Connect with us

GÜNCEL

Kahramanmaraşlı iş insanları ‘kredi ve çeklerin ödenmesi çok zor’

Kahramanmaraş’ta sanayiciler deprem teşviklerinin adaletli bir şekilde ilçe bazlı ve mevcut yatırımları kapsayacak şekilde düzenlenmesini istiyor. “Yarını bekleyecek gücümüz ve zamanımız kalmadı” diyen sanayici 40 yıllık kazanımların bir anda kaybedilebileceğine dikkat çekiyor. 11 ilin toplamı aylık ortalama 30 milyar TL çek öderken; bölgede 575 milyar TL Banka kredisi var

Yayınlanma:

|

Kahramanmaraş’ta art arda meydana gelen ve 11 ili etkileyen depremlerin ardından 40 gün geride kaldı. Hatay’ın ardından en fazla yıkımın gerçekleştiği Kahramanmaraş, üretim tesisleri tarafında ise en fazla hasarı alan bölge olarak öne çıktı. Yoğun göç veren şehrin 750 bin kişilik nüfusu 40 günde 100 binin altına düştü, göçenlerin başında nitelikli çalışanlar yer aldı. Deprem öncesi 30 milyar dolarlık ticaret hacmine sahip şehrin ekonomisine yönelik elle tutulur herhangi bir çalışma yapılmadığını savunan bölge iş insanları, “adalet” çağrısı yaptı.

Devleti her zamankinden daha çok yanlarında görmek istediklerini dile getiren iş insanları, doğru adaletli ve zamanında teşvik ve destek istediklerini belirterek, “Yarını bekleyecek zamanımız, gücümüz yok. Sanayiciye, esnafa destek verilmezse Maraş 30-40 yılda elde ettiği kazanımları kaybedecek” uyarısında bulundu.

ŞEHRİN YARISI GÖÇTÜ

İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliğinin (İTHİB) Kahramanmaraş’ta düzenlediği toplantıda deprem sonrası bölge sanayisinde yaşanan son durum ele alındı. Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KTSO) ve Kahramanmaraş Ticaret Borsası yönetiminin yanı sıra tekstilden metal mutfak gereçlerine, kuyumculuktan perakendeye birçok sektör temsilcisinin katıldığı toplantıda sorunlar ve beklentiler dile getirildi.

Toplantıda konuşan KTSO Meclis Başkanı Hanefi Öksüz, deprem sonrası sanayi tesislerinin büyük zarar gördüğünü, bölge nüfusunun yarıya yakınının da göçtüğünü söyledi. Kenti terk etmeyi düşünmediklerini vurgulayan Öksüz, şöyle konuştu: “Yalnız sanayicinin altından kalkamayacağı çok büyük bir yük var. Devletimizin büyük desteğine ihtiyaç var. Açıklanan teşvikler ile ilgili bir yanlış var. Afet bölgesi ilan edilen 11 il depremden aynı oranda etkilenmedi. Ancak destek ve teşvikler 11 ili kapsayacak şekilde açıklanıyor. Bu çok yanlış. Çünkü depremden hiç etkilenmeyen yerler var. Mesela Gaziantep’in sadece iki ilçesi etkilendi. Bütün tesisler ertesi sabah çalışmaya devam etti. Adana’da da 8-10 bina yıkıldı. Maraş’taki yıkım onunla kalsaydı biz kendi iş makinelerimiz ile o binaları temizlerdik. Ama bu şehirde 10 bin bina yıkıldı. Hiçbir kurumu suçlamıyorum, çünkü felaketin boyutu çok büyük. Ben bu şehirde 10 bin kişi çalıştırıyorum. Deprem günü 10 kişi yoktu etrafımızda. Herkes kendi derdine düşmüştü. Maraş önemli bir vilayet ve bir an evvel toparlamamız lazım. Bundan sonra da Maraş’ın desteğe ihtiyacı var, bir an önce normale dönmek istiyoruz.”

“BURADA ADALET İSTİYORUZ”

Kahramanmaraş’ın rekabet gücünün deprem ile kırıldığını vurgulayan Öksüz, bu noktada enerji desteğinin önemine dikkat çekerek, “Diyoruz ki destekler felaketi uğramış yerlere, firmalara verilsin. 12-13 ile genelleme yaparsak hem devlete çıkacak fatura büyüyecek hem de haksızlıklar olacak; Kahramanmaraş rekabet gücünü kaybedecek. Çünkü depremden hiç zarar görmemiş rakip firmalar bu avantajı elde edince rekabet de edemeyeceğiz. Biz burada adalet istiyoruz. Hak hukuk neyse o olsun. İlçe bazlı ama ciddi destekler verilsin. Sanayicinin kendi imkanları ile altından kalkacağı bir felaket değil bu. Fabrikaların tekrar üretime geçmesi uzun zaman istiyor” diye konuştu.

TESİSLERİN YÜZDE 95’İ AĞIR HASARLI

KTSO Başkanı Mustafa Buluntu da Kahramanmaraş’ın tekstil üretiminden aldığı yüzde 55 payın yanı sıra çelik mutfak eşyalarında yüzde 70’lik paya sahip olduğunu söyledi. 30 milyar dolarlık ticaret hacmi bulunan şehrin kuyumculukta da Türkiye ikincisi konumunda bulunduğunu dile getiren Buluntu, şöyle devam etti: “Bu sanayi tesislerinin yüzde 95’i çok ağır hasar aldı. Makine hasarlarımız çok fazla ve aynı zamanda bina hasarlarımız var. Bu tesislerin ayağa kalkması çok uzun zaman alacak. Maraş’ta aktif 5 OSB’den 4’ü çok ciddi hasar aldı. Ciddi destekler bekliyoruz her sektör için. Bu depremden etkilenen 29 bin esnafımız var.”

OSB’lerin yanı sıra bir de küçük sanayi sitesinde 2 bin 500 işyerinin bin 500’ünün hasarlı ve yıkılmış olduğu bilgisini veren Buluntu: “Bunun içinde bakırcılar, alüminyumcular, çelikçiler ve zanaatkarların bulunduğu bölüm çok ciddi hasar aldı. İnsanlar kurtarabildikleri altınları makineleri çıkartıp başka şehirlere yerleşmeye başladı. Küçük sanayi sitesinin bir an önce ayağa kaldırılması lazım” dedi.

“30-40 YILLIK KAZANIMLARI KAYBEDEBİLİRİZ”

Bu sanayi tesislerinin 2004’teki 5084 sayılı teşvik yasası ile çok büyüdüğünü ve şehirde bine yakın sanayi tesisinin bulunduğu bilgisini veren Buluntu, Türkiye’nin en büyük bin sanayi kuruluşu içinde de 40’a yakın Maraş merkezli şirketin yer aldığını hatırlattı. Buluntu: “Maraş sanayide çok büyük bir şehir. Hatay’da yük çok ağır, doğrudur. Hatay tarih ve kültür kenti. Bina olarak yıkımı bizden çok daha fazla. Orayı bir şekilde ayağa kaldırabiliriz ama biz buradaki üretim üslerini ayağa kaldıramazsak 30 yıllık kazanımları kaybedebiliriz. 50 bini tekstil olmak üzere 200 bine yakın istihdamın büyük bölümü nitelikli işgücü. Şu an biz üretim gücümüzü kaybediyoruz. Sanayici ne yapacak? Tesisleri yıkılmış, bir taraftan makine hasarları ile, bir taraftan işçilerini toplamak ile uğraşıyor. İş dünyası kendi özel çabaları ile barınma ile alakalı problemi çözmeye çalışıyor. Biz bir an önce barınma problemini çözüp bu sanayi tesislerini ayağa kaldırmak zorundayız” şeklinde konuştu.

Gelişmelerin global krize yol açabileceği uyarısında bulunan Mustafa Buluntu, “Bursa, Adana, Denizli mesela ekonomik olarak çok zora girebilir. Biz bu süreci çok uzatırsak ciddi ağır hasarlara sebebiyet verebiliriz. Buradaki sanayici işini bırakıp gidebilir, başka şehirlerde yaşayabilir” dedi. Sanayici derdinin para olmadığını vurgulayan Buluntu, “Bizim odamıza bağlı 12 bin şirket var. Seslerini duyurmaya çalışıyoruz. Eğer biz dik durmazsak bu tesisleri ayağa kaldıramazsak, şehri 30-40 yıl öncesine geri döndürmüş oluruz ve ayağa kalkamayız. Buradaki insanların tek derdi bu” ifadelerini kullandı.

ÇALIŞAN ÜCRETİ 1,5 KAT ARTMALI

Maraş’ın ara malı üretimindeki önemine dikkat çeken İTHİB Başkanı Ahmet Öksüz de 30 milyar dolarlık tekstil ve giyim ihracatının hammaddesini Kahramanmaraş’ın ürettiğini söyledi. Şehirdeki tekstil üretiminin 10 milyar doların üzerinde olduğunu anlatan Öksüz, “Biz teşviklerin ilçe bazlı olmasını önemsiyoruz. Zira kaynaklar sonsuz değil. Doğru ilçe ve tesislere yönlendirilmeli. Depremde etkilenen sanayi tesislerinin yüzde 90’ı Kahramanmaraş’ta. Onun için buraya özel önemli kararların alınması gerekiyor ki insanları buraya çekelim. Çalışanlara da işverene yük olmayacak şekilde en az asgari ücretin bir buçuk katı ücret vermemiz gerekiyor. Çalışanı da teşvik etmek gerekiyor. Krediler ile ilgili sıkıntılar var. Merkez Bankası kaynakları reeskont kredilerinde faizsiz öteleme yapıldı ama ticari bankalarda faizsiz olmasını istiyoruz; en azından politika faizi ile bir uzatma olabilir” dedi. Bu işin seçimle ilgisi olmaması gerektiğini de vurgulayan Öksüz, her şeyin çok acil olduğunu vurguladı.

“Otobüslerle gelip kalifiye elemanları aldılar”

KTSO Meclis Üyesi Hikmet Gümüşer şehirde sadece maddi değil aynı zamanda sosyal bir kriz yaşandığına belirterek şu görüşleri paylaştı: “Şehir merkezinde 750 bine yakın nüfus vardı, 100 bin insan kaldı. En önemli kayıp nitelikli işgücünde. Kahramanmaraş’ın önemli sektörlerde rakibi olan Denizli, Bursa, Kayseri ve İstanbul’dan otobüslerle gelip kalifi ye elemanlarımızı kendi şehirlerinde istihdam ettiler. Biz onları geri getirmek için yüksek maaş mı verelim, konaklama mı yaratalım. Bu insanların geri dönmeleri için teşvik programı lazım. Biz bunları kendi kesemiz için istemiyoruz. Bunlar olmazsa Kahramanmaraş diye bir şehir kalmaz. Maraş’ta ufak tefek çalışan fabrikaları görünce kent ayağa kalktı zannediliyor ama ölü bir şehir Maraş. Bizim deprem yaşamayan şehirlere göre farkımızın olması lazım. Buraya biraz da şefk at nazarında bakmak gerekiyor.”

“Alıcılar rakip ülkede tedarikçi aramaya başladı”

Maraş’ın tekstildeki gücüne dikkat çeken KTSO Meclis Üyesi Mahmut Arıkan, kentin sadece iplik, dokuma, örme, ham kumaş üreticisi olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Entegre birçok tesise sahip olduklarını dile getiren Arıkan, “Maraş’ın Türkiye’deki payı örme kumaşta yüzde 40-45, dokuma kumaşta yüzde 40. Zara, H&M, Nike, Lacoste, Decahtlon ve Armani gibi dünyanın birçok sayılı markasına üretim yapıyoruz. Tedarikçilerimiz ‘Ne zaman normalleşeceksiniz, ne zaman sağlıklı bir şekilde depremden önceki üretime döneceksiniz’ diye soruyor. Hazır giyim siparişlerinde azalma var çünkü Maraş bölgedeki en büyük tedarikçi. Bizim net bir tablo ortaya koyarak ‘şu kadar ay sonra eski halimize döneceğiz’ dememiz lazım. Bunu söyleyebilirsek bu depremi fırsata çevirebiliriz. Devlet destekleri olmazsa bu tesisler birer makine yığını haline gelir, eritmeye gider. Tüm markalar tedarikçi arayışında. Rakip ülkeler ile görüşme yapıyorlar. Buralara kolay gelmedik, bu müşterileri kolay elde etmedik. Eğer bunları kaybedersek bu tesisleri ayağa kaldırsak bile mal satacağımız müşteri kalmayacak” diye konuştu.

Bizim artık dinleyecek zamanımız kalmadı

Kahramanmaraş Ticaret Borsası Başkanı Mustafa Narlı, aradan geçen 40 günde çok şeyin konuşulduğunu ve çok fazla dinlediklerini söyledi. “Bizim artık dinleyecek zamanımız kalmadı” diyen Narlı, şöyle konuştu: “Biz her gün 5-10 heyet ile bir araya geldik. Bizim tahammülümüz, bekleyecek zamanımız kalmadı. Hep diyoruz ki acaba yarın mı? Ne yarın bitti ne öbür gün. Kalmadı tükendi. Hep acaba ile hangi günü bekleyeceğiz. Biz acil hızlı Maraş’a ne yapılacaksa bir an önce yapılsın. Biz yoksa bu sanayiyi ayağa kaldıramayız. Benim 100 milyon dolara mal ettiğim tesisime daha elimi vuramadım. Adam bulamıyorum. Ama devletim benim önümü açsa bana bir şey verse en azından daha farklı çalışırım. Teşvik yasasının bir an önce uygulanması, çek takasının bir an önce ertelenmesi lazım. İki hafta sonra takaslar açılıyor. Ne yapacak bu kadar insan. Geçen hafta ödeme topladık. 6 bin Maraş çeki var almayayım mı? Maraşlıyım, Maraşlı arkadaşımın çekini almayayım mı? Bu benim için simsiyah leke olurdu, mecburen aldım. Bu çekler Maraş’ta değil sadece Türkiye’nin tamamında. Bunlar patlayacak ülkenin genelinde. Biz bu şehri el birliği ile ayağa kaldıracağız. Ama bizim de beklentimiz var haklı olarak. Çarşaf çarşaf kararnameler çıktı. Hiçbir şey yok. Yeni yatırıma teşvik var. Ben kendi tesisimi ayağa kaldıramadım ki nasıl yatırım yapayım. Biz bekliyoruz ama her geçen gün de ümidimiz tükeniyor. Empati yapın. Biz dilenmiyoruz. Hiç kimse yanlış anlamasın biz kalkarız Allah’ın izniyle ama bizim devletimize ihtiyacımız var. Onlar da bizim yanımızda olsun”

Çek takas işlemi acilen uzatılmalı

Sanayicilerin ciddi kredi borcu ve çekleri bulunduğunu hatırlatan KTSO Başkanı Mustafa Buluntu, kredi borçlarında 6 ay ötelemenin çözüm olmadığını savundu. Sanayicinin önüne bakması gerektiğini belirten Buluntu, “Şimdi 6 Nisan’da çek takas sistemi yürürlüğe girecek. Buradaki insanlar bırakın çalışmayı daha enkazını kaldıramadı. Bu çekleri birçoğunun ödeme şansı yok. Biz bu insanları çok zor durumda bırakacağız. 6 Nisan’daki çek takas işleminin acil durdurulması lazım. Birçok sanayici bunu bekliyor. Düzenleme yapılmazsa ödeme kredisi çıkarılması lazım. Bizimle beraber birçok insanın batmasına neden olacağız” yorumunu yaptı.

6. Bölge teşviki mevcut tesisleri de kapsamalı

Mustafa Buluntu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Geçen hafta Sanayi Bakanımız buradaydı. Tesisleri, yıkımın boyutunu ve hasarları gördü. Onun üzerine birtakım Cumhurbaşkanlığı kararnameleri yayınlandı. Bölge cazibe merkezi kapsamında alındı ancak mevcut yatırımları kapsamıyor bu. Biz diyoruz ki biz önce mevcut tesislerdeki enkazı kaldıralım. 2004’te yayınlanan 5084 sayılı teşvik yasasının ağır hasar almış ilçelerde güncellenerek uygulanmasını istiyoruz. Gerçekten o yıkımı yaşayan ilçelerimizin bu teşviklerden faydalanmasını çok önemsiyoruz. Çünkü ülkenin de devletin de bütçeleri o kadar geniş değil. 6. Bölge teşvikleri mevcut hali ile mevcut tesisleri de kapsayacak şekilde olmalı. Doğrusu bu. Yeni yatırım zaten uzun yıllar alacak.”

ekonomim

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Fitch’ten Türk bankalarına kârlılık uyarısı: Takipteki krediler artıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yüksek fonlama maliyetleri ve enflasyon bankaların kâr marjlarını daraltırken, takipteki kredi oranı 2026’nın ikinci çeyreğinde yüzde 3,5’e yükseldi. Fitch, kârlılık üzerindeki baskının yıl boyunca sürmesini bekliyor.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, üç aylık Türk Bankaları İzleme Raporu’nda, Türk bankacılık sektörünün 2026 yılının ikinci çeyreğinde kârlılık kaybı yaşadığını ve sorunlu kredilerdeki artışın sürdüğünü bildirdi. Bloomberg HT haberine göre, yüksek fonlama maliyetleri, artan swap giderleri ve enflasyon kaynaklı faaliyet giderleri, bankaların finansal performansını olumsuz etkiledi.

Faaliyet kârlılığında belirgin gerileme

Fitch’in izlediği bankalarda ortalama faaliyet kârının risk ağırlıklı varlıklara oranı, 2026’nın ilk çeyreğindeki yüzde 3,9 seviyesinden ikinci çeyrekte yüzde 2,6’ya geriledi. Sektör genelinde ise aynı oran yüzde 4,6’dan yüzde 3,3’e düştü.

Rapora göre, yüksek Türk lirası faizlerinin fonlama maliyetlerini artırması, net faiz marjlarını daraltan başlıca unsurlar arasında yer aldı. Swap maliyetlerindeki yükseliş ve enflasyonun faaliyet giderleri üzerindeki etkisi de kârlılığı baskıladı.

Takipteki krediler yüzde 3,5’e çıktı

Bankacılık sektöründe aktif kalitesine ilişkin göstergeler de olumsuz seyrini sürdürdü. Fitch’in izlediği bankaların ortalama takipteki kredi (NPL) oranı, ilk çeyrekteki yüzde 3,3 seviyesinden ikinci çeyrek sonunda yüzde 3,5’e yükseldi. Yeni takipteki kredi oluşum oranı da yüzde 2,1’den yüzde 2,2’ye çıktı.

Bankaların ortalama çekirdek sermaye yeterlilik oranı ise yüzde 11,5 seviyesinde kaldı. Bu görünüm, kredi riskleri ve kârlılık baskıları yakından izlenirken sermaye göstergesinin söz konusu dönemde yatay seyrettiğine işaret etti.

Bankacılık sektörünü ne bekliyor?

Fitch, yüksek TL faizleri ve enflasyonist baskıların bankaların kârlılığı üzerindeki etkisinin 2026 boyunca devam edebileceğini öngörüyor. Kuruluş, yılın sonlarına doğru faiz indirimlerinin yeniden başlaması durumunda bu baskının 2027’de hafifleyebileceğini değerlendiriyor.

Bankacılık sektörü açısından temel risk, fonlama maliyetleri yüksek seyrederken kredi geri ödemelerinde yaşanabilecek bozulmanın karşılık giderlerini artırması ve kâr marjlarını daha da daraltması. Bu süreç, bankaların kredi verme iştahı ve reel sektörün finansmana erişimi üzerinde de baskı oluşturabilir.

Kaynak: Fitch Ratings’in Türk Bankaları İzleme Raporu; 21 Ekim 2026 tarihli haberler.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

AKBANK VE DENİZBANK: FON SORUŞTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZ ÇALIŞANI DEĞİL

FON SORUŞTURMASINDA AKBANK VE DENİZBANK’TAN AÇIKLAMA: “İSİMLER BANKALARIMIZIN ÇALIŞANI DEĞİL”

Yayınlanma:

|

Yazan:

Fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler üzerinden gündeme gelen Akbank ve DenizBank, haberlerdeki çalışma ilişkilerine ilişkin açıklama yaptı. Akbank, “adı geçen kişilerin uzun süre önce bankadan ayrıldığını” belirtirken DenizBank, “adı geçen Yasemin Y.’nin banka çalışanı olmadığını” bildirdi.

Bankavitrini.com | Gündem

Sermaye piyasalarındaki işlemlere yönelik yürütülen fon soruşturmasında gözaltı listesinde yer alan isimler ve bu kişilerin bankalarla bağlantıları gündeme geldi. Konuya ilişkin Akbank ve DenizBank’tan açıklamalar geldi. Her iki banka da haberlerde yer alan çalışma ilişkilerine yönelik düzeltme talebinde bulundu.

Akbank: İsimler uzun süre önce bankadan ayrıldı

Akbank, fon soruşturması kapsamında gözaltı kararı verilen kişilerle ilgili haberlerde banka adının kullanılmasına ilişkin açıklama yaptı.

Banka, haberlere konu olan kişilerin uzun süre önce Akbank’tan ayrıldığını ve başka kurumlarda çalıştıklarını belirtti. Açıklamada, bu kişilerin hâlen Akbank bünyesinde görev yapıyormuş gibi gösterilmesinin gerçeğe aykırı bir izlenim oluşturabileceğine dikkat çekildi.

Akbank, güncel çalışma ilişkilerinin doğru aktarılması gerektiğini vurgulayarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini istedi.

DenizBank: Yasemin Yılmaz bankamızın çalışanı değil

DenizBank da fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isimlerin yer aldığı listeye ilişkin yayımlanan haberdeki bir bilgiyi düzeltti.

DenizBank A.Ş. tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan isim listesine ilişkin yayımladığınız haberde, Yasemin Y. isimli kişinin DenizBank Finans Yöneticisi olduğu yönünde hatalı bilgiye yer verilmiştir.

Haberde adı geçen Yasemin Y., Bankamız çalışanı değildir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla söz konusu yanlış bilginin düzeltilmesini rica ederiz.”

DenizBank, açıklamasıyla Yasemin Y.’ın banka çalışanı olduğu yönündeki bilgiyi açıkça reddetti ve haberlerin düzeltilmesini talep etti.

Soruşturmada banka isimleri neden gündeme geldi?

Soruşturma kapsamında yayımlanan gözaltı listelerinde yer alan kişilerin mesleki unvanları ve çalıştıkları kurumlara ilişkin bilgiler, bankaların isimlerinin de haberlerde geçmesine neden oldu.

Ancak bir kişinin adının soruşturma kapsamında anılması, tek başına ilgili bankanın soruşturmanın şüphelisi olduğu veya kurumsal olarak herhangi bir suça iştirak ettiği anlamına gelmiyor. Aynı şekilde, bir kişinin geçmişte bir bankada çalışmış olması da güncel çalışma ilişkisini göstermiyor.

Akbank’ın geçmiş çalışma ilişkilerine yönelik açıklaması ile DenizBank’ın Yasemin Y. hakkında yaptığı düzeltme, haberlerde kişi ve kurum bağlantılarının güncel ve teyit edilmiş bilgiler üzerinden kurulmasının önemini ortaya koydu.

Bankacılık sektöründe doğru bilgi ve itibar vurgusu

Sermaye piyasalarına yönelik soruşturmalarda kişi isimleriyle birlikte kurum adlarının anılması, kamuoyunda ilgili bankalara yönelik algıyı etkileyebiliyor. Bu nedenle gözaltı listelerindeki bilgilerin, kişilerin güncel iş durumlarıyla karşılaştırılarak yayımlanması önem taşıyor.

Akbank ve DenizBank’ın açıklamaları, soruşturma haberlerinde yalnızca isimlerin değil, bu isimlerle bankalar arasında kurulan bağlantıların da titizlikle doğrulanması gerektiğini gösteriyor.

Bankavitrini.com olarak not: Bu haber, Akbank ve DenizBank’ın çalışma ilişkilerine yönelik açıklamalarını bir araya getirmektedir. Soruşturmada adı geçen kişiler hakkındaki iddialar ile bankaların kurumsal sorumluluğu birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.

Okumaya devam et

Gülbeyaz Gergün

Vestel’de Borç Alarmı: Gözler Yatırımcıda

VESTEL’DEN EUROBOND YATIRIMCISINA İKİ SEÇENEK: YA YÜZDE 45 ANAPARA KESİNTİSİ YA 6 YIL VADE UZATIMI

Yayınlanma:

|

500 milyon dolarlık borç için yeniden yapılandırma süreci başladı. Vestel, anaparasını korumak isteyen yatırımcıya 2035 vadeli ve yüzde 4 faizli tahvil; anapara kesintisini kabul eden yatırımcıya ise 2032 vadeli ve yüzde 6 faizli yeni tahvil öneriyor. Bankalarla 2041 vadeli yeniden yapılandırma görüşmeleri de sürüyor.

Bankavitrini.com – Ekonomi Haberleri

Vestel Elektronik, bilançosunu sürdürülebilir hale getirmek amacıyla yurt dışı borçlarının yeniden yapılandırılması için önemli bir adım attı. Şirket, toplam nominal tutarı 500 milyon dolar olan, yıllık yüzde 9,75 faizli ve 2029 vadeli Eurobond’ları için tahvil sahiplerine iki alternatif içeren takas teklifi ve muvafakat talebi sürecini başlattı.

20 Ekim 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan açıklamaya göre yatırımcılar, mevcut anaparalarını koruyarak borcun vadesini uzatabilecek veya anaparanın yüzde 45’inden vazgeçerek daha erken vadeli yeni tahvillere geçebilecek.

Teklif, şirketin yalnızca tahvil borçlarını değil, bankalara olan finansal yükümlülüklerini de kapsayan daha geniş kapsamlı yeniden yapılandırma çalışmalarının bir parçası olarak öne çıkıyor. https://www.kap.org.tr/tr/Bildirim/1684657

İki seçenek yatırımcıya ne getiriyor?

Vestel’in teklifinde yatırımcıların önündeki iki alternatif, anapara kaybı ile vade ve faiz koşulları arasında bir tercih yapılmasını gerektiriyor.

1. seçenek: Anapara korunacak, vade 2035’e uzatılacak

İlk seçenekte mevcut Eurobond’ların 15 Mayıs 2029 olan vadesinin 15 Mayıs 2035’e uzatılması öngörülüyor.

Bu seçeneğin temel koşulları şöyle:

  • Anapara kesintisi: Yok.
  • Yeni yıllık faiz oranı: Yüzde 4.
  • Yeni vade: 15 Mayıs 2035.
  • Anapara geri ödemesi: Yıllık taksitler halinde.

Mevcut tahvilin yüzde 9,75 olan yıllık faiz oranı bu seçenekte yüzde 4’e düşüyor. Böylece yatırımcı anapara tutarını korurken faiz gelirinin önemli bir bölümünden vazgeçmiş oluyor.

Bu seçenek, tahvilin nominal değerini korumayı önceliklendiren ancak parasını daha uzun süre şirkette tutmayı kabul eden yatırımcılar açısından öne çıkıyor.

2. seçenek: Yüzde 45 anapara kesintisiyle 2032 vadeli yeni tahvil

İkinci seçenekte yatırımcılar, mevcut tahvillerinin nominal değerinin yüzde 55’i karşılığında yeni Eurobond alacak. Başka bir ifadeyle, anaparanın yüzde 45’i silinecek.

Bu seçeneğin koşulları ise şöyle:

  • Anapara kesintisi: Yüzde 45.
  • Yeni tahvilin nominal değeri: Mevcut anaparanın yüzde 55’i.
  • Yeni yıllık faiz oranı: Yüzde 6.
  • Yeni vade: 15 Mayıs 2032.
  • Anapara geri ödemesi: Yıllık taksitler halinde.

Bu seçenekte yatırımcı daha yüksek faiz oranı elde edebilecek ve borcun vadesi 2035 yerine 2032 olacak. Bunun karşılığında mevcut alacağının yüzde 45’ini kaybetmeyi kabul edecek.

İkinci seçenek kapsamında yeni Eurobond ihracı için Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) başvuru yapılması öngörülüyor. https://www.bloomberght.com/vestel-den-eurobond-sahiplerine-iki-secenekli-yapilandirma-teklifi-3792011

100 bin dolarlık yatırımda tablo nasıl değişiyor?

Yatırımcıların karşı karşıya olduğu tercih, örnek bir 100 bin dolarlık nominal tahvil üzerinden daha net görülebiliyor.

Karşılaştırma 1. seçenek 2. seçenek
Mevcut nominal anapara 100.000 $ 100.000 $
Anapara kesintisi Yok 45.000 $
Yeni tahvil nominali 100.000 $ 55.000 $
Yıllık faiz oranı %4 %6
İlk yıl için basit nominal faiz hesabı 4.000 $ 3.300 $
Vade 2035 2032

Not: Faiz tutarları, ilgili yılın başındaki nominal anaparanın değişmediği varsayımıyla örnek olarak hesaplanmıştır. Anapara yıllık taksitlerle geri ödeneceğinden sonraki yılların faiz tutarları ödeme planına göre değişecektir. Bu tablo, tahvillerin piyasa değerini veya yatırımcının toplam getirisini göstermemektedir.

İlk seçenekte yatırımcı anaparasını nominal olarak korurken daha düşük faizle daha uzun süre bekleyecek. İkinci seçenekte ise yeni tahvilin faiz oranı daha yüksek olsa da faiz, kesinti sonrasında kalan anapara üzerinden hesaplanacak.

Dolayısıyla yüzde 6 faiz oranı tek başına ikinci seçeneği daha avantajlı hale getirmiyor. Yatırımcıların kararında tahvillerin geri ödeme takvimi, şirketin ödeme kapasitesi ve yeni tahvillerin piyasa değeri de belirleyici olacak.

Vestel neden borçlarını yeniden yapılandırmak istiyor?

Yeniden yapılandırma adımı, Vestel’in borç ödeme takvimini faaliyetlerinden yaratabileceği nakit akışıyla uyumlu hale getirme ve bilançosunu sürdürülebilir bir yapıya kavuşturma hedefiyle bağlantılı.

Mevcut Eurobond’ların yıllık yüzde 9,75 faiz taşıması, 500 milyon dolarlık nominal borç üzerinden ilk yıl için yaklaşık 48,75 milyon dolar faiz yüküne karşılık geliyor. Bu hesap, anaparanın yıl boyunca değişmediği varsayımına dayanıyor.

Yeni koşullarda faiz oranının yüzde 4’e düşmesi veya anaparanın yüzde 55’e indirilerek yüzde 6 faiz uygulanması, şirketin gelecekteki finansman yükünü azaltmayı amaçlıyor.

Bununla birlikte, yeniden yapılandırmanın şirketin faaliyet kârlılığına, nakit yaratma kapasitesine ve borç ödeme gücüne kalıcı katkı sağlayıp sağlamayacağı, yalnızca faiz oranlarına değil operasyonel performansa da bağlı olacak.

Bankalarla görüşmelerde hedef 2041 vadeli yapılandırma

Vestel’in yeniden yapılandırma çalışmaları Eurobond’larla sınırlı değil.

Şirketin 26 Haziran 2026 tarihli açıklaması kapsamında, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 32. maddesi ve ilgili mevzuat uyarınca finansal yeniden yapılandırma görüşmeleri yürütülüyor.

Bankalara sunulan teklifte mevcut borçların iki yıl anapara ve faiz ödemesiz olacak şekilde 2041 vadeli olarak yeniden yapılandırılması öngörülüyor. Şirketin açıklamasına göre bankalarla müzakereler devam ediyor.

Bu teklifin kabul edilmesi halinde borçların geri ödeme takvimi önemli ölçüde değişecek. Ancak bankalarla görüşmelerin henüz sonuçlanmamış olması nedeniyle teklifin kesinleşmiş bir anlaşma olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. https://www.yenisafak.com/ekonomi/kap-haberleri/kap-vestel-elektronik-sanayi-ve-ticaret-as-vestl-ozel-durum-aciklamasi-genel-5139013

Kredi notundaki bozulma da yakından izleniyor

Vestel’in borçlarını yeniden yapılandırma girişimi, şirketin kredi riskinin arttığı bir dönemde gündeme geldi.

Vestel International’ın yatırımcı ilişkileri duyurularında yer alan bilgilere göre Fitch Ratings, 1 Temmuz 2026 tarihinde şirketin uzun vadeli yerel ve yabancı para cinsinden kredi notlarını CCC+ seviyesinden CCC- seviyesine indirmiş; 500 milyon dolarlık 2029 vadeli teminatsız tahvilin notunu da CC seviyesine çekmişti.

Bu notlar, şirketin finansal yükümlülüklerini yerine getirme kapasitesine ilişkin risklerin yüksek olduğuna işaret ediyor. Yeniden yapılandırma teklifinin yatırımcılar tarafından nasıl karşılanacağı, şirketin finansmana erişimi ve borç ödeme kapasitesi açısından önem taşıyor. https://vestelinternational.com/investor-relations/news/kap-notices?p=2

Sürecin tamamlanması için hangi koşullar gerekiyor?

Vestel’in teklifinin yürürlüğe girmesi otomatik değil. Sürecin tamamlanması için tahvil sahipleri toplantısında gerekli kararların alınması, işlem belgelerinde belirtilen diğer koşulların karşılanması ve ikinci seçenek kapsamında öngörülen yeni tahvil ihracı için SPK onayının sağlanması gerekiyor.

Bu nedenle açıklanan iki alternatif, tamamlanmış bir borç yapılandırmasından ziyade yatırımcıların onayına sunulan bir teklif olarak değerlendirilmeli.

Sonuç: Borç takviminin uzaması tek başına yeterli mi?

Vestel’in Eurobond hamlesi, şirketin finansman yükünü hafifletme ve borç ödeme takvimini yeniden düzenleme arayışının önemli bir göstergesi. Bir tarafta anaparayı koruyarak faiz gelirini azaltan ve vadeyi altı yıl uzatan seçenek, diğer tarafta anaparada yüzde 45 kesinti karşılığında daha yüksek faiz ve daha erken vade sunan seçenek bulunuyor.

Ancak yatırımcılar açısından asıl mesele, hangi seçeneğin nominal olarak daha cazip göründüğünden çok, şirketin yeni ödeme planını karşılayabilecek nakit akışını yaratıp yaratamayacağı.

Vestel açısından ise borçların yeniden yapılandırılması finansal baskıyı azaltabilir; kalıcı iyileşmenin sağlanması için faaliyetlerden elde edilen nakdin güçlenmesi, kârlılığın sürdürülebilir hale gelmesi ve finansman maliyetlerinin yönetilebilir düzeye inmesi gerekecek.

Bankavitrini.com değerlendirmesi: Eurobond sahiplerinin vereceği karar kadar, bankalarla yürütülen yeniden yapılandırma görüşmelerinin sonucu da Vestel’in finansal geleceği açısından belirleyici olacak.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.