Connect with us

GÜNDEM

Şirketlere 100’den fazla konuda teşvik var

Yayınlanma:

|

Teşvik sistemi, kamu kaynağının sermaye kesimine akıtılmasının yoluna dönüştü. Akla zarar teşvikler var. Hakikaten patrona bir şezlong – limonata ısmarlanmıyor. İş çevreleri teşvikman olmuş. Teşviksiz iş yapmıyorlar. İşsizlik Fonu kaynağını bile işsizden çok patronlar kullanıyor. AKP, kamu harcaması olduğu halde belediyelerin 55 milyarlık SGK borcunun tahsilatı bahanesiyle muhalif belediyelere pusu kurarken, SGK, son 4 yılda özel sektöre 1.3 trilyon liralık destek sağlamış.

***

Geçen gün Ensar Yılmaz Hoca yazmıştı. “Bence son 50 yılın olayıdır bu şirketlerin vergi vermemesinin ortaya çıkması; devlet-sermaye, emek-sermaye, emek-devlet ilişkileri bağlamında ciddi anlamda incelenmeli” diye… Çok çok haklı. Bu bağlamda ele alınması gereken bir de teşvik – muafiyet tarafı var. Sanayi Bakanlığı’nın internet sitesinde, eğer doğru sayabildiysem devlet 155 konuda destek – teşvik veriyor. 100’den fazlası yatırım ve pazarlama teşvikleri ve doğrudan doğruya sermaye kesimine akıyor. Ve öyle teşvikler var ki bazılarında yatırım tamamen bedavaya gelebiliyor. Evet, o derece! Yazı başlığında “bir tek şezlong – limonata ısmarlamıyorlar” dememin nedeni bu. Yatırıma katkı oranı % 50’yi bulan yatırımlar sermayedara bedavaya geliyor. Hatta artırımlı katkıda (15 puan) oran % 65’i buluyor ve yatırımcının cebine üste para kalıyor.

Şirketler işte bu 100’den fazla teşvikle Kurumlar Vergisi olarak verdiklerini geri alıyorlar. Esasta vergi vermiyorlar diyebiliriz. En fazla teşvik-destek programı uygulayan bakanlık 30 konu ile Ticaret Bakanlığı… Yok yok!

TÜBİTAK, halen 24 ayrı konuda destek veriyor,

SGK ve İş Kur, 16 konuda destek veriyor,

KOSGEB, 9 konuda,

Kalkınma ajansları 4 konuda destek veriyor,

Yatırım teşviklerini yöneten Sanayi Teknoloji Bakanlığı 7 konuda teşvik veriyor.

Kültür Turizm Bakanlığı 16,

Tarım Bakanlığı 17 konuda destek veriyor.

Eximbank’ın 23 konuda avantajlı kredi desteği var.

Kredi Garanti Fonu’nun 1, Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası’nın 2, İlbank’ın 1 konuda kredi desteği var.

Çevre, Aile, Sağlık bakanlıklarının destek – teşvik uygulamaları da var.

Teşvik programının esası yatırım – üretim – pazarlama konularında ve haliyle sermaye kesimine yönelik. Düşünün, İşsizlik Fonu’ndan işsizden çok patronlar faydalanıyor. Sanayi Bakanlığı ağırlıkla yatırım aşamasında teşvik veriyor. Ticaret Bakanlığı, pazarlamada devreye giriyor. Yatırım aşamasından satış anına kadar, aklınıza gelebilecek her konuda teşvik var.

Diyelim üretim yatırımıdır. Stratejik, bölgesel ve öncelikli yatırımlarda yer tahsis ediyor. Arsa cepte! Yatırım için kredi kullanacak. Devlet yetişiyor. “Faiz ve kâr payı desteği” var. Sabit yatırım tutarının %70’ine kadar kullanılan krediye ilişkin ödenecek faizin veya kâr payının belli bir kısmını bakanlık karşılıyor. Stratejik yatırımlar, 3., 4., 5. ve 6. Bölgelerde bölgesel teşvik ve öncelikli yatırımların teşviki uygulamaları kapsamındaki yatırımlarda uygulanıyor.

Arsayı aldık. Krediyi bulduk. Faiz desteğini aldık. Şimdi bina kuracağız. İnşaatta vergi muafiyetleri var. Makine teçhizat koyacağız içine. Devlet yetişiyor. Yurt dışından temin edilecek yatırım malı makine ve teçhizat için gümrük vergisi almıyor. Yurt içinden ve yurt dışından temin edilecek yatırım malı makine ve teçhizat ile belge kapsamındaki yazılım ve gayri maddi hak satış ve kiralamaları için KDV’yi ödüyor. Sabit yatırım tutarı 500 milyon TL üzerindeki Stratejik Yatırımlarda bina-inşaat harcamaları için tahsil edilen KDV’yi iade ediyor.

Var olsun devletimiz. Arsayı aldık, kredi desteği aldık, makine teçhizatı gümrüksüz getirip koyduk. Sıra geldi işçi koymaya içine. Devlet yetişiyor. İki türlü destek veriyor: Sigorta prim desteği: Yatırımla sağlanan ilave istihdam için ödenmesi gereken sigorta primi işçi hissesinin asgari ücrete tekabül eden kısmını 10 yıl Bakanlık karşılıyor. (6. Bölgede ve stratejik yatırımlarda veriliyor.) Stratejik, bölgesel ve öncelikli yatırımlarda ilave istihdam için ödenmesi gereken sigorta primi işveren hissesinin asgari ücrete tekabül eden kısmını bir süre Bakanlık ödüyor. Yetmedi. Tam bu aşamada SGK devreye giriyor. 16 konuda teşviki var. Yandaki tabloyu Prof. Aziz Çelik hocanın yazısından aldım. 2020 – 2023 arası 4 yılda özel sektöre verdiği teşviklerin reel değeri 1,3 trilyon TL’ye yakın. Kasaba kurnazları 55 milyarlık SGK borcunu bahane edip muhalif belediyelere pusu kurmakla meşgulken… Kurum, özel sektöre 25 katı tutarında destek sağlamış.

Bazı yatırımlar bedavaya geliyor

Bitmedi. Yatırım döneminde ve yatırımın işletmeye geçtiği döneme tekabül eden Vergi İndirimi var. Yatırıma katkı oranına göre hesaplanıyor. Katkı oranı yüzde 20 – 50 arasında değişiyor. Yani devlet yatırımın bu kadarını karşılamış oluyor. Sonra bu oranın parasal karşılığı kadar da vergi indirimi uygulanıyor. Yani diyelim devletin katkısının parasal değeri 100 milyon, 200 milyon… Yıldan yıla bu tutara ulaşıncaya kadar indirimli vergi alınıyor. Dolayısıyla devlet, esasta, katkı oranı yüzde 50’yi bulan yatırımların kalan yarısını da vergi muafiyetiyle karşılamış, yatırım, yatırımcıya bedavaya gelmiş oluyor. Daha fenası, bu katkı oranı yüzde 15 artırımlı uygulandı bir dönem. Dolayısıyla %50 katkı öngören yatırımlarda devlet üstüne para vermiş oldu yatırımcıya… 6. Bölge yatırımları, stratejik yatırımlar, cazibe merkezi programı yatırımları, proje bazlı yatırımlarda böyle. Esasta bu yatırımların tüm maliyetini devlet teşvik ve muafiyet uygulamalarıyla karşılamış oluyor.

“Pazara Giriş Rapor Desteği” de nedir?

Üretime geçildi. Sıra geldi pazarlamaya. Bu sefer Ticaret Bakanlığı başlıyor kaynak akıtmaya… Diyelim ürününü tanıtacaksın, destek var. Diyelim pazarlama gezisi yapacaksın yurtdışına, destek var. Diyelim fuara katılacaksın, destek var. Büro açacaksın, mağaza açacaksın, destek var. Bakanlığın desteklerinden birkaçını sayayım:

  • Sanal Fuar Destekleri,
  • Yurt Dışı ve Yurt İçi Fuar Destekleri,
  • Pazara Giriş Rapor Desteği (Bir şezlong – limonata desteği yok, derken haksız mıyım?),
  • Yurt Dışı Pazar Araştırması Desteği,
  • Yurt Dışı Marka Tescil Desteği,
  • Pazara Giriş Belgesi Desteği,
  • Küresel Tedarik Zinciri Desteği,
  • Sektörel Ticaret Heyeti ve Alım Heyeti Destekleri, (malınızı pazarlamaya gidiyorsunuz, yol-otel parasının yarısını devletten alıyorsunuz!)
  • Sanal Ticaret Heyeti Desteği,
  • Birim Kira Desteği, Tanıtım Desteği, (Malınızı satacaksınız, dükkân tuttunuz, kiranın yarısı devletten!)
  • Tasarım ve Ürün Geliştirme Projesi Desteği,
  • Yurt Dışı Şirket ve Yurt Dışında Yerleşik Şirkete Ait Marka Alım Desteği,
  • Çok Kanallı Zincir Mağaza Desteği,
  • Döviz Kazandırıcı Hizmet Sektörleri Markalaşma Desteği,
  • Yurt Dışı Lojistik Dağıtım Ağlarının Desteklenmesi,
  • TİM İnovasyon Odaklı Mentorluk Programı desteği,

“Pazara giriş rapor desteği” ne demektir? “Yurt dışına yönelik pazara giriş stratejileri ile eylem planlarının oluşturulabilmesi ve üyesi şirketlerle paylaşılmak amacıyla satın alınan rapor giderleri” diye tanımlanıyor. Üyelerinden aidat alan iş örgütleri bunun parasını ödemek yerine, devletten 3 milyona kadar para alabiliyorlar. Şirketler kendi pazarları ile ilgili araştırmanın parasını devlete ödetiyorlar.

Nerede 10 global marka?

Bir Turquality programı var. 2004’te başlatıldı. “10 yılda 10 global marka” olacaktı. Potansiyeli olan onlarca marka alındı kapsama… Destek kapsamı çok geniş. Tanıtım, fuar, danışmanlık, depolama, kira, franchise, istihdam (10 kişiye kadar brüt istihdam gideri devletten!), marka tescil masrafları, pazara giriş – ruhsatlandırma, pazar araştırması gibi destekler var. Marka desteğinde bir şirkete 1 yılda 50 milyona kadar, Turquality kapsamına giren markaya 100 milyona kadar destek veriliyor. 10 yıl geldi geçti. Global markalar çıkmadı ama harika bir söğüş kapısı yakalamış iş çevreleri hükümete süre uzattırdı. Destekler çok cazip olduğu için kapsama alınan şirket sayısı arttı. Toplam 55 marka ile başlamıştı. Halen 413 marka, 365 firma destekleniyor. Global markalardan hala haber yok. Ama milyar dolar kaynak akıtıldı bu firmalara.

Etki analizi yok

Teşvik uygulamaları her ülkede var. Karşılaştırma imkânım yok ama bizde bazı yatırımlarda bedava derekesine geldiğini görüyoruz. Devletin geri kalmış bölgeleri desteklemesi, kadınların desteklemesi, bazı eksik yatırımları teşvik etmesi normal. Bizdeki sorun çok aşırıya kaçılmış olması… Bakanlık koridorlarında “Bu aralar teşviklerden neler var” diye dolaşan bir iş ahlakıyla karşı karşıyayız. Patronlarla bakanlar kafa kafaya verip, 100 kalem teşvik uydurabiliyorlar. Şimşek, bunları gözden geçireceklerini söyledi. Henüz yapılmadı.

Bu harcamanın, kamu kaynağı kullanıldığı halde ne sonuç verdiğini bilmiyoruz. Bir etki analizi yok. 30 yıldır ekonomiyi izliyorum. Gözden kaçırdıysam benim kusurum olsun. Bir etki analizi görmedim. Yıllar önce İTO için bir çalışma yapılmıştı. Dr. İncekara bir araştırma yapmıştı. Bulduğu şey, “devlet 1 koyuyor, 0,7 anca alıyor” şeklindeydi. O zaman bunu Dünya Gazetesi’ne haber yaptığımı hatırlıyorum. Başka araştırma görmedim. Sonra sonra, AKP devrinde, AB ile uyum yasaları kapsamında, güya haksız rekabet oluşmaması ve yatırım teşviklerinin izlenebilmesi için 2010’da DDİDK diye bir kurul oluşturulmuştu. Hiçbir araştırmasına rastlamadım. Bir ara 50’ye yakın çalışanı olan bu kurul, şu anda aktif değil. İşini yapabilseydi, hükümetin dağıttığı teşviklerin ne kadar işe yaradığını, ya da yaramadığını görebilecektik. Aklımıza ne geliyor? 22 yıllık AKP devrinde geldiğimiz yer neresidir? Teşviklerin bir işe yarayıp yaramadığı da bu sorunun cevabı içindedir. Mesela TÜBİTAK 24 ayrı konuda teşvik veriyor, program destekliyor. Sonuçları nerede? Siz hiç kayda değer, uluslararası ölçekte ses getiren bir buluş haberi duydunuz mu? Benim aklımda bir Organik Hoşaf kaldı.

İbrahim EKİNCİ-kısadalga.net

Okumaya devam et

GÜNCEL

Kredi tahsisinde asıl risk: Üreten firmayı yalnız bırakmak

Yayınlanma:

|

Yazan:

Borsada işlem gören firmaların dahi finansmana erişimde zorlandığı bir dönemde, şirketlerin kredi taleplerinde alışılmışın dışında sorularla karşılaşması; destek yerine köstek olunması kime ne kazandıracak?

İyi günlerde peşinden koşulan firmaların, zor zamanlarında da yanında olmak gerekir. Çünkü bankacılığın asli görevi yalnızca “riski reddetmek” değil; doğru analizle, doğru teminatla ve doğru nakit akışı kurgusuyla firmaların üretmeye devam etmesini sağlamaktır.

Bugün bazı bankalarda, klimalı odalarda oturup “red”, “olmaz”, “uygun değil” diyerek parayı batırmadığını düşünen bir anlayışın öne çıktığını görüyoruz. Oysa firmayı tanımadan, hikâyesini bilmeden, talep edilen finansman sonrası oluşacak nakit akışını analiz etmeden; beş ay önceki mali verilerle bugünün şirketini değerlendirmek sağlıklı bir tahsis politikası olamaz.

Limit açmadığınız bir firma, müşteri çeklerini factoring yoluyla nakde çevirdi diye “factoring riski var” denilerek uzak duruluyorsa, şu soru sorulmalıdır: O halde neden o firmaya çek karşılığı banka limiti açılmadı?

Daha da çelişkili olanı, kendi factoring şirketi bulunan bankaların bile “factoring riski var” gerekçesiyle kredi taleplerine mesafeli durmasıdır. Madem factoring bazılarına göre bu kadar sakıncalı görülüyor, o zaman bankaların neden factoring şirketleri var?

Unutulmamalıdır ki müşteri olmadan bankacılık sistemi bir hiçtir. Bankaların ihtiyacı; batan, iflas eden, üretimden kopan müşteriler değil; çalışan, üreten, istihdam sağlayan ve ayakta kalan müşterilerdir.

Buradan tüm bankaların kredi tahsis yöneticilerine sevgi ve saygılarımı sunuyor; bu dönemde bakış açısının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü bugün firmaya kapatılan her kredi kapısı, yarın ekonomide kapanan bir üretim kapısına dönüşebilir.

Bayram KOÇSOY – Emekli Banka Müdürü

Okumaya devam et

GÜNCEL

Çipten Uçağa, Yazılımdan Finansa: Çin Küresel Sistemi Yeniden Kuruyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Çin son 15–20 yılda özellikle teknoloji, savunma, finansal altyapı ve stratejik sanayilerde “Batı’ya bağımlılığı azaltma” stratejisi izliyor.

Madde madde anlatalım:


ÇİN GERÇEKTEN NEYİ TERK EDİYOR?

1. GPS yerine BeiDou

Bu büyük ölçüde doğru.

BeiDou Navigation Satellite System bugün küresel kapsama sahip ve özellikle:

  • Çin ordusu
  • lojistik şirketleri
  • akıllı telefon üreticileri
  • Kuşak & Yol ülkeleri tarafından yoğun kullanılıyor.

Ama:

  • Dünya hâlâ ağırlıklı olarak GPS kullanıyor.
  • Apple, Samsung, Huawei cihazları çoğunlukla çoklu sistem kullanıyor:
    • GPS
    • GLONASS
    • Galileo
    • BeiDou birlikte çalışıyor.

Yani “GPS öldü” doğru değil. Ancak Çin artık Amerikan GPS’ine bağımlı değil.

2. Boeing yerine COMAC C919

Burada da gerçek eğilim var.

COMAC tarafından geliştirilen COMAC C919 gerçekten ciddi sipariş aldı.

Ama kritik detay:

  • Motorlar büyük ölçüde Batı teknolojisine dayanıyor.
  • Aviyoniklerde hâlâ dış bağımlılık var.
  • Boeing ve Airbus’ın küresel servis ağıyla rekabet etmek çok zor.

Dolayısıyla:

  • Çin iç pazarında Boeing’i zorlayabilir.
  • Ama küresel liderliği kısa vadede devralamaz.

3. Amerikan çiplerini terk etti

Bu kısmen doğru, kısmen propaganda.

Huawei ve Yangtze Memory Technologies büyük ilerleme kaydetti.

Ancak:

  • Çin hâlâ ileri seviye EUV litografi makinelerinde Batı’ya bağımlı.
  • ASML olmadan en ileri çipleri üretmek çok zor.
  • Nvidia ve TSMC seviyesine tam erişim henüz yok.

Fakat ABD yaptırımları Çin’i:

  • “ithal et” modelinden
  • “yerli üret” modeline zorladı.

Bu da uzun vadede Amerika için stratejik geri tepebilir.

4. Windows yerine UOS

UnionTech UOS gerçekten devlet kurumlarında yaygınlaşıyor.

Ama:

  • Çin tamamen Windows’u bırakmış değil.
  • Kurumsal yazılım ekosistemi hâlâ Microsoft bağımlı alanlar içeriyor.

Bu daha çok: “stratejik alanlarda yerli alternatif yaratma” politikasıdır.

5. Siemens yerine Çin tıbbi cihazları

Bu alan Çin’in gerçekten hızlı yükseldiği sektörlerden biri.

United Imaging Healthcare MR, CT ve PET cihazlarında küresel oyuncu hâline geldi.

Ama:

  • Siemens
  • GE Healthcare
  • Philips

hâlâ üst segmentte çok güçlü.

Yine de fiyat avantajı nedeniyle Çin ciddi pazar payı alıyor.

6. Elektrikli araçlar ve batarya devrimi

Bu konuda Çin gerçekten dünyanın merkezine oturdu.

BYD bugün:

  • batarya
  • EV üretimi
  • tedarik zinciri
  • nadir toprak elementleri

alanlarında dev güç.

Tesla’nın piyasa değerindeki dalgalanmanın tek nedeni Çin değil:

  • faizler
  • rekabet
  • marj düşüşü
  • satış yavaşlaması da etkili.

Ama şu gerçek: Çin artık otomotivde “takip eden” değil, “oyunu belirleyen” ülke.

7. Oracle yerine OceanBase

Ant Group tarafından geliştirilen OceanBase özellikle yüksek işlem hacimli finansal sistemlerde başarılı.

Bu alan kritik çünkü:

  • veri egemenliği
  • yaptırım riski
  • SWIFT benzeri bağımlılıklar ülkeleri yerli çözümlere yöneltiyor.

8. CAD ve endüstriyel yazılım

Burada Çin’in ilerlemesi gerçek.

Ancak:

  • Siemens NX
  • CATIA
  • SolidWorks gibi Batı yazılımları hâlâ dünya standardı.

Çin’in hedefi: “yaptırım gelirse üretim durmasın.”

Yani mesele sadece maliyet değil: jeopolitik dayanıklılık.

9. Dolar yerine RMB

Bu en kritik maddelerden biri.

Chinese yuan kullanımının arttığı doğru.

Özellikle:

  • Rusya
  • İran
  • Körfez
  • BRICS hattı

dolar bağımlılığını azaltmaya çalışıyor.

Ama gerçek tablo:

  • Küresel rezervlerin çoğu hâlâ dolar.
  • SWIFT sistemi hâlâ dominant.
  • ABD tahvil piyasası hâlâ merkezde.

Yani: “Dolar çöktü” yanlış, ama “alternatif arayışı başladı” doğru.

10. GMO tohumları terk etti

Çin gıda güvenliğini stratejik konu olarak görüyor.

Yuan Longping hibrit pirinç çalışmalarıyla Çin için çok önemli bir figür.

Ama:

  • Çin hâlâ büyük tarım ithalatçısı.
  • Özellikle soya bağımlılığı sürüyor.

Tam bağımsızlık henüz yok.

11. Amerikan sosyal medyasını terk etti

Bu ifade yanıltıcı.

Çin zaten:

  • Facebook
  • X
  • Instagram
  • YouTube

gibi platformları uzun süredir engelliyor.

Onun yerine:

  • WeChat
  • Douyin
  • Xiaohongshu

gibi kendi ekosistemini kurdu.

Bu dijital egemenlik modeli: “internetin parçalanması” trendinin önemli örneği.

12. Batı askeri teknolojisini terk etti

Çin savunma sanayisinde muazzam ilerledi.

Özellikle:

  • hipersonik füze
  • drone
  • deniz gücü
  • elektronik harp alanlarında.

Ancak ABD:

  • uçak motorları
  • denizaltılar
  • küresel üs ağı
  • savaş tecrübesi gibi alanlarda hâlâ büyük üstünlüğe sahip.

ASIL MESELE NE?

Bu metnin özeti aslında şu: Çin artık “dünyanın ucuz fabrikası” olmak istemiyor.

Hedef:

  • teknoloji sahibi olmak
  • finansal altyapıyı kontrol etmek
  • enerji zincirini yönetmek
  • dolar bağımlılığını azaltmak
  • yaptırımlara dayanıklı sistem kurmak.

Bu nedenle Çin’in modeli artık: “Made in China” değil, “Controlled by China” aşamasına geçiyor.

BATI HEGEMONYASI ÇÖKÜYOR MU?

Bu kadar hızlı değil.

Ama dünya:

  • tek kutuplu Amerikan sisteminden
  • çok kutuplu teknoloji/finans rekabetine gidiyor.

Yeni mücadele:

  • çip
  • veri
  • ödeme sistemi
  • yapay zekâ
  • enerji
  • tedarik zinciri
  • rezerv para üzerinden yaşanıyor.

Yani artık savaş sadece tankla değil:

  • işletim sistemiyle,
  • veri merkeziyle,
  • batarya teknolojisiyle,
  • ödeme altyapısıyla yapılıyor.

TÜRKİYE AÇISINDAN EN KRİTİK SORU

Türkiye hangi ekosisteme entegre olacak?

  • ABD/NATO finans-teknoloji sistemi mi?
  • Çin merkezli alternatif blok mu?
  • Yoksa ikisi arasında denge mi?

Önümüzdeki 10 yılda:

  • bankacılık,
  • ödeme sistemleri,
  • enerji,
  • savunma,
  • otomotiv,
  • çip yatırımları bu tercihten doğrudan etkilenecek.

Okumaya devam et

Gülbeyaz Gergün

ABD’nin Yeni Ortadoğu Planı: İsrail Merkezli Güvenlik ve Ticaret Koridoru

Yayınlanma:

|

ABD’nin bölge ülkelerine yaymaya çalıştığı ve kamuoyunda “İbrahim Anlaşmaları / Abraham Accords” olarak bilinen süreç, sadece İsrail ile diplomatik normalleşme anlaşması değildir. Aslında bu proje; Ortadoğu’nun güvenlik, enerji, ticaret, teknoloji ve askeri mimarisini yeniden kurma planıdır. Özünde ise İsrail’in bölgesel meşruiyetini kalıcı hale getirmek ve İran eksenli dengeyi kırmak vardır.

Abraham (İbrahim) Anlaşmaları Nedir?

2020’de ABD arabuluculuğunda başlayan süreçte;

  • Birleşik Arap Emirliği
  • Bahreyn
  • Fas
  • Sudan

İsrail ile diplomatik ilişki kurdu veya normalleşme anlaşması yaptı. Daha sonra süreç; Saudi Arabia, Qatar, Türkiye, Pakistan gibi ülkelere doğru genişletilmeye çalışıldı.

ABD açısından hedef yalnızca “barış” değildir.

Asıl hedefler:

  • İsrail’in bölgesel izolasyonunu bitirmek
  • İran’a karşı ortak blok oluşturmak
  • Çin’in Kuşak-Yol etkisini sınırlamak
  • Rusya’nın Ortadoğu etkisini azaltmak
  • Enerji ve ticaret koridorlarını İsrail merkezli yeniden şekillendirmek
  • Körfez sermayesini İsrail teknolojisi ile entegre etmek
  • Ortadoğu’da ABD maliyetini düşürüp “yerel ortaklı güvenlik sistemi” kurmak olarak görülüyor.

Bu anlaşmalar gerçekte neleri kapsıyor?

1. Diplomatik Normalleşme

  • Büyükelçilik açılması
  • Resmi ilişkiler
  • Vize ve uçuş anlaşmaları
  • Turizm ve ticaret

2. Güvenlik ve İstihbarat İşbirliği

Asıl kritik bölüm burasıdır.

  • Ortak hava savunma sistemi
  • İran füze/dron tehdidine karşı entegrasyon
  • İsrail teknolojilerinin Körfez’e satılması
  • Siber güvenlik paylaşımı
  • İstihbarat koordinasyonu

Birçok uzman bu yapıyı “Ortadoğu NATO’su” olarak tanımlıyor.

3. Enerji ve Ticaret Koridorları

Projelerin temelinde şu düşünce var:

Körfez petrolü + İsrail teknolojisi + Hindistan üretimi + ABD güvenlik şemsiyesi

Bu nedenle:

  • Hindistan-Ortadoğu-Avrupa koridorları,
  • liman projeleri,
  • demiryolu hatları,
  • enerji boru hatları,
  • veri merkezleri,
  • finans merkezleri

bu planın parçası olarak görülüyor.

İsrail’in Doğu Akdeniz enerji merkezi yapılması hedefleniyor.

4. Filistin Meselesinin İkinci Plana İtilmesi

En tartışmalı boyut budur.

Eskiden Arap dünyasının temel yaklaşımı: “Önce Filistin sorunu çözülsün, sonra İsrail tanınsın.”

Abraham süreci ise bunu tersine çevirdi: “Önce İsrail ile normalleşelim, Filistin sonra konuşulur.”

Bu nedenle çok ciddi toplumsal tepki oluşuyor. Özellikle Gazze savaşları sonrası kamuoyu baskısı arttı.

ABD niçin şimdi hızlandırmak istiyor?

2025-2026 İran-İsrail gerilimi ve savaş riski sonrası Washington şu sonucu gördü:

  • ABD artık bölgeyi tek başına yönetemiyor
  • İran tamamen çökmedi
  • Körfez ülkeleri ABD korumasına eskisi kadar güvenmiyor
  • Çin ekonomik olarak çok güçlendi
  • Rusya bölgesel nüfuzunu sürdürüyor

Bu nedenle ABD:

  • İsrail’i merkeze koyan,
  • Arap sermayesini entegre eden,
  • İran’ı çevreleyen,
  • Çin’i sınırlayan

yeni bölgesel mimari kurmaya çalışıyor.

Kazanan Ülkeler Kimler Olabilir?

1. İsrail

En büyük stratejik kazanan.

Kazanımları:

  • Bölgesel meşruiyet
  • Yeni pazarlar
  • Körfez sermayesi
  • Güvenlik işbirliği
  • İran’a karşı geniş cephe
  • Enerji ve lojistik merkez olma şansı

İsrail için bu süreç, 1948 sonrası en büyük diplomatik dönüşümlerden biri olarak görülüyor.

2. Birleşik Arap Emirliği

Büyük ekonomik kazanç hedefliyor.

Özellikle:

  • teknoloji,
  • yapay zekâ,
  • savunma sanayi,
  • finans,
  • siber güvenlik,
  • turizm

alanlarında İsrail ile entegrasyon kuruyor.

Dubai’nin bölgesel finans merkezi rolünü güçlendirme hedefi var.

3. Suudi Arabistan

Henüz tam katılmadı ancak süreçte kilit ülke.

Sudi Arabistan:

  • ABD’den güvenlik garantisi,
  • gelişmiş silah sistemleri,
  • nükleer teknoloji,
  • yatırım avantajları

karşılığında normalleşmeye yaklaşabilir.

Ancak Filistin konusu nedeniyle içeride büyük toplumsal risk taşıyor.

4. Hindistan

Sessiz kazananlardan biri olabilir.

Çünkü:

  • Körfez bağlantısı güçlenir
  • Avrupa ticaret koridoru açılır
  • Çin’e alternatif lojistik rota oluşur

Kaybedebilecek Ülkeler ve Yapılar

1. İran

En büyük jeopolitik baskı altında kalabilecek ülke.

Çünkü:

  • çevrelenme riski artıyor
  • Körfez’de yalnızlaşma ihtimali oluşuyor
  • İsrail-Arap güvenlik ağı genişliyor

Bu nedenle İran bu süreci “anti-İran bloklaşması” olarak görüyor.

2. Filistin Yönetimi ve Hamas

En büyük siyasi kaybedenlerden biri olabilir.

Çünkü:

  • Arap ülkelerinin önceliği değişiyor
  • Filistin meselesi ikinci plana düşüyor
  • ekonomik ve diplomatik baskı artıyor

Bu durum Gazze savaşları sonrası ciddi toplumsal kırılma yarattı.

3. Türkiye

Türkiye açısından tablo karmaşık.

Olası avantajlar:

  • Bölgesel ticaret entegrasyonu
  • Enerji projeleri
  • Körfez sermayesi ile yeni işbirliği
  • ABD ile ilişkileri yumuşatma fırsatı

Riskler:

  • İsrail merkezli yeni enerji haritasında dışlanma
  • Doğu Akdeniz’de denge kaybı
  • Filistin konusunda iç kamuoyu baskısı
  • İran ile denge siyasetinin zorlaşması

Türkiye’nin bu süreçte tamamen karşıt değil ama “temkinli denge” politikası izlediği görülüyor.

Bu plan başarılı olur mu?

En büyük sorun:

  • halkların önemli bölümünün İsrail’e tepkili olması
  • Gazze savaşlarının yarattığı öfke
  • İran faktörü
  • mezhep ve jeopolitik rekabetler

Devlet elitleri ile halk arasında ciddi görüş farkı bulunuyor.

Bu nedenle anlaşmalar:

  • ekonomik olarak ilerleyebilir,
  • güvenlik alanında derinleşebilir,
  • fakat toplumsal meşruiyet sorunu yaşayabilir.

Özetle

Abraham / İbrahim Anlaşmaları:

  • sadece “barış anlaşması” değil,
  • Ortadoğu’nun yeni ekonomik ve askeri düzen projesidir.

Merkezinde:

  • İsrail’in korunması,
  • İran’ın dengelenmesi,
  • Çin-Rusya etkisinin sınırlandırılması,
  • enerji ve ticaret koridorlarının yeniden kurulması vardır.

Kazananlar:

  • İsrail
  • Körfez finans merkezleri
  • ABD savunma-sanayi sistemi
  • Hindistan merkezli yeni ticaret koridorları

Risk yaşayanlar:

  • İran
  • Filistin hareketleri
  • bölgesel denge siyaseti yürüten ülkeler
  • halk baskısı yüksek Arap yönetimleri olabilir.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.