Connect with us

ŞİRKETLER

Gemi firması, Video bağlantısıyla 800 işçiyi toplu işten çıkardı!

Yayınlanma:

|

İngiltere’de yolcu taşımacılığı yapan gemicilik şirketini P&O Ferries’in geçen hafta bir video bağlantısıyla 800 işçisine topluca işten çıkarıldıklarını bildirmesine tepkiler büyüyor. Hükümet şirkete karşı sert tutum aldı. Ulaştırma Bakanı Grant Shapps, P&O Ferries Genel Müdürü Peter Hebblethwaite’a istifa çağrısı yaptı.

Bakan Shapps, Peter Hebblethwaite için, “Yasaları bilerek çiğnedi. Nefes kesici bir utanmazlık sergiliyor” dedi.

P&O Ferries şirketi geçen hafta İngiltere limanlarındaki gemilerinde çalışan 800 işçisine video bağlantısıyla o andan itibaren işten çıkarıldıklarını bildirmiş, gemilerden ayrılmayı reddeden işçiler güvenlikçiler tarafından çıkartılmışlardı. O esnada acentalar aracılığıyla asgari ücretin altında sözleşmelerle işe alınan işçilerin otobüslerle onların yerini almak üzere gemilere taşındıkları anlaşılmıştı.

Dün, İngiltere Parlamentosu’nda milletvekillerinin sorularını yanıtlayan P&O Ferries Genel Müdürü Peter Hebblethwaite işçileri önceden uyarı vermeden ve sendikalara bildirip danışmadan işten çıkarmanın yasaların ihlali olduğunu kabul etmiş ama gerekirse yine aynı şeyi yapacağını söylemişti.

İngiltere Parlamentosu Ulaştırma Komisyonu’nda dün milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Peter Hebblethwaite, İngiltere çalışma yasalarına göre işçileri topluca işten çıkarmadan önce sendikalara mutlaka danışmak gerektiğini bildiğini kabul etti. Ama danışılsa, işten çıkarmanın boyutlarının büyüklüğü nedeniyle hiçbir sendikanın planı kabul etmeyeceğini düşündüklerini ve bu yüzden -yasayı çiğneyip- işçilere tazminatlarını ödemeyi daha kolay bulduklarını söyledi.

İşten çıkarılmanın yol açtığı sıkıntılar yüzünden işçilerden özür dilediğini söyleyen Hebblethwaite, şirketin zarar ettiğini, kurtarmak için başka çareleri kalmadığını söyledi.

İşçilere “çok cömert” tazminatlar ödeneceğini de söyledi ama bu tazminatları kabul edenlerin şirkete karşı hukuki yollara başvurmamayı kabul etmesi gerekiyor.

Hebblethwaite’ın, bunu yapmasalar işletmeyi kapatmaları gerektiğini, o yüzden yine olsa yine aynı şeyi yine yapacağını söylemesi tepkiyle karşılandı.

İngiltere’de iktidardaki Muhafazakar Parti’den Parlamento Ulaştırma Komisyonu Başkanı Huw Merriman da, Hebblethwaite’nin istifasını istedi.

Grant Shapps
Ulaştırma Bakanı dünkü açıklamalardan sonra genel müdürün istifasını istedi

BBC’ye konuşan Ulaştırma Bakanı Grant Shapps ise “Parlamento’ya gelip, çalışanlarınızı işten çıkarmak ve onların yerine asgari ücretin altında çalışacak insanları getirmek amacıyla yasaları bilerek ve isteyerek çiğnediğini itiraf etmek, açıkçası kabul edilebilecek bir şey değil. İstifa etmesi gerekiyor” diye konuştu.

Bakan Shapps, “Yasalardaki boşlukları istismar ettiler, tam bir rezalet. Açık söylüyorum böyle davranılamaz ve Britanya’da bir işletmenin en tepesinde böyle biri oturamaz” diye sürdürdü.

