Connect with us

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

İSTANBULLULAR, KADIKÖY’DE ATALIK TOHUMLARLA BULUŞUYOR

Yayınlanma:

|

Kadıköy Belediyesi’nin atalık tohum üretimini korumak, desteklemek ve çoğaltmak amacıyla bu yıl 3.’sünü düzenlediği Kadıköy Tohum Takas Şenliği, 28 Nisan Pazar günü 12.00-17.00 saatleri arasında Selamiçeşme Özgürlük Parkı’nda gerçekleştirilecek. Ziyaretçilere atalık tohumların hediye edileceği şenlikte, 30’dan fazla üretici ve kooperatif de stant açacak.

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de sağlıklı gıdaya erişimin önündeki en büyük tehditlerden biri hibrit ya da tek tip tohumlar. Laboratuarlarda hazırlanan tek seferlik tohumlardan üretilen meyve ve sebzeler, hem insan sağlığını riske atıyor hem de bu gıdaların geleceğini tehdit ediyor. Kadıköy Belediyesi de çiftçilerin yüz yıllardır ambarlarında saklayıp ertesi yıl yeniden toprakla buluşturduğu atalık tohumların korunması, çoğaltılması ve yaygınlaştırılması için her yıl tohum takas şenlikleri düzenliyor. Sağlıklı, temiz gıda üretimini teşvik etmek için Kadıköy Bostanları projesini hayata geçiren Kadıköy Belediyesi, tohum takas şenlikleriyle de doğal tarımı desteklemeye devam ediyor.

Selamiçeşme Özgürlük Parkı’nda bu yıl üçüncüsü düzenlenecek Tohum Takas Şenliği’nin açılış konuşmasını Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı yapacak. Açılışın ardından etkinlik, Kadıköy Belediyesi Çocuk Sanat Merkezi’nin gerçekleştireceği müzik dinletisiyle devam edecek. 3. Kadıköy Tohum Takas Şenliği’nde 6 farklı başlıkta atölyeler ile Tohumun Önemi başlıklı bir panel de düzenlenecek. Ziraat Yüksek Mühendisi Gökhan Turan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilecek panele Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Murat Kapıkıran, Çiftçi Berin Ertürk, Tarım Yazarı Abdullah Aysu konuşmacı olarak katılacak. 30’dan fazla üretici ve kooperatifin stant açacağı şenlikte ziyaretçiler arasında tohum takası yapılacak.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Metale Hayat Veren Kadınlar

Gazeteci Şehriban Kıraç, Türkiye’nin dev fabrikalarında çalışan 40 kadının kah ağlatan, kah güldüren, kah isyan ettiren hikayesini Metale Hayat Veren Kadınlar kitabında kaleme aldı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Demiri eritmiş, otomobil yapmış, buzdolabına kapı takmış, koca kamyona motor üretmiş, tonlarca yükü taşımış kadınlar.

Kendine biçilen kalıpların dışına çıkan, mahalle baskısına uymayan, “gecenin bir vaktinde mesaiye gidilir mi”, “kadın başına onca erkeğin arasında çalışılır mı” “Burada ne işin var, git evde otur, markette çalış” zihniyetine karşı duran “biz burdayız, emeğimizle varız, erkek yaparsa, kadın da yapar” diye ses yükseltenlerin hikayesi.

Gazeteci Şehriban Kıraç, Türkiye’nin dev fabrikalarında çalışan 40 kadının kah ağlatan, kah güldüren, kah isyan ettiren hikayesini “Metale Hayat Veren Kadınlar” kitabında bir araya getirdi.

CİNSİYET EŞİTLİĞİ İSTEYEN KADINLAR

Türk Metal Sendikası’nın örgütlü olduğu Ford Otosan, Otokar, Oyak Renault, Beko, Arçelik, Bosch, MAN, BMC, Vestel, Tofaş gibi dev fabrikalarda çalışan 40 kadının hikayesi anlatan kitap, Türk Metal Sendikası tarafından basıldı. Kitap 8 Mart’ta Kadın İşçiler 29. Büyük Kurultayında dağıtıma çıktı. Kaleme alınan 40 kadının hikayesi öyle hafife alınacak hikayeler değil. Ağır sanayiye gelene kadar hepsi çok ağır hayat deneyimlerinden geçmiş. Kimi öksüz kalmış, kimi sürgün olmuş, kimi çocuk yaşta iş hayatına atılmış. Kimi borç ödemek, kimi çocuklarını okutmak için… Metale Hayat Veren Kadınlar kitabı, çocuğuna daha iyi bir gelecek yaratmak için canla başla çalışan annelerin, avuç açıp kocadan harçlık dilenmek istemeyen, evde de işte de cinsiyet eşitliği isteyen kadınların hikayelerine ışık tutuyor. Metale Hayat Veren Kadınlar kitabı, sesi çıkmayan, bir erkeğe bile selam veremeyen, hakkını yiyen patrona karşı ses yükseltemeyen, fazla mesai parasını işten kovulurum korkusuyla isteyemeyen ama sendikada örgütlenince kocaman bir güç haline gelince, hakkını arayan, mitinglere gidip ön saflarda slogan atan, göz altına alınsa dahi örgütlenme azminden vazgeçmeyen, patrona kafa tutan kadınların hikayesini anlatıyor.

İLK KEZ ŞEHİR DIŞINA ÇIKAN VAR

Gazeteci Şehriban Kıraç, kitabın hazırlık aşamasıyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:

Aylarca süren bir çalışmanın ürünü Metale Hayat Veren Kadınlar kitabı. Kitapta hikayesi anlatılan 40 kadının çoğu vardiyalı çalışıyor. Çoğuyla gecenin bir yarısı oturup söyleşi yaptık. Kimiyle hastanede çocuğunun başında beklerken, kimiyle yemek molasındakyen konuştuk. Bu kitapta hayatları hikayeleştirilene kadar 40 kadın ciddi bir sömürüyle karşı karşıya kalmış. Metal sektöründe çalışınca, başarıyı yakalayınca ve Türk Metal Sendikası’nda örgütlenince ilk kez bulunduğu şehirden dışarı çıkan kadınlar var, ilk kez uçağa binen, ilk kez bir otelde tatil yapan kadınlar, ilk kez dışarıda kendi parasıyla yemek yiyen kadınlar, ilk kez evinden, eşinden, çocuğundan ayrı tek başına şehir dışına çıkan… Bu kitap en çok da zor zanaat olan metal iş kolunda mücadelenin, karşı durmanın, başarmanın, güçlü kadın olmanın hikayesi var.

Metale Hayat Veren Kadınlar kitabında yer alan bazı kadınlar hikayelerini şöyle anlatıyor:

İLK KEZ SENDIKA SORDU DERDİMİ SIKINTIMI

ARÇELİK’te çalışan Emel Büyükkoz: Daha çocukken anne baba ayrılıyorsa, onların kızlarının hayata tutunmak için başlı başına bir hikaye yazması gerekiyor. Emel Büyükköz, “Annemin yaşadığı hikayeyi yaşadım, bir farkım vardı ben koca dayağı da yedim” diyor. Sendikaya üye olduğunda yöneticiler sormuş bir sıkıntınız bir ihtiyacınız var mı diye, “Ben hiç hayatımda görmemişim ki ne derdin var diye soranı. İlk kez sendika sordu derdimi sıkıntımı” diyor Emel. Hayatında hiç Ankara’yı, Anıtkabir’i görmemiş, otelde tatil nedir bilmemiş, yardım nedir görmemiş Emel. Ama sendika sayesinde çay molası nedir onu görüyor, ayakkabı, erzak yardımı nedir onu anlıyor.

TEMİZLİKÇİLİKTEN TAKIM LİDERLİĞİNE

MAN’da çalışan Meral Yurtalan: İlkokuldayken tarla, çapa, ekin biçme, inek sağma dahil her işi yapmış Meral Yurtalan. Baskıcı bir ailede büyüyor, ortaokuldan sonra Çubuk küçük yer kız çocuğu okula gitmez denip okutulmuyor. 15 yaşında kendisinden 14 yaş büyük biriyle evlendiriliyor. Sorumsuz bir koca, evin ve iki çocuğun tüm sorumluğu Meral’de. Güvencesiz, sigortasız, az maaşla birçok işte çalışıyor. Sonra MAN’a giriyor temizlikçi olarak. Kadın eli titremiyor diye boyama bölümüne geçiyor, zamanla takım lideri oluyor. Türk Metal Sendikası ile tanışıyor. Sendikaya üye olmadan tatil nedir, kafa dinlemek nedir, otele gitmek nedir bilmiyor Meral. “Artık başım zora girdiğinde gideceğim bir kapım var” diyor Meral.

AİLENİN İLK ÇALIŞAN KADINIYIM

MURAT TİCARET’te çalışan Badegül Akbaş: Badegül Akbaş’ın mücadelesi, hayatta tutunma hikayesi ta çocukluğunda başlıyor. Küçük yaşta üvey anne ile tanışıyor, 17 yaşında zorla kendisinden 12 yaş büyük biriyle evlendiriliyor. Sonra koca şiddeti. 18 yaşının başlarında annelik. Ayrılık, 2 küçük çocukla tek başına kalmak… İkinci eş izin vermese de çocuklarının geleceği için ille de çalışma isteği. 7 yıl boyunca işverenin tüm baskılarına, işten atma tehditlerine karşılık örgütlenme azmi. Ve zaferle sonuçlanan Türk Metal Sendikası toplu iş sözleşmesi. Bu azim onu sendikada baştemsilci yapıyor. Badegül’ün bundan sonraki hedefinde çok daha iyi bir sendikacı olmak, tüm arkadaşlarının taleplerini yerine getirmek sıkıntılarını çözmek var.

Hema’da çalışan Emine Özcamca: Çocukluğunu yaşayamayanlardan Emine Özcamca. 12’sinde babasını kaybediyor. Babasız kalmak insanı bir anda yetişkin hale getiriyor. Ortaokul birinci sınıftayken eğitim hayatı bitiyor, çünkü çalışmak zorunda kalıyor. 15’inde evleniyor, 16’sında anne oluyor. Bu zorluklar onu ağır sanayiye yönlendiriyor ve her işin altından da kalkıyor. Başladığı fabrikada önce çaycılık yapıyor, sonra üretim tarafına geçince yolu Türk Metal Sendikası ile kesişiyor. “Sendikaya girdikten sonra kocaman bir aile olduğumuzu anladım. Yani anlayacağınız sendikalıysan çok şeyin oluyor. Metal alanında çalışmak, bana kendimi daha güçlü hissettirdi” diyor Emine.

EGE FREN’de çalışan Sultan Ölçek: O madenci bir babanın çocuğu. Karadeniz kadını. 20 yılı aşkın süredir Türk Metal üyesi. Sultan Ölçek şu anda Şu anda Türk Metal Sendikası İzmir şubesinde disiplin kurulu üyesi. İki kızını tek başına büyütmüş. “Dibe çöktüğüm dönemlerde bile karalar bağlamadım, düştüğüm yerden kalktım. Bugün ayağa kalkmayı başardıysam, haklarımı daha iyi savunabiliyorsam, en önemlisi konuşabiliyorsam arkamdaki güçtendir. Sendikam sayesindedir. Eskiden içime kapanıktım. Adımı söylemekten bile çekinirdim. Artık kendime güveniyorum çünkü örgütlü olmak insanı güçlü yapıyor” diyor Sultan Ölçek.

SENDİKALIYSAK HER ZAMAN 1-0 ÖNDEYİZ

BOSCH’ta çalışan Sabia Güler: 6 yaşındayken Buglaristan’dan ailesiyle Bursa’ya göç etmek zorunda kalıyorlar. Tabi elde avuçta bir şey yok, ev eşyası desen yok, sıcak bir çorbaya bile muhtaçlar aslında. Sabia Güler’in hayatı mücadele ile geçiyor. Şu anki hedefi Bosch’un altın kadınlar takımını oluşturmak. “Ben bu vebali aldıysam onlara en iyi şekilde yardımım dokunsun istiyorum. Kimse yarın bana demesin ki Sabia geldi sendikada oturdu iş yapmadı. Ben çalışmak için buradayım. Çoğunluğun memnuniyeti çok önemli. Bosch’taki 200 kadının 50’si değil, 199 tanesinin memnun olması gerekiyor. Biz Bosch kadınları buradayız ve güçlüyüz, demek istiyoruz” ifadelerini kullanıyor Sabia.

Okumaya devam et

GÜNDEM

SEBKİDER BAŞKANI YUSUF KILINÇ: “TÜRKİYE’NİN YATIRIM İKLİMİ İYİLEŞİRKEN, GÜVEN İKLİMİNİ BOZMAMAK GEREKİYOR”

Türkiye’nin, kredi notunun yükselmesi ve Gri Listeden çıkmak üzere olması ülkedeki yatırım iklimini yeniden iyileştirirken, serbest bölgelere daha çok doğrudan yabancı yatırımların gelmesi yönündeki beklentiyi güçlendirdi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Geçtiğimiz yıl, 12.7 milyar doları ihracattan sağlanmak üzere 31 milyar dolar ticaret hacmi gerçekleştiren ve yaklaşık 100 bin kişilik istihdam ile ülke ekonomisine önemli katkılarda bulunan Türkiye’deki 19 serbest bölgede, 550’si yabancı sermayeli olmak üzere 2.108 şirketin faaliyet gösterdiği bilgisini veren Serbest Bölgeler Kurucu ve İşleticileri Derneği (SEBKİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Kılınç, Serbest Bölgeler Kanunu ile sağlanan teşvikler ve sunulan hizmetler sayesinde oluşan bu ekonomik değerin Türkiye ekonomisine büyük güç kattığını vurguladı.

Yusuf Kılınç, ihracat odaklı üretim merkezleri olan serbest bölgelerin Türkiye’nin dış ticaret dengesine çok önemli katkıda bulunduğunu ve 2019-2023 dönemini kapsayan 5 yıllık süreçte serbest bölgelerden yapılan ihracatın 50 milyar dolara ulaştığını aktardı. Türkiye’nin toplam dış ticaretinin sürekli açık vermesine karşılık, serbest bölgelerin dış ticaret fazlası verdiğine dikkat çeken Kılınç, şunları söyledi: “Bölgelerimizde 2019 yılında 19,7 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2023 yılında 30,9 milyar dolara ulaştı. 5 yılda gerçekleşen toplam ticaret hacmi ise 130 milyar doları buldu. Ticaret hacmine en büyük katkıyı ise bölgelerden yapılan ihracat sağladı. Yine 2019 yılında 8 milyar dolar olan bölgelerin ihracatı, 2023 yılında 12,7 milyar dolara ulaştı. Bölgeler 5 yılın toplamında 50 milyar dolarlık ihracata karşılık, 40 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirerek, 10 milyar dolar dış ticaret fazlası verdi.”

Devlet Sadece Fonlardan Yılda 50 Milyon Dolar Gelir Sağlıyor

SEBKİDER Başkanı Kılınç, serbest bölgedeki firmaların devlete Özel Fon ödediğini ve 2023 yılına Hazinenin bu bölgelerden 50 milyon dolar fon geliri sağladığını belirterek şu bilgileri verdi: “Serbest bölge firmalarının tamamı yurtdışından bölgeye getirilen mallar için binde 1, serbest bölgeden Türkiye’ye yapılan satışlarda ise binde 9 Özel Fon ödemektedirler. 2023 yılında Hazineye ödenen bu fon toplamda 50 milyon dolara ulaşmıştır. Kurumlar Vergisi ödeyen firmalar bölgelerde fondan muaf olduğu için olası bir kurumlar vergisi düzenlemesinde Hazinemiz 50 milyon Dolarlık fonu tahsil edemeyecektir. Serbest bölgelerde tamamı kayıtlı 100 bin kişilik direkt istihdam ile kamuya aktarılan SGK primleri ve yüzde 85 ihracat barajını gerçekleştiremeyen firmaların ödediği Gelir Vergisi önemli miktardadır. Arazisi Hazineye ait serbest bölgelerde, Yap İşlet Devret modeli uygulanmakta olup, arazi ve Hazineye intikal etmiş üstyapılar için firmalar tarafından arazi ve kapalı alan kirası ödenmektedir. Firmalar tarafından inşa edilen üstyapılar da faaliyet konularına göre 30 ya da 45 yıl sonunda Hazineye intikal etmektedir. “

Dün Türkiye Serbest Bölgelerini Model Alan Ülkeler Bugün Rakip Oldu

Yatırım, üretim ve ticaret trendlerindeki değişimle beraber dünyada klasik serbest bölge anlayışının yerini; yüksek katma değerli, Ar-Ge ve yeşil teknolojiye dayalı faaliyetlerin önceliklendirildiği bir anlayışa bıraktığını belirten SEBKİDER Başkanı Kılınç, 35 yıllık süreçte önemli başarılar elde eden Türkiye’deki serbest bölge uygulamalarını model alan bazı ülkelerin, günümüzde Doğrudan Yabancı Yatırım (DYY) çekmek konusunda en büyük rakipler haline geldiğini vurguladı. Kılınç, Türkiye’yi daha çok DYY çekmek istediklerini, ancak bunu sağlamak için tüm kesimlere önemli sorumluluklar düştüğünü belirterek, şunları söyledi:

“Ülkemizden bu ülkelere yakın zamanda yatırımların gittiğini biliyoruz. Bölge kurucu ve işleticisi şirketler olarak hem mevcut yatırımcıyı korumak, hem de yeni DYY kazanmak için yatırımcıya dünya standartlarında kaliteli hizmet sunmak ve yatırımcıyı memnun etmek konusunda sorumluluklarımızı yerine getiriyoruz. Diğer taraftan yerli ve yabancı yatırımcıların serbest bölgelerde yatırım kararı almasında etkili olan istikrar, güven, şeffaflık, öngörülebilirlik ve hesap verilebilirlik gibi önemli unsurların devamlılığını sağlamak için de tüm kesimlere düşen sorumluluklar bulunuyor. Mevzuat güncellemelerinde, müktesep haklar korunarak, sanayicinin rekabet gücünü artırmaya yönelik düzenlemeler yapılması yatırımcı güvenini güçlendirecektir. Bu çalışmalar yapılırken de ilgili tüm paydaşların görüş ve önerileri dikkate alınarak revizyonların yapılması, bu konuda çalışma gruplarıyla ilerlenmesi, kamu ve özel sektör nezdinde etkin girişimlerin yürütülmesi faydalı olacaktır. Kamu kurumlarının, serbest bölgeleri etkileyebilecek mevzuat düzenlemelerini yaparken serbest bölgeleri de bir paydaş olarak sürece dahil etmesi yararlı olacaktır.”

İstikrar ve Güven Çok Önemli

Türkiye’de DYY’lerın en hızlı şekilde ulaştığı yerlerin serbest bölgeler olduğunu ve bu bölgelerin yatırımcı güvenini bozacak düzenlemelerden son derece olumsuz etkileneceğini belirten Kılınç, “Ekonomik göstergeler iyileşiyor ve bu ortamın ülkemizde DYY’lerı yeniden arttıracağını umut ediyoruz. Böyle bir dönemde ülkemize kalmak üzere gelen ve döviz sağlayıcı faaliyetlerde bulunacak yatırımcıların kararlarını olumsuz yönde etkileyecek, onları güvensizliğe itecek uygulamalardan kaçınılması gerekiyor. Yatırımcının bozulan güvenini yeniden inşa etmek çok daha maliyetli ve meşakkatli olacaktır. Bunun yerine ülkemize daha çok yatırımcı çekecek ve mevcut sanayicilerin rekabet koşullarını iyileştirecek düzenlemeleri, tüm paydaşlarla değerlendirip gündeme getirmeyi ve kamuoyunu bu konularda meşgul etmeyi tercih etmeliyiz.”

Kılınç, Türkiye’deki serbest bölgelerin dünyadaki değişimlere uyum sağlayarak, rekabetçiliğini arttırıp, potansiyellerini daha etkin kullanabilmesi için Ticaret Bakanlığı ve SEBKİDER iş birliğinde çalışmaları arttırdıklarını vurguladı. Yusuf Kılınç, şöyle konuştu: “Son yıllarda yabancı yatırımcılarla çok sık bir araya gelen ve yatırım ortamının iyileştirilmesine katkı sağlayan Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek başta olmak üzere birçok bakanlığımız yabancı sermayenin güvenle ülkemizde yatırım yapmalarını teşvik etmişlerdir. Ticaret Bakanımız Sayın Ömer Bolat’ın yurtdışı ziyaretlerinde ve yabancı heyet görüşmelerinde de ülkemizin serbest bölgelerini çok önemseyerek yatırım alanı olarak sunduğunu da memnuniyetle izlemekteyiz. DYY yatırımların Türkiye’yi en çok tercih ettiği dönemler, ülkedeki yatırım ikliminin yabancı yatırımcıya önemli fırsatlar sunduğu dönemler olmuştur. Kalıcı istihdam ve katma değer üreten yatırımların ülkemize daha çok o dönemlerde geldiğini görüyoruz. Yerli ve yabancı yatırımcılar, serbest bölgelerde yatırım kararı alırken uygulamada olan teşvik ve muafiyetlerin devamlılığı konusunda emin olmak istiyorlar.”

