ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Sezen Aksu: Git… git… gitme, dur ne olursun #DXY
Yayınlanma:
6 ay önce|
Yazan:
BankaVitrini
Küresel jeopolitik risklerin yeniden öne çıktığı bir dönemde, güvenli liman arayışı kıymetli metalleri tarihî zirvelere taşımaya devam ettiğini gözlemliyoruz. Şöyle ki, gümüşün ons fiyatı, arz sıkıntıları, düşük fizikî likidite ve tarife endişelerinin etkisiyle ons başına ilk kez spot piyasada 100 dolar seviyesini aşarak bu sabah 110 dolar seviyesine dayandı. Gümüşte son dönemdeki parabolik yükseliş artık güçlü bir trend olmanın ötesine geçerek spekülatif bir ivme kazanmış durumda olabileceğinden endişe ediyoruz. Teknik mânâda uzun yılların grafiklerine dayanarak çok uzun bir süre önce gündeme getirdiğimiz 95-96 dolar seviyesinin gerçekleşmesiyle disiplin gereği uzun pozisyonlarımızda geçen hafta kâr al çalıştırmıştık.
Bireysel yatırımcıların gelen ‘ciddi’ mânâda talebin de etkisiyle momentum odaklı işlemlerle paralel patlayıcı yükseliş devam ederken, altın-gümüş rasyosunun da yılbaşında kaleme aldığımız “Cassandra’nın Çığlığı” manşetli yazımızda da belirttiğimiz üzere 31-32 seviyesine doğru ilerlemeye devam ettiğini görüyoruz. Rasyo, haftanın son iş gününü 48 seviyelerinde kapatması ardından bu sabah 47 seviyesinin aşağısına kadar geldi. Gümüşün belki de herkes tarafından alınabilecek tek kıymetli metal olmasına uzun bir süredir işaret ederek bugünlerin -hatta daha fazlasının da- yaşanabileceğini çok önceden gören biri olarak, gelinen seviyelerde bir miktar dikkatli olunması gerektiğini düşünüyoruz. Daha basit bir yaklaşımla, son yıllardır süren yapısal açık fiyatları yukarıda tutmaya devam edecek olsa da, bu denli hızlı yükseliş sonrası kâr realizasyonu ve sert düzeltme ihtiyacını göz ardı etmemek gerektiğini düşünüyoruz.
Altın ise güvenli liman edası ile gümüşe göre daha yavaş bir tempoda olsa da haftanın son iş günü 5bin dolar seviyesinin kıyısına kadar gelmesi ardından bu sabah 5,100 dolar seviyesine dayandı. Fed’in bağımsızlığına yönelik tartışmalar, ABD-NATO hattında artan gerilim, faiz indirim beklentileri, merkez bankalarının fiyattan bağımsız süregelen alımları ve dolardan kaçış eğiliminde sığınılacak tek ‘para’ olarak altının görülmesi, yükseliş isteğinin ivme kazanmasına neden oluyor. Öte yandan, ABD Başkanı Trump, Kanada’nın Çin ile yürüttüğü ticaret anlaşmasını hayata geçirmesi hâlinde Kanada menşeli tüm ürünlere %100 gümrük vergisi uygulanacağını açıklayarak tansiyonu daha da yükselttiğini not etmemiz gerekiyor. Trump, Çin’in Kanada’yı ABD tarifelerini aşmak için âdeta bir arka kapı olarak kullanabileceğini savunurken, Kanada Başbakanı Carney ise Çin’le yapılan temasların serbest ticaret anlaşması değil, mevcut tarife sorunlarının çözümüne yönelik olduğunu vurguladı.
Son dönemde Grönland ve küresel düzen tartışmalarıyla zaten gerilen ABD-Kanada ilişkileri gündemde yerini sıcak tutarken, İran’a yönelen askerî hareketlilik de jeopolitik tansiyonu beslemeye devam ediyor. Kanaatimce, İran’a yapılacak olası bir askerî harekâtin şimdilik rejimi devirmekte yetersiz olarak görülmesi, harekatı ertelerken, Fed Başkanı Powell’ın yerine BlackRock CIO Rick Rieder’ın isminin Kevin Warsh ve Kevin Hassett yerine süratle ön plana çıkması da kafaları karıştırıyor. Geçmişinde Fed tecrübesi olmayan bir ismi olan Rieder’in direksiyona geçme fikri bile piyasaları huzursuz etti. Trump riskini hafife aldığını anlayan piyasaların kıymetli metallere yönelik koşusunun devam etme ihtimali yüksek görüyoruz. Bizler, masanın diğer tarafında yer alan piyasa profesyonelleri olarak disiplin gereği ara ara kâr al çalıştırsak da, Mart 2024’ten bu yana altında, geçen senenin yaz aylarından bu yana ise gümüşte mütemadiyen uzun pozisyon taşıyoruz.
İçinden geçtiğimiz süper emtia döngüsünde, gümüş pozisyonlarımızı 95 doların kıyısından realize etmemiz ardından, gözümüz platin cephesine çevirdik. Geçen hafta başında kaleme aldığımız raporumuzda platin için ön plana çıkardığımız 2,480 dolar seviyesini aşmasıyla, haftanın son iş günü ölçülü miktarda uzun pozisyon açtık. Mevcut ekosistemde ya da tekrar olmayacaksa içinden bulunduğumuz süper emtia döngüsünde, periyodik tabloda yer alan her şeye alıcı gözüyle bakmak gerektiğini bir kez daha düşünürken, özellikle, altının portföylerde yer almasının yapısal bir zorunluluk hâline geldiğini düşünüyoruz. Hemen hemen her enstrümanın dolar ile fiyatlandığı dünyamızda, doların artık sağlıklı bir terazi görevi üstlenmediğini, paydanın bilinçli bir şekilde değer kaybedilmeye zorlandığı için payın da (örnek XAU/USD) yükselmek zorunda olduğunu düşünüyoruz. Zengin olmaktan ziyade, servetin değerini korumak adına büyük resimde yaşanan değişimi ıskalamamak gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle, Davos’ta tarihî bir konuşma yapan Trump’ın, kanaatimce yeni dünya düzenini resmî mânâda ilan ettiğinin altını kalınca çizmemiz gerekiyor!
Haftanın son iş günü, gece geç saatlerde, kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye’nin kredi not görünümünü durağandan olumluya güncelledi. Açıkçası bu hamleyi bizler bekliyorduk. Biraz daha katı bir duruşu sergileyen Moody’s ise görünümü durağanda bırakırken, Fitch’in görünüm artırması, bir sonraki hamlenin not artırımı şeklinde olma ihtimalini artırdığını not edelim. Türk mali piyasalarında egemen olan iyimser havanın korunmaya devam edeceğini düşünüyoruz. Geçen hafta perşembe günü sonuçlanan TCMB’nin yılın ilk olağan PPK toplantısında, politika faizi piyasa beklentisi olan 150 baz puan yerine 100 baz puan indirilerek %37 seviyesine çekildi. Bu adımın, kuvvetle muhtemel haftaya açıklanacak Ocak ayı enflasyonunun ‘biraz’ yüksek geleceği endişesini ile atıldığını düşünüyoruz.
2026 yılını enflasyonun belini bükmek içi belki de TCMB açısından son sene olarak görüyoruz. Akabinde seçim sathına gireceğimizi unutmamak gerekiyor. Petrol fiyatlarının destekleyici duruşu ve hikâyesi olan gelişmekte olan ülkelere yönelik yabancı ilgisi ile olumlu havanın genel ruhunun pek de bozulmayacağını düşünüyoruz. USDTRY kuru otoritenin kontrolünde 43,38 seviyelerine yükselirken, hisse senetlerine olan ilginin ise korunduğunu söylememiz gerekiyor. Borsa İstanbul ana endeksi haftanın son iş gününü %1,1 yükselişle tamamlarken, lokomotif bankacılık endeksi ise %2 yükseliş kaydetti. 2026 yılında ana endeks ve bankacılık endeksinin sırası ile %15,50 ve %9,50 yükseldiğini not edelim. Portföylerde bankacılık hisseleri yanına (biz Akbank’ı beğeniyoruz), Koç Holding, Turkcell ve THY’yi de yazıyoruz (bakınız grafikler). CDS risk primi ise 216 baz puan civarında yatay bir seyir izlerken, 2 yıl vadeli tahvilin bileşik faizinin ise %34,77 seviyesine geriledi. Her ne kadar ocak enflasyonunun yüksek geleceğini anlasak da, TCMB’nin bununla savaşmak isteyeceğine işaret eden kararlı duruşu ardından yılın en azından ilk yarısına yönelik TL varlıklara yönelik olumlu tonumuzu korumaya devam edeceğiz.
Her hafta perşembe günü açıklanan TCMB ve BDDK verilerinin yine oldukça önemli ipuçları sunduğunu söylememiz gerekiyor. Şöyle ki, 16 Ocak ile biten haftada, yurtiçi yerleşiklerin mevduat tercihinde ana hatları ile %60 TP (Türk Parası), %40 Yabancı Para (YP) kompozisyonu korunsa da, YP içerisinde dolardan kaçış eğiliminin majör bir şekilde hissedildiği ve kıymetli madenlere yönelik âşkın ise kuvvetlenmeye devam ettiğini görüyoruz. Gerçek kişilerin söz konusu haftada 1,1 milyar dolar döviz mevduatları azalırken, yerine 1,5 milyar dolar kıymetli metal mevduatta geçtiklerini görüyoruz. Ekteki grafiklerden de görüleceği üzere, yurtiçi yerleşik gerçek kişilerin kıymetli metallerde mevduatı, toplam döviz mevduatının %56,4’üne tekabül ederken, yurtiçi yerleşik tüzel kişileri de denkleme dâhil edersek, kıymetli metallerin toplam YP mevduat içinde payı %34,77 seviyesine yükseldi! Bu oldukça yüksek bir oran!
Kıymetli maden fiyatlarındaki yükselişin TCMB rezervlerine de olumlu bir şekilde yansıması ile TCMB’nin brüt döviz ve altın rezervleri tarihte ilk kez 200 milyar doların üzerine yükselrken, altın fiyatlarının da yardımı ile, TCMB’nin net YP pozisyonu da ilk kez 70 milyar doları aştı (bakınız grafik). Artan Türkiye ilgisine paralel yabancı yatırımcıların menkul kıymet pozisyonu da ilgili haftada net anlamda 4,2 milyar dolar ile (2,3 milyar dolar kısmı Hazine’nin Eurobond ihracı) rekor mânâda artış kaydetti. Elbette kompozisyonda bizi biraz daha ilgilendiren hisse senedi ve DİBS tarafında ise sırası ile 0,2 milyar dolar ve 1,1 milyar dolar artış olmuş. Hisse senedi cephesinde son yedi haftada 1,4 milyar dolar giriş yaşanırken (borsadaki yükselişi açıklıyor), tahvil tarafında ise bu rakam 2,5 milyar dolar! (bakınız grafik).
Belki de en önemli konuyu sona saklamış olduk! Dolardan koşar adım uzaklaş ya da “ABD’yi sat” temasına paralel doların önde gelen para birimlerine göre değerini gösteren dolar endeksi (DXY) cephesinde beklediğiniz aşağı yönlü kırılımın artık an meselesi olduğunu itiraf etmemiz gerekiyor. Bültenlerimizi yakından takip eden okurlarımızın DXY’nin son 15 yılın destek seviyesi olan 97 sınırında neredeyse son altı aydır beklediğini ve aşağı yönlü kırılımın an meselesi olduğunu belirttiğimizi hatırlayacaklardır. Destek bölgesi olan 97 seviyesinin altında aylık bir kapanış (teyit) durumunda, doların değer kaybının şiddetleneceğini düşünüyoruz (bakınız grafik). Zaten para birimleri liginde, EUR ve GBP sırası ile 1,1900 ve 1,3700 seviyesine dayanarak son dört ayın zirvesini test ederken, DXY ise son sekiz ayın en kötü haftasını geride bırakması ardından alarm zillerini çalmaya devam ettiğini görüyoruz. Sezen Aksu’ya geri dönelim: Git, git, gitme ne olursun…
Yeni haftaya ve günün ilk saatlerine girerken, bir süredir baskı altında kalan Japon Yeni’nin yeniden sahneye çıktığını görüyoruz. Son haftalarda genişlemeci maliye politikaları ve Japonya Merkez Bankası’nın temkinli faiz artış süreci nedeniyle tahvil getirilerinin yükseldiğini, Yen’nin ise zayıflayarak USDJPY paritesinde 160 seviyesine kadar yaklaştığını ve hâliyle alarm zillerinin de çaldığından söz etmiştik. Haftanın son işlem saatlerinde New York Fed’in büyük bankalarla gerçekleştirdiği fiyat kontrolleri (rate checks), ABD-Japonya koordineli bir döviz müdahâlesi ihtimalini yeniden gündeme taşıdı. Bu gelişmenin ardından Yen cephesinde oldukça sert bir toparlanma yaşanırken, Başbakan Takaichi spekülatif piyasa hareketlerine karşı gerekli adımların atılacağını vurguladı. Haftayı 155,71 seviyesinden kapatan USDJPY, yeni haftanın ilk işlem saatlerinde 154 seviyesinin de altına sarkarak Yen’deki güçlenmenin sürdüğüne işaret etti.
ABD borsaları haftanın son iş gününü göreceli olarak yatay tamamlarken, yeni gün başlangıcında, Asya cephesine büyük bir ayrışmanın hâkim olduğunu görüyoruz. Yen’in değer kazanmasının ihracat odaklı Japonya ekonomisine yaramayacağı beklentisiyle gösterge endeks Tokyo borsası %2 gerilerken, diğer Asya borsalarında ise küçük de olsa yeşil rengin hâkim olduğunu görüyoruz. Kripto cenahında ise amiral gemisi bitcoin için ‘keyifsiz’ seyrin korunduğunu da not etmemiz gerekiyor. Bitcoin’in 88-90bin dolar aralığından bir türlü kalıcı olarak uzaklaşamaması, öte yandan, yatırımcı tercihinin kıymetli madenlere kaydığı gerçeğinden de hareketle, daha aşağı seviyelerin görebileceğini düşünüyoruz (bakınız grafikler).
Piyasaların oldukça yoğun ve hareketli bir haftaya soyunduğunu not etmemiz gerekiyor. Kanada’ya yönelik %100 tarife tehdidi ve ABD’de hükûmetin yeniden kapanma ihtimali, yarın ABD’de açıklanacak tüketici güveni verisi, hafta ortası Fed’in faiz kararı ve Başkan Powell’ın basın toplantısı ana gündem maddeleri olurken, mikro cephede ise Microsoft, Meta, Tesla ve Apple bilançoları yakından takip edilecektir.
DXY
BTCUSD
Platin nasıl başladı?
Platin nasıl gidiyor?
Turkcell
Koç Holding
Türk Hava Yolları
TCMB Net Yabancı Para Pozisyonu
TCMB Brüt Döviz ve Altın Rezervleri
Yurtdışı Yerleşiklerin Hisse Senedi ve Devlet İç Borçlanma Senedi Portföyünde Haftalık Değişim
Gerçek Kişilerin Kıymetli Maden Depo Hesapları vs Dolar, Euro ve Diğer Yabancı Para Hesaplarında Değişim
Kıymetli Maden Depo Hesapları / Toplam Döviz Mevduatı
Gerçek Kişi Kıymetli Maden Depo Hesapları / Toplam Döviz Mevduatı
Emre Değirmencioğlu
İlginizi Çekebilir
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Altın ve Gümüş: Nerede kalmıştık?
Yayınlanma:
21 saat önce|
22/07/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD borsaları teknoloji hisseleri öncülüğünde yaşanan güçlü toparlanmanın yardımıyla geceyi yükselişle tamamladı. En büyük 500 şirketin işlem gördüğü S&P 500 endeksi %1’e yakın yükselerek üç günlük düşüş serisini sonlandırırken, toparlanmaya özellikle yarı iletken hisseleri öncülük etti. Nasdaq Bileşik endeksinin %1,3 yükselmesinin ardından iyimser havanın Pasifik’in diğer ucuna da yansıdığını görüyoruz. Asya’da bu sabah alımlar hız kazanırken, çip üreticilerinin ağırlıkta olduğu Güney Kore KOSPI endeksi %5 yükseldi. Japonya’da gösterge endeks Tokyo borsası %2 prim yaparken, Güney Kore’nin temmuz ayının ilk bölümünde yarı iletken ihracatının yaklaşık üç katına çıkması ve Tayvan’dan gelen güçlü sipariş verileri, yapay zekâ temalı teknoloji hisselerine yönelik iyimserliği yeniden canlandırdı.
Jeopolitik cephede ise Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’de Suudi petrol tankerlerini hedef alabileceği yönündeki tehditleri nedeniyle Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı 92 dolar seviyesine yükselirken, piyasalarda belirgin bir riskten kaçış eğilimi de görülmedi. Yatırımcılar dikkati yeniden şirket bilançolarına çevirirken, bugün açıklanacak Alphabet ve Tesla sonuçları, yapay zekâ yatırımlarının şirket kârlılığına etkisi açısından yakından takip edilecektir. Diğer taraftan dolar değer kazanırken, sepet kur DXY 101,20 seviyesine varan bir yükseliş kaydetti. İngiltere’nin yeni başbakanı ve Hazine Bakanı şimdilik yeterli heyecan yaratamazken, birkaç gün önce 1,3560 seviyesine yükselen GBPUSD paritesi 1,3370 seviyelerine geri çekildi.
Piyasaların kılavuzu konumunda ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,63 seviyesine gelerek son iki ayın en yüksek seviyesini test ederken, gelecek hafta gerçekleştirilecek olağan Fed toplantısı öncesinde faizlerin sabit bırakılması ana beklenti olmayı sürdürüyor. Fed faiz vadeli kontratları yıl sonuna kadar toplam 38 baz puanlık ilave sıkılaşma ihtimalini fiyatlamaya devam ederken, Ekim toplantısında artırım ihtimali %77 seviyesinde fiyatlandırılıyor. Faiz getirisi olmayan kıymetli metaller, Fed’in yeni başkanının isminin telaffuz edildiği 29 Ocak’tan bu yana (yaklaşık beş aydır) neredeyse her fırsatta satış baskısıyla karşı karşıya kaldı. Son günlerde ise yeniden hayat belirtisi göstermeye başladı. Yükselişin fitilini büyük önem verdiğimiz 54 dolar seviyesinin test edilmesiyle ateşleyen gümüş bu sabah 60 dolar seviyesini test ederken, benzer bir şekilde altının da ons fiyatı 4,140 dolar seviyesine dayanarak teknik mânâda düşüş serisini sonlandırdı. Dün gümüşte açtığımız ilk kademe uzun pozisyonumuza bugün altını da ekleyeceğiz. Unutmayın, bir enstrüman sadece yükselirken alınır! Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin bu sabah 66 bin dolar seviyesinin üzerine yerleşti.
Büyük resimde ise, piyasaların Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik riskleri tamamen göz ardı etmese de, odağını yeniden teknoloji şirketlerinin bilançolarına ve yapay zekâ temasına çevirdiğini görüyoruz. Bu minvalde petrol fiyatları son altı haftanın zirvesini test etse de, risk iştahının bozulmadığı ve yukarıda da görüleceği üzere, kıymetli metallerin daha fazla satış baskısıyla karşı karşıya kalmadığını görüyoruz. Ya da ekonomi ile jeopolitikanın yavaş yavaş ayrışmaya başladığın altını çizmemiz gerekiyor. Haber akışında, ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun diplomatik çözüm arayışını sürdürmeye hazır olduklarına dair mesaj verirken, buna karşın sahadaki gerilim tırmanmaya devam ediyor. Yemen’deki Husiler, uluslararası denizcilik şirketlerine gönderdikleri resmî uyarıda Suudi Arabistan limanlarına yükleme veya boşaltma yapan gemilerin hedef alınabileceğini bildirirken, bu uyarının ardından Asya’ya petrol taşıyan üç Suudi tanker rotasını değiştirdi.
İran’ın Hürmüz Boğazı’na yönelik tehditleriyle birlikte Kızıldeniz’de de risklerin artması, küresel enerji arzı açısından iki kritik deniz geçidini aynı anda baskı altına aldı. Enerji arzına ilişkin riskler ön planda kalsa da, piyasalar bir yandan diplomatik girişimlerden gelebilecek ateşkes sinyallerini, diğer yandan enerji arzını sekteye uğratabilecek somut gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdürüyor. Diplomasi kapısı tamamen kapanmış görünmese de çatışmanın maliyeti ve ekonomik etkilerinin de giderek büyüdüğünü görüyoruz. Pentagon, İran savaşının ABD’ye bugüne kadar 37,5 milyar dolara mal olduğunu açıklarken, ek bütçe talebi Washington’da yaklaşan ara seçimler öncesinde siyasî tartışmaları da beraberinde getirdi. Savaş karşıtı sesler her geçen gün yükseliyor. Başkan Trump savaşta hayatını kaybeden Amerikan askerlerinin sayısının on sekize yükseldiğini açıkladı.
Türkiye cephesinde ise ismi büyük yabancı kurumlardan birinin dün USDTRY kuru ile ilgili kaleme aldığı rapor gündemi oldukça meşgul etti. Goldman Sachs, TCMB’nin önümüzdeki dönemde döviz kurunda daha fazla değer kaybına izin verebileceği ve yıl sonuna kadar %20’lerin ortasında bir yükseliş yaşanabileceği öngördü. Açıkçası raporun mevcut beklentilere kıyasla hangi yeni bilgiyi sunduğunu görmekte zorlandık. Uzun bir süredir bizim de sene sonu için kur beklentimiz yaklaşık 52,00 seviyesinde bulunuyor. Bu da zaten sene başına göre bakılırsa (43,00 – 52,00) yaklaşık %20 düzeyinde bir yükselişe işaret ediyor. Dolayısıyla Goldman’ın raporu, mevcut beklentilerden belirgin şekilde ayrışan yeni bir hikâye sunmaktan ziyade, piyasada zaten konuşulan temel senaryoyu teyit ediyor. Kaldı ki, yabancı kurum raporlarının zaman içinde değişen ekonomik ve jeopolitik gelişmelere bağlı olarak sık sık revize edildiğini de geçmişte defalarca gördük!
Yabancı bir kurumda uzun bir süre çalışan biri olarak bu raporları da nasıl yazdıklarını yakından bilsem de, ayrı bir tartışma konusu olduğundan bu noktaya hiç değinmeyeceğim. Dün Türk mali piyasaları günü limoni bir şekilde tamamladı. Ana endeks %0,7 gerilerken, bankacılık hisseleri %0,8 oranında düştü. XBANK’ın son 20 günde neredeyse %20 gerilediğinin altını çizmek gerekiyor. USDTRY kuru kamunun kontrolünde 47,20 seviyelerine gelirken, 5 yıl vadeli CDS risk primi 240 baz puanla son altı haftanın en yüksek seviyesine geldi. Petrol fiyatlarının seyri, net enerji ithalatçısı olan Türkiye’nin cari açık ve enflasyonla savaşını pekâlâ desteklemiyor. Her ne kadar manşete bakarak petrol fiyatlarının 92 dolar seviyesine gelerek son altı haftanın zirvesini test ettiğini söylerken, rafineri fiyatlarındaki yüksek seyrin daha da belirgin bir hâl aldığını ve arz sorunlarının başta motorin olmak üzere rafineri ürünlerini ciddi şekilde olumsuz etkilediğini not etmek gerekiyor. Bu minvalde, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi de tıpkı petrol fiyatları gibi %41,81 seviyesine yükselerek son altı haftanın zirvesini test etti.
Türkiye cephesinde dün siyasi gelişmeler de ön plana çıktı. CHP’den ayrılan Özgür Özel, bugün yeni partisini kuracağını açıklarken, çok sayıda milletvekilinin yeni oluşuma katılabileceği beklentisi siyasi gündemin ilk sırasına yerleşti. Mali piyasaların gündeminde ise bugün İngiltere’de enflasyon rakamları, Türkiye’de ise kapasite kullanım oranı ile reel kesim güven endeksi takip edilebilir.
Altın
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında
Yayınlanma:
2 gün önce|
21/07/2026Yazan:
BankaVitrini
Dün KKTC Mali piyasaları 20 Temmuz Özgürlük ve Barış Bayramı nedeniyle kapalı konumdaydı. Bayramımız öncelikle kutlu olsun. Kıbrıs’ta son günlerde hareketli seyir dikkat çekiyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 27-29 Temmuz tarihlerinde dayı ziyaret etmesi bekleniyor. İki liderle ayrı görüşmelerin ardından üçlü zirve gerçekleştirilecek. BM, taraflar arasında diyaloğu yeniden canlandırmayı ve ağustos sonu veya eylül ayında yeni bir gayriresmî 5+1 toplantısı için ortak zemin oluşturmayı amaçlıyor. Sürecin seyrinin, Kıbrıs meselesinde önümüzdeki dönemin diplomatik takvimi açısından belirleyici olacağını düşünüyoruz.
Öte yandan, KKTC-Türkiye arasında doğalgaz hattı için ilk imzalar atıldı. İmzalanan mutabakat zaptı kapsamında Türkiye’den deniz altı boru hattıyla KKTC’ye doğalgaz ulaştırılması hedefleniyor. Projenin hayata geçmesiyle enerji arz güvenliğinin güçlenmesi, elektrik üretim maliyetlerinin düşmesi ve sanayi ile turizm sektörünün rekabet gücünün artması amaçlanıyor. Rum basınında projenin geniş yankı bulduğunu görüyoruz. NATO Zirvesi’nde Türkiye’nin gövde gösterisinin ardından, bazı yorumlarda, su ve elektrik projelerinin ardından doğalgaz hattının da tamamlanmasıyla KKTC’nin enerji alanında ciddi bir avantaj elde edebileceği, mevcut eğilimin sürmesi halinde Güney Kıbrıs’ın gelecekte KKTC’den daha ucuz elektrik temin etmek zorunda kalabileceği değerlendirmelerine yer verildi.
Büyük resme baktığımızda ise Avrupa’nın Rus gazına alternatif arayışı devam ederken, Doğu Akdeniz kaynaklarının KKTC üzerinden Türkiye’ye, oradan da Avrupa pazarına ulaştırılması, mesafe ve maliyet açısından en rasyonel güzergâhlardan biri olacağı enerji uzmanları tarafından değerlendiriliyor. Ancak bölgedeki jeopolitik dengeler ve siyasi anlaşmazlıklar, ekonomik açıdan en verimli görülen bu rotanın hayata geçirilmesinin önündeki en büyük engel olmayı sürdürüyor. Bu sürecin, KKTC’nin uluslararası alandaki k gündemin merkezinde onumuna da olumlu katkı sağlamasını temenni ediyoruz.
Küresel mali piyasaların gündeminde ise ABD-İran savaşının gündemin merkezinde yer tutmaya devam ediyor. ABD ordusunun Mart ayından bu yana ilk kez can kaybı yaşaması ardından jeopolitik riskler yeniden tırmanırken, Hürmüz Boğazı’nda petrol tankerlerine yönelik saldırılar ve bölgedeki enerji altyapısını hedef alan gelişmeler, arz güvenliğine ilişkin endişeleri yeniden artırdı. Tansiyonun barometresi konumunda Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün gün içinde 91 doların üzerine yükselse de, diplomatik temasların yeniden başlayabileceği beklentisiyle kazanımlarının önemli bir bölümünü geri verdi.
Petrol fiyatlarındaki yükselişe rağmen küresel risk iştahında belirgin bir bozulma yaşanmaması dikkat çekiyor. Cuma günü teknik açıdan önemli gördüğümüz 100,50 seviyesini bir kez daha test eden dolar endeksi (DXY), buradan gelen tepki alımlarıyla 100,90 seviyesine toparlandı. Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyon endişelerini yeniden gündeme taşımasıyla, piyasaların para politikası beklentileri açısından yakından izlediği ABD 2 yıllık tahvil getirisi de hafif yükselerek %4,20 seviyesine çıktı. Vadeli kontratlar yıl sonuna kadar toplam 33 baz puanlık faiz artışını fiyatlarken, ekim toplantısında faiz artırımı olasılığı %71 seviyesinde bulunuyor.
Faiz getirisi olmayan kıymetli metallerde ise altının ons fiyatı 4,040 dolar seviyesine yükselirken, gümüşün ise geçen hafta büyük bir önemle takip ettiğimiz 54 dolar seviyelerini test ederek toparlanmaya başladığını görüyoruz. Gümüşte son günlerde fiyatın gerilemesine rağmen teknik analizde sıklıkta rastladığımız güç göstergesi olan RSI göstergesinin gerilememesi, hatta yükselmesi, dibin test edilmiş olabileceğine işaret ediyor. Teknik mânâda aşağıdaki grafikten de görülebileceği üzere bu sabah 58 dolar seviyesine yaklaşan gümüşte, eğer beklenmedik olumsuz bir gelişme olmazsa yukarı yönlü isteğin artmaya başlayacağını düşünüyoruz. Böyle bir durumda yukarıda ilk seviye olarak 63 doları hedefleyeceğiz. Bugün kademeli olarak uzun pozisyona geçmek için hazırlıklara başlayacağız.
Gümüşte yukarı yönlü hareketlilik dikkatimizi çekmeye devam ederken, altın tarafında da benzer bir hareketten söz etmek adına yukarıda 4,100 dolar seviyesinin üzerinde kapanış görmek isteyeceğiz. Aşağıdaki grafikten de görüleceği üzere, Bloomberg Emtia Endeksinin genelinde yeniden yükseliş isteğinin tırmandığını görüyoruz. Öte yandan, dört haftadır yükseliş isteği sergileyen lâkin bir türlü 65 bin dolar seviyesinin üzerine yerleşemeyen Bitcoin bu sabah 65,500 dolar seviyelerine kadar gelerek kıymetli metallerdeki yükselişe eşlik ettiğinin altını çizmek isteriz.
Yemen’deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan’a deniz ablukası ilan etmesi, ABD-İran savaşının Kızıldeniz’e yayılma riskini artırdı. Henüz Bab el-Mendep Boğazı’nın tamamen kapandığına dair bir bilgi bulunmazken, olası saldırılar veya sevkiyatların aksaması, Hürmüz Boğazı’ndaki kayıplara ek olarak küresel petrol arzı, navlun ve sigorta maliyetleri üzerinde baskı yaratabileceğini düşünüyoruz. Buna karşılık İran ile ABD arasında ateşkes arayışlarının sürmesi, petrol fiyatlarındaki ilk yükselişin sınırlı kalmasını sağladı. Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı dün gün boyu 86-91 dolar geniş bandında hareket ettikten bu sabah 88 dolar seviyelerinde dengelendiğini görüyoruz.
ABD borsaları dün geceyi yatay tamamlarken, yeni gün başlangıcında, Pasifik’in diğer ucunda iyimser bir seyir görüyoruz. Orta Doğu’da ateşkes için yürütülen arabuluculuk girişimlerinin yanı sıra petrol fiyatlarını bir aylık zirveden aşağı gevşemesiyle gösterge endeks Tokyo borsası %2,5 yükselirken, gözlerin üzerine çevrili olduğu ve dün %4,5 gerileyen Güney Kore borsası KOSPI bu sabah %4,5 yükseliş kaydetti. ABD borsalarının da vadeli işlemlerinde yükseliş isteği göze çarparken, Nasdaq vadelisinde %1 yükseliş dikkat çekiyor.
Jeopolitik riskler ve petrol fiyatlarındaki oynaklık yakından takip edilirken, piyasaların odağı ikinci çeyrek bilanço sezonuna çevrilmiş durumda. Bu hafta Alphabet, Tesla, Intel ve IBM başta olmak üzere teknoloji devlerinin açıklayacağı finansal sonuçlar, yıl boyunca yapay zekâ temasıyla yükselen piyasaların yönü açısından kritik önemle takip edilecektir. Alphabet’in yeni yapay zekâ çipleri geliştirdiğine yönelik haber akışı teknoloji sektörüne alım getirdi. Ancak beklentilerin oldukça yükseldiği mevcut ortamda, şirketlerin yalnızca kârlılık rakamları değil, gelecek döneme ilişkin verecekleri mesajlar da piyasalarda belirleyici olacaktır.
Avrupa siyasetinde ise İngiltere’de yeni dönem resmen başladı. İşçi Partisi lideri Keir Starmer’ın görevden ayrılmasının ardından başbakanlık koltuğuna oturan Manchester eski Belediye Başkanı Andy Burnham, son 10 yılda yedinci başbakan oldu. Siyasî istikrarsızlığa son verme sözü veren Burnham, 40 yılın en büyük değişimini hedefleyen yeni bir siyasi ve ekonomik model hazırlayacağını açıkladı. İlk aşamada hayat pahalılığı, konut sorunu ve zayıf ekonomik büyümeye odaklanacağını söylerken, piyasa fiyatlamasına bakarsak GBPUSD paritesi 3 gündür gerileyerek 1,3430 seviyelerine geri çekildi. İngiltere borsası FTSE100 de benzer bir şekilde günü %0,7 oranında düşüşle tamamladı. Bu arada dün gece saatlerinde, daha önce 2002-2007 yılları arasında Hazine’de görev yapan Savunma eski Bakanı John Healey’i maliye bakanı olarak atadı. Healey, yatırımcılar ve parlamenterler tarafından deneyimli ve güven veren bir isim olarak karşılandığını haber akışında okuyoruz. Bugün İngiltere piyasalarının Healey atamasını nasıl fiyatlayacağını takip edeceğiz.
TCMB, Piyasa Katılımcıları Anketi’nin Temmuz ayı sonuçlarına göre, sene sonu TÜFE beklentisi ve on iki ay sonrasına ilişkin beklenti hemen hemen önemli bir değişim göstermeden sırasıyla %29,21 ve %23,95 oldu. Sene sonu USDTRY kuru beklentisi 51,55 olurken, sene sonuna kadar katılımcılar TCMB’den 230 baz puan faiz indirimi beklerken (%37’den %34,70), Perşembe günü sonuçlanacak olağan PPK toplantısında ise faizlerin sabit tutulacağı tahmin ediliyor (bakınız grafik).
Türk mali piyasaları geçen hafta tahterevalli misali inişli çıkışlı bir seyir izlemişti. Küresel arenada cereyan eden olumsuzluklar ve iç siyasette artan endişeler ön plana çıkarken, NATO Zirvesi ardından yeşeren ABD yaptırımlarının kalkacağı beklentisi, S-400 ve F-35 meseleleri ön planda kalmaya devam etti. Dün BIST100 ana endeksi günü %0,7 oranında artışla tamamlarken, bankacılık endeksi %1,6 geriledi. USDTRY kuru kamunun kontrolünde 47,20 seviyelerine gelirken, yurt içi yerleşiklerin TL ilgisinin devam ettiğini görüyoruz. TCMB’nin Cuma valörlü işlemlerde 38 milyar dolar seviyesine yükselen net yabancı para pozisyonu, pazartesi valörlü işlemlerde -hafta sonu riski- 33,7 milyar dolar seviyesine geriledi. Altın fiyatlarının derleme etkisiyle rezervler üzerinde olumsuz etki doğurması, net pozisyon üzerinde baskı kuruyor. CDS risk primi uzun bir aradan sonra 220-230 baz puan seviyelerini terk ederek 240 baz puana yükseldi.
23. FIFA Dünya Kupası’nın finalinde İspanya, uzatma dakikalarında bulduğu golle Arjantin’i 1-0 mağlup ederek tarihindeki ikinci Dünya Kupası şampiyonluğunu kazandı. Maç boyunca oyunun kontrolünü elinde tutan İspanya, üstün futbolunu son bölümde skora yansıtmayı başarırken, bu zaferle şampiyonluk sayısını ikiye çıkararak Fransa ve Uruguay’ı yakaladı. Arjantin ise üç şampiyonlukta kaldı. Böylece Dünya Kupası tarihindeki denge de Avrupa lehine biraz daha bozuldu. Avrupa ülkeleri toplam 13, Güney Amerika temsilcileri ise 10 şampiyonluğa ulaştı. Turnuvanın ardından Paraguay ve Arjantin eleştirilen odağına yerleşti.
TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi
TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi – USDTRY ve TÜFE
Gümüş
Bloomberg Emtia Endeksi
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Küresel risk iştahı zayıf. Savaşın gölgesinde satış baskısı teknolojiye sıçradı
Yayınlanma:
6 gün önce|
17/07/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD ile İran arasındaki gerilim yeniden hız kazandı. ABD ordusu, İran’ın özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki askerî kapasitesini zayıflatmayı hedefleyen yeni hava saldırıları düzenlerken; İran da bölgedeki ABD üslerine füze ve İHA saldırılarıyla karşılık verdi. Çatışmaların yeniden tırmanmasıyla Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği büyük ölçüde dururken, İran’ın, ABD’nin enerji altyapısını hedef alması durumunda Kızıldeniz’deki Bab el-Mendeb Boğazı’nı da baskı unsuru olarak kullanabileceği belirtiliyor. Bu gelişmeler enerji arzına ilişkin endişeleri artırırken, petrol fiyatları yüksek seyrini koruyor. Brent cinsi ham petrol 85 dolar seviyesinde denge bulsa da, son iki haftada %20’den fazla yükseliş kaydettiğini hatırlatalım. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, önümüzdeki haftalarda gerilimin düşmemesi hâlinde küresel enerji arzı açısından ciddi risklerin oluşabileceği uyarısında bulundu.
İran ve ABD’nin geçen ay sağlanan ateşkes öncesindeki noktaya geri döndüğünü görüyoruz. Önümüzdeki günlerde yeniden müzakere masası etrafında bir araya gelinemezse, çatışmaların daha da tırmanmasından endişe ediyoruz. Hâliyle bu görünüm, küresel piyasalarda risk iştahını baskılamaya devam ediyor. Bu bağlamda son ayların zayıf halkası konumunda kıymetli metallerde satış baskısının sürdüğünü görüyrouz. Altındaki son zayıflığı yalnızca Fed’in faiz artırımına bağlamanın da zayıf bir argüman olduğunu düşünüyoruz. Faiz getirisi sunmayan kıymetli metaller faizlerin arttığı dönemlerde genellikle baskı altında kalsalar da, ezber bozarcasına Fed’in faizleri artırdığı dönemlerde de değer kazanabildiklerini daha önce de tecrübe ettik.
Son aylarda yaşadığımız baskının temel nedeni ise Orta Doğu’da savaşın yarattığı likidite sıkışıklığı olarak ön plana çıkıyor. Gemilerin yüzmediği, uçakların rahatça uçamadığı, tedarik zincirlerinin kırıldığı bir ekosistemde, turizm gelirlerinin bile sarsılması hâliyle bütçe açıklarını artırarak likidite ihtiyacını da ön plana çıkarıyor. Küresel dolar likiditesinin sıkıştığı durumlarda, altın rezervleri dâhil çeşitli varlıklarda otoritelerin satışa yönelmesini normal karşılamak gerekiyor. En basit örneği çok uzaklarda aramamak gerekiyor. Savaşın en yoğun hissedildiği geçen aylarda TCMB’nin yüklü altın satışları ister istemez altın fiyatlarının seyrini olumsuz yönde etkilemişti. Hülâsa, jeopolitik gerilim sürdüğü ve dolar likiditesi üzerindeki baskı devam ettiği müddetçe kıymetli metallerin yönünü yukarıya çevirmekte zorlanacağını düşünüyoruz. Haftalık kapanışın bizlere önemli ipuçları sunacağını da unutmamak gerekiyor. Bu bağlamda, teknik bir bakış açısıyla bu sabah 55 dolar seviyesinin altını test eden gümüşte asıl hareketin başladığı 54,35 dolar seviyesini büyük bir dikkatle takip edeceğiz. Dört bin dolar seviyesinin altını test eden altında ise 3,950 dolar seviyesi kritik destek konumunda olduğunu hatırlatalım.
ABD borsalarının dün geceyi düşüşle tamamlarken, teknoloji hisselerinin işlem gördüğü Nasdaq Bileşik endeksi %1,5 geriledi. Micron, Dell, Broadcom gibi ön planda olan teknoloji hisseleri %5’in üzerinde gerilerken, Netflix’in üçüncü çeyrek için açıkladığı finansallar piyasa beklentilerinin altında kaldı: şirket hisseleri geceyi %8’in üzerinde değer kaybıyla tamamladı. Bu sabah Pasifik’in diğer cephesinde ekranların koyu kırmızıya boyandığını görüyoruz. Gösterge endeks Tokyo borsası ve teknoloji ağırlıklı Tayvan borsasında düşüş %4,5’i aşarken, son dönemlerin flaş ismi hatta son günlerde tahterevalli tarzı bir görünüm sunan Güney Kore borsası KOSPI her ne kadar bu sabah kapalı konumda olsa da, tepeden düşüşün %30 seviyesine geldiğini not edelim. ABD borsalarının da vadeli işlemlerinde düşüş isteğinin korunduğunu görüyoruz. Nasdaq vadelisi %1 daha gerilerken, yarı iletken hisselerindeki satış baskısının genele yayıldığını söylememiz gerekiyor.
Jeopolitik risklerin yeniden yükselmesiyle petrol fiyatları haftalık bazda %11’in üzerinde prim yapmaya hazırlanırken, zayıf ABD enflasyon verilerinin etkisiyle Fed’in yıl sonuna kadar yalnızca 27 baz puanlık faiz artırımı yapacağını fiyatlamaya devam ediyor. Ani bir faiz artırım ihtimali için takip edilen 29 Temmuz toplantısına yönelik beklenti ise %10 seviyesine kadar geriledi. Daha önce de sıklıkla belirttiğimiz üzere, Fed’in yeni başkanı Warsh’un kurumu yeniden şekillendirmeye hazırlandığını ve enflasyona karşı sıfır tolerans anlayışıyla şahin bir duruş sergilediğini görüyoruz. Buna karşın ay başından bu yana açıklanan ABD istihdamı ile tüketici ve üretici enflasyonu verileri, sanılanın aksine büyük çaplı bir enflasyon sorununa işaret etmiyor. Bu minvalde, yapay zekâ devriminin neler getireceği, Trump’ın dünyayı nereye sürükleyeceğinin bilinmediği bir ekosistemde, Fed Başkanı Warsh da beklenti yönetimini sıkı tutmaya çalışarak şahin tonunu korusa da, faiz artışının kolay bir seçenek olmayacağını düşünüyoruz.
Bu bağlamda, dolarda yaşanan son dönemdeki güçlenmeden elbette çekinsek de, ya da teknik mânâda dolar endeksinin (DXY) 100,50 seviyesinin üzerinde kalması bizler mutlu etmese de, yükseliş isteğinin devam etmemesi gerektiğini düşünüyoruz. ABD insanının servetinde hisse senetlerinin ne kadar büyük bir yer tuttuğunu geçen günlerde paylaşmıştık. Kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesi hisse senetlerinde yaşanacak büyük çaplı bir düşüş hâliyle seçmen nezdinde ciddi bir varlık kaybı yaratması, Trump’ın hiç de arzulamadığı bir tabloya neden olabilir. Tüm bu gelişmeleri birlikte değerlendirdiğimizde, savaşın aslında kimseye faydası olmadığını çok net bir şekilde söylememiz gerekiyor.
Türkiye cephesinde ise bir günlük tatil ardından dün ılımlı bir günün geride kaldığına şahitlik ettik. TCMB’nin rezerv pozisyonu iyileşmeye devam ederken, S-400 mevzusu ve CAATSA yaptırımlarıyla ilgili olumlu beklentilerin ışığında BİST100 ana endeksi günü %1,2 artıda tamamladı. Endeks üzerinde ağırlığı bulunan halka açık bir faktoring şirketindeki son üç günlük taban serisi borsadaki yükselişi sınırlandırdı. Enerji fiyatlarının gölgesine rağmen iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi hafif de olsa gerileyerek %41,15 seviyesine gevşerken, TCMB’nin önümüzdeki hafta düzenlenecek olağan PPK toplantısında faiz oranlarını sabit bırakacağını düşünüyoruz.
USDTRY kuru pazartesi valörlü işlemlerde hafta sonu fonlama faizinin de etkisiyle 47,15 seviyesine yükseldi. Türk insanının bir numaralı yatırım aracı olan gram altın 6 bin TL seviyesine gerilerken, altın fiyatlarında yaşanan düşüşün Türkiye ekonomisini pek çok kanaldan olumsuz etkilediğinin de altını çizmek gerekiyor. Bugün TCMB ve BDDK’nın haftalık verilerini takip edeceğiz. Makro cephede ise Türkiye’de konut satışları, Euro bölgesi TÜFE, ABD yeni konut inşaatları, sanayi üretimi ve Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi takip edilebilir.
Emre Değirmencioğlu
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.039)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.603)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (579)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.978)
- GÜNCEL (4.522)
- GÜNDEM (3.557)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.722)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (580)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.466)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (821)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (114)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (57)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (93)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Tesla'nın kârı ikinci çeyrekte beklentilerin altında kaldı 22/07/2026
- Amazon, yapay zeka biriminde işten çıkarmaya gitti 22/07/2026
- Erakçi: ABD saldırısına destek verenler meşru hedef olacak 22/07/2026
- Güney Kore'den Hürmüz iddialarına yalanlama 22/07/2026
- "İran'ın petrol satamadığı bölgede kimse petrol satamaz" 22/07/2026
- AB'den Paramount-Warner Bros. anlaşmasına şartlı onay 22/07/2026
- Musk, yapay zekayla "The Odyssey" çekeceğini duyurdu 22/07/2026
- Çin ve ASEAN'dan enerji işbirliğini güçlendirme kararı 22/07/2026
- Reel kesimin döviz açığı Mayıs'ta 204,4 milyar dolar oldu 22/07/2026
- İç talep göstergesi Temmuz'da sert gerilemeye işaret etti 22/07/2026
SON YAZILAR
- Altın ve Gümüş: Nerede kalmıştık? 22/07/2026
- Savaşın gölgesinde gözler yeniden teknoloji devlerinin bilançolarında 21/07/2026
- Finansman giderleri/faaliyet karı oranı 2025’te de çok yüksek 21/07/2026
- İSO, “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025” Araştırmasının Sonuçlarını Açıkladı 21/07/2026
- Ekonomide “Ruj Etkisi” Nedir? 20/07/2026
- KGF Akbank Mobil’de 20/07/2026
- HANGİ SEKTÖRLERE YATIRIM YAPMALI, HANGİLERİNE YAPMAMALI ? 20/07/2026
- Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi 19/07/2026
- Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin 19/07/2026
- Şirkete Değil, Kariyerinize Sadık Kalın 18/07/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu



















