BORSA
Dünyada son gelişmeler moral bozarken, Borsa İstanbul’da bayram havası…
Yayınlanma:
4 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
- Dün sabah bültenimize paylaştığımız üzere, Rusya’nın Avrupa’ya yönelik gaz akışını tamamen kesmesi ardından Avrupa’da gösterge niteliğinde TTF gaz fiyatları, günü içi %35 artışla 245 Euro/MWsaat seviyesini test ederek Cuma gününe nazaran sert bir yükselişle kaydetti. Enflasyon sorununa karşı, baş gösteren durgunluk riskine rağmen faiz oranlarını yükseltmek zorunda olan Avrupa Merkez Bankası ardından, gaz akışını da durdurması, pandeminin yaralarından kurtulmaya çalışan bölge ekonomileri için yeni bir şok dalgası başlaması anlamına gelmesiyle ortak para birimi EUR son 20 yılın yeni en düşük seviyesi olan 0,99’ın altını test etti. Daha geniş bir pencereden konuya bakarsak, Avrupa gaz fiyatlarının son bir senede yaklaşık %400 artış kaydettiğini not etmemiz gerekiyor. Avrupa’nın enerji krizinin gittikçe derinleştiğini not etmek gerekiyor. EUR’da risk hâlen daha aşağı yönlü görünüyor.
- Avrupa Birliği hükümetleri, kamu hizmetlerinin olası bir likidite sıkışıklığı altında çökmesini önlemek ve haneleri yükselen enerji faturalarından korumak için milyarlarca euroluk paketleri devreye almaya başladıklarını da not etmek gerekiyor. Almanya, 65 milyar Euro’luk yeni bir paketi gündemine alırken, Finlandiya, enerji şirketlerine 10 milyar Euro, İsveç ise 23 milyar dolar likidite garantisi sunmayı hedefliyor. Görünen o ki, bu hafta enerji piyasaları açısından çok kritik olacak. Özellikle, AB bakanlarının bu hafta düzenlenecek toplantısı büyük önemle takip edilecek.
- Dün günün önemli gelişmeleri arasında, bültenimizde de ön plana çıkardığımız üzere, OPEC+ günlük üretim miktarında küçük bir adım da olsa 100bin varil üretim kısıntısına gitme kararı aldı. Bu bağlamda, ABD’nin üretim artışı ve fiyatların düşmesi yönünde talebinin de karşılık bulamadığını not etmek gerekiyor. Hatırlanacağı üzere, Ukrayna savaşının patlak vermesi ardından 140 dolar seviyesine dayanan Brent cinsi ham petrol, küresel faiz hadlerinin getirdiği durgunluk riski ve aynı zamanda dünyanın büyüme motoru olan Çin’de yeniden tırmanan covid-19 bağlamında izolasyon önlemleri ile teknik mânâda da oldukça önemli bir seviye olan 92 dolar seviyesine kadar gerilemişti. OPEC+ kararı ardından brent petrolün varil fiyatı Cuma kapanışının yaklaşık %3,5 üzerinde işlem görerek 96 dolar seviyesine kadar dayandı. Haber kalabalığından kurtularak, bir adım geriye çekilip konuya yaklaşırsak, talebin düşeceği beklentisi ile gerileyen petrolün imdadına OPEC+ yetişmeye çalışsa da, teknik mânâda 92 dolar altında haftalık kapanışlarda azami dikkatli olunması gerektiğinin altını çizmek isteriz. Hafızanızı zorlayarak, pandemi döneminde petrolün talep yetersizliği nedeniyle nerelere kadar düştüğü bir kez daha hatırlamaya çalışın!
