BORSA
İRİS CİBRE: 3 Ekim’de borsada zurna zırt diyecek
Yayınlanma:
4 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Tüm ülkenin konuştuğu üzere Borsa İstanbul’da özellikle Pay vadeli piyasalarda ülke tarihinin en büyük manipülasyonu yaşandı, tam 2 ayda.
Çok fazla kişi büyük zarar gördü; Öncelikle aç gözlülükleri dolayısıyla manipülatörlerin kendisi, ardından aracı kurumlar, regülatör kurumlar ve her zamanki gibi yatırımcılar. Fakat en büyük zararı Borsa İstanbul gördü. Güvenilirliği, yatırım kabiliyetini geliştirmesi gerektiği bilinci, borsanın tabana yayılacağı ümidi, tamamı yerle bir oldu, tam 2 ayda.
Göz göre göre gelen çöküşü izleyen regülatörün ve ekonomi yönetiminin de payı büyük doğrusu…
Aklıma çöl dikeni yiyen develer geldi. Diken yedikçe ağızları kanıyor, ılık kan tadını dikenin tadı zannettikçe daha bir hırsla yiyor ve kendine hâkim olamazsa bu güzel tad sayesinde kan kaybından ölüyor bu deve. Buna harese deniyor yani Türkçesi ihtiras…
Ekonomimiz çok güzel gidiyor güzellemesinin ispatıydı borsanın bankalar üzerinden şahlanışı, siyaset için. Bu yüzden dikenli otu yedikçe tadı güzel geldi, daha da ihtirasla güzellediler, olanları görmezden gelerek. Bu ihtirasla Borsamız kan kaybetti kısaca…
Olanları hepimiz öğrendik, gelişimini yazdık çizdik peki ya sonuç?
3 Ekim zurnanın zırt dediği yer olacak. Pay vadeli kontratların son günü 30 Eylül.
Akşam piyasa kapanacak, fiyatlar uzlaşılacak ve ertesi iş günü uzun pozisyonda olanlar eğer pozisyon kapatmadılarsa hisse senetleri hesaplarına fiziki olarak teslim edilecek.
Şimdi, bilindiği üzere İş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı, T. Sınai Kalkınma Bankası ve Şekerbank hisselerinde bu manipülatör grubun yüklü miktarda payları var. 15 Eylül’den beri bu hisseler taban gidiyor (her gün yüzde 10 düşüyor) Dolayısıyla ne spotta olan paylarını ne de Vadeli piyasadaki kontratlarını satamıyorlar. Kurumlar kendi aralarında anlaşmış, tabana yüklü satış göndermemeye söz vermişlerdi fakat herkesin dilinde olan bir tanesi bu anlaşmayı da bozunca tahtalarda, tabanda 180 milyon lota ulaşan satıcı görmeye başladık.
Pazartesi günü TSPB ve SPK’da gerçekleşen acil toplantıda Vadeli piyasa kontratlarında nakdi uzlaşma talep edildi fakat bu talep reddedildi. Nedenleri basitti; nakdi uzlaşma istisnasını vatandaşa anlatamazlardı ve Arbitraj Fonlarını zor durumda bırakırlardı. Arbitraj fonları nasıl zor durumda kalır ki dediğinizi duyar gibiyim.
Öncelikle bu fonlar ne iş yapar? Bunlar ismi üzerinde arbitraj yapar. İki piyasa arasındaki farkları yakalayarak kar elde etmeye çalışırlar. Bizim örneğimizde 2 aylık süreçte banka vadeli paylarda spota göre çok daha hızlı gerçekleşen çıkışlar dolayısıyla yüksek faiz marjları yakalandı. Arbitraj fonları da doğal olarak VİOP’ta satış, spot hissede alış işlemi yaparak iki taraf arasında gerçekleşen bu yüksek faizi değerlendirdiler. Eğer nakdi uzlaşı gerçekleşirse Cuma günü bu fonlar Vadeli paydan gelen kârını alacak ve fakat spot taraftaki hisse portföylerinde kalacak. Normalde gerçekleşmesi gereken netleşme gerçekleşmeyecek. Bahse konu hisse senetlerinde pozisyon almış fonlar ise bu hisseleri taban olduğu sürece satamayacak ve bu hisseler özelinde zarar yazılacak. Şu an tamamen tahmini konuşuyoruz, hangi fonların elinde bu hisseler kaldı bilmiyoruz, yazdığımız tamamen teorik fakat mantıken bazı fonların elinde kalmış olduğunu düşünüyorum.
