Connect with us

GÜNCEL

Noel baba evine döndü. Bir tık kâr satışına hazır mıyız?

Yayınlanma:

|

Yeni bir yılın hatta 366 sayfalık koca bir kitabın henüz ilk sayfasındayız. Rejime giren, spora başlayan, sigarayı bırakan, yeni bir âşk için kalbi çarpan ya da var bir umudumuz diyen herkese başarılar dileyerek biz de 2024 yılının ilk bültenini kaleme aldık. Hep birlikte daha iyi bir ‘yazar’ olmamız temennisi ile…

Küresel mali piyasalar hâlen daha tatil modunda olsa da, yeni yıla sakin bir seyirle başlangıç yapıldığını söyleyebiliriz. İşlem hacimleri henüz sığ olsa da, geride bıraktığımız senenin son iki aylık zaman diliminde ciddi bir iyimserlik kaydeden piyasaların yılın ilk virajında bir tık da olsa kâr satışına maruz kalabileceğini düşünüyoruz. Henüz konuşmak için çok erken olsa da, bunun ‘kötü’ bir durum olmadığının altını peşinen çizmem gerekiyor.

Şöyle bir adım geriye yaslanarak açıyı genişletelim. Dünyada hava iyiyken terk edilen güvenli liman dolar; hava bozuk olduğunda ise sığınılacak yegâne liman olarak görülüyor. 2022 yılında bu eda ile %7,6 değer kazanan dolar (daha basit bir yaklaşımla 6 para birimine göre doların değerini gösteren sepet kur yani DXY) 2023 yılının büyük bölümünde liderliği elinde tutsa da, havanın bir tık da olsun düzelmesi ile yerine değer kaybına bırakarak seneyi %2 civarında düşüşle tamamladı. Bir başka tespit ise hisse senetleri için. Dünya genelindeki MSCI hisse senedi endekslerinin ağırlıklı ortalamasını yansıtan tüm dünya hisse senedi endeksi, işlerin iyi gitmediği 2022 yılında %20’ye yakın düşerken, geçen sene ise havanın yine bir tık toparlanması ile kayıplarını telafi etti.

Çok da uzatmadan, senenin son dönemlerinde, ABD’den gelen ve enflasyonunun kontrol altına alındığı algısını pekiştiren pek çok sayıda makro veriye ilaveten FED’in de artık faiz indirimlerini konuşarak coşkuya eşlik etmeye başlaması ile pek çok enstrümanda kaydedilen olumlu havanın yılın ilk çeyreğinde yerini bir tık da olsa değer kaybına terk edeceğini düşünüyoruz. Madem ki oyun dolara karşı oynanıyor, 2023 sonunda kaydedilen dolar sat ne alırsan al rallisinin yerini ilk etapta bir miktar düzeltmeye terk edeceğini -yani doların değer kazanacağını- sonra ise 2024 genelinde olumlu bir eğilimin ya da temkinli iyimserliğin hüküm süreceğini düşünüyoruz.

Bu bağlamda, yılın ilk günlerinde 1,10 seviyesinin üzerini test eden ve son 6 ayın zirvesine yükselen EURUSD paritesi bu sabah 1,0950 seviyesine kadar geriledi. 1,0870 seviyesine kadar geri çekilme bizleri şaşırtmayacaktır. Akabinde ise 1,1270 seviyesini konuşmaya başlayacağız. Geçen yılı %5 artışla 2017’den bu yana en güçlü yıllık performansını sergileyerek kapatan kraliyet aslanı Sterlin (GBPUSD), yılın ilk döneminde düzeltme hareketini tamamladıktan sonra 1,31 seviyelerini ilk etapta takip edeceğiz.

Kripto dünyasının ise yıla adeta bir patlama ile başladığının altını kalınca çizelim. Bitcoin, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun yakında borsada işlem gören spot bitcoin fonlarını onaylayacağına dair artan beklentilerin de yardımı ile 45,500 dolar seviyesine temas ederek neredeyse son 21 ayın zirvesine ulaştı. Bitcoin için tonumuz pozitif; ilk etapta uzun bir süredir ön plana çıkardığımı 48,500 seviyesinin test edilmesini bekliyoruz.

Türk mali piyasalarında ise USDTRY kuru yılı 29,50 seviyesinden ve dolar karşısında %37 değer kaybı ile tahminlerimize paralel tamamladıktan sonra yeni yıla biraz daha hızlı bir başlangıç yaparak 29,70 seviyesini aştı. 2024 sonu bilanço çalışma kurumuz ve beklentimiz psikolojik 40 seviyesinde (GBPTRY için ise 52). Lâkin şunu açık bir şekilde ifade etmeliyim ki, TL’nin reel anlamda değer kaybetmesini beklemiyoruz; TL faizin gerekli korumayı sağlayacağını düşünüyoruz. TCMB’nin rezervlerinin de hızla toparlanmaya devam ettiğini ve bu iyileşmenin 2024 yılında da süreceği düşünülürse (TCMB’nin swap ve hazine dövizleri hariç net döviz pozisyonu eksi 78 milyar dolar seviyesi ile dip yapması ardından son verilere göre eksi 45 milyar dolara kadar iyileşti) tıpkı geçen yıl olduğu üzere döviz piyasasında ana belirleyici oyuncunun yine TCMB (kamu) olabileceğini ve bunun da kur cephesinde ‘kontrollü’ bir yükselişe zemin hazırlayacağını düşünüyoruz. Ezcümle, döviz piyasasında ‘kontrolsüz’ bir hareket beklemediğimiz gibi, öngörünün daha yüksek seyredeceği bir yıl olmasını bekliyoruz.

2024 yılını endeks bazında %35,6 yükselişle tamamlayan hisse senetleri için 2024 beklentimiz biraz limoni. Yılın ikinci yarısında, enflasyonun boynunu aşağıya çevirene kadar faiz oranlarının yüksek seyretmeye devam edeceğini, bunun da hisse senetleri için pek de iyimser bir haber teşkil etmeyeceğini düşünüyoruz. Faiz düşükken getiri için sığınılan hisse senetleri, faiz yüksekken ilk tercih olmayabilir.

Hatırlamak gerekirse, Mayıs ayında (seçim dönemine) 700 seviyesinin hemen üzerini test eden yabancı indinde Türkiye’nin kasko sigortasını temsil eden 5 yıl vadeli CDS risk primi, yılı 280 baz puan seviyelerinde ve pandemi sonrası döneminin en düşüğünde tamamladı (olumlu). CDS risk priminde süregelen iyileşmenin 2024 yılında sınırlı da olsa devam etmesini bekliyoruz. Tahvil faizlerinde ise tahvil tesis etme yükümlülüğü nedeniyle uzun süre tek hanelerde seyreden faiz oranları, sonrasında (2 yıl vadede) %40 seviyesinin üzerine kadar yükselmişti. 2024 yılının ilk çeyreğinde ciddi tutarlara sahne olacak tahvil ihraçları nedeniyle faizler üzerinde yukarı yönlü baskı oluşabileceğini; bunun da alım fırsatı doğuracağını düşünüyoruz.

Noel Baba rallisinin yani seneyi iyi bitirme isteğinin geride kalması ardından ciddi şekilde hırpalanan doların kısa bir süreliğine de olsa değer kazanacağını, lâkin yılın geriye kalan kısmında ise temkinli iyimser havanın ağır basacağını bir kez daha not düşelim. Doların değer kazandığı, hisse senetleri ve tahvillerin kâr satışları ile boynunu büktüğü dönemlerin yatırımcılara alım için fırsatı sunacağını düşünüyoruz.

Hazır yeri gelmişken, daha önce de belirttiğimiz üzere, 2024 yılında gözler politik gelişmelerde ve ayrıca jeopolitika da olacak. Planlanan 50’den fazla büyük seçim arasında ABD (Kasım), Tayvan, Hindistan, Meksika, Rusya ve muhtemelen Birleşik Krallık da bulunuyor. Bu da dünya piyasa değerinin %80’i, küresel gayri safi yurtiçi hasılanın %60’ı veya dünya nüfusunun yaklaşık %40’ı bu yıl sandık başına gidecek demek. Jeopolitik cephede ise devam eden Ukrayna – Rusya savaşı, Gazze’de yaşananlar ve dünya ticaretinin tansiyonunu elinde tutan Kızıldeniz’de yaşananları yakından takip etmeye devam edeceğiz.

Dün küresel bazda açıklanan imalat sanayi PMI verilerini takip ettik. Türkiye cephesinde açıklanan PMI verileri peş peşe 6. ayda da büyüme ile daralma arasında eşik değer olan 50’nin altında kaldı. Artan girdi maliyetleri, iç ve dış siparişlerde azalma, finansmana erişimde zorluklar ön plana çıksa da, genel tablo ile uyumlu bir veri görüyoruz. Öte yandan BloombergHT’nin hazırladığı tüketici güven endeksi Aralık ayında önceki aya göre ufak oranda artış kaydetti. Döviz kurunun daha öngörülebilir bir patikada seyretmesi ile tüketici güveni arasında kuvvetli bir korelasyon olduğunu biliyoruz.

Amerikan 10 yıllık tahvil getirisinin de yaklaşık 10 baz puan yükselerek %4 seviyesine dayanması ile ABD borsaları dün geceyi düşüşle tamamlarken, risk iştahı denince akla gelen Nasdaq endeksi %1,7 geriledi. Apple, Barclays’in talep endişeleri üzerine hisselerinin notunu düşürmesinin ardından neredeyse %3 düşerek yedi haftanın en düşük seviyesine geriledi. Tesla hisseleri, dördüncü çeyrekte rekor sayıda elektrikli araç teslim ettikten sonra yatay seyretti ancak şirket, bir numaralı elektrikli araç üreticisi olma konumunu Çin’in BYD’sine kaptırdı!

Yeni gün başlangıcında Asya piyasalarında da kırmızı rengin hâkim olduğunu görüyoruz. Gösterge endeks Tokyo borsasında kayıplar sınırlı kalsa da, Tayvan, Hong Kong ve Güney Kore borsalarında %1,5-2,0 civarında düşüşler görüyoruz. Gözler bugün TSİ10:00’da TÜİK tarafından açıklanacak Aralık ayı enflasyon rakamlarına çevrilecektir. Reuters anketine göre aylık TÜFE artışının %3,1 olmasını ve 2023 yılı gerçekleşmesinin ise %65,1 seviyesine gelmesini öngörüyor. 2024 sonu enflasyon beklentisi ise %42,85 seviyesinde. Yurtdışı cephede ise bugün ABD’de açıklanacak JOLTS (açık iş ilanları) ve her ayın ilk cuması olduğu üzere AND ekonomisinin sağlığını gösteren en etkili veri olan istihdam raporu yakından takip edilecektir. Ayrıca, geç saatlerde açıklanacak ve FED’in bir önceki toplantısına ilşikin tutanakların da gecemizi renklendireceğini düşünüyoruz.

İktisatbank

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

2026 ikinci çeyrek finansal sonuçlarını açıklayan

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türk Ekonomi Bankası (TEB) 2026 yılı ikinci çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı. 30 Haziran 2026 tarihi itibarıyla TEB’in aktif toplamı 841 milyar TL olurken, net kârı 8 milyar 860 milyon TL olarak gerçekleşti. TEB’in ekonomiye ve müşterilerine sağladığı desteğin en önemli göstergesi olan kredileri toplam aktiflerinin yüzde 61,63’ünü oluşturdu. Her dönem olduğu gibi risk yönetimine ve aktif kalitesine öncelik veren TEB’in toplam kredileri yılın ikinci çeyreğinde 518 milyar TL seviyesinde gerçekleşirken aynı dönemde toplam mevduatı ise 560 milyar TL oldu. 2026 yılında güçlü sermaye yapısıyla birlikte istikrarlı büyümeyi sağlayan ve kârlılığını sürdürülebilir bir şekilde devam ettiren TEB’in öz kaynakları 67,3 milyar TL olurken, sermaye yeterlilik rasyosu hedef rasyo olan yüzde 12’nin üstünde, yüzde 16,81 oranında gerçekleşti.

Türk Ekonomi Bankası (TEB), 2026 yılının ikinci çeyreğinde büyüme stratejisini dijitalleşme ve müşteri odaklı yaklaşımıyla başarılı bir şekilde sürdürdü. Müşterilerine çeşitli yatırım fonlarına erişim imkânı sunan TEB, ticari müşterilerinin finansal süreçlerini geleceğin dijital altyapısıyla yeniden şekillendiriyor. Bu sayede işletmeler finansal operasyonlarını çok daha hızlı, izlenebilir ve esnek bir yapıda yönetiyor.

Banka aynı zamanda kadınların ekonomideki yerini güçlendirme hedefiyle kadın bankacılığı çalışmalarını genişletmeye devam ediyor. İGE iş birliğiyle kadın ihracatçılara 40 milyon TL’ye varan kredi imkânı tanıyan TEB, EBRD ile yürütülen TurWIB projesi kapsamında alınan 50 milyon Euro’luk fonun ilk 25 milyon Euro’luk diliminin yüzde 75’i kadın girişimcilere kullandırıldı ve kadın işletmecilere verilen kredilerde yüzde 16 oranında büyüme kaydedildi. Banka, kadın bankacılığı çalışmalarına bir yenisini ekleyerek EBRD iş birliği ve JPMorganChase desteğiyle Geleceğe Yön Veren Kadınlar Programı’nı da başlattı. TEB yeni programıyla önümüzdeki dönemde dijital dönüşüm, finansal yönetim, marka yönetimi, pazarlama, ihracat, verimlilik ve büyüme stratejileri gibi alanlarda uzman danışmanlardan grup danışmanlığı desteği vererek kadın işletmecileri geleceğe hazırlayacak.

Kurulduğu 2012 yılından bu yana 21 milyonu aşkın bireye ulaşan TEB Aile Akademisi ise finansal kapsayıcılık vizyonuyla faaliyetlerine hız kesmeden devam etti. 2026 yılı Haziran ayı itibarıyla finansal okuryazarlık, iklim okuryazarlığı ve girişimci kadın liderlik eğitimleri kapsamında 5 bini aşkın kişiye ücretsiz olarak yüz yüze ve online eğitimler verildi.

Girişim Bankacılığı çalışmaları kapsamında yenilikçi iş fikirlerini ekonomiye kazandırmaya ve girişimcilik ekosistemini güçlendirmeye devam eden TEB; ODTÜ Teknokent ve La French Tech İstanbul iş birliğiyle girişimcileri Paris’te düzenlenen ve Avrupa’nın en büyük Teknoloji fuarlarından biri olan VivaTech’te ağırlayarak, küresel pazarlarda görünürlük kazanmalarına destek oldu. Diğer yandan, uygulayıcı kuruluşlarından biri olduğu TÜBİTAK BiGG’de, dört kurum ortaklığında gerçekleştirilen U4Venture programının jüri ve Investor Day süreçlerini üstlenerek girişimcileri yatırımcılarla buluşturdu. Banka, TİM TEB Girişim Evi 2026 yılı programları kapsamında yeni girişimcileri hızlandırma programlarına dahil ederek girişimcilerin yeteneklerini ve potansiyellerini en iyi şekilde değerlendirebilmeleri için de çalışmalarına devam ediyor.

Kurumsal bankacılık alanında işletmelere sağladığı finansman desteğini küresel iş birlikleriyle güçlendiren TEB, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) Türkiye’de ilk kez TEB aracılığıyla kullandırdığı Dijital Dönüşüm Finansman Programı (DTFF) kapsamında toplam 25 milyon Euro tutarındaki iki dilimli kredi anlaşmasının 15 milyon Euro’luk ikinci dilimini temin ederek, KOBİ’lerin dijital dönüşüm süreçlerindeki finansman ihtiyaçlarını desteklemek amacıyla kullanıma sundu.

Öte yandan, uluslararası fonlama kapasitesini artırmaya devam eden TEB, Mart 2026’da kurulumunu tamamladığı 2 milyar ABD doları tutarına kadar olan Euro Medium Term Note (EMTN) programı kapsamında, Haziran 2026 sonu itibarıyla yurt dışı piyasalarda 11 tahvil ihraç işlemini başarıyla gerçekleştirerek 333,5 milyon ABD doları karşılığı finansman sağladı. Farklı vade ve para birimlerinde esnek ihraç imkânı sunan bu program, bankanın küresel sermaye piyasalarındaki görünürlüğünü daha da güçlendirdi.

TEB’e uluslararası kuruluşlardan 3 ödül birden

Müşteri odaklı hizmet anlayışı ve yenilikçi çözümleriyle TEB, 2026 yılının ikinci çeyreğinde de küresel çapta saygın finans yayınları tarafından ödüllerle taçlandırıldı.

Bu kapsamda TEB, KOBİ Bankacılığı’na yönelik çalışmalarına istinaden uluslararası finans dünyasının önde gelen yayınlarından Euromoney’nin düzenlediği Mükemmellik Ödülleri’nde “Türkiye’nin En İyi KOBİ Bankası” seçildi.

Varlık yönetimi alanındaki uzmanlığıyla öne çıkan TEB Özel Bankacılık, World Finance Dergisi tarafından üst üste sekizinci kez “Türkiye’deki En İyi Özel Bankacılık” ödülünü kazanarak sektördeki istikrarlı başarısını ve öncü konumunu bir kez daha tescillemiş oldu.

Banka Sermaye Piyasası ve TL Muhabir Hesap Hizmetleri kapsamında ise, Global Finance Dergisi tarafından gerçekleştirilen değerlendirmede “Dünyanın En İyi Alt-Saklama Bankası 2026” kapsamında Türkiye’nin en iyisi unvanına layık görüldü.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

TCMB karar günü: Petrol yükseliyor, manevra alanı daralıyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Küresel mali piyasalar teknoloji hisseleri ile jeopolitik gerilimin arasında sıkışmış durumdalar. Alphabet ve Tesla’nın açıkladıkları güçlü bilançolar ile yapay zekâ altyapısına yönelik dev yatırım planları teknoloji hisselerini desteklemeye devam ederken, bu yatırımların ne ölçüde ve hangi zaman diliminde karşılık vereceği ise soru işaretlerini beraberinde getiriyor. ABD borsalarının dün geceyi düşüşle tamamlaması ardından bu sabah vadeli işlemlerde de hâkim rengin kırmızı olduğunu görüyoruz. Pasifiğin diğer ucunda ise yeni gün başlangıcında karmaşık bir seyir hâkim. Güney Kore borsası KOSPI %3 civarında yükselirken, lokomotif hisseler SK Hynix ve Samsung endeksi yukarıya taşıdı. Gösterge endeks Tokyo borsası yaklaşık %0,50 yükselirken, jeopolitik gündemin ağır basmasına rağmen, yapay zekâ yatırımlarının artık geçici bir tema olmaktan çıkıp uzun vadeli büyümenin temel dinamiklerinden biri hâline geleceği beklentisi teraziyi yeniden dengelemeye çalışıyor.

Lâkin küresel görünümün de hiç iç açıcı olmadığını belirtmemiz gerekiyor. Küresel borç sorunu her geçen gün daha da ağırlaşırken, 2025 yılı sonunda toplam borç stoku 348 trilyon dolara ulaştı. Böylece küresel borcun milli gelire oranı %308’e yükselirken, dünya ekonomisinin ürettiği her 1 dolarlık gelire karşılık 3 dolardan fazla borç yükü taşınıyor. Üstelik bu borcun en büyük kaynağı olan ABD’de tablo daha da dikkat çekici bir görünüm sergiliyor. Son yıllarda enflasyonun ağırlıklı olarak talep değil, arz yönlü sorunlardan beslenmesi, küresel faizlerin yüksek kalmasına ve dolayısıyla finansal istikrar üzerindeki baskının artmasına neden oluyor. Zaten sene başında kağıt ve mürekkep para sistemine baş kaldıran kıymetli metallerin hikâyesi, Fed’de direksiyonun başına geçecek isim olarak açıklanan Warsh ve devamında savaş döneminde dolar likiditesinin sıkışmasıyla yarıda kalmıştı.

Orta Doğu’da tansiyon her geçen gün yükselirken, İran ile ABD arasındaki gerilimin hem kapsamı hem de etkileri giderek büyüyor. Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik risklerin yanı sıra Husilerin Kızıldeniz’de petrol tankerlerini hedef almasının ardından Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı bu sabah %2 yükselerek 96 doların üzerine geldi. Tam üç hafta önce 70 dolar seviyesine kadar gerileyen petrolün son altı haftanın zirvesi olan psikolojik 100 dolar seviyesine kadar yükselmesi moralleri bozuyor.

Yaklaşık beş aydır devam eden çatışmaların Hürmüz Boğazı’nın ardından Bab el-Mendeb Boğazı’nı da etkilemesi, dünya petrol ve doğal gaz ticaretinin dörtte birinden fazlasını risk altına sokabilecek nitelikte olduğunu hatırlatmak isteriz. Yükselen enerji fiyatları enflasyon endişelerini yeniden artırırken, diğer taraftan Rusya-Ukrayna savaşı da dördüncü yılında daha tehlikeli bir boyuta evriliyor. Ukrayna’nın Rusya’nın günlük yaşamını ve kritik altyapısını hedef alan saldırılarına karşılık Moskova’nın Karadeniz’deki ticari tahıl gemilerini doğrudan hedef almaya başlaması, çatışmanın küresel ticaret ve gıda güvenliği açısından yeni bir risk oluşturduğunu gösteriyor. Son olarak, Odessa Limanı’ndan tahıl yüküyle ayrılan Türk bağlantılı bir kuru yük gemisinin Rus füzeleriyle vurulması bu endişeleri daha da artırdı. Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıların yoğunlaşması ve küresel kuraklığın etkisiyle tahıl fiyatlarında yukarı yönlü baskının güçlenebileceğini, bunun da enerji fiyatlarındaki yükselişle birlikte küresel enflasyon üzerinde ilave baskı yaratabilecek önemli bir risk unsuru olduğunu değerlendiriyoruz.

Hazır enflasyondan söz etmişken, faiz vadeli kontratları Fed’in bu yıl toplam 42 baz puanlık faiz artışı yapabileceğini fiyatlıyor. Eylül ayına yönelik faiz artışı ihtimali bu sabah %80 seviyesine yükselerek büyük ölçüde satın alınmış durumda. Doların piyasa kuru olan DXY 101 seviyesinin kıyısında salınırken, doların piyasa faizi olan 10 yıllık gösterge tahvil bu sabah %4,66 seviyesine kadar yükselerek taraflar arasında imzalanan mutabakat zaptı öncesi seviyelere geri döndü. Yapay zekâ kaynaklı büyüme beklentileri risk iştahını desteklemeye devam etse de, petrol ve tahıl fiyatlarındaki yükseliş ve jeopolitik gerilimler küresel piyasalar üzerinde önemli bir baskı unsuru olmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Bu gidişatın da pek de hayra alamet olmadığını peşinen not etmek isterim! Ekonomi ile jeopolitika gerçekten bu kadar çok mu ayrışıyor, biz de bazen şaşırıyoruz. Biraz daha açmak gerekirse, piyasaların gelişmeleri pek de umursamadığını düşünüyoruz zira finansal piyasalarda var olan iyimserlik ile kartopu misali büyüyen riskler uyuşmuyor. Her ne kadar yarın kriz olacak modunda olmasak da, gelişmelerin bizi rahatsız ettiğini de itiraf etmemiz gerekiyor.

Bu kafa karışıklığında, kıymetli metallerin yeniden ‘ayağa kalkmasını’ da sadece bir tesadüf olarak görmemek gerekiyor. Yukarıda da değindiğimiz üzere, kredibilitesi yüksek ve Trump’ın ‘oyuncağı’ olmayacak Warsh isminin öne çıkması ve devamında patlak veren savaş ardından beş aydır burun aşağıya giden kıymetli metaller, önemli teknik seviyelerden yüzünü yukarıya doğru çevirmeye başladı. Altının ons fiyatı dün gün içerisinde 4,165 dolar seviyesini test ederken, gümüş ise 61 dolar seviyesine kadar yükseldi. Teknik mânâda önemli seviyelerin test edilmesi ardından başlayan yükseliş bizleri mutlu etse de, gidişatı temkinli bir şekilde takip edeceğiz. Bu hafta hem gümüş hem de altın cephesinde bir kademe uzun pozisyon açtık. Kıymetli metallerin mütemadiyen satış baskısına maruz kalan karamsar havasından kurtulup güvenli liman kimliğini bir an önce tekrar kazanmasını fiyatlayarak yolculuğa eşlik etmeye çalışacağız. Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin 65,500 dolar seviyelerinde ve önemli bir eşikte gelişmeleri takip ediyor.

Türkiye cephesinde ise TCMB’nin olağan PPK toplantısı günün en önemli gündem maddesi olarak takip edilecektir. Her ne kadar politika faizinin %37 seviyesinde sabit tutulacağına kesin gözüyle baksak da, jeopolitik risklerin hem Türkiye’nin kuzeyinde hem de güneyinde tırmandığı bir dönemde, politika metninin satır aralarını dikkatle irdeleyeceğiz. Bununla birlikte, uzun süredir uygulanan dezenflasyon politikalarının bir yan etkisi olarak Türkiye ekonomisinin yüksek faizlerin gölgesinde sanayisizleşme riskiyle karşı karşıya kaldığının da altını çizmek gerekiyor. Hasta bir türlü acilden çıkamadı! Nitekim dün bu noktaya İSO Başkanı Erdal Bahçıvan da dikkat çekti. Politika yapıcıların bugün politika metininde şahin ifadelere yer vereceğini düşünüyoruz. Jeopolitik gelişmelerin ötesinde, TCMB’yi asıl rahatsız eden unsurun Haziran ayında çekirdek enflasyonda yeniden gözlenen ivmelenme olduğunu düşünüyoruz. Bu eğilimin Temmuz ayında da devam edip etmeyeceği yakından takip edilecektir.

USDTRY kuru hafta sonu fonlama etkisinin de yardımıyla Pazartesi valörlü işlemlerde 47,23 seviyesine yükselirken, enerji fiyatlarının TCMB’nin hem cari açık hem de enflasyonla mücadelesini zorlaştıracağı beklentisiyle iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %42 seviyesine dayanarak son altı haftanın zirvesine yükseldi (bakınız grafik). Türkiye risklerinin yabancı nezdinde barometresi konumunda beş yıl vadeli CDS risk primi de 241 baz puan seviyesine yükselerek son altı haftanın zirvesinde salınmaya devam ediyor.

Hafta sonu riskini taşımak istemeyeceğini düşündüğümüz piyasa aktörlerinin gün içindeki pozisyonlanmasını yakından izleyeceğiz. TCMB’nin faiz kararının yanı sıra makro cephede tüketici güven endeksi, TCMB ve BDDK’nın haftalık bültenlerini takip edeceğiz. Yurt dışında ise bugün Avrupa Merkez Bankası’nın olağan faiz toplantısı gündemde yer tutsa da, faiz oranlarında herhangi bir değişiklik beklemiyoruz. ECB’nin bugün bekle-gör yaklaşımını benimseyerek, Eylül ayında ilave faiz artışı ihtimalini masada tutacağını ve enflasyon görünümüne bağlı olarak ilave sıkılaşmaya kapıyı açık bırakacağını değerlendiriyoruz. EURUSD paritesi 1,1430 seviyelerinde yatay.

Türkiye 2 yıl vadeli gösterge tahvil vs Brent cinsi ham petrol

1784781393fe317a792f990fe0eac27a225fb2f6b8_1_1200.jpg

Emre Değirmencioğlu

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İş Bankasından 12 yıl vadeli katkı sermaye niteliğinde eurotahvil ihracı

İşlemin kupon faiz oranı, ihraca gelen güçlü talep sayesinde ilk açıklanan gösterge seviyenin 35 baz puan altında, yüzde 8,40 olarak belirlendi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye İş Bankası, uluslararası sermaye piyasalarında 500 milyon dolar tutarında, 12 yıl vadeli ve 7. yılda erken geri ödeme opsiyonlu katkı sermaye niteliğinde yeni bir eurotahvil ihracı gerçekleştirdi.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, işlemin kupon faiz oranı, ihraca gelen güçlü talep sayesinde ilk açıklanan gösterge seviyenin 35 baz puan altında, yüzde 8,40 olarak belirlendi.

Geniş bir coğrafyaya yayılmış uluslararası yatırımcıların ilgi gösterdiği işlemde eurotahvillerin yüzde 46’sı İngiltere’ye, yüzde 20’si Avrupa’ya, yüzde 17’si ABD’ye, yüzde 16’sı Orta Doğu’daki yatırımcılara ve yüzde 1’i Asya’daki yatırımcılara satıldı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ebru Özşuca, jeopolitik belirsizliklerin ve küresel piyasalardaki dalgalanmaların yüksek seyrettiği bir dönemde gerçekleştirilen bu işlemin, uluslararası yatırımcıların hem Türkiye ekonomisine hem de İş Bankasına duyduğu güveni bir kez daha teyit ettiğini belirtti.

Özşuca, Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgelerine bugüne kadar gerçekleştirilen en uzun vadeli katkı sermaye niteliğindeki piyasa işleminin, bu özelliğiyle uluslararası sermaye piyasaları açısından önemli bir referans niteliği taşıdığını kaydetti.

– Uluslararası yatırımcılardan güçlü talep

İşlemin, güçlü yatırımcı talebi sayesinde son dönemde uluslararası sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlerde görülen seviyelerin altında bir yeni ihraç primiyle tamamlandığını vurgulayan Özşuca, bunun İş Bankasının güçlü finansal yapısına, uluslararası yatırımcı tabanının derinliğine ve uzun yıllara dayanan güven ilişkisine duyulan inancın somut bir göstergesi olduğunu anlattı.

Özşuca, son bir yıl içerisinde uluslararası piyasalarda toplamda 1,5 milyar dolar tutarında üç ayrı katkı sermaye nitelikli Eurotahvil ihracını başarıyla gerçekleştirdiklerine dikkati çekerek, bankanın sermaye yapısını daha da güçlendiren uzun vadeli bu kaynakların reel sektörün finansman ihtiyaçlarının desteklenmesine katkı sağlayacağını aktardı.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.