- İngiltere’nin yeni başbakanı beklenildiği üzere oyların yaklaşık %57,4 alarak Dışişleri Bakanı Liz Truss oldu. Truss, bugün İngiltere başbakanı olarak Boris Johnson’ın yerini alacak ve ekonomik krizle başa çıkmak ve derinden bölünmüş partisini bir araya getirmek için yeni bir üst düzey kabine bakanları ekibi atamadan önce İskoçya’da Kraliçe Elizabeth’i görmeye gidecek. Truss göreve başlar başlamaz hanehalkının enerji faturasını düşük düzeyde tutmak için 130 milyar Pound’luk bir destek paketi açıkladı. GBPUSD paritesi ise dün 1,1450 seviyesini test ederek aylar önce ön plana çıkardığımız hedef seviyemizi de test etmiş odu. Teknik bir bakış açısıyla, GBPUSD paritesinde pandemi döneminde test edilen seviyelere gelmiş olsak da (neredeyse 35 yılın dibi) düşüş bitti mi sorusuna ise cevap vermekte zorlanıyoruz. Kanaatimiz Sterlin’de hâlen daha riskin aşağı yönlü olduğu yönünde.
- Asya cephesinde ise, Çin yuanının son iki yılın en düşük seviyelerine gerilemesi ardından, Çin merkez bankası (PBOC) zorunlu karşılık oranını %8’den %6’ya indirdi. PBOC, indirimin “finansal kurumların döviz sermayesi kullanma kabiliyetini” geliştirmeyi amaçladığını belirtti. Küresel piyasalarda genele yayılan dolar alımları ve Çin’in kötüleşen ekonomik yavaşlamasının bir sonucu olarak son 8 ayda yuan dolar karşısında %8 değer kaybetti.
- Yukarıdaki satırlardan da anlaşılacağı üzere, dünyadaki gelişmeleri pek de iç açıcı değilken, Türk mali piyasalarında ise âdeta bayram havası yaşanıyor. Dün genele yayılan alımlarla ana endeks %4’ün üzerinde kazançla günü tamamlarken, bankacılık hisselerinde coşkulu yükseliş (%7,6) düne de yansıdı. Her ne kadar borsanın dolar bazında oldukça ucuz olduğunu göz ardı etmesek de, son haftalarda yaşanan sert yükselişi mevcut makro ekonomik veriler ile açıklamada zorluk çekiyoruz. Dolar kurun kamunun kontrolünde sakin ve mütemadiyen bebek adımları ile kuzeye gitmesi, gram altının uzun süredir yatay seyri ile yatırımcısını tatmin etmemesi, ticari kredilere karşı menkul kıymet tesisi edilmesi gerekliliği nedeniyle bankaların almakla zorunlu olduğu 5 ve 10 yıl vadeli tahvil faizlerinin TCMB’nin %13 olan politika fazinin de altına sarktığı (neredeyse dolar cinsi Türkiye tahvil getirisini yakalamaya az kaldığı) bir ortamda herhalde sığınılacak tek liman Borsa İstanbul kaldı! Görünen o ki, bu bayram havası da bir müddet daha devam edecek.
- Tabii ki tüm bunların da enflasyonun %80 seviyesini devirdiği bir günde olduğunu da unutmamak gerekiyor. TÜİK’in açıkladığı Ağustos ayı enflasyon rakamlarına göre aylık TÜFE %1,46 artarken yıllık gerçekleşmeyi %80,2’ye taşıdı. Böylelikle yıllık enflasyon da son 24 yılın rekorunu kırmış oldu Aylık yurtiçi ÜFE artışı ise %2,41 olurken yıllık rakamı %143,75’e yükseldi (bir önceki aya göre 11 ay sonra ilk kez geriledi). TÜFE ile ÜFE arasındaki fark da istisnai derecede yüksek seyretmeye devam ettiğinin altını çizmek gerekiyor. Alt kalemlere baktığımızda, sağlıkta aylık bazda %7,0, eğitimde %6,6, çeşitli mal ve hizmetlerde ise %3,9’luk artışlar dikkat çekti. Öte yandan, KKTC İstatistik Kurumu verilerine göre, TÜFE bir önceki aya göre %3,31 artış kaydederken, yıllık bazda ise manşet enflasyonu %118,18 seviyesine taşıdı (1995 yılından bu yana en yüksek seviyeye). Enflasyon verisinin öngördüğümüz üzere herhangi bir piyasa yansıması da olmadı.