Shapp hükümetin gelecek hafta P&O Ferries şirketini, kimseyi asgari ücretin altında işe almamasını sağlayacak bir geri adıma zorlayacak adımlar atacağını da ekledi.

Bu değişikliklerin Irish Ferries şirketini de etkileyeceğini söyleyen bakan, “Onlar da aynı modeli kullandı” diye konuştu.

P&O şirketinin sahibi DP World’ün bir sözcüsü iki gün önce Hebblethwaite’nin görevden alınmayacağını söylemişti ama tepkiler büyüdükçe bu karar değişebilir.

P&O’nun bağlı olduğu şirketin kârı yüzde 52 arttı

P&O Ferries, dünyanın en büyük liman ve gemi işletmelerinden biri olan Dubai merkezli DP World’e bağlı bir şirket.

Şirketin, işçilerini topluca işten çıkarıp yerine ucuz iş gücü almazsa batacağı yolundaki savunusunu eleştirenlerin bir kısmı, DP World’ün kârının 2021 yılının ilk altı ayında yüzde 52 arttığına dikkat çekiyor.

gemi

Reuters haber ajansının şirketin kendi açıklamasına dayanarak verdiği rakamlara göre, geçen yılın ilk altı ayında DP World’ün kârları 313 milyon dolardan 475 milyon dolara çıktı.

P&O yöneticilerine de yüksek maaşlar ödüyor. Kendisi yılda 325 bin sterlin çıplak maaş (ikramiye ve diğer haklar hariç brüt) alan genel müdür Hebblethwaite, dün parlamentoda, bu işten çıkarmalardaki “başarısı” nedeniyle ikramiye de alıp almayacağı sorusuna “Bilmiyorum” yanıtını verdi.

2020 yılında P&O yöneticilerine ödenen toplam maaş 1,9 milyon sterlin, en yüksek yönetici maaşı da 452 bin sterlindi.

Hebblethwaite, milletvekillerine P&O’nun yeni işe aldığı “ucuz” işçilere saat başına 5,5 sterlin vereceğini söyledi. Bu uluslararası denizcilik standartlarına uygun ama İngiltere’de uygulanan asgari ücretin altında bir ödeme.

1 Nisan tarihinden itibaren İngiltere’de 23 yaş ve üzeri işçilere asgari saat ücreti 9,50 sterlin olarak belirlendi.

Hebblethwaite şirketinin yeni ‘işletme modelinin’, “küresel modeller ve rakip firmalarla uyumlu” olduğunu söyledi. Daha ucuz işgücü alımıyla maaş bütçesini yarıya indirdiklerini de ekledi.

Bu arada şirketin hangi yasal boşluktan yararlandığı da tartışma konusu oluyor.

Şirket toplu çıkarma durumunda sendikalara danışma konusunda İngiltere’de iş hukukunu ihlal ettiğini kabul ediyor. Ama yetkili mercilere bir süre önce bildirimde bulunma konusundaki yasayı ihlal etmediğinde ısrarlı.

Şirketin gemileri İngiltere ticaret siciline değil Barbados, Bermuda ve Kıbrıs’a kayıtlı. Bu nedenle de işten çıkarma bildirimlerini bu ülkelerin yetkililerine yaptığını söylüyor.

Okumaya devam et

Erol Taşdelen

Konkordato alırım, bankalara faizi sildiririm diyenlere dikkat!

Yayınlanma:

|

“Konkordato ilan ederiz, bankalara faizi sildiririz. Ana parayı da 2 yıl ödemesiz, 7 yıl vadede öderiz…”

Son dönemde finansal sıkıntıya giren bazı şirket sahiplerine bu tür “formüller” pazarlayan, danışman görüntüsündeki kişilere dikkat etmek gerekiyor.

Çünkü bu söylem kulağa kolay bir kurtuluş reçetesi gibi gelse de, yanlış yönlendirme şirketi kurtarmak yerine iflasa sürükleyebilir.

Konkordato, bankalara karşı pazarlık masasına oturup “faizi silelim, ana parayı uzun vadeye yayalım” denilecek basit bir mekanizma değildir.

