Connect with us

BANKA HABERLERİ

BURHAN KARAÇAM : ENFLASYONUN ZARARININ BANKALAR DA FARKINDA DEĞİL

Yayınlanma:

|

Eski Yapı Kredi Bankası Genel Müdürü Burhan Karaçam, yüksek enflasyon düşük negatif faiz nedeniyle kimsenin Türk Lirası’nda kalmak istemeyeceğini söyledi. Karaçam’a göre kâr patlaması yaşayan bankacılık sektörünün ise durumu parlak değil.

Türkiye’de bankacılık sektörünün değişim ve dönüşümünde rol oynamış isimlerden biri Burhan Karaçam. 1980 sonrası girdiği sektörde çok farklı krizlere tanıklık etti. Farklı modeller gördü. Bugün ekonomide uygulanan modelin sürdürülmesi halinde sonuçların ağırlaşacağını söylüyor. Karaçam, yüksek enflasyona karşı yüksek negatif reel faizle kimsenin Türk Lirası’nda kalmak istemeyeceğini vurgulayarak, “Küçük bir azınlık dışında insanların büyük bölümünün yaşam maliyetleri artarken gelirleri ise eriyor. Esas sorun budur” diyor.

Burhan Karaçam

– Türkiye ekonomisinde çeşitli kriz dönemleri yaşadınız. Yıllardır Türkiye’nin cari açık sorunu olduğunu ve para satarak dövizin tutulamayacağını söylüyorsunuz. Ekonomideki sorunların kaynağı nedir?

Esasında bugün yaşanan sorunun kaynağı 2003-2008 döneminde izlenen politikalardır. O dönemde, ülkeye giren yüksek miktardaki yabancı kaynakların, döviz kurunu hızla aşağı çekmesine izin verilmesinin ve ucuzlaşan ithalat karşısında, iç piyasaya üretim yapan yerli sanayinin rekabet gücünü kaybederek yok edilmesinin sıkıntılarını bugün görüyoruz. “Finanse edildiği sürece cari açık sorun değildir” diye bilinen o günlerin moda sözcüğünün acısını şimdi çekmeye başladık. Ve ne yazık ki sanayicilerimizin önemli bir bölümü üretimden çekilip rantiyeci oldular.

– Türkiye’nin 2001 krizinden çıkış programı yanlış mıydı?

Kemal Derviş’in programında ekonomik büyüme ihracata dayalı sanayi, tarım ve turizm olarak öngörülmüştü. Sonrasında ise tam tersine tercih, ithalat ve inşaat sektöründen yana olmuştur. Bugün yaşadığımız sorunların kısa vadede çözümlenmesi mümkün değildir.

– Türkiye bir süredir yeni bir model uyguluyor. Türk modeli adı verilen faiz neden enflasyon sonuç tezine dayalı bir program uygulanıyor. Bu modelin sonu ne olur?

Bu modelin sonuçlarını yaşıyoruz zaten… Sürdürülmesi halinde sonuçlar daha da ağırlaşacak, tıkanma noktasına gelene kadar…

BANKALAR FARKINDA DEĞİL

– Bir yıldır uygulanan model sonucunda bugün yüzde 100’e yaklaşan yüksek bir enflasyon var. Merkez Bankası politika fazinini yüzde 12’ye düşürdü. Duayen bir bankacı olarak yüksek enflasyona rağmen düşük faizin faturası ağır mı olacak?

Olmaz mı, olacak tabii… Yüksek enflasyon karşısında, yüksek negatif reel faizle kimse Türk Lirası’nda kalmak istemez, insanlar kendini enflasyona karşı korumaya alır ve Türk Lirası değer kaybeder. Varlıklarını enflasyona karşı koruma imkânına sahip olmayan kurum ve kişiler zarar görürler. Küçük bir azınlık dışında, insanların büyük bölümünün yaşam maliyetleri artarken, gelirleri ise eriyor. Esas sorun budur.

– Bu süreçte bankacılık sektörü yüzde 300’lerin üzerinde kâr ediyor. Sizce Türkiye’de bankacılık sektörü ne durumda?

