Boğaziçi hariç Türkiye’deki bütün üniversitelerin diplomalarının sahtesi yapılıp 500 TL’ den internetten satılıyor. ‘İşsizim, param yok’ diye pazarlık yaptık. ODTÜ diplomasını ‘Sakın korkmayın. Noter tasdikli. Asla anlaşılmaz’ diye güvence vererek 450 TL’ye indirdiler…
Yükseköğretim Kurumu (YÖK) diploma sahteciliğini önlemek için 5 yıl önce Diploma Takip Sistemi kurup, milyonlarca diplomayı tek tek kontrol etse de sahte diploma satışı sürüyor. Türkiye’deki en iyi üniversitelerin diplomalarının sahtesi internette 500 TL’ye satılıyor.
“NOTER TASDİKLİ”
Sözcü gazetesinden Sultan Uçar’ın haberine göre; Sahte diploma satan internet sitelerinden birine sadece, “iyi günler” yazdık. 34 dakika sonra geri dönüş yapılıp, “Merhaba, formu doldurun. Size geri dönüş yapılacak. Önce taslak hazırlıyoruz. Onaylarsanız, ödeme yapıyorsunuz. Baskıya veriyoruz ve kargo ediliyor. Fiyat 500 TL. Noter tasdikli ve 2 günde teslimat. Kapıda ödeme yok. Lütfen ısrarcı olmayın. Saygılar…” denildi.
“KİMSE ANLAMAZ”
“ODTÜ ve Boğaziçi diploması da yapıyor musunuz?’, ‘Hangi fakülteler var?’, ‘Sahte olduğu anlaşılır mı?’, ‘İşsizim, indirim yapar mısınız?’, ‘Kimse duymaz değil mi?” diye sorduk. “ODTÜ ve bütün üniversiteler, fakülteler var. Gerçeğinin birebir aynısı. Kimse anlamaz. 2007’den öncesi ise zaten sorgulama yapılmıyor. Size en son 450 TL. 2 güne de elinizde olur. Tabii ki kimse duymaz. İnternet bankacılığından cebe havale olacak” şeklinde cevaplandı.
“BİNLERCE YAPTIK”
Sahte diploma şirketleri sitelerinde, “Referanslarımıza göz atabilirsiniz. Binlerce diploma hazırladık. Kimseyi mağdur etmedik. Bizlere güvenenler istediği işe sahip oldu. Sıra sizde” diye reklam da yapıyorlar. Diploma aldığı ileri sürülen öğrencilerin, teşekkür mektupları da var.
Gizli, titiz ve güveniliriz
“Güvenilir hizmet” başlığı altında kendilerini tanıtan sahte diploma şirketleri, “Kısa sürede titizlikle, gizlilikle ve güvenle diplomalarınızı hazırlıyoruz. Tüm diplomalarımız noter tasdikli, diploma kağıdına basılmaktadır” diyor.
‘Diplomalar havuzda toplanabilir’
Türkiye Noterler Birliği Başkan Yardımcısı Cemal Afacan şöyle dedi:
Cemal Afacan
“Son dönemde diplomalar barkodla üretilip, elektronik ortamda e-devletten belge gerçekliği tespit ediliyor. Diplomalar üzerindeki soğuk damga ve mühürlerde noterlerimiz uzmanlaştı. Son yıllarda sahte diploma yapmak zor. Eskiden çok gelirdi. 2007 öncesi tarihli gelen evrakları biz de hemen tasdik etmiyoruz. Türkiye Noterler Birliği olarak ID verilerek, bütün diplomaların ortak bir havuzda toplanması projemiz vardı. Doğrulukları, bu havuzdan kontrol edilebilir.”
Orijinal diplomam 1000 TL’ye kiralık
Kocaeli Üniversitesi’nden 12 yıl önce Jeoloji Mühendisi olarak mezun olan M.H.D. şunları söyledi: “Diplomamı alnımın teriyle hak ederek aldım. Geceler boyu uykusuz kalıp, binbir güçlükle okudum. Jeoloji mühendisi oldum. Ama iş bulamadım. 1-2 yer asgari ücret önerdi. Mühendislerin çoğu işsiz ve diplomalarını kiraya veriyor. Mesleğim dışında ben de bir çok işte çalıştım, çalışıyorum. Diplomayı bin veya bin 500 TL’den kiralığa çıkardım. Arada bir isteyen büyük şirketler çıkıyor.”