Banka neden faizi silsin?

Öncelikle şu gerçekle yüzleşmek gerekiyor: Banka para işini bilir.

Bir şirketin borcunun ne kadarının gerçekten sürdürülebilir olduğunu, nakit akışının ne söylediğini, teminatların değerini, şirketin faaliyet kârlılığını ve borç ödeme kapasitesini profesyonel ekipleriyle analiz eder.

Dolayısıyla bir danışmanın; “Konkordato al, bankalar faizi zaten siler” şeklindeki yaklaşımı son derece tehlikelidir.

Banka açısından konu yalnızca “faiz” değildir.

Bankanın karşısında; anapara riski, tahsilat süresi, teminat kalitesi, şirketin faaliyetlerinin devam edip edemeyeceği, ortakların şirkete koyacağı kaynak, nakit akışı, diğer alacaklıların durumu, şirketin gerçek borç ödeme kapasitesi gibi çok sayıda değişken vardır.

“2 yıl ödemesiz, 7 yıl vade” her şirket için kurtuluş değildir

Bir başka tehlikeli söylem ise şu: “2 yıl hiç ödeme yapma, sonra 7 yılda ödersin”.

Peki şirket iki yıl sonra gerçekten ödeme yapabilecek mi?

Bugün para kazanamayan, faaliyetlerinden yeterli nakit üretemeyen bir şirketin borcunu yalnızca ileri bir tarihe taşımak, problemi çözmez.

Sadece problemin tarihini erteler. Hatta borç yeniden yapılandırılırken faiz, masraf, komisyon, teminat ve diğer maliyetler dikkate alındığında şirketin toplam yükü daha da farklı bir noktaya gelebilir.

Bu nedenle asıl soru: “Borcu kaç yıl vadeye yayarım?” değil, “Bu şirket hangi nakit akışıyla bu borcu gerçekten ödeyebilir?” olmalıdır.

Konkordato şirketi otomatik olarak kurtarmaz

Konkordato bir “borç silme programı” değildir.

Amaç, şartları oluştuğunda borçlunun mali durumunun düzeltilmesine ve alacaklıların da mümkün olduğunca tatmin edilmesine imkân sağlayan hukuki bir süreçtir. Burada şirketin gerçek faaliyet gücü kritik önemdedir. Şirket; “Konkordato ilan ederim, bankalar bekler” mantığıyla hareket ederse ciddi bir yanılgıya düşebilir. Çünkü konkordato sürecine girmekle şirketin ekonomik gerçekleri ortadan kalkmaz.

Satış yoksa satış yaratmak, kârlılık yoksa kârlılık yaratmak, yüksek maliyet varsa maliyeti düşürmek, yanlış yatırımlar varsa bunları düzeltmek gerekir.

En büyük hata: Bankayı düşman görmek

Finansal sıkıntıya giren bazı şirketlerde en büyük hatalardan biri bankayı “karşı taraf” olarak görmektir. Oysa banka açısından da en iyi senaryo, kredinin tahsil edilmesidir.

Şirket gerçekten yaşayabilecek durumdaysa banka ile masaya oturup gerçekçi bir yeniden yapılandırma yapılması çoğu zaman daha sağlıklı olabilir. Ancak bunun için şirketin masaya; gerçek bilanço, gerçek nakit akışı, gerçek borç tablosu, gerçek teminat yapısı, gerçek faaliyet kârlılığı, uygulanabilir iş planı ile gelmesi gerekir.

Sadece “Konkordato ilan ederiz” demek plan değildir.

Danışman seçerken çok dikkat!

Şirket sahipleri özellikle bu dönemde “borcunuzu sildiririz”, “bankaları masaya oturturuz”, “faizi tamamen sildiririz”, “7-8 yıl vade alırız” gibi kesin vaatlerde bulunan kişilere karşı dikkatli olmalı. Çünkü şirketin kaderini, sosyal medyada anlatılan birkaç başarı hikâyesine göre belirlemek son derece risklidir.

Konkordato kararı bir sloganla değil, finansal analizle verilmelidir.

Şirketin önce şu soruya cevap vermesi gerekir: “Konkordato sonrası bu şirket gerçekten yaşayabilecek mi?”

Cevap hayırsa, konkordato yalnızca iflası geciktirebilir. Cevap evetse, o zaman hukuki süreç, finansal yeniden yapılandırma ve bankalarla müzakere birlikte değerlendirilmelidir.

Sonuç olarak: Konkordato bir “borçtan kurtulma kampanyası” değildir. Bankaya; “Faizi sil, 2 yıl bekle, sonra 7 yılda ana parayı ödeyeyim” demek de tek başına finansal çözüm değildir.

Şirket sahipleri, kendilerine kolay ve kesin sonuçlar vaat eden “danışman görünümlü çakallara” değil, şirketin gerçek finansal durumunu ortaya koyabilecek yetkin finans, hukuk ve yeniden yapılandırma uzmanlarına güvenmeli.

Çünkü bankalar para işini gerçekten bilir.

Asıl mesele bankayı kandırmak değil, şirketi yeniden para kazanabilir hale getirmektir.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

GÜNCEL

TL Kredide %32,2 Kritik Eşik: 2027’de Dolar Kredisi Avantajlı mı?

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yeni açıklanan OVP’ ye göre dolar (USD) kur artışı 2027 yılında % 19,60 olacak!

Yani mevcut varsayımlara göre;

* TL’nin USD karşısında yıllık değer kaybı: % 19,60
* USD kredi faiz maliyeti: %8,5
* Vade: 1 yıl
* Ek olarak % 1 KKDF ve% 1 komisyon maliyeti ekleyelim USD krediye.

Sonuç olarak;

Kur gerçekten %19,6 artacaksa, USD kredinin %8,5 faizi + KKDF ve Komisyon maliyetleriyle TL kredi karşısındaki başa baş noktası yaklaşık %32,2. Yani finansman maliyeti açısından TL kredi maliyeti % 32,2’ nin üzerindeyse dolar kredi daha ucuzdur, aksi takdirde TL kredi ucuzdur.

TL kredi faizinin % 32 olabilmesi için ise politika faizinin % 28, enflasyonunda % 23 civarı olması lazım ki, bu en iyi ihtimal 2027 yıl sonunda olur.

Ez cümle, matematik 2027 yılı için yine DOLAR KREDİ daha RASYONEL diyor.

Sonuç oldukça çarpıcı

Bu varsayımlar altında:

TL kredi maliyeti Daha rasyonel seçenek
%25 🟢 TL
%27 🟢 TL
%29 🟢 TL
%30 🟢 TL
%31 🟢 TL
%32,2 ⚖️ Başa baş
%33 🔵 USD
%35 🔵 USD
%38 🔵 USD
%40 🔵 USD
%45 🔵 USD
%50 🔵 USD

Dolayısıyla %32,2 kritik eşik.

TL ticari kredi maliyeti bunun altında kaldığı sürece TL kredi avantajlı; %32,2’nin üzerine çıktığında ise verilen varsayımlar altında USD kredi avantajlı hale geliyor.

Fakat burada önemli bir teknik ayrıntı var

2025’te yapılan düzenlemeyle bankalar ve finansman şirketlerinin kullandırdığı döviz ve altın kredilerinde %1 KKDF uygulanmaya başladı. İhracat finansmanı gibi bazı kredilerde ise istisna bulunuyor.

Dolayısıyla sizin %32,2 hesabımız, %1 KKDF ve %1 komisyonun kredi anaparası üzerinden maliyete eklendiği varsayımına dayanıyor. Kredi sözleşmesindeki ücret ve komisyon hesaplanma biçimine göre gerçek efektif maliyet birkaç puan/ondalık farklılaşabilir.