Parlak bir durumda değil… Yüksek enflasyondan onlar da çok olumsuz etkileniyorlar ama bunun tam farkında değiller. Yüksek enflasyon yıllarında, geleneksel muhasebe uygulayamazsınız, raporlamayı bu prensiplere bağlayamazsınız. 90’lı yıllarda yaşanan yüksek enflasyonun bankaları ne şekilde vurduğu 2000’li yıllara girerken görüldü.

– Ne yapılması lazım?

Yüksek enflasyon ortamlarında, kurumlarla ilgili raporlamanın Uluslararası Muhasebe Standartları 29’a göre yapılması lazım. Bu prensipler uygulandığında, bugün için çok yüksek görülen banka kârlarının düşeceği ve kredi, bono, tahvil gibi finansal varlıkları yüksek olan bankaların özkaynaklarının eridiği ve sermaye yeterlilik sorunlarıyla karşı karşıya kalacakları kolaylıkla görülecektir. Bu, sadece bankaların karşı karşıya olduğu risklerden bir tanesidir. Buna ilave olarak tahsili gecikmiş alacak ve aktif kalitesinin bozulması gibi daha birçok sorunları da var. Göstergeler uluslararası piyasalarda eski günlerimizi aratır durumda…

DÜNYA DÜZENİ DEĞİŞİYOR

– Dünya ekonomisinde büyük bir değişim süreci yaşanıyor. Covid’le başladı ancak savaşla birlikte başka bir yöne evrildi. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dünyada yakın zamanın en önemli değişimlerinden biri Sovyetler Birliği’nin dağılması oldu. Ancak şimdi tek kutuplu sisteminin de çalışmayacağı açık bir şekilde görüldü. Şimdi dünya yeni dengeler peşinde. Pandemi süreci ve Ukrayna-Rusya savaşıyla birlikte tek kutuplu ortamdan birden fazla kutuplu ortama geçiş hızlanacak, güçler dengesi daha da belirginleşecek. 2022-2023 yılı kışının yaratacağı zorluklar önemli kırılmalara neden olacak. Sonuçta yeni bir dünya düzeninin ortaya çıkmasını bekliyorum.

‘ORTA SINIF YOK EDILDI’

– Kapitalizm derin bir bunalım yaşıyor. Liberalizm yerine kamuya ağırlık veren bir ekonomik sistem kendisini dayatıyor. Değişim nasıl olacak?

Tek kutuplu sistem büyük zararlar verdi. Gelişmiş ülkelerle az gelişmiş ülkeler arasındaki uçurumlar açıldı. Toplumların varlıklı sınıfı ile orta/dar gelirli sınıf arasındaki mesafe açıldı ve orta gelir grubu hemen hemen yok oldu. Bizim gibi kamu desteğinin sağlanmadığı ülkelerde ise aradaki fark derinleşti ve telafisi zorlaştı. Ben kamuya ağırlık veren bir ekonomik sistemin başarılı olacağını göremiyorum. Fırsat eşitliği olmadığı ve herkes ürettiği ölçüde pay alamadığı için, ben sosyal demokrasiyi benimserim.

GORBAÇOV REFORMU TAMAMLAYAMADI

1990’lar dünya için çok büyük değişimlerin yaşandığı yıllardı. Değişimin kilit ismi ise Mihail Gorbaçov olmuştu. Burhan Karaçam, Gorbaçov’u Türkiye’ye getiren isimdi. Gorbaçov ağustos ayı sonunda yaşamını yitirdi. Karaçamla o yılları da konuştuk:

– Gorbaçov‘la bağınız sürdü mü? Kebap götürdüğünüz anlatılırdı…

Moskova’ya aylık banka toplantılarına gittiğimizde eğer Gorbaçov Moskova’daysa mutlaka bir öğlen veya akşam yemeğini birlikte yerdik. Gorbaçov, Kafkas kökenlidir. Hatta soyadının Kırbaçoğlu’dan geldiği bile söylenirdi. Ülkemizi ve yemeklerimizi çok sevdi. En çok da Beyti’nin ve Yapı Kredi Yeniköy Korusu’nda yediği Köşebaşı’nın et yemeklerine bayılmıştı.

– Sovyetler Birliği‘nin yıkılması ne getirdi ne götürdü gibi konularda hiç konuştunuz mu?

