BANKA HABERLERİ
Kazanılan Maaşlar Üzerinden Yapılan Kıyaslarla: Türkiye vs Yurt Dışı Kariyer Planı
Türkiye’de bir kariyer planlaması yapmak mı yoksa Avrupa, ABD veya Kanada mı? Bir Ekşi Sözlük yazarı, Bankacılıktan, Telekomculara, Koç Grubundan, Savunma sanayine kadar kazanılan maaşlar üzerinden detaylı bir kıyaslama yapmış. Fikir vermesi açısından paylaşıyoruz. ( yazım hataları orijinal metinlere aittir )
Yayınlanma:
5 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Türkiye’de kariyer yapmak ile başlayalım
türkiye’de kariyer basamakları çok basittir arkadaşlar. ben size en temel 2-3 tanesini söyleyeceğim. bunu da konuşan çok fazla yoktur bu yolu yürüyenler dışında. birkaç yolu söyleyeceğim hemen anlayacaksınız zaten. formülüze edelim hemen bunu:
bunu da şehir şehir yapacağım
lise + üniversite = iş
ankara fen-atatürk anadolu-gazi anadolu + odtü, bilkent = savunmaya sanayii şirketleri ya da odtü teknokent, bilkent cyberpark vs.
istanbul atatürk fen -izmir fen-robert vs yabancı okullar ve meşhur anadolu liseleri + boğaziçi-koç-sabancı = telekom şirketleri ve bankalar ve mckinsey
bu denklemerde en iyi kariyerleri modelledik. bakın en iyisi diyorum. şimdi en iyinin en iyisi ile bir örnek verelim.
izmir-ankara-istanbul fen lisesi ya da robert ve dengi okullar + boğaziçi = mckinsey.
bu yukarıdaki örnekten daha iyi bir kariyer türkiye şartlarında yok arkadaşlar. dikkat edilmesi gereken nokta şu an sadece türkiye kariyer patikalarından bahsediyoruz.
peki mckinsey’de çalışan yeni mezun ne kadar maaş alıyor? daha mezun olmadan mülakatlara başlayan mezun olacak öğrenci diyelimki ise alımı garantiledi, alacağı maaş 10-15 tl arası net. ben net rakam vereceğim türkiye için. 843 bin alıyorum forthnightly ya ben diyenleri ifşalamak da başka yarar sağlayan nokta olsun. ha bu arada dolar, euro, sterlin söylediğim maaşlar da brüt olacaklar. zaten belirteceğim.
Yapılabilecek en iyi kariyer başlangıç olarak size maksimum aylık net 15 bin TL ile sınır çiziyor
diyelim ki mckinsey devamlı bir kariyer yapıyorsunuz. 2 sene çalıştıktan sonra abd mba yolluyor şirket sizi. stanford, princeton, harvard ayarında bir okulda mba yaptınız ve geri geldiniz. mba sonrası alacağınız maaş da maksimum 50 bin lira. maksimum diyorum bakın. yani bunu herkes zaten alamıyor. ama benim tandığım var mckinsey’de çalışıyor şu kadar alıyor. ben bilemem. ben bildiğimi konuşuyorum. bir kere neden vermez mckinsey daha fazla para? aşağı yukarı abd’de çalışan birinin alacağı iyi maaş denen maaş 100 bin dolar civarıdır. hadi diyelim sıra dışı biri 140 bin dolar alsın. benim arkadaşım var apple’da 1 milyon dolar alıyor diyenleri dinlemiyoruz. benim en yüksek duyduğum maaş caltech’de çalışan bir havacılık mühendisiydi, jpl’de çalışan alman asıllı bir roket mühendisi aylık 50 bin dolar alıyordu. c-level konuşmuyoruz geleceğiz oralara da.
yani mckinsey business analystlerine ya da mba sonrası filan hadi diyelim associate olanlara dahi türkiye’de abd maaşlarından fazlasını vermezler. vermezler yani. en fazla abd çalışanları kadar maaş alırlar. yönetim kademeleri hariç. zaten mckinsey türkiye müdürü ya da ceo’su olacağım diye hayal kuran biri varsa kendisine başarılar diliyorum. olamaz demiyorum, umarım olur, hatta benim arkadaşım olsun çok isterim.
150 bin dolar diye abartı bir maaş koyalım. vergi sonrası bu 100 bin dolar civarına düşecek, bugünkü kur ile yıllık 800 bin tl aylık 60-70 bin lira.
Bankalara gidelim
bankalarda gm gmy pozisyonlarına gelmeden konuşuyorum, işte kimdeli uzman ve bunların süpervisörleri pozisyonları yani gmy ve altı yöneticilere kadar bu insanların alacakları maaşlar net en fazla 30 bin. bu noktalara öyle herkes gelemiyor, ben maksimum kariyerleri söylüyorum. uzmanlar filan bugün heralde en fazla 10 bin alırlar. çoğu da almaz yani bu parayı. bu arada bankada it’de çalışanlar falan 7-8 bin anca alırlar. türkiye’deki çoğu iyi kariyerli insanın maaşı 1-2 bin dolar arası bunu unutmayın yanı. 2 bin dolar üstü çok az insan kazanıyor. 4 bin dolar üstü hele çok çok az insan kazanıyor. ben uslu çocuk olup kendisini kariyerine adayıp çalışanların kariyerlerini anlatıyorum burada. katakulliler de var anlatacağım.
Telekomculara gelirsek
hiçbiri savunmaya sanayii ya da banka çalışanlarından daha fazla para kazanmıyor. banka çalışanından kastım vezne değil, genel müdürlük çalışanlarından bahsediyorum. maaş skalaları aşağı yukarı savunma sanayii çalışanlara göre 1 kademe offsetli. yani aselsan’da junior mühendis telekomcuların kıdemlisi gibi para alıyor. aslında bu 2 kademe oldu da işte o civarda. yani aselsan’da ise başlayan bir yeni mezun 1500 euro civarı para alır. senior ve kıdemli senior idi yanlış hatırlamıyorsam yani takım lideri (boss) dedikleri adam olmadan önceki maaşları 2000 euro üzeri. 2200 euro civarı. telekomcuların takım liderleri aşağı yukarı bunun %15 eksiğini alır. yani 2000 euro maksimum. bu arada tecrübeler 10 yılı aşkın, yani minimum 7- 8 sene.
Savunma sanayii
türkiye’de şu an heralde maksimum para kazandıracak yer burası. aselsan, tai, tei, roketsan, havelsan, tusaş, fnss daha aklıma gelmeyenler de vardır, buralarda çalışan makina, elektrik-elektronik, bilgisayar, yazılım, havacılık filan mühendisleri işte hepsi aynı.
Koç grubu şirketleri
tüpraş, arçelik, otokar, türk traktör filan, bunlar da ankara maaşları alırlar işte. aşağı yukarı yani. 1-2 bin dolar arası maaşları vardır. 1500 dolara bir gauss distribution koyun bence tam oturur.
