GÜNCEL
Gig Ekonomisine Hazır Mısınız?
Yayınlanma:
3 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Yıl 2030. Yirmili yaşlarında iki genç, sahilde oturmuş kahvelerini yudumluyorlar ve sohbet ediyorlarmış.
– Eskiden insanlar 9-6 çalışıyorlarmış ve senede sadece 15 gün tatil yapıyorlarmış. Ne kötü insanın tüm hayatının önemli bir bölümünü işe gidip gelirken ve ofis ortamında geçirmesi.
Diğeri yanıtlamış:
– Aslına bakarsan çok da eski bir zaman değil, yapay zekayla birlikte her şey çok hızlı değişti. Pandemiyle esnek çalışma modeline geçilmiş ama sonra bazı firmalar ofis modelinde devam etmişler. Sanırım o dönemde de insanlar anlam arayışına girerek birçoğu işten ayrılmış ve girişimci olmuş. GİG ekonomisini hızla kavrayan ve kendilerini hazırlayanlar da bizim gibi çalışmaya başlamışlar.
– Ben kalkıyorum, yoga dersim var. Sonra da eve geçeceğim, gece bitirmem gereken işler var. Muhtemelen sabahlarım. Haberleşiriz.
– Tamamdır. Ben de bir yüzüp çıkayım, bugün kendime off day yaptım.
Bu satırları okurken siz de içinizden ne hoş bir hayal dediniz mi? Yoksa size gerçekçi gelmedi mi?
Eğer yakın gelecek için biraz ütopik bulduysanız yanılıyorsunuz. Size yeni yıla girmeden aklınızı çelecek bir konudan bahsedeceğim: GİG EKONOMİSİ.
Cambridge sözlüğünde konu şöyle tanımlanıyor:
Bir işveren için çalışmak yerine, kişilerin geçici işlerde çalıştırılmasına veya her biri ayrı ücret ödenen ayrı işler yapmasına dayanan bir çalışma şekli.
Gig ekonomisi, geçici, serbest veya bağımsız çalışanların, genellikle belirli projelerde veya görevlerde çalıştığı bir ekonomi modelini ifade ediyor. Gig Ekonomisi’nde işveren bir nevi müşteriye ve çalışan da tedarikçiye dönüşüyor. Aslına bakarsanız sabah dokuz akşam altı iş modeli yerini kendi işini yapan minik minik girişimcilere eviriyor da dileyebiliriz.
Yaratıcı endüstri alanları olarak nitelendirilen bilgi teknolojileri, yazılım, bilgisayar hizmetleri, TV, film, video, fotoğraf ve dijital içerik üretim faaliyetleri, tasarım faaliyetleri (endüstriyel tasarım, moda, grafik tasarım), reklam ve pazarlama faaliyetleri alanlarındaki yaratıcı bireyler bu yeni ekonomi alanının “gig işçileri” (gig workers) olarak değerlendiriliyor. Ancak sadece bu alanda çalışanlar için değil, herhangi bir konuda uzmanlığınız varsa ve bu alanda isim yapacak kadar nitelikliyseniz siz de bu ekonominin bir işçisi haline gelebilirsiniz. Gig ekonomisi içinde başarılı olan birçok isim bulunuyor.
jQuery kütüphanesini yaratmasıyla tanınan John Resig, serbest yazılımcı olarak başarıyla çalışıyor ve açık kaynak projelerde de etkin bir şekilde yer alıyor. Jessica Hische, tipografi ve grafik tasarım alanında ünlü bir isim. Freelance çalışmalarının yanı sıra kitap kapakları, marka tasarımları gibi büyük projelerde de yer aldı. Neil Patel, dijital pazarlama konusundaki uzmanlığıyla biliniyor. Kendi dijital pazarlama ajansını kurdu ve birçok büyük markaya danışmanlık yaptı. Carol Tice, serbest yazarlık ve editörlük konusunda uzmanlaşmış bir isimdir. Freelance yazma konusunda danışmanlık yapıyor ve kendi yazarlık kurslarını yönetiyor. Marie Forleo, kendi işini kurmuş bir eğitmen, koç ve yazar olarak bilinir. İnternet üzerinden pazarlama ve iş konularında birçok kaynak sunuyor.
Hatta tıp doktoru Ali Abdaal, aynı zamanda bir You Tubber ve Online eğitim konusunda içerikler üreterek kendi kurslarını oluşturuyor.
Bu isimler, kendi alanlarında uzmanlaşarak gig ekonomisinde başarı elde etmiş ve kendi markalarını oluşturmuş profesyoneller. Ancak, her sektörde birçok başarılı freelancer bulunuyor ve başarıyı belirleyen faktörler genellikle kişinin uzmanlık alanına, çabalarına ve pazar ihtiyaçlarına uygunluğuna dayanıyor.
Birçok firma gig ekonomisi modeline uymaya çalışıyor ve bu modele uygun iş modelleri geliştiriyor.
Örneğin;
Uber ve Lyft: Sürücülerle yolcuları eşleştiren ve sürücülere bağımsız olarak çalışma olanağı tanıyan bir mobil uygulama tabanlı platform sağlıyor.
Airbnb:
Airbnb, ev sahipleri ile konaklamak isteyen misafirleri bir araya getiren bir platform sunuyor. Ev sahipleri, kendi evlerini kiraya vererek gelir elde edebiliyorlar.
Upwork ve Fiverr:
Bu çevrimiçi platformlar, serbest çalışanları (freelancer) ve işverenleri bir araya getiriyor. Upwork özellikle geniş bir yetenek yelpazesi sunarken, Fiverr genellikle belirli beceri setlerine odaklanıyor.
TaskRabbit:
TaskRabbit, kullanıcıların belirli görevleri tamamlamak için yerel bağımsız işçileri işe almasına olanak tanıyan bir platform.
Deliveroo ve DoorDash:
Bu platformlar, bağımsız kuryeleri restoranlarla ve müşterilerle eşleştirerek yiyecek teslimatı hizmeti sunuyor.
Freelancer ve Guru:
Bu çevrimiçi platformlar, serbest çalışanları işverenlerle buluşturuyor ve genellikle yazılım geliştirme, tasarım, yazı işleri gibi çeşitli alanlarda projeler sunuyor.
Son yirmi yılda hayatımıza giren Youtuber’lık, bloggerlık, trendsetter , sosyal medya uzmanlığı gibi yeni meslekler de aslında GİG ekonomisinin yarattığı serbest çalışma biçimi. Şimdilik göze çarpanlar teknolojiyle bağlantılı meslekler gibi dursa da aslında birçok profesyonel kendi uzmanlığı bazında bu ekonominin bir parçası olacak gibi. Şu anda bu ekonomi 455 milyar Amerikan Doları civarında bir hacme sahip. Edison Research araştırmasına göre, Amerika’da 18–34 yaş aralığında serbest çalışan bireylerin %53’ü, Gig ekonomisini ana gelir kaynağı olarak kullanıyor. McKinsey raporuna göre ise, standart ekonomik koşullarda istihdam sağlayan her 6 kişiden 1’i, bağımsız çalışarak maddi kazanç sağlamak istiyor. BCG Henderson’ın yaptığı bir araştırmaya göre; dünya genelindeki yöneticilerin yaklaşık %40’ı, önümüzdeki beş yıl içinde şirketlerindeki serbest çalışan sayısının artacağını ifade ediyor.
Bu ekonomiye dahil olmak için gerekli uzmanlıklar
Gig ekonomisi içinde başarılı olabilmek için belirli uzmanlık alanlarına odaklanmak önemli.Ancak, hangi uzmanlık alanlarının geliştirilmesi gerektiği, bireyin yetenekleri, ilgi alanları ve pazar taleplerine bağlı olarak değişebilir. İşte gig ekonomisinde başarılı olmak için geliştirilebilecek bazı ana uzmanlık alanları:
Dijital Beceriler:
Programlama, web geliştirme, veri analizi, dijital pazarlama gibi dijital becerilere sahip olmak, çeşitli projelerde çalışmak için gerekli.
Yaratıcı Sanatlar ve Tasarım:
Grafik tasarım, illüstrasyon, fotoğrafçılık gibi yaratıcı sanat ve tasarım becerileri, freelance çalışanlar için çeşitli projelerde talep görebilir.
Yazılı İletişim:
İyi bir yazılı iletişim becerisi, içerik üretimi, kopya yazımı, blog yazımı gibi alanlarda freelance çalışmak için avantaj sağlar.
Dil Yetenekleri:
Birden fazla dil bilmek, çeviri, metin yazarlığı veya dil öğretimi gibi alanlarda gig çalışmaları için fırsatlar yaratabilir.
Program Yönetimi ve Proje Yönetimi:
Projeleri etkili bir şekilde yönetme becerileri, özellikle koordinasyon ve iş takibi gerektiren alanlarda gig çalışmalarında tercih ediliyor.
İnsan Kaynakları ve Koçluk:
İnsan kaynakları, işe alım, eğitim ve koçluk konularındaki uzmanlık, şirketlere danışmanlık hizmetleri sunma potansiyeli taşıyor.
Eğitim ve Eğitmenlik:
Eğitim uzmanları, online eğitim programları oluşturma, uzaktan eğitim sağlama veya kurumsal eğitimler verme gibi gig çalışmalarında yer alabilir.
Teknoloji ve Yazılım Eğitimi:
Teknoloji ve yazılım konularında uzmanlık, eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunmak için fırsatlar yaratabilir.
Sağlık ve Refah:
Sağlık, beslenme, yoga gibi sağlık ve refah alanlarında uzmanlık, online koçluk veya danışmanlık yapma fırsatları sunabilir.
Sosyal Medya Yönetimi:
Sosyal medya hesapları yönetimi, içerik stratejileri oluşturma ve dijital pazarlama alanında uzmanlık, işletmeler için önemli hale geldiğini zaten biliyoruz.
İnsan kaynakları departmanı bu yeni iş modeline nasıl hazırlanabilir?
İş gücü modelinin değişimiyle beraber insan kaynakları alanında yetenek bulma ve yönetme daha kritik bir konu haline geliyor. Kurum içi insan kaynakları departmanlarının da üzerine düşen kritik görevler olacak.
Gig İş Gücünü Tanıma:
IK departmanı, organizasyon içinde gig ekonomisi ile çalışabilecek departmanların ve hangi işlerin bu modelle yapılabileceğinin farkında olmalı. Bu kişilerin kim olduğunu ve hangi projelerde yer aldıklarını belirlemelidir. Bu, departmanın işgücünü daha iyi anlamasına yardımcı olur.