- Yeni gün başlangıcında, ABD borsalarının vadeli işlemlerinde %0,5 oranında yükseliş görüyoruz. Pasifiğin diğer ucunda, Çin’in zorunlu karşılık oranlarını gevşetmesi sonrasında Şangay borsası güne %1 yükselişle başlıyor. Asya genelinde Çin hariç kırmız rengin hâkim olduğunu söylememiz gerekiyor. Sert satışlar ardından havanın bu sabah bir nebze de olsun hafiflemesi ile altın ve gümüş bir tık da olsun nefes alırken, Bitcoin’in 20 bin dolar seviyelerine demir atmış görüntüsünü koruduğunu not edelim. Mali piyasaların gündeminde bugün içeride reel efektif döviz kuru, dışarıda ise ABD’de hizmetler PMI ve ABD ISM sanayi üretim verisi takip edilebilir. Gözler Avrupa gaz krizini takip etmeye devam ederken, Perşembe günü düzenlenecek Avrupa Merkez Bankası toplantısı önem arz ediyor.e olmaya devam edecek.
İKTİSATBANK
İlginizi Çekebilir
BORSA
SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması
Yayınlanma:
7 saat önce|
03/06/2026Yazan:
BankaVitrini
Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü
SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.
Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.
Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?
SASA ne yaptı?
Şirketin açıklamasına göre;
- Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
- 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
- Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
- Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
- Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.
Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.
Şirket açısından olumlu sonuçlar
PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:
1. Döviz borcu azaldı
Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.
2. Finansal kaldıraç düştü
Borç/özkaynak dengesi iyileşti.
3. Faiz yükü azaldı
Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.
4. Nakit çıkışı önlendi
Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.
Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.
Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?
Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.
Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.
Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.
Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:
- Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
- Arz edilen pay miktarı arttı.
- Satış baskısı oluştu.
- Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
- Portföy değerleri eridi.
Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?
Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.
Tahvil yatırımcısı:
- Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
- Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
- Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.
Borsa yatırımcısı ise:
- Açık piyasadan hisse aldı.
- Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
- Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.
Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”
İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?
Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.
Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.
Bunun birkaç nedeni bulunuyor.
1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu
PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.
2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı
Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.
3. Satış baskısı öngörülemedi
Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.
4. Güven sorunu oluştu
Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.
Yatırımcılar yanıltıldı mı?
Bu soru bugün en çok tartışılan konu.
Ancak hukuki açıdan bakıldığında;
“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.
Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.
Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.
Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.
Asıl sorun ne?
Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.
Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.
Ancak bu kararların;
- Küçük yatırımcıya etkileri,
- Riskleri,
- Olası fiyat baskıları,
- Seyrelme sonuçları,
yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.
Sonuç
SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.
Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.
Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.
Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.
Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.
Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.
Bankavitrini.com Analiz
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Enflasyon korkusu: DXY kükredi, faizler sıçradı, piyasa Warsh’ı teste hazırlanıyor
Yayınlanma:
2 hafta önce|
18/05/2026Yazan:
BankaVitrini
Orta Doğu’da devam eden enerji gerilimi ve yükselen enflasyon endişeleri, küresel piyasalarda haftanın son iş günü büyük çaplı satışları beraberinde getirdi. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatının 109 doların üzerine çıkarak haftayı tamamlaması, normalleşme beklentilerinin ertelenmesine neden olurken, ABD tahvil faizlerinin son bir yılın zirvesine çıkması da âdeta tuz biber oldu. ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,60, 30 yıllık tahvil faizi ise %5,13 seviyesine yükselirken, piyasalar Fed’in bu yıl yeniden faiz artırabileceğini fiyatlamaya başladı. Vadeli kontratlara göre, Aralık ayında 25 baz puanlık faiz artışı ihtimali bir hafta önce %14 seviyesindeyken, şimdi yaklaşık %50 seviyesine yükselirken, daha da önemlisi, Ocak 2027 toplantısına yönelik artırım ihtimali de ilk kez %58 seviyesine yükseldi. Daha basit bir anlatımla, piyasa artık 2027 başında Fed’in yeniden faiz artırabileceğini baz senaryo olarak fiyatlamaya başladı.
Yükselen faiz baskısı hâliyle risk iştahını baskılarken, hisse senedi ve emtia piyasalarında sert satışları beraberinde getirdi. Risk iştahı denince akla gelen Nasdaq ve S&P 500 haftanın son iş gününü %1,5 civarında düşüşle tamamlarken, yapay zekâ rallisi ile yükselen teknoloji hisselerinde çözülme dikkat çekti. Özellikle, ABD yönetimi, Çinli şirketlerin Nvidia’nın en güçlü H200 yapay zeka çiplerini satın almasına onay vermesine rağmen, Pekin yönetimi yerli teknolojiyi desteklemek ve dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla bu alımları durdurması Nvidia’nın haftanın son iş günü %4,4 gerilemesine neden olurken, benzer kulvarda koşan AMD ise %6’ya yakın geriledi. Çarşamba günü açıklanacak Nvidia bilançosuyla birlikte yapay zekâ rallisinin sürdürülebilirliği hakkında ciddi ipuçları alacağız.
ABD’de geçen hafta hem üretici hem de tüketici enflasyonun yüksek gelirken, sanayi üretimi verilerinin de güçlü gelmesi, ekonominin hâlâ sıcak kaldığını göstererek faiz baskısını daha da artırdı. Güçlü ABD ekonomik verileri ve artan enerji maliyetleri, yüksek büyüme ve yüksek enflasyon kombinasyonunu yeniden fiyatlamasına neden olurken, faiz getirisi olmayan kıymetli madenler, beklenti setinde yaşanan değişim ardından sert bir şekilde satıldı. Döviz piyasasında dolar (DXY) üst üste beşinci günü de yükselişle tamamlarken, son iki ayın en güçlü haftalık performansına da imza attı. Güçlenen dolar ve yükselen tahvil faizleri altının ons fiyatını 4,540 dolar seviyesine iterken, haftalık bazda da kayıp %4 oldu. Benzer bir şekilde, yükselişi de düşüşü kadar sert olan gümüş tüm kazanımlarını geri vererek 76 dolar seviyesinden haftayı tamamladı. Altı günden 72 dolardan 89 dolar seviyesine yükselen gümüş, iki günde %14 düştü. Altın uzun pozisyonumuzu hafta ortası hafifletirken, gümüş uzun pozisyonlarımızı daha da güçlendirmiştir. Havanın bozulmasına paralel Cuma günü tüm pozisyonları kapatarak “square” pozisyona geçtik.
Açık söylemek gerekirse, bu kadar hızlı bir bozulma beklemiyorduk. Ancak piyasaların en önemli gerçeğinin de değişmediğini unutmayalım: trade never ends – yani işlem fırsatı hiçbir zaman tükenmez. Bu nedenle geriye dönüp takılmak yerine önümüze bakmaya devam edeceğiz. Yeter ki disipline, kâr almayı, iz süren stop kullanmayı ve gerektiğinde zarar kesmeyi tavizsiz şekilde uygulamayı sürdürelim. İşin belki de en zor kısmının, kaybedilen bir maçın ardından yeniden sahaya çıkabilmek olduğunu biz de çok iyi biliyoruz. Ancak çelik gibi sinirlere ve sarsılmaz bir disipline sahipseniz, piyasa ne kadar sert olursa olsun ‘yarın yine buradayım’ deme gücünü kendinizde bulabilirsiniz.
Bu bağlamda, çiçeği burnunda Fed Başkanı Warsh’ın ne yapacağını hep birlikte takip ederek biraz soluklanmaya çalışacağız. Doların ‘kükremesiyle’ kraliyet aslanı Sterlin günlerdir süren düşüş serisini devam ettirerek haftayı 1,33 seviyesinin diplerinde ve son beş haftanın en düşüğünde tamamladı. İngiltere’de zor günler geçiren Başbakan Starmer ve İşçi Partisi içinde başlayan liderlik tartışmaları sterlin üzerinde baskıyı artırıyor. İngiltere’de 30 yıllık tahvil faizi %5,85 seviyesine yükselerek 1988’den bu yana en yüksek seviyeye gelirken, ortak para birimi EUR’nun da dolar karşısında 1,1620 seviyesine kadar gerilediğini görüyoruz. Daha da aşağıda 1,16 seviyesine dikkat çekeceğiz.
Powell’ın Fed Başkanlığı’ndaki son günü, küresel mali piyasalar açısından pek de sevimli geçmedi Piyasalar, Trump’ın desteklediği yeni başkan Warsh’ın yeni dönemde enflasyona karşı ne kadar sert duracağını test etmeye hazırlanıyor. Cuma günü yaşananlar bir tesadüf mü tam olarak bilemesek de, faiz indirim umutlarıyla gelen Warsh’ı pek de kolay günlerin beklemediğini görüyoruz. Özellikle, Fed Komite Üyelerini ikna etmekte oldukça zorlanacağını düşünüyoruz. Warsh’ın piyasaya daha az müdahâle eden ve bilanço küçültmeyi savunan yaklaşımı, tahvil faizlerindeki yükselişle birlikte yatırımcıların odağına yerleşmiş durumda olduğunu göz ardı etmeyelim.
Türkiye cephesinin de hâliyle küresel satış baskısından uzak kalamadığını gördük. Bir şirketin tahvil itfasını gerçekleştiremeyerek temerrüde düşmesi de yatırım fonlarına yönelik soru işaretlerinin yeniden artmasına neden oldu. BİST100 endeksi haftanın son iş gününü %2’ye yakın düşüşle tamamlarken, CDS risk primi haftanın ilk işlem gününde 243 baz puana yükseldi. Enflasyon kaygılarına paralel iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi haftayı %42,4 seviyesinden tamamladı. TCMB Mayıs ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’nin sonuçlarını açıkladı. Bu bağlamda, Enflasyon Raporu’nda TCMB yıl sonu enflasyon tahmini %26 olarak belirlerken, piyasa aktörlerinin tahmini %28,94 seviyesinde yer aldı. 12 ay sonrasına ilişkin TÜFE enflasyonu tahmini %23,8, 24 ay sonrasına ilişkin tahmin ise %18,4 seviyesine yükseldiğini gördük. Piyasalar ilk faiz indirimini 100 baz puanla Eylül ayında beklerken, sene sonu politika faiz beklentisi ise %34 seviyesinde yer aldı. Sene sonu USDTRY kuru beklentisi ise hafif de olsa artarak 51,57 olmuş. Bizim tahminimizin de 52 seviyesinde olduğunu not edelim.
Yeni gün başlangıcında, Orta Doğu’da gerilim yeniden yükselirken, Brent petrolün varil fiyatı 112 dolar seviyesini test ettiğini görüyoruz. Reuters haberlerinde, Capital Economics yıl sonuna kadar sürecek bir kapanma senaryosunda Brent petrolün 130-140 dolar bandına, 2027 yılında ise 150 dolara kadar çıkabileceği uyarısında bulundu. Böyle bir senaryonun İngiltere ve Euro Bölgesi’nde enflasyonu yeniden %10’a itebileceğinin de hesaplandığını okuyoruz. Tahvil piyasaları ise enflasyon kaygılarını sert bir şekilde fiyatlamaya devam ediyor. ABD’de 10 yıllık gösterge tahvil faizi bu sabah %4,63 seviyesine yükselerek son 15 ayın zirvesine çıkarken, 30 yıllık tahvil faizi ise %5,15 seviyesini test ederek son 2,5 yılın zirvesine yükseldi.
Yukarıda da değindiğimiz üzere, Fed’in bu yıl faiz artırma ihtimali neredeyse %50 seviyesinde fiyatlanırken, havanın da hâliyle bozulduğunu görüyoruz. Risk iştahındaki azalmaya paralel gösterge endeks Tokyo borsası geçen haftaki rekor seviyelerin ardından bu sabah %1 gerilerken, Hong Kong borsası %1,5, Tayvan borsası ise %1,2 geriledi. Çin tarafında açıklanan tüketici harcamalarının zayıf gelmesi ve perakende satışların da beklentiyi karşılayamaması, dünyanın en büyük ikinci ekonomisinde yükselen enerji fiyatlarının ekonomik aktiviteyi yavaşlattığı yönünde yorumladık. Güney Kore borsası Cuma günü kaydettiği sert satışlar ardından bu sabah %1 yükselirken, dolar güvenli liman talebiyle güçlü kalmaya devam ederek peş peşe altıncı güne de yükselerek başladığını not edelim.
Altın ve gümüşün geçen haftanın son iki iş günü başlayan sert satış baskısına bu sabah da boyun eğerek sabah erken saatlerde sırasıyla 4,479 ve 73,80 dolar seviyesine kadar sarktığını akabinde ise hafif de olsa toplanarak 4,540 ve 75,20 dolar seviyelerine geldiğini görüyoruz. Teknik mânâda altında 4,530 dolar, gümüşte ise 73,50 dolar seviyelerinin altında olası bir kapanış, yukarı yönlü isteğin sorgulanmasına neden olacaktır (bakınız grafikler). Altı haftalık kesintisiz yükseliş serisi ardından geçen haftayı düşüşle tamamlayan kripto cenahının amiral gemisi Bitcoin, bu sabah da olumsuz havaya ayak uydurarak, doların da güçlendiği bir günde 77 bin dolar seviyesinin altına sarktı.
Orta Doğu’da bir süredir korunan sessizlik bir nebze de olsun bozulurken, Bahreyn’de nükleer santralde drone saldırısı sonrası yangın çıkması ve Suudi Arabistan’ın ise üç drone etkisiz hâle getirdiğini açıklaması bir miktar da olsa endişe yarattı. Trump’ın İran’a yönelik hızlı hareket edin yönünde tehdidi dikkatlerden kaçmazken, gözler şimdi hem Paris’te başlayacak G7 toplantısına hem de Çarşamba günü açıklanacak Fed’in bir önceki toplantısının tutanaklarına çevrildi. Fed’in faiz indirimi söyleminden uzaklaşıp daha nötr hatta daha şahin bir çizgiye kayıp kaymadığını anlamaya çalışacağız.
Mali piyasaların gündeminde bugün Türkiye’de tüketici güven endeksi takip edilebilir. Volatilitenin genel anlamıyla yüksek seyretmesini bekliyoruz!
Altın
Gümüş
Son 10 gün, değişim
Emre Değirmencioğlu
BORSA
Borsada Yeni Risk: Şirket Yöneticilerinin Sosyal Medya Davranışları
Yayınlanma:
2 hafta önce|
17/05/2026Yazan:
BankaVitrini
-
KAP açıklamaları,
-
faaliyet raporları,
-
yatırımcı toplantıları,
-
televizyon röportajları üzerinden yürüyordu.
