Connect with us

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

Sürdürülebilirliği Daha Somut Hale Getirmek

Yayınlanma:

|

On yıl önce MIT Sloan Management Review’un sürdürülebilirlik konuk editörü olduğumda, kurumsal sürdürülebilirlik yönetiminin gelişimini takip etmek için Boston Consulting Group sponsorluğunda bir araştırma projesine katıldım. Dokuz yıl boyunca, yıllık küresel anketlerimiz 118 ülkede 60 binden fazla katılımcıya ulaştı.

Pek çok içgörü mevcut olsa da, sürdürülebilirlik girişimlerinden elde edilen maddi olmayan değerin nasıl hesaba katılacağı konusunda kalıcı bir yönetimsel zorluk vardı. Yöneticiler bu çabaların önemli paydaşlar üzerinde yarattığı etkilerin farkında. Örneğin, sosyal açıdan duyarlı olan Y kuşağı çalışanları, sorumlu şirketlerde çalışmak istiyor. Anketlerimiz, bu çalışanların işverenlerini sadakat, bağlılık ve daha az devamsızlıkla ödüllendireceklerini gösteriyor. Benzer şekilde, müşteriler de satın aldıkları ürünler konusunda kendilerini iyi hissetmek istiyorlar, bu yüzden işlerini topluma ve çevreye önem veren şirketlere veriyorlar. Yatırımcılar, ortaklar, siyasetçiler gibi diğer paydaşlar için de benzer argümanlar ileri sürülebilir. Buradaki zorluk, bu önemli paydaş etkilerinin görülmesinin veya ölçülmesinin zor olmasıdır.

Şu şekilde düşünebilirsiniz: Size iki yumurta gösterip birinin sürdürülebilir olduğunu söyleyebilirim ama onlara bakarak hangisinin olduğunu anlayamazsınız. Yumurtanın sürdürülebilirliği tavukların nasıl yetiştirildiğine, neyle beslendiklerine, çiftçilere nasıl davranıldığı ve tazminatlarının nasıl ödendiği gibi şeylere bağlıdır. Market reyonunda bir yumurta tutarken bunların hiçbirini göremezsiniz. Tipik bir alıcı için soyut bir özelliktir.

Peki, bunun üstesinden nasıl gelebilirsiniz? Seçeneklerden biri “somutlaştırmak”, yani maddi olmayan faydaları paydaşlar için daha açık hale getirmektir.

Yelpazenin bir ucunda pazarlama yer alıyor. Bir yumurta sandığının üzeri logolarla, mutlu tavuk resimleriyle ve “organik”, “kafessiz”, “antibiyotik yok”, “serbest dolaşan” gibi ifadelerle süslenebilir. Elbette, müşteri bunların hiçbirini doğrulayamaz. Şirketin sözüne güvenmeleri gerekir. Algılanan herhangi bir sürdürülebilirlik değeri, müşterinin markanın iddialarına güvenmesine bağlıdır.

Diğer bir seçenek ise üçüncü taraf sertifikaları aracılığıyla iddiaları daha somut hale getirmektir. “Certified Humane” veya “Fair Trade” gibi etiketler, doğrulanabilir standartlarla desteklendiğinden pazarlamaya göre daha somuttur. Bu, bir şirketin mali tablolarının muhasebeciler tarafından denetlenmesine ve onaylanmasına benzer.

Bu yaklaşımlar, sürdürülebilirlik performansı açısından değerlendirilebilecek somut bir ürün ve süreç mevcut olduğunda işe yarar. Peki ya ürün veya süreç henüz mevcut değilse ve işin başarısı paydaşların gelecekte somut faydalar olacağına inanmasına bağlıysa?

Belirsiz Bir Geleceği “Somutlaştırmak”

Yüksek düzeyde soyut sürdürülebilirlik etkileri söz konusu olduğunda iletişim zorluğu daha da artıyor. Örneğin sürdürülebilir tarımı ele alalım. Savunucular, bu uygulamanın dayanıklı gıda sistemleri oluşturabileceğini, kültürel mirası koruyabileceğini, iklim değişikliğini azaltabileceğini ve daha fazlasını iddia ediyor. Bu faydalar tüketiciler için sadece soyut değil; bazıları yalnızca gelecekte gerçekleşecek. Bu soyut faydaları bugün yumurta alışverişi yapan tüketicileri etkileyebilecek şekilde göstermenin bir yolu var mı?