İhtiyaç Analizi Yapma:
Hangi beceri setlerine ihtiyaç duyulduğunu ve bu becerilere sahip gig çalışanlarının nasıl bulunacağını belirlemek için düzenli ihtiyaç analizleri yapılmalı.
Gig Çalışanları ile İletişim Kurma:
IK departmanı, gig çalışanları ile etkili bir iletişim kurmalı. Beklentilerin netleştirilmesi, iş tekliflerinin açıklığa kavuşturulması ve geribildirim süreçlerini yeniden tasarlanması vb.
Performans Yönetimi ve Değerlendirme:
Gig ekonomisiyle çalışanların performanslarını değerlendirmek ve geribildirimde bulunmak, iş ilişkilerini sürdürülebilir kılmak adına önemli. Bu süreçler düzenli olarak uygulanmalı.
Sosyal ve Hukuki Konuları Ele Alma:
Güvencesiz çalışma ilişkilerinden kaynaklanan sosyal ve hukuki konuları ele almak, adalet ve şeffaflık sağlamak da kritik hale geleceğinden IK departmanı, bu konulara yönelik politika ve prosedürleri güncellemelidir.
Eğitim ve Gelişim Olanakları Sağlama:
Gig çalışanlarına yönelik eğitim ve gelişim olanakları sunmak, hem onların yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olur hem de organizasyonun ihtiyaçlarına daha iyi uyum sağlar.
Gig Çalışanları ile İlişkileri Yönetme:
IK departmanı, gig çalışanlarını sadece birer kaynak olarak değil, aynı zamanda uzun vadeli bir iş ilişkisi potansiyeli taşıyan bireyler olarak görmelidir. Bu amaçla iş memnuniyeti ve bağlılık için çeşitli destek mekanizmaları oluşturabilir.
Teknolojik Altyapı ve Platformları İnceleme:
Çevrimiçi platformlar ve diğer teknolojik araçlar üzerinden iş bulma ve yönetme süreçlerini incelemek, etkili bir şekilde entegre etmek için teknolojik altyapıyı gözden geçirmek önemlidir.
IK departmanının bu adımları takip etmesi, gig ekonomisiyle çalışanları daha iyi yönetmesine ve organizasyonun hedeflerine daha etkili bir şekilde katkıda bulunmalarına olanak tanıyabilir.
Elbette bu dönüşümün bazı sancıları ve riskleri var. Her şeyden önce belli bir uzmanlık alanı olmayan çalışanlar için iş güvencesi ve sigorta, maaş ve yan haklar ortadan kalkacak ve birçok kişi için belirsiz bir gelire sahip olmak sorun teşkil edecektir. İşverenler için ise sadakat, kurum kültürü ve kalite gibi konularda problemler yaşanabilecektir.
Yüksek enflasyon, azalan kaynaklar, iklim krizi ve su savaşlarının gelecek çeyrekte gündemde olacağını göz önüne alırsak bu dönüşüm kaçınılmaz gibi gözüküyor. Konu ilgimi çekiyor ve daha çok bilgi sahibi olmak istiyorum diyenlere de birkaç iyi kaynağın ismini buraya bırakıyorum. Bu kitaplar, gig ekonomisi, serbest çalışma ve girişimcilikle ilgili konularda kapsamlı bilgi sunan kaynaklardan sadece birkaçı. İlgilendiğiniz konulara odaklanan ve sizi ileriye taşıyacak kitapları seçmek, kendi yolculuğunuzda size rehberlik edebilir.
Bu vesileyle yeni yıla girerken hepimiz için barış, sevgi ve hoş görü bir gelecek diliyorum.
- “The Gig Economy: A Modern Guide to Freelancing, Consulting, and Side Hustling” – Diane Mulcahy
- “The $100 Startup: Reinvent the Way You Make a Living, Do What You Love, and Create a New Future” – Chris Guillebeau
- “Company of One: Why Staying Small Is the Next Big Thing for Business” – Paul Jarvis
- “The Lean Startup: How Today’s Entrepreneurs Use Continuous Innovation to Create Radically Successful Businesses” – Eric Ries
- “Freelance to Freedom: The Roadmap for Creating a Side Business to Achieve Financial, Time and Life Freedom” – Vincent Pugliese
- “The 4-Hour Workweek: Escape 9-5, Live Anywhere, and Join the New Rich” – Timothy Ferriss
Başak TECER-HBR
İlginizi Çekebilir
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Altın ve Gümüş: Nerede kalmıştık?
Yayınlanma:
13 saat önce|
22/07/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD borsaları teknoloji hisseleri öncülüğünde yaşanan güçlü toparlanmanın yardımıyla geceyi yükselişle tamamladı. En büyük 500 şirketin işlem gördüğü S&P 500 endeksi %1’e yakın yükselerek üç günlük düşüş serisini sonlandırırken, toparlanmaya özellikle yarı iletken hisseleri öncülük etti. Nasdaq Bileşik endeksinin %1,3 yükselmesinin ardından iyimser havanın Pasifik’in diğer ucuna da yansıdığını görüyoruz. Asya’da bu sabah alımlar hız kazanırken, çip üreticilerinin ağırlıkta olduğu Güney Kore KOSPI endeksi %5 yükseldi. Japonya’da gösterge endeks Tokyo borsası %2 prim yaparken, Güney Kore’nin temmuz ayının ilk bölümünde yarı iletken ihracatının yaklaşık üç katına çıkması ve Tayvan’dan gelen güçlü sipariş verileri, yapay zekâ temalı teknoloji hisselerine yönelik iyimserliği yeniden canlandırdı.