Gorbaçov, Sovyetler Birliği rejiminin mevcut koşullarda sürdürülmesinin mümkün olmadığını görmüş ve yeni bir düzenin kurulmasının ilk adımlarını atmıştır. En büyük hayal kırıklığı, öngördüğü/hedeflediği değişimi/dönüşümü tamamlayamamış olmasıydı. Ona göre Sovyetler Birliği’nin en büyük zafiyeti, topluma karşı yönetimin şeffaf olmamasıydı.

– Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?

Ben Gorbaçov’un, dünyanın siyasal, sosyal ve ekonomik geleceği ile ilgili olarak farklı bir vizyona sahip olduğunu gördüm. Kapalı rejimler, varlıklarını güç kullanarak zorla sürdürseler bile, insanlara mutlu, huzurlu ve fırsat eşitliğine dayanan bir yaşam sunamazlar. Kendi ifadesiyle kapalı rejimlerde ithalat ve ihracatı kontrol etmenin çok kolay olduğunu ancak ekonomik hareketlerin, sermaye hareketlerinden oluştuğunu söylerdi.

Jale ÖZGENTÜRK – Cumhuriyet

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.

Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bankalar çiftçiyi nasıl finanse ediyor?

Yayınlanma:

|

bankavitrini.com haber analiz raporu

Türkiye’de tarım bankacılığı: kredi büyüyor, pazar kamu bankalarında yoğunlaşıyor

Türkiye’de tarım bankacılığı 2025/2026 döneminde yeniden stratejik bir başlık haline geldi. BDDK’nın yayımladığı aylık bankacılık verileri ve FinTürk il bazlı sektör verileri, tarım kredilerinin hem hacim hem de bölgesel dağılım açısından izlenebilir ana kalemlerden biri olduğunu gösteriyor. BDDK, 2026 Mart FinTürk verilerini ve aylık bankacılık sektör verilerini yayımlamış durumda.

Paylaşılan tabloda 2025/1 döneminde 531,5 milyar TL olan tarım kredileri hacminin 2026/1 döneminde 586,2 milyar TL’ye çıktığı görülüyor. Bu, yaklaşık 54,7 milyar TL artış ve %10,3 büyüme anlamına geliyor. Ancak büyüme, enflasyon ve tarımsal girdi maliyetleri dikkate alındığında reel olarak daha sınırlı bir finansman genişlemesine işaret ediyor.

Pazarın lideri yine Ziraat Bankası

Tabloya göre Türkiye Ziraat Bankası 2026/1 döneminde 225,6 milyar TL tarım kredisi hacmiyle pazarın açık ara lideri. Pazar payı %37,9 seviyesinde. Ziraat Bankası’nın tarım bankacılığındaki ağırlığı, yalnızca ticari tercih değil; Hazine faiz destekli tarımsal kredi mekanizmasındaki merkezi rolünden de kaynaklanıyor. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri üzerinden kullandırılan Hazine faiz destekli tarım kredilerinin usul ve esasları 2024-2026 dönemini kapsayacak şekilde düzenlenmişti.

İkinci sırada Tarım Kredi Kooperatifleri Merkezi Birliği bulunuyor. 2026/1 döneminde hacim 77,9 milyar TL’ye, pazar payı ise %13,1’e yükselmiş görünüyor. Bu tablo, tarım finansmanında kamu destekli/yarı kamusal kanalın hâlâ belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.

Özel bankalarda sınırlı büyüme, bazı bankalarda daralma

DenizBank, QNB Finansbank, Akbank, Garanti BBVA, İş Bankası, TEB ve Şekerbank gibi bankalar tarım bankacılığında ürün sunmaya devam ediyor. DenizBank tarım, tarla ve çiftçi kredilerini ayrı bir iş kolu olarak sunarken; VakıfBank da işletme, yatırım, proje ve KGF destekli tarım kredileri gibi başlıklarda ürünler açıklıyor.

Ancak tabloda özel bankalar arasında ayrışma dikkat çekiyor. Akbank’ta %6,2, TEB’de %4,7, İş Bankası’nda ise %0,6 daralma görülüyor. Bu durum, tarım kredilerinde risk iştahının bankadan bankaya değiştiğini gösteriyor.