“ama benim arkadaşım memet holdingte çalışıyor aylık 300bin alıyor” dediğim gibi bilemem. ben öyle bir kariyer görmedim kendi çevremde. güle güle harcasın kazandığı parayı.
Buraya kadar c-level ayrı tuttuk hep
c-level altı direktör filan denen, genel müdür denen, işte yönetim kurullarına azar yemeye çağrılan, şirkette kendisini ne ilah gibi ne de kül gibi gören arada kalan seviyeler için de maaş maksimum 50 bin. bunlar da çok yok. koca şirkette 3 tane 5 tane. daha doğrusu bunun ayrımı şöyle olacak, altına d segment bir makam aracı verilen ilk seviye diyelim, maksimum 50 bin lira. maksimum bu bakın. ortalaması 30-35 bin civarıdır.
“benim arkadaşımın babası turkcell yönetim kurulunda o ayda 350 bin alıyormuş” hah işte buna inanırım. neden? çünkü o pozisyonların çoğu siyasidir. o insanlar da siyasete yakınlığı ile fayda sağlasınlar diye oradadırlar. yoksa 5g teknolojisi, yapay sınır ağları filan anladıklarından değil. ya da makroekonomiyi iyi okuduklarından da değil. ya da herhangi bir yönetim becerilerinden de değil. sadece birkaç bakan tanıyor diye (evet milletvekili de kesmez) kanun yapılırken işte şirketin işine gelecek şerhleri koydurtmak için filan bu gibi insanlara aslında haraç ödenir. bu maaş o maaştır. hatırlar mısınız bir ara ordu valisi miydi, samsun valisi miydi, toplam maaşı 700 bin lira mı ne diye tantana çıkmıştı, bütün büyük şirketlerin yönetim kurulu üyesi oradan 100 bin ötekinden 50 bin filan acayip bir maaş topluyordu. yönetim kurulu üyeliklerinin birçoğu böyledir türkiye’de.
c-level ne kadar maaş alır? ben en son çok büyük bir çimento fabrikasının ceosunun transfer ücretini biliyorum bundan 10 sene önceydi daha öğrenciydim o zaman, şirket hisselerinin %15’ini adama vermişlerdi. epey de yüklü bir transfer parası da almıştı. o kısımlarda şirket hissesi verilebiliyor.
bir de hüsnü özyeğin’in kendi anlattığı bir hikaye, hüsnü özyeğin kendi ekibiyle yapı kredi bankası’nı bir proje ile %30 mü ne karlılığını arttırıyor. işte çok başarılılar filan. yönetim kuruluna diyor ki “bence bana şirket hissesi verin” bizim öyle bir politikamız yok diyorlar, istersen ayrılabilirsin diyorlar. bu şimdi çok zalimce gelebilir de işin bu kısımlarında kapital sahibinin pay alacağı kısıma göz diktiyseniz işlerin rengi değişir.
çok kabaca kazanılan para = share of capital + share of labor dan oluşur. bu da çok kabaca %40-%60 ile %60-%40 arasında bir dağılım ile gerçekleşir. yani bazı işlerde çalışan maaşlarına gider kazanılan paranın çoğu, bazı işlerde de kapital sahibinin kazancı daha büyüktür. artık kapital sahibinin payına düşenden direkt olarak pay alma yoluna gidiyorsanız bunlar yönetim kurulu üyelikleri, ya da ceo filan olmaktan geçiyor. cfo filan da her yerde kapital sahibinin payından pay çekemez. maaşlı çalışan denen nokta bizim tavanımız yani. share of capital tarafına geçilmediği noktadan konuşuyorum. maaşlı çalışan.
türkiye’de bu farklı alanlarda aşağı yukarı 50-70 bin arası çıkar aylık net maaş. buna hangi sektörü katarsanız katın. biri, bir müdür eğer bu rakamların üzerinde maaş alıyorsa orada bir katakulli dönüyordur. yani bir hukuksuzluk vardır. atıyorum bir tersanede bilmem ne müdürü 300 bin lira alıyorsa orada işçi sömürüsü vardır ve iş güvenliği yoktur. birgün birkaç işçi olur o mudur de hapse düşer. bu risk için o parayı alıyordur. bunları saymıyoruz.
Öyleyse Türkiye’de alınabilecek maksimum en süper maaş aylık 60 bin türk lirası civarıdır
yıllık 720 bin, ben bu tür işlere hep 10 yıllık bakarım. 10 yılda ne kadar kazanıyorsun diye bakarım. üzülerek söyleyeceğim bu maaşları alan birinin 10 yıllık tasarrufu 3 milyonu geçmez. neden? faiz arkadaşlar. net present value hesabı yaparsanız anlarsınız. bundan 8 sene önce daha kariyerinin orta basamaklarında olan şimdi bu 60 bin lirayı kazanan arkadaş 15 bin lira alırken aşağı yukarı 5 bin dolar alırken, şimdi kariyerinin tepesine çıktı ve 7 bin dolar alıyor. ki oraya herkes çıkamıyor. bu çoğu kişi için sabit kalıyor. yani pozisyon yükseliyor, promotion alınıyor ama maaş sabit kalıyor. alım gücü de işte sabit gibi filan.
Şimdi gelelim yurt dışına. Almanya’dan başlayalım; İngiltere, ABD, Canada ve Avustralya diye devam edelim. maaşlar buralarda çok basit
almanya’da revaçta olmayan mühendislerin maaşları 2500 euro, bunların içinde inşaat mühendisleri de var. makina mühendisleri çok seviliyor almanya’da bunlar 3000 euro gibi başlıyorlar, aziları 3500 euro. bu türkiye’den tecrübeli filan aselsan mühendisleriden almanya’ya giden, buna hollanda’yı da katıyorum bu arada, en yüksek duyduğumuz maaş 4100 euro. bu sadece benim duyduğum değil, duyulan diyorum. yani bir sürü haber geliyor tanıdığın tandığından falan. “ya bizim arkadaş almanya’da 7 bin euro alıyor” benim çok yakın bir arkadaşım çocuk alman, babası ibm avrupa müdür, kariyerinin son zamanlarında 7 bin euro alıyormuş. adam işte 5 senedir filan emekli sanırım. gelişmiş ekonomilerde maaşlar aşırı stabil. yani ziraat mühendisi ile roket mühendisi maaşı arasında uçurum yok. hatta iyi bir ziraat mühendisi daha çok maaş alıyordur. o ülkenin en çok para kazandığı sektörü neyse onunla alakalı. almanya makina mühendisleri için cennet iken, avustralya ve canada geoteknik denilen inşaatın bir anadalı olan mühendisler için ve maden mühendisleri için cennet. abd yazılım ve biyoteknoloji, ingiltere finans alanında ve yine daha çok abd’ye yakınsayan bir yapıda.
Almanya için toparlarsak
3000 euro giriş maaşı ortalama %15 vergi bekar biri için, işte ortalama 2500 euro maaş alır. bu da erken kariyer için maksimum 4000 euro nete ancak çıkar. almanya’da benzer iki mühendis evlenirse ve bir de çocuk yaparsa vergiler de düşüyor, masraflar da düşüyor devlet yardım da yapıyor. böyle bir çift için baya baya yaşanacak bir yer almanya ya da hollanda. eski hocamın kızı böyle yapmış. kız sanırım tai’de çalışıyordu, eşi de öyleydi, bunlar hollanda’ya gittiler, ev almışlar filan işte 450 bin euro’ya borç ödüyorlarmış. gitmek zaten zor o ayrı, bir de durum bu yani. mutlularmış ama.
ABD konuşursak
abd’de six figure salary denen şey bir tür ne diyelim, fenomen diyebilir, fenomendir. “altı haneli maaş alıyorum.” zor iş. gerçekten. “ya benim bir arkadaş var 8 haneli alıyor facebook’ta çalışıyor hem de haftada iki gün ise gitmiyor” kendisini tebrik ediyorum, parasını güle güle harcamasını istiyorum.
bir arkadaşımın arkadaşı, hanımefendi, odtü elektronik derece ile bitirdikten sonra, boston üni’deydi sanırım, direkt lisans sonrası doktoraya başladı. 6 sene daha okudu, sonra apple’a girdi. bir düğünde rastlaşmıştık, daha o zamanlar yeni bitirecekti, ama apple’a gireceği kesindi. maaşı da 90 bin usd olacaktı. tabii ki before tax. (brüt) bundan bir 20 bin düşün. “benim bir arkadaş var mıcrosoft’da 400 bin dolar alıyor yıllık” olabilir ama bu çok nadirdir. abd için 6 haneli maaş ciddi bir nokta. her türlü alan için böyle. mühendislik için konuşuyorum. çoğu maaş 80 bin dolar civarıdır. 120 bin dolar filan için emin olun sizden garip bir şey istenir. yani ya yerin altında filan çalışırsınız, ya da nevada’da bir tesiste, ya da petrol platformunda, ya da ne bileyim uzayda filan. nasa astronotları 100 bin dolar filan kazanırlar yıllık. tabii ki before tax. uzaya gidiyorsun uzaya. bak uzay diyorum. dünya’da çalışmıyorsun yanı. uzayda çalışıyorsun. yerçekimi filan yok. çoğu şey yok hatta. 120 bin dolar filan maksimum, o da yine tecrübe ile.
Avustralya
avustralya’da en çok cerrahlar kazanıyor imiş. bütün maaşlar arasında en çok kazandıran mühendislik maaşı mining engineering, geotechnical engineering ve civil engineering. bunların sırası genel en çok maaş alan listesinde 7. sırada. bunların üstünde cerrah, avukat, dış hekimi filan var. en az kazanan mühendisliklerde makina dikkat çekiyor. makina mühendisleri az kazanıyor. denizaltı ile ilgili bir işi olanlar çok para kazanıyor. ülkenin neye ihtiyacı varsa kısacası. benzeri kanada için de geçerli. peki maaşlar ne düzeyde? maden mühendislerinin median maaşı 120 bin dolar. sıradan mühendislerden bahsediyoruz. 80 ile 160 bin dolar arasında bir skala. medyanı 120 bin dolar. tabii ki before tax. kafadan bir %20-30 silin. yani 130 bin dolar alan birinin eline 100 bin dolar geçer.
türkiye’de en süper kariyerli insanın o kariyerinden itibaren 10 içerisindeki tasarrufu 3-4 milyon lira olacaktır dedik. öncekilerle beraber maksimum 5 milyon. türkiye’deki en süper kariyerli dedik bakın. kazandığı paradan ettiği tasarrufu konuşuyorum. “benim bir tanıdığım var, 29 tane evi var” yatırım hesabı yapmadım. kazandığı kemiksiz parayı ve tasarrufunu söyledim.
yurtdışında ise yeni mezun bir mühendis için bu 10 yıllık tasarruf 200 bin dolar ile 1 milyon dolar arasında değişir. türkiye’nin en iyi kariyerlisi ile, yurt dışının sıradanını kıyasladık.
yurt dışında nispeten süperintendent, manager, director filan gibi bir pozisyona geldiğinizi farz edelim, zordur ama olsun türkiye’de de 50 bin maaş almak çok zor, bu kişilerin maaşları ülkeden ülkeye ve sektörden sektöre değişiyor. yani kıyaslaması çok zor aslında. ben kendi alanımdan bahsedersem, bu maaşlar 300 bin dolar civarına çıkıyor. buradan üzerine 10 yıl konduğunda 2.5 milyon dolar para kazanılır, kafayı tasarrufa takarsanız, 2 milyon dolar tasarruf edersiniz. ha biraz harcarsanız, 1.5 milyon dolar, çok harcarsanız 1 milyon dolar tasarruf edersiniz. çok harcamak demek de şöyle, yılda 100 bin dolardan fazla harcıyor olmanız lazım.
eğer işin c-level’ina gelirsek, oralara gelmeyelim bence. çünkü türkiye cumhuriyet merkez bankası’nın altın rezervlerinin toplamı kadar 10 yıllık kazancı olan ceo’lar var. yıllık geliri 1 milyar dolar olan insanlar var. c-level hiç girmiyorum. sıradan mühendis kıyaslaması yapıyoruz.
Toparlarsak, dağınık yazdım ama muhabbet eder gibi oldu
türkiye’de hayal kurarken fantazi tarafına geçip geçmediğinizin en temel noktası maaş konusunda 5 bin dolardır. 5 bin dolar net maaşı geçiyorsa hayaliniz, neyin hayalini kurduğunuza bir bakın derim. olmaz diye bir şey yok, fakat eğer bu 10 bin dolar filan oluyorsa o imkansız işte. onun için siyasi çıkar filan olması lazım.
türkiye’de gerecekten iyi kariyeri olan birinin net maaşı 20 bin liradır. yılda 240 bin lira yapar, 10 yılda 2.5 milyon diyelim. hiç net present value filan katmıyorum. yatırım da katmıyorum. bütün parayı da ilginç bir şekilde tasarruf ettiğinizi düşünüyorum, 2.5 milyon lira kazandınız. artık o parayla ev mi alırsınız araba mı siz karar verin. şu an türkiye’de doğru düzgün içinde ailenin yaşayacağı bir ev 2 milyon lira. hadi biraz daha keseyi daralttınız, 1 milyon en az. düzey nasıl bir yer, ankara için sinpaş’ın evleri, orta halli işte, istanbul için de gözde semtlerden ev almaz 1 milyon lira. 2 milyon lira ile de gözde semtlerden yeni ev alamazsınız. atıyorum caddebostan’dan yeni bir binadan güzel bir muhit, sıkış tepiş olmayan filan bir ev içinde ailenin yaşayacağı 4 milyon lira. ha daha hesaplı yerler yok mu? var tabii ki. bunlar sosyo-ekonomik meseleler. 300 bin liraya da ev var.
araba konusuna girmiyorum. türkiye’de arabalar çok pahalı. ama türk insanına bu yakışıyor buna hiç gocunmuyorum. birçok insan ev fiyatlarının balon olduğunu söylüyor. 600 bin lira istiyormuş eve, 100 metrekare filan diye küçümsüyor. ama 600 bin liraya passat hak eder diyor. bu insanın hayatı boyunca cebinde parası olmayacak emin olabilirsiniz. çünkü para hesabı yapamıyor, ne ne kadar eder anlayamıyor. ev 600 bin pahalı, içine girip yaşıyorsun bak, barınıyorsun, ama 500 bine passat hakkıdır diyor. passat ne ya? 10 sene sonra hurada yani. türk insanı garip bir araba sapığı. ben yemin ediyorum soğudum arabadan falan. yani çok severim ama artık iğreniyorum cidden. eskiden bir hayalim vardı onu alabileceğim zaman alacağım ilk arabamı diyordum, şimdi onu da yükselttim. yoksa olmasın. gerçi yurtdışında 200-250 bin dolara m5 alıyorsun. türkiye’de 4-5 milyon lira. araba cinsinden alım gücü gördüğünüz üzere 8-10 kat arasında yurtdışı lehine.
burada dikkat ederseniz, ne birim para saçmalığı hesabı yaptık, ne kadar bir şeyleri çarptık ettik falan. burada tasarruf hesabı yaptık sadece ve o tasarrufu yapan birinin hakettiği sosyo-ekonomik düzeyi karşılaştırdık.
Son bir toparlama yapalım
türkiye için,
ortalama başarılı bir kariyer sahibi herhangi biri aylık 10 bin lira net kazanır türkiye’de. bunun yarısı ve iki katı aynı ölçekte olacak. medyanı 10 bin olacak bunun yanı. kimler girer buna, işte devlet memurları, akademisyenler, kurumsalların mühendisleri.
yurtdışı için,
almanya, 2500-5000 euro aylık net ama bu gaus dist değil daha çok sola yatik weibull dist gibi şöyle yani
ingiltere, 2000-4000 pound 4000 bin pound filan çok zor maaşlar söyleyeyim.
abd yıllık altı haneli maaşlar çok iyi.
kanada altı hanalı maaşlar çok iyi
australia altı haneli maaşa ulaşmak o yukarıdakiler kadar zor değil. fakat sektöre çok bağlı. yazılımcılar o kadar para kazanmıyorlar açıkçası. yazılımcıların yeri abd.
Kapanışa gelelim
maaşla çalışan denen bir gerçek var. bunu unutmamak lazım. türkiye’de maaşlı çalışan biri geçim sıkıntısı çeker. çekmiyorum diyen yalan konuşuyordur ya da kötü bir sosyo-ekonomik bir çevreden geliyordur o yüzden yaşadığı hayat ona zaten cennet gibidir. ben asistanken geçim sıkıntısı çekiyordum. kazandığım paranın dolar karşılığı 1500 dolardı aylık ortalama net, ek gelirler ile birlikte. 1500 dolar şimdi 12 bin lira yapıyor. şimdiki asistanlar ne kadar kazanır? daha doğrusu benim o zamanki halimi şimdikine projekt etsek heralde 1100 dolar filan ederdi. ev kirası, üst baş, gezme tozma, yeme içme biter para. iyi yaşatır, mutlu olursunuz ama birikim olmaz, geleceğe güvenle bakamazsınız.
yurt dışı böyle bir hesaba girince, şunu net söyleyebilirim, önceden 1500 dolar alan o asistan gibi yaşarken bir de en azından bunun yarısı kadar tasarruf yapabileceğiniz bir ekonomi sunuyor. bu da kafadan insanın ömrünü 2 kat uzatıyor demek aslında. tasarruf yoksa yaşadığınız kadar yaşarsınız, yani birebir fit eder ömür, ama tasarruf varsa içinde yaşadığınız alan tecrübe ettiğinize oranla daha büyüktür. şöyle izah edeyim, isterseniz daha çok yaşarsınız yani, çünkü paranız var kenarda. o da standart bir ömre, iki ömür, üç ömür sığdırmışsınız anlamına gelir. ben olaylara böyle bakıyorum. herkes 80 yıl yaşamıyor, kimisi 80 yıla 300 yıl sığdırıyor, kimisi 5 yıl gibi yaşıyor. bu da kazandığınız para ile alakalı. en azından bu seviyelerde para ile alakalı. 20 milyon dolar sahibi olmakla 100 milyon dolar sahibi olmak arasındaki yaşamsal fark, 100 bin dolar sahibi olmakla 1 milyon dolar sahibi olmak arasındaki yaşamsal farktan daha küçük.
hasılı, türkiye’de çalışan iyi kariyerli bir mühendis, kendi maaşı ile premium bir arabaya binemez. en ucuz premium araba şu an 400 bin lira. kira ödüyorsa bu insan bu arabaya binemez. e demek oluyor ki bu insan 400 bin liralık ev de alamıyor demek. e o zaman bu insan hiçbir şey alamıyor demek oluyor. üzücü ama böyle.
diyelim ki bu tip iki insan evlendi, o zaman birinin maaşını tamamen ev kredisine verip 600 bin liralık bir ev alınabiliyor. aylık taksitler 9800 tl 10 yıl ödeme toplam 1166 bin lira geri ödeme. 10 bin lira maaş alan kişi en az 28 yasında olur. 38 yasında bir ev sahibi olur, belki çok bir birikimi olur, yaşadıkları hayat da işte haftada bir belki akşam yemeği yenir dışarıda.
bu hesaplara göre, 10 yıllık düşününce, cevap kesinlikle yurtdışı çıkıyor. çünkü bu 10 yılı yaşıyoruz, gün gün yaşıyoruz. yasınıza 10 ekleyin ve kendinizi düşünün, sahip olduklarınızı düşünün ve sahip olabileceğiniz şeyleri düşünün. 20 yılda bir ev bir araba ancak alır bu kariyerdeki arkadaş. 20 yıl. yirmi. üniversiteden mezun hiç vakit kaybetmemiş filan biri ingilizceyi lisede vs halletmiş, unide hazırlık okumamış filan 22-23 yasında mezun oluyor. 20 ekle üzerine 42-43 yasına geliyor. bir ev var, bir araba. geçtim evi arabayı. mesela gezme, görme meseleleri. bir yurtdışı seyahati diyelim ki, öğrenciyken kalırsınız hostelde mostelde, fakat 30 yasında artık belli bir standartlara kavuştuktan sonra öyle bitli hostelde kalınmaz. en küçük yurtdışı seyahati 2 bin euro o da avrupa olursa. amerika filan en az 4-5 bin dolar. 2 bin euro ne kadar şimdi 20 bin lira. 20 bin lirayı ne kadar sürede tasarruf ediyorsunuz? bu para mecburen tasarruflardan karşılanacak evin kirasını vermeyip tatile gidemezsiniz. yıllık 120 bin kazanan birinin %30-40 arası ev kirası olur, 40 bin lira kira, kaldı 80 bin, 40 bin lira kişisel+genel masraflar, 40 bin lira tasarrufu olsun, tasarrufların yarısını tatile harcamak hakkında ne düşünüyorsunuz kendiniz cevaplayın.
evli iseniz, ev+araba 10 senede yapılır bunlar. o da sıkı tasarruf ile. 23 yasında da kimse evlenmez yani böyle bir kariyeri olan. hadi diyelim 30 yasında evlendiniz, 40 yasında bir ev bir araba sahibi olursunuz. çocuk yaptınız, ancak yaşanır işte. bebek arabası ile avm gezmece. ülkede eğitim kalitesi yerlerde, dolayısıyla özel okul şart filan.
daha korkuncunu söyleyeyim, tasarruf oranınıza bakın, diyelim ki %30, bunu 30 ile çarpın, %900, yıllık kazancınızın 9 katı bir ömür boyu yapacağınız toplam tasarruf. işte bununla ne alırsınız ne satarsınız siz düşünün. net bugünkü değer hesabı yapmıyorum bakın. düşününki ülkede enflasyon yok.
bir de kendi başımdan geçen bir hikayeyi anlatayım. yüksek lisans dersi ce 569 o dersin hocası bir kere verdi o dersi 2016-2017 döneminde, anlayanlar anlasın kim olduğunu, ben çok saygı duyarım, müthiş bir hocadır, aşırı saygı duyarım yani çok şey öğrendim kendisinden. bir gün bir dersin sonunda sınıfa baktı, herkes yüksek lisans doktora düzeyi, canavar gibiyiz, derste sorulan sorular filan hocayı mest etmiş, hoca kendi danışmanlık tecrübelerinden filan böyle mühendislik incelikleri anlatıyor filan. hoca durdu, gözleri doldu böyle durduk yere, o zamanlar işte dolar kuru 3 lira filan, “just for living a decent life, just a decent life” dedi, türkçeye döndü, bakın sadece decent bir hayat diyorum dedi, lüks filan değil dedi, ne demek decent hayat dedi, canın istediği zaman döner yiyebileceğin bir hayattan bahsediyorum yani dedi, aylık 20 bin lira minimum kazanmanız gerekiyor dedi. adamın gözlerinin neden dolduğunu anlamıştım. devamını söylemedi, “… ve belki de hiçbiriniz bu sınıftaki, aylık 20 bin lira bugünün şartlarıyla kazanamayacaksınız”. tahtaya tek tek metraj hesabı yapar gibi, hesap yaptı, topladı çıkardı, 21 bin lira kusur yaptı hadi dedi bu farkı da ben veriyorum. o dönemin ortalama dolar kuru 3.5 olsun aşağı yukarı 6 bin dolar yapıyor. bu rakam hiç değişmedi türkiye’de, şimdi de o decent hayat için 6 bin dolar gerekiyor. o da aylık yaklaşık 50 bin lira. kim kazanıyor bu parayı? direktörler, managerlar, büyükbaşlar yani. bunlardan türkiye kaç tane var? büyük kurumsalların hepsini katalım, 2000 filandır. 80 milyon üzerinden 4000’de bir kişi. on binde 3 kişi değil yani. işte meşhur büyük üniversiteleri biliyorsunuz, bunların özel olanları yılda 1000-1500, devlet olanları 2000-3000 mezun verir. yarsını at çöpe, aşağı yukarı 4000 güçlü aday yapar. işte bunlardan sadece bir tanesi bu maaş alabiliyor. kabaca şöyle düşünün her yıl bir kişilik kontenjan var.
geçen gün bir yazıya rastgeldim, süper kariyerli bir arkadaşımız, şu an 35 bin lira aylık kazancı varmış ortalama, direktör düzeyinde bir telekomcu, şöyle bir şey demiş bu abimiz, kendisi genç de aslında, kariyerini çok çabuk yapmış, “ben 2012 (ya da 2011 yanlış olmasın) yılında maaşımın yarısı ile iphone almıştım, 7000 lira maaşım vardı, şimdi 35 bin lira kazanıyorum, onca promosyon, kariyer başarısı vs, iphone yine maaşımın yarısı” diyor.
türkiye’de emeklerimizin karşılığı o-den-mi-yor. 8 yıldır yükselen biri ekonomik olarak ancak seviyesini koruyabilmiş ki bu bahsettiğim kişi 4000’de birlik insandan biri.
hele bir de iki profesör karı-kocanın bütün bir ömürlerinin hikayesini anlatırsam, oturur ağlarsınız. ikisi de emekli şu an. starbucks’tan kahve içmemiş bir anne-baba. düşünebiliyor musunuz?
he n’apalım ölelim mi? tabii ki hayır, bunların da çözümü var, en az üç profesyonel yeteneğini birleştirirseniz kendinizde, bu kıskaçtan kurtarırsınız kendinizi. iki yetmez üç olacak.
fakat; bir ülkede ortalama bir mühendis doyurucu bir hayat tecrübesi edinebilmelidir.
İlginizi Çekebilir
BANKA HABERLERİ
KGF Akbank Mobil’de
Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Son yıllarda attığımız adımlarla da Akbank Mobil’i KOBİ’lerimizin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdik ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdik” dedi
Yayınlanma:
2 gün önce|
20/07/2026Yazan:
BankaVitrini
Kredi Garanti Fonu (KGF) ve Akbank, KGF kefaletli kredi başvurusunu dijital kanala taşıyan yeni işbirliğini imza töreniyle duyurdu.
İstanbul’da düzenlenen imza törenine, Akbank Genel Müdürü Kaan Gür ile KGF Genel Müdürü Hasan Basri Kurt katıldı.
Törende duyurulan işbirliğiyle KGF kefaletli kredi, uçtan uca dijital kanala taşındı. Akbank’ın Dijital KGF Kredisi sayesinde KOBİ’ler, daha önce yalnızca şubeden yürütülebilen KGF kefaletli kredi süreçlerini artık Akbank Mobil’den tamamlayabilecek.
Yeni uygulama, özellikle teminat desteğine ihtiyaç duyan KOBİ’lerin krediye hızlı ve uçtan uca dijital bir süreçle erişmesini sağlayarak önemli bir kolaylık sunuyor. Şahıs firmaları 2,2 milyon liraya, tüzel firmalarsa 5 milyon liraya kadar sunulan kredilerden 36 aya varan vade imkanıyla Akbank Mobil üzerinden yararlanabiliyor.
KGF kefaletli kredide dijital dönüşüm
Etkinlikte konuşan Akbank Genel Müdürü Gür, teknolojiyi, işletmelerinin hayatını kolaylaştırmak için kullandıklarını söyledi.
Gür, son yıllarda attıkları adımlarla Akbank Mobil’i KOBİ’lerin günlük iş akışının doğal bir parçası haline getirdiklerini ve birçok süreci uçtan uca dijitalleştirdiklerini dile getirdi.
İşbirliğiyle müşterilerinin Dijital KGF kredisine Akbank Mobil üzerinden dakikalar içinde ulaşabildiğine dikkati çeken Gür, böylece KGF kefaletli kredinin Türkiye’de ilk kez tamamen dijital bir süreçle sunulduğunu anlattı.
Gür, KGF’nin bu yenilikçi uygulamayı hayata geçirirken ilk işbirliğini Akbank ile gerçekleştirmesinden dolayı büyük bir mutluluk duyduklarının altını çizdi.
KGF Genel Müdürü Hasan Kurt da temel ödevlerinin KOBİ’lerin finansmana etkin erişimini sağlamak olduğunu söyledi.
Türkiye’nin istihdam ve büyümede bel kemiğini oluşturan işletmelerin hem yatırım hem de işletme sermaye ihtiyaçlarını karşılamak üzere bankalarla yoğun bir çalışma yürüttüklerini vurgulayan Kurt, uçtan uca dijital bir kefalet sürecini Akbank ve KGF işbirliği ile hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti.
Kurt, yoğun ve titiz bir çalışma sürecini birlikte yürüttüklerini ve bu sonucun ortaya çıktığını dile getirerek, karşılıklı güven ve profesyonel sorumluluk içinde yürüyen süreçte Akbank Genel Müdürü Gür’ün konunun her adımının takipçisi olduğunu sözlerine ekledi.
BANKA HABERLERİ
Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin
Yayınlanma:
4 gün önce|
19/07/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Kamu Bankası Çalışanına Yok, Bazı Meslek Gruplarına Var… Tartışma Büyüyor
Türkiye’de yeşil pasaport (hususi damgalı pasaport) uzun yıllardır belirli kamu görevlileri ve bazı özel statülü meslek gruplarına tanınan önemli bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Son dönemde ise bu kapsamın genişletilmesine yönelik peş peşe kanun teklifleri TBMM’ye sunulurken; ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri olan bankacılık sektörünün bu hakkın tamamen dışında bırakılması sektör içinde yeniden tartışılmaya başlandı. Meclis gündemine mühendislerden mimarlara, diş hekimlerinden veteriner hekimlere kadar birçok meslek grubu için yeşil pasaport teklifleri gelirken, yaklaşık 200 bini aşkın bankacıyı temsil eden sektör için bugüne kadar benzer bir düzenleme bulunmuyor.
Bankacılar neden bu talebi dile getiriyor?
Bankacılık artık yalnızca kredi kullandıran klasik bir sektör olmaktan çıktı.
Bugün bankacılar;
- Uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışıyor,
- Avrupa ve ABD’deki regülasyonları takip ediyor,
- Basel kriterleri,
- AML/KYC,
- FATF,
- ESG,
- Dijital bankacılık,
- Yapay zeka,
- Siber güvenlik,
- SWIFT,
- uluslararası ödeme sistemleri gibi konularda sürekli yurtdışı temasları yürütüyor.
Özellikle;
- dış ticaret finansmanı,
- proje finansmanı,
- yatırım bankacılığı,
- sendikasyon kredileri,
- ihracat finansmanı,
- fintech iş birlikleri
gibi alanlarda çalışan binlerce bankacı yıl içerisinde çok sayıda uluslararası seyahat gerçekleştirmek zorunda kalıyor.
Bankacılık sektörü temsilcilerine göre bu durum, yeşil pasaport talebinin temel gerekçelerinden biri haline geliyor.
Kamu bankalarında çalışanlar da alamıyor
İşin dikkat çeken yönlerinden biri ise;
Türkiye’nin en büyük kamu bankaları olan;
- Ziraat Bankası
- Halkbank
- VakıfBank
çalışanlarının büyük bölümünün de yeşil pasaport hakkına sahip olmaması.
Sadece özelleştirme öncesi belirli statülerde görev yapan bazı eski personeller için geçmişten gelen özel hükümler bulunurken, günümüzde göreve başlayan kamu bankası çalışanları bu kapsamın dışında kalıyor.
Bu nedenle sektör içinde; “Kamu adına çalışan bankacıya bile yeşil pasaport verilmezken, farklı birçok meslek grubu için yeni teklifler hazırlanıyor” eleştirileri dile getiriliyor.
Kimler bugün Yeşil Pasaport alabiliyor?
Mevcut mevzuata göre başlıca gruplar şunlar:
Kamu kesimi
- 1., 2. ve 3. derece devlet memurları
- Aynı derecedeki bazı sözleşmeli kamu görevlileri
- Emekli olduktan sonra bu hakkı koruyan kamu görevlileri
Siyasi görevler
- Eski milletvekilleri
- Eski bakanlar
Yerel yönetimler
- Büyükşehir belediye başkanları
- İl ve ilçe belediye başkanları (görev süresince)
Devlet sporcuları
Uluslararası başarı kazanmış devlet sporcuları
İhracatçılar
Belirli ihracat hacmini sağlayan ihracatçı firmaların yetkilileri de belirli kontenjanlar dahilinde hususi damgalı pasaport alabiliyor.
TBMM’de hangi meslek grupları için teklifler var?
Son dönemde Meclis’e sunulan teklifler incelendiğinde kapsamın giderek genişletilmeye çalışıldığı görülüyor.
Mühendisler
En az 15 yıl kıdeme sahip TMMOB üyeleri için yeşil pasaport verilmesini öngören teklif İçişleri Komisyonu’nda bekliyor.
Mimarlar
Mühendislerle birlikte teklif kapsamında yer alıyor.
Diş Hekimleri
15 yıl kıdeme sahip diş hekimleri için teklif verildi.
Veteriner Hekimler
Aynı teklif içerisinde bulunuyor.
Avukatlar
Belirli kıdeme sahip avukatlara yönelik farklı kanun teklifleri de Meclis gündemine taşındı.
Bankacılar neden kapsam dışında?
Aslında bankacılık;
- Türkiye’nin finansal istikrarını yöneten,
- ihracatı finanse eden,
- yatırımları organize eden,
- dış finansmanı sağlayan,
- uluslararası sermaye girişlerinde kritik rol oynayan
stratejik sektörlerden biri.
Bugün;
- sendikasyon kredileri,
- Eurobond işlemleri,
- IFC,
- EBRD,
- Dünya Bankası,
- Asya Altyapı Yatırım Bankası,
- uluslararası yatırım fonları
ile sürekli temas halinde çalışan binlerce bankacı bulunuyor.
Buna rağmen sektör çalışanlarının hiçbirinin meslekleri nedeniyle yeşil pasaport hakkı bulunmuyor.
Dünyadaki uygulamalar ne gösteriyor?
Birçok ülkede pasaport ayrıcalıkları daha çok diplomatik statüye bağlı olarak veriliyor.
Ancak iş insanlarına ve stratejik sektör çalışanlarına;
- hızlı vize,
- uzun süreli çok girişli vizeler,
- fast-track uygulamaları,
- güvenilir yolcu programları
gibi kolaylıklar sağlanıyor.
Türkiye’de ise bu kolaylıkların önemli bölümü ihracatçılar için uygulanırken bankacılık sektörü aynı kapsamda değerlendirilmiyor.
Sektörün ekonomik büyüklüğü
Türk bankacılık sektörü;
- yaklaşık 200 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor,
- Türkiye ekonomisinin finansmanını yürütüyor,
- yüz milyarlarca dolarlık dış finansman işlemlerini organize ediyor,
- ihracat finansmanının ana aktörü konumunda bulunuyor.
Bu nedenle sektör temsilcileri; “uluslararası rekabet gücü açısından bankacılara da belirli kriterlerle yeşil pasaport verilmesi gerektiğini” savunuyor.
Olası model ne olabilir?
Tüm bankacılara sınırsız bir hak yerine;
örneğin;
- en az 15 yıl kıdeme sahip,
- BDDK lisanslı bankalarda çalışan,
- uluslararası işlemlerde görev yapan,
- belirli unvan seviyesine ulaşmış
bankacılar için kademeli bir model oluşturulabileceği ifade ediliyor.
Benzer kriterler ihracatçılar ve bazı meslek grupları için zaten uygulanıyor.
Bankavitrini Analizi
Kamu yönetimi, yeşil pasaportu yıllar içinde yalnızca kamu görevlilerine özgü bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp belirli ekonomik ve mesleki katkı sağlayan grupları da kapsayacak şekilde genişletmeye başladı.
Mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veteriner hekimler ve avukatlar için peş peşe teklifler hazırlanırken; Türkiye ekonomisinin finansmanını sağlayan bankacılık sektörünün bu tartışmaların dışında kalması dikkat çekiyor.
Özellikle kamu bankalarında görev yapan ve kamu adına uluslararası finansal ilişkileri yöneten profesyoneller açısından da bu durum “eşitlik” tartışmasını beraberinde getiriyor.
Bankacılara yeşil pasaport verilmesi, yalnızca bir seyahat kolaylığı değil; Türkiye’nin finans sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırabilecek, finans diplomasisini destekleyebilecek ve sektör çalışanlarına verilen kurumsal değerin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde TBMM gündemine bankacılık sektörü için de benzer bir kanun teklifinin gelip gelmeyeceği, finans çevrelerinin yakından takip edeceği başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.
BANKA HABERLERİ
Yurt Dışı Eğitim mağdurları: Chargeback ile Para İadesi Alabilir
Yurt Dışındaki Okula Kayıt Yaptırıp Eğitim Alamayan Öğrenciler Dikkat! Kredi Kartıyla Ödenen Eğitim Ücretleri Geri Alınabilir mi?
Yayınlanma:
4 gün önce|
18/07/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Alınmayan Hizmet İçin Chargeback (Ters İbraz) Hakkı Gündemde
Son dönemde özellikle dil okulları, yaz okulları, üniversite hazırlık programları ve özel eğitim kurumlarına kayıt yaptıran çok sayıda Türk öğrenci ve veli; vize reddi, okulun kapanması, programın iptal edilmesi, eğitimin başlamaması veya vaat edilen hizmetin sunulmaması gibi nedenlerle önemli mağduriyetler yaşamaya başladı.
Bu mağduriyetlerin önemli bir bölümünde ödemeler kredi kartı ile gerçekleştirildi.
Oysa birçok tüketicinin bilmediği önemli bir hak bulunuyor: Kredi kartıyla ödenen ancak karşılığında hizmet alınamayan eğitim ücretleri için bankaya “Chargeback (Ters İbraz / Harcama İtirazı)” başvurusu yapılabiliyor.
Bankacılık sektörü açısından bu süreç oldukça teknik olmakla birlikte, uluslararası kart kuruluşlarının kuralları tüketicilere önemli korumalar sağlıyor.
Bankaya Başvurmak İlk Adım
Öncelikle unutulmaması gereken konu şudur: Burada dava açılması ilk aşama değildir.
İlk yapılması gereken işlem; Ödemeyi yapılan kredi kartını çıkaran bankaya harcama itirazında bulunmaktır.
Bu işlem bankacılık sektöründe;
- Chargeback
- Ters İbraz
- Harcama İtirazı
- Dispute
olarak adlandırılır.
Chargeback Nedir?
Chargeback; Kart sahibinin; “Ben bu hizmeti alamadım” veya “Satıcı sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmedi” iddiasıyla bankasından yaptığı resmi geri ödeme talebidir.
Burada dikkat edilmesi gereken konu; Bu hak yalnızca dolandırıcılık işlemleri için değildir.
Aynı zamanda;
- hizmet verilmemesi
- eksik hizmet
- iptal edilen organizasyon
- kapanan okul
- hiç başlamayan eğitim
gibi durumlarda da kullanılabilir.
Eğitim Hizmeti İçin de Geçerlidir
Visa ve Mastercard kurallarına göre; “Hizmet sunulmaması” chargeback sebeplerinden biridir.
Bu nedenle;
- yurtdışı dil okulu
- üniversite
- yaz okulu
- eğitim danışmanlığı
- sertifika programı
gibi eğitim hizmetleri de kapsam içine girebilir.
Hangi Durumlarda Para Geri Alınabilir?
En sık karşılaşılan örnekler şunlar:
1- Okul hiç açılmadı
Ödeme yapıldı.
Ancak okul faaliyet göstermedi.
2- Eğitim başlamadı
Kayıt yapıldı.
Ancak eğitim verilmedi.
3- Vize reddi sonrası okul ücret iadesi yapmadı
Bazı sözleşmelerde; Vize reddinde ücret iadesi yazmasına rağmen ödeme yapılmayabiliyor.
4- Okul iflas etti
Faaliyet durduğu için hizmet alınamadı.
5- Danışman firma ortadan kayboldu
Ödeme alınmasına rağmen okul kaydı yapılmadı.
6- Eğitim çevrimiçine çevrildi
Yüz yüze eğitim vaat edilmesine rağmen tamamen farklı hizmet sunuldu.
7- Eğitim iptal edildi
Program hiç başlamadı.
Banka Süreci Nasıl İşliyor?
Süreç genel olarak şu şekilde ilerliyor.
1. Kart sahibi bankaya başvuruyor.
Belgelerini sunuyor.
↓
2. Banka inceleme yapıyor.
↓
3. Kart kuruluşuna (Visa/Mastercard) başvuruyor.
↓
4. İşlem iş yerine iletiliyor.
↓
5. İş yeri savunma yapıyor.
↓
6. Haklı bulunursa ücret karta iade ediliyor.
Bankaya Hangi Belgeler Verilmeli?
Ne kadar güçlü belge sunulursa başarı ihtimali de o kadar yükseliyor.
Örneğin;
- ödeme dekontu
- kredi kartı ekstresi
- okul sözleşmesi
- kayıt belgesi
- kabul mektubu
- e-postalar
- okulun iptal yazısı
- vize reddi
- hizmet verilmediğine ilişkin belgeler
- danışman firma yazışmaları
- ücret iadesinin reddedildiğini gösteren cevaplar
başvuru dosyasına eklenebilir.
Süre Sınırı Var mı?
Evet.
Chargeback işlemlerinde süre önemlidir.
Kart kuruluşlarının kurallarına göre başvuru süreleri işlem türüne göre değişebilmekle birlikte, hizmetin verilmesi gereken tarihten itibaren belirli süreler içinde itiraz edilmesi gerekir.
Bu nedenle mağduriyet oluşur oluşmaz bankaya başvurmak önem taşır.
Gecikme, hak kaybına yol açabilir.
Banka Başvuruyu Reddederse Ne Olur?
Her ret kararı kesin değildir.
Tüketici;
- ek belge sunabilir,
- yeniden değerlendirme talep edebilir,
- tüketici hakem heyeti veya mahkemeye başvurabilir (uyuşmazlığın niteliğine göre),
- gerekirse uluslararası kart kuralları kapsamında bankanın süreci nasıl yürüttüğünü sorgulayabilir.
Havale ile Ödeyenler Aynı Hakka Sahip mi?
Hayır.
Burada önemli fark oluşuyor.
Kredi kartı
Chargeback uygulanabilir.
Havale
Chargeback mekanizması yoktur.
Bu durumda;
- sözleşme hükümleri,
- hukuk davaları,
- icra yolları
ön plana çıkmaktadır.
Dolayısıyla kredi kartıyla ödeme yapanlar önemli bir avantaja sahip olabiliyor.
Yurt Dışı Eğitim Sektöründe Yeni Risk
Son yıllarda;
- artan döviz kuru,
- bazı eğitim kurumlarının mali sorunları,
- vize süreçlerinin uzaması,
- öğrenci sayılarındaki dalgalanma
nedeniyle uluslararası eğitim sektöründe iptal edilen program sayısı da arttı.
Özellikle pandemi sonrası birçok ülkede eğitim modeli değişirken, bazı okullar hibrit veya çevrimiçi modele geçti.
Bu durum da yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden oldu.
Bankalar Açısından Risk
Chargeback sayısındaki artış; bankalar açısından da operasyonel yük oluşturuyor.
İhraççı banka; müşterisini korurken, iş yeri bankası (Acquirer) ise satıcıyı temsil ediyor.
Dolayısıyla;
- belge incelemeleri
- uluslararası kart kuralları
- zaman yönetimi
- hukuki değerlendirmeler
önem kazanıyor.
Eğitim Kurumları Açısından Sonuç
Chargeback oranı yükselen kurumlar;
- daha yüksek komisyon ödeyebilir,
- riskli iş yeri olarak sınıflandırılabilir,
- ödeme alma kabiliyetini kaybedebilir,
- kart kabul sözleşmeleri sona erebilir.
Bu nedenle eğitim kurumlarının sözleşme hükümlerine uygun davranmaları ve iptal/iade süreçlerini şeffaf yürütmeleri kritik önem taşıyor.
Uzmanlar Ne Öneriyor?
Uzmanlar, yurt dışı eğitim hizmeti satın almadan önce şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:
- Sözleşmede iade koşullarını ayrıntılı okuyun.
- Vize reddi halinde uygulanacak prosedürü yazılı olarak teyit edin.
- Ödemeleri mümkünse kredi kartıyla yapın.
- Tüm yazışmaları saklayın.
- Hizmet sunulmadığında beklemeden bankanıza harcama itirazında bulunun.
- Başvurunuza mümkün olduğunca fazla belge ekleyin.
Bankacılık Sektörü Açısından Değerlendirme
Dijital ödemelerin hızla arttığı günümüzde kredi kartı yalnızca bir ödeme aracı değil, aynı zamanda tüketici açısından önemli bir koruma mekanizması sunuyor.
Uluslararası kart sistemlerinin geliştirdiği Chargeback (Ters İbraz) uygulaması, tüketicilerin hiç alamadıkları veya sözleşmeye uygun şekilde sunulmayan hizmetler nedeniyle mağdur olmalarını önlemeyi amaçlıyor.
Özellikle yurt dışı eğitim, turizm, havayolu, etkinlik organizasyonları ve dijital hizmetlerde bu mekanizma her geçen yıl daha fazla kullanılıyor.
Bankalar açısından ise bu süreç, hem müşteri memnuniyetini korumak hem de uluslararası kart kuruluşlarının kurallarına uyum sağlamak bakımından büyük önem taşıyor.
Özet
Yurt dışında eğitim almak amacıyla kayıt yaptıran ancak çeşitli nedenlerle eğitim hizmetinden yararlanamayan öğrenciler ve veliler için kredi kartıyla yapılan ödemelerde chargeback (ters ibraz) önemli bir hukuki ve finansal başvuru yolu olabilir. Ancak her olay kendi sözleşmesi, ödeme şekli ve hizmetin sunulmama nedenine göre ayrı değerlendirilir. Başvurunun güçlü belgelerle ve gecikmeden yapılması, sürecin başarı şansını artırır.
Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Chargeback başvurularının kabulü; Visa ve Mastercard kuralları, kartı çıkaran bankanın incelemesi, iş yerinin savunması ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Her hizmetin otomatik olarak iade edileceği anlamına gelmez.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.039)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.603)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (579)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.978)
- GÜNCEL (4.522)
- GÜNDEM (3.557)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.722)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.466)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (821)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (114)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (57)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (93)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Tesla'nın kârı ikinci çeyrekte beklentilerin altında kaldı 22/07/2026
- Amazon, yapay zeka biriminde işten çıkarmaya gitti 22/07/2026
- Erakçi: ABD saldırısına destek verenler meşru hedef olacak 22/07/2026
- Güney Kore'den Hürmüz iddialarına yalanlama 22/07/2026
- "İran'ın petrol satamadığı bölgede kimse petrol satamaz" 22/07/2026
- AB'den Paramount-Warner Bros. anlaşmasına şartlı onay 22/07/2026
- Musk, yapay zekayla "The Odyssey" çekeceğini duyurdu 22/07/2026
- Çin ve ASEAN'dan enerji işbirliğini güçlendirme kararı 22/07/2026
- Reel kesimin döviz açığı Mayıs'ta 204,4 milyar dolar oldu 22/07/2026
- İç talep göstergesi Temmuz'da sert gerilemeye işaret etti 22/07/2026
SON YAZILAR
- Altın ve Gümüş: Nerede kalmıştık? 22/07/2026
- Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında 21/07/2026
- Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek 21/07/2026
- İSO, “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı 21/07/2026
- Ekonomide “Ruj Etkisi” Nedir? 20/07/2026
- KGF Akbank Mobil’de 20/07/2026
- HANGİ SEKTÖRLERE YATIRIM YAPMALI, HANGİLERİNE YAPMAMALI ? 20/07/2026
- Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi 19/07/2026
- Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin 19/07/2026
- Şirkete Değil, Kariyerinize Sadık Kalın 18/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
