybı 2 binin üzerine çıkarken, Irak’ta ABD uçağının düşmesi ve Fransız askerlerine yönelik saldırı gerilimin bölgesel boyutunu daha da büyüttü.

Enerji arzı ve altyapısındaki derin tahribat nedeniyle artan jeopolitik riskler, finansal piyasalarda sert dalgalanma yaratıyor. Hürmüz Boğazı’nda olası bir kesinti ihtimali petrol fiyatlarını yeniden psikolojik 100 dolar seviyesine taşırken, küresel hisse senetleri satış baskısına boyun eğdi. Enerji piyasalarını dengelemek amacıyla ABD’nin bazı ülkelere Rus petrolü satın alma izni vermesi dikkat çekerken, İran’ın petrol fiyatlarının 200 dolara kadar yükselebileceği uyarısını da göz ardı etmemek gerekiyor. ABD ile savaşta İran’ın uyguladığı enerji stratejisi dünyada kriz yaratarak herkesin acı çekmesine neden oluyor! Açıkça itiraf etmek gerekirse, uyguladıkları strateji de şimdiye kadar amacına ulaştı.

Orta Doğu’da savaşın uzama ihtimali, her geçen gün daha da artan enerji krizi ve bunun getirdiği belirsizlik, risk algısında hâliyle bozulma yaratırken, ABD borsaları dün geceyi %1,5’dan fazla düşüşle tamamladı. Bu sabah Pasifik’in diğer ucunda karamsar tablonun hâkim olduğunu görüyoruz. Gösterge endeks Tokyo borsası ve son dönemlerin flaş ismi Güney Kore borsası yaklaşık %1,5 geriledi. Güvenli liman arayışına paralel ABD doları güçlenmeye devam ederken, doların önde gelen para birimlerine göre değerini gösteren sepet kur DXY psikolojik 100 seviyesine gelerek son 4,5 ayın zirvesini test etti. Para birimleri liginde EUR dolar karşısında son iki haftada neredeyse %3’e yakın gerileyerek 1,15 seviyesinin altına inerken, YEN son dört haftadır dolar karşısında zemin kaybederek son iki yılın en zayıf seviyesine geldi.

Brent petrolün 100 dolara yakın seyretmesi hâliyle enflasyon endişelerini yeniden gündeme taşıyarak risk iştahını zayıflatırken, madalyonun diğer tarafında ise faiz indirimi beklentilerinin de hızla geri çekilmesine yol açıyor. Daha bir ay önce Fed’in bu yıl için yaklaşık 50 baz puan faiz indirimi yapacağı fiyatlanırken, son günlerde vadeli kontratlar ancak bir kez 25 baz puan indirime ihtimal vermeye başladı. Artan maliyet baskısı şirket kârlılıklarını ve enflasyon görünümünü tehdit ederken, ABD’de gösterge 10 yıllık tahvil faizinin getirisi %4,26 seviyesine kadar yükseldi. Önümüzdeki hafta Fed, Avrupa,  Japonya ve İngiltere Merkez Bankalarının olağan toplantıları, küresel piyasaların yönü açısından kritik olacaktır. Mevcut şartlarda, önde gelen para otoritelerinin bekle-gör stratejisine geçeceklerini düşünüyoruz. Japonya cephesinde her ne kadar haftaya faizlerin sabit tutulacağına kesin gözüyle baksak da, Nisan toplantısına yönelik kapının aralanacağını, artan enerji fiyatlarının gölgesinde piyasaların faiz artırım ihtimaline %60 şans verdiğini not edelim.

Altının ons fiyatı, artan petrol fiyatlarının faiz indirimi beklentilerini zayıflatmasının yanı sıra, jeopolitik risklerin gölgesinde güvenli liman olarak doların ön plana çıkmasıyla ikinci haftayı da art arda düşüşle kapatmaya hazırlanıyor. Spot piyasada altının ons fiyatı dün akşam saatlerinde 5,050 dolar seviyesine kadar gerilemesi ardından bu sabah 5,100 dolar seviyesine toparlansa da, savaş ardından ilk gün test ettiği 5,418 dolar seviyesine nazaran son 10 iş gününde yaklaşık %6 gerilediğini not edelim. Geride bıraktığımız haftayı %10 düşüşle tamamlayan gümüşün ons fiyatı da bu hafta kararsız bir seyir izleyerek 84 dolar seviyelerinde salındığını not edelim.

Özellikle gümüşte haftalık kapanışı büyük bir merakla takip edeceğiz. Teknik mânâda yukarıda 87 doların üzerinde temiz bir kapanış durumunda tereddüt etmeden uzun pozisyon alacağız. Öte yandan 81 dolar seviyesinin altında ise, gümüşte bir süredir dile getirdiğimiz 60-67 dolar seviyelerine kadar sert geri çekilmenin gündeme gelebileceğini düşünüyoruz. Çok açık bir şekilde, Hürmüz Boğazı’nın yarattığı enerji krizi ve bu durumun enflasyon riskini yeniden gündeme getirerek bütün denklemleri altüst etmesiyle, kıymetli madenlerin zayıf dolar temasıyla elde ettikleri mevzileri bir bir geri vermeye başladıklarını not etmemiz gerekiyor. Faiz getirisi olmayan kıymetli madenler, faiz indirimi beklentilerinden aldığı desteği kaybederken, piyasa faizlerinin de yükselmesi ilave baskı unsuru yaratıyor. Bu görüşlerin ışığında pozisyon almak için acele etmeden haftalık kapanışı dikkatle takip edeceğiz. Altının havlu atmaması için en azından haftayı 5,050 dolar seviyesinin üzerinde tamamlaması gerekiyor (bakınız grafik).

Türkiye cephesinde ise dün sonuçlanan olağan TCMB Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısından, beklentilere paralel olarak faizlerde herhangi bir değişiklik kararı gelmedi. Politika faizi %37 seviyesinde sabit tutulurken, bir ihtimal da olsa faiz koridorunun üst bandı artırılır mı sorusu ise başka bahara kaldı. Toplantı ardından yayınlanan politika metninde savaş ve neden olduğu enerji krizinin olası etkilerine dikkat çekilirken, beklediğimiz üzere şahince bir üslup kullanıldığını görüyoruz.

Savaşa dâhil olmayan Türkiye ekonomisi üzerindeki maliyetinin ise her geçen gün daha görünür hâle geldiğini not etmemiz gerekiyor. Net enerji ithalatçısı bir ekonomi olan Türkiye için yükselen petrol ve enerji fiyatları, hem cari açık hem de enflasyon kanalıyla olumsuz bir etki yaratıyor. Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte turizm gelirlerine yönelik belirsizliklerin artması da döviz girişleri açısından ilave bir risk oluşturuyor. Bununla birlikte savaşın etkisi yalnızca enerjiyle sınırlı kalmıyor. Deniz taşımacılığı maliyetlerindeki artış, lojistik kaynaklı gıda enflasyonunu yukarı iterken, gübre fiyatlarından tedarik zincirlerine kadar uzanan geniş bir maliyet baskısı yaratıyor. Dünya deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilim, aynı zamanda küresel gübre ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçtiği hatları da sekteye uğratma riski taşıyor. Tüm bu gelişmeler bir araya geldiğinde Türkiye ekonomisinin aynı anda cari açık, enflasyon, büyüme ve döviz gelirleri açısından çok yönlü bir baskıyla karşı karşıya kaldığının altını kalınca çizmemiz gerekiyor.

Hazır konu açılmışken, savaşın TCMB rezervleri üzerindeki etkisine de değinmekte fayda görüyoruz. Savaşın patlak vermesinin ardından geçen ilk altı iş gününde TCMB rezervlerinin yaklaşık 25,5 milyar dolar azaldığını görüyoruz. Ancak piyasada havanın kısmen sakinleştiği Salı günü Merkez Bankası’nın yaklaşık 3 milyar dolar tutarında döviz alımı yaptığı anlaşılıyor. Böylece ilk yedi iş gününün toplamında rezervlerdeki net azalış 22,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti (bakınız grafik). Ocak ayı sonunda 82,3 milyar dolar ile zirve yapan manşet rezerv rakamı ise son gelişmelerle birlikte 47,6 milyar dolar seviyesine kadar gerilediğini not edelim.

Her ne kadar rezerv kaybı ilk bakışta yüksek görünse de, mevcut tabloyu şimdilik alarm verici olarak değerlendirmiyoruz. Zira rezervlerdeki erimenin neredeyse tamamının sıcak para niteliğindeki yabancı portföy çıkışlarından kaynaklandığı anlaşılıyor. Nitekim 6 Mart ile biten haftada -yani savaşın ilk haftasında- yabancıların devlet tahvili portföyü 1,7 milyar dolar, hisse senedi portföyü ise 0,8 milyar dolar azaldı (bakınız grafik). Buna karşın yurt içi yerleşiklerin döviz talebinde belirgin bir artış görülmemesi, piyasada otoritenin kuru her koşulda savunacağına yönelik güçlü bir beklentinin hâkim olduğuna işaret ediyor.

Tüm bu gelişmelere rağmen Türk mali piyasaları dünyanın aksine güçlü kalmaya çalıştığını dün de gördük. BIST100 endeksi dün günü %0,7 yükselerek küresel eğilimden olumlu mânâda ayrışarak tamamlarken, tahvil ve CDS cephelerinde ise bozulmanın sınırlı kaldığını görüyoruz. USDTRY kuru pazartesi valörlü işlemlerde -hafta sonu fonlama etkisiyle- 44,19 seviyesine yükseldi.

Mali piyasaların gündeminde bugün Fed’in favori enflasyon göstergesi olan PCE verisi bulunuyor. Her ne kadar Fed’in haftaya faizleri sabit tutması ve sene sonuna kadar bir kez faiz indirimine gitmesi beklense de, yine de veri para politikasına ilişkin beklentiler açısından yakından takip edilecektir. Bu arada dün savaşın yarattığı belirsizlik ya da ABD bütçesi üzerinde yaratacağı ilave yük karşısında ABD Başkanı Trump dün gece Fed Başkanı Powell’ı hedef alarak acil bir şekilde faiz indirimlerine başlaması çağrısında bulundu!

Gümüş

 17733798342140339140be8881647f0dc356dca5ca_1_1200.jpg

Altın

 1773379835d33e90d00775e4a18ea44464e10a7bb0_2_1200.jpg

Menkul Kıymet İstatistikleri – 4 haftalık hareketli ortalama

1773379835fad149c357b0f99a4937c6625af8d2b8_3_1200.jpg 

TCMB Net Döviz Pozisyonunda Yaşanan Günlük Değişim

17733798350d9ee698c53409e529491f6a638f9647_4_1200.jpg 

TCMB Net Döviz Pozisyonu

1773379835f9cd46f5653c95d574a0072e1df9f4b8_5_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

BORSA

SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü

SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.

Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.

Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?

SASA ne yaptı?

Şirketin açıklamasına göre;

  • Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
  • 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
  • Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
  • Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
  • Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.

Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.

Şirket açısından olumlu sonuçlar

PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:

1. Döviz borcu azaldı

Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.

2. Finansal kaldıraç düştü

Borç/özkaynak dengesi iyileşti.

3. Faiz yükü azaldı

Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.

4. Nakit çıkışı önlendi

Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.

Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.

Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?

Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.

Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.

Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.

Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:

  • Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
  • Arz edilen pay miktarı arttı.
  • Satış baskısı oluştu.
  • Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
  • Portföy değerleri eridi.

Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?

Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.

Tahvil yatırımcısı:

  • Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
  • Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
  • Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.

Borsa yatırımcısı ise:

  • Açık piyasadan hisse aldı.
  • Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
  • Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.

Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”

İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?

Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.

Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.

Bunun birkaç nedeni bulunuyor.

1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu

PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.

2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı

Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.

3. Satış baskısı öngörülemedi

Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.

4. Güven sorunu oluştu

Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.

Yatırımcılar yanıltıldı mı?

Bu soru bugün en çok tartışılan konu.

Ancak hukuki açıdan bakıldığında;

“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.

Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.

Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.

Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.

Asıl sorun ne?

Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.

Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.

Ancak bu kararların;

  • Küçük yatırımcıya etkileri,
  • Riskleri,
  • Olası fiyat baskıları,
  • Seyrelme sonuçları,

yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.

Sonuç

SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.

Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.

Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.

Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.

Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.

Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.

Bankavitrini.com Analiz

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.

Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.