Connect with us

EKONOMİ

Taahhütünü yerine getiremeyen İhracatçıta ceza yağmaya başladı

İhracatçının yeni gündemi, 180 gün cezaları oldu. İhracat bedelinin 180 gün içinde Türkiye’ye getirilmesi yetmedi. Yasal süre içinde ihracat hesabını kapattırmayanlar vergi dairelerince, savcılıklara bildirildi. Mahkemeler cezaları kesmeye başladı. İhracatçı, posta yoluyla gelen tebligatların sürece olumsuz yansıdığını, yasal süre içinde parasını getirenlerin cezalarının geri alınmasını istiyor.

Yayınlanma:

|

İhracatçılar, gümrük beyannamesinin 180 gün içinde kapatılmasında “süreç” kurbanı oldu. İhracat bedellerinin 180 gün içinde ülkeye getirilmesi zorunluluğunu yerine getiren ancak bürokratik işlemleri sonuçlandıramamış yüzlerce ihracatçı firmaya ceza yağdı. Türkiye’nin en önemli sanayi şehirlerinden birinde aracı bankalar tarafından vergi dairelerine yapılan ihbar sayısı 20 bini aştı. Türkiye genelinde vergi dairelerinin Cumhuriyet Savcılıklarına intikal ettirdiği dosya sayısının 1 milyondan fazla olduğu öne sürülüyor. Türkiye’nin en gözde ihracatçılarına toplamda 2 milyon TL ile 10 milyon TL arasında cezalar geliyor.

İhracat bedellerinin yurda yasal süre içinde getirilmesini zorunlu kılan kanun, ekonomik değerin Türkiye’ye kazandırılmasını amaçlıyor. Ancak belirtilen süre içinde ihracat bedelini getirmesine rağmen birden çok banka ile çalışıp yasal süreci tamamlayamayan ihracatçı cezayla karşı karşıya kalıyor. Belirtilen süre içinde bedeli getiren ihracatçı, Hiç getirmeyenle aynı kefeye konmaktan yakınıyor. İhracatçılar yapılacak bir düzenlenme ile ‘iyi niyetli’ olanların yargı aşamasında olan bu davalarda ayırt edilmesini istiyor. İhracatçı tabir yerindeyse “sapla samanı karıştırmayalım” çağrısı yapıyor.

EKONOMİ’nin ulaştığı kaynaklar, konu ile ilgili Ticaret Bakanlığı’nın devreye girdiğini, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile durumu istişare ettiğini ifade etti. Fakat henüz somut bir adım atılmadı. İhracatçı, rekabet ortamının keskinleştiği dönemde, ‘haksız yere kesildi’ dedikleri cezalara acil çözüm bekliyor.

Dava sürecine nasıl geliniyor?

Hatırlanacağı üzere Merkez Bankası’nca; Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin 2018-32/48 numaralı Tebliğ’in (İhracat Bedelleri Hakkında) 12’nci maddesinin birinci fıkrasına dayanılarak hazırlanan ve ihracat bedellerinin yurda getirilmesine ilişkin esasları düzenleyen İhracat Genelgesi yayınlanmıştı. Genelge uyarınca ihracat işlemlerine ilişkin bedellerin 180 gün içinde yurda getirilmesi ve sonrasında aracı banka tarafından İhracat Bedeli Kabul Belgesi (İBKB) veya Döviz Alım Belgesi (DAB) düzenlenmesi gerekiyor. Aynı süre içerisinde bu ihracat hesabının kapatılma işleminin tamamlanması isteniyor. Hesabın, 180 gün içerisinde kapatılmaması durumunda aracı banka ihracat bedelinin ne kadarının İBKB’ye bağlandığını, ne kadarının açık kaldığını vergi dairesine ihbar ediyor. Vergi Dairesi Müdürlüklerince hesabın kapatılması için ilgililere 90 gün süreli ihtarname gönderiliyor. Ancak bu ihtarname e-tebligat şeklinde gönderilemediği için aksaklıklar zincirine yeni bir halka daha ekleniyor. İhtarname süresi sonunda vergi daireleri belgesini hâlâ kapatmamış olanlar hakkında Cumhuriyet Savcılıklarına 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun uyarınca yasal işlem başlatılmasını teminen bildirimde bulunuyor.

 

Cezalar nasıl kesiliyor?

1567 Sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’un 3’üncü maddesinde bu kanun hükümlerine göre yapılmış bulunan genel ve düzenleyici işlemlerdeki yükümlülüklere aykırı hareket eden kişiler hakkında verilecek idari yaptırım cezalarına ilişkin düzenleme net olarak belirtiliyor. Maddenin ilgili kısmında şöyle deniyor:

“Bakanlar Kurulunun bu Kanun hükümlerine göre yapmış bulunduğu genel ve düzenleyici işlemlerdeki yükümlülüklere aykırı hareket eden kişi, 3 bin Türk Lirasından 25 bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası ile cezalandırılır.”

Ayrıca;

“Her türlü mal, kıymet, hizmet ve sermaye ithal ve ihraç edenler veya bu işlere aracılık edenlerden bu işlemlerinden doğan alacaklarını 1’inci maddeye göre alınan kararlardaki hükümlere göre ve bu kararlarda tayin edilen süreler içinde yurda getirmeyenler, yurda getirmekle yükümlü oldukları kıymetlerin rayiç bedelinin yüzde beşi kadar idarî para cezasıyla cezalandırılırlar. İdarî para cezasına ilişkin karar kesinleşinceye kadar alacaklarını yurda getirenlere, 1’inci fıkra hükmüne göre idarî para cezası verilir. Ancak, verilecek idarî para cezası yurda getirilmesi gereken paranın yüzde 2,5’inden fazla olamaz”

ifadesine yer veriliyor.

Bu cezalar, her beyanname için uygulandığından rakamlar büyüyor. Cumhuriyet Savcılıkları, vergi dairelerince kendilerine intikal ettirilen ihracat dosyalarına bu hükümler çerçevesinde idari yaptırım cezalarını uyguluyor. Hem idari para cezası kesiliyor hem de yüzdelik olarak ihracat bedeli hiç getirilmemiş gibi cezalar kesiliyor.

Kentten kente farklılık gösterebiliyor

İhracatçılar bu dönemde, bedelleri tahsil etmelerine rağmen belgelendirme işlemlerini neden tamamlayamadıklarını şöyle anlatıyor:

“Pandemi döneminde yaşanan kapanmalar, yarı zamanlı ve uzaktan çalışma gibi nedeniyle yaşanan aksaklıklardan kaynaklı olarak ihracat bedelleri ilgili bankaya gelmesine rağmen İBKB’ye bağlanmadı. Özellikle bankalar ve firmaların bu dönemde dönüşümlü ve eksik personelle çalıştı. Ayrıca ihracatçı firmalar birden fazla ticari bankayla çalıştıkları için, ihracat bedelinin kısmen ya da tamamen aracı banka dışındaki bir bankaya geldiği durumlarda bildirim yükümlülüğü bulunan aracı banka ile bedelin geldiği banka arasındaki olası iletişim aksamaları da ihracatçı firmanın aleyhine sonuçlar doğurdu.”

İhracatçılar, Cumhuriyet Savcılıklarına sunulan İBKB’lerde açıkça ihracat bedelinin yurda süresi içerisinde gelip gelmediğine de dikkat çekiyor. Banka dekontunda bedelin geldiği tarih gözüküyor. Ancak ihracat hesabı sonradan kapatıldığı için Cumhuriyet Savcılıkları herhangi bir ayrım gözetmiyor ve ceza sürecini başlatıyor. Buna yapılan itirazın da İlgili Sulh Ceza Hakimliği’nce reddedilerek cezanın onaylandığı durumlar yaşanıyor. Hatta bu uygulama kentten kente de farklılık gösteriyor.

10 yıllık bir aradan sonra yeniden başlatılmıştı

İhracat bedellerinin tahsili 89/14391 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda düzenlendi. Söz konusu karar gereğince 1989’dan 2008 yılına kadar ihracat bedellerinin yurda getirilmesi zorunlu tutulmuştu. 08 Şubat 2008 tarihinde anılan mevcut kararda yapılan değişiklik ile ihracat bedellerinin tasarrufu serbest bırakılmıştı. Söz konusu serbesti 4 Eylül 2018 tarihine kadar devam etmiş ve aynı Karar’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı’na verdiği yetkiye dayanılarak, 4 Eylül 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2018-32/48 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) ile ihracat bedellerinin yurda getirilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlenmişti. Diğer bir ifadeyle, yaklaşık 10 yıllık bir aradan sonra ihracatta kambiyo takibi tekrar başlatılmıştı.

e-tebligat uygulanamıyor postada gecikme sorun oluyor

180 gün ile ilgili ihtarname Vergi Usul Kanunu kapsamında bulunmadığından, bildirim e-tebligat yoluyla değil posta ile yapılıyor. Bu da gecikmelerin yaşanmasına yol açıyor. İşletmeler günümüz koşullarında tüm bildirimlerini e-tebligat olarak takip ettiği için bildirimler gözden kaçabiliyor. Hatta bu tebligatların birçoğu şirketlerin ilgili birimleri tarafından takip edilemiyor. İş dünyası sürelerin aşılmasında bu sorunun da etkin olduğunu öne sürüyorlar.

“İHRACAT YAPTIĞIMIZ İÇİN CEZA ALDIK MOTİVASYONUMUZ DÜŞTÜ”

EKONOMİ’ye konuşan ihracatçılar, özetle şunları söylüyor:

● Zaten büyük sıkıntılarla uğraşıyoruz. Bu durum bize ekstra yük oldu; daha kötüsü motivasyonumuz düştü. İhracat bedelini ülkemize getirmesek de aynı cezayı alacaktık. Kanunla amaçlanan hedef aslında sağlanıyor, devletimizin gelir kaybı olup olmadığı dikkate alınmadan, işin özü değil usulü dikkate alınıyor. Bu yaklaşımın ihracat hamlemize katkı sağlamayacağı aşikar.

● Yapılacak basit bir düzenleme ile iyi niyetli ihracatçıların bu şekilde ölçüsüz ve insafsızca cezalandırılmayacağı net bir ayrımın kolaylıkla yapılabileceği ve yargı aşamasında olan bu davalarda da bu durumun mahkemelerce dikkate alınabileceği kanaatindeyiz.

● 1567 Sayılı Kanunda yer alan ceza rakamlarına bakıp olayın küçük boyutlu olduğunu düşünmeyelim. Bugün Anadolu’nun yalnızca bir ilinde aracı bankalarca vergi dairelerine yapılan ihbar sayısı 20 bini, vergi dairelerince Cumhuriyet Savcılıklarına intikal ettirilen dosya sayısı 5 ise bini aşmış durumda. Tüm ülkede dosya sayısının 1 milyonu aştığını tahmin etmek güç değil.

● Zor şartlarda çalışmasını sürdürmeye çabalarken bu şekilde cezalarla muhatap olması ihracatçının hevesini kırıyor ve enerjisini düşürüyor. Özellikle de ihracat bedelini yurda getirdiği halde belgelerin geç tamamlanması ve hesabın geç kapatılması nedeniyle cezaya maruz kalan ihracatçının “ben niye bu bedeli yurda getirdim ki” diye kendisine sormasını yadırgamamak gerekir. İhracat bedelini yurda hiç getirmeyenle getirip usule takılanlar arısında fark olması gerektiğini, “sapla samanın karışmaması” gerektiğini düşünüyoruz.

● Yetkililerce yeni bir düzenleme yapılarak ihracat bedelini süresinde getirdiği halde hesabı geç kapatan firmalara uygulanan cezaların affedilmesi, ihracat hesabının kapatılması için ek süre verilmesi ve ihracat bedellerinin yurda getirilmesiyle ilgili düzenlemelerin esnetilerek ihracatçının önünün açılması doğru bir uygulama olacaktır.

HANDAN SEMA CEYLAN – Ekonomim

Okumaya devam et

ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA

HAKAN ARAN: “2025 yılı sonuna kadar rahatlama beklemeyin”

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, 2025 yılı için gördüğü tablo üzerinde durdu:

– 2025’te enflasyonun yüzde 42 olduğu ama Merkez Bankası’nın hedefi nin yüzde 14- 21 bandında yer aldığı bir yıl başlayacak. Merkez Bankası, 42’yi 14-21’e nasıl getirecek? Ekonomiyi gevşetemez. Kredi büyümesinde yüzde 2 sınırını artıramaz.

Kredi tarafında sıkışıklığın ve pahalılığın yıl boyu süreceğine işaret etti:

– Yüzde 45 enflasyon varken, yüzde 50 pahalı iken, yüzde 25 enflasyonda da yüzde 30 pahalı olacak. Yani, kredide pahalılık devam edecek.

Bu noktada şu uyarıyı yaptı:

– 2025 yıl boyunca rahatlama bekleyen, “Nasıl olsa biraz hafifl er, ben de paraya erişirim” diye düşünenler, nefesini 2025 sonuna kadar tutamayanlar da muhtemelen çok zorluk yaşayacaklar.

Bu durumda KOBİ’lerden büyüklere tüm şirketlerin vardiya azaltmaya, sonrasında verimlilik artışı için robotlaşmaya ağırlık vereceğini kaydetti:

– 2025 yılında işsizlik artacak, yani istihdam piyasasına olumsuz yansıyacak. Bunun da Merkez Bankası’nın elini daha çabuk tutacağı ve artık sıkılaşmayı, istihdamı da belli bir oranda gözeterek yapacağı noktaya getirecektir diye tahmin ediyorum.

2025’te enflasyonun yüzde 14-21 bandının üzerinde, 20-21 arasındaki bir noktada bitmesini beklediğini bildirdi:

– Bu durumda da yüzde 45 olan politika faizinin 25’e kadar düşürülme imkanı olacağını düşünüyorum. İzin verildiği kadar büyüyen krediye erişip akıllıca kullanan, iş yerinde verimliliği artırmaya yönlendirenin güçleneceği bir yıl olacak 2025.

Sonra ekledi:

– Ama sorunlu alacak oranlarının, bankadaki donuk alacak oranlarının ticari tarafı da içine alacak şekilde artacağı bir 2025 yılı göreceğimiz kanaatindeyim.

Enflasyon yüzde 10’lara inene kadar üretici ve ihracatçı rahat yüzü göremez

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, ihracat konusunda şu saptamayı yaptı:

– Merkez Bankası döviz rezervlerini “kasa doldu” denecek düzeyde artırana kadar ve enflasyon yüzde 10’lu seviyelere gelene kadar bir denge noktası oluşmayacağı için ne ihracatçının ne üreticinin rahat yüzü göremeyeceği düşüncesindeyim.

Saptamasına şu eklemeyi yaptı:

– Onlar sıkıntı yaşamaya, kurdan şikayet etmeye, “Ben artık üretemiyorum, ihraç edemiyorum, maliyetim daha fazla” deyip “Sattığımdan zarar ediyorum” şikayetine maalesef bu söylediğim konjonktür boyunca devam edecek. Bu şikayetlerin önüne geçebilecek bir mekanizma yok.

Şu noktanın altını çizdi:

– Eğer siz bir yanlış yaptıysanız, yanlışınızla yüzleşmeniz gerekiyor. Biz ekonomide yanlış politika izledik. Şu andaki sıkıntılarla yüzleşmeden düzelme olmaz.

Şu soruyu ortaya attı:

– Biz onu yaptık tamam geçmişte kaldı? Şimdi çaresi yok mu?

Soruyu şöyle yanıtladı:

– O yanlış yapılırken ihracatçı çok kazandı. Yanlış yapılırken yatırım yapan iş insanı çok kazandı. Yani, çok ciddi miktarda ucuz TL ihracatçıya, üreticiye, yatırım yapana verildi. Uzun vadelerle verildi. Yüzde 8.5, 10, 12.5’ten verildi.

Bu noktada yine sordu:

– Bu kaynakları alıp ne yaptılar?

Soruları sıraladı:

– Bu kaynaklarla kendilerinin daha verimli olmaları, daha rekabetçi olmaları için mi yatırım yaptılar? Yoksa zaten aslında her an rekabette, fiyatta sorun yaşayabilecekleri üretim bandını çoklayıp 5 üretirken 10 üretip 10 satacağım şeklinde mi hareket ettiler?

Bu dönemde genelde kapasite artırıldığına işaret etti:

– Şu anda öyle bir tabloya gelindi ki, elde çok yüksek kapasite var ama kârlı değil. İşte şu andaki en büyük problem bu.

Çözüm yolunu irdeledi:

– Bu problemi her seferinde yaşamamak için Türkiye’nin toplam faktör verimliliğini artıracak olan projeler üzerinde kümelenmesi lazım. Bu da 5 yıllık bir planla olur. Ancak bu şekilde Türkiye rekabetçi bir yapıya gelebilir.

Müşterisi aç iken banka tok yatamaz

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, sağlıklı kredi kullandırılmaması halinde finans kesiminin de olumsuz tablodan nasibini alacağını bildirdi:

– Hepimiz için düzlüğe çıkmanın tek koşulu, hatayı yaptığımız ilk noktaya geri dönmek. O yer de, kabul edilebilir bir enflasyon, hane halkının, çalışanın, ücretlinin enflasyona ezdirilmediği, o düzeydeki ücret artışının sanayiciyi yormayacak noktaya gelmesi.

Ardından ekledi:

– Sen fiyatını artıramayan ihracatçıyı, üreticiyi her sene yüzde 50, 70 ücret artışıyla yüz yüze getirirsen bu insan batar. O yüzden tekrar yüzde 10’lu seviyelere getirmemiz lazım ki bu kişiler rekabet gücünü koruyabilsin.

Bu noktada bankaların kârlarındaki düşüşü nasıl değerlendirdiğini sordum, şu yanıtı verdi:

– Reel sektörde sorun varken, ülkede kârlılık düşerken bankaların kârlılığının artması bence sorun olurdu. Eğer siz içinde bulunduğunuz bu koşullardan aynı şekilde etkilenmiyorsanız zaten yanlış bir şeyler yapıyorsunuz demektir.

Sorunların, sıkıntıların herkes tarafından paylaşılmasının iyi bir gösterge olduğunu kaydetti:

– Müşteriyle her zaman yüz yüze bakan bir kurum olarak müşterimiz açken biz tok yatan konumda olmak istemeyiz. Bizim de bu dönemde sıkıntı yaşamamız kadar doğal bir şey yok.

ekonomim-Vahap Munyar

Okumaya devam et

EKONOMİ

DİSKAR: TÜİK’in sansürlediği listeyi yayımladı

TÜİK tarafından TÜİK internet sitesinden silinen ve kamuoyundan gizlenmek istenen enflasyona esas madde sepeti fiyat listesi (Ocak 2003-Nisan 2022) artık DİSK-AR internet sitesinde yayınlandı.
Yargı kararlarına rağmen Anayasa ve yasaları çiğneyerek suç işleme ısrarını sürdüren TÜİK Başkanlığı, geçmiş verileri internet sitesinden kaldırarak enflasyona esas madde fiyat listesinin karartılmasının sebebinin verileri gizlemek olduğunu bir kez daha ortaya koydu

❗️TÜİK sansürünü kabul etmiyoruz.
❗️TÜİK’in geçmişi silme girişimini kabul etmiyoruz!
🔗TÜİK tarafından sansürlenen ve silinen 2003-2022 arası madde fiyat listesine haberden erişebilirsiniz:

Yayınlanma:

|

Yazan:

Bilindiği gibi Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) fiyatlarda ciddi artışların yaşanmaya başladığı dönem olan Haziran 2022 itibarıyla enflasyona esas ortalama madde fiyat listesini yayımlamaktan vazgeçmişti. Bunun üzerine DİSK tarafından başlatılan hukuk mücadelesinde idari yargı madde fiyat listesinin açıklanmasına karar vermiş ve karar kesinleşmişti.  

Ancak kesinleşmiş yargı kararına rağmen TÜİK yönetimi Haziran 2022 sonrası madde fiyat listesini açıklamamakta direniyor ve yargı kararlarını hiçe sayıyor.

TÜİK kesinleşen yargı kararı gereği Haziran 2022 sonrası verileri açıklamak zorundayken akıl almaz biçimde geçmişe dönük fiyat listesini de sildi.

TÜİK Başkanı Erhan Çetinkaya’nın  9 Temmuz 2024 tarihinde yaptığı basın toplantısının ardından, Ocak 2003-Nisan 2022 dönemine ait enflasyona esas madde sepeti fiyat listesi TÜİK internet sitesinden kaldırıldı. Geçmişe dönük haber bültenleri ekleri değiştirildi, geçmişe dönük kayıtlarda değişiklik ve tahrifat yapıldı.

Resmi veri niteliği taşıyan bilgilerin ve listelerin silinmesi açıkça sansürdür ve resmi evrakın değiştirilmesidir.

Yargı kararlarına rağmen Anayasa ve yasaları çiğneyerek suç işleme ısrarını sürdüren TÜİK Başkanlığı, geçmiş verileri internet sitesinden kaldırarak enflasyona esas madde fiyat listesinin karartılmasının sebebinin verileri gizlemek olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

TÜİK tarafından sansürlenen ve silinen 2003-2022 arası madde fiyat listesini DİSK-AR olarak arşivlemiştik. Bu önemli belgeye aşağıda yer alan bağlantı ile erişebilirsiniz.

DİSK açıklamasında, “Bir kez daha hatırlatıyoruz: TÜİK yönetimi kesinleşmiş yargı kararlarının, Anayasa ve yasaların gereği olan madde sepeti ortalama madde fiyat listesini derhal açıklamak zorundadır. Yargı kararlarına uymamak suçtur” ifadesini kullandı.

Enflasyon hesaplamasına esas madde sepeti ortalama fiyat listesi (Ocak 2003-Nisan 2022)

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Fatih Karahan: Türkiye kalıcı dezenflasyonist sürecinin eşiğinde

Yayınlanma:

|

Yazan:

JP Morgan’ın bugünkü yatırımcı toplantısında sunum yapan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan Türkiye’nin kalıcı bir dezenflasyonist sürecinin eşiğinde olduğunu söyledi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, yurt içi swaplardaki düşüşün parasal aktarım mekanizmasını güçlendirdiğini belirtti.

Karahan, JP Morgan’ın bugünkü yatırımcı toplantısında sunum yaptı.

Karahan, Türkiye ekonomisine ilişkin makroekonomik verilerdeki iyileşmeye dikkati çekerek, özellikle Mayıs 2023’ten bu yana kredi büyümesindeki yavaşlama, net ihracattaki artış ile iç talepteki yavaşlama, cari açıktaki normalleşme ve Merkez Bankasının rezervlerindeki artışa işaret etti.

Türkiye’nin kalıcı bir dezenflasyonist sürecinin eşiğinde olduğunu aktaran Karahan, “Sıkı para politikası duruşu devam ediyor” dedi.

Son dönemdeki niceliksel ve makroihtiyati sıkılaştırma tedbirlerine değinen Karahan, çeşitli araçlar kullanarak fazla likiditeyi de sterilize ettiklerini bildirdi.

Yurt içi swaplardaki düşüşün parasal aktarım mekanizmasını güçlendirdiğini belirten Karahan, finansal koşulların sıkı olmaya devam ettiğini kaydetti.

Karahan, bireysel kredi büyümesindeki yavaşlamaya dikkati çekerek, TL kredilerin etkisiyle ticari kredi büyümesinin de önemli ölçüde gerilediğini aktardı.3652

TL mevduatın payının yıl sonu hedefinin üzerinde gerçekleştiğini dile getiren Karahan, döviz rezervlerindeki hızlı artışı vurguladı.

“Cari denge iyileşmeye devam ediyor”

Fatih Karahan, yurt içi talepte de normalleşme işaretlerinin görüldüğünü ifade ederek, cari dengenin iyileşmeye devam ettiğini bildirdi.

Ülke risk primlerindeki düşüşün altını çizen Karahan, haziranda yıllık enflasyonun 3,8 puan azalarak yüzde 71,6 ya gerilediğini ve enflasyon göstergelerinin ana eğiliminin enflasyondaki yavaşlamaya işaret ettiğini söyledi.

Karahan, hizmet enflasyonunda zorlu bir süreç olduğunu ifade ederek, çeşitli öncü göstergelerden kira enflasyonunda yumuşamanın başladığı sinyalini aldıklarını kaydetti.

Enflasyonun yılın ikinci yarısında düşeceğine dair artan bir konsensüsün olduğu aktaran Karahan, haziranda dezenflasyon döneminin başladığını bildirdi. (AA)

Okumaya devam et

KATEGORİ

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

ALTIN – DÖVİZ

Altın Fiyatları

KRIPTO PARA PİYASASI

BORSA

TANITIM

FACEBOOK

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.paravitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.