Son birkaç yıldır Intel’in bu soyutluk sorunuyla nasıl başa çıktığını inceliyorum. 2010’ların sonlarında şirket, optimize edilmiş yapay zekâ çipi yeteneklerine ve entegre yapay zekâ uygulamalarına milyarlarca dolar yatırım yaparak kendisini hızla büyüyen yapay zekâ işinde konumlandırıyordu.

Bu yatırımlardan değer elde edilmesi iş dünyası liderlerine, hükümet yetkililerine ve genel halkın yapay zekâ devrimini benimsemesine bağlıydı. Ancak bu, ChatGPT’nin yapay zekanın potansiyelini dünyaya göstermesinden yıllar önceydi. O zamanlar insanların yapay zekâ hakkındaki izlenimleri yalnızca bilim kurgu filmlerinden ve uzmanlardan geliyordu.

Intel’in halkla ilişkiler ekibi, paydaşlarla anket yaptıklarında yapay zekâ hakkında ortaya çıkan birbiriyle çelişen anlatılar tespit etti. Olumsuz tarafta, yapay zekânın işleri ortadan kaldırma ve küresel ekonomik eşitsizliği daha da artırma potansiyeline ilişkin endişeler vardı. Olumlu yapay zekâ anlatısı ise problemleri çözmek için insan-makine işbirliği ile ilgiliydi. Bu işbirliğinde insanlar yapay zekânın yapamadığı yaratıcı işleri yapar ve ezber işi makinelere bırakır. Birbiriyle rekabet içinde olan anlatılar, kamuoyu için açık olmayan, dolayısıyla soyut olan hayali bir geleceğe dayanıyordu.

Soyut anlatılar, 2016 yılında birçok ülkenin ulusal yapay zekâ strateji planları geliştirmeye başlamasıyla somut sonuçlar doğurmaya başladı. Olumsuz anlatının hâkim olması durumunda riskten kaçınan hükümet politikası, teknolojinin benimsenmesini yavaşlatabilirdi. İhtiyaç duyulan şey, yapay zekânın sürdürülebilirlik faydalarını göstermek ve bunu yaparken de olumlu bir yapay zekâ geleceğini somutlaştırmaktı.

Intel, bu geleceğin ortaya çıkmasına yardımcı olmak amacıyla, çeşitli küresel pazarlarda K-12 öğrencilerine yapay zekâ eğitimi vermek amacıyla hükümetler ve ulusal okul sistemleriyle sektörler arası bir işbirliği olan AI4Y’yi başlattı. Öğrenciler yapay zekâ uygulamalarının teknik yönlerini öğrendiler ve aynı zamanda kendi toplumlarındaki gerçek dünyadaki sürdürülebilirlik sorunlarını çözmek için yapay zekânın etik olarak kullanılmasını vurgulayan hümanist bir yaklaşım konusunda da eğitildiler. Amaç, yapay zekâyı demokratikleştirirken politika yapıcılar ve halk için daha anlaşılır hale getirmek ve onu dünya çapındaki kullanıcılara sunmaktı.

2019 itibarıyla dokuz ülkeden on binlerce öğrenci AI4Y programlarına katılmıştı. Program tasarımının bir parçası olarak öğrenciler öğrendiklerini topluluklarındaki gerçek zorlukları çözmek için uyguladılar. Zorbalık, bilgisayar enerjisi kullanımı ve depresyon taraması gibi sosyal ve çevresel sorunları ele alacak yapay zekâ uygulamaları oluşturdular. Bir vakada, Güney Kore’deki Busan Bilgisayar Bilimleri Lisesi’ndeki bir grup öğrenci, Kore’nin fermente lahanadan yapılan temel gıdası olan kimchi’nin fiyatlarını tahmin etmek için yapay zekâ becerilerini kullandı. “Sebze” ve “veri”den türetilerek VEGITA Projesi olarak adlandırılan bu proje, kimchi hazırlığını ve tüketimini olumsuz etkileyen lahana fiyatlarındaki dalgalanma sorununu ele aldı. Ekip, Kore Meteoroloji İdaresi ve Tarım Bakanlığı tarafından toplanan 3 bin sıcaklık ve yağış veri noktasını analiz etmek için makine öğrenimini kullandı ve ardından mevsimsel tahminlere dayalı olarak lahana fiyatlarını tahmin edebilecek bir tahmine dayalı analitik arayüzü oluşturdu. Sonuçlar daha sonra üreticiler tarafından kimchi üretimi için lahana satın alma zamanını belirlemelerine yardımcı olmak için kullanılabilecekti.

AI4Y, yapay zekânın geleceğine ilişkin olumsuz anlatıdaki endişelere güçlü bir yanıt verdi. Eğer yapay zekâ çocuklar tarafından okullarındaki ve topluluklarındaki gerçek sürdürülebilirlik sorunlarını çözmek için kullanılabiliyorsa, başka nasıl iyilik için uygulanabilirdi?

Temmuz 2021 itibarıyla AI4Y 15’ten fazla ülkede kullanıma sunuldu ve Intel bunu 30 ülkeye çıkarmayı planlıyor. Bu, Intel’in her biri vatandaşlardan liderlere kadar farklı bir paydaş grubunu hedefleyen beş “dijital hazırlık programından” biri. Bu programlar, yapay zekânın potansiyel faydalarının çoğunu dünya çapındaki öğrenciler, çalışanlar ve karar vericiler için gerçek ve somut hale getiriyor. Intel’in programları, hükümetlerle ortaklık kurarak ülkenin iş gücünün olumlu bir yapay zekâ geleceğine katılmaya ve onu yaratmaya hazırlanmasına yardımcı oluyor.

Somut Değer Yakalama

Sürdürülebilirliğin sürdürülebilmesi için bir şirket açısından kârlı olması gerekir. Eğer kârlı değilse, bu bir sübvansiyondur ve neredeyse tanımı gereği, sübvansiyonlar geçicidir. Piyasalar değişirse, liderlik değişirse veya ekonomiler çökerse sübvansiyonlar ortadan kalkabilir. Ancak kârlıysa, yani maliyetin üzerinde değer yaratıyorsa sürdürülebilir olacaktır, çünkü bu iyi bir iştir. Şirketler, paydaşlar için sürdürülebilirlik değerini somutlaştırarak kendilerini, daha fazla iş değeri elde edecek ve sürdürülebilirlik çabalarının sürdürülebilir olmasını sağlamaya yardımcı olacak şekilde konumlandırıyor.

Gregory C. Unruh-HBR

Okumaya devam et
Yorum Yazın

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GÜNCEL

SASA, Adana tesislerini İstanbul’daki fuarda sanal gerçeklik teknolojisiyle tanıttı

SASA, İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen Hometex 2024 fuarında ziyaretçilere sanal gerçeklik (VR) teknolojisiyle Adana tesislerindeki polyester üretim süreçlerini tanıttı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

SASA, İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen Hometex 2024 fuarında ziyaretçilere sanal gerçeklik (VR) teknolojisiyle Adana tesislerindeki polyester üretim süreçlerini tanıttı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, fuarda kurulan VR köşesinde ziyaretçiler, VR gözlükleri ile Adana tesislerini gezdi ve polyester üretim süreçleri hakkında bilgi aldı.

Ziyaretçiler, tur kapsamında, elyaf üretim tesislerini ve bu yıl içinde faaliyete geçmesi planlanan PTA tesislerini de görme imkanı buldu.

SASA VR gezisinde, Adana tesislerindeki üretim alanlarının görsel turlarının yanı sıra, ürünler ve süreçler hakkında teknik bilgiler de sundu.

SASA yetkilileri, ilk kez yakın zamanda Almanya’nın Frankfurt şehrinde düzenlenen Techtextil fuarında ziyaretçilerin beğenisine sunulan VR sisteminin güncellemelerle geliştirilmeye devam edileceğini ve gelecekteki fuarlarda da kullanılacağını belirtti.

Tüm üretim süreçlerinde ileri akıllı otomasyon sistemleri kullanan SASA, yapay zeka uygulamalarını hem üretim hem de yönetim alanlarında kullanmayı planlıyor.

Şirket, sosyal sorumluluk kapsamında, polyesterin üretim ve kullanım hikayesini çeşitli teknolojiler ve iletişim araçlarıyla anlatmayı hedefliyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Akbank ve İGE işbirliğiyle “İhracatçı Kadın KOBİ”lere destek

Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Bülent Oğuz, “Kadın girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştırarak sürdürülebilir büyümelerini desteklemeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Yayınlanma:

|

Yazan:

Akbank, çözümleriyle kadın KOBİ’lerin yanında olmaya devam ediyor.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Akbank, İhracatı Geliştirme AŞ (İGE) işbirliğiyle hayata geçirdiği ‘İGE-Akbank İhracatta Kadını Destekleme Paketi’yle teminat yaratmakta zorluk yaşayan ‘İhracatçı Kadın KOBİ’lere, yüzde 80 İGE kefalet desteğiyle ihracat taahhütlü 7.5 milyon liraya kadar vadeli kredi sunuyor.

Paketten ortaklık paylarının asgari yüzde 51’i kadınlara ait olan firmalar, yönetim kurulu tarafından atanan genel müdürün kadın olduğu veya yönetim kurulu üyelerinin asgari yüzde 20’si kadınlardan oluşan anonim şirketler, temsil ve yönetme yetkisine sahip ortaklardan birinin kadın olduğu veya genel kurul tarafından atanan genel müdürü kadın olan limited şirketler veya başvuru tarihi itibarıyla geçerli işletmenin kadın girişimci olduğunu gösterir TSE onaylı TSE K 645 belgesine sahip firmalar yararlanabiliyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Akbank KOBİ Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Bülent Oğuz, banka olarak kadın KOBİ’lerin finansal sağlığını desteklemek ve büyüme potansiyellerini artırmak için birçok ürün ve hizmet sunduklarını belirterek, kadın KOBİ’lerin işlerini geleceğe taşımalarında yanlarında yer aldıklarını aktardı.

Son 2 yılda finansal ve finansal olmayan ürün ve hizmetleriyle kadın KOBİ müşteri sayısını yüzde 50 artırdıklarını kaydeden Oğuz, ‘Kadın girişimcilere sunduğumuz kredi bakiyesini 4 katına çıkardık. İGE iş birliğinde sunduğumuz ‘İGE-Akbank İhracatta Kadını Destekleme Paketi’ de ihracatçı Kadın KOBİ’lerimizin teminat sıkıntılarına çözüm sunarak büyümelerine, uluslararası pazarda rekabet güçlerinin artmasına ve aynı zamanda ülke ekonomisine daha fazla katkı sağlamalarına olanak tanıyacak. Akbank olarak, kadın girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştırarak sürdürülebilir büyümelerini desteklemeye devam edeceğiz.’ ifadelerini kullandı.

İhracatı Geliştirme AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Kasım Akdeniz ise öz kaynaklarıyla ihracatçılara verdikleri kefaletler sayesinde bankaların ihracata daha fazla kredi kullandırmasını sağladıklarını kaydederek, ”İGE-Akbank İhracatta Kadını Destekleme Paketi’ ile de emeğiyle ekonomiye ve yarınlara değer katan kadın ihracatçılarımızın finansmana erişimini kolaylaştırma yolunda attığımız kararlı adımlara bir yenisini ekliyoruz. Kadın ihracatçıların ekonomik kalkınma ve üretime olan katkılarının artırılması için Akbank ile yaptığımız bu iş birliğinin önümüzdeki yıllarda artarak devam edeceğine inanıyoruz.’ açıklamasında bulundu.