En hızlı büyüyen bankalar

Tabloya göre tarım kredilerinde en hızlı büyüyen ilk bankalar şöyle:

Banka 2026/1 büyüme
Ziraat Katılım Bankası %17,5
Tarım Kredi Kooperatifleri %15,7
Ziraat Portföy / Tarım Finansman %14,6
Türkiye Ziraat Bankası %12,5
VakıfBank %12,2

Bu görünüm, tarım finansmanında büyümenin ağırlıklı olarak kamu bankaları, katılım bankacılığı ve kamu destekli kanallar üzerinden geldiğini gösteriyor.

Tarım kredilerinde ana mesele: hacim artıyor ama maliyet baskısı sürüyor

Tarım kredilerinin büyümesi olumlu görünse de çiftçinin finansmana erişiminde üç temel sorun devam ediyor:

Birincisi, kredi hacmindeki artış tarımsal girdi maliyetleriyle aynı hızda ilerlemeyebilir. Mazot, gübre, yem, ilaç, tohum, enerji ve sulama maliyetleri arttıkça çiftçinin kredi ihtiyacı da büyüyor.

İkincisi, kredi büyümesi her zaman üretim artışı anlamına gelmiyor. Kredi, yatırım için değil borç çevirme ve işletme sermayesi açığını kapatma amacıyla kullanılıyorsa tarım işletmeleri finansal kırılganlıktan çıkamıyor.

Üçüncüsü, destekli kredi mekanizması kamu bankaları üzerinden yoğunlaştığı için özel bankaların tarım finansmanındaki payı sınırlı kalıyor. Bu da rekabeti ve ürün çeşitliliğini azaltabiliyor.

2026’da destekli kredi tarafında yeni hassasiyetler

2026’da Hazine destekli tarım ve esnaf kredilerinde bazı düzenlemeler yapıldı. Bloomberg HT’nin aktardığı düzenlemeye göre, temel hayvansal ve bitkisel üretim konularında 400 bin TL’ye kadar olan ayni finansman ve kredilerde 31 Aralık 2026’ya kadar bazı borç şartlarının aranmayacağı açıklandı.

Bu düzenleme kısa vadede küçük üreticiye nefes aldırabilir. Ancak yapısal çözüm için yalnızca krediye erişim değil; üretim planlaması, alım garantisi, sigorta, kooperatifleşme, lisanslı depoculuk ve vadeli fiyat mekanizmalarının birlikte çalışması gerekir.

Bankacılık açısından riskler

Tarım bankacılığında risk klasik ticari kredilerden farklıdır. Çünkü geri ödeme kapasitesi yalnızca bilanço gücüne değil; iklim, kuraklık, don, sel, hastalık, ürün fiyatı ve destekleme politikalarına da bağlıdır.

Bankalar açısından başlıca riskler şunlardır:

Risk alanı Etki
Kuraklık ve iklim riski Ürün kaybı, tahsilat gecikmesi
Girdi maliyeti artışı İşletme sermayesi ihtiyacı büyür
Ürün fiyat oynaklığı Gelir tahmini zorlaşır
Destek ödemesi gecikmesi Nakit akışı bozulur
Borç çevirme kredileri Zombi tarım işletmesi riski yaratır

Tarım kredisi artık sadece banka ürünü değil, gıda güvenliği meselesidir

Türkiye’de tarım bankacılığı 2026’ya büyüyerek girmiştir. Ancak bu büyümenin niteliği hacimden daha önemlidir. Tarım kredileri üretimi artırıyor, verimliliği yükseltiyor ve çiftçinin teknolojik dönüşümünü destekliyorsa ekonomiye katkı sağlar. Fakat kredi borç çevirme aracına dönüşürse çiftçiyi rahatlatmak yerine daha kırılgan hale getirir.

Bu nedenle tarım bankacılığı yalnızca “kredi kullandırma” faaliyeti olarak değil; gıda arz güvenliği, kırsal kalkınma, iklim riski yönetimi ve üretim sürdürülebilirliği başlığı altında yeniden ele alınmalıdır.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist     www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.