Jeopolitik cephede ise Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’de Suudi petrol tankerlerini hedef alabileceği yönündeki tehditleri nedeniyle Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı 92 dolar seviyesine yükselirken, piyasalarda belirgin bir riskten kaçış eğilimi de görülmedi. Yatırımcılar dikkati yeniden şirket bilançolarına çevirirken, bugün açıklanacak Alphabet ve Tesla sonuçları, yapay zekâ yatırımlarının şirket kârlılığına etkisi açısından yakından takip edilecektir. Diğer taraftan dolar değer kazanırken, sepet kur DXY 101,20 seviyesine varan bir yükseliş kaydetti. İngiltere’nin yeni başbakanı ve Hazine Bakanı şimdilik yeterli heyecan yaratamazken, birkaç gün önce 1,3560 seviyesine yükselen GBPUSD paritesi 1,3370 seviyelerine geri çekildi.
Piyasaların kılavuzu konumunda ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,63 seviyesine gelerek son iki ayın en yüksek seviyesini test ederken, gelecek hafta gerçekleştirilecek olağan Fed toplantısı öncesinde faizlerin sabit bırakılması ana beklenti olmayı sürdürüyor. Fed faiz vadeli kontratları yıl sonuna kadar toplam 38 baz puanlık ilave sıkılaşma ihtimalini fiyatlamaya devam ederken, Ekim toplantısında artırım ihtimali %77 seviyesinde fiyatlandırılıyor. Faiz getirisi olmayan kıymetli metaller, Fed’in yeni başkanının isminin telaffuz edildiği 29 Ocak’tan bu yana (yaklaşık beş aydır) neredeyse her fırsatta satış baskısıyla karşı karşıya kaldı. Son günlerde ise yeniden hayat belirtisi göstermeye başladı. Yükselişin fitilini büyük önem verdiğimiz 54 dolar seviyesinin test edilmesiyle ateşleyen gümüş bu sabah 60 dolar seviyesini test ederken, benzer bir şekilde altının da ons fiyatı 4,140 dolar seviyesine dayanarak teknik mânâda düşüş serisini sonlandırdı. Dün gümüşte açtığımız ilk kademe uzun pozisyonumuza bugün altını da ekleyeceğiz. Unutmayın, bir enstrüman sadece yükselirken alınır! Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin bu sabah 66 bin dolar seviyesinin üzerine yerleşti.
Büyük resimde ise, piyasaların Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik riskleri tamamen göz ardı etmese de, odağını yeniden teknoloji şirketlerinin bilançolarına ve yapay zekâ temasına çevirdiğini görüyoruz. Bu minvalde petrol fiyatları son altı haftanın zirvesini test etse de, risk iştahının bozulmadığı ve yukarıda da görüleceği üzere, kıymetli metallerin daha fazla satış baskısıyla karşı karşıya kalmadığını görüyoruz. Ya da ekonomi ile jeopolitikanın yavaş yavaş ayrışmaya başladığın altını çizmemiz gerekiyor. Haber akışında, ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun diplomatik çözüm arayışını sürdürmeye hazır olduklarına dair mesaj verirken, buna karşın sahadaki gerilim tırmanmaya devam ediyor. Yemen’deki Husiler, uluslararası denizcilik şirketlerine gönderdikleri resmî uyarıda Suudi Arabistan limanlarına yükleme veya boşaltma yapan gemilerin hedef alınabileceğini bildirirken, bu uyarının ardından Asya’ya petrol taşıyan üç Suudi tanker rotasını değiştirdi.
İran’ın Hürmüz Boğazı’na yönelik tehditleriyle birlikte Kızıldeniz’de de risklerin artması, küresel enerji arzı açısından iki kritik deniz geçidini aynı anda baskı altına aldı. Enerji arzına ilişkin riskler ön planda kalsa da, piyasalar bir yandan diplomatik girişimlerden gelebilecek ateşkes sinyallerini, diğer yandan enerji arzını sekteye uğratabilecek somut gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdürüyor. Diplomasi kapısı tamamen kapanmış görünmese de çatışmanın maliyeti ve ekonomik etkilerinin de giderek büyüdüğünü görüyoruz. Pentagon, İran savaşının ABD’ye bugüne kadar 37,5 milyar dolara mal olduğunu açıklarken, ek bütçe talebi Washington’da yaklaşan ara seçimler öncesinde siyasî tartışmaları da beraberinde getirdi. Savaş karşıtı sesler her geçen gün yükseliyor. Başkan Trump savaşta hayatını kaybeden Amerikan askerlerinin sayısının on sekize yükseldiğini açıkladı.
Türkiye cephesinde ise ismi büyük yabancı kurumlardan birinin dün USDTRY kuru ile ilgili kaleme aldığı rapor gündemi oldukça meşgul etti. Goldman Sachs, TCMB’nin önümüzdeki dönemde döviz kurunda daha fazla değer kaybına izin verebileceği ve yıl sonuna kadar %20’lerin ortasında bir yükseliş yaşanabileceği öngördü. Açıkçası raporun mevcut beklentilere kıyasla hangi yeni bilgiyi sunduğunu görmekte zorlandık. Uzun bir süredir bizim de sene sonu için kur beklentimiz yaklaşık 52,00 seviyesinde bulunuyor. Bu da zaten sene başına göre bakılırsa (43,00 – 52,00) yaklaşık %20 düzeyinde bir yükselişe işaret ediyor. Dolayısıyla Goldman’ın raporu, mevcut beklentilerden belirgin şekilde ayrışan yeni bir hikâye sunmaktan ziyade, piyasada zaten konuşulan temel senaryoyu teyit ediyor. Kaldı ki, yabancı kurum raporlarının zaman içinde değişen ekonomik ve jeopolitik gelişmelere bağlı olarak sık sık revize edildiğini de geçmişte defalarca gördük!
Yabancı bir kurumda uzun bir süre çalışan biri olarak bu raporları da nasıl yazdıklarını yakından bilsem de, ayrı bir tartışma konusu olduğundan bu noktaya hiç değinmeyeceğim. Dün Türk mali piyasaları günü limoni bir şekilde tamamladı. Ana endeks %0,7 gerilerken, bankacılık hisseleri %0,8 oranında düştü. XBANK’ın son 20 günde neredeyse %20 gerilediğinin altını çizmek gerekiyor. USDTRY kuru kamunun kontrolünde 47,20 seviyelerine gelirken, 5 yıl vadeli CDS risk primi 240 baz puanla son altı haftanın en yüksek seviyesine geldi. Petrol fiyatlarının seyri, net enerji ithalatçısı olan Türkiye’nin cari açık ve enflasyonla savaşını pekâlâ desteklemiyor. Her ne kadar manşete bakarak petrol fiyatlarının 92 dolar seviyesine gelerek son altı haftanın zirvesini test ettiğini söylerken, rafineri fiyatlarındaki yüksek seyrin daha da belirgin bir hâl aldığını ve arz sorunlarının başta motorin olmak üzere rafineri ürünlerini ciddi şekilde olumsuz etkilediğini not etmek gerekiyor. Bu minvalde, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi de tıpkı petrol fiyatları gibi %41,81 seviyesine yükselerek son altı haftanın zirvesini test etti.
Türkiye cephesinde dün siyasi gelişmeler de ön plana çıktı. CHP’den ayrılan Özgür Özel, bugün yeni partisini kuracağını açıklarken, çok sayıda milletvekilinin yeni oluşuma katılabileceği beklentisi siyasi gündemin ilk sırasına yerleşti. Mali piyasaların gündeminde ise bugün İngiltere’de enflasyon rakamları, Türkiye’de ise kapasite kullanım oranı ile reel kesim güven endeksi takip edilebilir.
Altın
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında
Yayınlanma:
1 gün önce|
21/07/2026Yazan:
BankaVitrini
Dün KKTC Mali piyasaları 20 Temmuz Özgürlük ve Barış Bayramı nedeniyle kapalı konumdaydı. Bayramımız öncelikle kutlu olsun. Kıbrıs’ta son günlerde hareketli seyir dikkat çekiyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 27-29 Temmuz tarihlerinde dayı ziyaret etmesi bekleniyor. İki liderle ayrı görüşmelerin ardından üçlü zirve gerçekleştirilecek. BM, taraflar arasında diyaloğu yeniden canlandırmayı ve ağustos sonu veya eylül ayında yeni bir gayriresmî 5+1 toplantısı için ortak zemin oluşturmayı amaçlıyor. Sürecin seyrinin, Kıbrıs meselesinde önümüzdeki dönemin diplomatik takvimi açısından belirleyici olacağını düşünüyoruz.
Öte yandan, KKTC-Türkiye arasında doğalgaz hattı için ilk imzalar atıldı. İmzalanan mutabakat zaptı kapsamında Türkiye’den deniz altı boru hattıyla KKTC’ye doğalgaz ulaştırılması hedefleniyor. Projenin hayata geçmesiyle enerji arz güvenliğinin güçlenmesi, elektrik üretim maliyetlerinin düşmesi ve sanayi ile turizm sektörünün rekabet gücünün artması amaçlanıyor. Rum basınında projenin geniş yankı bulduğunu görüyoruz. NATO Zirvesi’nde Türkiye’nin gövde gösterisinin ardından, bazı yorumlarda, su ve elektrik projelerinin ardından doğalgaz hattının da tamamlanmasıyla KKTC’nin enerji alanında ciddi bir avantaj elde edebileceği, mevcut eğilimin sürmesi halinde Güney Kıbrıs’ın gelecekte KKTC’den daha ucuz elektrik temin etmek zorunda kalabileceği değerlendirmelerine yer verildi.
Büyük resme baktığımızda ise Avrupa’nın Rus gazına alternatif arayışı devam ederken, Doğu Akdeniz kaynaklarının KKTC üzerinden Türkiye’ye, oradan da Avrupa pazarına ulaştırılması, mesafe ve maliyet açısından en rasyonel güzergâhlardan biri olacağı enerji uzmanları tarafından değerlendiriliyor. Ancak bölgedeki jeopolitik dengeler ve siyasi anlaşmazlıklar, ekonomik açıdan en verimli görülen bu rotanın hayata geçirilmesinin önündeki en büyük engel olmayı sürdürüyor. Bu sürecin, KKTC’nin uluslararası alandaki k gündemin merkezinde onumuna da olumlu katkı sağlamasını temenni ediyoruz.
Küresel mali piyasaların gündeminde ise ABD-İran savaşının gündemin merkezinde yer tutmaya devam ediyor. ABD ordusunun Mart ayından bu yana ilk kez can kaybı yaşaması ardından jeopolitik riskler yeniden tırmanırken, Hürmüz Boğazı’nda petrol tankerlerine yönelik saldırılar ve bölgedeki enerji altyapısını hedef alan gelişmeler, arz güvenliğine ilişkin endişeleri yeniden artırdı. Tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün gün içinde 91 doların üzerine yükselse de, diplomatik temasların yeniden başlayabileceği beklentisiyle kazanımlarının önemli bir bölümünü geri verdi.
Petrol fiyatlarındaki yükselişe rağmen küresel risk iştahında belirgin bir bozulma yaşanmaması dikkat çekiyor. Cuma günü teknik açıdan önemli gördüğümüz 100,50 seviyesini bir kez daha test eden dolar endeksi (DXY), buradan gelen tepki alımlarıyla 100,90 seviyesine toparlandı. Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon endişelerini yeniden gündeme taşımasıyla, piyasaların para politikası beklentileri açısından yakından izlediği ABD 2 yıllık tahvil getirisi de hafif yükselerek %4,20 seviyesine çıktı. Vadeli kontratlar yıl sonuna kadar toplam 33 baz puanlık faiz artışını fiyatlarken, ekim toplantısında faiz artırımı olasılığı %71 seviyesinde bulunuyor.
Faiz getirisi olmayan kıymetli metallerde ise altının ons fiyatı 4,040 dolar seviyesine yükselirken, gümüşün ise geçen hafta büyük bir önemle takip ettiğimiz 54 dolar seviyelerini test ederek toparlanmaya başladığını görüyoruz. Gümüşte son günlerde fiyatın gerilemesine rağmen teknik analizde sıklıkta rastladığımız güç göstergesi olan RSI göstergesinin gerilememesi, hatta yükselmesi, dibin test edilmiş olabileceğine işaret ediyor. Teknik mânâda aşağıdaki grafikten de görülebileceği üzere bu sabah 58 dolar seviyesine yaklaşan gümüşte, eğer beklenmedik olumsuz bir gelişme olmazsa yukarı yönlü isteğin artmaya başlayacağını düşünüyoruz. Böyle bir durumda yukarıda ilk seviye olarak 63 doları hedefleyeceğiz. Bugün kademeli olarak uzun pozisyona geçmek için hazırlıklara başlayacağız.
Gümüşte yukarı yönlü hareketlilik dikkatimizi çekmeye devam ederken, altın tarafında da benzer bir hareketten söz etmek adına yukarıda 4,100 dolar seviyesinin üzerinde kapanış görmek isteyeceğiz. Aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere, Bloomberg Emtia Endeksinin genelinde yeniden yükseliş isteğinin tırmandığını görüyoruz. Öte yandan, dört haftadır yükseliş isteği sergileyen lâkin bir türlü 65 bin dolar seviyesinin üzerine yerleşemeyen Bitcoin bu sabah 65,500 dolar seviyelerine kadar gelerek kıymetli metallerdeki yükselişe eşlik ettiğinin altını çizmek isteriz.
Yemen’deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan’a deniz ablukası ilan etmesi, ABD-İran savaşının Kızıldeniz’e yayılma riskini artırdı. Henüz Bab el-Mendep Boğazı’nın tamamen kapandığına dair bir bilgi bulunmazken, olası saldırılar veya sevkiyatların aksaması, Hürmüz Boğazı’ndaki kayıplara ek olarak küresel petrol arzı, navlun ve sigorta maliyetleri üzerinde baskı yaratabileceğini düşünüyoruz. Buna karşılık İran ile ABD arasında ateşkes arayışlarının sürmesi, petrol fiyatlarındaki ilk yükselişin sınırlı kalmasını sağladı. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün gün boyu 86-91 dolar geniş bandında hareket ettikten bu sabah 88 dolar seviyelerinde dengelendiğini görüyoruz.
ABD borsaları dün geceyi yatay tamamlarken, yeni gün başlangıcında, Pasifik’in diğer ucunda iyimser bir seyir görüyoruz. Orta Doğu’da ateşkes için yürütülen arabuluculuk girişimlerinin yanı sıra petrol fiyatlarını bir aylık zirveden aşağı gevşemesiyle gösterge endeks Tokyo borsası %2,5 yükselirken, gözlerin üzerine çevrili olduğu ve dün %4,5 gerileyen Güney Kore borsası KOSPI bu sabah %4,5 yükseliş kaydetti. ABD borsalarının da vadeli işlemlerinde yükseliş isteği göze çarparken, Nasdaq vadelisinde %1 yükseliş dikkat çekiyor.
Jeopolitik riskler ve petrol fiyatlarındaki oynaklık yakından takip edilirken, piyasaların odağı ikinci çeyrek bilanço sezonuna çevrilmiş durumda. Bu hafta Alphabet, Tesla, Intel ve IBM başta olmak üzere teknoloji devlerinin açıklayacağı finansal sonuçlar, yıl boyunca yapay zekâ temasıyla yükselen piyasaların yönü açısından kritik önemle takip edilecektir. Alphabet’in yeni yapay zekâ çipleri geliştirdiğine yönelik haber akışı teknoloji sektörüne alım getirdi. Ancak beklentilerin oldukça yükseldiği mevcut ortamda, şirketlerin yalnızca kârlılık rakamları değil, gelecek döneme ilişkin verecekleri mesajlar da piyasalarda belirleyici olacaktır.
Avrupa siyasetinde ise İngiltere’de yeni dönem resmen başladı. İşçi Partisi lideri Keir Starmer’ın görevden ayrılmasının ardından başbakanlık koltuğuna oturan Manchester eski Belediye Başkanı Andy Burnham, son 10 yılda yedinci başbakan oldu. Siyasî istikrarsızlığa son verme sözü veren Burnham, 40 yılın en büyük değişimini hedefleyen yeni bir siyasi ve ekonomik model hazırlayacağını açıkladı. İlk aşamada hayat pahalılığı, konut sorunu ve zayıf ekonomik büyümeye odaklanacağını söylerken, piyasa fiyatlamasına bakarsak GBPUSD paritesi 3 gündür gerileyerek 1,3430 seviyelerine geri çekildi. İngiltere borsası FTSE100 de benzer bir şekilde günü %0,7 oranında düşüşle tamamladı. Bu arada dün gece saatlerinde, daha önce 2002-2007 yılları arasında Hazine’de görev yapan Savunma eski Bakanı John Healey’i maliye bakanı olarak atadı. Healey, yatırımcılar ve parlamenterler tarafından deneyimli ve güven veren bir isim olarak karşılandığını haber akışında okuyoruz. Bugün İngiltere piyasalarının Healey atamasını nasıl fiyatlayacağını takip edeceğiz.
TCMB, Piyasa Katılımcıları Anketi’nin Temmuz ayı sonuçlarına göre, sene sonu TÜFE beklentisi ve on iki ay sonrasına ilişkin beklenti hemen hemen önemli bir değişim göstermeden sırasıyla %29,21 ve %23,95 oldu. Sene sonu USDTRY kuru beklentisi 51,55 olurken, sene sonuna kadar katılımcılar TCMB’den 230 baz puan faiz indirimi beklerken (%37’den %34,70), Perşembe günü sonuçlanacak olağan PPK toplantısında ise faizlerin sabit tutulacağı tahmin ediliyor (bakınız grafik).
Türk mali piyasaları geçen hafta tahterevalli misali inişli çıkışlı bir seyir izlemişti. Küresel arenada cereyan eden olumsuzluklar ve iç siyasette artan endişeler ön plana çıkarken, NATO Zirvesi ardından yeşeren ABD yaptırımlarının kalkacağı beklentisi, S-400 ve F-35 meseleleri ön planda kalmaya devam etti. Dün BIST100 ana endeksi günü %0,7 oranında artışla tamamlarken, bankacılık endeksi %1,6 geriledi. USDTRY kuru kamunun kontrolünde 47,20 seviyelerine gelirken, yurt içi yerleşiklerin TL ilgisinin devam ettiğini görüyoruz. TCMB’nin Cuma valörlü işlemlerde 38 milyar dolar seviyesine yükselen net yabancı para pozisyonu, pazartesi valörlü işlemlerde -hafta sonu riski- 33,7 milyar dolar seviyesine geriledi. Altın fiyatlarının derleme etkisiyle rezervler üzerinde olumsuz etki doğurması, net pozisyon üzerinde baskı kuruyor. CDS risk primi uzun bir aradan sonra 220-230 baz puan seviyelerini terk ederek 240 baz puana yükseldi.
23. FIFA Dünya Kupası’nın finalinde İspanya, uzatma dakikalarında bulduğu golle Arjantin’i 1-0 mağlup ederek tarihindeki ikinci Dünya Kupası şampiyonluğunu kazandı. Maç boyunca oyunun kontrolünü elinde tutan İspanya, üstün futbolunu son bölümde skora yansıtmayı başarırken, bu zaferle şampiyonluk sayısını ikiye çıkararak Fransa ve Uruguay’ı yakaladı. Arjantin ise üç şampiyonlukta kaldı. Böylece Dünya Kupası tarihindeki denge de Avrupa lehine biraz daha bozuldu. Avrupa ülkeleri toplam 13, Güney Amerika temsilcileri ise 10 şampiyonluğa ulaştı. Turnuvanın ardından Paraguay ve Arjantin eleştirilen odağına yerleşti.
TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi
TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi – USDTRY ve TÜFE
Gümüş
Bloomberg Emtia Endeksi
Emre Değirmencioğlu
GÜNCEL
Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek
Yayınlanma:
2 gün önce|
21/07/2026Yazan:
BankaVitrini
İSO 500 Verileri Alarm Veriyor: Finansman Yükü Hafiflese de Sanayicinin Omuzundaki Baskı Sürüyor
İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025 verileri, Türkiye sanayisinin yüksek faiz ve sıkı para politikasının etkilerini hissetmeye devam ettiğini açık şekilde ortaya koyuyor. Finansman maliyetlerinde 2024 yılına kıyasla sınırlı bir iyileşme görülse de, şirket bilançoları üzerindeki baskı hâlâ tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde seyrediyor.
Hatırlanacağı üzere, 2024 yılında İSO 500 şirketlerinin finansman giderleri yalnızca %16 artmasına rağmen, faaliyet kârı %31,6 gerilemiş, bunun sonucunda finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı %56,9’dan %96,6’ya yükselerek tarihi zirvelerden birine ulaşmıştı. Başka bir ifadeyle, sanayi şirketleri faaliyetlerinden elde ettikleri kârın neredeyse tamamını finansman giderlerine ayırmak zorunda kalmıştı.
2025 yılı verileri ise bu baskının kısmen hafiflediğini ancak sorunun henüz çözülemediğini gösteriyor.
Net satışlar 2025 yılında %27 artış gösterirken, finansman giderleri %38,1 gibi daha yüksek bir oranla artarak 854,7 milyar TL’ye ulaştı. Böylece finansman giderlerinin net satışlar içindeki payı %6’dan %6,6’ya yükseldi. Bu tablo, satış gelirleri artsa bile finansman maliyetlerinin daha hızlı büyüdüğünü ve şirketlerin önemli bir bölümünün büyüme performansını kredi maliyetleri nedeniyle bilançolarına yansıtamadığını ortaya koyuyor.
Olumlu tarafta ise faaliyet kârındaki toparlanma dikkat çekiyor. Faaliyet kârı 2025 yılında %57,1 artışla yaklaşık 1 trilyon TL’ye ulaşırken, finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı %96,6’dan %84,9’a geriledi. Bu gelişme ilk bakışta önemli bir iyileşme gibi görünse de, tarihsel perspektiften bakıldığında tablo hâlâ endişe verici.
Çünkü 2015-2024 döneminde finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı ortalama %64,5 seviyesinde gerçekleşmişti. Buna göre 2025 yılında kaydedilen %84,9’luk oran, uzun dönem ortalamasının yaklaşık 20 puan üzerinde bulunuyor. Bu da sanayi şirketlerinin yüksek faiz ortamının yarattığı finansman baskısını hâlâ yoğun şekilde yaşamaya devam ettiğini gösteriyor.
Verilerin Verdiği Mesaj
İSO 500 sonuçları, para politikasındaki sıkılığın reel sektör üzerindeki etkisinin henüz sona ermediğine işaret ediyor. Faaliyet kârlılığındaki toparlanma olumlu olmakla birlikte, şirketlerin ürettiği katma değerin çok önemli bir kısmı finansman maliyetleri tarafından tüketilmeye devam ediyor.
Bu nedenle firmalar açısından önümüzdeki dönemde;
- işletme sermayesi yönetiminin güçlendirilmesi,
- nakit dönüş süresinin kısaltılması,
- borç vadesi ve faiz riskinin yeniden yapılandırılması,
- özkaynak finansmanının artırılması,
- verimlilik ve kârlılık odaklı üretim modellerine geçilmesi,
her zamankinden daha kritik hale geliyor.
Sonuç olarak, 2025 verileri finansman baskısının zirveden geri dönmeye başladığını gösterse de, sanayi sektörünün hâlâ tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde bir faiz yükü taşıdığını ortaya koyuyor. Bu görünüm, para politikasındaki normalleşmenin hızına bağlı olarak 2026 yılında finansman maliyetlerinin seyri açısından belirleyici olmaya devam edecek.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.039)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.603)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (579)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.978)
- GÜNCEL (4.522)
- GÜNDEM (3.557)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.722)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.466)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (821)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (114)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (57)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (93)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Dünya Kupası'nda devlerin savaşında muazzam ekonomik başarı 19/07/2026
- Merz'den kapsamlı kabine değişikliği mesajı 19/07/2026
- Dr. Can Fuat Gürlesel hayatını kaybetti 19/07/2026
- MÜSİAD Başkanı Özdemir, yılın ikinci yarısına ilişkin beklentilerini açıkladı 19/07/2026
- Trump'tan İran'ın mutabakat açıklamasına yanıt 19/07/2026
- Engelli araç ithal işlemlerinde randevu sistemi geliyor 19/07/2026
- Elektrikli araç şarj hizmetlerinde büyük artış 19/07/2026
- İran'dan Kuveyt'teki ABD hedeflerine saldırı 19/07/2026
- Ekonomi ve siyaset gündemi - 19 Temmuz 2026 19/07/2026
- ABD'den ölen askerleri için misilleme saldırısı 19/07/2026
SON YAZILAR
- Altın ve Gümüş: Nerede kalmıştık? 22/07/2026
- Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında 21/07/2026
- Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek 21/07/2026
- İSO, “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı 21/07/2026
- Ekonomide “Ruj Etkisi” Nedir? 20/07/2026
- KGF Akbank Mobil’de 20/07/2026
- HANGİ SEKTÖRLERE YATIRIM YAPMALI, HANGİLERİNE YAPMAMALI ? 20/07/2026
- Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi 19/07/2026
- Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin 19/07/2026
- Şirkete Değil, Kariyerinize Sadık Kalın 18/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu






