Connect with us

EKONOMİ

Ekonomiden sorumlu Bakanların karnesi

2002’den bu yana 5 ekonomi 1 de hazine ve maliye bakanı görev yaptı. Bu bakanların Ekonomiye katkılarına yakından bakalım istedik.

Yayınlanma:

|

2002’den bu yana 5 ekonomi 1 de hazine ve maliye bakanı görev yaptı. Bu bakanların Ekonomiye katkılarına yakından bakalım istedik.

Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, 8 Kasım 2020 tarihinde kişisel Instagram hesabından yaptığı paylaşım ile Haziran 2018’den bu yana yürütmüş olduğu T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı görevinden sağlık sorunları sebebiyle istifa ettiğini kamuoyu ile paylaşmıştı. Hafta sonu yapılan bu açıklamanın ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu istifayı kabul edip etmeyeceği de oldukça merak konusuydu. Gün boyunca resmî makamlardaki sessizliğin ardından 9 Kasım akşam saatlerinde T.C. İletişim Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın yapmış olduğu görevden af talebinin Cumhurbaşkanı değerlendirmesi neticesinde kabul edildiği belirtildi. Bu gelişmeden birkaç saat sonra ise Resmî Gazete’de yayınlanan atama kararıyla T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine eski Kalkınma Bakanı ve AK Parti Mersin Milletvekili Lütfi Elvan’ın getirildiği açıklandı.

Berat Albayrak’ın ekonomi yönetimi makroekonomik göstergelerdeki olumsuz değişimlerle oldukça fazla tartışma konusu olmuştu. Özellikle 2018 yılının 2. yarısında yabancı para birimlerinin TL’ye karşı oldukça değer kazanması ve buna karşı ekonomi yönetiminin faizleri düşük tutmadaki ısrarı ekonomistlerin eleştirilerinin ana hedefi olmuştu. Peki Berat Albayrak’ın ekonomi yönetimindeki 29 aylık performansı nasıl değerlendirilebilir? Doğruluk Payı Türkiye’deki makroekonomik göstergeleri Kasım 2002’den bu yana görev alan hazine ve maliye bakanı ve ekonomi bakanlarının dönemlerine göre inceledi.

2002’den Bu Yana Kaç Bakan Görev Yaptı?

Türkiye Cumhuriyeti’nde Ekonomi Bakanlığı görevi 1983 ile 2011 yılları arasında Ekonomi ve Hazineden Sorumlu Devlet Bakanı adıyla görev yapmaktaydı. 2011’de 61. Türkiye Hükümeti’nde kurulan Ekonomi Bakanlığı, önceki hükümetlerde bulunan Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın yerine kurulmuştur. 66. Türkiye Hükümeti’nin kurulmasıyla ise bu bakanlık yerini T.C. Ticaret Bakanlığı’na bırakmıştır. T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı ise 66. Türkiye Hükümet Sistemi’nde “Hazine Müsteşarlığı” ile “Maliye Bakanlığı” birleştirilerek 2018’de kurulmuştur.

AK Parti’nin iktidara geldiği Kasım 2002’den bu yana 5 ekonomi 1 de hazine ve maliye bakanı görev yaptı. Bu bakanlar ve görev süreleri aşağıdaki gibidir; 

  • Ali Babacan 18 Kasım 2002 – 29 Ağustos 2007, 
  • Mehmet Şimşek 29 Ağustos 2007 – 1 Mayıs 2009,
  • Ali Babacan 1 Mayıs 2009 – 6 Temmuz 2011, 
  • Mehmet Zafer Çağlayan 6 Temmuz 2011 – 25 Aralık 2013,
  • Nihat Zeybekçi 25 Aralık 2013 – 24 Kasım 2015, 
  • Mustafa Elitaş 24 Kasım 2015 – 24 Mayıs 2016,
  • Nihat Zeybekçi 24 Mayıs 2016 – 10 Temmuz 2018, 
  • Berat Albayrak 10 Temmuz 2018 – 9 Kasım 2020.

Gayrisafi Yurt İçi Hasıla 2002’den Bu Yana Nasıl Değişti?

Kasım 2002’de kabinede ekonomi ve hazineden sorumlu devlet bakanı görevini üstlenen şu anda ise DEVA Partisi Genel Başkanlığı görevini yürüten Ali Babacan’ın göreve geldiği dönemde Türkiye’de GSYH 238,4 milyar $ seviyesindeydi. Ali Babacan’ın görevi devrettiği 2007 yılında ise Türkiye’de milli gelir 2002 yılına göre 2,8 katına çıktı ve 675,8 milyar $’a yükseldi. Mehmet Şimşek’in görev aldığı 2008 yılında yine artış göstererek 764,3 milyar $ seviyesine çıkan milli hasıla, 2009’da yaşanan küresel kriz ile beraber Ali Babacan’ın tekrardan göreve geldiği 2009 yılında %4,8’lik düşüşle 644,6 seviyesine düştü. GSYH, bakanlığı Zafer Çağlayan’ın üstlendiği 2013 yılında ise en yüksek seviyesine çıktı. 2014 yılında Nihat Zeybekçi’nin döneminde 934’2 milyar $ olan milli hasıla yıllar içerisinde düşüş göstererek Berat Albayrak’ın göreve geldiği 2018 yılında 771,3, 2019 yılında ise 754,3 milyar $ seviyesine geriledi.

Dünya Bankası’nın son 18 yıldaki kişi başına düşen yıllık milli gelir verileri incelendiğinde, 2002 yılından 2014 yılına kadar 2009 haricinde sürekli bir artış söz konusu ve 2014 yılında Nihat Zeybekçi’nin ekonomi bakanı olduğu dönemde de kişi başına düşen milli gelir yıllık 12.096 $ ile en yüksek seviyede. Eski T.C Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın görev yaptığı 2019 yılında ise 9.042 $ ile son 10 yılın en düşük seviyesinde kişi başına düşen GSYH. 2020 yılında yaşanan pandemi, enflasyon ve TL’nin değer kaybı neticesinde bu göstergenin yıl sonunda 8.000 $ seviyelerine gerileyeceği de tahmin edilmekte.

TL Yabancı Para Birimleri Karşısında Son Yıllarda Değer Kaybediyor

Kasım 2002’den bu yana TL’nin yabancı para birimleri karşısındaki performansı incelendiğinde Ali Babacan’ın bakan olarak göreve geldiği gün 1 doların 1,37 TL olduğu, görevden ayrıldığı gün ise 1,33 TL olduğu görülmekte. Mehmet Şimşek’in döneminde ise $/TL 1,33 seviyesinden, 1,59 seviyesine yükselmiş. Ali Babacan’ın tekrar göreve geldiği dönemde TL’nin bir dönem dolar karşısında değer kazansa da Temmuz 2011’de $/TL 1,63 seviyesine çıkmış. Zafer Çağlayan’ın bakanlık görevden ayrıldığı dönem ise TL dolar karşısında %21,6 değer kaybederek 2,08 seviyesini görmüş.

Ardından Nihat Zeybekçi’nin bakanlık yaptığı ilk dönemde 2,08’den 2,87’ye çıkan dolar, 2. döneminde ise 2,99 seviyesinden 4,71 seviyesine yükseldi. Nihat Zeybekçi’nin bakanlık yaptığı ilk dönemde TL dolar karşısında %27,5, ikinci döneminde de %36,5’lik değer kaybı yaşadı. T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak döneminde ise TL dolar karşısında %42,5 değer kaybetti ve $/TL 4,71’den 8,19’a yükseldi.

Kasım 2002’den bu yana aylık ortalama $/TL değerleri ise aşağıdaki şekilde:

TL’nin yabancı para birimlerden euroya göre de yıllar içerisindeki performansı dolara benzer fakat euro dolara göre daha da değerli bir para birimi olduğundan kurlar da daha yüksek seviyede. 2011 yılına kadar neredeyse aynı seviyede devam eden €/TL’de TL’nin performans düşüklüğü 2013 yılından sonra başlıyor. Kasım 2002’de 1,6 seviyelerinde seyreden €/TL Ali Babacan’ın bakan olduğu dönemde 1,79’a yükseldi. Ardından Mehmet Şimşek’in görev süresinde 2,23 seviyelerini gören €/TL, Ali Babacan’ın 2. Döneminde bir süre 1,9’a kadar geriledi fakat görev süresi dolduğu günlerde 2,34 TL seviyesindeydi. Zafer Çağlayan’ın görev süresinde Euro karşısında %17,6 değer kaybederek 2,84’e yükselen TL, Nihat Zeybekçi’nin ilk döneminde %7, ikinci döneminde ise %39,6 değer kaybederek 10 Temmuz 2018’de 5,53 TL seviyesine ulaştı. Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın görev süresinde de Türk Lirası, euro karşısında %43,2 değer kaybetti ve 5,53 seviyesinden, 9,73 seviyesine yükseldi.

Kasım 2002’den bu yana aylık ortalama €/TL değerleri ise aşağıdaki şekilde:

002’den Bu Yana Enflasyon Oranları Nasıl Seyrediyor?

TÜİK’in açıklamış olduğu enflasyon oranları aylık bazda incelendiğinde Ali Babacan’ın ilk görev süresinde aylık enflasyon oranı ortalama %13,2, Mehmet Şimşek döneminde %9,4, Ali Babacan’ın 2. döneminde %6,8, Zafer Çağlayan’ın döneminde %8,1, Nihat Zeybekçi döneminde %8,2, Mustafa Elitaş döneminde %8, Nihat Zeybekçi’nin 2. döneminde %10,3, Berat Albayrak’ın döneminde ise enflasyon oranı aylık ortalama %15,4 seviyesindeydi.

2002’den bu yana enflasyon oranı en yüksek olan aylar ise 2001 krizinin ardından AK Parti’nin iktidara geldiği ilk yıllara ait. Ali Babacan’ın görev yaptığı Kasım 2002 ile Ekim 2003 yılları arası enflasyonun en yüksek açıklandığı aylar. Onun ardından ise en önemli gündem maddelerinden olan enflasyonun en yüksek açıklandığı aylar Berat Albayrak’ın dönemine yani 2018 yıl sonuna ve 2019’un başındaki aylara ait. 2002 ve 2003 yılında %30 seviyelerinden ay ay düşüş gösteren enflasyon oranları hariç tutulduğunda, en yüksek açıklanan enflasyon oranı %25,24 ile Ekim 2018’e ait. En düşük enflasyon oranının açıklandığı aylar ise Ali Babacan’ın 2. Bakanlık dönemindeki 2011’in ilk 4 ayına ait. Son 216 ayda en düşük enflasyon %3,99 ile Şubat 2011’de Ali Babacan döneminde açıklandı.

İşsizlik Oranları ve İşsiz Sayısı Nasıl Değişti?

Dolar/TL, enflasyon, faiz oranları gibi birçok konunun yanı sıra Türkiye’nin gündeminin en ön sıralarında yer alan konuların başında işsizlik geliyor. Özellikle 2018 yılındaki döviz krizi ardından gelişen enflasyon ve işsizlik oranı artışlarından sonra 2020 yılında yaşanan küresel COVID-19 salgını da işsizlik oranlarını ve bu konu hakkındaki tartışmaları tetikledi. Son dönemlerde işsizlik oranlarıyla beraber hem siyasiler hem de bilim insanları tarafından konuşulan bir konu da geniş tanımlı işsizlikti. Biz de bu sebeple 2002’den bu yana bakanlık dönemlerine göre işsizlik verilerini geniş çaplı inceledik.

2002 yılından bu yana işsizlik oranının en yüksek olduğu aylar Ekonomi ve Hazineden Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Şimşek’in görevde bulunduğu 2009’un ilk aylarına ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın görevde olduğu 2019’un ilk ayları. İşsizlik oranının en düşük seviyede olduğu aylar ise Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan dönemine, 2012’nin yaz aylarına ait.

Geniş tanımlı işsizlik iş aramayıp çalışmaya hazır olanlar ve mevsimlik çalışanların da işgücüne dahil edilmesiyle hesaplanan bir gösterge. TÜİK’in 2002’den bu yana açıkladığı işgücü istatistiklerle hesaplanan geniş tanımlı işsizliğin en yüksek seviyeye çıktığı aylar ise yaklaşık %25 ile Berat Albayrak’ın bakanlık görevini üstlendiği Nisan, Mayıs ve Haziran 2020’ye ait. Bu oranın bu kadar yükselmesinin en önemli sebepleri olarak da işgücüne dahil olmayan nüfusun oldukça o aylarda oldukça artış göstermesi ve COVID-19 salgını sebebiyle alınan önlemler gösterilebilir.

İşgücü istatistikleriyle beraber Türkiye’deki işsiz sayısı da bakanlar dönemine göre incelendiğinde, işsiz sayısının yıllar içerisinde nüfusla da bağlantılı olarak oldukça arttığı görülmekte. 2002 yılında yaklaşık 2,7 milyon olan toplam işsiz sayısı, 2009 başlarında 3,8 milyona yükseldi. Nisan 2018’de Nihat Zeybekçi döneminde 3,1 milyon seviyesine gerileyen toplam işsiz sayısı, Şubat 2019’da Berat Albayrak döneminde ise rekor seviyeye 4 milyon 730 bin kişiye ulaştı.

TÜİK’in veri yayınlamasını eleştiren ve işsiz kişi sayısının geniş tanımlı da açıklanması gerektiği konusu toplum arasında tartışma konularından birisiydi. TBMM’de de birçok milletvekili yapmış olduğu açıklamalarda geniş tanımlı işsizlikten söz ediyordu. Bununla birlikte geniş tanımlı işsiz sayısının farklı yöntemlerle hesaplayarak 10 milyon, hatta daha fazla olduğuna dair açıklamalar da çeşitli yayın organları tarafından paylaşılmıştı.

Kasım 2002’den bu yana geniş tanımlı işsiz sayısı incelendiğinde de bu sayının Berat Albayrak’ın görev süresinde rekor kırdığı görülmekte. Haziran 2020’de 8,8 milyon olarak hesaplanan geniş tanımlı işsiz sayısının en düşük hesaplandığı aylar ise 2007, 2008 ve 2012 yaz aylarına ait.

Ekonomiden sorumlu bakanların görev sürelerince bazı makroekonomik göstergelerin dönemsel ortalaması da aşağıdaki tablodaki gibidir:

Yazı kaynağı : www.doğrulukpayi.com

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Reel Piyasa çöküyor: Karşılıksız çek 6’ya katladı

Nisan 2023’te 2,5 milyar TL olan karşılıksız çek tutarı, Nisan 2024’te yaklaşık beş kat artışla 15,1 milyar TL’ye yükseldi. 2024’ün ilk dört ayında da karşılıksız çek tutarı yüzde 293 oranında artışla 43,1 milyar TL’ye ulaştı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yüksek faizler, döviz kurlarında istikrarı getirirken ekonomide bazı alanlarda stres seviyesinin artışını da beraberinde getirdi.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi verilerine göre, 2024 yılı Ocak-Nisan döneminde bankalara ibraz anında karşılıksız çıkan çek tutarı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 293 oranında artışla 43,1 milyar TL’ye yükseldi. Geçen sene aynı dönemde bu rakam 11 milyar TL olmuştu.

Nisan 2023’te 2,5 milyar TL olan bankalara ibraz anında karşılıksız çıkan çek tutarı, Nisan 2024’te yüzde 514 oranında artışla 15,1 milyar TL’ye yükseldi.

Karşılıksız çek tutarı hem ocak-nisan dönemleri hem de nisan ayları için rekor olarak kayıtlara geçti.

DÖRT AYDA 2,2 TRİLYON TL’LİK ÇEK İBRAZI

2024 yılı Ocak-Nisan döneminde bankalara ibraz edilen toplam çek tutarı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 90 oranında artışla 2 trilyon 210 milyar TL’ye ulaştı.

2023 yılı Nisan ayında yüzde 1,0 olan bankalara ibraz edilen çekler içinde karşılıksız işlemi yapılan çeklerin oranı, Nisan 2024’te yüzde 2,3 ile son beş yılın en yüksek seviyesine yükseldi.

Karşılıksız çek tutarı 2022’de 20,7 milyar TL, 2023’te 57,2 milyar TL olmuştu.

Çeki karşılıksız çıkan kişiler, haciz masrafları dışında alacaklıya yüzde 50’yi aşan oranda faiz ödemek zorunda kalacak.

Emre DEVECİ-Sözcü

Okumaya devam et

EKONOMİ

Prof. Dr. YILMAZ: Mali alan yaratılmalı, ama nasıl?

Bugün “mali alan”dan bahsediyor ve alanın büyümesi için sınırları tartışıyorsak, ekonomik istikrar, büyüme, bölüşümde adalet açısından zorlayıcı bir noktadayız demektir

Yayınlanma:

|

Mali alan, kamu harcamalarının rasyonalizasyonu, vergi gelirlerinin artırılması, etkin kamu borç yönetimi ve dış finansman olanaklarıyla finansman sorunu yaşanmadan maliye politikasının hedeflerine ulaşılmasında bir fırsattır.

Bu alan doğru değerlendirildiğinde gelir, harcama ve borç yönetiminde gerçekleştirilecek reformlar sayesinde daha sağlam bir mali yapı ile enflasyonla mücadele ve ekonomik büyüme amaçlarına ek bir kaynak yaratılabilir.

Ayrıca mali alan bir anda ortaya çıkabilecek pandemi, deprem ve de ekonomi politikalarında kararsızlıklar, hatalı kararlar sonucunda yaşadığımız krizlere de hazırlıklı olunmasını sağlar.

Gündemden düşmeyen CDS, ülkelerin risklerinin en önemli belirleyicisi ama bu risk priminin diğer ekonomik belirleyicilerin yanında mali alana da dayandırıldığını belirtmekte fayda var. Aizenman v.d. (2013, 2010)’nin CDS’nin temel olarak geçmiş ve şimdiki mali alana göre değil, gelecekteki mali alana göre belirlendiği şeklindeki yorumları oldukça dikkat çekicidir.

Mali alanı görselleştirelim:

Bir ülkenin istikrar, büyüme gibi hedeflerine ulaşırken gerekli mali araç ve kaynakları gösteren, dört köşeli bir elmasa benzeyen “Mali alan elması” görseli aşağıda mevcut. Bu elmasın alanı, o ülkenin sahip olduğu mali alanı belirtiyor.

Kaynaklar toplamda dört tane: (a) Dış kaynak girişi, yardımlar ve dış borçlar (b) vergi idaresinin iyileştirilmesi veya vergi politikası reformları yoluyla gelirlerde artış (c) iç ve dış borçlanma yoluyla açık finansmanı (d) harcamaların yeniden önceliklendirilmesi ve verimliliğinin artırılması (Roy v.d. 2007: 33-34).

Mali alan elması

Kaynak: Roy v.d.: 2007.

Mali alan elmasındaki bu araçlardan/kaynaklardan hangisi daha yoğun olarak elde ediliyorsa, mali alan elmasının dört köşesi eşit olmaz ve o araç/kaynak yönüne doğru genişlediği görülür.

Şimdi Türkiye için bu alanın ne yöne doğru genişleyeceğine bakalım:

Mali alan görüldüğü gibi hem bütçe kaynaklarının nasıl kullanıldığını hem de gelecekteki mali durumunu etkileyebilecek faktörleri içeriyor. Acaba maliye politikasının öncelikli harcamaları finanse etmek ve enflasyonla mücadele etmek için ihtiyacı olan vergi, dış finansman, etkin borç yönetimi gibi kaynakları sağlama yeteneği var mı?

Öncelikle geçen haftadan bu yana kamuda tasarruf tedbirlerini konuşuyoruz. Kamu harcamalarının etkin ve verimli kullanımıyla bir yandan mali disiplinin sağlanması diğer yandan kamu talebinin düşmesiyle enflasyonla mücadele edilmesi hedefleniyor. Buna göre mali alan elmasının sol tarafa doğru büyümesi beklenebilir. Karar alıcıların da bu alanı kullanma hedefi olduğu belli. Ancak son tasarruf genelgesi 2001 yılındaki genelgeden çok farklı değil. Denetim, izleme, yaptırım açılarından farklılaşıyor, yoksa tasarruf edilecek kalemler hâlâ çok sınırlı. (Şu yazımda açıkladım.) Zaten bakanlıkça yapılan açıklamaya göre sadece 100 milyar TL’lik bir tasarruf hedefleniyor ki, 11 trilyon TL’yi aşan bütçenin yüzde 1’i bile değil.

Vergi cephesinde de atılan ve atılacak adımlar var ama mali alan elmasının sağ tarafına doğru gidilecek yer kalmadı. Çünkü geçtiğimiz yılın ilk dört ayında 1 trilyon TL’lik vergi gelirine karşılık, bu yıl aynı dönemde 2,2 trilyon TL’lik vergi geliri elde edildi. Vergi yükü her açıdan ağırlaştı. Dolaylı vergilerin vergi sistemindeki hakimiyeti, vergi adaletsizliğini artırıyor. Şimdi de vergi oranları artırılmadan, istisna ve muafiyetlerin daraltılmasıyla vergi yükünün artışını bekliyoruz. Oran artışının 2023 yaz döneminde nasıl bir maliyet enflasyonu yarattığını da unutmadık. Bu araçla elde edilecek pek bir mali alan kalmıyor gibi, kayıt dışılığın üzerine gidilmezse.

Potansiyel mali alan, doğru ve etkin borç yönetimi üzerinden olabilir mi, ona bakalım: Yani elmasın alt tarafına. 2024’te bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 5’in altına düşürülmesi hedefleniyor. Harcama kısıcı ve gelir artırıcı taraftan bahsettik ama bütçenin bir de borç faizlerine ayırdığı ve giderek artan bir kısmı var ki, işte bu yapı bütçe esnekliğinin kaybedildiğini gösteriyor.

İç ve dış borç faiz ödemelerinin GSYH içindeki payı yüzde 4’ü geçti. Özellikle iç borç faiz ödemelerindeki artış, sıkı para politikası sonucu DİBS’lerin ortalama yıllık bileşik faizinde yükseliş ile devam ediyor. Bu durum Hazine’nin faiz yükünü de etkiledi. DİBS’lerde değişken faizlilerin payı yükselirken, sabit faizlilerinki azalıyor. Döviz cinsi DİBS ve kira sertifikası ihracı devam ediyor.

2024 ilk çeyrekte iç borç stoku 4,5 trilyon TL’yi aştı. Bu stok hem faiz hem de döviz kuru riskini içinde barındırıyor.

Son olarak elmasın üst tarafında dış finansman imkanları var. Onun için de sıcak para ön planda tutuluyor. Mali alanın, hem krizlere karşı yaratacağı önlem hem de CDS’yi düşürerek uluslararası piyasalardan elde edeceği finansal kaynakların çeşitlenmesi olasılığı birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için ne kadar önemli olduğu görülebilir.

Ülkeye sıcak paranın girişi için ortam uzun zamandır hazırlanıyor, TL değerlenirken kur stabil. Uluslararası finans kuruluşlarının raporlarına göre de carry trade için Türkiye işaret ediliyor. Bu durumda mali alan elmasının üst tarafına doğru gidilecek yer var ama söz konusu dış finansman özellikle sıcak para çıkışının kriz yaratıcı sonuçlarını 1994 ve 2001 krizlerinde yaşadığımızı unutmayalım. O nedenle bu konuda çekinceler var ki, bu ayrı bir yazının konusu.

Anlaşılıyor ki mali alan içinde maliye politikası araçlarının keskin uçları varBugün “mali alan”dan bahsediyor ve alanın büyümesi için sınırları tartışıyorsak, ekonomik istikrar, büyüme, bölüşümde adalet açısından zorlayıcı bir noktadayız demektir. O nedenle politika adımlarında belirlilik, politik ve kurumsal açıdan tutarlılık hiç olmadığı kadar önemli.

Prof.Dr. Binhan Elif YILMAZ-T24


Yararlanılan kaynaklar:

Aizenman, J., Jinjarak, Y. (2010). “De facto fiscal space and fiscal stimulus: definition and assessment. National Bureau of Economic Research. No. w16539.

Aizenman, J., Hutchison, M., Jinjarak, J. (2013). What is the risk of european sovereign debt defaults? fiscal space, cds spreads and market pricing of risk. Journal of International

Money and Finance. 34 (2013): 37-59.

Roy, R., A. Heuty, Letouzé, E. (2007). Fiscal space for what? analytical issues from a human development perspective. Presentation at the G-20 Workshop on Fiscal Policy, Istanbul, 30 June to 2 July.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Ödenmeyen borçlar, ekonomik istikrara gölge düşürüyor

Ekonomide yaşanan dalgalanmalar hem vatandaş hem de şirketlerin borçlarını tahsil edebilmesi konusunda çeşitli problemlere yol açıyor. Borç tahsilinde sorun yaşayanlar, çareyi hukukçuların kapısını çalmakta buluyor.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye’de ve dünyada ekonomik dalgalanmalar sürerken, bu durum ödemelerin zamanında yapılamamasına sebep olabiliyor. Türkiye Bankalar Birliği raporuna göre 2024 yılının Ocak-Mart aylarını kapsayan dönemde karşılıksız işlemi yapılan 49 bin çekin toplam ekonomik büyüklüğü 28 milyar TL seviyesine ulaştı. Alacaklarını tahsil etmek konusunda sorun yaşamak istemeyen kişi ve şirketler ise hukuk bürolarının kapısını çalıyor. Avukat Mertcan Turan’a göre, borçları tahsil konusunda sorun yaşamamak için ilk andan itibaren hukuki danışmanlık almakta fayda var.

“Testi kırılmadan önce danışmanlık almakta fayda var”

Borç tahsili konusunda sorun yaşamak istemeyenlere yönelik tavsiyelerde bulunan Mertcan Turan Hukuk ve Danışmanlık Şirketi Kurucusu Av. Mertcan Turan, “Ekonomide yaşanan dalgalanmalar, ödeme dengelerini de alt üst edebiliyor. Bu durumdan zarar görmemek ve kurulan ticari ilişkilerin ödeme adımında bozulmaması için, en baştan hukuki danışmanlık almakta fayda var. Elbette bizler sorun yaşayan kişilere her adımda yardımcı oluyoruz fakat Nasreddin Hoca kıssalarındaki gibi testi kırılmadan, borçlar sorunu kangrene dönmeden önce bir hukuk bürosunun kapısını çalmak ve tahsilat dahil her adımı sözleşme ile garanti altına almak daha doğru olacaktır” şeklinde konuştu.

Sözlerine karşılıksız çeklerin ortaya çıkardığı sorunlar ile devam eden Av. Mertcan Turan, “Özellikle çekler banka sigortası kapsamında güvenli hale getirilmeli. Atılacak bu adım ekonomik güvenin artmasına ve finansal istikrarın sağlanmasına önemli bir katkı sağlayacaktır. Bankaların müşterilere çek defteri verirken dijital bir sistem üzerinden ve maksimum yazabilecekleri bir çek üst limiti belirleyerek vermesi bugün yaşanan birçok sorunu çözebilir. Ayrıca banka tarafından verilen bu defterle üst limitlere dikkat edilerek yazılan çeklerin tam sigorta kapsamına alınması iş dünyasına büyük kolaylık sağlayacaktır. Borçların zamanında ve eksiksiz ödenmesi ve alacaklıların haklarının korunması ticari yaşamın sağlıklı devamı için elzemdir” açıklamasını yaptı.

“Hem bireyler hem de şirketler borç tahsili konusunda dertli”

Mertcan Turan Hukuk ve Danışmanlık Şirketi Kurucusu Av. Mertcan Turan, “Borçların tahsili konusunda hem gerçek kişiler hem de tüzel kişiler problem yaşıyor. 2020 yılından bu yana İzmir’de faaliyet gösteriyoruz. 4 yıllık sürede birçok şirkete ve gerçek kişiye hukuki anlamda hizmet sağladık. Bu süreçte edindiğimiz tecrübe şunu gösterdi ki borçların tahsili konusunda birçok kesim mağdur konumda. Bu mağduriyetin bazı öne çıkan sebepleri var. Özellikle ticari ilişkinin başında profesyonel hukuki destek almamak ve sonraki süreçleri hukukun dışında yürütmeye çalışmak bu sebeplerin başında geliyor. Bizler elimizden geldiğince çevremizde bulunan kişi ve kurumları bu tarz konularda mağdur olmamaları için bilgilendirmeyi sürdürüyoruz” dedi.

Okumaya devam et

KATEGORİ

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

ALTIN – DÖVİZ

Altın Fiyatları

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.