Reel sektör açısından daha büyük problem

TCMB verilerine göre finansal kesim dışındaki firmaların net döviz pozisyonu açığı Haziran 2026’da 205,76 milyar dolara yükseldi. Aylık artış yaklaşık 2,34 milyar dolar oldu.

Üstelik kısa vadede şirketlerin 6,59 milyar dolarlık net döviz pozisyon fazlası bulunuyor. Dolayısıyla toplam açık büyük olsa da vade yapısı da ayrıca incelenmeli.

Yeni makroihtiyati tedbirlerle döviz kredi talebi sınırlandırılmaz ve TL kredi maliyeti yüksek kalmaya devam ederse, reel sektörün döviz borçlanma iştahının artması sürpriz olmayacaktır. Bu durumda 205,8 milyar dolarlık mevcut net döviz açık pozisyonunun 2027 sonunda 220-230 milyar dolar bandına doğru genişlemesi ciddi bir risk olarak karşımıza çıkabilir.

Onur ÇELİK – CFO

Okumaya devam et

BORSA

Kontrolmatik’te ödeme krizi büyüyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kontrolmatik’te ödeme krizi büyüyor: Borçlanma araçlarında ikinci dalga

Kontrolmatik’te Mayıs ayında başlayan borç ödeme sorunu Eylül ayında yeni bir halkaya dönüştü. Şirketin 100 milyon TL nominal değerli finansman bonosunun anapara ve kupon ödemesi yapılamazken, aynı gün bir başka tahvilin kupon ödemesi de gerçekleştirilemedi. Böylece şirketin vadesinde yerine getiremediği borçlanma aracı yükümlülükleri 1 milyar TL’yi aştı. Asıl dikkat çekici tablo ise şirket bilançosundaki yüksek finansal borç, düşük nakit ve kısa vadeli yükümlülük baskısı.

Kontrolmatik Teknoloji Enerji ve Mühendislik A.Ş.’de borç ödeme krizi yeniden gündemde.

Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun (MKK) 4 Eylül 2026 tarihli bildirimine göre şirket tarafından ihraç edilen TRFKNTR92611 ISIN kodlu 100 milyon TL nominal değerli finansman bonosunun itfa ve kupon ödemesi vadesinde gerçekleştirilemedi.

Aynı gün TRSKNTR32719 ISIN kodlu tahvilin kupon ödemesi de şirketin gerekli tutarı MKK sistemine aktarmaması nedeniyle yatırımcılara ödenemedi.

Bu gelişme tek başına değerlendirildiğinde bir tahvil ödeme problemi gibi görünebilir. Ancak Kontrolmatik’in son dört aylık ödeme takvimine bakıldığında çok daha önemli bir tablo ortaya çıkıyor.

Mayıs’ta başlayan süreç Eylül’de devam ediyor

Kontrolmatik’in borçlanma araçlarında ilk büyük ödeme sorunu 15 Mayıs 2026’da yaşandı.

Şirketin;

  • TRSKNTR52618 kodlu tahvilinin 250 milyon TL anaparası,
  • TRFKNTR52615 kodlu finansman bonosunun 200 milyon TL anaparası

ile bunlara ilişkin son kupon ödemeleri gerçekleştirilemedi.

İki aracın toplam anaparası 450 milyon TL, kuponlarla birlikte vadesinde yapılamayan ödeme ise yaklaşık 502,2 milyon TL oldu.

Daha önemlisi, şirket aynı gün banka kredilerinin yeniden yapılandırılması için Halkbank ve VakıfBank’a başvurduğunu KAP’a açıkladı.

Şirket, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun Geçici 32. maddesi kapsamındaki Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması çerçevesinde mevcut banka kredilerinin yeniden yapılandırılmasını istedi. Amaç; borçları yeni bir ödeme takvimine bağlamak, operasyonların devamlılığını sağlamak ve özellikle varlık satışları yoluyla mali yapıyı güçlendirmek olarak açıklandı.

Haziran: İki kupon daha ödenemedi

Sorun Mayıs ayıyla bitmedi.

5 Haziran 2026’da TRFKNTR92611 ve TRSKNTR32719 kodlu iki borçlanma aracının kupon ödemeleri de gerçekleştirilemedi. Her iki aracın nominal değeri 100’er milyon TL ve dönemsel kupon oranı yüzde 11,59 seviyesindeydi. İki kuponun toplam tutarı yaklaşık 23,18 milyon TL oldu.

Bu gelişmenin ardından söz konusu borçlanma araçları Borsa İstanbul Borçlanma Araçları Piyasası’nda Gözaltı Pazarı’na alındı.

Temmuz: 400 milyon TL’lik bono da ödenemedi

Bu kez 3 Temmuz 2026’da 400 milyon TL nominal değerli TRFKNTR72613 kodlu finansman bonosunun itfa ve kupon ödemeleri gerçekleştirilemedi.

Bononun dönemsel kupon oranı yüzde 15,32 idi. Yaklaşık 61,28 milyon TL kupon ile 400 milyon TL anapara dikkate alındığında vadesinde yapılamayan toplam ödeme yaklaşık 461,28 milyon TL seviyesine ulaştı.

Ve şimdi Eylül…

4 Eylül’de yeni 100 milyon TL’lik halka

4 Eylül’de vadesi gelen 100 milyon TL nominal değerli TRFKNTR92611 finansman bonosunun hem anaparası hem de kuponu ödenemedi.

Aynı gün TRSKNTR32719’un kuponu da ödenemedi.

Böylece Kontrolmatik’te: 15 Mayıs → 5 Haziran → 3 Temmuz → 4 Eylül olmak üzere dört ayrı kritik ödeme tarihinde aksama yaşandı.

Bugünkü iki kuponun tutarı ayrıca hesaplanmadan dahi, bu tarihlerde vadesinde gerçekleştirilemeyen anapara ve kupon ödemeleri 1,08 milyar TL’yi aşmış durumda.

Buradaki kritik nokta şu: Artık mesele tek bir tahvilin ödenememesi değil; şirketin borç servis kapasitesinin süreklilik gösteren biçimde zorlanmasıdır.

Borsa İstanbul neden Yakın İzleme Pazarı’na aldı?

Kontrolmatik açısından bir başka önemli gelişme de 18 Haziran 2026’da yaşandı. Borsa İstanbul, KONTR paylarını Yıldız Pazar’dan çıkararak Yakın İzleme Pazarı’na aldı.

Kararın dayanağı Kotasyon Yönergesi’nin 35/1-d maddesi oldu. Bu düzenleme, finansman sıkıntısını gösteren derecede vadesi geçmiş finansal, ticari, kamu veya personel borçlarının bulunması gibi durumlarda şirket paylarının Yakın İzleme Pazarı’na alınabilmesine imkân tanıyor.

Bu karar, piyasaya verilen önemli bir mesajdı: Kontrolmatik’teki ödeme problemi artık yalnızca şirket ile alacaklıları arasındaki özel bir finansman meselesi olarak görülmüyor; yatırımcıların korunmasını gerektirecek ölçüde piyasa düzenlemesi konusu haline gelmiş durumda.

Kredi notu da alarm veriyor

Mayıs ayındaki ödeme aksaklığının ardından Kontrolmatik’in uzun vadeli ulusal kurum kredi notu B- (tr)/Negatif’ten prD (tr)/Negatif’e indirildi. “prD” seviyesine geçiş, şirketin finansal yükümlülüklerini yerine getirme konusunda temerrüt/ödeme problemi yaşadığını gösteren çok daha ağır bir kredi risk sinyali.

Bu nedenle Eylül ayında yaşanan yeni ödeme aksaklığı, yatırımcı açısından Mayıs’taki gelişmeden bağımsız değerlendirilemez.

Kaynaklar: KAP, MKK, Borsa İstanbul ve Kontrolmatik finansal raporları ile güncel piyasa haberleri taranarak hazırlanmıştır

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.