Connect with us

GÜNCEL

DEPREM VERGİSİNE TEPKİLER ARTIYOR: ADİL DEĞİL!

Depremzedelerin ihtiyaçlarının karşılanması ve bölgenin yeniden inşa edilebilmesi amacıyla 22 bin şirketten tek seferlik ek vergi alınacak. Deprem bölgesindeki illerdeki şirketler ek vergiden muaf tutuldu.

Yayınlanma:

|

Deprem felaketinin yaralarının sarılması amacıyla 2022 yılı için 22 bin civarında şirketi kapsayan ek Kurumlar Vergisi getirildi. Yatırım teşvik belgeleri kapsamında yararlanılan vergi indirimleri de ek vergiye tabi olacak. Yapılan düzenlemeye göre, Kurumlar Vergisi mükellefl eri tarafından 2022 yılına ilişkin Kurumlar Vergisi beyannamesinde gösterilmek suretiyle, kurum kazancından indirim konusu yapılan istisna ve indirim tutarları ile indirimli Kurumlar Vergisine tabi matrahları üzerinden, dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin yüzde 10, yurtdışından elde edilen kazançlar için de yüzde 5 oranında tek seferlik ek vergi alınacak.

Ek vergi nasıl hesaplanacak?

Ek Kurumlar Vergisi ilk taksiti Kurumlar Vergisinin ödeme süresi içinde, ikinci taksiti bu süreyi takip eden dördüncü ayda ödenecek. Bu vergi, gider ve indirim olarak dikkate alınmayacak ve hiçbir vergiden mahsup edilemeyecek. Deprem bölgesindeki Kurumlar Vergisi mükellefl eri ek vergiden muaf olacak.

Bazı istisnalar vergi konusu değil

AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, ek verginin 2022 yılı Kurumlar Vergisi beyannamesinde beyan edilen indirim ve istisna tutarları toplamı üzerinden hesaplanacağını, ancak bazı istisnalar ve indirimlerin verginin konusu dışına çıkarıldığını kaydetti. Ek verginin 22 bin şirketi kapsadığını belirten Elitaş, “Kapsama alınan istisnalar iştirak kazançları istisnası, yatırım fon ve ortaklarının portföy işletmeciliği kazanç istisnası, emisyon primi istisnası, taşınmaz ve iştirak hissesi satış kazancı istisnası, yurt dışından elde edilen ve bazı şartları taşıyan kazanç istisnaları, serbest bölge ve teknoloji geliştirme bölgesi kazanç istisnası gibi istisnalardır. İndirimlerden ise yatırım indirimi, Ar-Ge indirimi, nakdi sermaye indirimi gibi indirimler kapsama dahil edilmiştir. Kurumlar Vergisi Kanununun 32-A maddesi kapsamında indirimli Kurumlar Vergisine tabi matrah üzerinden de ek vergi alınacaktır. Belirtilen şekilde tespit edilen ek vergi matrahı üzerinden ek vergi yüzde 10 oranında hesaplanacaktır” açıklaması yaptı.

Nakdi yardıma vergi kolaylığı

Yasa teklifine eklenen yeni bir düzenleme ile işverenlerin çalışanlarına 31 Temmuz’a kadar mevcut ücret, prim, ikramiye gibi ödemelerine ilave olarak yapılan ayni yardımlar ile 50 bin lirayı geçmeyen nakdi yardımlar prime esas kazanca dahil edilmeyecek. Bu yardımlar üzerinden gelir vergisi ve damga vergisi alınmayacak.

 

Matrah artırımına damga vergisi

Yapılandırma kanun teklifinde yer alan matrah ve vergi artırımını düzenleyen madde de değişikliğe gidildi. Buna göre, matrah ve vergi artırımı nedeniyle verilen beyannamelerden 1000 TL damga vergisi alınacak, bu vergi bu vergi indirim hesaplanmasında dikkate alınmayacak. Kabul edilen diğer bir önergeyle yapılandırmaya başvuru süresi 30 Nisan 2023 tarihinden 31 Mayıs 2023 tarihine, ilk taksit ödeme süresi ise 30 Haziran 2023 tarihine kaydırıldı.