Memnuniyet anketi var
Sahte diploma yapan şirketler müşteri olarak gördükleri öğrencilere memnuniyet anketi de yapmış. “Gelen diplomanızdan memnun musunuz?” diye sorup, ‘Gerçek gibi’, ‘Orta kalite’, ‘Normal’, ‘İdare eder’ gibi şıklar arasından birini seçmelerini de istemiş.
İlk 300 kişiye 300 lira kampanyası
Sahte diploma şirketleri arasındaki rekabet, fiyat indirimi ve kampanyaları da beraberinde getirmiş. “Tüm diplomalar 300 lira ilk 300 kişiye özel” gibi çağrılar da var. SBN matbaa tasarımı denilerek, ileri teknolojiyle birebir aynı grafik tasarımı yaptıklarını da sıralıyor.
İsteyene satılık isteyene kiralık
Sahte diplomalar dışında ayrıca internette orijinal diplomalarını kiralayan ve satanlar da var. Jeoloji mühendisinden, öğretmenliğe, hemşirelikten, eczacılığa kadar bir çok orijinal diplomanın yanı sıra usta öğretici direksiyon sertifikası, gemi adamı, kuaförlük gibi ustalık belgeleri de 5 bin TL’ye kadar satılıp, kiralanıyor.
Endişe edenler yazmasın
“Nasıl güvenirim? Diplomam gelir mi? diye endişe edenler lütfen yazmasın. 2017’den bu yana hizmet vermekteyiz. Hiç kimseyi mağdur etmedik. Etmeyiz de…” diyerek, boşa vakit kaybetmek istemediklerini anlatmışlar.
“Nasıl çalışıyoruz?” diyerek süreci şöyle anlatıyorlar:
■ Öncelikle sitemizdeki formu dolduruyorsunuz.
■ Sonra size özel diploma taslağını hazırlıyoruz.
■ Diploma taslağını sizin onayınıza sunuyoruz.
■ Onayınızdan sonra cebe 500 TL havale ediyorsunuz.
■ Cep telefonunuzda internet bankacılığı olmak zorunda. l Kargo ücretsiz ve kapalı zarfta 2 günde teslim ediliyor.
Aileye göstermelik diploma!
Mezun olamayan öğrenciler için afiş hazırlayıp, “Okulunuz bitmemiş olabilir. Ailenize göstermek için bizden diploma alabilirsiniz” denilerek, “Hızlı teslimat, güvenilir, uygun fiyat, sürekli destek, orijinal kalite” sözü de veriliyor.
ABD’nin bölge ülkelerine yaymaya çalıştığı ve kamuoyunda “İbrahim Anlaşmaları / Abraham Accords” olarak bilinen süreç, sadece İsrail ile diplomatik normalleşme anlaşması değildir. Aslında bu proje; Ortadoğu’nun güvenlik, enerji, ticaret, teknoloji ve askeri mimarisini yeniden kurma planıdır. Özünde ise İsrail’in bölgesel meşruiyetini kalıcı hale getirmek ve İran eksenli dengeyi kırmak vardır.
Abraham (İbrahim) Anlaşmaları Nedir?
2020’de ABD arabuluculuğunda başlayan süreçte;
Birleşik Arap Emirliği
Bahreyn
Fas
Sudan
İsrail ile diplomatik ilişki kurdu veya normalleşme anlaşması yaptı. Daha sonra süreç; Saudi Arabia, Qatar, Türkiye, Pakistan gibi ülkelere doğru genişletilmeye çalışıldı.
ABD açısından hedef yalnızca “barış” değildir.
Asıl hedefler:
İsrail’in bölgesel izolasyonunu bitirmek
İran’a karşı ortak blok oluşturmak
Çin’in Kuşak-Yol etkisini sınırlamak
Rusya’nın Ortadoğu etkisini azaltmak
Enerji ve ticaret koridorlarını İsrail merkezli yeniden şekillendirmek
Körfez sermayesini İsrail teknolojisi ile entegre etmek
Ortadoğu’da ABD maliyetini düşürüp “yerel ortaklı güvenlik sistemi” kurmak olarak görülüyor.
Bu anlaşmalar gerçekte neleri kapsıyor?
1. Diplomatik Normalleşme
Büyükelçilik açılması
Resmi ilişkiler
Vize ve uçuş anlaşmaları
Turizm ve ticaret
2. Güvenlik ve İstihbarat İşbirliği
Asıl kritik bölüm burasıdır.
Ortak hava savunma sistemi
İran füze/dron tehdidine karşı entegrasyon
İsrail teknolojilerinin Körfez’e satılması
Siber güvenlik paylaşımı
İstihbarat koordinasyonu
Birçok uzman bu yapıyı “Ortadoğu NATO’su” olarak tanımlıyor.
3. Enerji ve Ticaret Koridorları
Projelerin temelinde şu düşünce var:
Körfez petrolü + İsrail teknolojisi + Hindistan üretimi + ABD güvenlik şemsiyesi
Bu nedenle:
Hindistan-Ortadoğu-Avrupa koridorları,
liman projeleri,
demiryolu hatları,
enerji boru hatları,
veri merkezleri,
finans merkezleri
bu planın parçası olarak görülüyor.
İsrail’in Doğu Akdeniz enerji merkezi yapılması hedefleniyor.
4. Filistin Meselesinin İkinci Plana İtilmesi
En tartışmalı boyut budur.
Eskiden Arap dünyasının temel yaklaşımı: “Önce Filistin sorunu çözülsün, sonra İsrail tanınsın.”
Abraham süreci ise bunu tersine çevirdi: “Önce İsrail ile normalleşelim, Filistin sonra konuşulur.”
Bu nedenle çok ciddi toplumsal tepki oluşuyor. Özellikle Gazze savaşları sonrası kamuoyu baskısı arttı.
ABD niçin şimdi hızlandırmak istiyor?
2025-2026 İran-İsrail gerilimi ve savaş riski sonrası Washington şu sonucu gördü:
ABD artık bölgeyi tek başına yönetemiyor
İran tamamen çökmedi
Körfez ülkeleri ABD korumasına eskisi kadar güvenmiyor
Çin ekonomik olarak çok güçlendi
Rusya bölgesel nüfuzunu sürdürüyor
Bu nedenle ABD:
İsrail’i merkeze koyan,
Arap sermayesini entegre eden,
İran’ı çevreleyen,
Çin’i sınırlayan
yeni bölgesel mimari kurmaya çalışıyor.
Kazanan Ülkeler Kimler Olabilir?
1. İsrail
En büyük stratejik kazanan.
Kazanımları:
Bölgesel meşruiyet
Yeni pazarlar
Körfez sermayesi
Güvenlik işbirliği
İran’a karşı geniş cephe
Enerji ve lojistik merkez olma şansı
İsrail için bu süreç, 1948 sonrası en büyük diplomatik dönüşümlerden biri olarak görülüyor.
2. Birleşik Arap Emirliği
Büyük ekonomik kazanç hedefliyor.
Özellikle:
teknoloji,
yapay zekâ,
savunma sanayi,
finans,
siber güvenlik,
turizm
alanlarında İsrail ile entegrasyon kuruyor.
Dubai’nin bölgesel finans merkezi rolünü güçlendirme hedefi var.
3. Suudi Arabistan
Henüz tam katılmadı ancak süreçte kilit ülke.
Sudi Arabistan:
ABD’den güvenlik garantisi,
gelişmiş silah sistemleri,
nükleer teknoloji,
yatırım avantajları
karşılığında normalleşmeye yaklaşabilir.
Ancak Filistin konusu nedeniyle içeride büyük toplumsal risk taşıyor.
4. Hindistan
Sessiz kazananlardan biri olabilir.
Çünkü:
Körfez bağlantısı güçlenir
Avrupa ticaret koridoru açılır
Çin’e alternatif lojistik rota oluşur
Kaybedebilecek Ülkeler ve Yapılar
1. İran
En büyük jeopolitik baskı altında kalabilecek ülke.
Çünkü:
çevrelenme riski artıyor
Körfez’de yalnızlaşma ihtimali oluşuyor
İsrail-Arap güvenlik ağı genişliyor
Bu nedenle İran bu süreci “anti-İran bloklaşması” olarak görüyor.
2. Filistin Yönetimi ve Hamas
En büyük siyasi kaybedenlerden biri olabilir.
Çünkü:
Arap ülkelerinin önceliği değişiyor
Filistin meselesi ikinci plana düşüyor
ekonomik ve diplomatik baskı artıyor
Bu durum Gazze savaşları sonrası ciddi toplumsal kırılma yarattı.
3. Türkiye
Türkiye açısından tablo karmaşık.
Olası avantajlar:
Bölgesel ticaret entegrasyonu
Enerji projeleri
Körfez sermayesi ile yeni işbirliği
ABD ile ilişkileri yumuşatma fırsatı
Riskler:
İsrail merkezli yeni enerji haritasında dışlanma
Doğu Akdeniz’de denge kaybı
Filistin konusunda iç kamuoyu baskısı
İran ile denge siyasetinin zorlaşması
Türkiye’nin bu süreçte tamamen karşıt değil ama “temkinli denge” politikası izlediği görülüyor.
Bu plan başarılı olur mu?
En büyük sorun:
halkların önemli bölümünün İsrail’e tepkili olması
Gazze savaşlarının yarattığı öfke
İran faktörü
mezhep ve jeopolitik rekabetler
Devlet elitleri ile halk arasında ciddi görüş farkı bulunuyor.
Bu nedenle anlaşmalar:
ekonomik olarak ilerleyebilir,
güvenlik alanında derinleşebilir,
fakat toplumsal meşruiyet sorunu yaşayabilir.
Özetle
Abraham / İbrahim Anlaşmaları:
sadece “barış anlaşması” değil,
Ortadoğu’nun yeni ekonomik ve askeri düzen projesidir.
Merkezinde:
İsrail’in korunması,
İran’ın dengelenmesi,
Çin-Rusya etkisinin sınırlandırılması,
enerji ve ticaret koridorlarının yeniden kurulması vardır.
Medeni Kanundan Siyasete: “Mutlak Butlan” CHP’ye Nasıl Uygulandı?
CHP’de “Mutlak Butlan” Depremi: 3 Yıl Sonra Yönetim Nasıl Düştü? Türkiye Siyasetinde Bir İlk: Mahkeme Kararıyla Parti Yönetimi Değişti… Kurultay İptali Krizi: CHP’de Hukuk mu, Siyaset mi Kazandı? CHP Kararında Son Sözü Kim Söyleyecek? Yargıtay, AYM ve AİHM Süreci…
CHP’de yaşanan “mutlak butlan” krizi, Türkiye siyasi tarihinin en sıra dışı hukuk-siyaset krizlerinden biri haline geldi. Çünkü ilk kez büyük bir siyasi partinin kurultayı, Medeni Hukuk’taki “kesin hükümsüzlük” kavramı üzerinden tartışmaya açıldı.
“Mutlak Butlan” Ne Demek?
“Mutlak butlan”, bir hukuki işlemin daha doğduğu anda ağır hukuka aykırılık taşıdığı için baştan itibaren geçersiz sayılması anlamına gelir. Yani hukuk açısından “hiç doğmamış” kabul edilir. Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Hukuku’nda sık kullanılan bu kavram; irade fesadı, emredici hukuk kurallarına aykırılık, kamu düzeninin ihlali gibi durumlarda uygulanır.
Normalde bu kavram daha çok:
evlilik işlemleri,
şirket genel kurulları,
dernek-vakıf kararları,
ticari işlemler
için kullanılırdı.
CHP davasıyla birlikte ilk kez bu kadar güçlü biçimde bir siyasi parti kurultayına uygulanması tartışması ortaya çıktı. Çünkü siyasi partiler özel hukuk tüzel kişisi sayılsa da aynı zamanda anayasal kurum niteliği taşıyor. Bu nedenle “Medeni Kanun mantığı siyasi partilere uygulanabilir mi?” sorusu hukukun merkezine oturdu.