ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Jeopolitik fay hattı kırıldı; risk iştahı zayıf fakat panik fiyatlanmıyor!
Yayınlanma:
3 ay önce|
Yazan:
BankaVitrini
Geride bıraktığımız hafta, diplomasi trafiği hız kesmeden sürüyor ve müzakere masası çalışıyor gibi görünse de, ABD’nin bu denli askerî yığınak yapmışken sessiz sedasız evine dönmeyeceğini savunmuş; bu nedenle savaş ihtimalini yüksek, hatta kaçınılmaz gördüğümüzü ifade etmiştik. Savaşın her türüne ilkesel olarak karşı olsak da, işimize duyduğumuz sorumluluk ve piyasalara karşı taşıdığımız saygı gereği, İran’a yönelik saldırıların muhtemel piyasa yansımalarını böylesi zor bir günde soğukkanlılıkla değerlendirmeye çalışacağız.
İsrail’in Tahran’a yönelik hava saldırılarını genişletmesi ve İran’ın dini lideri Ali Khamenei’nin öldüğünün açıklanması, Orta Doğu’da dengeleri kökten sarsan yeni bir dönemin kapısını araladığını peşinen söylemek gerekiyor. Kısa süreli olması beklediğimiz savaşa karşı İsrail operasyonların süreceğini belirtirken, İran’da geçici bir liderlik konseyi görevi devraldığını okuyoruz. Saldırının ise ABD Kongresi ve uluslararası onay alınmadan yapılması konunun başka ve belki de en önemli bacağını oluşturuyor. Savaşın uzaması ve ABD’nin elindeki mühimmatı azaltması ise süper güçler tarafından stratejik bir fırsat olarak takip ediliyor!
Savaş devam ederken, sahadaki tabloyu farklı açılardan da okumamız gerekiyor. Ekonomik cephede enerji ve lojistik hatlarının âdeta alarm verdiğini söyleyebiliriz. Dünyanın petrol vanasının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı çevresinde petrol ve LNG tankerinin demirlemesi, arz akışında ciddi bir risk algısına işaret ediyor. Küresel hava trafiği sekteye uğrarken, arzın kesintiye uğrayacağı beklentisi ile haftayı 72,87 dolar seviyesinden tamamlayan Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, bu sabah ilk işlemlerde %10’dan fazla artarak 82,37 dolar seviyesine kadar yükselmesi ardından 77 dolar seviyesinde denge buldu. Her ne kadar resmî olarak Hürmüz Boğazı kapandı duyurusu olmasa da, artan askerî varlık ve güvenlik uyarıları navlun, sigorta ve teslimat sürelerinde ciddi belirsizlik yaratıyor.
OPEC+, ABD–İsrail’in İran’a yönelik operasyonları ve Tahran’ın misillemeleri nedeniyle Hürmüz Boğazı hattında sevkiyatın aksadığı bir dönemde, Nisan ayı için günlük yalnızca 206 bin varillik oldukça sınırlı bir üretim artışı kararı aldı. Bu temkinli adım, piyasaya güçlü bir arz mesajı vermekten ziyade, gelişmeleri izleme yaklaşımının ağır bastığını gösteriyor. Körfez’de sevkiyatın hızla normale dönüp dönmeyeceğini ve çatışmanın uzayıp uzamayacağını dikkate alarak petrol fiyatlarının seyrini yakından takip edeceğiz. Her ne kadar yükselen petrol fiyatları net enerji ihracatçısı ülkeler açısından kâğıt üzerinde olumlu görünse de, ABD’de Kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde artan akaryakıt fiyatlarının tüketici cephesinden siyasi maliyet yaratacağı açık. Bu çerçevede yüksek enerji fiyatlarının ABD’de arzulanan bir tablo olmadığını, özellikle de iç talebin hassaslaştığı bir konjonktürde siyasi dengeyi zorlayabileceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla uzun soluklu bir operasyon ya da petrol arzının kalıcı biçimde sekteye uğrayarak fiyatların 100 dolar ve üzerine yerleştiği bir senaryo, mevcut aşamada bizim baz senaryomuz olmadığının altını çizelim.
Konuyu bağlamak gerekirse, Reuters/Ipsos anketine göre, Amerikalıların yalnızca dört birinin İran’a yönelik ABD saldırılarını desteklediğini görürken, %43’ünün ise karşı çıktığını okuyoruz. Katılımcıların %56’sı Başkan Trump’ın askerî gücü kullanma konusunda fazla istekli olduğunu düşünüyorlar. Kamuoyunun, yeni ve maliyetli bir Orta Doğu çatışmasına temkinli yaklaştığını anlıyoruz. Bu minvalde, iki asimetrik gücü karşılaştırdığımızda, İran’ın ABD’ye karşı çok şansı olmasa da, yakın coğrafyada ABD üslerini hedef aldığını da not etmemiz gerekiyor. İran’ın misilleme dalgası bu minvalde Doğu Akdeniz’e kadar uzandı. İngiltere Savunma Bakanı John Healey, Kıbrıs yönüne iki balistik füze atıldığını ve bunların önlendiğini açıkladı. Londra, Kıbrıs’ın ve adadaki İngiliz üslerinin doğrudan hedef alındığına dair kesin bir kanaat olmadığını vurgulasa da, bölgede güvenlik riskinin ciddi biçimde arttığı not etmemiz gerekiyor.
Hâliyle, Körfez ve Doğu Akdeniz’de enerji–lojistik hatlarına yönelik endişeler tırmanırken, Dubai’nin “güvenli liman” algısının da ilk kez ciddi biçimde sarsıldığını görüyoruz. Yüzlerce drone ve füzenin Abu Dhabi’de ABD üslerini hedef alırken çoğu mühimmat havada imha edilmesi lâkin düşen parçaların Palm Jumeirah ve Burj Al Arab çevresinde hasarlara yol açtığını ve bunun da bir miktar da olsa huzursuzluk yarattığını bizzat teyit ettik. Geçen hafta iş ziyareti maksatlı gittiğim Dubai’de nüfusunun yaklaşık %90’ı yabancılardan oluştuğunu gözlemlerken, “parlayan vitrin” olarak lanse edilen Dubai’nin ilk kez savaşın gölgesini bu kadar yakından hissettiğini anlıyoruz. Olayın bir de bölge geneline yayılma riskini göz ardı etmemek gerekiyor. İran’ın Körfez’deki Amerikan üslerine misilleme saldırısına karşı henüz bölge ülkeleri İran’a karşılık vermediğini görüyoruz. Körfez ülkelerinin meseleye dâhil olmak istemeyeceklerini düşünüyoruz.
Küresel gündemin iki ana satır başlığını şu şekilde okuyoruz: Savaş mevcut hâliyle mi kalacak, yoksa kapsamı genişleyecek mi? Ve belki de en önemlisi, bu tablo ne kadar sürecek? Mali piyasalar açısından mesele tam da burada düğümleniyor. Belirsizlik ne kadar uzarsa, fiyatlamalar üzerindeki etkisi de o kadar kalıcı olacaktır. Petrol, navlun, sigorta primleri ve risk algısı zincirleme şekilde yukarı taşınmaya devam ederse, enflasyon beklentilerinden merkez bankası projeksiyonlarına kadar geniş bir alanı yeniden şekillendirebileceğini göz ardı etmemek gerekiyor. Konuyu biraz daha somutlaştırmak gerekirse, dünyanın en yoğun ve en stratejik havalimanlarından biri olan Dubai’de, geçen hafta sabaha karşı indiğimde gözlemlediğim o müthiş trafik akışının uzun süre durduğunu gelin birlikte düşünelim. Böyle bir merkezin uzun süre kapalı kalmasını yalnızca uçuşların iptal olması olarak ele almanın doğru olmayacağını düşünüyorum!
Konunun Türkiye ile ilgisine de bakmak gerekiyor. Bir süredir Türkiye-İsrail ilişkilerinde herhangi bir tansiyon artışı gözlemlemiyoruz. Bu noktadan sonra da pek bir değişiklik olacağını sanmıyorum. Türkiye’nin askerî gücünün kara harekâtı kapsamında ne kadar etkin olduğunu bilsek de, gerek 12 gün savaşında gerekse de son gelişmelerde gördüğümüz üzere, hava savunma sistemi ya da süpersonik füzelerinin öneminin bir kez daha pekâlâ anlamış olduk! Türkiye’nin net enerji ithalatçısı olduğu gerçeğinden hareketle, ekonomik açıdan bakıldığında, artan enerji fiyatlarının gerek enflasyonla mücadele gerekse cari açıkla savaşta negatif bir unsur olarak ön plana çıkacağına kesin gözüyle bakıyoruz. Lâkin, petrol fiyatlarında artışın uzun soluklu olmayacağı baz senaryomuzdan hareketle, etkinin de uzun soluklu olmasını beklemiyoruz.
Madalyonun bir tarafında enerji fiyatları olumsuzluk unsuru olarak bulunsa da, diğer tarafta ise altın fiyatlarının bulunduğunu unutmamak gerekiyor. TCMB’nin net yabancı pozisyonunda altının aslan payını oluşturması, hane halkının %55’inin altına yatırım yaparım dediği, gerçek kişilerin kıymetli metal depo hesaplarının toplam döviz mevduatının %61’ini kapsadığı bir durumda, altının yükselişinin de petrol fiyatlarının yarattığı tahribat etkisini bir nebze de olsa dengeleyeceğini düşünüyoruz. Kuşkusuz, yaşanan gelişmeler havacılık şirketleri, bankacılık sektörü üzerinden borsa endeksleri üzerinde baskı kuracak olsa da, savunma sanayi, siber güvenlik hisseleri ise, uzun bir süredir savunduğumuz üzere, Trump’ın yapıcı (constructive) değil de yıkıcı (destructive) politikalar izlediği yeni dünya düzeninde parlamaya devam edeceğini düşünüyoruz.
Bu minvalde sabah erken saatlerde bültenimizi yazarken, altının ve gümüşün ons fiyatının spot piyasada sırası ile 5,390 ve 96,40 dolar seviyesine kadar yükselmesi ardından 5,350 ve 9,50 seviyelerine tıpkı petrolde olduğu üzere gerilediğini görüyoruz. Altın cephesinde 5,050 dolar ortalama fiyatla üç kademe uzun pozisyon taşırken, gümüşte ise 81 dolar seviyesinden uzun pozisyonumuz bulunuyor. Öte yandan büyük bir heyecanla takip ettiğimiz kripto cenahının amiral gemisi bitcoin ise ilk tepki olarak hafta sonu 63bin dolar seviyesine kadar gerilemesi ardından 66 bin dolar seviyelerinde yataylaştığını ve önemli bir değişim kaydetmediğini görüyoruz. Piyasalarda bir miktar huzursuzluk olsa da, ya da risk iştahı hâliyle olumsuz olsa da, panik olacak bir durumun da pekâlâ olmadığının altını kalınca çizmemiz gerekiyor!
İran’la sınır komşusu olan Türkiye’de ise USDTRY kuru haftaya 43,9600 seviyelerinden kendi dünyasında başlarken, CDS risk primi ise 238 baz puana yükselerek son üç ayın en zayıf seviyesine geldiğini görüyoruz. Yaşanan gelişmeler ardından dün akşam TCMB’den bazı önlemlerin geldiğini de not etmemiz gerekiyor. Döviz piyasasının sağlıklı çalışması, döviz kurlarında gözlenebilecek oynaklıkların engellenmesi ve döviz likiditesinin dengelenmesi amacıyla TCMB nezdinde TL uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başlandığını duyuruldu. Öte yandan, hafta sonu yaşanan gelişmeler de dikkate alınırsa, 1 hafta vadeli repo ihalelerine bir süreliğine ara verilmesi kararlaştırıldı. TCMB’nin politika faizinin %37 seviyesinde olduğu düşünülürse, döviz talebinin önüne geçilmesi amacıyla ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin kademeli olarak %37 seviyesinden faiz koridorunun üst bandı olan %40 seviyesine kadar yükselebileceğini not edelim. Daha basit bir anlatımla, tedirginlik dinene kadar, üstü kapalı da olsa otoritenin faiz artırımına gittiğini söyleyebiliriz. Bu adım beraberinde para piyasası fonları ya da mevduat faizlerinin yukarı gitmesine neden olacaktır. Otoritenin devrede olması takdire şayan bir durum!
Bu sabah Asya piyasalarında kırmızı rengin hâkim olduğunu görüyoruz. Gösterge endeks Tokyo borsası %1,3 gerilerken, Hong Kong borsası %1,5 düşüşle başı çekiyor. ABD borsalarını vadeli işlemlerinde de %1 civarında düşüşler gözümüzden kaçmıyor. Orta Doğu’da savaş devam ederken, yapay zekânın kazananı ile kaybeden arasında başka bir ‘savaşın’ da devam ettiğini not etmemiz gerekiyor. Yapay zekânın özellikle yazılım ve finans sektöründe iş modellerini sarsabileceği endişesi teknoloji hisselerinde dalgalanma yaratmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Daha da basit bir anlatımla, ABD borsaları Şubat ayında son bir yılın en zayıf aylık performansını kaydederken, AI devriminin kimin lehine, kimin aleyhine işleyeceğini henüz tam olarak netleşmiş değil.
Gözler her haftanın ilk cuması olduğu üzere ABD’de açıklanacak istihdam verisinde olacaktır. Güçlü veri faiz indirimi beklentilerini öteleyebileceği gibi, zayıf bir veri ise ekonomide yavaşlama senaryosunu güçlendirebilir. Piyasalar teknolojik kırılma ile para politikasının yönü arasında sıkışmaya devam ederken, güvenli liman olarak görülen 10 yıllık gösterge ABD tahvil faizinin de haftaya %3,97 seviyesine kadar gerileyerek son 11 ayın en düşük seviyesinden başladığını not etmek gerekiyor.
Hafta sonu İTO, İstanbul için Şubat ayı enflasyon verisini açıkladı. Buna göre, aylık TÜFE artışı %3,85 olurken yıllık gerçekleşmeyi de %36,15 seviyesinden %37,88 seviyesine taşındı. Raporun alt kalemlerine baktığımızda, gıda kaleminin %6,9 ile en yüksek artışı kaydettiğini görüyoruz. İstanbul’da hayatın Türkiye genelinin üzerinde olduğu düşünülürse, yarın açıklanacak resmî enflasyonun ise %3 civarında geleceğini düşünüyoruz. Bugün dünya genelinde PMI verileri, Türkiye’de ise büyüme verisi takip edilebilir.
Emre Değirmencioğlu
İlginizi Çekebilir
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Petrol ve dolar yükselirken Fed kaygıları risk iştahını bastırıyor
Yayınlanma:
2 saat önce|
04/06/2026Yazan:
BankaVitrini
Küresel mali piyasaların odağında Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler bulunmaya devam ederken, İsrail’in tutumunun barış sürecini zorlaştırdığı görüşünün giderek daha geniş kabul gördüğünü izliyoruz. Bu sabah İsrail ile Lübnan arasında ateşkesin uygulanmasına yönelik varılan anlaşma olumlu bir gelişme olarak öne çıksa da, bölgeden gelen çelişkili açıklamalar ve zaman zaman yeniden yükselen gerilim piyasaların temkinli duruşunu korumasına neden oluyor. Daha basit bir ifadeyle, piyasalar artık ‘anlaşma yakın’ yönündeki açıklamalardan çok, çatışmaların gerçekten durduğunu ve diplomatik sürecin somut sonuçlar ürettiğini görmek istiyor.
Bu minvalde yapay zekâ temalı hisselerde görülen kâr satışları ve Orta Doğu’da yeniden yükselen jeopolitik risklerin risk iştahını belirgin bir şekilde azaltmasıyla ABD borsalarının geceyi %1 civarında düşüşle tamamladığını görüyoruz. Dolar endeksi (DXY), Orta Doğu’da yeniden yükselen jeopolitik gerilimlerin etkisiyle güvenli liman talebinden destek alarak son iki ayın en güçlü seviyelerinde salınırken, İran’ın Kuveyt’e yönelik saldırıları ve Hürmüz Boğazı çevresindeki çatışmalar petrol fiyatlarının yüksek seviyesini korumasına neden oluyor. DXY’nin güç kazanması, ABD tahvil faizlerinin de yükselmesine neden olurken, Fed’in enflasyon baskıları nedeniyle faiz indirimlerini uzun süre erteleyebileceği beklentisi de piyasalar üzerinde ilave baskı kurmaya devam ediyor.
Tansiyonun barometresi konumunda olan Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, üç günlük kesintisiz yükseliş isteği ardından dün 99 dolar seviyesini test ederken, ABD ham petrol stoklarının beklentilerin iki katı kadar azalması da küresel petrol talebinin güçlü seyrettiğine işaret etti. Haber akışı sizin de takdir edeceğiniz üzere pek de olumlu düzlemde ilerlemezken, mevcut stresin üzerine 16-17 Haziran tarihinde düzenlenecek olağan Fed toplantısının da eklenmeye başladığını düşünüyoruz. Fed’in yeni başkanı Warsh, göreve yapay zekâ yatırımlarının ekonomiyi desteklediği ancak İran savaşı kaynaklı enerji maliyetlerinin enflasyonu yeniden hızlandırdığı zorlu bir dönemde başlıyor. Nitekim, Fed’in yayımladığı Beige Book raporu, birçok bölgede enerji fiyatlarındaki artışın nakliye, gıda ve gübre maliyetlerine yayıldığını, tüketicilerin ise daha fazla kredi kartı kullanıp harcamalarını temel ihtiyaçlara yönlendirdiğini gösterdi. Bu durum, ekonomik büyümenin yavaşladığı ancak enflasyonun yüksek kaldığı stagflasyon riskini yeniden gündeme taşıdığını belirtelim.
Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler, Hürmüz Boğazı’nın âdeta dünyanın boğazını sıktığı, enflasyon beklentilerinin yükseldiği ve tedarik zincirlerinin kırıldığı bir ortamda, faiz indirimi beklentilerinin yerini faiz artırımı ihtimaline bıraktığını görüyoruz. Bu sabah Fed vadeli işlemleri, yıl sonuna kadar faiz artışı olasılığını yaklaşık %51 olarak fiyatlıyor. Bu değişimin altını özellikle çizmek gerekiyor. Fed cephesinde büyüme ile enflasyonla mücadele tercihi arasında yaşanacak görüş ayrılıklarını merakla takip edeceğiz. Güvenli liman edasıyla son dönemlerde ön plana çıkan doların bir süre daha bu belirsizlik ortamında güçlü kalmasını, bunun da faizlerin yüksek seyretmesine zemin hazırlayabileceğini düşünüyoruz.
ABD borsalarının dün geceyi düşüşle tamamlaması ardından, yapay zekâ temalı hisselerin önemli oyuncularından Broadcom’un beklentilerin altında kalan gelir tahmini sonrası teknoloji ve yarı iletken hisselerinde satışlar hızlandı. Broadcom’un açıkladığı sonuçlar, yatırımcıların yüksek beklentilerini karşılayamayınca hisseler mesai sonrası işlemlerde %13’ten fazla değer kaybetti. Şirketin ikinci çeyrek gelirleri piyasa tahminlerinin hafif altında kalırken, üçüncü çeyrek için açıkladığı yapay zekâ çipi gelir beklentisi de beklentilerin gerisinde kaldı. Daha da önemlisi, yönetimin 2027 yılına ilişkin 100 milyar dolarlık yapay zekâ gelir hedefini yukarı yönlü revize etmemesi, piyasada büyüme ivmesinin yavaşlayabileceği endişelerini artırdı.
Havanın genel hatlarıyla olumsuz olması ve Broadcom’un açıkladığı sonuçlar ardından yeni gün başlangıcında Pasifik’in diğer ucunda hâkim rengin kırmızı olduğunu görüyoruz. Japonya’nın gösterge endeksi Nikkei, bir gün önce ulaştığı tarihi zirveden geri çekilmek suretiyle %2 gerilerken, ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de %0,5 civarında düşüşler görüyoruz. Japon Yeni dolar karşısında kritik 160 seviyesini tekrar test ederken, bu seviye, Japon yetkililerin geçmişte döviz piyasasına müdahale ettiği bölge olması nedeniyle yakından izleniyor. Her ne kadar Japonya Merkez Bankası’ndan bu ay faiz artırımı gelebileceğine yönelik beklentiler güçlense de, doların küresel belirsizliklerden aldığı destek YEN üzerindeki baskıyı sürdürüyor. Doların güçlü seyrine paralel EURUSD paritesi 1,16, GBPUSD paritesi ise 1,34 seviyelerinin diplerine kadar geriledi.
Risk iştahındaki bozulma kripto para piyasalarına da yansırken, Bitcoin ve Ethereum son dört ayın en düşük seviyelerini test etti. Dört hafta önce 83 bin dolar seviyesine dayanan Bitcoin bu sabah 61 bin dolar seviyelerine kadar gerilerken, küresel piyasalarda güvenli liman arayışının yeniden ön plana çıktığını not etmemiz gerekiyor. Güvenli limanın da bu günlerde dolar olması, faiz getirisi olmayan kıymetli metallerin tatsız bir seyir izlemesine neden oluyor. Altının ons fiyatı dün 4,425 dolar seviyesini test ederken, gümüş ise 72,50 dolar seviyesine kadar geriledi. Her ikisi de bu sabah tepki alımları ile sırasıyla 4,465 dolar 73,50 dolar seviyelerine yükselse de, teknik görünüm pek de iç açıcı olmadığını söylememiz gerekiyor. Haftalık kapanışı görerek daha sağlıklı yorum yapmaya gayret edeceğiz. Bir süre daha gelişmeleri takip etmek adına kenarda beklemeye devam ediyoruz.
Genel hatlarıyla Hürmüz düğümünün çözülemiyor olması, Fed’in de Warsh başkanlığında yaklaşan ilk olağan toplantısı küresel piyasaları gererken, Türkiye cephesinde ise bir önceki gün özellikle de bankacılık endeksi önderliğinde (BlackRock dedikodusu) yaşanan yükselişin ardından dün siyasi beklentilerin ağır basmasıyla kazanımların bir bölümünün geri verildiğine şahit olduk. BİST100 ana endeksi %1,7 gerilerken, bankacılık hisseleri ise %2’ye yakın geriledi. USDTRY kuru 46 seviyelerine doğru bebek adımlarıyla yükselişini sürdürürken, CDS risk priminin ise hafif de olsa yükselerek 242 baz puana geldiğini not edelim. Her ne kadar içeride siyasi gelişmeler ve dışarıda jeopolitik gelişmeler baskı unsuru yaratsa da, dün de belirttiğimiz üzere, ABD ile ilişkilerde yapıcı zeminin korunması, önümüzdeki ay Türkiye’de düzenlenecek NATO Zirvesi’ne ABD Başkanı Trump’ın da katılacağının açıklanması, Türkiye’nin giderek güçlenen jeo-ekonomik konumu büyük resimde dikkat çekmeye devam edeceğini düşünüyoruz.
Yurt içi yerleşiklerin Türk Lirası’na olan ilgisi devam ederken, mevduat tercihinde uzun süredir yaklaşık olarak %60 Türk Lirası, %40 yabancı para kompozisyonu da korunmaya devam ediyor. TCMB’nin kur oynaklığını yönetebilecek araç seti ile hareket alanını koruması nedeniyle, mevcut görünüm altında USDTRY kuru açısından da önemli bir risk görmediğimizin altını çizmek isteriz. Dün bu bağlamda, TCMB’nin haftalık bültenini yine yakından inceledik. TCMB’nin butlan kararı ardından 13 milyar dolar eriyen net yabancı para pozisyonu, 2 Haziran valörlü işlemlerde 4,2 milyar dolar toparlanma kaydettiğini görüyoruz. Manşet rakamın ise 20,8 milyar dolar seviyesine toparlandığını not edelim (bakınız grafik).
TCMB Net Yabancı Para Pozisyonu
TCMB Net Yabancı Para Pozisyonundan yaşanan günlük değişim
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Barış masası sallanıyor, piyasalar hâlâ diplomasiye şans tanıyor
Yayınlanma:
2 gün önce|
02/06/2026Yazan:
BankaVitrini
Uzun bayram tatili dönüşü, hem içeride hem de dışarıda dün oldukça yoğun bir günü geride bıraktık. Gözlerin çevrili olduğu Orta Doğu’da barış anlaşması neredeyse imzalandı derken, dün sabah bültenimizde de ele aldığımız üzere, İsrail’in Lübnan’a saldırılarının artması iplerin âdeta gerilmesine neden oldu. İran, İsrail’in tutumunu ya da saldırganlığını neden göstererek müzakereleri askıya aldığını duyurdu.
Küresel mali piyasaların da ilk nazarda tepkisi kuşkusuz olumsuz oldu. Günün son işlem saatlerine doğru İran cephesinden gelen haber risk iştahının bozulmasına neden olurken, tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı neredeyse 5 dolar artış kaydederek 98 dolar seviyesine yükseldi. Son dönemlerde güvenli liman olarak ön plana çıkan dolar (DXY) değer kazanırken, piyasaların kılavuz kargası konumunda ABD 10 yıllık tahvil faizi yeniden %4,50 seviyesinin üzerine tırmandı. Faiz getirisi olmayan kıymetli metallerin ise bir kez daha satış baskısına maruz kaldığına tanıklık ettik.
Günün son işlem saatlerine satıcılı ve moral bozukluğuyla giren piyasalar, gece ilerleyen saatlerde ABD Başkanı Trump’ın İran ile görüşmelerin sürdüğünü açıklamasıyla kayıplarını kısmen de olsa telafi ettiğini gördük. İran basını, İsrail’in Lübnan’daki operasyonlarını genişletmesinin ardından dolaylı görüşmelerin durdurulduğunu öne sürerken, Trump kendilerine böyle bir bildirim yapılmadığını söyledi. Trump’ın gün içerisinde yaptığı açıklamalarda ise hem “görüşmeler devam ediyor” hem de “biterse umurumda değil” mesajını vermesi, sürecin ne kadar belirsiz bir zeminde ilerlediğini de çok net bir şekilde ortaya koydu.
Hatırlarsanız bizler en kötünün geride kaldığını iddia ederken, bundan sonraki sürecin ise uzun ve netameli geçeceğini belirtmiştik. Nitekim, piyasalar da bizimle aynı görüşte olacak ki, tarafların ne söylediğinden ziyade diplomatik kapının tamamen kapanmadığına kanaat getirerek gecenin son işlem diliminde nefeslenme şansı buldu. Brent petrolün varil fiyatı olumsuz haber akışıyla 98 dolara kadar tırmanması ardından geceyi 95 dolar seviyesinin altında tamamladı. Altının ons fiyatı dün sabah saatlerinde 4,545 dolar seviyesine tırmanarak yeni aya ılımlı bir başlangıç yapmasının ardından olumsuz haber akışının da yardımıyla 100 dolar gerileme kaydederek günü de 4,500 dolar sınırına yakın bir seviyede kapattı. Gümüşün ons fiyatının ise 75 dolar seviyelerinden uzaklaşamadığı dikkatimizi çekerken, bir diğer değer saklama aracı olan Bitcoin ise son sekiz haftanın en düşük seviyesi olan 70 bin dolar seviyelerine kadar geriledi.
Görüleceği üzere, cephede atılan her diplomatik adım piyasaları rahatlatırken, sahadan gelen her yeni çatışma haberi ise enerji fiyatları üzerinden küresel ekonomiyi yeniden baskı altına alıyor. Bu bağlamda, İran, Lübnan’daki saldırıların devam etmesi hâlinde ABD ile yürütülen görüşmelerden çekilebileceğinin sinyalini verirken, Hürmüz Boğazı’nın ardından Bab el-Mendeb Boğazı’na yönelik tehditlerini de artırdığını görüyoruz. Dünya petrol ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği bu güzergâhlara ilişkin endişeler petrol fiyatlarını bir günde %4 yukarı taşıdı. Bu gelişmeler cereyan ederken, bu sabah haber akışında Lübnan, İsrail ile Hizbullah arasında kısmi bir ateşkes sağlandığını duyurdu. Anlaşma, İsrail’in Beyrut ve çevresindeki Hizbullah kontrolündeki bölgelere yönelik saldırılarını durdurmasını, Hizbullah’ın ise İsrail’e yönelik saldırılarını askıya almasını öngörüyor. Ancak bu gelişmenin savaşın sona erdiği anlamına gelmediğini de not etmek gerekiyor. Lübnan’ın güneyinde çatışmalar sürerken, İsrail ordusu Lübnan’dan atılan roketleri önlediğini açıkladı.
ABD borsaları dün geceyi ılımlı yükselişlerle tamamlamasının ardından yeni gün başlangıcında piyasalarda kısmen de olsa huzursuzluğun devam ettiğini görüyoruz. ABD borsalarının vadeli işlemleri %0,5 civarında gerilerken, Pasifik’in diğer ucunda da bu sabah karmaşık bir seyrin hâkim olduğunu görüyoruz. Orta Doğu’dan gelen karışık mesajları yorumlamakta zorlanan Asya piyasalarında dün görülen rekor seviyelerin ardından bugün özellikle teknoloji ve yapay zekâ bağlantılı hisselerde kâr satışları etkili oldu. Gösterge endeks Tokyo borsası %1,6 değer kaybederken, son dönemlerin flaş ismi Güney Kore borsası ise %2’den fazla geriledi.
Son haftalarda yapay zekâ temalı hisselerin öncülüğünde çok hızlı yükselen piyasanın teknik olarak aşırı alım bölgesine ulaşması satışları hızlandırırken, gözler Orta Doğu’dan gelecek haberlere çevrilmiş durumda. Lübnan’da İsrail ile Hizbullah arasında sınırlı bir ateşkes açıklansa da çatışmaların tamamen sona ermemesi ve İran ile ABD arasındaki görüşmelere ilişkin belirsizlikler temkinli seyrin korunmasına neden oluyor. Güvenli liman özelliğiyle ön plana çıkan dolar, savaşın ilk döneminde güç kazanmasının ardından son günlerde kararsız bir seyir izlerken, her ayın ilk cuması olduğu üzere ABD istihdam verileri piyasaların yön tayini açısından kritik önemde olacağını tekrar hatırlatmak isteriz. Enerji fiyatlarının tetiklediği enflasyon kaygısı birkaç ay önce hâkim olan faiz indirimi beklentilerini topyekûn rafa kaldırırken, Fed’in bir sonraki adımının faiz artırımı yönünde olacağına da %50 ihtimal tanınıyor. Japon yeni ise dolar karşısında 160 seviyesine yaklaşarak müdahâle riskini yeniden gündeme taşıdığını not edelim.
Yurt dışında hem savaş haberleri hem de merkez bankalarının bir sonraki adımına ışık tutacak ekonomik veriler aynı anda takip edilirken, Türkiye cephesinde ilaveten siyasi gelişmeler de izleniyor. CHP tarafında butlan kararının ardından karmaşık ve çok başlı bir yapının hâkim olduğunu not etmemiz gerekiyor. Grup Başkanı Özel bugün grup toplantısı çağrısı yaparken, Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun ise Özel’in grup başkanlığına itiraz ettiği yönünde haberler görüyoruz. CHP’de 111 milletvekilinin imzasıyla olağanüstü kurultay çağrısı yapıldığını da okuyoruz.
Makro cephede ise bayram sonrasında dün pek çok verinin açıklandığını gördük. Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre %2,5; bir önceki çeyreğe göre ise %0,1 oranında büyüme kaydetti. İlk çeyrek sonuçlarının bayat bir veri olduğunu düşünürsek, büyümenin öncü göstergesi olan imalat sanayi PMI endeksi Mayıs ayında yukarı yönlü hareket ederek 49,8 seviyesine gelmek suretiyle son iki yılın zirvesine yükseldi. PMI verisinde 50 seviyesinin altı daralma olarak yorumlansa da, verideki canlanmaya dikkat çekmek isteriz. Öte yandan, İTO’nun İstanbul için açıkladığı Mayıs ayı enflasyon verisi gıda ve alkolsüz içecekler kaleminde ılımlı yükselişle %1,53 artış kaydetti. Bu sonuçla yıllık enflasyon, %36,83 seviyesinden %36,77 seviyesine geriledi. Bayram tatili nedeniyle resmî enflasyon verisinin TÜİK tarafından Cuma günü açıklanacağını, beklentinin de %1,5 civarında olduğunu not edelim.
Türkiye PMI
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Bitcoin ATM Devinin Çöküşü
Yayınlanma:
2 hafta önce|
19/05/2026Yazan:
BankaVitrini
Bitcoin Depot İflas Korumasına Başvurdu, 9 Binden Fazla Kripto ATM Kapandı
ABD merkezli kripto para ATM devi Bitcoin Depot, artan yasal baskılar, yükselen uyum maliyetleri ve sert düşen gelirleri nedeniyle Chapter 11 kapsamında gönüllü iflas koruma başvurusunda bulundu. Şirket, dünya genelindeki 9 binden fazla kripto para ATM’sini devre dışı bıraktığını açıkladı.
Bir dönem Kuzey Amerika’nın en büyük Bitcoin ATM operatörü olarak gösterilen şirketin çöküşü, kripto sektöründeki “fiziksel erişim” modelinin sürdürülebilirliği konusunda ciddi soru işaretleri yarattı.
Düzenleyici Baskılar İş Modelini Çökertti
Şirket CEO’su Alex Holmes yaptığı açıklamada, özellikle ABD eyaletlerinin son dönemde kripto ATM işletmecilerine yönelik çok daha sert düzenlemeler getirdiğini belirtti.
Yeni düzenlemeler kapsamında:
- İşlem limitleri düşürüldü,
- Kimlik doğrulama (KYC) zorunlulukları ağırlaştırıldı,
- Kara para aklama önleme (AML) yükümlülükleri artırıldı,
- Bazı eyaletlerde kripto ATM faaliyetleri tamamen yasaklandı,
- Dolandırıcılık mağdurlarına yönelik operatör sorumlulukları genişletildi.
Şirket yönetimi, mevcut düzenleyici ortam altında iş modelinin artık sürdürülebilir olmadığını açıkladı.
Gelirler Sert Düştü
Bitcoin Depot’un 2026 yılı ilk çeyrek finansalları da alarm vermişti:
- Gelirler yıllık bazda %49,2 düştü,
- Şirket yaklaşık 9,5 milyon dolar net zarar açıkladı,
- Daha önce yaşanan 3,7 milyon dolarlık kripto cüzdan saldırısı mali yapıyı daha da bozdu.
Şirket hisseleri Nasdaq’ta sert düşüş yaşarken bazı işlemlerde günlük kayıp %70’in üzerine çıktı.
Kripto ATM Modeli Neden Çöküyor?
Uzmanlara göre Bitcoin ATM sistemi ilk yıllarda “nakitten kriptoya hızlı geçiş” avantajıyla büyüdü. Ancak zamanla sektör şu sorunlarla karşı karşıya kaldı:
1. Dolandırıcılık Vakaları
Kripto ATM’leri özellikle yaşlı kullanıcıları hedef alan dolandırıcılık şebekelerinde sık kullanılmaya başladı.
2. AML ve MASAK Benzeri Baskılar
ABD’de FinCEN ve eyalet düzenleyicileri, yüksek risk nedeniyle sektöre çok daha ağır yükümlülükler getirdi.
3. Yüksek Operasyon Maliyeti
ATM lojistiği, nakit yönetimi, mağaza komisyonları ve güvenlik maliyetleri ciddi şekilde arttı.
4. Kripto Kullanım Alışkanlığının Değişmesi
Kullanıcılar artık mobil uygulamalar ve merkezi borsalar üzerinden çok daha düşük maliyetle işlem yapabiliyor.
“Bu Sadece Başlangıç Olabilir”
Sektör uzmanları, Bitcoin Depot’un iflasının sadece tekil bir şirket problemi olmadığını düşünüyor. Özellikle ABD’de faaliyet gösteren diğer kripto ATM operatörlerinin de benzer baskılar altında olduğu belirtiliyor.
Kripto sektöründe uzun süre “ana akım benimsenmenin vitrini” olarak gösterilen ATM ağlarının, artık yüksek regülasyon ve düşük kârlılık nedeniyle hızla küçülme sürecine girebileceği konuşuluyor.
Türkiye Açısından Ne Anlama Geliyor?
Türkiye’de doğrudan yaygın bir kripto ATM ağı bulunmasa da gelişme önemli mesajlar içeriyor:
- Kripto sektöründe regülasyon baskısı küresel ölçekte sertleşiyor,
- AML/KYC yükümlülükleri artık tüm fintech ve kripto şirketlerinin merkezinde,
- “Denetimsiz büyüme” modeli sürdürülemez hale geliyor,
- Fiziksel kripto erişim kanalları yüksek risk kategorisine giriyor.
Özellikle MASAK düzenlemeleri sonrası Türkiye’de de kripto platformları için daha sıkı denetim süreçlerinin gündeme gelmesi beklenebilir.
Sonuç
Bitcoin Depot’un çöküşü, kripto sektörünün artık “vahşi batı” döneminden çıktığını ve yüksek regülasyon dönemine girdiğini gösteriyor.
Bir dönem finansal özgürlüğün sembolü olarak görülen Bitcoin ATM’leri bugün; dolandırıcılık, uyum maliyetleri, yasal riskler ve düşük kârlılık nedeniyle sektörün en kırılgan alanlarından biri haline dönüşmüş durumda.
Bu iflas aynı zamanda şu soruyu yeniden gündeme taşıyor: “Kripto sektöründe ayakta kalacak olanlar teknoloji şirketleri mi olacak, yoksa regülasyona tam uyum sağlayabilen finansal kurumlar mı?”
bankavitrini.com
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.023)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.576)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (560)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.974)
- GÜNCEL (4.407)
- GÜNDEM (3.550)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.671)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (575)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.416)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (55)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (9)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (795)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (106)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (51)
- Onur ÇELİK (49)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (91)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (18)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Resmi Gazete'de bugün (04.06.2026) 03/06/2026
- İran: Müzakerelerde somut bir ilerleme sağlanamadı 03/06/2026
- Fed'in Bej Kitap raporunda yüksek enflasyon vurgusu 03/06/2026
- Morgan Stanley ve UniCredit'ten ‘Warsh’ uyarısı 03/06/2026
- Bessent: Enflasyondaki yükseliş kısa vadeli olacak 03/06/2026
- Otokar, Automecanica'nın yüzde 96,77'sini devraldı 03/06/2026
- Trump Ankara'daki NATO zirvesine katılacak 03/06/2026
- ABD fabrika siparişlerinde 11 ayın en büyük artışı 03/06/2026
- ABD'de hizmet faaliyetleri toparlandı 03/06/2026
- ABD-İran geçici anlaşma görüşmelerindeki temel anlaşmazlık konuları 03/06/2026
SON YAZILAR
- İstanbul Finans Merkezi için tarihi teşvik paketi yayımlandı 04/06/2026
- 2026’nın ilk sinyali; büyüyemeyen ekonomi 04/06/2026
- Petrol ve dolar yükselirken Fed kaygıları risk iştahını bastırıyor 04/06/2026
- Kredi tahsisinde asıl risk: Üreten firmayı yalnız bırakmak 04/06/2026
- SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması 03/06/2026
- Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi 03/06/2026
- Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı 03/06/2026
- Bankalar çiftçiyi nasıl finanse ediyor? 02/06/2026
- Barış masası sallanıyor, piyasalar hâlâ diplomasiye şans tanıyor 02/06/2026
- Geleceğin Bankalarını Don Kişotlar mı Kuracak? 01/06/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu