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

QNB Finansbank’tan 500 milyon dolarlık ilk sürdürülebilir eurobond ihracı

QNB Finansbank Genel Müdürü Ömür Tan, “İlk sürdürülebilir eurobond ihracımız olma özelliğini taşıyan 500 milyon dolar tutarındaki ihracımızı başarıyla gerçekleştirdiğimiz için mutluyuz” dedi.

Yayınlanma:

|

Yazan:

QNB Finansbank, uluslararası piyasalarda 500 milyon dolarlık ilk sürdürülebilir eurobond ihracını gerçekleştirdi.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, yurt dışı yerleşik yatırımcılara yönelik 5 yıl vadeli yapılan ihraca dünyanın farklı bölgelerindeki 100’ün üzerinde yatırımcıdan, ihraç tutarının 3,5 katından fazla talep geldi. 1,8 milyar doları aşan taleple işlemin getiri oranı yüzde 7,375, kupon oranı ise yüzde 7,250 olarak belirlendi.

Gerçekleştirilen ihraçla QNB Finansbank, Türk bankaları arasında 2015’den bu yana 5 yıl vadeli, ABD hazine bonosuna en yakın getiri oranıyla borçlanan banka oldu. Aynı zamanda banka, Eylül 2021’den bu yana Türk bankacılık sektöründe gerçekleştirilen ihraçlar arasında en düşük borçlanma oranına sahip ihraca da imza attı.

Eurobond ihracından elde edilecek kaynağın ‘QNB Grup Sürdürülebilir Finans ve Ürün Çerçevesi’ kapsamında yer alan ve uygunluk kriterlerini karşılayan Yenilenebilir Enerji, Temiz Ulaşım ve Temel Hizmetlere Erişim başta olmak üzere yeşil ve sosyal projelerde kullanılması hedefleniyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen QNB Finansbank Genel Müdürü Ömür Tan, ihracın kendi içinde birçok başarıları ve ilkleri kapsadığının altını çizerek, ilk sürdürülebilir eurobond ihraçları ile dünyanın geleceğini korumaya olan taahhütlerini güçlendirdiklerini belirtti.

Tan, elde edilen bu kaynağı, düşük karbonlu ekonomiye geçişi ve sosyal kalkınmayı destekleyecek projelerin finansmanına yönlendireceklerini vurgulayarak, ‘Bu işlem özelinde gelen yoğun ilgi ile beraber son dönemlerdeki en düşük borçlanma oranına sahip eurobond ihracını gerçekleştirdik. İşlemde gerçekleşen borçlanma faiz marjı Türkiye’nin uluslararası derecelendirme kuruluşlarınca yatırım yapılabilir seviyede olduğu zamanlardaki oranlar seviyesinde. Bu sonuç, global piyasalarda Türkiye ekonomisine ve QNB Finansbank’a duyulan güvenin önemli bir göstergesi.’ ifadelerini kullandı.

Bankacılık faaliyetlerinde sürdürülebilirlik konusunda öncü olmayı ilke edinen bir banka olduklarını ve bu kapsamda tüm iş süreçlerini ve stratejilerini ‘Dünyayla1’ vizyonu altında bütünleştirerek, sürdürülebilirlik odaklı, güçlü ve kapsayıcı bir yapı oluşturduklarını vurgulayan Tan, şunları kaydetti:

‘İlk sürdürülebilir eurobond ihracımız olma özelliğini taşıyan 500 milyon dolar tutarındaki ihracımızı başarıyla gerçekleştirdiğimiz için mutluyuz. QNB Finansbank olarak bankacılıktan doğan etki alanımız ve dönüştürücü gücümüzün farkındalığıyla hareket ediyoruz. Bu doğrultuda sürdürülebilir eurobond ihracımızla elde edilen kaynağı, çevreci ve sosyal yatırımlara yönlendirerek, öncelikle kendimizden başlattığımız değişim ve dönüşüm yolculuğunda müşterilerimiz ve tüm paydaşlarımızı destekleyerek uzun vadede sürdürülebilir kalkınma amaçlarının ulaşılmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz.’

Okumaya devam et

KATEGORİ

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

ALTIN – DÖVİZ

Altın Fiyatları

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.