Ayrıca, mücbir sebep hali ilan edilen illerdeki dairelere borçlu olanlar, mücbir sebebin sona erdiği tarihi izleyen ayın sonuna kadar başvuracak ve ödemelerini bu süreyi takip eden aydan başlamak üzere belirtilen süre ve şekilde yapacak.

DEPREMZEDE İÇİN HANGİ DÜZENLEMELER YAPILDI?

– Sahibi oldukları konutları depremden etkilenen vatandaşlara bedelsiz olarak tahsis eden konut sahipleri için emsal kira bedeli uygulanmayacak.

– Depremde ölenlerin mirasçılarına veraset yoluyla intikal eden mallar ile bunların eşine, çocuklarına, anne ve babasına işverenlerce yapılan yardımların veraset ve intikal vergisinden istisna tutulacak ve işlem kolaylığı sağlanacak.

– Tutulması, muhafazası ve ibrazı mecburi defter ve belgeleri depremde zayi olan mükelleflerin, zayi belgesi için yetkili mahkemeye başvuru süresi 31 Temmuz 2023 tarihine kadar uzatıldı. Bu belgenin il veya ilçe idare kurullarından alınabilmesine imkan sağlandı.

– Yeni defterlerin tasdiki işlemlerinde noter harcı ve noterlik ücreti alınmayacak. Ayrıca elektronik ortamda tutulan defterlerden, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından muhafaza edilen ya da muhafaza edilmek üzere Bakanlığa elektronik ortamda iletilenler bakımından defterler zayi olmadığından bu defterlerin mükelleflere Bakanlığın belirleyeceği usullerle verilmesine ilişkin düzenleme yapıldı.

– Deprem nedeniyle mücbir sebep hali ilan edilen yerlerde faaliyet gösteren kişilerle iktisadi ve ticari ilişkisi bulunan mükelleflerin alacaklarının tahsilinde ortaya çıkan zorluklar nedeniyle şüpheli alacak karşılığı ayrılması ile ilgili şartlar hafifletildi.

– Mücbir sebep hali ilan edilen yerlerdeki ticari işletme, ticaret şirketleri ve şubelerin, deprem nedeniyle ticaret sicili müdürlükleri nezdinde gerçekleştirecekleri işlemlerde 31 Temmuz 2023 tarihine kadar harç ve bu işlemlere bağlı olarak 5174 sayılı Kanunda öngörülen ücret ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilan ücreti alınmayacak.

– Mücbir sebep hali ilan edilen yerlerde depremden zarar gören esnaf ve sanatkarların ekonomik faaliyetlerine devam etmelerine katkıda bulunmak amacıyla 31 Aralık 2023 tarihine kadar, esnaf sicil müdürlüklerinde yapacakları tescil, terkin, tadil, sicil tasdikname işlemlerinden harç ile sicil gazetesi ilan ücreti alınmayacak..

– Depremde yıkılan veya ağır hasar gören binalar ile kullanılamaz duruma gelen taşıtlara ilişkin vergi ve katkı payları ile varsa bu alacaklara ilişkin feri alacakları silinecek ve taşıtlar üzerindeki vergi dairelerince konulmuş hacizler kaldırılacak.

-Depremde ölenlerin mirasçılarına veraset yoluyla intikal eden mallar ile bunların eşine, çocuklarına, anne ve babasına işverenlerce yapılan yardımlar, veraset ve intikal vergisinden istisna tutulacak. Bu şekilde gerçekleşen intikaller nedeniyle veraset ve intikal vergisi beyannamesi verilmeyecek, ilişik kesme belgesi aranmayacak

-Depremden etkilenen vatandaşlara, sahibi oldukları konutları ikamet amacıyla bedelsiz olarak tahsis eden konut sahipleri için emsal kira bedeli uygulanmayacak.

-Depremde vefat edenlerin mirasçılarına, sigorta ve emeklilik şirketlerince ve Bireysel Emeklilik Sistemi’nden (BES) yapılan ödemelerden gelir vergisi tevkifatı yapılmayacak.

Akla gelen ilk kaynağın yatırım teşvikleri olması üzüntü verici

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan depremle ilgili getirilen yeni vergisel tedbirlere ilişkin açıklamasında Kahramanmaraş depremlerinin yarattığı derin üzüntünün yanı sıra, ülkemiz ekonomisine de ağır bir yük getireceğini vurguladı. Bu yükün üstesinden ancak toplumun tüm kesimlerinin ortak paylaşacağı bir fedakarlıkla kalkılabileceğini belirten Bahçıvan, şu örüşleri paylaştı: “Depremin yaralarını sarmak amacıyla kurumlar vergisi mükelleflerine yönelik verilen teşviklere getirilen düzenlemeyi bu çerçevede bir fedakarlık olarak değerlendirmek mümkün. Ancak içinde bulunduğumuz olağan üstü şartların hassasiyetini kabul etmekle birlikte; depremin ağır yükü için akla gelen ilk kaynağın, geriye dönük ve de özellikle nitelik arttırıcı yatırım fikir ve projelerin desteklenmesi amacıyla söz verilmiş, taahhüt edilmiş yatırım teşviklerinin gelmesi üzüntü vericidir. Bu tür geçmiş taahhütlere dönük uygulamalar, sadece bugün değil gelecekte de farklı projeleri hayata geçirme planları yapan nitelikli yatırımcıların yatırım iştahını olumsuz etkileyecektir. Buna ek olarak yeni düzenleme, EYT ödemeleri ile birlikte kaynak oluşturmakta zorlanan şirketlere öngörülemeyen yeni zorluklar getirecektir.”

UZMAN GÖRÜŞÜ

Emre Kartaloğlu: Yeni yatırım planlarını etkiler, yatırımlar ülke dışına çıkabilir

TÜRMOB Genel Başkanı Emre Kartaloğlu, bu zorlu süreçte herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini belirtirken, geçmişe dönük vergi getirme yerine, modern vergileme ilkelerine uygun olarak cari yıl ve dönemler için vergi getirilmesinin daha uygun olacağını söyledi. Kartaloğlu, düzenlemeyle özellikle yatırım yapmaları teşvik edilen girişimcilere kazançlarının vergiden istisna olacağı belirtilmesine rağmen, verilen bu imkanların ek vergi adı altında geri alınması anlamına geldiğinin altını çizdi. Düzenlemenin bu kısmının önümüzdeki dönemdeki yatırım kararlarına da olumsuz etki yapabileceği uyarısında bulunan Emre Kartaloğlu, “Hatta var olan bazı yatırımcılarımızın bir kısım yatırımlarını ülke dışına dahi çıkartabilmesi riskini barındırdığını düşünüyoruz” diye konuştu. Gelir vergisi mükellefl erinin kapsama alınmadığını dile getiren Kartaloğlu, “Oysaki bireysel geliri önemli tutarları bulan bazı gelir vergisi mükellefl eri için (Örneğin: önemli bir tutarın üzerinde faiz geliri elde edenler) de ince bir çalışmayla kapsama alınabilir ve toplumun tüm kesiminin sürece dahil olması sağlanabilirdi” önerisinde bulundu. Bu durum şirketleşme ve kurumsallaşma seviyesini de olumsuz etkileyeceğinin altını çizen Kartaloğlu, bazı kazançların ek vergiye tabi tutulurken, bazılarının tutulmamasının önemli tartışmalara yol açabileceğini ifade etti Kartaloğlu, KKM kazançları vergiye tabi tutulmazken, yatırım teşviklerine getirilen ek verginin izahında zorlanıldığını, “Oyun başladıktan sonra oyunun kurallarının değiştirilmemesi genel kabul edilen bir prensiptir” dedi.

Nazmi Karyağdı: KKM gelirlerine ek vergi uygulanmayacak

Deprem nedeniyle 2023 yılı bütçesinin ek kaynak gereksiniminin olağanüstü arttığını söyleyen Gelir İdaresi E. Strateji Geliştirme Daire Başkanı ve Yeni Ekonomi Danışmanlık AŞ kurucu ortağı Nazmi Karyağdı, Maliye’nin önünde kamu harcamalarında tasarruf, ek vergi gelirleri yaratma ve borçlanma seçenekleri olduğunu bildirdi. Karyağdı, son yıllarda Türkiye’deki Kurumlar Vergisioranlarının yüzde 23-25 arasında değişmekle birlikte, indirim ve istisnalarla gerçekte ödenen efektif Kurumlar Vergisioranının yüzde 16,6 ile yüzde 18 arasında değiştiğini kaydetti. Düzenlemeyle indirimli Kurumlar Vergisiuygulamasından yararlanarak diğer mükellefl ere nazaran daha az Kurumlar Vergisiödeyen mükellefl erden vergi alınmasının amaçlandığını dile getiren Nazmi Karyağdı, tüm mükellefl erden ek vergi talep edilmediğine dikkat çekti. Nazmi Karyağdı, istisna ve indirimler üzerinden alınacak ek vergiye yönelik de bazı istisnalar olduğunu, aralarında KKM kazançları olmak üzere 14 kalemde bu ek verginin ödenmeyeceğini aktardı.

Abdullah Tolu: Matrah artırımı beklenirken, ek vergi geldi

Abdullah Tolu, matrah artırımı bekleyen şirketlerin önerge ile adeta şok olduğunu belirterek, istisna ve indirimli kurumlar vergisinden yararlanmayanların bu vergiyi ödemeyeceğini bildirdi. Tolu, AK Parti Grup Başkanvekili Elitaş’ın 22 bin olarak aç ıkladığı ek vergiye tabi şirket sayısının ise 100 bine ulaşacağını öngördü. Ek verginin, gider ve indirim olarak dikkate alınamayacağını, hiçbir vergiden mahsup edilemeyeceğini aktaran Tolu, geçmişe dönük ek verginin vergide öngörülebilirlik ilkesine aykırı olduğuna yönelik eleştiriler bulunduğunu belirterek, ek vergi hesabına ilişkin şu örneği verdi: “Şirketin 2022 beyannamesine göre karının 20 Milyon TL olduğunu, bunun 10 Milyon TL’sinin taşınmaz s atış kazancı istisnasından oluştuğunu varsayalım. Geçici vergi ve stopajları ihmal edilirse, şirketin 2022 yılında ödeyeceği kurumlar vergisi 2 Milyon 300 bin (10 Milyon x %23=) TL olacak. Ödemesi gereken ek vergi ise, 1 Milyon TL (10 Milyon TL x % 10) olarak hesaplanacak. Buna göre, ek vergi öncesi Şirketin vergi yükü yüzde 23 (2 milyon 300 bin TL/10 Milyon TL) iken, ek vergi sonrasında yüzde 33’e yükselmiş olacak” Tolu reel sektörün söz konusu düzenlemeye “geçmişe dönük vergi ve benzeri mali yükümlülük getirilemeyeceği, teşvik belgesi kapsamında yatırım yapan yatırımcıların bir nevi cezalandırıldığı, düzenlemeye karşı dava açıldığı takdirde iptal edileceği, geçmişte çeşitli gerekçelerle geçmişe yürütülen birçok düzenlemenin iptal edildiği” gibi eleştiriler getirdiğine dikkat çekti.

Canan SAKARYA- ekonomim

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

TCMB karar günü: Petrol yükseliyor, manevra alanı daralıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Küresel mali piyasalar teknoloji hisseleri ile jeopolitik gerilimin arasında sıkışmış durumdalar. Alphabet ve Tesla’nın açıkladıkları güçlü bilançolar ile yapay zekâ altyapısına yönelik dev yatırım planları teknoloji hisselerini desteklemeye devam ederken, bu yatırımların ne ölçüde ve hangi zaman diliminde karşılık vereceği ise soru işaretlerini beraberinde getiriyor. ABD borsalarının dün geceyi düşüşle tamamlaması ardından bu sabah vadeli işlemlerde de hâkim rengin kırmızı olduğunu görüyoruz. Pasifiğin diğer ucunda ise yeni gün başlangıcında karmaşık bir seyir hâkim. Güney Kore borsası KOSPI %3 civarında yükselirken, lokomotif hisseler SK Hynix ve Samsung endeksi yukarıya taşıdı. Gösterge endeks Tokyo borsası yaklaşık %0,50 yükselirken, jeopolitik gündemin ağır basmasına rağmen, yapay zekâ yatırımlarının artık geçici bir tema olmaktan çıkıp uzun vadeli büyümenin temel dinamiklerinden biri hâline geleceği beklentisi teraziyi yeniden dengelemeye çalışıyor.

Lâkin küresel görünümün de hiç iç açıcı olmadığını belirtmemiz gerekiyor. Küresel borç sorunu her geçen gün daha da ağırlaşırken, 2025 yılı sonunda toplam borç stoku 348 trilyon dolara ulaştı. Böylece küresel borcun milli gelire oranı %308’e yükselirken, dünya ekonomisinin ürettiği her 1 dolarlık gelire karşılık 3 dolardan fazla borç yükü taşınıyor. Üstelik bu borcun en büyük kaynağı olan ABD’de tablo daha da dikkat çekici bir görünüm sergiliyor. Son yıllarda enflasyonun ağırlıklı olarak talep değil, arz yönlü sorunlardan beslenmesi, küresel faizlerin yüksek kalmasına ve dolayısıyla finansal istikrar üzerindeki baskının artmasına neden oluyor. Zaten sene başında kağıt ve mürekkep para sistemine baş kaldıran kıymetli metallerin hikâyesi, Fed’de direksiyonun başına geçecek isim olarak açıklanan Warsh ve devamında savaş döneminde dolar likiditesinin sıkışmasıyla yarıda kalmıştı.

Orta Doğu’da tansiyon her geçen gün yükselirken, İran ile ABD arasındaki gerilimin hem kapsamı hem de etkileri giderek büyüyor. Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik risklerin yanı sıra Husilerin Kızıldeniz’de petrol tankerlerini hedef almasının ardından Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı bu sabah %2 yükselerek 96 doların üzerine geldi. Tam üç hafta önce 70 dolar seviyesine kadar gerileyen petrolün son altı haftanın zirvesi olan psikolojik 100 dolar seviyesine kadar yükselmesi moralleri bozuyor.

Yaklaşık beş aydır devam eden çatışmaların Hürmüz Boğazı’nın ardından Bab el-Mendeb Boğazı’nı da etkilemesi, dünya petrol ve doğal gaz ticaretinin dörtte birinden fazlasını risk altına sokabilecek nitelikte olduğunu hatırlatmak isteriz. Yükselen enerji fiyatları enflasyon endişelerini yeniden artırırken, diğer taraftan Rusya-Ukrayna savaşı da dördüncü yılında daha tehlikeli bir boyuta evriliyor. Ukrayna’nın Rusya’nın günlük yaşamını ve kritik altyapısını hedef alan saldırılarına karşılık Moskova’nın Karadeniz’deki ticari tahıl gemilerini doğrudan hedef almaya başlaması, çatışmanın küresel ticaret ve gıda güvenliği açısından yeni bir risk oluşturduğunu gösteriyor. Son olarak, Odessa Limanı’ndan tahıl yüküyle ayrılan Türk bağlantılı bir kuru yük gemisinin Rus füzeleriyle vurulması bu endişeleri daha da artırdı. Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıların yoğunlaşması ve küresel kuraklığın etkisiyle tahıl fiyatlarında yukarı yönlü baskının güçlenebileceğini, bunun da enerji fiyatlarındaki yükselişle birlikte küresel enflasyon üzerinde ilave baskı yaratabilecek önemli bir risk unsuru olduğunu değerlendiriyoruz.

Hazır enflasyondan söz etmişken, faiz vadeli kontratları Fed’in bu yıl toplam 42 baz puanlık faiz artışı yapabileceğini fiyatlıyor. Eylül ayına yönelik faiz artışı ihtimali bu sabah %80 seviyesine yükselerek büyük ölçüde satın alınmış durumda. Doların piyasa kuru olan DXY 101 seviyesinin kıyısında salınırken, doların piyasa faizi olan 10 yıllık gösterge tahvil bu sabah %4,66 seviyesine kadar yükselerek taraflar arasında imzalanan mutabakat zaptı öncesi seviyelere geri döndü. Yapay zekâ kaynaklı büyüme beklentileri risk iştahını desteklemeye devam etse de, petrol ve tahıl fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik gerilimler küresel piyasalar üzerinde önemli bir baskı unsuru olmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Bu gidişatın da pek de hayra alamet olmadığını peşinen not etmek isterim! Ekonomi ile jeopolitika gerçekten bu kadar çok mu ayrışıyor, biz de bazen şaşırıyoruz. Biraz daha açmak gerekirse, piyasaların gelişmeleri pek de umursamadığını düşünüyoruz zira finansal piyasalarda var olan iyimserlik ile kartopu misali büyüyen riskler uyuşmuyor. Her ne kadar yarın kriz olacak modunda olmasak da, gelişmelerin bizi rahatsız ettiğini de itiraf etmemiz gerekiyor.

Bu kafa karışıklığında, kıymetli metallerin yeniden ‘ayağa kalkmasını’ da sadece bir tesadüf olarak görmemek gerekiyor. Yukarıda da değindiğimiz üzere, kredibilitesi yüksek ve Trump’ın ‘oyuncağı’ olmayacak Warsh isminin öne çıkması ve devamında patlak veren savaş ardından beş aydır burun aşağıya giden kıymetli metaller, önemli teknik seviyelerden yüzünü yukarıya doğru çevirmeye başladı. Altının ons fiyatı dün gün içerisinde 4,165 dolar seviyesini test ederken, gümüş ise 61 dolar seviyesine kadar yükseldi. Teknik mânâda önemli seviyelerin test edilmesi ardından başlayan yükseliş bizleri mutlu etse de, gidişatı temkinli bir şekilde takip edeceğiz. Bu hafta hem gümüş hem de altın cephesinde bir kademe uzun pozisyon açtık. Kıymetli metallerin mütemadiyen satış baskısına maruz kalan karamsar havasından kurtulup güvenli liman kimliğini bir an önce tekrar kazanmasını fiyatlayarak yolculuğa eşlik etmeye çalışacağız. Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin 65,500 dolar seviyelerinde ve önemli bir eşikte gelişmeleri takip ediyor.

Türkiye cephesinde ise TCMB’nin olağan PPK toplantısı günün en önemli gündem maddesi olarak takip edilecektir. Her ne kadar politika faizinin %37 seviyesinde sabit tutulacağına kesin gözüyle baksak da, jeopolitik risklerin hem Türkiye’nin kuzeyinde hem de güneyinde tırmandığı bir dönemde, politika metninin satır aralarını dikkatle irdeleyeceğiz. Bununla birlikte, uzun süredir uygulanan dezenflasyon politikalarının bir yan etkisi olarak Türkiye ekonomisinin yüksek faizlerin gölgesinde sanayisizleşme riskiyle karşı karşıya kaldığının da altını çizmek gerekiyor. Hasta bir türlü acilden çıkamadı! Nitekim dün bu noktaya İSO Başkanı Erdal Bahçıvan da dikkat çekti. Politika yapıcıların bugün politika metininde şahin ifadelere yer vereceğini düşünüyoruz. Jeopolitik gelişmelerin ötesinde, TCMB’yi asıl rahatsız eden unsurun Haziran ayında çekirdek enflasyonda yeniden gözlenen ivmelenme olduğunu düşünüyoruz. Bu eğilimin Temmuz ayında da devam edip etmeyeceği yakından takip edilecektir.

USDTRY kuru hafta sonu fonlama etkisinin de yardımıyla Pazartesi valörlü işlemlerde 47,23 seviyesine yükselirken, enerji fiyatlarının TCMB’nin hem cari açık hem de enflasyonla mücadelesini zorlaştıracağı beklentisiyle iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %42 seviyesine dayanarak son altı haftanın zirvesine yükseldi (bakınız grafik). Türkiye risklerinin yabancı nezdinde barometresi konumunda beş yıl vadeli CDS risk primi de 241 baz puan seviyesine yükselerek son altı haftanın zirvesinde salınmaya devam ediyor.

Hafta sonu riskini taşımak istemeyeceğini düşündüğümüz piyasa aktörlerinin gün içindeki pozisyonlanmasını yakından izleyeceğiz. TCMB’nin faiz kararının yanı sıra makro cephede tüketici güven endeksi, TCMB ve BDDK’nın haftalık bültenlerini takip edeceğiz. Yurt dışında ise bugün Avrupa Merkez Bankası’nın olağan faiz toplantısı gündemde yer tutsa da, faiz oranlarında herhangi bir değişiklik beklemiyoruz. ECB’nin bugün bekle-gör yaklaşımını benimseyerek, Eylül ayında ilave faiz artışı ihtimalini masada tutacağını ve enflasyon görünümüne bağlı olarak ilave sıkılaşmaya kapıyı açık bırakacağını değerlendiriyoruz. EURUSD paritesi 1,1430 seviyelerinde yatay.

Türkiye 2 yıl vadeli gösterge tahvil vs Brent cinsi ham petrol

1784781393fe317a792f990fe0eac27a225fb2f6b8_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İş Bankasından 12 yıl vadeli katkı sermaye niteliğinde eurotahvil ihracı

İşlemin kupon faiz oranı, ihraca gelen güçlü talep sayesinde ilk açıklanan gösterge seviyenin 35 baz puan altında, yüzde 8,40 olarak belirlendi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye İş Bankası, uluslararası sermaye piyasalarında 500 milyon dolar tutarında, 12 yıl vadeli ve 7. yılda erken geri ödeme opsiyonlu katkı sermaye niteliğinde yeni bir eurotahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, işlemin kupon faiz oranı, ihraca gelen güçlü talep sayesinde ilk açıklanan gösterge seviyenin 35 baz puan altında, yüzde 8,40 olarak belirlendi.

Geniş bir coğrafyaya yayılmış uluslararası yatırımcıların ilgi gösterdiği işlemde eurotahvillerin yüzde 46’sı İngiltere’ye, yüzde 20’si Avrupa’ya, yüzde 17’si ABD’ye, yüzde 16’sı Orta Doğu’daki yatırımcılara ve yüzde 1’i Asya’daki yatırımcılara satıldı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ebru Özşuca, jeopolitik belirsizliklerin ve küresel piyasalardaki dalgalanmaların yüksek seyrettiği bir dönemde gerçekleştirilen bu işlemin, uluslararası yatırımcıların hem Türkiye ekonomisine hem de İş Bankasına duyduğu güveni bir kez daha teyit ettiğini belirtti.

Özşuca, Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgelerine bugüne kadar gerçekleştirilen en uzun vadeli katkı sermaye niteliğindeki piyasa işleminin, bu özelliğiyle uluslararası sermaye piyasaları açısından önemli bir referans niteliği taşıdığını kaydetti.

– Uluslararası yatırımcılardan güçlü talep

İşlemin, güçlü yatırımcı talebi sayesinde son dönemde uluslararası sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlerde görülen seviyelerin altında bir yeni ihraç primiyle tamamlandığını vurgulayan Özşuca, bunun İş Bankasının güçlü finansal yapısına, uluslararası yatırımcı tabanının derinliğine ve uzun yıllara dayanan güven ilişkisine duyulan inancın somut bir göstergesi olduğunu anlattı.

Özşuca, son bir yıl içerisinde uluslararası piyasalarda toplamda 1,5 milyar dolar tutarında üç ayrı katkı sermaye nitelikli Eurotahvil ihracını başarıyla gerçekleştirdiklerine dikkati çekerek, bankanın sermaye yapısını daha da güçlendiren uzun vadeli bu kaynakların reel sektörün finansman ihtiyaçlarının desteklenmesine katkı sağlayacağını aktardı.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek

Yayınlanma:

|

Yazan:

İSO 500 Verileri Alarm Veriyor: Finansman Yükü Hafiflese de Sanayicinin Omuzundaki Baskı Sürüyor

İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025 verileri, Türkiye sanayisinin yüksek faiz ve sıkı para politikasının etkilerini hissetmeye devam ettiğini açık şekilde ortaya koyuyor. Finansman maliyetlerinde 2024 yılına kıyasla sınırlı bir iyileşme görülse de, şirket bilançoları üzerindeki baskı hâlâ tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde seyrediyor.

Hatırlanacağı üzere, 2024 yılında İSO 500 şirketlerinin finansman giderleri yalnızca %16 artmasına rağmen, faaliyet kârı %31,6 gerilemiş, bunun sonucunda finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı %56,9’dan %96,6’ya yükselerek tarihi zirvelerden birine ulaşmıştı. Başka bir ifadeyle, sanayi şirketleri faaliyetlerinden elde ettikleri kârın neredeyse tamamını finansman giderlerine ayırmak zorunda kalmıştı.

2025 yılı verileri ise bu baskının kısmen hafiflediğini ancak sorunun henüz çözülemediğini gösteriyor.

Net satışlar 2025 yılında %27 artış gösterirken, finansman giderleri %38,1 gibi daha yüksek bir oranla artarak 854,7 milyar TL’ye ulaştı. Böylece finansman giderlerinin net satışlar içindeki payı %6’dan %6,6’ya yükseldi. Bu tablo, satış gelirleri artsa bile finansman maliyetlerinin daha hızlı büyüdüğünü ve şirketlerin önemli bir bölümünün büyüme performansını kredi maliyetleri nedeniyle bilançolarına yansıtamadığını ortaya koyuyor.

Olumlu tarafta ise faaliyet kârındaki toparlanma dikkat çekiyor. Faaliyet kârı 2025 yılında %57,1 artışla yaklaşık 1 trilyon TL’ye ulaşırken, finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı %96,6’dan %84,9’a geriledi. Bu gelişme ilk bakışta önemli bir iyileşme gibi görünse de, tarihsel perspektiften bakıldığında tablo hâlâ endişe verici.

Çünkü 2015-2024 döneminde finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı ortalama %64,5 seviyesinde gerçekleşmişti. Buna göre 2025 yılında kaydedilen %84,9’luk oran, uzun dönem ortalamasının yaklaşık 20 puan üzerinde bulunuyor. Bu da sanayi şirketlerinin yüksek faiz ortamının yarattığı finansman baskısını hâlâ yoğun şekilde yaşamaya devam ettiğini gösteriyor.

Verilerin Verdiği Mesaj

İSO 500 sonuçları, para politikasındaki sıkılığın reel sektör üzerindeki etkisinin henüz sona ermediğine işaret ediyor. Faaliyet kârlılığındaki toparlanma olumlu olmakla birlikte, şirketlerin ürettiği katma değerin çok önemli bir kısmı finansman maliyetleri tarafından tüketilmeye devam ediyor.

Bu nedenle firmalar açısından önümüzdeki dönemde;

  • işletme sermayesi yönetiminin güçlendirilmesi,
  • nakit dönüş süresinin kısaltılması,
  • borç vadesi ve faiz riskinin yeniden yapılandırılması,
  • özkaynak finansmanının artırılması,
  • verimlilik ve kârlılık odaklı üretim modellerine geçilmesi,

her zamankinden daha kritik hale geliyor.

Sonuç olarak, 2025 verileri finansman baskısının zirveden geri dönmeye başladığını gösterse de, sanayi sektörünün hâlâ tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde bir faiz yükü taşıdığını ortaya koyuyor. Bu görünüm, para politikasındaki normalleşmenin hızına bağlı olarak 2026 yılında finansman maliyetlerinin seyri açısından belirleyici olmaya devam edecek.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.