Dolayısıyla istisnai bir nakdi uzlaşma durumu beklemiyorum.
Daha küçük montanlı bu tip bir durumda ne olurdu?
3 Ekim’de Vadelide bu hisselerde uzun pozisyonu olanların hesabına bu paylar geçecekti.
Örnek; 1 Kontrat karşılığı 100 lot Garanti hisse senedi…
Garanti Bankasının vadeli teminatı 205 TL. Aracı kurum da 2 katı teminat talep ediyor; 410 TL ile 1 kontrat Garanti kontratınız var ve satmadınız. 3 Ekim’de hesabınıza 100 LOT Garanti Bankası geçecek. O sırada hisse fiyatının 19 TL olduğunu varsayalım. Hesabınızda bulunması gereken tutar 1900 TL fakat sizde 410 TL var. Yani 1490 TL daha bulup hesabınıza yatırmanız ya da hisseyi satmanız gerek. Fakat o da ne? Tahta taban, hiç alıcı yok… Parayı da bulamıyorsunuz. Özkaynak tamamlamanız için kurum sizi arıyor, siz de bende para yok diyorsunuz. Bu durumda kurum sizin adınıza o özkaynağı tamamlamak zorunda ve sizden hukuken o parayı almaya çalışacak. Takas ise aldığı parayı dönecek Viop’ta açık pozisyon ile fiziki teslimata girmiş ve kâr etmiş hesaba gönderecek. O hesap da o para ile açıkta kaldığı Garanti bankası hisselerini satın alacaktı.
Fakat şu an bulunduğumuz durumda montan çok büyük. Nakit alacaklının parasını ödeyemeyecek olan çok büyük zararda bir manipülatör var ve birçok kurumda pozisyonu var. Nakit alacaklıya bu borcun tamamını kurumların ödemesi zor, dolayısıyla ne BİST’in ne de Takasbank‘ın sistematik bir risk yaratmak isteyeceğini zannetmiyorum.
Sistematik riskten kastımız ise takas sisteminin bu netleştirmeyi yapamaması üzerine.
Dolayısıyla bu konunun bu hafta içerisinde çözümlenmeye çalışacağını düşünüyorum.
Çözüm içeriği de şunlar olabilir;
- Büyük alıcı (manipülatörler) ve satıcılar bir araya getirilerek özel emirle pozisyonları kapattırılıp netleştirilebilir.
- Netleşemeyen bir kısım kalırsa o kısım nakdini BIST, Takasbank, MKK gibi kurumlar karşılar.
- Ardından Viop’a sıkı kurallar getirilir.
- Kaldıraçlar düşürülür
- Kurumlara Viop’ta işlem yapmak istiyorsanız artık teminatınız 500 bin tl değil 5 milyon tl denir, küçükler piyasadan ayıklanır
- Gün içi gözlemler arttırılır
- Kamuların ödediği bu paralar zaman içerisinde aracı kurumlardan tahsil edilir
- Aracı kurum dağılımları gün içerisinde yatırımcıya açık şekilde gösterilir
- En önemlisi risk görüldüğünde erkenden gerekli tedbirler alınır ve SPK zamanında müdahaleye daha fazla önem verir
Ve sistem yeniden kurulmuş tedbirli biçimde çalışmaya devam eder.

Aksi halde;
Kısaca 5 Ekim’de ya bazı kurumların temerrüde düştüğünü ya da tahtalar taban devam ettikçe takasa para yatırdıklarını veya takasın tıkandığını göreceğiz. Ta ki tahtalar çözülüp satış imkânı bulana kadar. Olumlu senaryo ise o güne kadar tahtaların tabanının çözülmesi…
Şu an hiçbir kuruma bu durumun maliyetini bilmiyoruz. Fakat, eğer anlaşma gerçekleşmezse, 3 Ekim yani fiziki teslimat günü zurnanın zırt dediği gün olacak…
gazeteduvar.com.tr
İlginizi Çekebilir
BORSA
SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması
Yayınlanma:
7 saat önce|
03/06/2026Yazan:
BankaVitrini
Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü
SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.
Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.
Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?
SASA ne yaptı?
Şirketin açıklamasına göre;
- Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
- 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
- Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
- Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
- Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.
Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.
Şirket açısından olumlu sonuçlar
PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:
1. Döviz borcu azaldı
Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.
2. Finansal kaldıraç düştü
Borç/özkaynak dengesi iyileşti.
3. Faiz yükü azaldı
Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.
4. Nakit çıkışı önlendi
Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.
Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.
Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?
Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.
Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.
Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.
Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:
- Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
- Arz edilen pay miktarı arttı.
- Satış baskısı oluştu.
- Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
- Portföy değerleri eridi.
Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?
Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.
Tahvil yatırımcısı:
- Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
- Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
- Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.
Borsa yatırımcısı ise:
- Açık piyasadan hisse aldı.
- Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
- Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.
Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”
İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?
Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.
Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.
Bunun birkaç nedeni bulunuyor.
1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu
PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.
2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı
Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.
3. Satış baskısı öngörülemedi
Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.
4. Güven sorunu oluştu
Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.
Yatırımcılar yanıltıldı mı?
Bu soru bugün en çok tartışılan konu.
Ancak hukuki açıdan bakıldığında;
“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.
Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.
Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.
Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.
Asıl sorun ne?
Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.
Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.
Ancak bu kararların;
- Küçük yatırımcıya etkileri,
- Riskleri,
- Olası fiyat baskıları,
- Seyrelme sonuçları,
yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.
Sonuç
SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.
Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.
Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.
Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.
Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.
Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.
Bankavitrini.com Analiz
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Enflasyon korkusu: DXY kükredi, faizler sıçradı, piyasa Warsh’ı teste hazırlanıyor
Yayınlanma:
2 hafta önce|
18/05/2026Yazan:
BankaVitrini
Orta Doğu’da devam eden enerji gerilimi ve yükselen enflasyon endişeleri, küresel piyasalarda haftanın son iş günü büyük çaplı satışları beraberinde getirdi. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatının 109 doların üzerine çıkarak haftayı tamamlaması, normalleşme beklentilerinin ertelenmesine neden olurken, ABD tahvil faizlerinin son bir yılın zirvesine çıkması da âdeta tuz biber oldu. ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,60, 30 yıllık tahvil faizi ise %5,13 seviyesine yükselirken, piyasalar Fed’in bu yıl yeniden faiz artırabileceğini fiyatlamaya başladı. Vadeli kontratlara göre, Aralık ayında 25 baz puanlık faiz artışı ihtimali bir hafta önce %14 seviyesindeyken, şimdi yaklaşık %50 seviyesine yükselirken, daha da önemlisi, Ocak 2027 toplantısına yönelik artırım ihtimali de ilk kez %58 seviyesine yükseldi. Daha basit bir anlatımla, piyasa artık 2027 başında Fed’in yeniden faiz artırabileceğini baz senaryo olarak fiyatlamaya başladı.
Yükselen faiz baskısı hâliyle risk iştahını baskılarken, hisse senedi ve emtia piyasalarında sert satışları beraberinde getirdi. Risk iştahı denince akla gelen Nasdaq ve S&P 500 haftanın son iş gününü %1,5 civarında düşüşle tamamlarken, yapay zekâ rallisi ile yükselen teknoloji hisselerinde çözülme dikkat çekti. Özellikle, ABD yönetimi, Çinli şirketlerin Nvidia’nın en güçlü H200 yapay zeka çiplerini satın almasına onay vermesine rağmen, Pekin yönetimi yerli teknolojiyi desteklemek ve dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla bu alımları durdurması Nvidia’nın haftanın son iş günü %4,4 gerilemesine neden olurken, benzer kulvarda koşan AMD ise %6’ya yakın geriledi. Çarşamba günü açıklanacak Nvidia bilançosuyla birlikte yapay zekâ rallisinin sürdürülebilirliği hakkında ciddi ipuçları alacağız.
ABD’de geçen hafta hem üretici hem de tüketici enflasyonun yüksek gelirken, sanayi üretimi verilerinin de güçlü gelmesi, ekonominin hâlâ sıcak kaldığını göstererek faiz baskısını daha da artırdı. Güçlü ABD ekonomik verileri ve artan enerji maliyetleri, yüksek büyüme ve yüksek enflasyon kombinasyonunu yeniden fiyatlamasına neden olurken, faiz getirisi olmayan kıymetli madenler, beklenti setinde yaşanan değişim ardından sert bir şekilde satıldı. Döviz piyasasında dolar (DXY) üst üste beşinci günü de yükselişle tamamlarken, son iki ayın en güçlü haftalık performansına da imza attı. Güçlenen dolar ve yükselen tahvil faizleri altının ons fiyatını 4,540 dolar seviyesine iterken, haftalık bazda da kayıp %4 oldu. Benzer bir şekilde, yükselişi de düşüşü kadar sert olan gümüş tüm kazanımlarını geri vererek 76 dolar seviyesinden haftayı tamamladı. Altı günden 72 dolardan 89 dolar seviyesine yükselen gümüş, iki günde %14 düştü. Altın uzun pozisyonumuzu hafta ortası hafifletirken, gümüş uzun pozisyonlarımızı daha da güçlendirmiştir. Havanın bozulmasına paralel Cuma günü tüm pozisyonları kapatarak “square” pozisyona geçtik.
Açık söylemek gerekirse, bu kadar hızlı bir bozulma beklemiyorduk. Ancak piyasaların en önemli gerçeğinin de değişmediğini unutmayalım: trade never ends – yani işlem fırsatı hiçbir zaman tükenmez. Bu nedenle geriye dönüp takılmak yerine önümüze bakmaya devam edeceğiz. Yeter ki disipline, kâr almayı, iz süren stop kullanmayı ve gerektiğinde zarar kesmeyi tavizsiz şekilde uygulamayı sürdürelim. İşin belki de en zor kısmının, kaybedilen bir maçın ardından yeniden sahaya çıkabilmek olduğunu biz de çok iyi biliyoruz. Ancak çelik gibi sinirlere ve sarsılmaz bir disipline sahipseniz, piyasa ne kadar sert olursa olsun ‘yarın yine buradayım’ deme gücünü kendinizde bulabilirsiniz.
Bu bağlamda, çiçeği burnunda Fed Başkanı Warsh’ın ne yapacağını hep birlikte takip ederek biraz soluklanmaya çalışacağız. Doların ‘kükremesiyle’ kraliyet aslanı Sterlin günlerdir süren düşüş serisini devam ettirerek haftayı 1,33 seviyesinin diplerinde ve son beş haftanın en düşüğünde tamamladı. İngiltere’de zor günler geçiren Başbakan Starmer ve İşçi Partisi içinde başlayan liderlik tartışmaları sterlin üzerinde baskıyı artırıyor. İngiltere’de 30 yıllık tahvil faizi %5,85 seviyesine yükselerek 1988’den bu yana en yüksek seviyeye gelirken, ortak para birimi EUR’nun da dolar karşısında 1,1620 seviyesine kadar gerilediğini görüyoruz. Daha da aşağıda 1,16 seviyesine dikkat çekeceğiz.
Powell’ın Fed Başkanlığı’ndaki son günü, küresel mali piyasalar açısından pek de sevimli geçmedi Piyasalar, Trump’ın desteklediği yeni başkan Warsh’ın yeni dönemde enflasyona karşı ne kadar sert duracağını test etmeye hazırlanıyor. Cuma günü yaşananlar bir tesadüf mü tam olarak bilemesek de, faiz indirim umutlarıyla gelen Warsh’ı pek de kolay günlerin beklemediğini görüyoruz. Özellikle, Fed Komite Üyelerini ikna etmekte oldukça zorlanacağını düşünüyoruz. Warsh’ın piyasaya daha az müdahâle eden ve bilanço küçültmeyi savunan yaklaşımı, tahvil faizlerindeki yükselişle birlikte yatırımcıların odağına yerleşmiş durumda olduğunu göz ardı etmeyelim.
Türkiye cephesinin de hâliyle küresel satış baskısından uzak kalamadığını gördük. Bir şirketin tahvil itfasını gerçekleştiremeyerek temerrüde düşmesi de yatırım fonlarına yönelik soru işaretlerinin yeniden artmasına neden oldu. BİST100 endeksi haftanın son iş gününü %2’ye yakın düşüşle tamamlarken, CDS risk primi haftanın ilk işlem gününde 243 baz puana yükseldi. Enflasyon kaygılarına paralel iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi haftayı %42,4 seviyesinden tamamladı. TCMB Mayıs ayı Piyasa Katılımcıları Anketi’nin sonuçlarını açıkladı. Bu bağlamda, Enflasyon Raporu’nda TCMB yıl sonu enflasyon tahmini %26 olarak belirlerken, piyasa aktörlerinin tahmini %28,94 seviyesinde yer aldı. 12 ay sonrasına ilişkin TÜFE enflasyonu tahmini %23,8, 24 ay sonrasına ilişkin tahmin ise %18,4 seviyesine yükseldiğini gördük. Piyasalar ilk faiz indirimini 100 baz puanla Eylül ayında beklerken, sene sonu politika faiz beklentisi ise %34 seviyesinde yer aldı. Sene sonu USDTRY kuru beklentisi ise hafif de olsa artarak 51,57 olmuş. Bizim tahminimizin de 52 seviyesinde olduğunu not edelim.
Yeni gün başlangıcında, Orta Doğu’da gerilim yeniden yükselirken, Brent petrolün varil fiyatı 112 dolar seviyesini test ettiğini görüyoruz. Reuters haberlerinde, Capital Economics yıl sonuna kadar sürecek bir kapanma senaryosunda Brent petrolün 130-140 dolar bandına, 2027 yılında ise 150 dolara kadar çıkabileceği uyarısında bulundu. Böyle bir senaryonun İngiltere ve Euro Bölgesi’nde enflasyonu yeniden %10’a itebileceğinin de hesaplandığını okuyoruz. Tahvil piyasaları ise enflasyon kaygılarını sert bir şekilde fiyatlamaya devam ediyor. ABD’de 10 yıllık gösterge tahvil faizi bu sabah %4,63 seviyesine yükselerek son 15 ayın zirvesine çıkarken, 30 yıllık tahvil faizi ise %5,15 seviyesini test ederek son 2,5 yılın zirvesine yükseldi.
Yukarıda da değindiğimiz üzere, Fed’in bu yıl faiz artırma ihtimali neredeyse %50 seviyesinde fiyatlanırken, havanın da hâliyle bozulduğunu görüyoruz. Risk iştahındaki azalmaya paralel gösterge endeks Tokyo borsası geçen haftaki rekor seviyelerin ardından bu sabah %1 gerilerken, Hong Kong borsası %1,5, Tayvan borsası ise %1,2 geriledi. Çin tarafında açıklanan tüketici harcamalarının zayıf gelmesi ve perakende satışların da beklentiyi karşılayamaması, dünyanın en büyük ikinci ekonomisinde yükselen enerji fiyatlarının ekonomik aktiviteyi yavaşlattığı yönünde yorumladık. Güney Kore borsası Cuma günü kaydettiği sert satışlar ardından bu sabah %1 yükselirken, dolar güvenli liman talebiyle güçlü kalmaya devam ederek peş peşe altıncı güne de yükselerek başladığını not edelim.
Altın ve gümüşün geçen haftanın son iki iş günü başlayan sert satış baskısına bu sabah da boyun eğerek sabah erken saatlerde sırasıyla 4,479 ve 73,80 dolar seviyesine kadar sarktığını akabinde ise hafif de olsa toplanarak 4,540 ve 75,20 dolar seviyelerine geldiğini görüyoruz. Teknik mânâda altında 4,530 dolar, gümüşte ise 73,50 dolar seviyelerinin altında olası bir kapanış, yukarı yönlü isteğin sorgulanmasına neden olacaktır (bakınız grafikler). Altı haftalık kesintisiz yükseliş serisi ardından geçen haftayı düşüşle tamamlayan kripto cenahının amiral gemisi Bitcoin, bu sabah da olumsuz havaya ayak uydurarak, doların da güçlendiği bir günde 77 bin dolar seviyesinin altına sarktı.
Orta Doğu’da bir süredir korunan sessizlik bir nebze de olsun bozulurken, Bahreyn’de nükleer santralde drone saldırısı sonrası yangın çıkması ve Suudi Arabistan’ın ise üç drone etkisiz hâle getirdiğini açıklaması bir miktar da olsa endişe yarattı. Trump’ın İran’a yönelik hızlı hareket edin yönünde tehdidi dikkatlerden kaçmazken, gözler şimdi hem Paris’te başlayacak G7 toplantısına hem de Çarşamba günü açıklanacak Fed’in bir önceki toplantısının tutanaklarına çevrildi. Fed’in faiz indirimi söyleminden uzaklaşıp daha nötr hatta daha şahin bir çizgiye kayıp kaymadığını anlamaya çalışacağız.
Mali piyasaların gündeminde bugün Türkiye’de tüketici güven endeksi takip edilebilir. Volatilitenin genel anlamıyla yüksek seyretmesini bekliyoruz!
Altın
Gümüş
Son 10 gün, değişim
Emre Değirmencioğlu
BORSA
Borsada Yeni Risk: Şirket Yöneticilerinin Sosyal Medya Davranışları
Yayınlanma:
2 hafta önce|
17/05/2026Yazan:
BankaVitrini
-
KAP açıklamaları,
-
faaliyet raporları,
-
yatırımcı toplantıları,
-
televizyon röportajları üzerinden yürüyordu.
-
yönetici paylaşımları,
-
verilen mesajlar,
-
beklenti oluşturan ifadeler,
-
hatta kullanılan üslup bile
-
Hakaret ve küfür içerikli mesajlar
-
Organize sosyal medya baskıları
-
Manipülasyon iddiaları
-
Sürekli tekrar eden provokatif yorumlar
-
Hukuki risklerden kaçınma isteği
-
Psikolojik yıpranma
-
Bilgi paylaşımı baskısından uzaklaşma çabası
-
“eleştiriye tahammülsüzlük”,
-
“şeffaflıktan kaçış”,
-
“yatırımcıdan kopuş”
-
volatilite artabilir,
-
küçük yatırımcı paniği büyüyebilir,
-
sosyal medya krizleri derinleşebilir,
-
spekülasyon ortamı güçlenebilir.
-
kişisel hesaplardan finansal yorum yapmamayı,
-
yatırımcı iletişimini resmi kanallarda toplamayı,
-
sosyal medya krizlerini profesyonel ekiplerle yönetmeyi tercih ediyor.
-
Hakaret ve tehdit içeren hesaplar engellenebilir
-
Ancak yatırımcı eleştirisi tamamen susturulmaz
-
Resmi açıklama kanalı olarak KAP öne çıkarılır
-
Yatırımcı ilişkileri birimi aktif çalıştırılır
-
Sosyal medya kişisel tartışma alanına dönüştürülmez
-
sosyal medya üzerinden hareket ediyor,
-
şirket yöneticilerini doğrudan takip ediyor,
-
psikolojik olarak yöneticilerin tavrından etkileniyor.
-
kullandığı dil,
-
verdiği mesajlar,
-
yatırımcıya yaklaşımı
-
güven yönetimi,
-
iletişim kalitesi,
-
kriz yönetimi,
-
dijital davranış biçimi
-
hisse performansını,
-
yatırımcı sadakatini,
-
şirket algısını
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.022)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.576)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (559)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.973)
- GÜNCEL (4.403)
- GÜNDEM (3.549)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.669)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (575)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.415)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (55)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (9)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (795)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (106)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (51)
- Onur ÇELİK (49)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (90)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (18)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Resmi Gazete'de bugün (04.06.2026) 03/06/2026
- İran: Müzakerelerde somut bir ilerleme sağlanamadı 03/06/2026
- Fed'in Bej Kitap raporunda yüksek enflasyon vurgusu 03/06/2026
- Morgan Stanley ve UniCredit'ten ‘Warsh’ uyarısı 03/06/2026
- Bessent: Enflasyondaki yükseliş kısa vadeli olacak 03/06/2026
- Otokar, Automecanica'nın yüzde 96,77'sini devraldı 03/06/2026
- Trump Ankara'daki NATO zirvesine katılacak 03/06/2026
- ABD fabrika siparişlerinde 11 ayın en büyük artışı 03/06/2026
- ABD'de hizmet faaliyetleri toparlandı 03/06/2026
- ABD-İran geçici anlaşma görüşmelerindeki temel anlaşmazlık konuları 03/06/2026
SON YAZILAR
- SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması 03/06/2026
- Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi 03/06/2026
- Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı 03/06/2026
- Bankalar çiftçiyi nasıl finanse ediyor? 02/06/2026
- Barış masası sallanıyor, piyasalar hâlâ diplomasiye şans tanıyor 02/06/2026
- Geleceğin Bankalarını Don Kişotlar mı Kuracak? 01/06/2026
- Matematiğin Prensi Gauss: Bankacılıktan Yapay Zekâya Uzanan Miras 31/05/2026
- Sanayide eleman krizi vasıfsız işçiye de sıçradı 30/05/2026
- Haziran–Ağustos’ta 2 trilyon TL borç servisi: Hazine büyük sınava giriyor 30/05/2026
- TURİZMDE ALARM ZİLLERİ: 1.500 OTEL SATIŞTA 29/05/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu



