Connect with us

GÜNCEL

OVP sonrası temkinli iyimser hava korunuyor. Gözler bu akşam Fitch’te

Yayınlanma:

|

Türk mali piyasaları dün genel hatları ile OVP sonrası kaleme aldığımız bültenimize paralel bir seyir izledi. Tahvil faizleri yukarı gitmeye devam ederken, USDTRY kuru bebek adımlarla ve kamunu şevfakti eli üzerinde olmak kaydı ile yükselmeye devam etti. Piyasa dinamiklerine paralel bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da cephesinde ise yükseliş eğilimi dün de korundu. 10 yıllık gösterge tahvil faizi %21,7 ile son 14 ayın zirvesine gelirken, BIST100 aa endeksi ve bankacılık endeksi günü yaklaşık olarak %2 yukarıda tamamladı. USDTRY kuru 26,85 seviyesine yükselirken, CDS risk primi 380 seviyesinde yatay seyretti.

OVP’nin yarattığı iyimserlik bir yanda, bu akşam açıklanacak Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu Fitch’in Türkiye değerlendirmesi ise diğer yanda Türk mali piyasalarını motive ediyor. Fitch’in bu akşam Türkiye’nin görünümü artıracağına kesin gözüyle bakarken, kredi notunun da artırılma ihtimalini tamamen göz ardı etmiyoruz. Dün açıklamada bulunan bir diğer değerlendirme kuruluşu Moody’s, seçim sonrası Türkiye’nin ekonomi politikasına yaşanan değişimi kredi notun açısından “net şekilde olumu” olarak değerlendirdi! Unutmamak gerekiyor ki, Türkiye’nin uluslararası sermaye piyasalarından borçlandığında ne kadar faiz ödemesi yapacağını etkileyen kredi notu, alışılmışın dışındaki ekonomi politikası kaynaklı oluşan krizlerin tekrarlanması nedeniyle yıllardır gerilemektedir!

Piyasaların gözü kulağı ise OVP sonrası 21 Eylül tarihinde TCMB’nin olağan PPK toplantısında olacaktır. OVP’de çizilen yol haritası, Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faiz konusundaki hassasiyetini terk ederek “sıkı” para politikasına vurgu yapan demeçlerine dün Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de katıldı: Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın OVP’ye desteğinin tam olduğunu ve bunu sadece “hissetmediklerini” aynı zamanda “gördüklerini” söyledi. TCMB Başkan Erkan ise “Son dönemde fiyat istikrarı ve finansal istikrar oluşuyor algısının sermaye hareketlerini devreye soktuğunu görüyoruz; bunun devam edeceğini öngörmekteyiz” dedi. Bu noktada yeri gelmişken belirteyim, dün açıklanan TCMB’nin son menkul kıymet istatistiklerine göre, yabancı yatırımcıların tahvil portföyü 375 milyon dolar artış kaydetmiş: en son böyle bir girişi 2021 yılının başında görmüştük! (bakınız grafik).

Dün bültenimizin başlığını bir kez daha hatırlayarak toparlayalım: Faiz sebep enflasyon sonuçtur tezi ‘topyekûn’ terk ediliyor. OVP sonrasında pek çok uluslararası bankanın da faiz tahminlerini güncellemeye başladığını görüyoruz: Morgan Stanley 2 hafta sonraki olağan toplantı için 500 baz puan faiz artırımı beklediği tahminini paylaştı. 21 Eylül PPK toplantısını araç bağımsızlığı bakımından önemli bir test olacağını öngörüyoruz.

Bu hafta 5 yıl vadeli Vakıfbank’ın 750 milyon dolar ve Yapı Kredi’nin ise 500 milyon dolar ‘sürdürülebilir’ tahvil ihraçlarının, iyimser havaya paralel benzer bankalar hatta Hazine tarafında Sukuk ihraci ile devam edeceğini, kredi not artış beklentisinin göz ardı edilmemesi gerektiğini ve yurtdışı yatırımcı toplantılarının da yakından izlenmesi gerektiğinin altını kalınca çizmek isteriz. Özetlemek gerekirse, temkinli iyimser hava korunabilir. Bu denklemde rengimiz belli olsa da, hisse senetlerinde kalabalıkların çılgınlığı ile yukarı yönlü seyrini korunacağını, tahvil faizlerinin (TL) gözünü kuzeye çevirdiğini, kurun ise kamunun şefkatli ellerinde kontrollü bir şekilde yükseleceğini öngörüyoruz. CDS risk priminin gerileme ihtimali taşıması, eurobond yatırımcısının da yüzünü güldürmeye devam edebilir.

Yurtdışı piyaslarda ise, Avrupa’da ekonominin yavaşladığına ve ABD’de yüksek faiz oranlarına dair endişelerin devam ettiğini gösteren makro ekonomik verilere paralel Avrupa endeksleri üst üste 7. günde de gerileyerek beş yılı aşkın sürenin en uzun süren düşüşünü kaydetti. ABD’de haftalık işsizlik maaşı başvurularının şubat ayından bu yana en düşük seviyede gelmesi ekonominin güçlü olduğu algısını perçinledi. Bu da hâliyle faiz oranlarının uzun süre yüksek seyretmesi anlamına geliyor. ABD borsaları ise Apple hisselerinin sert gerilemesi ile geceyi yine düşüşle tamamladı. Reuters haberine

Pekin’in hükümet personelinin iPhone kullanımına yönelik genişleyen kısıtlamaları ABD’li milletvekilleri arasında endişelere yol açtı ve Çin’e yoğun şekilde maruz kalan Amerikan teknoloji şirketlerinin ülkeler arasında artan gerilimlerden darbe alabileceği yönündeki korkuları artırdı: Apple hisseleri %3,2 geriledi; şirketin piyasa piyasa değeri bir gecede 200 milyar dolar geriledi.

Bu bağlamda, risk iştahı denince akla gelen ve teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq endeksi geceyi %1’in üzerinde düşüşle tamamlarken, sabah saatlerinde pasifiğin diğer ucunda da piyasaların güne yine sevimsiz bir başlangıç yaptığını görüyoruz. Hong Kong bu sabah son 140 yılın en şiddetli yağmuru karşısında ‘ciddi’ bir sıkıntı yaşarken, Hang Seng borsası işlemlere kapatıldı. Asya borsalarının geneli, teknoloji hisseleri önderliğinde, Çin-ABD geriliminin derinleşmesi ile düşerken, yatırımcılar ABD faiz oranlarının daha uzun süre yüksek kalacağına hazırlanmaları ile dolar da güçlü seyrini korumaya devam ediyor. Doların piyasa kur olan DXY dün 105,2 seviyesine varan bir yükseliş kaydederek son 6 ayın yeni en yükseğini test ederken, fiyatı dolar ile kote eden pek çok enstrüman da değer kaybediyor.

10 yıllık ABD tahvil faizininin bu sabah %4,23 seviyesine (dün %4,30) gerilemesi altının ons fiyatının 1,925 dolar seviyesine toparlanmasına yardımcı olurken, brent cinsi ham petrol üretim kesintisi ardından yaşadığı ralliye son vererek 2 günde 2 dolar geriledi. Pariteler cephesinde ise, EUR ve GBP kırılgan görünümlerini korumaya devam ederken (GBPUSD cephesinde 1,2470 olan ilk hedefimiz test edildi) gerilemeye devam ederken, JPY son 10 ayın en düşük seviyesinde işlem görüyor. YEN’in büyük bir baskı altında kalma potansiyeli taşıdığını ve müdahalenin yakın olduğunu not edelim. Çin cephesinde ise Yuan (CNY) bu sabah 16 yılın en düşük seviyesine gerilediğini de not etmiş olalım.

Mali piyasaların gündeminde bugün bugün Almanya’da enflasyon verileri takip edilebilir.

TCMB Rezervler

1 Eylül ile biten haftada, TCMB’nin brüt döviz rezervleri 2,8 milyar dolar, altın rezervleri ise 0,5 milyar dolar artış kaydetti. Böylelikle toplam brüt döviz ve altın rezervleri 120,6 milyar dolar seviyesine yükselirken, swap ve hazine dövizleri düşüldükten sonra net pozisyonda böyle bir iyileşme göremedik.

16941458491fc84c65b9c86b5fd779ea7c671e1d97_1_1200.jpg

Swap hariç net rezervler

16941458504ff81ad8db09661f45c7c41f9de17842_2_1200.jpg

DTH

Yurtiçi yerleşiklerde gerçek kişilerin döviz mevduatları 0,8 milyar dolar artarken, tüzel kişilerin ise yaklaşık 1 milyar dolar azalmış.

16941458510f972e4993a42e1a8188b002ce69f7ee_3_1200.jpg

KKM

BDDK verisine göre KKM hacminde yaklaşık 20 milyar TL’lik bir daralma görüyoruz. Devlet katkısı ile birlikte rakamın daha fazla olduğunu düşünmekte birlikte, azalan KKM bakiyesinin ay sonu ödemeler maksadıyla kullanıldığını düşünüyoruz.

1694145851194546809f42905ff6fc1c7eadba3388_4_1200.jpg

Yabancının tahvil aşkı depreşmiş!

Menkul kıymet istatistiklerine göre, 3 haftalık bir çıkışta sonra 1 Eylül ile biten haftada, yabancı yatırımcı portföyüne 254 milyon dolar değerinde hisse senedi eklerken, tahvil tarafında ise 375 milyon dolar giriş olduğunu not edelim. Tahvil cephesine en son böyle bir girişi 2021 yılının başında görmüştük!

169414585258bd525c5a7030285e720070ecfc9191_5_1200.jpg

Fiili Faiz Oranları

Tüm eğriler (konut hariç) kafasını yukarıya kaldırmış. 3 aya kadar TL mevduat faizi %37,50 ile son 2 ayın zirvesinde geldi.

1694145853374bb1fd8e9c88d30565e98427dfb051_6_1200.jpg

İktisatbank

Okumaya devam et

GÜNCEL

Kredi tahsisinde asıl risk: Üreten firmayı yalnız bırakmak

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borsada işlem gören firmaların dahi finansmana erişimde zorlandığı bir dönemde, şirketlerin kredi taleplerinde alışılmışın dışında sorularla karşılaşması; destek yerine köstek olunması kime ne kazandıracak?

İyi günlerde peşinden koşulan firmaların, zor zamanlarında da yanında olmak gerekir. Çünkü bankacılığın asli görevi yalnızca “riski reddetmek” değil; doğru analizle, doğru teminatla ve doğru nakit akışı kurgusuyla firmaların üretmeye devam etmesini sağlamaktır.

Bugün bazı bankalarda, klimalı odalarda oturup “red”, “olmaz”, “uygun değil” diyerek parayı batırmadığını düşünen bir anlayışın öne çıktığını görüyoruz. Oysa firmayı tanımadan, hikâyesini bilmeden, talep edilen finansman sonrası oluşacak nakit akışını analiz etmeden; beş ay önceki mali verilerle bugünün şirketini değerlendirmek sağlıklı bir tahsis politikası olamaz.

Limit açmadığınız bir firma, müşteri çeklerini factoring yoluyla nakde çevirdi diye “factoring riski var” denilerek uzak duruluyorsa, şu soru sorulmalıdır: O halde neden o firmaya çek karşılığı banka limiti açılmadı?

Daha da çelişkili olanı, kendi factoring şirketi bulunan bankaların bile “factoring riski var” gerekçesiyle kredi taleplerine mesafeli durmasıdır. Madem factoring bazılarına göre bu kadar sakıncalı görülüyor, o zaman bankaların neden factoring şirketleri var?

Unutulmamalıdır ki müşteri olmadan bankacılık sistemi bir hiçtir. Bankaların ihtiyacı; batan, iflas eden, üretimden kopan müşteriler değil; çalışan, üreten, istihdam sağlayan ve ayakta kalan müşterilerdir.

Buradan tüm bankaların kredi tahsis yöneticilerine sevgi ve saygılarımı sunuyor; bu dönemde bakış açısının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü bugün firmaya kapatılan her kredi kapısı, yarın ekonomide kapanan bir üretim kapısına dönüşebilir.

Bayram KOÇSOY – Emekli Banka Müdürü

Okumaya devam et

BORSA

SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borç sermayeye dönüştü, tartışma büyüdü

SASA Polyester’in 3 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı Paya Dönüştürülebilir Tahvil (PDT) dönüşüm kararı, sermaye piyasalarında son dönemin en çok tartışılan işlemlerinden biri haline geldi. Şirket açısından bilançoyu güçlendiren bu adım, hisse yatırımcıları açısından ise “pay sulanması”, “değer kaybı” ve “güven erozyonu” tartışmalarını beraberinde getirdi.

Özellikle SASA Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim M. Turhan’ın geçmiş dönemde yaptığı açıklamalar nedeniyle yatırımcı tepkilerinin önemli bölümü şahsında toplandı.

Peki SASA ne yaptı, kim kazandı, kim kaybetti?

SASA ne yaptı?

Şirketin açıklamasına göre;

  • Yurt dışında ihraç edilen PDT sahipleri dönüşüm haklarını kullandı.
  • 37,3 milyon Euro nominal değerli tahvil hisseye dönüştürüldü.
  • Bunun karşılığında yeni paylar ihraç edildi.
  • Mevcut ortakların rüçhan hakları tamamen kısıtlandı.
  • Şirket sermayesi yaklaşık 785 milyon TL artırıldı.

Teknik olarak bakıldığında şirketin borcu azaldı ve özkaynakları güçlendi. Finansal açıdan değerlendirildiğinde bu işlem, borcun sermayeye dönüştürülmesi nedeniyle şirket bilançosunu rahatlatan bir yapı oluşturdu.

Şirket açısından olumlu sonuçlar

PDT dönüşümü sonrasında SASA’nın elde ettiği avantajlar şöyle sıralanabilir:

1. Döviz borcu azaldı

Tahvil yükümlülüğünün bir bölümü ortadan kalktı.

2. Finansal kaldıraç düştü

Borç/özkaynak dengesi iyileşti.

3. Faiz yükü azaldı

Gelecekteki finansman maliyetleri üzerinde olumlu etki oluştu.

4. Nakit çıkışı önlendi

Şirket tahvil geri ödemesi yapmak yerine hisse vererek yükümlülüğünü kapattı.

Yönetim perspektifinden bakıldığında bu işlem rasyonel ve bilanço güçlendirici bir finansman yöntemi olarak görülebilir.

Peki yatırımcı neden rahatsız oldu?

Sorunun cevabı “seyrelme etkisi” olarak adlandırılan süreçte yatıyor. Yeni hisseler üretildiğinde mevcut ortakların şirket içindeki pay oranı küçülür.

Buna sermaye piyasalarında “dilution” yani sulanma denilir.

Yatırımcıların itiraz ettiği temel nokta şu: Şirket borcunu azaltırken bunun maliyetinin önemli bir kısmı mevcut hissedarlara yansıtıldı.

Özellikle küçük yatırımcı açısından ortaya çıkan etkiler:

  • Hisse başına düşen şirket değeri geriledi.
  • Arz edilen pay miktarı arttı.
  • Satış baskısı oluştu.
  • Hisse fiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı meydana geldi.
  • Portföy değerleri eridi.

Büyük tartışma: Tahvil yatırımcısı avantajlı mı oldu?

Piyasadaki eleştirilerin önemli bölümü bu noktada yoğunlaşıyor.

Tahvil yatırımcısı:

  • Önceden belirlenmiş şartlarla dönüşüm hakkı elde etti.
  • Belirli fiyat avantajına sahip oldu.
  • Hisseye dönüşüm sırasında daha korunaklı bir pozisyonda bulundu.

Borsa yatırımcısı ise:

  • Açık piyasadan hisse aldı.
  • Fiyat düşüşünün tüm riskini taşıdı.
  • Seyrelme etkisini doğrudan yaşadı.

Bu nedenle sosyal medyada sıkça dile getirilen görüşlerden biri şu oldu: “Şirket kurtarıldı ama küçük yatırımcı korunamadı.”

İbrahim M. Turhan neden hedef haline geldi?

Aslında kararın sahibi tek başına İbrahim M. Turhan değil. PDT ihracı ve dönüşüm süreçleri yönetim kurulu kararıyla ve SPK mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor.

Ancak yatırımcı tepkilerinin önemli kısmı Turhan’a yöneldi. Çünkü İbrahim M. TUrhan aynı zamanda SASA Yönetim Kurulu Üyesi olması açıklamaları da yatırımcı o hassasiyet ile algıladı. Açıklamalar ile fiili duurm örtüşmeyip hisse değeri daha düşünce küçük yatırımcı dah afazla zarar etti; tartışmalar da bu noktada alevlendi.

Bunun birkaç nedeni bulunuyor.

1. Sürecin kamuoyundaki yüzü oldu

PDT mekanizmasını en fazla anlatan isimlerden biri İbrahim M. Turhan’dı.

2. Beklentiler ile sonuçlar uyuşmadı

Yatırımcılar açıklamalar sonrasında hisse üzerinde bu kadar güçlü bir baskı beklemiyordu.

3. Satış baskısı öngörülemedi

Piyasada oluşan fiyat hareketleri yatırımcıların hesaplarının ötesine geçti.

4. Güven sorunu oluştu

Hisse fiyatındaki sert düşüşler sonrasında yatırımcılar açıklamaların yeterince risk içermediğini düşünmeye başladı.

Yatırımcılar yanıltıldı mı?

Bu soru bugün en çok tartışılan konu.

Ancak hukuki açıdan bakıldığında;

“Yanıltma”, “manipülasyon”, “yanlış yönlendirme” gibi kavramların oluşabilmesi için SPK tarafından yapılacak inceleme ve hukuki süreçlerin sonuçlanması gerekir.

Bugün itibarıyla kamuoyuna açıklanmış herhangi bir SPK kararı veya yargı hükmü bulunmamaktadır.

Bu nedenle; “Yatırımcılar kesin olarak yanıltıldı” demek de, “Hiçbir sorun yaşanmadı” demek de mümkün değildir.

Ancak yatırımcı algısında ciddi bir güven kaybı oluştuğu açıktır.

Asıl sorun ne?

Bu olay aslında Türkiye sermaye piyasalarının kronik sorunlarından birini yeniden gündeme getirdi: Finansal mühendislik ile yatırımcı iletişimi arasındaki kopukluk.

Şirket yönetimleri bilanço açısından doğru kararlar alabilir.

Ancak bu kararların;

  • Küçük yatırımcıya etkileri,
  • Riskleri,
  • Olası fiyat baskıları,
  • Seyrelme sonuçları,

yeterince açık anlatılmadığında piyasalarda güven sorunu ortaya çıkıyor.

Sonuç

SASA’nın PDT dönüşümü şirket açısından bakıldığında borcu azaltan ve özkaynakları güçlendiren başarılı bir bilanço operasyonu olarak görülebilir.

Ancak borsa yatırımcısı açısından tablo çok daha farklıdır.

Payların seyrelmesi, hisse fiyatındaki sert düşüşler ve oluşan güven kaybı nedeniyle küçük yatırımcı önemli ölçüde zarar gördüğünü düşünüyor.

Bugün yaşanan tartışmanın merkezinde yalnızca bir sermaye artırımı değil; şeffaflık, yatırımcı iletişimi ve kurumsal güven meselesi bulunuyor.

Sermaye piyasalarında para kaybı telafi edilebilir.

Ancak yatırımcı güveni kaybedildiğinde onu geri kazanmak çok daha zor oluyor.

Bankavitrini.com Analiz

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi

Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, “Yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerimizi tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabiliyoruz” dedi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Kuveyt Türk, bireysel finansman süreçlerinde yapay zeka destekli yeni uygulaması ‘Sizi Bilir’ ile müşteriye özel kar oranı dönemini başlattı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk, yeni uygulamasıyla finansman teklifi süreçlerinde müşteri deneyimini daha hızlı ve kişiselleştirilmiş hale getirmeyi hedefliyor.

Yapay zeka tabanlı tahminleme modeliyle geliştirilen sistem, müşterilerin harcama alışkanlıkları ve finansman geçmişlerini analiz ederek kendilerine uygun kar oranı sunulmasını sağlıyor.

Uygulama, veri temelli ve kişisel finansal davranışlara duyarlı bir yapı sunarak, her müşterinin kendi finansal yolculuğunu dikkate alan modelle çalışıyor.

Bireysel müşterilere yönelik olarak hayata geçirilen uygulamada finansal profili güçlü müşteriler avantajlı kar oranlarından yararlanabiliyor.

Müşteriler böylece hem finansal yüklerini daha etkin yönetirken, kendilerine özel tasarlanmış teklifle daha güvenli kararlar alabiliyor.

Müşteriler, ihtiyaç duydukları finansmana Kuveyt Türk Mobil ve Kuveyt Türk şubeleri üzerinden daha kısa sürede ve daha kişiselleştirilmiş koşullarla ulaşabiliyor.

‘Sizi Bilir’ modeli, Kuveyt Türk’ün yapay zeka temelli çözümleri bankacılık süreçlerine entegre etme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

Banka, müşterilerine bütünleşmiş, hızlı ve kişiselleştirilmiş bir bankacılık deneyimi sunmak için yapay zeka destekli çözümlerini daha geniş bir alana yayarak çalışmalarına hız veriyor.

– ‘Amacımız, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş bir yapıya kavuşturmak’

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuveyt Türk Bireysel ve Özel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Oral, ‘Sizi Bilir’ modeliyle amaçlarının, finansman teklif süreçlerini daha kişiselleştirilmiş ve müşteri odaklı bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirtti.

Oral, yapay zeka destekli model sayesinde müşterilerini tek tip bir değerlendirme yerine kendi ödeme alışkanlıkları, işlem düzenleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ele alabildiklerini aktararak, şunları kaydetti:

‘Bu yaklaşım, finansal profili güçlü müşteriler için daha avantajlı koşullar sunulmasına imkan tanırken tüm müşterilerimiz için dengeli ve sürdürülebilir finansman çözümleri üretmemizi sağlıyor. Kuveyt Türk olarak teknolojiyi, müşteri deneyimini iyileştiren ve güven ilişkisini güçlendiren bir araç olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.’

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.