ŞİRKETLER
Milyarlarca liralık konut ihalesi: Müteahhitler tanıdık!
Yayınlanma:
3 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
İktidarın, imar afları, yanlış zemin seçimi, bilimsel kurallara aykırı yapılaşmaya göz yumması sonucu katliama dönüşen deprem felaketinin ardından henüz enkaz kalkmadan birbiri ardına deprem konutu ihaleleri yapılmaya başlandı. Uzmanların bilimsel kriterler kullanılarak zemin etüdü yapılması, artçıların bitmesinin beklenmesi gerektiği uyarılarına karşın iktidarın seçime dönük “Biz yaparız” propagandasına temel oluşturmak için bölgede yapılaşma için düğmeye basıldı. Büyük bölümü tamamlanan ihaleler aynı zamanda AKP ile bağlantılı isimler için de rant kapısı oluşturdu. Davet usulü yapılan ve yaklaşık 30 milyar TL sözleşme bedeli olan ihalelerin tamamına yakını AKP eski milletvekilleri, milletvekili adayları, eş, dost ve akrabaların şirketlerine gitti.
ÇATLAK SIVAYAN ŞİRKET
ADANA
•Sarıçam İlçesi Buruk Mahallesi 5 Etap 590 Adet Konut İnşaatı İle Altyapı ve Çevre Düzenlemesi 809 milyon TL’lik en düşük teklifi Aydın İnşaat-Dizmanlar Gayrimenkul verdi. Dizmanlar Gayrimenkul Adana’da inşa ettiği binalarda deprem nedeniyle meydana gelen çatlakları sıva ile kapatması ile gündeme geldi.
ESKİ MİLLETVEKİLİ BAĞLANTISI
ADIYAMAN
•Merkez İlçe Örenli Mahallesi 1 Etap 614 Adet Konut İnşaatı İle Altyapı ve Çevre Düzenlemesi 1 milyar 32 milyon TL yaklaşık maliyet belirlenen işin ihalesinde en düşük teklifi 1 milyar 25 milyon TL ile Merkez Yapı-Biser İnşaat Ortaklığı verdi.
•Kahta İlçesi Çobanlı Mahallesi 297 Adet Konut ve 4 Dükkânlı Ticaret Merkezi İnşaatı İle Altyapı ve Çevre Düzenlemesi yaklaşık maliyeti 480 milyon TL olan ihale 469 milyon lira teklif veren Halil Koç-MFK Mühendislik Grubu’nda kaldı.
İhaleyi alan Halil Koç ve MFK Mühendislik’in sahibi Mustafa Feyzi Koç, AKP’ye yakınlıkları ile tanınıyor. Mustafa Feyzi Koç, iktidar yanlısı yayın yapan bir gazetenin de sahibi.

Eski AKP Milletvekili Mehmet Galip Ensarioğlu
GÜL’ÜN DAMADI
ANTEP
•Şehitkamil İlçesi Kuzeyşehir 12 Etap 455 Adet Konut İnşaatları İle Altyapı ve Çevre Düzenlemesi 728 milyon TL teklif veren eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün damadı Mehmet Sarımermer’in sahibi olduğu Solid Gayrimenkul tarafından gerçekleştirilecek.
•Şahinbey İlçesi Burçkarakuyu Mahallesi 2 Bölge 746 Adet Konut İnşaatları İle Altyapı ve Çevre Düzenlemesi 1.3 milyar TL’lik inşaat ve düzenleme işinin pazarlıkla yapılan ihalesinde en düşük teklifi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin AKP tarafından yönetildiği dönemde inşaat üretimi yapan iştiraki KİPTAŞ’la ilgili iddialar sırasında gündeme gelen Alioğlu Yapı’ya (Binres İnşaat) verildi.
•Nurdağı ve İslahiye İlçeleri Geçici Yaşam Birimi Yerleşkeleri İnşaatı 75 milyon TL’lik bu işi de ortakları arasında MÜSİAD üyesi bir ismin de olduğu Can İnşaat 62 milyon TL’ye aldı.

HDP’NİN KALESİNDEki AKP’Lİ
HATAY
•İskenderun İlçesi Düğünyurdu Mahallesi 2 Etap 492 Adet Konut İnşaatı İle Altyapı ve Çevre Düzenlemesi 834 milyon TL’lik işte teklif edilen en düşük tutar 894 milyon TL oldu. Bu teklifi May İnşaat’ın sahibi 2019 yılında sürpriz bir şekilde AKP’den Şırnak Belediye Başkanı seçilen Mehmet Yarka verdi.
•Payas İlçesi Çağlalık Mahallesi 821 Adet Konut ve 36 Adet Dükkan İnşaatı İle Altyapı ve Çevre Düzenlemesi 1 milyar 142 milyon TL’lik işin pazarlığında en düşük teklif 1 milyar 145 milyon TL ile Egemen İnşaat-Okyanus Enerji’den geldi. TOKİ’nin gözde müteahhitlerinden olan ve kentsel dönüşüm projeleri üstlenen bu ortaklık, pazarlıkla yapılan ve gizli tutulan ihaleleri almalarıyla kamuoyu gündemine geldi. Daha önce de belirlenen yaklaşık maliyetin üstünde bedellerle sözleşme imzaladığı iddia edildi.

AKP’li Şırnak Belediye Başkanı Mehmet Yarka
MALİYETİN ÜSTÜNDE
MARAŞ
•Kahramanmaraş İli Göksun İlçesi Yantepe Mahallesi 2. Etap 605 Adet Konut İnşaatı İle Altyapı ve Çevre Düzenlemesi 1.1 milyar TL’lik işe Gürbağ İnşaat 1.2 milyar TL teklif verdi. Gürbağ Şirket ve grup şirketleri yurtdışında aldığı ihalelerin yanısıra Türkiye’de de şehir hastaneleri, kamu binaları ihalelerini üstlenmesiyle tanınıyor. Bunların arasında yer alan bir yol ihalesini özel davetle ve yüksek maliyetle üstlenmesiyle kamuoyu gündemine gelmişti.
•Elbistan İlçesi Karaelbistan Mahallesi 3 Etap 428 Adet Konut ve 4 Etap 310 Konut İnşaatları İle Altyapı ve Çevre Düzenlemesi 1 milyar 258 milyon lira maliyet belirlenen iş için en düşük teklif 1 milyar 260 milyon TL ile AKP’li bakanlara yakınlığı ile tanınan Nazmi Coşar’ın şirketi LEDA Yapı’dan geldi. Coşar, çok sayıda iddianın adresi olan Türkiye Wushu Kung Fu Federasyonu’nda da yönetim kurulu üyeliği yapıyor.
•Dulkadiroğlu İlçesi Ferhuş Mahallesi 258 Adet Konut İnşaatı İle Altyapı ve Çevre Düzenlemesi 400 milyon TL üzerinden başlayan pazarlıkta en düşük teklif 399 milyon TL ile Göksun ilçesinde 605 konutun yapılması işini de üstlenen Gürbağ İnşaat ile Medsan Asfalt ortaklığından geldi.
TEK ŞİRKETLE PAZARLIK
KİLİS
•Merkez İlçe Deveciler Mahallesi 2 Etap 645 Adet Konut, 4 Adet Dükkân ve 1 Adet Cami İnşaatı İle Altyapı ve Çevre Düzenlemesi 1 milyar TL’lik işin pazarlığına sadece Akgün İnşaat katıldı.
MALATYA
•Malatya İli Battalgazi İlçesi Bahçebaşı Mahallesi 3. Etap 474 Adet Konut 1 Adet Ticaret Merkezi ve 1 Adet Cami İnşaatı İle Altyapı ve Çevre Düzenlemesi 747 milyon TL’lik işin ihalesine katılan 7 şirket arasında yer alan Biser İnşaat 834 milyonluk teklifle pazarlığın en düşük tutarını teklif eden oldu. Biser İnşaat böylelikle üçüncü deprem ihalesini üstlendi.
•Yeşilyurt İlçesi İkizce Mahallesi 1. Etap 1180 Adet Konut İnşaatı İle Altyapı ve Çevre Düzenlemesi 1 milyar 992 milyon TL’lik işe en düşük teklifi 1 milyar 964 milyon lira ile Yıldızlar İnşaat verdi.
Kalyon, Limak, Cengiz gibi şirketlerle ortaklık yaparak çok sayıda kamu ihalesi alan şirketin sahibi eski AKP milletvekili olan Abdülkadir Kart. Hemşehrisi olan Erdoğan’la uzun zaman komşuluk da yapan Kart, büyük tutarlı kamu ihaleleri alması ile tanınıyor. Yaptığı işler arasında TÜRGEV yurtları da bulunuyor.
•Malatya İli Doğanşehir İlçesi Karşıyaka Mahallesi 1 Etap 349 Adet Konut ve 1 Adet Ticaret Merkezi (3 Dükkânlı) İnşaatları İle Altyapı ve Çevre Düzenlemesi 662 milyon maliyet belirlenen iş 1 milyar 68 milyon liraya Merkez Yapı-Biser İnşaat Ortaklığı’nda kaldı.

Eski AKP milletvekili Abdülkadir Kart
OSMANİYE
•Toprakkale İlçesi Fatih Sultan Mehmet Mahallesi 152 Adet Konut ve 1 Adet Ticaret Merkezi (3 Dükkânlı) İnşaatları İle Altyapı ve Çevre Düzenlemesi 290 milyon TL yaklaşık maliyet belirlenen işte en düşük teklifin sahibi 275 milyon TL ile BRG Taahhüt-Mirzan İnşaat Ortaklığı oldu.
URFA
•Eyyubiye İlçesi Batıkent Mahallesi 6. Etap 363 Adet Konut İle 1 Adet Dükkanlı Ticaret Merkezi İnşaatı İle Altyapı ve Çevre Düzenlemesi 644 milyon TL’lik iş 640 milyon TL’ye AKP’den milletvekili aday adayı olan ve sınır duvarları çekme ihaleleri de alan Bedrettin Binbay’ın şirketi İzbay İnşaat ile Arter Taahhüt Ortaklığı’nda kaldı.
BİRGÜN-Nurcan GÖKDEMİR
İlginizi Çekebilir
BORSA
SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması
Yayınlanma:
8 saat önce|
03/06/2026Yazan:
BankaVitrini
Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü
SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.
Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.
Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?
SASA ne yaptı?
Şirketin açıklamasına göre;
- Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
- 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
- Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
- Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
- Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.
Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.
Şirket açısından olumlu sonuçlar
PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:
1. Döviz borcu azaldı
Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.
2. Finansal kaldıraç düştü
Borç/özkaynak dengesi iyileşti.
3. Faiz yükü azaldı
Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.
4. Nakit çıkışı önlendi
Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.
Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.
Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?
Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.
Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.
Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.
Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:
- Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
- Arz edilen pay miktarı arttı.
- Satış baskısı oluştu.
- Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
- Portföy değerleri eridi.
Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?
Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.
Tahvil yatırımcısı:
- Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
- Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
- Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.
Borsa yatırımcısı ise:
- Açık piyasadan hisse aldı.
- Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
- Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.
Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”
İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?
Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.
Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.
Bunun birkaç nedeni bulunuyor.
1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu
PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.
2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı
Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.
3. Satış baskısı öngörülemedi
Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.
4. Güven sorunu oluştu
Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.
Yatırımcılar yanıltıldı mı?
Bu soru bugün en çok tartışılan konu.
Ancak hukuki açıdan bakıldığında;
“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.
Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.
Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.
Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.
Asıl sorun ne?
Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.
Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.
Ancak bu kararların;
- Küçük yatırımcıya etkileri,
- Riskleri,
- Olası fiyat baskıları,
- Seyrelme sonuçları,
yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.
Sonuç
SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.
Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.
Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.
Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.
Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.
Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.
Bankavitrini.com Analiz
Erol Taşdelen
Sanayide eleman krizi vasıfsız işçiye de sıçradı
Yayınlanma:
5 gün önce|
30/05/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Sanayide iş var, çalışacak insan yok: Eleman krizi vasıfsız işçiye de sıçradı
Türkiye sanayisi uzun süredir nitelikli teknik eleman bulmakta zorlanıyordu. Ancak son dönemde sorun yalnızca kaynakçı, CNC operatörü, dikiş makinecisi, bakım teknisyeni gibi ara elemanlarla sınırlı kalmadı; fabrikalar artık vasıfsız/düz işçi bulmakta da zorlanıyor.
Bu tablo, klasik “işsizlik var ama işçi yok” çelişkisini yeniden gündeme taşıdı. Bir yanda iş arayan milyonlarca kişi, diğer yanda üretim hattını döndürecek çalışan bulamayan fabrikalar var. Sorunun temelinde yalnızca ücret değil; çalışma koşulları, vardiya düzeni, ulaşım, barınma, genç kuşağın iş tercihleri, mesleki eğitim yetersizliği ve sanayinin sosyal cazibesini kaybetmesi bulunuyor.
Asgari ücret artık sanayi işi için yeterli motivasyon oluşturmuyor
Sanayide özellikle mavi yaka işler ağır çalışma temposu, vardiya sistemi, fiziki yıpranma, servis bağımlılığı ve kimi zaman sağlıksız çalışma ortamlarıyla öne çıkıyor. Buna karşılık çalışanların eline geçen ücret, yaşam maliyetleri karşısında tatmin edici bulunmuyor.
Asgari ücretin biraz üzerinde teklif edilen ücretler dahi birçok çalışan için yeterli görülmüyor. Çünkü kira, ulaşım, gıda ve temel ihtiyaçlardaki artış, sanayi ücretlerini reel olarak zayıflatıyor. Çalışan açısından soru artık şu hale geldi: “Bu tempoya, bu yıpranmaya, bu ücrete değer mi?”
Yeni kuşak fabrika düzeninden uzaklaşıyor
Genç kuşak için iş yalnızca gelir kapısı değil; yaşam kalitesi, esneklik, sosyal çevre, statü ve psikolojik tatmin anlamına da geliyor. Fabrika ortamı ise birçok genç tarafından ağır, tekdüze, baskılı ve gelecek vadetmeyen bir alan olarak görülüyor.
Kurye, e-ticaret, kafe, güvenlik, hizmet sektörü veya dijital platform işleri daha esnek ve daha görünür seçenekler sunuyor. Sanayide kariyer basamağı, sosyal itibar ve gelir artışı beklentisi zayıf kaldıkça gençler üretim hattından uzaklaşıyor.
Sorun teknik elemandan düz işçiye indi
Geçmişte sanayicinin ana şikâyeti “nitelikli ara eleman yok” şeklindeydi. Bugün tablo değişti. Artık paketleme, yükleme-boşaltma, üretim destek, temizlik, depo, montaj ve vardiyalı hat işlerinde de ciddi açık oluşuyor.
Bu durum sanayi için kritik bir eşik anlamına geliyor. Çünkü teknik eleman eksikliği verimliliği düşürürken, düz işçi eksikliği doğrudan üretim hattını durdurabiliyor. Fabrika kapasitesi kâğıt üzerinde var olsa bile, çalışan bulunamadığında makine, sipariş ve yatırım boşa düşüyor.
Yabancı işçi yeni çıkış kapısı oldu
Bazı fabrikalar çözümü yabancı işgücünde aramaya başladı. Suriyeli çalışanların ardından Türkmenistan, Özbekistan ve diğer Orta Asya ülkelerinden gelen işçiler birçok sektörde daha görünür hale geldi. Tavukçuluk, tekstil, gıda, inşaat, lojistik ve bazı ağır sanayi kollarında yabancı işçi kullanımı artıyor.
Son dönemde Uzak Doğu ve Afrika ülkelerinden işçi getirilmesi de tartışma konusu oldu. Özellikle tavukçuluk gibi çalışma koşulları ağır, vardiya düzeni yoğun ve işgücü devri yüksek sektörlerde yabancı çalışanlar daha fazla gündeme geliyor.
Ancak bu yöntem kalıcı çözüm değil. Yabancı işçi kısa vadede üretim hattını döndürebilir; fakat yerli işgücünün sanayiden kopuşunu, ücret dengesizliğini ve çalışma koşullarındaki yapısal sorunu çözmez.
İşverenin sorunu yalnızca “eleman yok” değil
Sanayici açısından bakıldığında işgücü sorunu üretim planlamasını, sipariş teslimini, ihracat kapasitesini ve yatırım kararlarını doğrudan etkiliyor. İşçi bulunamadığında makineler boş kalıyor, vardiya düşüyor, teslim süresi uzuyor, maliyet artıyor.
Ancak çalışan açısından bakıldığında da sorun net: düşük ücret, ağır koşul, sınırlı sosyal hak, belirsiz kariyer ve düşük motivasyon. Bu nedenle mesele yalnızca “gençler çalışmak istemiyor” basitliğine indirgenemez. Asıl sorun, sanayi işlerinin çalışan açısından cazibesini kaybetmesidir.
Sanayi için yeni sosyal sözleşme şart
Türkiye üretim ekonomisini büyütmek istiyorsa, sanayi işçiliğini yeniden cazip hale getirmek zorunda. Bunun için yalnızca ücret artışı değil, bütüncül bir çalışma hayatı reformu gerekiyor.
Öncelikli adımlar şunlar olmalı:
- Sanayide ücretler asgari ücretin anlamlı biçimde üzerine çıkarılmalı.
- Vardiya, servis, yemek, barınma ve yan haklar yeniden düzenlenmeli.
- Mesleki eğitim fabrikalarla entegre edilmeli.
- Gençlere üretimde kariyer yolu gösterilmeli.
- Tehlikeli ve ağır işlerde çalışma koşulları iyileştirilmeli.
- Yabancı işçi kullanımı kayıtlı, denetimli ve adil ücret ilkesiyle yürütülmeli.
- Sanayi bölgelerinde sosyal yaşam, ulaşım ve barınma altyapısı güçlendirilmeli.
Türkiye üretmek istiyorsa işçiyi yeniden kazanmalı
Sanayide eleman bulamama sorunu artık geçici bir insan kaynakları problemi değil; üretim ekonomisinin sürdürülebilirliğini tehdit eden yapısal bir krize dönüşüyor.
Fabrika açmak, makine almak, ihracat bağlantısı kurmak tek başına yeterli değil. O makineleri çalıştıracak, üretim hattını sürdürecek, işi sahiplenip meslek haline getirecek insan kaynağı yoksa sanayi büyüyemez.
Türkiye’nin önündeki soru şudur: Sanayi, gençler ve çalışanlar için yeniden cazip bir gelecek sunabilecek mi?
Bu soruya güçlü bir cevap verilemezse, üretim hattındaki açık yalnızca yabancı işçiyle kapatılmaya çalışılır. Ancak bu da Türkiye’nin asıl ihtiyacını karşılamaz: nitelikli, kalıcı, motive ve yerli üretim kültürüne bağlı bir sanayi işgücü.
*************
Kaynak notu: İŞKUR’un 2025 araştırmasında 1 milyon 730 bin işyeri içinde 166 bin işyerinde 398 bin 618 kişi için eleman temininde güçlük çekildiği; nedenler arasında mesleki beceri eksikliği, yeterli başvuru olmaması, talep edilen ücretin yüksek bulunması ve çalışma şartlarının beğenilmemesi yer alıyor. TÜİK verilerinde 2025’te sanayi istihdamı 6 milyon 578 bin kişi olarak görülürken sanayinin istihdam payı geriliyor. Çalışma Bakanlığı yabancı çalışma izinleri istatistikleri de işgücü açığında yabancı çalışan kanalının büyüdüğünü gösteriyor.
GÜNCEL
TURİZMDE ALARM ZİLLERİ: 1.500 OTEL SATIŞTA
Yayınlanma:
5 gün önce|
29/05/2026Yazan:
BankaVitrini
SEKTÖR NEDEN SIKIŞTI? Artan maliyetler, yüksek faizler, savaş riski ve rekabet kaybı turizm sektörünü zorluyor
BANKAVİTRİNİ ÖZEL ANALİZ
Türkiye ekonomisinin döviz kazandıran en önemli sektörlerinden biri olan turizm, son yılların en zor dönemlerinden birini yaşıyor. Bir yandan turizm gelirleri artmaya devam ederken, diğer yandan sektörün önemli bir bölümünde kârlılık eriyor, nakit akışı bozuluyor ve işletmeler finansman baskısı altında eziliyor.
Son dönemde kamuoyuna yansıyan verilere göre Türkiye genelinde yaklaşık 1.500 otelin satışa çıkarılmış olması, yaşanan sıkışıklığın boyutunu gözler önüne seriyor. Satışa çıkan tesislerin önemli bölümü Antalya, Muğla, Aydın, İzmir ve İstanbul gibi turizmin lokomotif bölgelerinde bulunuyor.
Bu tablo, ilk bakışta bir çelişki gibi görünüyor:
Turist geliyor.
Turizm geliri artıyor.
Ancak oteller satılıyor.
Peki neden?
Asıl sorun turist sayısı değil, kârlılık
Turizm sektöründe yaşanan sıkıntının temelinde turist sayısındaki düşüş değil, maliyetlerdeki kontrolsüz artış bulunuyor.
Son üç yılda;
- Personel giderleri,
- Enerji maliyetleri,
- Gıda ve içecek maliyetleri,
- Sigorta giderleri,
- Bakım-onarım harcamaları,
- Finansman maliyetleri
olağanüstü yükseldi.
Özellikle yüksek faiz ortamında yatırım kredileri kullanan tesisler için borç servis yükü ciddi seviyelere ulaştı. Birçok otel dolu çalışmasına rağmen beklediği kârlılığı sağlayamıyor.
Turistler neden Yunanistan’a yöneliyor?
Türkiye uzun yıllar boyunca Akdeniz çanağının en avantajlı fiyat-performans destinasyonu olarak öne çıktı.
Ancak son dönemde bu avantaj giderek zayıflıyor.
Özellikle Yunanistan;
- Ada turizmi,
- Vize kolaylığı,
- Daha sade fiyat politikası,
- Küçük ölçekli butik işletmeler,
- Alternatif turizm seçenekleri
ile önemli avantaj elde etmiş durumda.
Birçok Avrupalı turist artık Türkiye ile Yunanistan arasında fiyat farkının önemli ölçüde kapandığını düşünüyor. Türk turist açısından da tablo farklı değil.
Son iki yılda Yunan adalarına yönelik talepte ciddi artış yaşanması dikkat çekiyor.
Savaşların görünmeyen faturası
Turizm sektörünü etkileyen bir diğer önemli unsur ise jeopolitik riskler.
İsrail-İran gerilimi, Orta Doğu’daki çatışmalar ve bölgesel güvenlik sorunları doğrudan Türkiye’de yaşanmasa bile turist algısını etkiliyor.
Uluslararası tur operatörleri ve sigorta şirketleri;
- Bölgesel riskleri,
- Uçuş güvenliğini,
- Politik istikrarı
yakından takip ediyor.
Bu nedenle bazı turistler rezervasyonlarını erteliyor veya alternatif destinasyonlara yöneliyor. Turizm sektöründe algı çoğu zaman gerçeklerden daha güçlü sonuçlar doğurabiliyor.
Yüksek faiz turizmi vuruyor
Turizm sektörünün bugün karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri de finansmana erişim.
Birçok tesis pandemi sonrası dönemde kullandığı kredilerin yükünü hâlâ taşıyor.
Buna ek olarak;
- Yüksek faiz oranları,
- İşletme sermayesi ihtiyacı,
- Artan yatırım maliyetleri
otel bilançolarını zorluyor.
Bu nedenle bazı işletmeler yatırımcı arayışına girerken, bazıları ise satış seçeneğini değerlendiriyor.
Bankalar için yeni risk alanı
Turizm sektöründeki sıkışıklık yalnızca otel sahiplerini değil bankacılık sektörünü de ilgilendiriyor.
Çünkü turizm yatırımları;
- Uzun vadeli krediler,
- Büyük tutarlı finansmanlar,
- Gayrimenkul teminatları
üzerine kurulu bir yapıya sahip.
Eğer satış dalgası büyür ve sektör kârlılığı daha fazla bozulursa;
- Takipteki kredi oranları,
- Yeniden yapılandırma talepleri,
- Finansal yeniden yapılandırma dosyaları
önümüzdeki dönemde artabilir.
Bu nedenle bankaların turizm kredilerini yalnızca teminat değeri üzerinden değil, işletmenin nakit üretme kapasitesi üzerinden değerlendirmesi gerekiyor.
Turizm sektörü bu krizden nasıl çıkabilir?
Sektör temsilcilerine göre çözüm yalnızca daha fazla turist çekmek değil.
Asıl ihtiyaç;
✓ Maliyetlerin kontrol altına alınması
✓ Finansman yükünün azaltılması
✓ Turizmin 12 aya yayılması
✓ Sağlık ve kongre turizminin geliştirilmesi
✓ Enerji maliyetlerinin düşürülmesi
✓ Rekabet gücünün yeniden kazanılması olarak öne çıkıyor.
Sonuç
Türkiye turizmi hâlâ dünyanın en güçlü destinasyonlarından biri olmayı sürdürüyor. Ancak sektör artık “turist sayısı” ile değil, “kârlılık” ile sınanıyor.
1.500 otelin satışa çıkması, turizmde yapısal sorunların büyüdüğüne işaret ediyor. Bugün oteller satılıyor. Yarın ise aynı sorunlar bankaların kredi portföylerine yansıyabilir.
Bu nedenle turizmde yaşanan gelişmeler yalnızca sektörün değil, bankacılık sisteminin ve reel ekonominin de yakından izlemesi gereken bir erken uyarı sinyali niteliği taşıyor.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.022)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.576)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (559)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.973)
- GÜNCEL (4.403)
- GÜNDEM (3.549)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.669)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (575)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.415)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (55)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (9)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (795)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (106)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (51)
- Onur ÇELİK (49)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (90)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (18)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Resmi Gazete'de bugün (04.06.2026) 03/06/2026
- İran: Müzakerelerde somut bir ilerleme sağlanamadı 03/06/2026
- Fed'in Bej Kitap raporunda yüksek enflasyon vurgusu 03/06/2026
- Morgan Stanley ve UniCredit'ten ‘Warsh’ uyarısı 03/06/2026
- Bessent: Enflasyondaki yükseliş kısa vadeli olacak 03/06/2026
- Otokar, Automecanica'nın yüzde 96,77'sini devraldı 03/06/2026
- Trump Ankara'daki NATO zirvesine katılacak 03/06/2026
- ABD fabrika siparişlerinde 11 ayın en büyük artışı 03/06/2026
- ABD'de hizmet faaliyetleri toparlandı 03/06/2026
- ABD-İran geçici anlaşma görüşmelerindeki temel anlaşmazlık konuları 03/06/2026
SON YAZILAR
- SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması 03/06/2026
- Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi 03/06/2026
- Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı 03/06/2026
- Bankalar çiftçiyi nasıl finanse ediyor? 02/06/2026
- Barış masası sallanıyor, piyasalar hâlâ diplomasiye şans tanıyor 02/06/2026
- Geleceğin Bankalarını Don Kişotlar mı Kuracak? 01/06/2026
- Matematiğin Prensi Gauss: Bankacılıktan Yapay Zekâya Uzanan Miras 31/05/2026
- Sanayide eleman krizi vasıfsız işçiye de sıçradı 30/05/2026
- Haziran–Ağustos’ta 2 trilyon TL borç servisi: Hazine büyük sınava giriyor 30/05/2026
- TURİZMDE ALARM ZİLLERİ: 1.500 OTEL SATIŞTA 29/05/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