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Odeabank ve İGE’den kadın girişimcilere ve yeşil dönüşüme destek

Odeabank Genel Müdürü Mert Öncü: “İGE ile gerçekleştirdiğimiz stratejik iş birliği sayesinde, Türkiye’nin ihracat potansiyelini artırarak sürdürülebilir büyümeyi destekleyecek yenilikçi finansal çözümler sunuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Dünya Varmış, Güzel Bir Gelecek Gibisi Yokmuş‘ mottosuyla sürdürülebilirlik yatırımlarına devam eden Odeabank, kadın girişimcileri desteklemek ve ‘yeşil dönüşüm’ desteğini artırmak için İhracatı Geliştirme AŞ (İGE) ile işbirliğine imza attı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Odeabank ve İGE tarafından hayata geçirilen ‘İhracatta Kadını Destekleme Paketi’ ile yönetimi kadınlarda olan ihracatçı firmalara İGE kefaletiyle finansman sağlanacak.

‘Yeşil Dönüşüm Paketi’ ile enerji verimliliği yatırımları olan ve kaynak bulmakta güçlük çeken ihracatçı firmalara da kredi desteği verilecek.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Odeabank Genel Müdürü Mert Öncü, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya ve “eşit yarınlar” bırakmak için finans dünyasının sağlayabileceği etkinin farkında olduklarına dikkati çekerek, bu sebeple sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunacak çevresel ve sosyal etkiye sahip projeleri hayata geçirdiklerini belirtti.

Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne uyumlu olarak yeşil dönüşümden, kadınların güçlenmesine kadar geniş çapta pek çok çalışmanın temel faaliyetleri arasında yer aldığını aktaran Öncü, ‘Bu çalışmalarımıza bir adım daha ekleyerek İGE ile hem yeşil dönüşüm hem de kadın girişimcilere destek noktasında önemli iki iş birliğine imza atıyoruz. İGE ile gerçekleştirdiğimiz stratejik iş birliği sayesinde, Türkiye’nin ihracat potansiyelini artırarak sürdürülebilir büyümeyi destekleyecek yenilikçi finansal çözümler sunuyoruz.’ ifadelerini kullandı.

Öncü, Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlamayı ve bu tür faaliyetlerin yaygınlaşmasını teşvik etmeyi hedeflediklerini kaydederek, ‘Yeşil yatırımların arttığı, kadınların istihdama eşit katıldığı ülkelerin küresel ekonomide giderek daha güçlü aktörler haline geldiğinin bilinciyle, el ele hareket edersek ülkemize daha fazla katkı sağlayacağımıza inanıyorum.’ açıklamasını yaptı.

– ‘Çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz’

İGE Yönetim Kurulu Üyesi Kasım Akdeniz ise ekonominin lokomotifi olan, büyüme ve istihdama büyük katkı sağlayan ihracatçıları önemsediklerini ve ihracatı güçlü öz kaynaklarıyla desteklemeye devam ettiklerine işaret ederek, kalkınmanın ana aktörleri olan ihracatçılara verdikleri kefaletler sayesinde bankaların ihracata daha fazla kredi kullandırmasını sağladıklarını aktardı.

İhracatçıların yeşil dönüşümle ilgili finansman ihtiyacının karşılanmasına yönelik ‘Yeşil Dönüşüm Kefalet Destek Paketi’ ve kadın ihracatçılara yönelik ‘İhracatta Kadını Destekleme Paketi’nin, çalışmalarının birer parçası olduğunu belirten Akdeniz, işbirliğiyle ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırma yolunda attıkları adımları çeşitlendirmeye devam ettiklerini kaydetti.

Akdeniz, işbirliğiyle daha fazla ihracatçının finansmana ulaşmasını ve daha fazla projenin hayata geçirilmesini hedefledikleri bilgisini paylaşarak, ‘İGE olarak finansmana erişimi kolaylaştırmak, çeşitlendirmek ve ihracatımızın sürdürülebilir bir biçimde artırılmasını desteklemek için çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz.’ değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya devam et

KATEGORİ

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

ALTIN – DÖVİZ

Altın Fiyatları

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.