GÜNCEL
Kahramanmaraşlı iş insanları ‘kredi ve çeklerin ödenmesi çok zor’
Kahramanmaraş’ta sanayiciler deprem teşviklerinin adaletli bir şekilde ilçe bazlı ve mevcut yatırımları kapsayacak şekilde düzenlenmesini istiyor. “Yarını bekleyecek gücümüz ve zamanımız kalmadı” diyen sanayici 40 yıllık kazanımların bir anda kaybedilebileceğine dikkat çekiyor. 11 ilin toplamı aylık ortalama 30 milyar TL çek öderken; bölgede 575 milyar TL Banka kredisi var
Yayınlanma:
3 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Kahramanmaraş’ta art arda meydana gelen ve 11 ili etkileyen depremlerin ardından 40 gün geride kaldı. Hatay’ın ardından en fazla yıkımın gerçekleştiği Kahramanmaraş, üretim tesisleri tarafında ise en fazla hasarı alan bölge olarak öne çıktı. Yoğun göç veren şehrin 750 bin kişilik nüfusu 40 günde 100 binin altına düştü, göçenlerin başında nitelikli çalışanlar yer aldı. Deprem öncesi 30 milyar dolarlık ticaret hacmine sahip şehrin ekonomisine yönelik elle tutulur herhangi bir çalışma yapılmadığını savunan bölge iş insanları, “adalet” çağrısı yaptı.
Devleti her zamankinden daha çok yanlarında görmek istediklerini dile getiren iş insanları, doğru adaletli ve zamanında teşvik ve destek istediklerini belirterek, “Yarını bekleyecek zamanımız, gücümüz yok. Sanayiciye, esnafa destek verilmezse Maraş 30-40 yılda elde ettiği kazanımları kaybedecek” uyarısında bulundu.
ŞEHRİN YARISI GÖÇTÜ
İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliğinin (İTHİB) Kahramanmaraş’ta düzenlediği toplantıda deprem sonrası bölge sanayisinde yaşanan son durum ele alındı. Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KTSO) ve Kahramanmaraş Ticaret Borsası yönetiminin yanı sıra tekstilden metal mutfak gereçlerine, kuyumculuktan perakendeye birçok sektör temsilcisinin katıldığı toplantıda sorunlar ve beklentiler dile getirildi.
Toplantıda konuşan KTSO Meclis Başkanı Hanefi Öksüz, deprem sonrası sanayi tesislerinin büyük zarar gördüğünü, bölge nüfusunun yarıya yakınının da göçtüğünü söyledi. Kenti terk etmeyi düşünmediklerini vurgulayan Öksüz, şöyle konuştu: “Yalnız sanayicinin altından kalkamayacağı çok büyük bir yük var. Devletimizin büyük desteğine ihtiyaç var. Açıklanan teşvikler ile ilgili bir yanlış var. Afet bölgesi ilan edilen 11 il depremden aynı oranda etkilenmedi. Ancak destek ve teşvikler 11 ili kapsayacak şekilde açıklanıyor. Bu çok yanlış. Çünkü depremden hiç etkilenmeyen yerler var. Mesela Gaziantep’in sadece iki ilçesi etkilendi. Bütün tesisler ertesi sabah çalışmaya devam etti. Adana’da da 8-10 bina yıkıldı. Maraş’taki yıkım onunla kalsaydı biz kendi iş makinelerimiz ile o binaları temizlerdik. Ama bu şehirde 10 bin bina yıkıldı. Hiçbir kurumu suçlamıyorum, çünkü felaketin boyutu çok büyük. Ben bu şehirde 10 bin kişi çalıştırıyorum. Deprem günü 10 kişi yoktu etrafımızda. Herkes kendi derdine düşmüştü. Maraş önemli bir vilayet ve bir an evvel toparlamamız lazım. Bundan sonra da Maraş’ın desteğe ihtiyacı var, bir an önce normale dönmek istiyoruz.”
“BURADA ADALET İSTİYORUZ”
Kahramanmaraş’ın rekabet gücünün deprem ile kırıldığını vurgulayan Öksüz, bu noktada enerji desteğinin önemine dikkat çekerek, “Diyoruz ki destekler felaketi uğramış yerlere, firmalara verilsin. 12-13 ile genelleme yaparsak hem devlete çıkacak fatura büyüyecek hem de haksızlıklar olacak; Kahramanmaraş rekabet gücünü kaybedecek. Çünkü depremden hiç zarar görmemiş rakip firmalar bu avantajı elde edince rekabet de edemeyeceğiz. Biz burada adalet istiyoruz. Hak hukuk neyse o olsun. İlçe bazlı ama ciddi destekler verilsin. Sanayicinin kendi imkanları ile altından kalkacağı bir felaket değil bu. Fabrikaların tekrar üretime geçmesi uzun zaman istiyor” diye konuştu.
TESİSLERİN YÜZDE 95’İ AĞIR HASARLI
KTSO Başkanı Mustafa Buluntu da Kahramanmaraş’ın tekstil üretiminden aldığı yüzde 55 payın yanı sıra çelik mutfak eşyalarında yüzde 70’lik paya sahip olduğunu söyledi. 30 milyar dolarlık ticaret hacmi bulunan şehrin kuyumculukta da Türkiye ikincisi konumunda bulunduğunu dile getiren Buluntu, şöyle devam etti: “Bu sanayi tesislerinin yüzde 95’i çok ağır hasar aldı. Makine hasarlarımız çok fazla ve aynı zamanda bina hasarlarımız var. Bu tesislerin ayağa kalkması çok uzun zaman alacak. Maraş’ta aktif 5 OSB’den 4’ü çok ciddi hasar aldı. Ciddi destekler bekliyoruz her sektör için. Bu depremden etkilenen 29 bin esnafımız var.”
OSB’lerin yanı sıra bir de küçük sanayi sitesinde 2 bin 500 işyerinin bin 500’ünün hasarlı ve yıkılmış olduğu bilgisini veren Buluntu: “Bunun içinde bakırcılar, alüminyumcular, çelikçiler ve zanaatkarların bulunduğu bölüm çok ciddi hasar aldı. İnsanlar kurtarabildikleri altınları makineleri çıkartıp başka şehirlere yerleşmeye başladı. Küçük sanayi sitesinin bir an önce ayağa kaldırılması lazım” dedi.
“30-40 YILLIK KAZANIMLARI KAYBEDEBİLİRİZ”
Bu sanayi tesislerinin 2004’teki 5084 sayılı teşvik yasası ile çok büyüdüğünü ve şehirde bine yakın sanayi tesisinin bulunduğu bilgisini veren Buluntu, Türkiye’nin en büyük bin sanayi kuruluşu içinde de 40’a yakın Maraş merkezli şirketin yer aldığını hatırlattı. Buluntu: “Maraş sanayide çok büyük bir şehir. Hatay’da yük çok ağır, doğrudur. Hatay tarih ve kültür kenti. Bina olarak yıkımı bizden çok daha fazla. Orayı bir şekilde ayağa kaldırabiliriz ama biz buradaki üretim üslerini ayağa kaldıramazsak 30 yıllık kazanımları kaybedebiliriz. 50 bini tekstil olmak üzere 200 bine yakın istihdamın büyük bölümü nitelikli işgücü. Şu an biz üretim gücümüzü kaybediyoruz. Sanayici ne yapacak? Tesisleri yıkılmış, bir taraftan makine hasarları ile, bir taraftan işçilerini toplamak ile uğraşıyor. İş dünyası kendi özel çabaları ile barınma ile alakalı problemi çözmeye çalışıyor. Biz bir an önce barınma problemini çözüp bu sanayi tesislerini ayağa kaldırmak zorundayız” şeklinde konuştu.
Gelişmelerin global krize yol açabileceği uyarısında bulunan Mustafa Buluntu, “Bursa, Adana, Denizli mesela ekonomik olarak çok zora girebilir. Biz bu süreci çok uzatırsak ciddi ağır hasarlara sebebiyet verebiliriz. Buradaki sanayici işini bırakıp gidebilir, başka şehirlerde yaşayabilir” dedi. Sanayici derdinin para olmadığını vurgulayan Buluntu, “Bizim odamıza bağlı 12 bin şirket var. Seslerini duyurmaya çalışıyoruz. Eğer biz dik durmazsak bu tesisleri ayağa kaldıramazsak, şehri 30-40 yıl öncesine geri döndürmüş oluruz ve ayağa kalkamayız. Buradaki insanların tek derdi bu” ifadelerini kullandı.
ÇALIŞAN ÜCRETİ 1,5 KAT ARTMALI
Maraş’ın ara malı üretimindeki önemine dikkat çeken İTHİB Başkanı Ahmet Öksüz de 30 milyar dolarlık tekstil ve giyim ihracatının hammaddesini Kahramanmaraş’ın ürettiğini söyledi. Şehirdeki tekstil üretiminin 10 milyar doların üzerinde olduğunu anlatan Öksüz, “Biz teşviklerin ilçe bazlı olmasını önemsiyoruz. Zira kaynaklar sonsuz değil. Doğru ilçe ve tesislere yönlendirilmeli. Depremde etkilenen sanayi tesislerinin yüzde 90’ı Kahramanmaraş’ta. Onun için buraya özel önemli kararların alınması gerekiyor ki insanları buraya çekelim. Çalışanlara da işverene yük olmayacak şekilde en az asgari ücretin bir buçuk katı ücret vermemiz gerekiyor. Çalışanı da teşvik etmek gerekiyor. Krediler ile ilgili sıkıntılar var. Merkez Bankası kaynakları reeskont kredilerinde faizsiz öteleme yapıldı ama ticari bankalarda faizsiz olmasını istiyoruz; en azından politika faizi ile bir uzatma olabilir” dedi. Bu işin seçimle ilgisi olmaması gerektiğini de vurgulayan Öksüz, her şeyin çok acil olduğunu vurguladı.
“Otobüslerle gelip kalifiye elemanları aldılar”
KTSO Meclis Üyesi Hikmet Gümüşer şehirde sadece maddi değil aynı zamanda sosyal bir kriz yaşandığına belirterek şu görüşleri paylaştı: “Şehir merkezinde 750 bine yakın nüfus vardı, 100 bin insan kaldı. En önemli kayıp nitelikli işgücünde. Kahramanmaraş’ın önemli sektörlerde rakibi olan Denizli, Bursa, Kayseri ve İstanbul’dan otobüslerle gelip kalifi ye elemanlarımızı kendi şehirlerinde istihdam ettiler. Biz onları geri getirmek için yüksek maaş mı verelim, konaklama mı yaratalım. Bu insanların geri dönmeleri için teşvik programı lazım. Biz bunları kendi kesemiz için istemiyoruz. Bunlar olmazsa Kahramanmaraş diye bir şehir kalmaz. Maraş’ta ufak tefek çalışan fabrikaları görünce kent ayağa kalktı zannediliyor ama ölü bir şehir Maraş. Bizim deprem yaşamayan şehirlere göre farkımızın olması lazım. Buraya biraz da şefk at nazarında bakmak gerekiyor.”

“Alıcılar rakip ülkede tedarikçi aramaya başladı”
Maraş’ın tekstildeki gücüne dikkat çeken KTSO Meclis Üyesi Mahmut Arıkan, kentin sadece iplik, dokuma, örme, ham kumaş üreticisi olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Entegre birçok tesise sahip olduklarını dile getiren Arıkan, “Maraş’ın Türkiye’deki payı örme kumaşta yüzde 40-45, dokuma kumaşta yüzde 40. Zara, H&M, Nike, Lacoste, Decahtlon ve Armani gibi dünyanın birçok sayılı markasına üretim yapıyoruz. Tedarikçilerimiz ‘Ne zaman normalleşeceksiniz, ne zaman sağlıklı bir şekilde depremden önceki üretime döneceksiniz’ diye soruyor. Hazır giyim siparişlerinde azalma var çünkü Maraş bölgedeki en büyük tedarikçi. Bizim net bir tablo ortaya koyarak ‘şu kadar ay sonra eski halimize döneceğiz’ dememiz lazım. Bunu söyleyebilirsek bu depremi fırsata çevirebiliriz. Devlet destekleri olmazsa bu tesisler birer makine yığını haline gelir, eritmeye gider. Tüm markalar tedarikçi arayışında. Rakip ülkeler ile görüşme yapıyorlar. Buralara kolay gelmedik, bu müşterileri kolay elde etmedik. Eğer bunları kaybedersek bu tesisleri ayağa kaldırsak bile mal satacağımız müşteri kalmayacak” diye konuştu.
Bizim artık dinleyecek zamanımız kalmadı
Kahramanmaraş Ticaret Borsası Başkanı Mustafa Narlı, aradan geçen 40 günde çok şeyin konuşulduğunu ve çok fazla dinlediklerini söyledi. “Bizim artık dinleyecek zamanımız kalmadı” diyen Narlı, şöyle konuştu: “Biz her gün 5-10 heyet ile bir araya geldik. Bizim tahammülümüz, bekleyecek zamanımız kalmadı. Hep diyoruz ki acaba yarın mı? Ne yarın bitti ne öbür gün. Kalmadı tükendi. Hep acaba ile hangi günü bekleyeceğiz. Biz acil hızlı Maraş’a ne yapılacaksa bir an önce yapılsın. Biz yoksa bu sanayiyi ayağa kaldıramayız. Benim 100 milyon dolara mal ettiğim tesisime daha elimi vuramadım. Adam bulamıyorum. Ama devletim benim önümü açsa bana bir şey verse en azından daha farklı çalışırım. Teşvik yasasının bir an önce uygulanması, çek takasının bir an önce ertelenmesi lazım. İki hafta sonra takaslar açılıyor. Ne yapacak bu kadar insan. Geçen hafta ödeme topladık. 6 bin Maraş çeki var almayayım mı? Maraşlıyım, Maraşlı arkadaşımın çekini almayayım mı? Bu benim için simsiyah leke olurdu, mecburen aldım. Bu çekler Maraş’ta değil sadece Türkiye’nin tamamında. Bunlar patlayacak ülkenin genelinde. Biz bu şehri el birliği ile ayağa kaldıracağız. Ama bizim de beklentimiz var haklı olarak. Çarşaf çarşaf kararnameler çıktı. Hiçbir şey yok. Yeni yatırıma teşvik var. Ben kendi tesisimi ayağa kaldıramadım ki nasıl yatırım yapayım. Biz bekliyoruz ama her geçen gün de ümidimiz tükeniyor. Empati yapın. Biz dilenmiyoruz. Hiç kimse yanlış anlamasın biz kalkarız Allah’ın izniyle ama bizim devletimize ihtiyacımız var. Onlar da bizim yanımızda olsun”
Çek takas işlemi acilen uzatılmalı
Sanayicilerin ciddi kredi borcu ve çekleri bulunduğunu hatırlatan KTSO Başkanı Mustafa Buluntu, kredi borçlarında 6 ay ötelemenin çözüm olmadığını savundu. Sanayicinin önüne bakması gerektiğini belirten Buluntu, “Şimdi 6 Nisan’da çek takas sistemi yürürlüğe girecek. Buradaki insanlar bırakın çalışmayı daha enkazını kaldıramadı. Bu çekleri birçoğunun ödeme şansı yok. Biz bu insanları çok zor durumda bırakacağız. 6 Nisan’daki çek takas işleminin acil durdurulması lazım. Birçok sanayici bunu bekliyor. Düzenleme yapılmazsa ödeme kredisi çıkarılması lazım. Bizimle beraber birçok insanın batmasına neden olacağız” yorumunu yaptı.
6. Bölge teşviki mevcut tesisleri de kapsamalı
Mustafa Buluntu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Geçen hafta Sanayi Bakanımız buradaydı. Tesisleri, yıkımın boyutunu ve hasarları gördü. Onun üzerine birtakım Cumhurbaşkanlığı kararnameleri yayınlandı. Bölge cazibe merkezi kapsamında alındı ancak mevcut yatırımları kapsamıyor bu. Biz diyoruz ki biz önce mevcut tesislerdeki enkazı kaldıralım. 2004’te yayınlanan 5084 sayılı teşvik yasasının ağır hasar almış ilçelerde güncellenerek uygulanmasını istiyoruz. Gerçekten o yıkımı yaşayan ilçelerimizin bu teşviklerden faydalanmasını çok önemsiyoruz. Çünkü ülkenin de devletin de bütçeleri o kadar geniş değil. 6. Bölge teşvikleri mevcut hali ile mevcut tesisleri de kapsayacak şekilde olmalı. Doğrusu bu. Yeni yatırım zaten uzun yıllar alacak.”
ekonomim
İlginizi Çekebilir
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Altın ve Gümüş: Nerede kalmıştık?
Yayınlanma:
19 saat önce|
22/07/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD borsaları teknoloji hisseleri öncülüğünde yaşanan güçlü toparlanmanın yardımıyla geceyi yükselişle tamamladı. En büyük 500 şirketin işlem gördüğü S&P 500 endeksi %1’e yakın yükselerek üç günlük düşüş serisini sonlandırırken, toparlanmaya özellikle yarı iletken hisseleri öncülük etti. Nasdaq Bileşik endeksinin %1,3 yükselmesinin ardından iyimser havanın Pasifik’in diğer ucuna da yansıdığını görüyoruz. Asya’da bu sabah alımlar hız kazanırken, çip üreticilerinin ağırlıkta olduğu Güney Kore KOSPI endeksi %5 yükseldi. Japonya’da gösterge endeks Tokyo borsası %2 prim yaparken, Güney Kore’nin temmuz ayının ilk bölümünde yarı iletken ihracatının yaklaşık üç katına çıkması ve Tayvan’dan gelen güçlü sipariş verileri, yapay zekâ temalı teknoloji hisselerine yönelik iyimserliği yeniden canlandırdı.
Jeopolitik cephede ise Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’de Suudi petrol tankerlerini hedef alabileceği yönündeki tehditleri nedeniyle Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı 92 dolar seviyesine yükselirken, piyasalarda belirgin bir riskten kaçış eğilimi de görülmedi. Yatırımcılar dikkati yeniden şirket bilançolarına çevirirken, bugün açıklanacak Alphabet ve Tesla sonuçları, yapay zekâ yatırımlarının şirket kârlılığına etkisi açısından yakından takip edilecektir. Diğer taraftan dolar değer kazanırken, sepet kur DXY 101,20 seviyesine varan bir yükseliş kaydetti. İngiltere’nin yeni başbakanı ve Hazine Bakanı şimdilik yeterli heyecan yaratamazken, birkaç gün önce 1,3560 seviyesine yükselen GBPUSD paritesi 1,3370 seviyelerine geri çekildi.
Piyasaların kılavuzu konumunda ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,63 seviyesine gelerek son iki ayın en yüksek seviyesini test ederken, gelecek hafta gerçekleştirilecek olağan Fed toplantısı öncesinde faizlerin sabit bırakılması ana beklenti olmayı sürdürüyor. Fed faiz vadeli kontratları yıl sonuna kadar toplam 38 baz puanlık ilave sıkılaşma ihtimalini fiyatlamaya devam ederken, Ekim toplantısında artırım ihtimali %77 seviyesinde fiyatlandırılıyor. Faiz getirisi olmayan kıymetli metaller, Fed’in yeni başkanının isminin telaffuz edildiği 29 Ocak’tan bu yana (yaklaşık beş aydır) neredeyse her fırsatta satış baskısıyla karşı karşıya kaldı. Son günlerde ise yeniden hayat belirtisi göstermeye başladı. Yükselişin fitilini büyük önem verdiğimiz 54 dolar seviyesinin test edilmesiyle ateşleyen gümüş bu sabah 60 dolar seviyesini test ederken, benzer bir şekilde altının da ons fiyatı 4,140 dolar seviyesine dayanarak teknik mânâda düşüş serisini sonlandırdı. Dün gümüşte açtığımız ilk kademe uzun pozisyonumuza bugün altını da ekleyeceğiz. Unutmayın, bir enstrüman sadece yükselirken alınır! Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin bu sabah 66 bin dolar seviyesinin üzerine yerleşti.
Büyük resimde ise, piyasaların Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik riskleri tamamen göz ardı etmese de, odağını yeniden teknoloji şirketlerinin bilançolarına ve yapay zekâ temasına çevirdiğini görüyoruz. Bu minvalde petrol fiyatları son altı haftanın zirvesini test etse de, risk iştahının bozulmadığı ve yukarıda da görüleceği üzere, kıymetli metallerin daha fazla satış baskısıyla karşı karşıya kalmadığını görüyoruz. Ya da ekonomi ile jeopolitikanın yavaş yavaş ayrışmaya başladığın altını çizmemiz gerekiyor. Haber akışında, ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun diplomatik çözüm arayışını sürdürmeye hazır olduklarına dair mesaj verirken, buna karşın sahadaki gerilim tırmanmaya devam ediyor. Yemen’deki Husiler, uluslararası denizcilik şirketlerine gönderdikleri resmî uyarıda Suudi Arabistan limanlarına yükleme veya boşaltma yapan gemilerin hedef alınabileceğini bildirirken, bu uyarının ardından Asya’ya petrol taşıyan üç Suudi tanker rotasını değiştirdi.
İran’ın Hürmüz Boğazı’na yönelik tehditleriyle birlikte Kızıldeniz’de de risklerin artması, küresel enerji arzı açısından iki kritik deniz geçidini aynı anda baskı altına aldı. Enerji arzına ilişkin riskler ön planda kalsa da, piyasalar bir yandan diplomatik girişimlerden gelebilecek ateşkes sinyallerini, diğer yandan enerji arzını sekteye uğratabilecek somut gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdürüyor. Diplomasi kapısı tamamen kapanmış görünmese de çatışmanın maliyeti ve ekonomik etkilerinin de giderek büyüdüğünü görüyoruz. Pentagon, İran savaşının ABD’ye bugüne kadar 37,5 milyar dolara mal olduğunu açıklarken, ek bütçe talebi Washington’da yaklaşan ara seçimler öncesinde siyasî tartışmaları da beraberinde getirdi. Savaş karşıtı sesler her geçen gün yükseliyor. Başkan Trump savaşta hayatını kaybeden Amerikan askerlerinin sayısının on sekize yükseldiğini açıkladı.
Türkiye cephesinde ise ismi büyük yabancı kurumlardan birinin dün USDTRY kuru ile ilgili kaleme aldığı rapor gündemi oldukça meşgul etti. Goldman Sachs, TCMB’nin önümüzdeki dönemde döviz kurunda daha fazla değer kaybına izin verebileceği ve yıl sonuna kadar %20’lerin ortasında bir yükseliş yaşanabileceği öngördü. Açıkçası raporun mevcut beklentilere kıyasla hangi yeni bilgiyi sunduğunu görmekte zorlandık. Uzun bir süredir bizim de sene sonu için kur beklentimiz yaklaşık 52,00 seviyesinde bulunuyor. Bu da zaten sene başına göre bakılırsa (43,00 – 52,00) yaklaşık %20 düzeyinde bir yükselişe işaret ediyor. Dolayısıyla Goldman’ın raporu, mevcut beklentilerden belirgin şekilde ayrışan yeni bir hikâye sunmaktan ziyade, piyasada zaten konuşulan temel senaryoyu teyit ediyor. Kaldı ki, yabancı kurum raporlarının zaman içinde değişen ekonomik ve jeopolitik gelişmelere bağlı olarak sık sık revize edildiğini de geçmişte defalarca gördük!
Yabancı bir kurumda uzun bir süre çalışan biri olarak bu raporları da nasıl yazdıklarını yakından bilsem de, ayrı bir tartışma konusu olduğundan bu noktaya hiç değinmeyeceğim. Dün Türk mali piyasaları günü limoni bir şekilde tamamladı. Ana endeks %0,7 gerilerken, bankacılık hisseleri %0,8 oranında düştü. XBANK’ın son 20 günde neredeyse %20 gerilediğinin altını çizmek gerekiyor. USDTRY kuru kamunun kontrolünde 47,20 seviyelerine gelirken, 5 yıl vadeli CDS risk primi 240 baz puanla son altı haftanın en yüksek seviyesine geldi. Petrol fiyatlarının seyri, net enerji ithalatçısı olan Türkiye’nin cari açık ve enflasyonla savaşını pekâlâ desteklemiyor. Her ne kadar manşete bakarak petrol fiyatlarının 92 dolar seviyesine gelerek son altı haftanın zirvesini test ettiğini söylerken, rafineri fiyatlarındaki yüksek seyrin daha da belirgin bir hâl aldığını ve arz sorunlarının başta motorin olmak üzere rafineri ürünlerini ciddi şekilde olumsuz etkilediğini not etmek gerekiyor. Bu minvalde, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi de tıpkı petrol fiyatları gibi %41,81 seviyesine yükselerek son altı haftanın zirvesini test etti.
Türkiye cephesinde dün siyasi gelişmeler de ön plana çıktı. CHP’den ayrılan Özgür Özel, bugün yeni partisini kuracağını açıklarken, çok sayıda milletvekilinin yeni oluşuma katılabileceği beklentisi siyasi gündemin ilk sırasına yerleşti. Mali piyasaların gündeminde ise bugün İngiltere’de enflasyon rakamları, Türkiye’de ise kapasite kullanım oranı ile reel kesim güven endeksi takip edilebilir.
Altın
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında
Yayınlanma:
2 gün önce|
21/07/2026Yazan:
BankaVitrini
Dün KKTC Mali piyasaları 20 Temmuz Özgürlük ve Barış Bayramı nedeniyle kapalı konumdaydı. Bayramımız öncelikle kutlu olsun. Kıbrıs’ta son günlerde hareketli seyir dikkat çekiyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 27-29 Temmuz tarihlerinde dayı ziyaret etmesi bekleniyor. İki liderle ayrı görüşmelerin ardından üçlü zirve gerçekleştirilecek. BM, taraflar arasında diyaloğu yeniden canlandırmayı ve ağustos sonu veya eylül ayında yeni bir gayriresmî 5+1 toplantısı için ortak zemin oluşturmayı amaçlıyor. Sürecin seyrinin, Kıbrıs meselesinde önümüzdeki dönemin diplomatik takvimi açısından belirleyici olacağını düşünüyoruz.
Öte yandan, KKTC-Türkiye arasında doğalgaz hattı için ilk imzalar atıldı. İmzalanan mutabakat zaptı kapsamında Türkiye’den deniz altı boru hattıyla KKTC’ye doğalgaz ulaştırılması hedefleniyor. Projenin hayata geçmesiyle enerji arz güvenliğinin güçlenmesi, elektrik üretim maliyetlerinin düşmesi ve sanayi ile turizm sektörünün rekabet gücünün artması amaçlanıyor. Rum basınında projenin geniş yankı bulduğunu görüyoruz. NATO Zirvesi’nde Türkiye’nin gövde gösterisinin ardından, bazı yorumlarda, su ve elektrik projelerinin ardından doğalgaz hattının da tamamlanmasıyla KKTC’nin enerji alanında ciddi bir avantaj elde edebileceği, mevcut eğilimin sürmesi halinde Güney Kıbrıs’ın gelecekte KKTC’den daha ucuz elektrik temin etmek zorunda kalabileceği değerlendirmelerine yer verildi.
Büyük resme baktığımızda ise Avrupa’nın Rus gazına alternatif arayışı devam ederken, Doğu Akdeniz kaynaklarının KKTC üzerinden Türkiye’ye, oradan da Avrupa pazarına ulaştırılması, mesafe ve maliyet açısından en rasyonel güzergâhlardan biri olacağı enerji uzmanları tarafından değerlendiriliyor. Ancak bölgedeki jeopolitik dengeler ve siyasi anlaşmazlıklar, ekonomik açıdan en verimli görülen bu rotanın hayata geçirilmesinin önündeki en büyük engel olmayı sürdürüyor. Bu sürecin, KKTC’nin uluslararası alandaki k gündemin merkezinde onumuna da olumlu katkı sağlamasını temenni ediyoruz.
Küresel mali piyasaların gündeminde ise ABD-İran savaşının gündemin merkezinde yer tutmaya devam ediyor. ABD ordusunun Mart ayından bu yana ilk kez can kaybı yaşaması ardından jeopolitik riskler yeniden tırmanırken, Hürmüz Boğazı’nda petrol tankerlerine yönelik saldırılar ve bölgedeki enerji altyapısını hedef alan gelişmeler, arz güvenliğine ilişkin endişeleri yeniden artırdı. Tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün gün içinde 91 doların üzerine yükselse de, diplomatik temasların yeniden başlayabileceği beklentisiyle kazanımlarının önemli bir bölümünü geri verdi.
Petrol fiyatlarındaki yükselişe rağmen küresel risk iştahında belirgin bir bozulma yaşanmaması dikkat çekiyor. Cuma günü teknik açıdan önemli gördüğümüz 100,50 seviyesini bir kez daha test eden dolar endeksi (DXY), buradan gelen tepki alımlarıyla 100,90 seviyesine toparlandı. Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon endişelerini yeniden gündeme taşımasıyla, piyasaların para politikası beklentileri açısından yakından izlediği ABD 2 yıllık tahvil getirisi de hafif yükselerek %4,20 seviyesine çıktı. Vadeli kontratlar yıl sonuna kadar toplam 33 baz puanlık faiz artışını fiyatlarken, ekim toplantısında faiz artırımı olasılığı %71 seviyesinde bulunuyor.
Faiz getirisi olmayan kıymetli metallerde ise altının ons fiyatı 4,040 dolar seviyesine yükselirken, gümüşün ise geçen hafta büyük bir önemle takip ettiğimiz 54 dolar seviyelerini test ederek toparlanmaya başladığını görüyoruz. Gümüşte son günlerde fiyatın gerilemesine rağmen teknik analizde sıklıkta rastladığımız güç göstergesi olan RSI göstergesinin gerilememesi, hatta yükselmesi, dibin test edilmiş olabileceğine işaret ediyor. Teknik mânâda aşağıdaki grafikten de görülebileceği üzere bu sabah 58 dolar seviyesine yaklaşan gümüşte, eğer beklenmedik olumsuz bir gelişme olmazsa yukarı yönlü isteğin artmaya başlayacağını düşünüyoruz. Böyle bir durumda yukarıda ilk seviye olarak 63 doları hedefleyeceğiz. Bugün kademeli olarak uzun pozisyona geçmek için hazırlıklara başlayacağız.
Gümüşte yukarı yönlü hareketlilik dikkatimizi çekmeye devam ederken, altın tarafında da benzer bir hareketten söz etmek adına yukarıda 4,100 dolar seviyesinin üzerinde kapanış görmek isteyeceğiz. Aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere, Bloomberg Emtia Endeksinin genelinde yeniden yükseliş isteğinin tırmandığını görüyoruz. Öte yandan, dört haftadır yükseliş isteği sergileyen lâkin bir türlü 65 bin dolar seviyesinin üzerine yerleşemeyen Bitcoin bu sabah 65,500 dolar seviyelerine kadar gelerek kıymetli metallerdeki yükselişe eşlik ettiğinin altını çizmek isteriz.
Yemen’deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan’a deniz ablukası ilan etmesi, ABD-İran savaşının Kızıldeniz’e yayılma riskini artırdı. Henüz Bab el-Mendep Boğazı’nın tamamen kapandığına dair bir bilgi bulunmazken, olası saldırılar veya sevkiyatların aksaması, Hürmüz Boğazı’ndaki kayıplara ek olarak küresel petrol arzı, navlun ve sigorta maliyetleri üzerinde baskı yaratabileceğini düşünüyoruz. Buna karşılık İran ile ABD arasında ateşkes arayışlarının sürmesi, petrol fiyatlarındaki ilk yükselişin sınırlı kalmasını sağladı. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün gün boyu 86-91 dolar geniş bandında hareket ettikten bu sabah 88 dolar seviyelerinde dengelendiğini görüyoruz.
ABD borsaları dün geceyi yatay tamamlarken, yeni gün başlangıcında, Pasifik’in diğer ucunda iyimser bir seyir görüyoruz. Orta Doğu’da ateşkes için yürütülen arabuluculuk girişimlerinin yanı sıra petrol fiyatlarını bir aylık zirveden aşağı gevşemesiyle gösterge endeks Tokyo borsası %2,5 yükselirken, gözlerin üzerine çevrili olduğu ve dün %4,5 gerileyen Güney Kore borsası KOSPI bu sabah %4,5 yükseliş kaydetti. ABD borsalarının da vadeli işlemlerinde yükseliş isteği göze çarparken, Nasdaq vadelisinde %1 yükseliş dikkat çekiyor.
Jeopolitik riskler ve petrol fiyatlarındaki oynaklık yakından takip edilirken, piyasaların odağı ikinci çeyrek bilanço sezonuna çevrilmiş durumda. Bu hafta Alphabet, Tesla, Intel ve IBM başta olmak üzere teknoloji devlerinin açıklayacağı finansal sonuçlar, yıl boyunca yapay zekâ temasıyla yükselen piyasaların yönü açısından kritik önemle takip edilecektir. Alphabet’in yeni yapay zekâ çipleri geliştirdiğine yönelik haber akışı teknoloji sektörüne alım getirdi. Ancak beklentilerin oldukça yükseldiği mevcut ortamda, şirketlerin yalnızca kârlılık rakamları değil, gelecek döneme ilişkin verecekleri mesajlar da piyasalarda belirleyici olacaktır.
Avrupa siyasetinde ise İngiltere’de yeni dönem resmen başladı. İşçi Partisi lideri Keir Starmer’ın görevden ayrılmasının ardından başbakanlık koltuğuna oturan Manchester eski Belediye Başkanı Andy Burnham, son 10 yılda yedinci başbakan oldu. Siyasî istikrarsızlığa son verme sözü veren Burnham, 40 yılın en büyük değişimini hedefleyen yeni bir siyasi ve ekonomik model hazırlayacağını açıkladı. İlk aşamada hayat pahalılığı, konut sorunu ve zayıf ekonomik büyümeye odaklanacağını söylerken, piyasa fiyatlamasına bakarsak GBPUSD paritesi 3 gündür gerileyerek 1,3430 seviyelerine geri çekildi. İngiltere borsası FTSE100 de benzer bir şekilde günü %0,7 oranında düşüşle tamamladı. Bu arada dün gece saatlerinde, daha önce 2002-2007 yılları arasında Hazine’de görev yapan Savunma eski Bakanı John Healey’i maliye bakanı olarak atadı. Healey, yatırımcılar ve parlamenterler tarafından deneyimli ve güven veren bir isim olarak karşılandığını haber akışında okuyoruz. Bugün İngiltere piyasalarının Healey atamasını nasıl fiyatlayacağını takip edeceğiz.
TCMB, Piyasa Katılımcıları Anketi’nin Temmuz ayı sonuçlarına göre, sene sonu TÜFE beklentisi ve on iki ay sonrasına ilişkin beklenti hemen hemen önemli bir değişim göstermeden sırasıyla %29,21 ve %23,95 oldu. Sene sonu USDTRY kuru beklentisi 51,55 olurken, sene sonuna kadar katılımcılar TCMB’den 230 baz puan faiz indirimi beklerken (%37’den %34,70), Perşembe günü sonuçlanacak olağan PPK toplantısında ise faizlerin sabit tutulacağı tahmin ediliyor (bakınız grafik).
Türk mali piyasaları geçen hafta tahterevalli misali inişli çıkışlı bir seyir izlemişti. Küresel arenada cereyan eden olumsuzluklar ve iç siyasette artan endişeler ön plana çıkarken, NATO Zirvesi ardından yeşeren ABD yaptırımlarının kalkacağı beklentisi, S-400 ve F-35 meseleleri ön planda kalmaya devam etti. Dün BIST100 ana endeksi günü %0,7 oranında artışla tamamlarken, bankacılık endeksi %1,6 geriledi. USDTRY kuru kamunun kontrolünde 47,20 seviyelerine gelirken, yurt içi yerleşiklerin TL ilgisinin devam ettiğini görüyoruz. TCMB’nin Cuma valörlü işlemlerde 38 milyar dolar seviyesine yükselen net yabancı para pozisyonu, pazartesi valörlü işlemlerde -hafta sonu riski- 33,7 milyar dolar seviyesine geriledi. Altın fiyatlarının derleme etkisiyle rezervler üzerinde olumsuz etki doğurması, net pozisyon üzerinde baskı kuruyor. CDS risk primi uzun bir aradan sonra 220-230 baz puan seviyelerini terk ederek 240 baz puana yükseldi.
23. FIFA Dünya Kupası’nın finalinde İspanya, uzatma dakikalarında bulduğu golle Arjantin’i 1-0 mağlup ederek tarihindeki ikinci Dünya Kupası şampiyonluğunu kazandı. Maç boyunca oyunun kontrolünü elinde tutan İspanya, üstün futbolunu son bölümde skora yansıtmayı başarırken, bu zaferle şampiyonluk sayısını ikiye çıkararak Fransa ve Uruguay’ı yakaladı. Arjantin ise üç şampiyonlukta kaldı. Böylece Dünya Kupası tarihindeki denge de Avrupa lehine biraz daha bozuldu. Avrupa ülkeleri toplam 13, Güney Amerika temsilcileri ise 10 şampiyonluğa ulaştı. Turnuvanın ardından Paraguay ve Arjantin eleştirilen odağına yerleşti.
TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi
TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi – USDTRY ve TÜFE
Gümüş
Bloomberg Emtia Endeksi
Emre Değirmencioğlu
GÜNCEL
Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek
Yayınlanma:
2 gün önce|
21/07/2026Yazan:
BankaVitrini
İSO 500 Verileri Alarm Veriyor: Finansman Yükü Hafiflese de Sanayicinin Omuzundaki Baskı Sürüyor
İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025 verileri, Türkiye sanayisinin yüksek faiz ve sıkı para politikasının etkilerini hissetmeye devam ettiğini açık şekilde ortaya koyuyor. Finansman maliyetlerinde 2024 yılına kıyasla sınırlı bir iyileşme görülse de, şirket bilançoları üzerindeki baskı hâlâ tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde seyrediyor.
Hatırlanacağı üzere, 2024 yılında İSO 500 şirketlerinin finansman giderleri yalnızca %16 artmasına rağmen, faaliyet kârı %31,6 gerilemiş, bunun sonucunda finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı %56,9’dan %96,6’ya yükselerek tarihi zirvelerden birine ulaşmıştı. Başka bir ifadeyle, sanayi şirketleri faaliyetlerinden elde ettikleri kârın neredeyse tamamını finansman giderlerine ayırmak zorunda kalmıştı.
2025 yılı verileri ise bu baskının kısmen hafiflediğini ancak sorunun henüz çözülemediğini gösteriyor.
Net satışlar 2025 yılında %27 artış gösterirken, finansman giderleri %38,1 gibi daha yüksek bir oranla artarak 854,7 milyar TL’ye ulaştı. Böylece finansman giderlerinin net satışlar içindeki payı %6’dan %6,6’ya yükseldi. Bu tablo, satış gelirleri artsa bile finansman maliyetlerinin daha hızlı büyüdüğünü ve şirketlerin önemli bir bölümünün büyüme performansını kredi maliyetleri nedeniyle bilançolarına yansıtamadığını ortaya koyuyor.
Olumlu tarafta ise faaliyet kârındaki toparlanma dikkat çekiyor. Faaliyet kârı 2025 yılında %57,1 artışla yaklaşık 1 trilyon TL’ye ulaşırken, finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı %96,6’dan %84,9’a geriledi. Bu gelişme ilk bakışta önemli bir iyileşme gibi görünse de, tarihsel perspektiften bakıldığında tablo hâlâ endişe verici.
Çünkü 2015-2024 döneminde finansman giderlerinin faaliyet kârına oranı ortalama %64,5 seviyesinde gerçekleşmişti. Buna göre 2025 yılında kaydedilen %84,9’luk oran, uzun dönem ortalamasının yaklaşık 20 puan üzerinde bulunuyor. Bu da sanayi şirketlerinin yüksek faiz ortamının yarattığı finansman baskısını hâlâ yoğun şekilde yaşamaya devam ettiğini gösteriyor.
Verilerin Verdiği Mesaj
İSO 500 sonuçları, para politikasındaki sıkılığın reel sektör üzerindeki etkisinin henüz sona ermediğine işaret ediyor. Faaliyet kârlılığındaki toparlanma olumlu olmakla birlikte, şirketlerin ürettiği katma değerin çok önemli bir kısmı finansman maliyetleri tarafından tüketilmeye devam ediyor.
Bu nedenle firmalar açısından önümüzdeki dönemde;
- işletme sermayesi yönetiminin güçlendirilmesi,
- nakit dönüş süresinin kısaltılması,
- borç vadesi ve faiz riskinin yeniden yapılandırılması,
- özkaynak finansmanının artırılması,
- verimlilik ve kârlılık odaklı üretim modellerine geçilmesi,
her zamankinden daha kritik hale geliyor.
Sonuç olarak, 2025 verileri finansman baskısının zirveden geri dönmeye başladığını gösterse de, sanayi sektörünün hâlâ tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde bir faiz yükü taşıdığını ortaya koyuyor. Bu görünüm, para politikasındaki normalleşmenin hızına bağlı olarak 2026 yılında finansman maliyetlerinin seyri açısından belirleyici olmaya devam edecek.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.039)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.603)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (579)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.978)
- GÜNCEL (4.522)
- GÜNDEM (3.557)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.722)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.466)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (821)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (114)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (57)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (93)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Tesla'nın kârı ikinci çeyrekte beklentilerin altında kaldı 22/07/2026
- Amazon, yapay zeka biriminde işten çıkarmaya gitti 22/07/2026
- Erakçi: ABD saldırısına destek verenler meşru hedef olacak 22/07/2026
- Güney Kore'den Hürmüz iddialarına yalanlama 22/07/2026
- "İran'ın petrol satamadığı bölgede kimse petrol satamaz" 22/07/2026
- AB'den Paramount-Warner Bros. anlaşmasına şartlı onay 22/07/2026
- Musk, yapay zekayla "The Odyssey" çekeceğini duyurdu 22/07/2026
- Çin ve ASEAN'dan enerji işbirliğini güçlendirme kararı 22/07/2026
- Reel kesimin döviz açığı Mayıs'ta 204,4 milyar dolar oldu 22/07/2026
- İç talep göstergesi Temmuz'da sert gerilemeye işaret etti 22/07/2026
SON YAZILAR
- Altın ve Gümüş: Nerede kalmıştık? 22/07/2026
- Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında 21/07/2026
- Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek 21/07/2026
- İSO, “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı 21/07/2026
- Ekonomide “Ruj Etkisi” Nedir? 20/07/2026
- KGF Akbank Mobil’de 20/07/2026
- HANGİ SEKTÖRLERE YATIRIM YAPMALI, HANGİLERİNE YAPMAMALI ? 20/07/2026
- Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi 19/07/2026
- Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin 19/07/2026
- Şirkete Değil, Kariyerinize Sadık Kalın 18/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu






