Connect with us

GÜNCEL

Mimar Filiz Cingi Yurdakul: “Yeni nesil konutlar kentle bütünleşme ve insan odaklı tasarım yaklaşımlarıyla biçimlenecek.”

Ankara merkezli Aura Design Studio’nun kurucusu Mimar Filiz Cingi Yurdakul, 2024 yılına adım attığımız şu günlerde konut sektöründeki yeni eğilimleri değerlendirdi. Mimar Yurdakul, konut endüstrisinin yakın gelecekte değişen ihtiyaçlar ve beklentilere odaklı olarak sürdürülebilirlik, insan odaklı tasarım, iklim değişikliği ve çevresel tehditler gibi önemli odak noktalarını gözeterek biçimleneceğini dile getirdi.

Yayınlanma:

|

Mimarlık, kentsel tasarım ve iç mekan tasarımı alanlarında farklı tipolojilerde birçok ödüllü projeye imza atan Aura Design Studio kurucusu Mimar Filiz Cingi Yurdakul, 2024 perspektifinden konut endüstrisinin geleceğini değerlendirdi. Son dört yılda artan kriz ve değişim dönemlerinin, ekonomik baskıların, jeopolitik dalgalanmaların, iklim değişikliğinin ve çalışma ortamlarındaki evrimin yapı sektörünün en önemli belirleyicileri olduğunu vurgulayan Yurdakul, tüm bu şartların tasarımı da biçimlendirdiğini şu sözlerle dile getiriyor: “Dört yıldır kesintisiz devam eden kriz ve değişim süreçlerinde, projelerinin hayata nasıl anlam katmaya devam edeceğini sorgulayan bir aşamada bulunuyoruz. 2023’e damga vuran ekonomik baskılar, jeopolitik dalgalanmalar, iklim değişikliği, çalışma ortamlarının yeniden düzenlenmesi biz mimarlar için en belirleyici zorluklardı. Bu sebeple esnek tasarımlara, çoklu fonksiyon çözümlerine sıklıkla ihtiyaç duyduk.”

İnovatif tasarımları ile ön plana çıkan Aura Design Studio, tüm proje süreçlerinde tasarımın insan deneyimi üzerindeki dönüşümünü yakından gözlemliyor. İçinde bulunduğumuz koşullarda kentlerin ve yapıların, insanların daha fazla bağlantı kurabileceği bir biçimde tasarlanmasıyla, ulaşım sorunları, iklim değişikliği, altyapı ve konut sorunları gibi konulara yenilikçi çözümler getirilebileceğine inanan Filiz Cingi Yurdakul sözlerine şu şekilde devam ediyor: “Son dönemde, tasarımın gücü ve önemi daha fazla hissediliyor. Tasarım, umudu ve iyileşmeyi simgeliyor. Artan savaşlar, toplumsal adaletsizlikler, iklim değişikliği ve sağlık krizleri ile birlikte, insanlar her geçen gün sosyal bağlantılar kurma ve daha fazla sosyalleşme arzusu içerisindeler. Bu durum, yenilikçi tasarımlara duyulan ihtiyacı daha da arttırıyor.”

Konut Projelerinde Yenilikçi Tasarım: 20 Dakikalık Şehir Kavramı

Pandemi sonrasında dünya genelinde yükselen bir trend olan “20 dakika şehir” konsepti, Aura Design Studio için üzerinde düşünce geliştirdikleri ilgi çekici bir konu olmuş. Bu yeni şehir yaşamı anlayışı, canlı ve yürünebilir mahallelerde, restoranlardan perakende alanlarına, sağlık tesislerinden çalışma ve eğitim alanlarına kadar temel ihtiyaçların 20 dakika içinde ulaşılabilir olduğu bir düzeni tanımlıyor. Bu sayede şehir yaşamı, konut alternatiflerinden sosyal ve iş hayatına kadar geniş bir perspektifte yeniden şekilleniyor. Bu eğilim, erişilebilir ve kapsayıcı kent alanları oluşturmanın yanı sıra eşitlik, bağlantı ve toplumsal gelişimin önemini vurguluyor. Mimar Filiz Cingi Yurdakul, tüm dünyada konut projelerinin ve master planların bu geniş çerçevede tasarlanmaya başlandığını belirtiyor ve ekliyor: “Pandemi öncesine kadar konutlarla ilgili farklı olanaklar için bir kontrol listesi vardı. Şu anda ise daha stratejik bir durum söz konusu. Hedef sağlıklı, sosyal ve sürdürülebilir bir çevreye sahip bir toplum oluşturmak. Bu bağlamda, gün boyunca farklı işlevlere sahip olabilen daha esnek mekanlar tasarlanmalı. İzole siteler yerine çevresine katkı sunan ve çevresinin olanaklarından yararlanan projeler geliştirmek gerekiyor. Güçlü, sağlıklı konut projelerine ulaşmak için karma kullanımlı, farklı yaş gruplarına hitap eden, yürünebilir çevreler oluşturmalıyız. Bu durum, konutları daha erişilebilir hale getirmenin önemli bir yolu, çünkü şehirde zaten var olan fonksiyonlardan daha fazla yararlanma imkanını artırıyor.”

Konut yatırımcıları için ekonomik dengelerin hızla değişmesi ve Türkiye etrafında devam eden savaşlardan kaynaklı toplumsal ve ekonomik huzursuzluk, genellikle uzun vadeli bir bakış açısıyla tasarlanan projelerde ekonomik öğelerin ön plana çıkmasına sebep oldu. Yapıların metrekare maliyeti hala belirleyici bir faktör olmakla birlikte, fark yaratma ihtiyacı, ek olanaklar ve hizmetlerle değer eklemek arasında bir denge kurma gerekliliğini ortaya çıkarıyor. Bu, maliyet dengesi, tasarım aracılığıyla mimarlar tarafından çözülmesi gereken bir konu.

Aura Design Studio için projelerin geliştiricisi yatırımcı olsa da, tasarım önerisi o evde yaşayacak nihai müşteriye yönelik planlanıyor. Mimarlar, yatırımcılarla işbirliği yaparken sadece tasarım kararları almıyor; aynı zamanda her projenin kullanıcı deneyimini geliştiren hizmetleri ve mimari tasarım ile farklı olasılıkları keşfetme fırsatlarını değerlendiriyor. Standart kullanım alanlarına sahip olanakların, son kullanıcılar tarafından belirlenen farklı kullanım olasılıklarına açık, çok işlevli alanlara dönüşmesi gerekiyor. Esneklik, tasarım sürecinde spontane veya içsel değil; önce zihinsel ardından ekonomik bir yatırım gerektiriyor. Bu yatırım hızla değişen bir geleceğe uyum sağlamak için stratejik bir tasarım kararı olarak ortaya çıkıyor.

Çok Fonksiyonlu ve Esnek Mekanlar: Tasarımın Geleceği

Mimar Filiz Cingi Yurdakul’a göre, günümüzde, tüm mimari programlarda, hem olanaklarda hem de birimlerin tipolojisinde esneklik, temel bir gereklilik haline geldi: “Bu programlar, yeni yaşama biçimlerine ve önceden belirlenmiş paradigmaların yıkılmasına uyum sağlamak durumunda. Bu hibridleşme, modadan kültürel tüketime kadar birçok sosyal alanda mevcut. Mimari, bir kültür ifadesi olduğu için toplumla uyumlu olmak zorunda.”

Yatırımcıların her girişimleriyle marka kimliklerini oluşturduklarını ifade eden Mimar Filiz Cingi Yurdakul, yatırımcının marka kimliğini zenginleştiren, vizyonunu gösteren aynı zamanda da yatırımcı ve nihai kullanıcının ihtiyaçlarını tek bir mimari eserde birleştirerek, yeni teknolojileri yapılara entegre ederek, şehirlerin ve farklı bölgelerin düzenlemelerine saygı göstererek tasarımların yapıldığını belirtiyor. Bu şekilde, yatırımcılar, Aura Design Studio’nun stratejik ortakları haline gelerek, gelişimini birlikte güçlendirecek ayırt edici bir değer eklemeyi amaçlıyor.

Toplu konutun temel amacı, şehirle aynı hedefi paylaşmaktadır: Altyapıyı ortaklaşa kullanmak. Konut projelerindeki ortak kullanım alanlarının da aynı paralellikte düşünülmesi gerektiğine inanan Aura Design Studio’nun tasarladığı ve European Property Awards’ta iki kategoride birden ödül aldığı Mira Rezidans projesinde konut bloğuna ait bir çocuk kulübü bulunuyor. Ayrıca, farklı yaş gruplarındaki çocuklar ve gençler için bir video oyun salonu da mevcut. Bunun yanı sıra, bu alanın içinde öğrencilerin özel ders alabilecekleri çalışma istasyonları, doğum günü partisi alanı ve küçük bir kafe de yer alıyor. Giriş lobisinin hemen yanında çok amaçlı toplantılar için kullanılabilecek bir toplama alanı bulunuyor. Bu alan, mutfağa ve ıslak hacimlere ek desteklerle güçlendirilmiş. Birinci bodrum katta konumlanan spor salonu, kot farklılıklarını avantajlı bir şekilde kullanarak geniş bir spor terasına açılıyor. Peyzaj tasarımı, çevresel alanın eğimini kullanarak geniş bir teras alanı oluşturmak üzere planlanmış. Bu bölge aynı zamanda bir kafe ve açık spor alanına (örneğin yoga veya pilates için) ev sahipliği yapıyor. Ayrıca, bu katta sakinlerin dinlenmek için kullanabileceği bir spa ve kapalı sinema salonu da bulunuyor.

Filiz Cingi Yurdakul, güncel projelerinde de çok fonksiyonlu ve esnek mekanları tasarım programının bir parçası olarak işleyişe dahil ediyor. Çok amaçlı salonlar, barbekü alanları, coworking alanları, havuz ve spa gibi fonksiyonları projelerinde sıklıkla kullanan Aura Design Studio, bu alanları kullanıcıları bir araya getiren, aynı zamanda da ihtiyaçlarını karşılayan birimler olarak tanımlıyor.

Sürdürülebilir ve İnsan Odaklı Tasarım

Mimar Filiz Cingi Yurdakul’a göre iklim değişikliği gerçeği, sürdürülebilir tasarımı bir seçenekten bir yükümlülüğe dönüştürüyor: “2024 itibarıyla dünya genelindeki inşaat ve gayrimenkul endüstrileri, çevre dostu tasarımın değerini ve riski azaltma olanaklarını kabul etmiş durumda. Ürün ve malzeme standartlarında yüksek değerler, mevcut binaların yeniden kullanımı, net sıfır enerji stratejileri ve rejeneratif tasarım prensipleri, sürdürülebilir geleceği tanımlıyor. İnsan sağlığı, sadece hastalık veya rahatsızlık olmaması anlamına gelmeyip, bir dizi çeşitli etkenin uyumu sonucu ortaya çıkan geniş kapsamlı bir olgudur. Bu, fiziksel, zihinsel ve sosyal açılardan insanın iyiliğini içerir. İnsan ömrü ile sağlıklı binalar arasında ilginç bağlantılar bulunuyor. Kentsel politikalar, şehir altyapısı ve bina inşaat stratejileri, sağlıklı binaların oluşturulmasını hedefler. Sağlıklı binalar, doğrudan bireylerin ve toplumların sağlıklı bir şekilde gelişmesine katkıda bulunabilir.”

Mimar Filiz Cingi Yurdakul konutlarda konumun her zaman çok önemli olduğunu belirtiyor ve sözlerini şöyle tamamlıyor: “Konut, kullanıcıları için işyerine yakınlığı, kolay erişimi, çevresindeki olanaklarından faydalanırken aynı zamanda hayatına yeni bir canlılık katmalı. Toplu konut yapılarının en önemli olanaklarından biri şehir olmalıdır. Çünkü şehir, yaşamın merkezidir ve sakinlerin birçok ihtiyacını karşılar. Bu nedenle, toplu konut binalarının çevresindeki şehir altyapısının ve olanaklarının sakinlerin yaşam kalitesini artırmak için düşünülmesi ve kullanılması önemlidir. Bu, toplu konutun bir parçası olmanın getirdiği avantajlardan biridir. Şehri sürdürülebilir bir şekilde kullanılabilir bir ortak kaynak olarak etkinleştirmek, herhangi bir gayrimenkul girişimi için bir avantajdır. Mimarlık ürününün kentsel mekanla olan bağlantısı, sonuçta ardışık yapı operasyonlarının eklenmesiyle oluşan daha iyi bir şehir oluşturur.”

Okumaya devam et

BORSA

SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü

SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.

Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.

Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?

SASA ne yaptı?

Şirketin açıklamasına göre;

  • Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
  • 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
  • Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
  • Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
  • Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.

Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.

Şirket açısından olumlu sonuçlar

PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:

1. Döviz borcu azaldı

Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.

2. Finansal kaldıraç düştü

Borç/özkaynak dengesi iyileşti.

3. Faiz yükü azaldı

Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.

4. Nakit çıkışı önlendi

Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.

Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.

Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?

Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.

Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.

Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.

Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:

  • Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
  • Arz edilen pay miktarı arttı.
  • Satış baskısı oluştu.
  • Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
  • Portföy değerleri eridi.

Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?

Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.

Tahvil yatırımcısı:

  • Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
  • Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
  • Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.

Borsa yatırımcısı ise:

  • Açık piyasadan hisse aldı.
  • Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
  • Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.

Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”

İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?

Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.

Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.

Bunun birkaç nedeni bulunuyor.

1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu

PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.

2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı

Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.

3. Satış baskısı öngörülemedi

Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.

4. Güven sorunu oluştu

Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.

Yatırımcılar yanıltıldı mı?

Bu soru bugün en çok tartışılan konu.

Ancak hukuki açıdan bakıldığında;

“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.

Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.

Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.

Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.

Asıl sorun ne?

Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.

Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.

Ancak bu kararların;

  • Küçük yatırımcıya etkileri,
  • Riskleri,
  • Olası fiyat baskıları,
  • Seyrelme sonuçları,

yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.

Sonuç

SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.

Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.

Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.

Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.

Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.

Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.

Bankavitrini.com Analiz

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı

Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, “Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, 500 milyon dolar tutarında ve yüzde 8,25 faiz oranıyla sermaye benzeri tahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, vadesi 10,5 yıl, faiz yenileme tarihi 5,5 yıl olan ihracın coğrafi dağılımı yüzde 73 Birleşik Krallık, yüzde 18 Avrupa, yüzde 4 Amerika, yüzde 4 Orta Doğu ve yüzde 1 Asya şeklinde gerçekleşti.

Geniş tabanlı yatırımcı talebiyle emir defteri 1,2 milyar doların üzerine ulaşırken, güçlü talep sayesinde fiyatlama başlangıç seviyesine kıyasla 25 baz puan daralarak, yüzde 8,25 seviyesinde oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 500 milyon dolar tutarındaki sermaye benzeri tahvil ihracını başarıyla tamamladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

’22 Haziran’da itfa edilecek (15 Mayıs’ta geri çağrılan) diğer Tier 2 ihracımız öncesinde, yatırımcılardan gelen güçlü ön talebi değerlendirerek, uygun piyasa koşullarında harekete geçtik. Sermaye benzeri borçlanma işlemlerinde geri çağırma haklarımızı istikrarlı biçimde kullanmamız da yatırımcı nezdinde olumlu karşılandı. Akbank’a ve Türk ekonomisine duyulan güvenin altını çizen bu işleme imza atmaktan gurur duyuyoruz.’

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.