-
yönetici paylaşımları,
-
verilen mesajlar,
-
beklenti oluşturan ifadeler,
-
hatta kullanılan üslup bile
-
Hakaret ve küfür içerikli mesajlar
-
Organize sosyal medya baskıları
-
Manipülasyon iddiaları
-
Sürekli tekrar eden provokatif yorumlar
-
Hukuki risklerden kaçınma isteği
-
Psikolojik yıpranma
-
Bilgi paylaşımı baskısından uzaklaşma çabası
-
“eleştiriye tahammülsüzlük”,
-
“şeffaflıktan kaçış”,
-
“yatırımcıdan kopuş”
-
volatilite artabilir,
-
küçük yatırımcı paniği büyüyebilir,
-
sosyal medya krizleri derinleşebilir,
-
spekülasyon ortamı güçlenebilir.
-
kişisel hesaplardan finansal yorum yapmamayı,
-
yatırımcı iletişimini resmi kanallarda toplamayı,
-
sosyal medya krizlerini profesyonel ekiplerle yönetmeyi tercih ediyor.
-
Hakaret ve tehdit içeren hesaplar engellenebilir
-
Ancak yatırımcı eleştirisi tamamen susturulmaz
-
Resmi açıklama kanalı olarak KAP öne çıkarılır
-
Yatırımcı ilişkileri birimi aktif çalıştırılır
-
Sosyal medya kişisel tartışma alanına dönüştürülmez
-
sosyal medya üzerinden hareket ediyor,
-
şirket yöneticilerini doğrudan takip ediyor,
-
psikolojik olarak yöneticilerin tavrından etkileniyor.
-
kullandığı dil,
-
verdiği mesajlar,
-
yatırımcıya yaklaşımı
-
güven yönetimi,
-
iletişim kalitesi,
-
kriz yönetimi,
-
dijital davranış biçimi
-
hisse performansını,
-
yatırımcı sadakatini,
-
şirket algısını
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.022)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.576)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (559)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.973)
- GÜNCEL (4.403)
- GÜNDEM (3.549)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.669)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (575)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.415)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (55)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (9)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (795)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (106)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (51)
- Onur ÇELİK (49)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (90)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (18)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Resmi Gazete'de bugün (04.06.2026) 03/06/2026
- İran: Müzakerelerde somut bir ilerleme sağlanamadı 03/06/2026
- Fed'in Bej Kitap raporunda yüksek enflasyon vurgusu 03/06/2026
- Morgan Stanley ve UniCredit'ten ‘Warsh’ uyarısı 03/06/2026
- Bessent: Enflasyondaki yükseliş kısa vadeli olacak 03/06/2026
- Otokar, Automecanica'nın yüzde 96,77'sini devraldı 03/06/2026
- Trump Ankara'daki NATO zirvesine katılacak 03/06/2026
- ABD fabrika siparişlerinde 11 ayın en büyük artışı 03/06/2026
- ABD'de hizmet faaliyetleri toparlandı 03/06/2026
- ABD-İran geçici anlaşma görüşmelerindeki temel anlaşmazlık konuları 03/06/2026
SON YAZILAR
- SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması 03/06/2026
- Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi 03/06/2026
- Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı 03/06/2026
- Bankalar çiftçiyi nasıl finanse ediyor? 02/06/2026
- Barış masası sallanıyor, piyasalar hâlâ diplomasiye şans tanıyor 02/06/2026
- Geleceğin Bankalarını Don Kişotlar mı Kuracak? 01/06/2026
- Matematiğin Prensi Gauss: Bankacılıktan Yapay Zekâya Uzanan Miras 31/05/2026
- Sanayide eleman krizi vasıfsız işçiye de sıçradı 30/05/2026
- Haziran–Ağustos’ta 2 trilyon TL borç servisi: Hazine büyük sınava giriyor 30/05/2026
- TURİZMDE ALARM ZİLLERİ: 1.500 OTEL SATIŞTA 29/05/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu



