Connect with us

BANKA HABERLERİ

Kusursuz fırtına

Clooney’in başrolündeki filmde, hayatının en kötü avından dönen balıkçı Billy, bu kez fazla açılır ve aradığını bulur, ancak dönüşte fırtınaya yakalanır. Bu film ile bulunduğumuz koşulların ne kadar benzediğini anlatmaya çalışacağım.

Yayınlanma:

|

1990’ların sonu 2000’li yılların ortalarına kadar ayda en az bir defa sinemaya gider ve o dönemde çekilmiş harika filmleri sinemanın büyüleyici atmosferinde seyrederdik. Gerçekten de macera, tarih, korku, müzikal anlamında çok güzel filimler gösterime girerdi. Beni etkileyen ve nefesimi tutarak izlediğim filmlerden biri de ismini yukarıdaki başlıkta kullandığım Kusursuz Fırtına’dır. Başrolünde çok beğendiğim bir oyuncu olan George Clooney’nin oynadığı 2000 yılı yapımı olan bu film balıkçı teknesi “Andrea Gail”in mürettebatının gerçek öyküsünü anlatıyor. George Clooney filmde, hayatının en kötü avlarının birinden dönen Kuzey Atlantik balıkçısı Kaptan Billy Tyne’ı canlandırıyor.

Kaptan Tyne, daha iyi bir av için karaya döndükten hemen sonra yine denize açılmaya karar veriyor ve balık olduğunu sandığı “Grand Banks” bölgesine gidiyor. “Kusursuz Fırtına” sadece balıkçılarla ilgili bir film değil. Filmde bir balıkçı kasabası ve o topluluğun nasıl işlediği de anlatılıyor.

Balık bulmayı başaramayan “Andrea Gail” balıkçıları bu kez rotayı normal suların dışına çeviriyor. Bu sırada büyük bir fırtınanın uyarıları gelmeye başlıyor. Evlerinden iyice uzağa giden balıkçılar amaçlarına ulaşıyor ve büyük bir balık kaynağı buluyorlar ama geri dönüş yolunda evleriyle aralarına, tam üç fırtınanın birleşerek yarattığı bir doğal felakete giriyorlar. Bu doğal felaketin nasıl geliştiğini ve balıkçıların sonunu burada anlatmaktansa sizlere aşağıdaki linkten bunu görsel olarak seyretmenizi önereceğim.

https://youtu.be/W9Tdw5nG4dQ

Hep ekonomi ve finans piyasaları ile ilgili yazılarımı okumaya alışkın olan okuyucular merakla benim film eleştirmenliğine mi başladığımı sorabilirler. Öncelikle böyle bir yetkinliğimin olmadığını ve bu film ile bulunduğumuz ekonomik ve finansal koşulların birbirlerine ne kadar benzediğini anlatmaya çalışacağımı söylemeliyim.

2018 yılının Haziran ayından itibaren geçiş yaptığımız Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi maalesef ortak akıl, fikir alışverişi ve farklı bakış açılarını bir kenara koyarak tek bir ağızdan çıkan uygulamalarla Türkiye’yi büyük risklere maruz bırakan bir yönetim sistemine döndü. Liyakattan çok sadakat bazlı kurumsal atamalar nedeniyle ideolojiye dayalı bir yönetim sistemi ile de global ve bölgesel riskleri görmekten uzak, vizyonu olmayan ve günü kurtarmaya çalışan bir zihniyeti ortaya çıkarttı.

Bu noktada şu benzetmeyi yaparsak sanırım yanlış olmaz.  “Andrea Gail” teknesinin büyük balık bulma umuduyla bilmediği ve yaklaşan fırtınaya kulak asmadan açıldığı sular gibi Türkiye’de mevcut kaptanı ve mürettebatı ile içinde tüm vatandaşları ile birlikte daha önce uygulanmamış politikalarla büyük balık tutma hevesi ile yol almaya başladı.

Sakin havada fırtınayı kestirmek zordur (N. Machiavelli)

Likiditenin bol faizlerin düşük olduğu global bir dünyada yapılan hatalar önceleri Türkiye’ye büyük bedeller ödetmiyordu belki. Bu konudaki ilk provayı 2013 senesi Mayıs ayında ABD Merkez Bankası Federal Reserve başkanı Ben Bernanke’nin bilanço küçültülmesi ile ilgili verdiği ilk sinyalde görmeye başladık. Türkiye 2002 sonrasında ekonomi alanında attığı birçok doğru adım ve o dönemde hala iş başında bulunan liyakatli kadrolar vasıtasıyla global piyasalarda başlayan fırtınalardan çok etkilenmiyor, ortaya çıkan fırtınalara karşı korunma amaçlı önlemleri alma konusunda da gecikmiyordu.

Tüm bu önlemler TL’yi dışarıdan gelen risklere karşı koruyabiliyor ve buna bağlı olarak ekonomik büyüklüklerde ve özellikle enflasyonda büyük oynaklıklar ortaya çıkmıyordu.

EMRAH KOŞ…

Risklerin nasıl yönetileceği ile ilgili diğer bir sınav da COVID-19 pandemisinin tüm dünyayı kasıp kavurması sırasında belirginlik kazandı. 2019 yılında yerel seçimlerde büyük balığı tutma hayali ile olmadık sulara açılarak bir yandan faizi bir yandan da kuru baskılamak amacıyla, şeffaf olmayan yöntemlerle Merkez Bankası rezervlerinin 128 milyar dolarının heba edilmesi bir sonraki dönemde ortaya çıkabilecek fırtınayı hiç hesaba katmamaktı. Pandemi döneminde gelişmiş ülke merkez bankalarının yeniden ultra düşük faiz ve bol likiditeye geçmesine ve bu yolla diğer gelişen ülkelere sermaye girişinin olmasına rağmen, Türkiye’nin harcadığı kredibilite nedeniyle güvenli limanlardan uzak kalması, bir sonraki fırtınada yeniden savrulmasına neden olacaktı.

2019 yerel seçimlerinde büyük balığı tutma hayaliyle olmadık sulara açılarak 128 milyar doların heba edilmesi fırtınayı hesaba katmamaktı. Hiç beklenmeyen Ukrayna-Rusya savaşı ise kusursuz fırtınayı, yani global enflasyonu beraberinde getirdi.

Pandeminin yavaşlamasını takip eden dönemde ortaya çıkan talep artışı, tedarik zincirlerindeki aksama ve hiç beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan Ukrayna-Rusya savaşı kusursuz fırtınanın, yani global enflasyonun ortaya çıkışını beraberinde getirdi. Bu kusursuz fırtınaya, dünyanın neredeyse tüm merkez bankaları politika faizlerini artırarak cevap verirken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Eylül 2021’de düşürmeye başladığı ve Aralık ayına kadar %14’lere kadar indirdiği politika faizi altında girdi.

ABD Merkez Bankası’nın ve diğer gelişmiş ülke Merkez Bankalarının enflasyonla mücadeleden taviz vermeyeceklerini açıklayarak faizleri artırmaya başlamaları ve önümüzdeki dönem daha da artıracakları iletişimini yaparak fırtınanın daha da şiddetleneceği uyarısını yapmalarına rağmen, fırtınanın ortaya çıkarttığı dalganın üzerinden son bir hamle yaparak kurtulmayı uman Merkez Bankasının 2022 yılı başından beri gemiyi daha da hızlandırmak amacıyla yaptığı rezerv satışlarına devam etmesi ve bir yandan faizi bir yandan da kuru baskılaması durumun ne kadar nefes kesici bir şekilde geliştiğini gösteriyor.

Kusursuz Fırtına filminin sonu oldukça trajik maalesef. Global ekonomide ve finansal piyasalardaki gelişmeler önümüzdeki dönemin hiç de sakin olmayacağının açık işaretlerini gösteriyor. Böyle kusursuz bir fırtına uyarısı söz konusuyken yapılması gerekenler de belli. Dalgalar daha da büyümeden bilinmeyen sularda gezinmek yerine güvenli bir limana demirlemek ve gelecek fırtınalara şimdiden hazırlık yapmak en akıllıca yol.

Ömer R. GENCAL – politikyol

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Eskiyen ATM’lerin para yuttuğu şikayetleri arttı

Tüketici Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Aziz Koçal: Arızalı bankamatiklerin vatandaşların paralarını alıkoyduğu, hesaplarına geçmediği ve iadesinin günler sürdüğü konusunda yoğun şikayet var.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye’de faaliyette bulunan bankaların eskiyen ve arızalı bankamatikleri (ATM) nedeniyle her yıl milyonlarca lirayı bulan meblağın alıkonulması ve bu paraların iadelerinin günlerce sürmesi vatandaşları mağdur ediyor.

Tüketici Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Aziz Koçal, Türkiye’de faaliyette olan bankaların ATM’lerini kullanarak para yatırmak isteyen vatandaşların eskiyen ya da arızalı cihazlar nedeniyle paralarının alıkonulduğunu bildirdi.

Türkiye’de 50 civarında bankanın faaliyet yürüttüğü ve milyonlarca bankamatik kullanıcısı olduğu dikkate alındığında ATM’lerin yol açtığı sorunlar nedeniyle belirli sürelerle alıkonulan meblağın milyonları bulduğunu ileri süren Koçal, “Arızalı ATM’lerin vatandaşların paralarını alıkoyduğu, hesaplarına geçmediği ve alıkonulan paraların iadesinin de günler sürdüğü konusunda yoğun şikayetler alıyoruz.” dedi.

Ayıplı hizmeti telafi etmek bankanın görevi

Koçal, bu durumu “bankaların ayıplı hizmeti” olarak nitelendirerek, eskiyen ATM cihazlarının yenilenmesinin, arızalarının giderilmesinin, ayıplı hizmeti telafi etmenin bankaların görevi olduğuna işaret etti. Bankamatik arızaları nedeniyle alıkonulan paraların iadelerinin de ayrı bir sorun olduğunu belirten Koçal, şunları kaydetti:

“Bu konuda da tüketici hakem heyetleri ve mahkemelerine, internetteki şikayet sitelerine ayrıca başvurular yapıldığını biliyoruz. Banka müşterilerinin, tüketicilerin ciddi mağduriyetleri var. Birincisi, tüketici hiçbir hatası yokken parasını kaptırıyor. Cihazın alıkoyduğu para hesabına geçmiyor. Acil ödemelerini yapamıyor. Yapılacak ödemeler kredi kartı, ek hesap, fatura ödemeleri ise bunların ödemesi yapılamadığı için gecikme cezalarıyla tüketici yüz yüze geliyor. Bankamatiklerin alıkoyduğu paralar tüketiciye en kısa sürede iade edilmelidir. Ayrıca bankalar, ATM’lerin alıkoyduğu paraların geciken iade sürelerine göre vatandaşa gecikme bedeli ödemekle, tüketicilerin maddi ve manevi zararlarını karşılamakla, ayıplı hizmeti telafi etmekle yükümlüdür. Tüketici mahkemeleri ve hakem heyetlerinin bu yöndeki kararları emsal alınmalıdır. Tüketicilerin lehine bu yönde yargı kararları mevcuttur. Bankacılıkla ilgili üst kuruluşların da müşterilerin bu tür mağduriyetlerinin giderilmesi, alıkonulan paraların iade süreleri, alıkonulan paraların iadesinde gecikme halinde bankalara nasıl yaptırım uygulanacağı konusunda hükümler ortaya koyması gerekmektedir.”

Koçak, bankalara, ATM’leri teknolojik gelişmelere uygun olanlarıyla sık sık değiştirmesi ve arızaların ivedilikle giderilmesi için hızlı mobil ekipler oluşturması tavsiyesinde bulundu.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İŞBANK GENEL MÜDÜRÜ: SERBEST PİYASA KOŞULLARINA DÖNÜLMELİ

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, TL mevduat oranının %50 altına çekilmesi ile ilgili zorlamayla bir yere vardırılacak konu olmadığını ve mudi tercihlerine saygılı olunması gerektiğini söyledi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, bankanın TL mevduatta yüzde 50 oranını yakalama gibi bir hedefi olmadığını dile getirerek bunun sonuçlarına da katlanacaklarını vurguladı. Aran, müşteri tercihlerine saygılı olmak gerektiğini ve İş Bankası’nın yanlış bir adım atmayacağını belirtti.

Bankacılık sektöründe TL mevduat oranına göre getirilen menkul kıymet tutma zorunluluğu konusunda uyarılarda bulunan ve sektör için sıkıntılı süreçler getirebileceğini vurgulayan İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, bankasında yüzde 50 TL mevduat oranı hedefi olmayacağına dikkat çekti. Aran, yüzde 50 TL mevduat hedefinin ülke için yararlı bir şey olduğunu düşünmediğini belirterek müşteri tercihlerine saygılı olmak gerektiğini dile getirdi.

Genel Müdür Hakan Aran, geçen ay sonu Merkez Bankası’nın yabancı para mevduat oranına göre menkul kıymet tutma zorunluluğu miktarını ve yılbaşından itibaren TL mevduat oranı yüzde 50’nin altında kalanlara daha fazla alım zorunluluğu getirmesinin ardından endişelerini dile getirmişti. Uzun vadeli ve düşük faizli tahvil tutma zorunluluğunun bankaları riske açık hale getirdiğini vurgulayan Aran, serbest piyasa ekonomisi koşullarına dönülmesini istemişti.

Sonuçları neyse katlanıyoruz

Geçen hafta İzmir’de girişimcilik şubesi açılışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Aran, makroihtiyati tedbirde bir değişiklik olmadığını hatırlatarak endişelerini dile getirirken çok net bir mesaj verdiğini hatırlattı. Aran, TL mevduat oranında yüzde 50’yi tutturma gibi bir hedefinin olmadığına işaret ederek “Böyle bir hedefimiz olmayacak, böyle bir hedef arkadaşlara da vermedim. Çünkü bunun ekonomi için, ülke için yararlı bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bunun herhangi bir faydası olduğuna inansam zaten gönülden gelerek destek olurum. Bu durum zorlamayla bir yere vardırılacak olan bir konu değil. Hem altını çizdiğim şey var, müşteri tercihlerine saygılı olmak gerekir dedim. İşte o saygı çerçevesinde biz işimizi teknik olarak yapıyoruz onun sonuçları neyse de onun sonuçlarına katlanıyoruz” dedi. Aran, bu sonucu değiştirmek için İş Bankası’nın yanlış bir adım atmayacağını, yanlış bir adım atıldığını ya da yanlış adım atılmasına neden olacak bir durum olduğunu gördüğünde de o serzenişi, uyarıyı yapacağına dikkat çekerek “Çünkü o yanlış adımdan çekindiğim için o uyarıyı yapıyorum. Mesaj çok netti arkasında duruyorum ama biz banka olarak herhangi bir aksiyon almıyoruz” diye konuştu.

Kurumlar adapte olmaya çalışıyor

Finansa erişimde kim ne derse desin bir ciddi sıkıntı olduğunu, finansa erişim sorununun devam ettiğini ifade eden İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, şöyle konuştu: “Bir şeyi çok tekrarlamanızın bir anlamı yok, çünkü konunun değerini düşürüyorsunuz ve artık konunun önemi de kaybolmaya başlıyor. Bu sorunlar hayatımızda var ve bu sorunlarla yaşamayı öğreniyoruz. Çünkü bizim en büyük özelliğimiz uyum sağlayabilmektir. Türk insanı, bu coğrafyada yaşayan insanlar bu tür belirsizliklere hızlı adapte oldukları için varlar. Hele kurumlar bu kadar yıldır buna çabuk uyum sağladıkları için varlar. O nedenle ortada bir belirsizlik hakim, yaratılıyor, dediğim şeyler yerinde duruyor ama artık kurumlar ve herkes ona adapte olmaya çalışıyor ve ona göre bir strateji belirliyor. Onda da herkes son derece başarılı olduğunu görüyorum. Ustalıkla bu ihtiyacı yönetebiliyor.”

Serbest piyasadan uzaklaşınca aşırı regülasyon kaçınılmaz

Aran, “Bir kere serbest piyasanın dinamiklerinden uzaklaşmaya başladığınız zaman aşırı regülasyon kaçınılmaz hale geliyor. Belirsizlik ve regülasyon birbirini doğuran bir şey. Piyasanın kendi dengelenme mekanizmaları var. Yıllardır alışık olduğu ve ekonomideki yanlışlıkları düzelten doğal dengeleme mekanizmaları var. O dengeleme mekanizmaları doğal ortamında işler. Onu bozduğunuz zaman o mekanizmalar devreye girmediği için sizin her seferinde regülasyonla müdahaleyle o dengeyi sağlamanız lazım. Bir şeyin doğal olanıyla insan eliyle yapılanı arasındaki efor tartışılmaz. Şimdi o efor için enerji harcıyoruz. Bu da çok da bir şey kazandırmıyor. Gücümüzü daha verimli kullanabiliriz” dedi.

Şebnem TURHAN- ekonomim

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Yapı Kredi, ihracatçı müşterilerine İGE teminatıyla kredi sunmaya başladı

İlk etapta İGE’nin Özkaynak Programı’ndan 2,3 milyar TL’lik bir kefalet limiti sağlayan Yapı Kredi, bu sayede ihracatçı olan ya da ihracata yeni başlayan müşterilerine ihracat taahhütlü kredi kullandıracak

Yayınlanma:

|

Yazan:

Yapı Kredi, ihracatçı müşterilerine İhracatı Geliştirme AŞ (İGE) teminatıyla kredi sunmaya başladı.

Yapı Kredi’den yapılan açıklamaya göre, ilk etapta İGE’nin Özkaynak Programı’ndan 2,3 milyar TL’lik bir kefalet limiti sağlayan banka, bu sayede ihracatçı olan ya da ihracata yeni başlayan müşterilerine, İGE teminatıyla ihracat taahhütlü kredi kullandıracak.

Açıklamada konuya ilişkin değerlendirmeleri yer alan Yapı Kredi Genel Müdür Yardımcısı Cahit Erdoğan, ihracatı destekleyici çözümleri müşterileri ile buluşturduklarını belirterek, ihracatçı firmalara sundukları çözümleri önemsediklerini ve önceliklendirdiklerini bildirdi.

Ekonomik gelişimin en önemli unsurlarından olan ihracat hedeflerine ulaşmak için ihracatın geniş bir tabana yayılması ve daha fazla firmanın ihracat yapmasının önemine işaret eden Erdoğan, ihracatçıların bu konudaki gelişiminde Yapı Kredi olarak katkılarını en üst düzeyde sağlayabilmek için çalışmaya devam ettiklerini bildirdi.

Erdoğan, bu kapsamda ihracatçı müşterilerine İGE teminatıyla kredi sunmaya başladıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:

‘Tüm bunların yanı sıra Yapı Kredi olarak konusunda uzman ve deneyimli kadrolarımızla nakit yönetimi ve dış ticaret alanında müşterilerimize, ürün ve hizmet ihtiyaçlarını belirleyerek danışmanlık hizmeti de sağlıyoruz. Ayrıca, dijital kanallarımızdaki zengin dış ticaret menümüzle de ihracatçı müşterilerimizin iş hayatını kolaylaştırıyoruz. Önümüzdeki dönemde de başta finansmana erişim ve bankacılık hizmetleri olmak üzere ihracatçı firmaların yanında olmaya ve sınırları kaldırmaya devam edeceğiz.’

– ‘İhracatın desteklenmesi için büyük adım’

İhracatı Geliştirme AŞ Genel Müdürü Kasım Akdeniz de iş birliğinin ihracatın desteklenmesi adına büyük bir adım olduğunu vurgulayarak, ‘Verdiğimiz kefaletlerle ihracatçının finansmana erişimini kolaylaştırmak, finansman hacmini artırmak ve çeşitlendirmek üzere çıktığımız bu yolda en önemli başarı faktörlerinden birisi bankalarımızın teknik entegrasyonlarını tamamlayıp finansman için kaynak ayırmasıydı. Yapı Kredi, bu süreçte öncü bankalarımızdan oldu ve projeyi başarılı bir şekilde tamamlayarak İGE kefaletiyle ihracat kredisi kullandırma uygulamasını başlattı. Yapı Kredi’yi bu başarılı çalışması için tebrik ediyor, iş birliğimizin ihracatın finansmanına yönelik yeni çalışmalara başlangıç olmasını diliyorum.’ ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

KATEGORİLER

SON YAZILAR

ALTIN – DÖVİZ

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www paravitrini com © "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKAVİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKAVİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 - Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.