Connect with us

BANKA HABERLERİ

Dijital dönüşüm ve Bankacılıkta Siber Güvenlik?

Türkiye kötücül yazılım kaynaklı Siber Güvenlik tehditlerine maruz kalma açısından dünyada en üst sıralarında yer almaktadır. Ayrıca botnet ( zombi ağı ) ağlarında yine üst sıralarda yer bulunmakta. Ayrıca çalışan bilinci ve farkındalık konularında henüz istenen seviyede değiliz. Bu yüzden dijital dönüşümde bu kirli networkte güvenli bir biçimde var olabilmek için eskisine göre çok daha detaycı yaklaşımlar ve aksiyonlar gerekmekte

Yayınlanma:

|

Bankalar, Siber Güvenlik ile ilgili tedbirlerinin yeterli olduğunu iddia ediyor ama, çoğu dolandırıcılıkların merkezinde hala Bankalar var. Kredi Kart, POS, ATM/BTM dolandırıcılığı, Hesapların boşaltılması, Kişisel Verilerin sızdırılması, para karşılığı banka içi Müşteri Bilgi sızdırılması her tedbir sonrası dolandırıcıların bir hamlesi geliyor. İşin içinden çıkılmaz bir hal alıyor ta ki Bilgi Güvenlik Mühendislerin işin içine girene kadar. Dolandırıcıların korkulu rüyası bu grup. Sibel Saldırıları ilk fark edip ilk harekete geçen, karşı hamle planlayan grup yine bunlar. Peki Bankacılık sektörü ne kadar güvenli?

Telefon dolandırıcılığı, POS dolandırıcılığı, Kredi Kartı dolandırıcılığı, hesapların boşaltılması, ATM dolandırıcılığı, kişisel bilgi hırsızlığı dikkat edin çoğunda bankalar boş rol oyuncusu.
Dijital dönüşüm her sene daha da hızlanarak devam ediyor. 2010’dan sonra internetin yaygınlaşması, akıllı telefon kullanım oranının katlanarak artması bunun sonucunda da mobil uygulamaların neredeyse tüm ihtiyaçları karşılamaya yönelik yaklaşımları artık dünyada tüm alışkanlıkları değiştirmiş durumda.
 Son 10 yıla baktığımızda değişimin ne kadar büyük olduğunu görmek pek de zor değil. İletişimden, pazarlamaya, finanstan, reklama tüm sektorlerde tanımlar, tekrardan oluşturulmuş durumda. Artık devasa sosyal networklere dahiliz. Bir tarafta aile ve arkadaş havuzumuz var diğer tarafta fotoğraf havuzumuz var. Diğer bir uygulamada gittiğimiz yerleri işaretleyebiliyoruz.
Bütün hizmet alabileceğimiz noktalardan daha ürünü almadan bütün yorumları okuyabiliyoruz. Yemeğimizi bile 2 tuşla eve söyleyip restaurant hakkında yorum yapabiliyoruz.
Ne kadar yol gidip ne kadar tutacağını ya da nerden alırsan ürünü daha indirimli olduğunu anında görebiliyoruz. Market alışverişi, özel araç, bankacılık işlemleri artık telefonumuzun içinde. Devlet kurumlarına yapacağınız işlemlerden tutun, havale, eft, fatura ödeme işlemlerini bile telefonla hallettiğimiz bir dönemdeyiz. Dolayısıyla böyle devasa bir ağın içinde devasa tehditler barınıyor.
Dibi görünmeyen çukur: İnternet
Biraz da bu devasa ağı şöyle verilerle biraz daha şekillendirelim. 1 dakikada  180 milyon mailin gönderildiği, 400 saatlik youtube videosunun ve 300 bin instagram fotoğrafının yüklendiği, 38 milyon whatsapp mesajının gönderildiği bir ağdan bahsediyoruz. Bunların yanısıra milyar dolarlık parayı yöneten bankalar da bu networkte hizmet veriyorlar.

Saldırıların amacı ne ?
Bir saldırganın amacı, sistemlere girip buradan elde ettiği bilgilerle ya da kullanabileceği yöntemlerle kazanç elde etmeye çalışmaktır. Bu girişimler basit sosyal mühendislik çalışmalarıyla olabileceği gibi, uygulama açıklarını kollayan ve kod analizi yapan sistematik saldırılar da olabilir.
Türkiye’de durum ne?
Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de en çok hedeflenen kuruluşların başında bankacılık ve finans kuruluşları geliyor. Bankalar, yüksek düzeyde güvenlik önlemleriyle kendilerini ve müşterilerini her zaman güvende tutmayı hedefliyor. Ancak yine de bankacılık sisteminin büyük oranda dijitalleşmesi, siber saldırganların iştahını kabartıyor. Paraya ulaşmak için yeni yollar, yöntemler denemekten çekinmiyorlar. Bankalarda diğer firmalara göre risk, kayıp, itibar zedelenmesi çok fazla olacağı için yıllardır bu alanda biraz daha tetikte olmak  durumundalar. Özellikle son 5 yılda global ölçekte bankacılık sektöründe siber güvenliğe ciddi yatırımlar yapıldı. Aynı zamanda 2014-2015’den sonra özellikle dijital bankacılık sektöründe yasal uyumluluk, denetim çalışmaları daha da sıkılaştırıldı. Danışmanlık şirketi EY firmasının her sene üst düzey risk yönetimi uzmanlarının katılımıyla hazırladığı Global Bankacılık Risk Yönetimi Araştırmasına* göre  bankaların risk yönetimi birimleri için en büyük endişe kaynağını siber güvenlik ve veri ilişkili riskler oluşturuyor. Araştırmaya katılan risk yönetimi liderleri, artan siber güvenlik tehditleri ve dijital dönüşümün etkisiyle risk birimlerinin ve standartlara uygunluğu denetleyen departmanların önceliklerini yeniden belirlediklerini dile getiriyor.
Öte yandan araştırma sonuçları, risk yönetimi ve güvenlik birimlerinin yeni teknolojileri kullanarak bankayı farklı alanlarda destekleyebileceğine işaret ediyor. Katılımcıların yüzde 72’si yeni teknolojilerin usulsüzlük denetiminde, yüzde 68’i mali suçların tespitinde, yüzde 57’si ise kredi analizi ve bankaların müşterilerini tanıma amaçlı faaliyetlerinde kullanılabileceğini belirtiyor. Özellikle makine öğrenmesi ve kimlik yönetimindeki gelişmeler, güvenlik olay yönetiminin kullanılması biraz daha görünürlüğü arttırıcı önlemler olarak göze çarpıyor.

Neler yapılmalı?
2019 yılında siber saldırıların  dünya genelinde şirketlere toplam zararı 2 trilyon USD’den fazla olacağı öngörülüyor. Peki teknolojinin yıldan yıla bu kadar gelişmesine ragmen, saldırıların yarattığı zararların katlanarak artması neden kaynaklanıyor? 
Bankacılık özelinde şöyle cevaplayabiliriz.
1-İnsan hatası %95’lik oranla hala en büyük güvenlik sorunu kaynağı olarak gösterilmektedir.
Bankalarda denetim ve kontrol birimleri diğer firmalardan daha fazla olmasına rağmen yine insandan kaynaklı yaşanan hatalar en üst sırada yeralmaktadır. Sızma ve veri kayıplarının yaşanmasının en büyük nedeninin şirket çalışanlarının güvenlik ihlalleri olduğu gözlenmektedir. Bununla ilgili risk prosedürlerinin oluşturulması, departmanların ve çalışanların bilgilendirilmesi ve artı önlem olarak da özelleştirilmiş veri sızıntısı önleme (DLP) ve analiz uygulamaları kullanılması gerekmektedir. Kişisel verilerin korunmasına yönelik kanunların ve çalışmaların oturmaya başladığı bir dönemde mutlaka dikkat edilmesi gereken noktalardan biridir. Banka ve müşteri bilgilerinin bir banka çalışanı tarafından dışarıya çıkarılma ihtimali de göz önünde bulundurulması gereken bir durumdur. (*Bkz: ING Bank) Sadece banka özelinde değil her firmada olabilecek bir durum olduğu için mutlaka denetleyici bir mekanizma kullanılması gereklidir.

2- Bankacılıkta kullanılan sistemlerin, servislerin zamanında güncellenmemesi yine önemli bir güvenlik sorunu. Bir işletim sisteminde ya da uygulamada çıkan bir açık genelde saldırganların başlangıç noktası olabiliyor. Buradan faydalanarak sistemlere daha kısa sürede erişebiliyorlar. Kullanılan tüm altyapı için öncelikle güvenlik güncellemeleri bekletilmeden yapılmalıdır. Türkiye’deki bazı banklardaki POS kaynaklı dolandırıcılıklar bu nedenle olmaktadır.
3-Mevcut sistemlerin ve servislerin konfigürasyonunun düzgün yapılmaması. Bunlar da yine saldırganların sevdiği konuların başında geliyor. Default olarak açık bırakılan portlar, kullanıcılar, tanımlar . vs
4-En çok dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de Kod. Kullanılan iç yazılımlar ya da hazır yazılımlar yine önemli güvenlik sorunlarına yol açabilecek zafiyetler barındırabilir. Kodlama kısmında da artık güvenlik esaslarının dikkate alınması bir standart haline gelmesi gerekiyor. Bankacılık sektöründe eskisine göre birçok gözle testler, taramalar yapıldığı için bu zafiyetler azalmış olsa da, “Çalışan sisteme dokunulmaz” diye bırakılan eski yazılımların elden geçirilmesi gerekiyor. “Dijitalleşiyoruz, Robotlaşıyoruz” diye bilgisizce açıklama yapan Banka CEO’larının yumuşak karnı burası.
5-Yetersiz bilgi ve bundan dolayı güvenlik cihazlarının yeterince efektif bir şekilde kullanılamamasını yine sorunlardan biri olarak söyleyebiliriz. Mevcut altyapı ve tüm trafiğin uçtan uca analiz ve takip edilmesi gerekiyor ki herhangi bir anomalide aksiyon alınabilsin. Burada yine güvenlik çalışanlarının sürekli güncellenmeleri ve sürekli eğitimle daha yetkin hale getirilmelidir.
6-Yılda bir kere sistemlerin o anki fotoğrafını çekebilmek için içerden ve dışardan sızma testlerinin yapılması gerekmektedir. Bu raporlar sonucunda mevcut güvenlik puanınızı görebileceğiniz gibi yapılması gereken ve karanlıkta kalmış, zafiyet barındırabilecek noktalarında görünmesini sağlayacaktır.
7-Bankacılık sektörünün özellikle bu dijital dönüşümde daha titiz davranarak olabilecek tüm saldırıları göz önünde bulundurarak doğru ve yerinde güvenlik yatırımları yapmaları gerekiyor.
8-Banka çalışanlarının ve müşterilerinin karşılaşabileceği sorunlara karşı farkındalık çalışmaları yapılması gerekmektedir. Özellikle çalışanlara periyodik olarak farkındalık eğitimi düzenleyerek, güvenlik bilincini daha da arttırmak gerekmektedir.
9-Bu maddeler ışığında bir risk yönetimi ve güvenlik standardının oluşturulması ve beklenmedik senaryolara göre alınabilecek aksiyonların belirlenmesi gerekmektedir.
Türkiye kötücül yazılım kaynaklı siber güvenlik tehditlerine maruz kalma açısından dünyada en üst sıralarında yer almaktadır. Ayrıca botnet (zombi ağı) ağlarında yine üst sıralarda yer bulunmakta. Ayrıca çalışan bilinci ve farkındalık konularında henüz istenen seviyede değiliz. Bu yüzden dijital dönüşümde bu kirli networkte güvenli bir biçimde var olabilmek için eskisine göre çok daha detaycı yaklaşımlar ve aksiyonlar gerekmektedir.

Not : Kıymetli bilgilerini paylaşarak yazının oluşumuna destek veren, bu konuda Türkiye’de yetişmiş önemli insanlardan biri olan  Bilgi Güvenliği Mühendisi SEZGİN K.’a teşekkür ederim.
Erol TAŞDELEN
[email protected]

*: https://www.ey.com/tr/tr/newsroom/news-releases/2018-bankalar-risk-yonetimi-birimlerini-yeniden-yapilandiriyor
*:  https://www.kvkk.gov.tr/Icerik/5375/Kamuoyu-Duyurusu-Veri-Ihlali-Bildirimi-ING-Bank-A-S-

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ?

Yayınlanma:

|

Yazan:

BANKALAR ÇALIŞANLARIN MAAŞ REKABETİNİ Mİ SINIRLADI?

Bankavitrini.com | Bankacılık ve Finans Analizi

Akbank, Rekabet Kurulu tarafından yürütülen iş gücü piyasasına yönelik soruşturmanın uzlaşmayla sonuçlandırılması kapsamında 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL idari para cezası ödeyecek. Peki, Türkiye’nin önde gelen bankalarından biri neden bu kadar yüksek bir ceza ile karşı karşıya kaldı? Soruşturmanın arkasında hangi iddialar bulunuyor? Bu olay, bankacılık sektöründe çalışanların ücretlerini ve iş değiştirme özgürlüğünü nasıl etkileyebilir?

CEZA KREDİ VE MEVDUAT FAİZLERİYLE İLGİLİ DEĞİL

Akbank’a verilen cezanın konusu, bankanın müşterilerine uyguladığı kredi faizleri veya mevduat oranları değil. Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihinde duyurduğu soruşturma, bankacılık, sigortacılık ve bilişim teknolojileri sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin iş gücü piyasasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalarını inceliyor.

Rekabet Kurumu, aralarında Akbank’ın da bulunduğu 26 teşebbüs hakkında çalışan ayartmama anlaşmaları ve/veya iş gücü piyasasına yönelik rekabete hassas bilgi paylaşımı iddiaları kapsamında soruşturma başlatmıştı.

Akbank, 12 Ekim 2026 tarihli Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) açıklamasında, Rekabet Kurulu’nun 26-30/899-383 sayılı kararı doğrultusunda soruşturmanın banka bakımından uzlaşmayla sonuçlandırıldığını bildirdi.

Açıklanan idari para cezası 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL oldu.

ÇALIŞAN AYARTMAMA ANLAŞMASI NE DEMEK?

Soruşturmanın en dikkat çekici başlıklarından biri, şirketlerin birbirlerinin çalışanlarını işe almamak veya çalışan transferlerini kısıtlamak konusunda anlaşmış olabileceği iddiası.

Örneğin aynı sektörde faaliyet gösteren iki banka düşünelim. Bu bankaların birbirlerinin çalışanlarına iş teklifi yapmamak ya da çalışan transferlerini sınırlandırmak konusunda anlaşmaları, iş gücü piyasasındaki rekabeti bozabilecek uygulamalar arasında değerlendirilebilir.

Böyle bir durumda çalışan, yalnızca mevcut işvereninin ücret politikasıyla karşı karşıya kalmaz. Rakip bankaların daha yüksek ücret veya daha iyi çalışma koşulları sunmasıyla ortaya çıkabilecek alternatifler de daralabilir.

Oysa rekabetçi bir iş gücü piyasasında bankalar nitelikli çalışanları bünyelerine katabilmek için ücret, prim, yan haklar, kariyer olanakları ve çalışma koşulları üzerinden birbirleriyle yarışır.

Bu rekabetin kısıtlanması, çalışanların pazarlık gücünü zayıflatabilecek bir sonuç doğurabilir.

Ancak önemli bir ayrıntı var: Rekabet Kurumu’nun soruşturma duyurusu, bu tür uygulamalara ilişkin iddiaların araştırıldığını gösteriyor. Akbank’ın hangi somut davranışının cezaya esas alındığına ilişkin ayrıntılar, bankanın KAP açıklamasında yer almıyor.

MAAŞ BİLGİLERİNİN PAYLAŞILMASI NEDEN SORUN OLABİLİR?

Soruşturmanın ikinci önemli boyutu, iş gücü piyasasında rekabete hassas bilgilerin paylaşılması iddiası.

Çalışan ücretleri, maaş artışları, işe alım koşulları ve gelecekteki istihdam planları gibi bilgiler, şirketlerin birbirleriyle rekabet etme biçimini etkileyebilir.

Örneğin rakip işverenlerin gelecekteki ücret artışlarına ilişkin hassas bilgileri paylaşması, ücret politikalarının bağımsız biçimde belirlenmesini zayıflatabilir. İşverenler arasındaki rekabetin azalması da çalışanların daha iyi ücret ve çalışma koşulları elde etme olanaklarını olumsuz etkileyebilir.

Buradaki temel mesele, şirketlerin insan kaynakları alanında her türlü bilgi alışverişinin yasak olması değil. Rekabeti kısıtlayabilecek nitelikteki anlaşmalar ve bilgi paylaşımlarının, somut koşullar çerçevesinde rekabet hukuku bakımından değerlendirilmesidir.

AKBANK BUNU NEDEN YAPMIŞ OLABİLİR?

Bu sorunun kesin yanıtını verebilmek için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki somut tespitlerin görülmesi gerekir. Bankanın kamuya açık KAP açıklaması, cezanın arkasındaki yönetimsel motivasyonu veya belirli bir uygulamanın nedenini açıklamıyor.

Bununla birlikte, çalışan transferlerini sınırlandıran veya ücret rekabetini zayıflatan uygulamaların işverenler açısından olası ekonomik motivasyonları bulunuyor.

Birincisi, personel maliyetlerini kontrol altında tutmak. Bankacılık sektöründe deneyimli çalışanların ücretleri, primleri ve yan hakları önemli bir maliyet kalemi oluşturuyor. İşverenler arasındaki ücret rekabetinin zayıflaması, ücret artışı baskısını azaltabilecek bir sonuç doğurabilir.

İkincisi, nitelikli personeli elde tutmak. Deneyimli bankacılar, risk yönetimi uzmanları, yazılım çalışanları ve yöneticiler, rakip kuruluşlar açısından değerli insan kaynağıdır. Çalışan hareketlerini kısıtlayan anlaşmalar, işverenler açısından personel kaybını azaltıyor gibi görünse de rekabet hukuku bakımından ciddi sorunlar doğurabilir.

Üçüncüsü, insan kaynakları maliyetlerinde öngörülebilirlik sağlamak. Bankalar ücret artışlarını ve işe alım maliyetlerini yönetmek ister. Ancak bu amaç, rakiplerle rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar yapılmasını hukuken meşru hâle getirmez.

Bunlar olası ekonomik açıklamalardır; Akbank’ın bu amaçlarla hareket ettiğinin kanıtlandığı anlamına gelmez.

BU BİR İŞ HUKUKU İHLALİ Mİ?

Burada iki ayrı hukuk alanını birbirinden ayırmak gerekiyor.

İş hukuku; işçinin ücreti, iş sözleşmesi, çalışma koşulları, kıdem ve ihbar tazminatı gibi konuları düzenler.

Rekabet hukuku ise şirketlerin piyasalarda rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşmalarını ve davranışlarını denetler.

Akbank’a ilişkin soruşturmanın hukuki dayanağı, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi kapsamında iş gücü piyasasındaki rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmadığının incelenmesidir.

Dolayısıyla bu olay, doğrudan işçilerin ücretlerinin ödenmemesi veya kıdem tazminatı haklarının ihlali nedeniyle verilen bir iş hukuku cezası değildir.

Bununla birlikte, işverenler arasındaki rekabeti kısıtlayabilecek uygulamalar çalışanların iş değiştirme ve ücret pazarlığı imkânlarını etkileyebildiğinden, konu çalışma hayatı açısından da önem taşıyor.

AKBANK NEDEN UZLAŞMAYI KABUL ETTİ?

Akbank’ın KAP açıklamasında, soruşturmanın Rekabet Kurulu kararı doğrultusunda uzlaşma usulüyle sonuçlandırıldığı bildirildi.

Rekabet hukukunda uzlaşma, soruşturmanın kanunda belirlenen koşullar çerçevesinde sonuçlandırılmasına imkân veren bir yöntemdir. Bu yol, sürecin daha kısa sürede tamamlanması ve hukuki belirsizliğin azaltılması gibi avantajlar sağlayabilir.

Ancak Akbank’ın uzlaşmayı hangi özel gerekçelerle tercih ettiğine ilişkin ayrıntılı bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle bankanın uzlaşma kararını hangi yönetimsel veya hukuki değerlendirmelerle aldığı konusunda kesin bir neden ileri sürmek doğru olmaz.

BANKACILIK SEKTÖRÜNDE NE DEĞİŞEBİLİR?

Bu soruşturmanın önemi yalnızca Akbank’ın ödeyeceği para cezasıyla sınırlı değil.

Bankalar ve diğer finans kuruluşları açısından insan kaynakları uygulamalarının da rekabet hukuku kapsamında değerlendirilmesi, sektörde yeni bir hassasiyet alanı oluşturuyor.

Özellikle şu konuların önem kazanması beklenebilir:

  • Rakip kuruluşların çalışanlarını işe almama yönünde anlaşmalardan kaçınılması.
  • Ücret politikaları ve gelecekteki maaş artışları gibi rekabete hassas bilgilerin paylaşımının dikkatle değerlendirilmesi.
  • İnsan kaynakları toplantılarında ve sektör içi görüşmelerde rekabet hukuku kurallarına uyumun güçlendirilmesi.
  • Çalışanların iş değiştirme ve daha iyi çalışma koşulları için pazarlık yapma imkânlarının korunması.

Bunun çalışanların ücretlerine doğrudan ne ölçüde yansıyacağı ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konu.

SONUÇ: MESELE SADECE 1,7 MİLYAR TL DEĞİL

Akbank’a açıklanan 1 milyar 713 milyon 897 bin 558 TL’lik idari para cezası, iş gücü piyasasındaki rekabetin de bankacılık sektöründe ciddi bir denetim konusu olduğunu gösteriyor.

Çalışanların serbestçe iş değiştirebilmesi, işverenlerin nitelikli personel için rekabet etmesi ve ücretlerin bağımsız piyasa koşullarında belirlenmesi, rekabetçi bir iş gücü piyasasının temel unsurları arasında yer alıyor.

Burada asıl yanıtlanması gereken soru şu: Bankalar müşterilerine kredi ve mevduat ürünleri sunarken rekabet etmek zorundayken, çalışanları işe alma ve ücret belirleme konusunda da aynı rekabet anlayışıyla hareket ediyor mu?

Bu sorunun Akbank özelindeki somut yanıtı için Rekabet Kurulu’nun gerekçeli kararındaki tespitlerin incelenmesi gerekiyor. Ancak olayın kendisi, bankacılık sektöründe rekabet hukukunun yalnızca müşteri ve ürün piyasalarıyla sınırlı olmadığını, çalışma hayatına da uzandığını ortaya koyuyor.

Kaynaklar: Rekabet Kurumu’nun 24 Şubat 2026 tarihli soruşturma duyurusu; Akbank’ın 12 Ekim 2026 tarihli KAP açıklaması.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Enpara Bank’ın ilk faaliyet raporuna uluslararası platformlardan ödül

Enpara Bank Marka Yönetimi, İşbirlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar: “İlk faaliyet raporumuzu hazırlarken yalnızca finansal ve finansal olmayan performansımızı aktarmayı değil, Enpara Bank’ın yenilikçi, sade ve dijital marka deneyimini raporun tamamında hissettirmeyi hedefledik” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Enpara Bank, 2025 Faaliyet Raporu ile uluslararası raporlama platformları Amerikan İletişim Profesyonelleri Ligi (LACP) Vision Awards ve ARC Awards değerlendirmelerinde ödüllere layık görüldü.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, 2025 yılı performansını ortaya koyan ve bankanın ilk faaliyet raporu olma özelliğini taşıyan rapor, LACP Vision Awards kapsamında 5 farklı ödül alırken, ARC Awards kapsamında da ‘Fotoğraf-Video’ kategorisinde ödül kazandı.

LACP Vision Awards kapsamında dünya çapında altın ödüle layık görülen bankanın raporu, küresel ölçekte ve Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesinde en iyi finansal raporlar ile en iyi 100 rapor arasında gösterilirken, Türkiye’de de en iyi 25 rapor arasına girdi.

İçerik ve tasarım bütünlüğüyle bankanın marka kimliğini yansıtacak şekilde kurgulanan raporun görsel dünyası, söz konusu yaklaşımıyla ARC Awards kapsamında ilgili kategoride de bankaya ödül getirdi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Enpara Bank Marka Yönetimi, İşbirlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar, 2025 Faaliyet Raporunun uluslararası ölçekte aldığı ödüllerin, Enpara Bank’ın güçlü marka kimliğini ve iletişim yaklaşımını raporlama alanına da yansıttığının önemli bir göstergesi olduğunu belirtti.

İlk faaliyet raporunu hazırlarken yalnızca finansal ve finansal olmayan performansı aktarmayı değil, Enpara Bank’ın yenilikçi, sade ve dijital marka deneyimini raporun tamamında hissettirmeyi hedeflediklerini aktaran Sınar, ‘LACP Vision Awards ve ARC Awards kapsamında elde ettiğimiz bu başarıların, bu yaklaşımımızın uluslararası platformlarda da karşılık bulduğunu görmekten büyük mutluluk duyuyoruz.’ değerlendirmesini yaptı.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

BDDK’dan kredi kartı ve telefon kredilerine yeni ayar!

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kredi kartlarında yüzde 40 asgari ödeme için limit sınırı 50 bin TL’den 100 bin TL’ye çıkarıldı. Cep telefonu kredilerinde ise 40 bin TL ve altındaki cihazlarda 12 ay, üzerindeki cihazlarda 3 ay vade uygulanacak. Yenilenmiş telefonlarda eşik 50 bin TL olacak.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bireysel bankacılık müşterilerini yakından ilgilendiren iki yeni düzenlemeyi devreye aldı.

BDDK’nın 1 Ekim 2026 tarihli ve 11581 sayılı Kurul Kararı ile kredi kartlarında asgari ödeme tutarının belirlenmesinde esas alınan limit sınırı değiştirilirken, 11582 sayılı karar ile cep telefonu alımlarında kullanılan tüketici kredilerinin vade sınırları yeniden belirlendi.

KREDİ KARTINDA YÜZDE 40 SINIRI 100 BİN TL’YE ÇIKTI

Yeni düzenlemenin kredi kartı tarafındaki en dikkat çekici değişikliği, asgari ödeme oranında kullanılan limit eşiğinde yapıldı.

Daha önce 50 bin TL olan eşik 100 bin TL’ye yükseltildi.

Buna göre;

  • Kredi kartı limiti 100 bin TL ve altında olanlar: Dönem borcunun yüzde 20’sini asgari ödeme olarak yapacak.
  • Kredi kartı limiti 100 bin TL’nin üzerinde olanlar: Dönem borcunun yüzde 40’ını asgari ödeme olarak yapacak.

BDDK böylece yüzde 40 asgari ödeme oranına tabi olan kartların kapsamını limit açısından daraltmış oldu. Düzenlemenin temel parametresi kartın kullanılan tutarı değil, toplam kredi kartı limiti olacak.

ÖRNEKLE ANLATALIM

Örneğin dönem borcu 50 bin TL olan bir tüketicinin kredi kartı limiti 80 bin TL ise asgari ödeme tutarı 10 bin TL olacak.

Kart limiti 150 bin TL ise aynı 50 bin TL’lik dönem borcunda asgari ödeme 20 bin TL olacak.

Dolayısıyla yeni düzenleme özellikle yüksek limitli kredi kartı kullanıcılarının aylık asgari ödeme yükünü doğrudan değiştirmiyor; 100 bin TL sınırı üzerindeki kartlarda yüzde 40 uygulaması devam ediyor.

CEP TELEFONU KREDİLERİNDE VİDE SINIRI DEĞİŞTİ

BDDK’nın ikinci kararı ise cep telefonu alımlarında kullanılan tüketici kredilerine ilişkin.

Yeni uygulamaya göre sıfır cep telefonlarında:

40 bin TL ve altında:
12 aya kadar tüketici kredisi

40 bin TL üzerinde:
En fazla 3 ay tüketici kredisi kullanılabilecek.

YENİLENMİŞ TELEFONDA EŞİK 50 BİN TL

Yenilenmiş ürün niteliğindeki cep telefonlarında ise farklı bir eşik getirildi.

Telefonun işyerinin “yenileme merkezi” veya “yetkili satıcı” niteliğinde olması şartıyla;

50 bin TL ve altında: 12 ay

50 bin TL üzerinde: 3 ay vade uygulanacak.

KREDİ KARTIYLA TELEFON ALIMINDA TAKSİT YASAĞI DEVAM

Düzenlemenin dikkat çeken bir başka noktası ise kredi kartıyla cep telefonu alımında mevcut uygulamanın korunması.

Yenilenmiş ürün niteliğinde olmayan cep telefonlarının kredi kartıyla alımında taksitlendirme yasağı devam edecek.

Buna karşılık yenilenmiş cep telefonlarında kredi kartıyla yapılan alımlarda, herhangi bir fiyat sınırı olmaksızın 12 aya kadar taksit uygulanabilecek.

BDDK’NIN KREDİ POLİTİKASINDA DİKKAT ÇEKEN AYRINTI

Son düzenlemeyi yalnızca “cep telefonu kredisi değişti” şeklinde okumamak gerekiyor.

BDDK son dönemde bireysel kredi kartları ve ihtiyaç kredileri üzerinde bir dizi makro ihtiyati düzenleme yapıyor. Kurumun 2026 mevzuat listesinde kredi kartı limitleri ile kredi kartı ve ihtiyaç kredilerinin yeniden yapılandırılmasına ilişkin daha önce alınmış kararlar da bulunuyor.

Ocak 2026’daki düzenlemelerde de kredi kartı limitlerinin gelirle ilişkilendirilmesi ve limitlerin yeniden belirlenmesine yönelik önemli adımlar atılmıştı. BDDK’nın ilgili düzenlemesinde, kart limitlerinin belirlenmesinde gelir bilgilerinin Risk Merkezi’ne raporlanmasına yönelik hükümler de yer alıyor.

Dolayısıyla 1 Ekim tarihli son karar, bireysel kredilerde kontrollü bir çerçevenin devam ettiğini, ancak bazı alanlarda tüketici üzerindeki aylık ödeme baskısını değiştirecek teknik ayarlamalar yapıldığını gösteriyor.

TÜKETİCİ İÇİN NE DEĞİŞTİ?

Yeni düzenlemeyle üç temel sonuç ortaya çıkıyor:

1- 100 bin TL ve altındaki kredi kartlarında asgari ödeme oranı yüzde 20 olacak.

2- 40 bin TL ve altındaki sıfır cep telefonlarında tüketici kredisi vadesi 12 aya kadar çıkabilecek.

3- Yenilenmiş telefonlarda 50 bin TL’ye kadar olan cihazlarda 12 ay kredi ve fiyat sınırı olmaksızın 12 ay kredi kartı taksiti uygulanabilecek.

Buna karşılık 40 bin TL üzerindeki sıfır telefonlarda ve 50 bin TL üzerindeki yenilenmiş telefonlarda tüketici kredisi vadesi 3 ayla sınırlandırılıyor.

Özetle BDDK, kredi kartlarında asgari ödeme açısından 100 bin TL eşiğini getirirken, cep telefonu finansmanında fiyat yükseldikçe daha kısa kredi vadesi uygulanmasını sürdürüyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.