Connect with us

GÜNCEL

Kahramanmaraşlı iş insanları ‘kredi ve çeklerin ödenmesi çok zor’

Kahramanmaraş’ta sanayiciler deprem teşviklerinin adaletli bir şekilde ilçe bazlı ve mevcut yatırımları kapsayacak şekilde düzenlenmesini istiyor. “Yarını bekleyecek gücümüz ve zamanımız kalmadı” diyen sanayici 40 yıllık kazanımların bir anda kaybedilebileceğine dikkat çekiyor. 11 ilin toplamı aylık ortalama 30 milyar TL çek öderken; bölgede 575 milyar TL Banka kredisi var

Yayınlanma:

|

Kahramanmaraş’ta art arda meydana gelen ve 11 ili etkileyen depremlerin ardından 40 gün geride kaldı. Hatay’ın ardından en fazla yıkımın gerçekleştiği Kahramanmaraş, üretim tesisleri tarafında ise en fazla hasarı alan bölge olarak öne çıktı. Yoğun göç veren şehrin 750 bin kişilik nüfusu 40 günde 100 binin altına düştü, göçenlerin başında nitelikli çalışanlar yer aldı. Deprem öncesi 30 milyar dolarlık ticaret hacmine sahip şehrin ekonomisine yönelik elle tutulur herhangi bir çalışma yapılmadığını savunan bölge iş insanları, “adalet” çağrısı yaptı.

Devleti her zamankinden daha çok yanlarında görmek istediklerini dile getiren iş insanları, doğru adaletli ve zamanında teşvik ve destek istediklerini belirterek, “Yarını bekleyecek zamanımız, gücümüz yok. Sanayiciye, esnafa destek verilmezse Maraş 30-40 yılda elde ettiği kazanımları kaybedecek” uyarısında bulundu.

ŞEHRİN YARISI GÖÇTÜ

İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliğinin (İTHİB) Kahramanmaraş’ta düzenlediği toplantıda deprem sonrası bölge sanayisinde yaşanan son durum ele alındı. Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KTSO) ve Kahramanmaraş Ticaret Borsası yönetiminin yanı sıra tekstilden metal mutfak gereçlerine, kuyumculuktan perakendeye birçok sektör temsilcisinin katıldığı toplantıda sorunlar ve beklentiler dile getirildi.

Toplantıda konuşan KTSO Meclis Başkanı Hanefi Öksüz, deprem sonrası sanayi tesislerinin büyük zarar gördüğünü, bölge nüfusunun yarıya yakınının da göçtüğünü söyledi. Kenti terk etmeyi düşünmediklerini vurgulayan Öksüz, şöyle konuştu: “Yalnız sanayicinin altından kalkamayacağı çok büyük bir yük var. Devletimizin büyük desteğine ihtiyaç var. Açıklanan teşvikler ile ilgili bir yanlış var. Afet bölgesi ilan edilen 11 il depremden aynı oranda etkilenmedi. Ancak destek ve teşvikler 11 ili kapsayacak şekilde açıklanıyor. Bu çok yanlış. Çünkü depremden hiç etkilenmeyen yerler var. Mesela Gaziantep’in sadece iki ilçesi etkilendi. Bütün tesisler ertesi sabah çalışmaya devam etti. Adana’da da 8-10 bina yıkıldı. Maraş’taki yıkım onunla kalsaydı biz kendi iş makinelerimiz ile o binaları temizlerdik. Ama bu şehirde 10 bin bina yıkıldı. Hiçbir kurumu suçlamıyorum, çünkü felaketin boyutu çok büyük. Ben bu şehirde 10 bin kişi çalıştırıyorum. Deprem günü 10 kişi yoktu etrafımızda. Herkes kendi derdine düşmüştü. Maraş önemli bir vilayet ve bir an evvel toparlamamız lazım. Bundan sonra da Maraş’ın desteğe ihtiyacı var, bir an önce normale dönmek istiyoruz.”

“BURADA ADALET İSTİYORUZ”

Kahramanmaraş’ın rekabet gücünün deprem ile kırıldığını vurgulayan Öksüz, bu noktada enerji desteğinin önemine dikkat çekerek, “Diyoruz ki destekler felaketi uğramış yerlere, firmalara verilsin. 12-13 ile genelleme yaparsak hem devlete çıkacak fatura büyüyecek hem de haksızlıklar olacak; Kahramanmaraş rekabet gücünü kaybedecek. Çünkü depremden hiç zarar görmemiş rakip firmalar bu avantajı elde edince rekabet de edemeyeceğiz. Biz burada adalet istiyoruz. Hak hukuk neyse o olsun. İlçe bazlı ama ciddi destekler verilsin. Sanayicinin kendi imkanları ile altından kalkacağı bir felaket değil bu. Fabrikaların tekrar üretime geçmesi uzun zaman istiyor” diye konuştu.

TESİSLERİN YÜZDE 95’İ AĞIR HASARLI

KTSO Başkanı Mustafa Buluntu da Kahramanmaraş’ın tekstil üretiminden aldığı yüzde 55 payın yanı sıra çelik mutfak eşyalarında yüzde 70’lik paya sahip olduğunu söyledi. 30 milyar dolarlık ticaret hacmi bulunan şehrin kuyumculukta da Türkiye ikincisi konumunda bulunduğunu dile getiren Buluntu, şöyle devam etti: “Bu sanayi tesislerinin yüzde 95’i çok ağır hasar aldı. Makine hasarlarımız çok fazla ve aynı zamanda bina hasarlarımız var. Bu tesislerin ayağa kalkması çok uzun zaman alacak. Maraş’ta aktif 5 OSB’den 4’ü çok ciddi hasar aldı. Ciddi destekler bekliyoruz her sektör için. Bu depremden etkilenen 29 bin esnafımız var.”

OSB’lerin yanı sıra bir de küçük sanayi sitesinde 2 bin 500 işyerinin bin 500’ünün hasarlı ve yıkılmış olduğu bilgisini veren Buluntu: “Bunun içinde bakırcılar, alüminyumcular, çelikçiler ve zanaatkarların bulunduğu bölüm çok ciddi hasar aldı. İnsanlar kurtarabildikleri altınları makineleri çıkartıp başka şehirlere yerleşmeye başladı. Küçük sanayi sitesinin bir an önce ayağa kaldırılması lazım” dedi.

“30-40 YILLIK KAZANIMLARI KAYBEDEBİLİRİZ”

Bu sanayi tesislerinin 2004’teki 5084 sayılı teşvik yasası ile çok büyüdüğünü ve şehirde bine yakın sanayi tesisinin bulunduğu bilgisini veren Buluntu, Türkiye’nin en büyük bin sanayi kuruluşu içinde de 40’a yakın Maraş merkezli şirketin yer aldığını hatırlattı. Buluntu: “Maraş sanayide çok büyük bir şehir. Hatay’da yük çok ağır, doğrudur. Hatay tarih ve kültür kenti. Bina olarak yıkımı bizden çok daha fazla. Orayı bir şekilde ayağa kaldırabiliriz ama biz buradaki üretim üslerini ayağa kaldıramazsak 30 yıllık kazanımları kaybedebiliriz. 50 bini tekstil olmak üzere 200 bine yakın istihdamın büyük bölümü nitelikli işgücü. Şu an biz üretim gücümüzü kaybediyoruz. Sanayici ne yapacak? Tesisleri yıkılmış, bir taraftan makine hasarları ile, bir taraftan işçilerini toplamak ile uğraşıyor. İş dünyası kendi özel çabaları ile barınma ile alakalı problemi çözmeye çalışıyor. Biz bir an önce barınma problemini çözüp bu sanayi tesislerini ayağa kaldırmak zorundayız” şeklinde konuştu.

Gelişmelerin global krize yol açabileceği uyarısında bulunan Mustafa Buluntu, “Bursa, Adana, Denizli mesela ekonomik olarak çok zora girebilir. Biz bu süreci çok uzatırsak ciddi ağır hasarlara sebebiyet verebiliriz. Buradaki sanayici işini bırakıp gidebilir, başka şehirlerde yaşayabilir” dedi. Sanayici derdinin para olmadığını vurgulayan Buluntu, “Bizim odamıza bağlı 12 bin şirket var. Seslerini duyurmaya çalışıyoruz. Eğer biz dik durmazsak bu tesisleri ayağa kaldıramazsak, şehri 30-40 yıl öncesine geri döndürmüş oluruz ve ayağa kalkamayız. Buradaki insanların tek derdi bu” ifadelerini kullandı.

ÇALIŞAN ÜCRETİ 1,5 KAT ARTMALI

Maraş’ın ara malı üretimindeki önemine dikkat çeken İTHİB Başkanı Ahmet Öksüz de 30 milyar dolarlık tekstil ve giyim ihracatının hammaddesini Kahramanmaraş’ın ürettiğini söyledi. Şehirdeki tekstil üretiminin 10 milyar doların üzerinde olduğunu anlatan Öksüz, “Biz teşviklerin ilçe bazlı olmasını önemsiyoruz. Zira kaynaklar sonsuz değil. Doğru ilçe ve tesislere yönlendirilmeli. Depremde etkilenen sanayi tesislerinin yüzde 90’ı Kahramanmaraş’ta. Onun için buraya özel önemli kararların alınması gerekiyor ki insanları buraya çekelim. Çalışanlara da işverene yük olmayacak şekilde en az asgari ücretin bir buçuk katı ücret vermemiz gerekiyor. Çalışanı da teşvik etmek gerekiyor. Krediler ile ilgili sıkıntılar var. Merkez Bankası kaynakları reeskont kredilerinde faizsiz öteleme yapıldı ama ticari bankalarda faizsiz olmasını istiyoruz; en azından politika faizi ile bir uzatma olabilir” dedi. Bu işin seçimle ilgisi olmaması gerektiğini de vurgulayan Öksüz, her şeyin çok acil olduğunu vurguladı.

“Otobüslerle gelip kalifiye elemanları aldılar”

KTSO Meclis Üyesi Hikmet Gümüşer şehirde sadece maddi değil aynı zamanda sosyal bir kriz yaşandığına belirterek şu görüşleri paylaştı: “Şehir merkezinde 750 bine yakın nüfus vardı, 100 bin insan kaldı. En önemli kayıp nitelikli işgücünde. Kahramanmaraş’ın önemli sektörlerde rakibi olan Denizli, Bursa, Kayseri ve İstanbul’dan otobüslerle gelip kalifi ye elemanlarımızı kendi şehirlerinde istihdam ettiler. Biz onları geri getirmek için yüksek maaş mı verelim, konaklama mı yaratalım. Bu insanların geri dönmeleri için teşvik programı lazım. Biz bunları kendi kesemiz için istemiyoruz. Bunlar olmazsa Kahramanmaraş diye bir şehir kalmaz. Maraş’ta ufak tefek çalışan fabrikaları görünce kent ayağa kalktı zannediliyor ama ölü bir şehir Maraş. Bizim deprem yaşamayan şehirlere göre farkımızın olması lazım. Buraya biraz da şefk at nazarında bakmak gerekiyor.”

“Alıcılar rakip ülkede tedarikçi aramaya başladı”

Maraş’ın tekstildeki gücüne dikkat çeken KTSO Meclis Üyesi Mahmut Arıkan, kentin sadece iplik, dokuma, örme, ham kumaş üreticisi olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Entegre birçok tesise sahip olduklarını dile getiren Arıkan, “Maraş’ın Türkiye’deki payı örme kumaşta yüzde 40-45, dokuma kumaşta yüzde 40. Zara, H&M, Nike, Lacoste, Decahtlon ve Armani gibi dünyanın birçok sayılı markasına üretim yapıyoruz. Tedarikçilerimiz ‘Ne zaman normalleşeceksiniz, ne zaman sağlıklı bir şekilde depremden önceki üretime döneceksiniz’ diye soruyor. Hazır giyim siparişlerinde azalma var çünkü Maraş bölgedeki en büyük tedarikçi. Bizim net bir tablo ortaya koyarak ‘şu kadar ay sonra eski halimize döneceğiz’ dememiz lazım. Bunu söyleyebilirsek bu depremi fırsata çevirebiliriz. Devlet destekleri olmazsa bu tesisler birer makine yığını haline gelir, eritmeye gider. Tüm markalar tedarikçi arayışında. Rakip ülkeler ile görüşme yapıyorlar. Buralara kolay gelmedik, bu müşterileri kolay elde etmedik. Eğer bunları kaybedersek bu tesisleri ayağa kaldırsak bile mal satacağımız müşteri kalmayacak” diye konuştu.

Bizim artık dinleyecek zamanımız kalmadı

Kahramanmaraş Ticaret Borsası Başkanı Mustafa Narlı, aradan geçen 40 günde çok şeyin konuşulduğunu ve çok fazla dinlediklerini söyledi. “Bizim artık dinleyecek zamanımız kalmadı” diyen Narlı, şöyle konuştu: “Biz her gün 5-10 heyet ile bir araya geldik. Bizim tahammülümüz, bekleyecek zamanımız kalmadı. Hep diyoruz ki acaba yarın mı? Ne yarın bitti ne öbür gün. Kalmadı tükendi. Hep acaba ile hangi günü bekleyeceğiz. Biz acil hızlı Maraş’a ne yapılacaksa bir an önce yapılsın. Biz yoksa bu sanayiyi ayağa kaldıramayız. Benim 100 milyon dolara mal ettiğim tesisime daha elimi vuramadım. Adam bulamıyorum. Ama devletim benim önümü açsa bana bir şey verse en azından daha farklı çalışırım. Teşvik yasasının bir an önce uygulanması, çek takasının bir an önce ertelenmesi lazım. İki hafta sonra takaslar açılıyor. Ne yapacak bu kadar insan. Geçen hafta ödeme topladık. 6 bin Maraş çeki var almayayım mı? Maraşlıyım, Maraşlı arkadaşımın çekini almayayım mı? Bu benim için simsiyah leke olurdu, mecburen aldım. Bu çekler Maraş’ta değil sadece Türkiye’nin tamamında. Bunlar patlayacak ülkenin genelinde. Biz bu şehri el birliği ile ayağa kaldıracağız. Ama bizim de beklentimiz var haklı olarak. Çarşaf çarşaf kararnameler çıktı. Hiçbir şey yok. Yeni yatırıma teşvik var. Ben kendi tesisimi ayağa kaldıramadım ki nasıl yatırım yapayım. Biz bekliyoruz ama her geçen gün de ümidimiz tükeniyor. Empati yapın. Biz dilenmiyoruz. Hiç kimse yanlış anlamasın biz kalkarız Allah’ın izniyle ama bizim devletimize ihtiyacımız var. Onlar da bizim yanımızda olsun”

Çek takas işlemi acilen uzatılmalı

Sanayicilerin ciddi kredi borcu ve çekleri bulunduğunu hatırlatan KTSO Başkanı Mustafa Buluntu, kredi borçlarında 6 ay ötelemenin çözüm olmadığını savundu. Sanayicinin önüne bakması gerektiğini belirten Buluntu, “Şimdi 6 Nisan’da çek takas sistemi yürürlüğe girecek. Buradaki insanlar bırakın çalışmayı daha enkazını kaldıramadı. Bu çekleri birçoğunun ödeme şansı yok. Biz bu insanları çok zor durumda bırakacağız. 6 Nisan’daki çek takas işleminin acil durdurulması lazım. Birçok sanayici bunu bekliyor. Düzenleme yapılmazsa ödeme kredisi çıkarılması lazım. Bizimle beraber birçok insanın batmasına neden olacağız” yorumunu yaptı.

6. Bölge teşviki mevcut tesisleri de kapsamalı

Mustafa Buluntu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Geçen hafta Sanayi Bakanımız buradaydı. Tesisleri, yıkımın boyutunu ve hasarları gördü. Onun üzerine birtakım Cumhurbaşkanlığı kararnameleri yayınlandı. Bölge cazibe merkezi kapsamında alındı ancak mevcut yatırımları kapsamıyor bu. Biz diyoruz ki biz önce mevcut tesislerdeki enkazı kaldıralım. 2004’te yayınlanan 5084 sayılı teşvik yasasının ağır hasar almış ilçelerde güncellenerek uygulanmasını istiyoruz. Gerçekten o yıkımı yaşayan ilçelerimizin bu teşviklerden faydalanmasını çok önemsiyoruz. Çünkü ülkenin de devletin de bütçeleri o kadar geniş değil. 6. Bölge teşvikleri mevcut hali ile mevcut tesisleri de kapsayacak şekilde olmalı. Doğrusu bu. Yeni yatırım zaten uzun yıllar alacak.”

ekonomim

Okumaya devam et

BORSA

SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü

SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.

Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.

Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?

SASA ne yaptı?

Şirketin açıklamasına göre;

  • Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
  • 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
  • Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
  • Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
  • Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.

Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.

Şirket açısından olumlu sonuçlar

PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:

1. Döviz borcu azaldı

Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.

2. Finansal kaldıraç düştü

Borç/özkaynak dengesi iyileşti.

3. Faiz yükü azaldı

Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.

4. Nakit çıkışı önlendi

Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.

Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.

Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?

Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.

Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.

Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.

Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:

  • Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
  • Arz edilen pay miktarı arttı.
  • Satış baskısı oluştu.
  • Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
  • Portföy değerleri eridi.

Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?

Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.

Tahvil yatırımcısı:

  • Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
  • Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
  • Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.

Borsa yatırımcısı ise:

  • Açık piyasadan hisse aldı.
  • Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
  • Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.

Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”

İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?

Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.

Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.

Bunun birkaç nedeni bulunuyor.

1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu

PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.

2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı

Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.

3. Satış baskısı öngörülemedi

Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.

4. Güven sorunu oluştu

Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.

Yatırımcılar yanıltıldı mı?

Bu soru bugün en çok tartışılan konu.

Ancak hukuki açıdan bakıldığında;

“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.

Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.

Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.

Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.

Asıl sorun ne?

Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.

Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.

Ancak bu kararların;

  • Küçük yatırımcıya etkileri,
  • Riskleri,
  • Olası fiyat baskıları,
  • Seyrelme sonuçları,

yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.

Sonuç

SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.

Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.

Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.

Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.

Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.

Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.

Bankavitrini.com Analiz

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.

Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.