Connect with us

GÜNDEM

Ukrayna : Hangi kentte neler oluyor?

Yayınlanma:

|

Ukrayna’nın Kiev ve Harkov kentinde sıcak çatışmalar yaşanırken Donbass bölgesinde de saldırılar şiddetlendi. Karadeniz kıyılarından Odessa’ya girmeye çalışan Rus askerlerinin gemileri hedef alınıyor.

Gazete Duvar’ın haberine göre; Ukrayna’nın dört bir yanında çatışmalar sürüyor. Çatışmalarda petrol ve doğalgaz tesisleri de hedef alınıyor. Ülkenin doğusunda ayrılıkçı gruplarla Ukrayna askerleri arasında çatışmalar şiddetlenirken güney kentlerinde ise Rus askerleri adım adım kontrolü ele geçiriyor.

Ülkenin batı ve kuzey kentlerinde de çatışmalar yaşanırken aynı zamanda bu bölgelerde yoğun bir göç akışı yaşanıyor. Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy de “Vasilkiv, Kiev, Çernigiv, Sumi, Harkov ve diğer birçok bölge, ikinci dünya savaşı sırasında topraklarımızda en son yaşanan koşullarda yaşıyor” açıklaması yaptı.

Kentlerde son durum şöyle:

KİEV: 

Rus askerleri Kiev’in kent merkezini kuşattı. Bölgesel hükümet başkanı Oleh Sinehubov, Rus askerlerinin kent merkezine girdiğini Facebook’ta saat 07:35’te yaptığı bir yayınla duyurdu. Sinehubov, “Ukraynalılar Ruslarla sokak savaşları yürütüyor, siviller acilen evlerinden güvenli bölgelere geçmeli” diye konuştu. Ayrıca kentte bir petrol deposunun vurulması nedeniyle zehirli duman uyarısı yapıldı, halktan sığınaklara ve metro istasyonlarına sığınması istendi.

Kiev Belediye Başkanı Vitali Kliçko, kent merkezinde Rus askerlerinin bulunmadığını ve savunmayı sürdürdüklerini söyledi. Kliçko, Rusya’nın operasyonunun başladığı 24 Şubat’tan beri Kiev’de biri çocuk olmak üzere dokuz sivilin kaybedildiğini veya öldürüldüğünü iddia etti. 

‘Petrol deposu vuruldu, radyoaktif atık sahasına ateş açıldı’

Kiev’in 30 kilometre güneybatısındaki Vasylkiv kasabasında bu sabah bir petrol deposunun vurulması sonrasında yangın çıktı. Kasabanın belediye başkanı Natalia Balasinovich, Rus füzelerinin bölgedeki bir hava üssünün ana pistinin güneybatısındaki petrol deposunu hedef aldığını belirterek, “Düşman her şeyi yok etmek istiyor” dedi. Deponun KLO şirketine ait olduğu ve çalışanların tesisi çoktan terk ettiği belirtilirken can kaybı olup olmadığı açıklanmadı.

CNN International kanalı da Kiev’in güneybatısında iki büyük patlama yaşandığını ve patlama bölgesinin kent merkezinden yaklaşık 20 kilometre uzakta olduğunu aktardı. Kiev Independent gazetesi ise kent merkezinden Vasylkiv’deki dumanları görebildiklerini yazdı. Novoye Vremya gazetesi ise Ukrayna ordusunun Rus birliklerini yavaşlatmak için Bucha ve Irpin kasabaları arasındaki köprüyü havaya uçurduğunu aktardı.

‘Kiev’e yaklaşan Çeçen birlikler vuruldu, üst düzey askerler öldürüldü’

Kiev Şehir Devlet İdaresi’nden yapılan açıklamalara göre ise Rus kuvvetleri, Kiev’deki radyoaktif atık sahasına da ateş açtı. Kiev’in dış mahallelerinden Troeshchina’da ise 16 katlı bir bina bir patlamayla patladı. Ukrayna’nın üst düzey askeri komutanı Valerii Zaluzhnyi ise Belarus’tan Kiev’e ateşlenen bir seyir füzesini düşürdüklerini açıkladı. Ayrıca Ukrayna askerlerinin bu sabah Kiev’e yaklaşan Çeçen özel kuvvetlerine ait bir tank birliğine saldırı düzenlediği ve bazı üst düzey askerleri öldürdüğü iddia edildi.

HARKOV:

Ülkenin ikinci büyük kenti Harkov’a Rus askerleri bu sabah girdi, çatışmalar sürüyor. Ukrayna İçişleri Bakanlığı danışmanı Anton Geraşchenko, ülkenin kuzeydoğusundaki Harkov’un kent merkezinde ve Hydropark bölgesinde çatışmalar yaşandığını açıkladı. Harkov bölge yönetiminden Oleg Sinegubov da kentte yaşayanlara sığınakta kalma çağrısı yaptı.

‘Doğalgaz boru hattı vuruldu, petrol alanında yangın çıktı’

Ukraynalı yetkililer, Harkov’da da bir doğalgaz boru hattının vurulduğunu açıkladı. Harkov Valisi Oleg Sinegubov, Telegram kanalından yaptığı açıklamada, “Harkov’da Rus düşmanının bir atılımı oldu. Kentin orta kısımları da dahil. Dikkat! Sığınma yerlerinden ayrılmayın! Ukrayna Silahlı Kuvvetleri düşmanı tasfiye ediyor. Sivil nüfustan rica ediyoruz. şehrin sokaklarına çıkın” ifadelerini kullandı.  Sinegubov, daha sonra tekrar yaptığı açıklamada “Harkov’un kontrolü tamamen bizde” dedi. Sinegubov, “Silahlı kuvvetler, polis ve savunma güçleri çalışıyor ve kent düşmandan tamamen temizleniyor” açıklaması yaptı.

‘Harkov’da 471 Ukrayna askeri alıkonuldu’ 

Harkov’da bir petrol terminalinde de yangın çıktı. Harkov Belediye Başkanı Natalia Balasinovich, Rus füzelerininin bir petrol depolama alanını hedef aldığını söyledi. Harkov’da bir doğalgaz borusunun da bombalandığı aktarıldı.

Rusya Savunma Bakanlığı’ndan ise Harkov kentinde 471 Ukraynalı askerin alıkonulduğu yönünde açıklama yapıldı.

SUMİ:

Harkov’a yakın kuzey kenti Sumi’ye giren Rus askerleriyle de çatışmalar sürerken karşılıklı yoğun topçu atışları yapıldığı aktarıldı. Ukrayna askerlerinin kente giren bazı Rus askerlerini esir alarak bir yakıt konvoyunu imha ettiği de belirtildi. Daily Beast gazetesi, kentin Okhtyrka kasabasında iki Danimarkalı gazetecinin vurulduğunu ancak hayati tehditleri olmadığını aktardı.

KIRIM:

Rusya’nın kontrolünde bulunan Kırım’ın merkezi kentleri ise henüz çatışmalardan uzak ancak Ukrayna askerlerinin Kırım’a tatlı su tedariki sağlayan barajı yıktıkları duyuruldu. Kırım Valisi Sergey Aksyonov yaptığı açıklamada, “Dinyeper Nehri’nden gelen tatlı suyu Herson’dan Kırım’a tedarik eden kanal barajı yıkıldı” ifadelerini kullandı.

YILAN ADASI:

Kırım’ın yaklaşık 300 kilometre batısında yer alan ve Ukrayna’ya ait yaklaşık 16 hektarlık kayalık bir ada olan Zmiinyi (Yılan) Adası ise Rus askerlerinin kontrolünde. Ukrayna Devlet Sınır Muhafızları, Yılan Adası’nda konuşlandırılan 13 Ukrayna askerinden hala haber alamadıklarını ancak hayatta olabileceklerini belirterek “Ukrayna Silahlı Kuvvetleri ile birlikte askerlerimizin kimliklerinin belirlenmesi için çalışma yürütüyoruz” denildi.

ODESSA:

Güneydeki liman kenti Odessa’da ise Ukrayna askerlerinin kıyıya yaklaşan Rus gemilerini füzelerle hedef aldığı açıklandı. Henüz bir çatışmanın yaşandığı kente giriş ve çıkışların yasaklandığı duyuruldu. Azerbaycan’ın Odessa Büyükelçiliği ise dün gece kentten ayrılmaya çalışan Azerbaycanlı vatandaşların bulunduğu bir araç konvoyuna ateş açıldığını, saldırıda 4 Azerbaycan vatandaşının hayatını kaybettiğini açıkladı. Saldırıyı kimin gerçekleştirdiği belirtilmedi.

DONBASS:

Ülkenin doğusundaki ayrılıkçı bölgelerde de şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Rus askerleri ve Donetsk-Lugansk milislerinin bulunduğu Donbass bölgesine Ukrayna askerlerinin taarruzu sürüyor.

‘Lugansk’ta milisler ilerliyor, askerler geri çekilirken mayın döşüyor’

Lugansk yönetimi lideri Leonid Paseçnik, Ukrayna birliklerinin Lugansk’taki yerleşim yerlerinden geri çekilirken mayın döşediğini ve konut binalarına ateş açtığını söyledi. Paseçnik, “Ukraynalı faşistlerin silahlı oluşumları, direnişlerinin çaresizliğini fark ederek, geri çekilirken güçsüz bir nefretle yollarına çıkan her şeyi yok ediyor, konutlara ateş açıyor, bölgede mayın döşüyor ve sivil altyapı tesislerini patlatıyor” ifadelerini kullandı.

Lugansk’ta milislerin bazı yerleşimleri ise Ukrayna askerlerinden geri aldığı belirtildi. Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, “Lugansk Halk Cumhuriyeti’ne bağlı bir grup asker, Rus askerlerinin ateş desteğiyle Novoahtırka, Smolyaninovo, Staniçnoe-Luganskoe yerleşimlerini kontrol altına aldı” açıklaması yaptı.

‘Bölgedeki bir kasabada 200 tonluk yakıt olan petrol deposu vuruldu’

Lugansk’taki ayrılıkçılar, Rovenky kasabasında bir petrol deposunun Ukrayna ordusu tarafından hedef alındığını da duyurdu. Lugansk yönetiminden yapılan açıklamada, “Patlamaya Ukrayna’nın düzenlediği füze saldırısı neden oldu. Petrol deposunda 200 tonluk yakıt alev aldı” denildi. İlk patlamanın ardından ikinci bir patlamanın daha meydana geldiği belirtilen açıklamada, “Kiev güçlerinin Lugansk’taki iki köye yönelik bombardımanı sonucunda boru hatları hasar gördü, yaklaşık 170 ev yakıtsız kaldı” ifadeleri yer aldı.

‘Donetsk’te milisler mevcut sınırdan 12 kilometre ilerledi’

Donetsk yönetimine bağlı milislerin sözcüsü Eduard Basurin, Ukrayna ordusunun Kramatorsk yerleşimine merkezine beş adet S-300 sistemi konuşlandırdığını açıkladı. Basurin, ayrıca Dmitrovka, Svobodnoye, Donskoye ve Anadol yerleşimlerini ele geçirdiklerini ve çatışmaların Kamenka ve Volnovaha yerleşimlerinde devam ettiğini aktardı. Rusya Savunma Bakanlığı ise Donetsk’te milislerin mevcut sınırlardan 12 kilometre içeri girdiğini, Pavlopol, Pişçevik yerleşimlerini ele geçirdiğini ve Petrovskoe bölgesinde çatışmaların sürdüğünü duyurdu.

MARİUPOL:

Donetsk’in güneyinde yer alan Azak Denizi kıyısı kenti Mariupol’da da çatışmalar şiddetlendi. Mariupol Belediye başkanı Vadym Boychenko, Rus kuvvetlerinin Mariupol’a tanklarla saldırdığını söyledi. Boychenko’ya göre, Azak Müfrezesi tarafından desteklenen Ukraynalı bir saldırı tugayı ve deniz piyadeleri Rus askerlerinin kent merkezine girişini engelledi.

Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov ise “Azov Taburu’ndan Ukraynalı milliyetçiler, Grad çok namlulu roketatar sistemleri ile Mariupol yakınlarındaki Sartana yerleşiminin konut bölgelerini ve Mariupol’daki 8 Numaralı Okul’u vurdu. Saldırı sonucu konut binaları yıkıldı ve siviller arasında can kayıpları var” açıklaması yaptı.

MELİTOPOL:

Azak Denizi kıyısındaki Melitopol kentinin kontrolü ise Rus askerlerine geçti. Rusya Savunma Bakanlığı kente herhangi bir direnişle karşılaşmadan girdiklerini belirtirken kentte bir hastanenin hedef alındığı görüntüler sosyal medyada paylaşılıyor. Bir hastanede yangın çıktığı görülen videoda, Rus askerlerinin hastaneye ateş açtığı iddia ediliyor.

HERSON:

Ukrayna’nın güney kenti Herson’da ise Rusya askerlerinin kontrolü ele geçirdiği, kentteki Geniçesk ve kente yakın Çernobayevka havalimanlarında kontrolü sağladığı açıklandı. Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı’ndan üst düzey bir askeri yetkili Valerii Zaluzhnyi, Herson’da Bayraktar SİHA’larıyla Rus askerlerine ait bir askeri konvoyun vurulduğunu belirterek saldırı görüntülerini bir videoyla sosyal medya hesabından paylaştı.

LVİV:

Ülkenin batısında da çatışmalar mevcut. Polonya sınırındaki Lviv kent merkezinde çatışma yaşanmazken kentin yakınlarında çatışmalar sürüyor. Lviv Belediye Başkanı Andriy Sadovyi, kent merkezine yakın Brody kasabasına helikopterlerle inen Rus askerleriyle Ukrayna askerleri arasında çatışma yaşandığını aktardı.

‘Sınırda bekleyen göçmenler Polonya’ya geçmeye çalışıyor’

Kentin Polonya sınırında ise binlerce göçmen sınırı geçmeyi bekliyor. Polonya’ya gitmeye çalışan Ukraynalı siviller, ülkenin Ukrayna sınırındaki Medyka sınır kapısında görüntülendi. Polonya Özel Hizmetler Bakanı Sözcüsü Stanisław Żaryn, sınırdaki göçmenler için özel bir tren seferi başlatıldığını, sınıra 100 kilometre uzaklıktaki Przemysl kasabasına ulaşmalarını sağlamaya çalıştıklarını açıkladı.

Ukrayna ordusu, batıdaki Rivne ve kuzeybatıdaki Lutsk kentlerindeki halka hava saldırısı uyarısı yaparak sığınaklara inme çağrısında bulundu.

ÇERNİGİV:

Belarus sınırına yakın Çernigiv’de ise Rus tankları ilerliyor. Bölgedeki Koryukivka kentinde silahsız bir kalabalığın Rus tanklarının önüne çıkarak tankları durduğu yönünde sosyal medyada video paylaşıldı.

ÇERNOBİL BÖLGESİ:

Ülkenin kuzeyindeki Çernobil bölgesi ise Rus askerlerinin kontrolünde bulunmaya devam ediyor. Ukrayna askerleri nükleer tesisi ele geçiren Rus askerlerine karşı kent çevresinde bekleyişini sürdürürken çatışmaların belirli aralıklarla gerçekleştiği aktarılıyor. Çernobil nükleer patlama geçmişi nedeniyle halen radyoaktif seviyelerin yüksek olduğu bir bölge olması bakımından da kritik görülüyor.

‘Radyasyon seviyesi henüz tehdit edecek düzeyde değil’

Ukrayna Devlet Nükleer Düzenleme Müfettişliği (SNRIU) Çernobil bölgesinde Rus askeri araçların yüksek radyasyon seviyesi olan topraklı bölgeden geçmesinin radyasyon seviyesini yükselttiğini ancak henüz tehdit oluşturacak düzeyde olmadığını açıkladı. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) yaptığı açıklamada, Ukrayna’daki nükleer santrallerin güvenliğini tehdit edebilecek herhangi bir eylemden kaçınmaya çağırdı.

Financial Times, çatışma noktalarını gösteren Ukrayna haritası yayınlandı

BİLANÇO AĞIR: CAN KAYIPLARI ARTIYOR, YÜZLERCE TEÇHİZAT İMHA EDİLDİ

Öte yandan, taraflar çatışmaların bilançosuna ilişkin bilgiler paylaştı. Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, Rus ordusunun Ukrayna’nın askeri altyapısında yer alan 975 tesisi imha ettiğini açıkladı. Rus yetkili, “Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin 23 komuta ve iletişim merkezi, üç radar noktası, 31 S-300, Buk M-1 ve Osa uçaksavar füze sistemi, 48 radar istasyonu hedef alındı. Sekiz savaş uçağı ve yedi helikopter, 11 insansız hava aracı (İHA), iki adet Toçka-U taktik füzesi düşürüldü. 223 tank, 39 çok namlulu roketatar sistemi, 86 havan topu, 143 adet özel askeri araç imha edildi” bilgisi paylaştı. Ukrayna Savunma Bakanlığı ise şu açıklamayı yaptı: “706 Rus APC, 146 tank, 27 uçak, 26 helikopter, 2 gemi imha edildi.”

‘UKRAYNA’DAN GÖÇ EDENLERİN SAYISI 150 BİNİ AŞTI’

Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi ise “En az 64 sivil hayatını kaybetti, 240 sivil kayıp” bilgisi paylaştı. BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi de “150 binden fazla Ukraynalı mülteci, yarısı Polonya’ya, çoğu Macaristan, Moldova, Romanya ve ötesine olmak üzere komşu ülkelere geçti. Ukrayna’da yerinden edilme de büyüyor, ancak askeri durum sayıları tahmin etmeyi ve yardım sağlamayı zorlaştırıyor” açıklaması yaptı. 

Okumaya devam et

GÜNCEL

Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi

Yayınlanma:

|

Yazan:

Dernek ve Vakıflarda Güven Krizi: Yönetici İstismarı Bağışları, Kurumsal İtibarı ve Toplumsal Dayanışmayı Nasıl Çökertiyor?

Haber Analiz | Bankavitrini.com

Dernek ve vakıflar, toplumun en önemli sosyal sermaye kurumları arasında yer alır. Eğitimden sağlığa, kültür-sanattan afete kadar birçok alanda kamu hizmetini tamamlayıcı rol üstlenirler. Bu kurumların en büyük sermayesi ise para değil, güvendir.

Ancak son yıllarda gerek Türkiye’de gerekse dünyada bazı dernek ve vakıflarda ortaya çıkan yönetim zafiyetleri, usulsüzlük iddiaları, çıkar çatışmaları ve kişisel menfaat amaçlı uygulamalar yalnızca ilgili kurumu değil, aynı alanda faaliyet gösteren tüm sivil toplum kuruluşlarını olumsuz etkilemektedir.

Araştırmalar, bağışçıların en önemli karar kriterinin “kuruma duyulan güven” olduğunu gösteriyor. Güven kaybı yaşandığında bağışlar azalıyor, gönüllüler uzaklaşıyor, sponsorlar geri çekiliyor ve kurumların uzun yıllarda oluşturduğu itibar kısa sürede yok olabiliyor.

Dernek ve vakıfların gerçek sermayesi paradan önce güvendir

Bir şirket müşteri kaybettiğinde reklam yaparak yeni müşteri bulabilir.

Bir banka sermayesini artırabilir.

Bir sanayi şirketi yeni yatırımcı bulabilir.

Ancak; bir dernek veya vakıf güvenini kaybettiğinde yerine koyması en zor varlığını kaybetmiş olur.

Çünkü bağış;

  • zorunlu değildir,
  • tamamen gönüllülük esasına dayanır,
  • güven ortadan kalktığında ilk kesilen kaynak haline gelir.

Yönetici istismarının en sık görülen biçimleri

Her usulsüzlük mutlaka suç teşkil etmeyebilir; ancak etik açıdan ciddi güven kaybına yol açabilecek uygulamalar şunlardır:

Mali istismar

  • bağışların amacı dışında kullanılması
  • kayıt dışı harcamalar
  • şeffaf olmayan muhasebe
  • belge eksiklikleri

Yetki istismarı

  • kararların tek kişi tarafından alınması
  • yönetim kurulunun devre dışı bırakılması
  • aile bireylerinin yönetimde yoğunlaşması

Çıkar çatışması

  • yöneticilerin kendi şirketlerinden mal veya hizmet alınması
  • yakın akrabalara iş verilmesi
  • ihalesiz alımlar

İtibar istismarı

  • kurum adının kişisel kariyer için kullanılması
  • siyasi veya ticari çıkar sağlanması
  • bağışçı bilgilerinin amacı dışında kullanılması

Güven kaybının ilk etkisi bağışlarda görülür

Bağışçı psikolojisi oldukça nettir.

Bağış yapan kişi şunu düşünür: “Param gerçekten ihtiyaç sahiplerine ulaşıyor mu?”

Bu sorunun cevabı net değilse;

  • düzenli bağışlar durur,
  • yeni bağışçı kazanımı zorlaşır,
  • kurumsal sponsorlar uzaklaşır,
  • uluslararası fonlar risk görmeye başlar.

Akademik çalışmalar, dolandırıcılık veya varlık kötüye kullanımı haberlerinin ardından bağışların düştüğünü; etkin şeffaflık, kayıpların telafisi ve yönetişim reformlarının ise güveni kısmen yeniden tesis edebildiğini göstermektedir.

En büyük zarar masum dernek ve vakıflara olur

Bir kurumdaki skandal; aynı alanda çalışan yüzlerce dürüst kuruluşu da etkiler.

Örneğin;

Bir çocuk vakfında yaşanan mali usulsüzlük haberi; diğer çocuk vakıflarının da bağışlarını azaltabilir.

Bir sağlık derneğindeki skandal; tüm sağlık STK’larına duyulan güveni zayıflatabilir.

Bu durum literatürde “güven bulaşıcılığı” olarak da değerlendirilmektedir.

Gönüllüler de kurumdan uzaklaşır

Bağış kadar önemli diğer unsur; gönüllü insan kaynağıdır.

Güven kaybı yaşayan kurumlarda;

  • uzmanlar görev almak istemez,
  • genç gönüllüler ayrılır,
  • yönetim kurullarına kaliteli isim bulmak zorlaşır.

Sonuçta kurum yalnızca finansal değil; aynı zamanda insan sermayesini de kaybeder.

Kurumsal sponsorlar neden çekilir?

Büyük şirketler; Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) bütçelerini aktarırken şu kriterlere bakar:

  • bağımsız denetim
  • mali raporlar
  • yönetişim yapısı
  • itibar riski
  • şeffaflık

Şüpheli görülen kurumlar sponsorluk listelerinden çıkarılabilir.

Çünkü sponsor şirket de kendi marka değerini korumak ister.

Uluslararası fonlar ilk olarak yönetişime bakıyor

Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, uluslararası kalkınma kuruluşları; yalnızca proje kalitesine değil; aynı zamanda;

  • yönetim yapısına,
  • iç kontrol sistemine,
  • etik kurallara,
  • çıkar çatışması politikalarına,
  • bağımsız denetime

büyük önem veriyor. Güçlü iç kontrol, risk yönetimi ve bağımsız denetim mekanizmalarının yolsuzluk ve kaynak israfı riskini azalttığı uluslararası standartlarda vurgulanmaktadır.

Dünyadan dikkat çeken örnekler

Amerikan Kızılhaçı (American Red Cross)

Bazı afet bağışlarının kullanımına ilişkin eleştiriler sonrası kurum uzun süre kamuoyu baskısıyla karşılaştı.

Wounded Warrior Project (ABD)

Yönetim harcamaları ve lüks harcama iddiaları bağışlarda ciddi düşüşe neden oldu.

Oxfam

Bazı ülkelerde yaşanan etik skandallar sonrasında;

  • bağışlarda azalma,
  • üst yönetim değişikliği,
  • kapsamlı yönetişim reformları gündeme geldi.

Bu örnekler, tek bir yönetişim krizinin küresel ölçekte itibar kaybına yol açabileceğini gösteriyor.

İyi yönetişim nasıl sağlanır?

Uzmanlara göre güçlü bir dernek veya vakıfta şu mekanizmalar bulunmalıdır:

  • bağımsız denetim
  • düzenli faaliyet raporları
  • kamuya açık mali tablolar
  • yönetim kurulu etkinliği
  • etik komitesi
  • çıkar çatışması politikası
  • ihbar mekanizması
  • görev sürelerinin sınırlandırılması
  • profesyonel iç kontrol sistemi
  • dijital bağış izleme altyapısı

OECD, dürüstlük kültürünün ve yönetişim mekanizmalarının sadece yasal düzenlemelerden değil, bunların etkin uygulanmasından beslendiğini vurgulamaktadır.

Türkiye açısından çıkarılacak dersler

Türkiye’de binlerce dernek ve vakıf; eğitim, sağlık, afet, kültür, çevre ve sosyal yardım alanlarında çok önemli çalışmalar yürütüyor.

Ancak birkaç olumsuz örnek; bütün sektörün itibarını zedeleyebiliyor.

Bu nedenle;

  • şeffaflık
  • hesap verebilirlik
  • bağımsız denetim
  • profesyonel yöneticilik
  • güçlü iç kontrol

artık bir tercih değil, kurumsal sürdürülebilirliğin temel şartı haline gelmiş durumda.

Sonuç

Dernek ve vakıfların en büyük varlığı sahip oldukları bina, araç veya banka hesapları değildir.

Asıl sermayeleri; toplumun güvenidir.

Bu güvenin kaybedilmesi;

  • bağışların azalmasına,
  • gönüllülerin uzaklaşmasına,
  • kurumsal sponsorların çekilmesine,
  • uluslararası fonların kesilmesine,
  • sosyal projelerin durmasına,
  • en önemlisi ise toplumun dayanışma kültürünün zayıflamasına neden olur.

Bir yöneticinin kısa vadeli kişisel çıkarı için yaptığı hata, yalnızca temsil ettiği kuruma değil; aynı amaca hizmet eden yüzlerce dürüst sivil toplum kuruluşuna da zarar verebilir. Bu nedenle güçlü yönetişim, etik yönetim ve hesap verebilirlik; dernek ve vakıflar için yalnızca hukuki bir yükümlülük değil, varlıklarını sürdürebilmelerinin temel güvencesidir.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Bankacılara da Yeşil Pasaport Verilsin

Yayınlanma:

|

Kamu Bankası Çalışanına Yok, Bazı Meslek Gruplarına Var… Tartışma Büyüyor

Türkiye’de yeşil pasaport (hususi damgalı pasaport) uzun yıllardır belirli kamu görevlileri ve bazı özel statülü meslek gruplarına tanınan önemli bir ayrıcalık olarak uygulanıyor. Son dönemde ise bu kapsamın genişletilmesine yönelik peş peşe kanun teklifleri TBMM’ye sunulurken; ülke ekonomisinin en stratejik sektörlerinden biri olan bankacılık sektörünün bu hakkın tamamen dışında bırakılması sektör içinde yeniden tartışılmaya başlandı. Meclis gündemine mühendislerden mimarlara, diş hekimlerinden veteriner hekimlere kadar birçok meslek grubu için yeşil pasaport teklifleri gelirken, yaklaşık 200 bini aşkın bankacıyı temsil eden sektör için bugüne kadar benzer bir düzenleme bulunmuyor.

Bankacılar neden bu talebi dile getiriyor?

Bankacılık artık yalnızca kredi kullandıran klasik bir sektör olmaktan çıktı.

Bugün bankacılar;

  • Uluslararası finans kuruluşlarıyla çalışıyor,
  • Avrupa ve ABD’deki regülasyonları takip ediyor,
  • Basel kriterleri,
  • AML/KYC,
  • FATF,
  • ESG,
  • Dijital bankacılık,
  • Yapay zeka,
  • Siber güvenlik,
  • SWIFT,
  • uluslararası ödeme sistemleri gibi konularda sürekli yurtdışı temasları yürütüyor.

Özellikle;

  • dış ticaret finansmanı,
  • proje finansmanı,
  • yatırım bankacılığı,
  • sendikasyon kredileri,
  • ihracat finansmanı,
  • fintech iş birlikleri

gibi alanlarda çalışan binlerce bankacı yıl içerisinde çok sayıda uluslararası seyahat gerçekleştirmek zorunda kalıyor.

Bankacılık sektörü temsilcilerine göre bu durum, yeşil pasaport talebinin temel gerekçelerinden biri haline geliyor.

Kamu bankalarında çalışanlar da alamıyor

İşin dikkat çeken yönlerinden biri ise;

Türkiye’nin en büyük kamu bankaları olan;

  • Ziraat Bankası
  • Halkbank
  • VakıfBank

çalışanlarının büyük bölümünün de yeşil pasaport hakkına sahip olmaması.

Sadece özelleştirme öncesi belirli statülerde görev yapan bazı eski personeller için geçmişten gelen özel hükümler bulunurken, günümüzde göreve başlayan kamu bankası çalışanları bu kapsamın dışında kalıyor.

Bu nedenle sektör içinde; “Kamu adına çalışan bankacıya bile yeşil pasaport verilmezken, farklı birçok meslek grubu için yeni teklifler hazırlanıyor” eleştirileri dile getiriliyor.

Kimler bugün Yeşil Pasaport alabiliyor?

Mevcut mevzuata göre başlıca gruplar şunlar:

Kamu kesimi

  • 1., 2. ve 3. derece devlet memurları
  • Aynı derecedeki bazı sözleşmeli kamu görevlileri
  • Emekli olduktan sonra bu hakkı koruyan kamu görevlileri

Siyasi görevler

  • Eski milletvekilleri
  • Eski bakanlar

Yerel yönetimler

  • Büyükşehir belediye başkanları
  • İl ve ilçe belediye başkanları (görev süresince)

Devlet sporcuları

Uluslararası başarı kazanmış devlet sporcuları

İhracatçılar

Belirli ihracat hacmini sağlayan ihracatçı firmaların yetkilileri de belirli kontenjanlar dahilinde hususi damgalı pasaport alabiliyor.

TBMM’de hangi meslek grupları için teklifler var?

Son dönemde Meclis’e sunulan teklifler incelendiğinde kapsamın giderek genişletilmeye çalışıldığı görülüyor.

Mühendisler

En az 15 yıl kıdeme sahip TMMOB üyeleri için yeşil pasaport verilmesini öngören teklif İçişleri Komisyonu’nda bekliyor.

Mimarlar

Mühendislerle birlikte teklif kapsamında yer alıyor.

Diş Hekimleri

15 yıl kıdeme sahip diş hekimleri için teklif verildi.

Veteriner Hekimler

Aynı teklif içerisinde bulunuyor.

Avukatlar

Belirli kıdeme sahip avukatlara yönelik farklı kanun teklifleri de Meclis gündemine taşındı.

Bankacılar neden kapsam dışında?

Aslında bankacılık;

  • Türkiye’nin finansal istikrarını yöneten,
  • ihracatı finanse eden,
  • yatırımları organize eden,
  • dış finansmanı sağlayan,
  • uluslararası sermaye girişlerinde kritik rol oynayan

stratejik sektörlerden biri.

Bugün;

  • sendikasyon kredileri,
  • Eurobond işlemleri,
  • IFC,
  • EBRD,
  • Dünya Bankası,
  • Asya Altyapı Yatırım Bankası,
  • uluslararası yatırım fonları

ile sürekli temas halinde çalışan binlerce bankacı bulunuyor.

Buna rağmen sektör çalışanlarının hiçbirinin meslekleri nedeniyle yeşil pasaport hakkı bulunmuyor.

Dünyadaki uygulamalar ne gösteriyor?

Birçok ülkede pasaport ayrıcalıkları daha çok diplomatik statüye bağlı olarak veriliyor.

Ancak iş insanlarına ve stratejik sektör çalışanlarına;

  • hızlı vize,
  • uzun süreli çok girişli vizeler,
  • fast-track uygulamaları,
  • güvenilir yolcu programları

gibi kolaylıklar sağlanıyor.

Türkiye’de ise bu kolaylıkların önemli bölümü ihracatçılar için uygulanırken bankacılık sektörü aynı kapsamda değerlendirilmiyor.

Sektörün ekonomik büyüklüğü

Türk bankacılık sektörü;

  • yaklaşık 200 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor,
  • Türkiye ekonomisinin finansmanını yürütüyor,
  • yüz milyarlarca dolarlık dış finansman işlemlerini organize ediyor,
  • ihracat finansmanının ana aktörü konumunda bulunuyor.

Bu nedenle sektör temsilcileri; “uluslararası rekabet gücü açısından bankacılara da belirli kriterlerle yeşil pasaport verilmesi gerektiğini” savunuyor.

Olası model ne olabilir?

Tüm bankacılara sınırsız bir hak yerine;

örneğin;

  • en az 15 yıl kıdeme sahip,
  • BDDK lisanslı bankalarda çalışan,
  • uluslararası işlemlerde görev yapan,
  • belirli unvan seviyesine ulaşmış

bankacılar için kademeli bir model oluşturulabileceği ifade ediliyor.

Benzer kriterler ihracatçılar ve bazı meslek grupları için zaten uygulanıyor.

Bankavitrini Analizi

Kamu yönetimi, yeşil pasaportu yıllar içinde yalnızca kamu görevlilerine özgü bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp belirli ekonomik ve mesleki katkı sağlayan grupları da kapsayacak şekilde genişletmeye başladı.

Mühendisler, mimarlar, diş hekimleri, veteriner hekimler ve avukatlar için peş peşe teklifler hazırlanırken; Türkiye ekonomisinin finansmanını sağlayan bankacılık sektörünün bu tartışmaların dışında kalması dikkat çekiyor.

Özellikle kamu bankalarında görev yapan ve kamu adına uluslararası finansal ilişkileri yöneten profesyoneller açısından da bu durum “eşitlik” tartışmasını beraberinde getiriyor.

Bankacılara yeşil pasaport verilmesi, yalnızca bir seyahat kolaylığı değil; Türkiye’nin finans sektörünün uluslararası rekabet gücünü artırabilecek, finans diplomasisini destekleyebilecek ve sektör çalışanlarına verilen kurumsal değerin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde TBMM gündemine bankacılık sektörü için de benzer bir kanun teklifinin gelip gelmeyeceği, finans çevrelerinin yakından takip edeceği başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Yurt Dışı Eğitim mağdurları: Chargeback ile Para İadesi Alabilir

Yurt Dışındaki Okula Kayıt Yaptırıp Eğitim Alamayan Öğrenciler Dikkat! Kredi Kartıyla Ödenen Eğitim Ücretleri Geri Alınabilir mi?

Yayınlanma:

|

Alınmayan Hizmet İçin Chargeback (Ters İbraz) Hakkı Gündemde

Son dönemde özellikle dil okulları, yaz okulları, üniversite hazırlık programları ve özel eğitim kurumlarına kayıt yaptıran çok sayıda Türk öğrenci ve veli; vize reddi, okulun kapanması, programın iptal edilmesi, eğitimin başlamaması veya vaat edilen hizmetin sunulmaması gibi nedenlerle önemli mağduriyetler yaşamaya başladı.

Bu mağduriyetlerin önemli bir bölümünde ödemeler kredi kartı ile gerçekleştirildi.

Oysa birçok tüketicinin bilmediği önemli bir hak bulunuyor: Kredi kartıyla ödenen ancak karşılığında hizmet alınamayan eğitim ücretleri için bankaya “Chargeback (Ters İbraz / Harcama İtirazı)” başvurusu yapılabiliyor.

Bankacılık sektörü açısından bu süreç oldukça teknik olmakla birlikte, uluslararası kart kuruluşlarının kuralları tüketicilere önemli korumalar sağlıyor.

Bankaya Başvurmak İlk Adım

Öncelikle unutulmaması gereken konu şudur: Burada dava açılması ilk aşama değildir.

İlk yapılması gereken işlem; Ödemeyi yapılan kredi kartını çıkaran bankaya harcama itirazında bulunmaktır.

Bu işlem bankacılık sektöründe;

  • Chargeback
  • Ters İbraz
  • Harcama İtirazı
  • Dispute

olarak adlandırılır.

Chargeback Nedir?

Chargeback; Kart sahibinin; “Ben bu hizmeti alamadım” veya “Satıcı sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmedi” iddiasıyla bankasından yaptığı resmi geri ödeme talebidir.

Burada dikkat edilmesi gereken konu; Bu hak yalnızca dolandırıcılık işlemleri için değildir.

Aynı zamanda;

  • hizmet verilmemesi
  • eksik hizmet
  • iptal edilen organizasyon
  • kapanan okul
  • hiç başlamayan eğitim

gibi durumlarda da kullanılabilir.

Eğitim Hizmeti İçin de Geçerlidir

Visa ve Mastercard kurallarına göre; “Hizmet sunulmaması” chargeback sebeplerinden biridir.

Bu nedenle;

  • yurtdışı dil okulu
  • üniversite
  • yaz okulu
  • eğitim danışmanlığı
  • sertifika programı

gibi eğitim hizmetleri de kapsam içine girebilir.

Hangi Durumlarda Para Geri Alınabilir?

En sık karşılaşılan örnekler şunlar:

1- Okul hiç açılmadı

Ödeme yapıldı.

Ancak okul faaliyet göstermedi.

2- Eğitim başlamadı

Kayıt yapıldı.

Ancak eğitim verilmedi.

3- Vize reddi sonrası okul ücret iadesi yapmadı

Bazı sözleşmelerde; Vize reddinde ücret iadesi yazmasına rağmen ödeme yapılmayabiliyor.

4- Okul iflas etti

Faaliyet durduğu için hizmet alınamadı.

5- Danışman firma ortadan kayboldu

Ödeme alınmasına rağmen okul kaydı yapılmadı.

6- Eğitim çevrimiçine çevrildi

Yüz yüze eğitim vaat edilmesine rağmen tamamen farklı hizmet sunuldu.

7- Eğitim iptal edildi

Program hiç başlamadı.

Banka Süreci Nasıl İşliyor?

Süreç genel olarak şu şekilde ilerliyor.

1. Kart sahibi bankaya başvuruyor.

Belgelerini sunuyor.

2. Banka inceleme yapıyor.

3. Kart kuruluşuna (Visa/Mastercard) başvuruyor.

4. İşlem iş yerine iletiliyor.

5. İş yeri savunma yapıyor.

6. Haklı bulunursa ücret karta iade ediliyor.

Bankaya Hangi Belgeler Verilmeli?

Ne kadar güçlü belge sunulursa başarı ihtimali de o kadar yükseliyor.

Örneğin;

  • ödeme dekontu
  • kredi kartı ekstresi
  • okul sözleşmesi
  • kayıt belgesi
  • kabul mektubu
  • e-postalar
  • okulun iptal yazısı
  • vize reddi
  • hizmet verilmediğine ilişkin belgeler
  • danışman firma yazışmaları
  • ücret iadesinin reddedildiğini gösteren cevaplar

başvuru dosyasına eklenebilir.

Süre Sınırı Var mı?

Evet.

Chargeback işlemlerinde süre önemlidir.

Kart kuruluşlarının kurallarına göre başvuru süreleri işlem türüne göre değişebilmekle birlikte, hizmetin verilmesi gereken tarihten itibaren belirli süreler içinde itiraz edilmesi gerekir.

Bu nedenle mağduriyet oluşur oluşmaz bankaya başvurmak önem taşır.

Gecikme, hak kaybına yol açabilir.

Banka Başvuruyu Reddederse Ne Olur?

Her ret kararı kesin değildir.

Tüketici;

  • ek belge sunabilir,
  • yeniden değerlendirme talep edebilir,
  • tüketici hakem heyeti veya mahkemeye başvurabilir (uyuşmazlığın niteliğine göre),
  • gerekirse uluslararası kart kuralları kapsamında bankanın süreci nasıl yürüttüğünü sorgulayabilir.

Havale ile Ödeyenler Aynı Hakka Sahip mi?

Hayır.

Burada önemli fark oluşuyor.

Kredi kartı

Chargeback uygulanabilir.

Havale

Chargeback mekanizması yoktur.

Bu durumda;

  • sözleşme hükümleri,
  • hukuk davaları,
  • icra yolları

ön plana çıkmaktadır.

Dolayısıyla kredi kartıyla ödeme yapanlar önemli bir avantaja sahip olabiliyor.

Yurt Dışı Eğitim Sektöründe Yeni Risk

Son yıllarda;

  • artan döviz kuru,
  • bazı eğitim kurumlarının mali sorunları,
  • vize süreçlerinin uzaması,
  • öğrenci sayılarındaki dalgalanma

nedeniyle uluslararası eğitim sektöründe iptal edilen program sayısı da arttı.

Özellikle pandemi sonrası birçok ülkede eğitim modeli değişirken, bazı okullar hibrit veya çevrimiçi modele geçti.

Bu durum da yeni uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden oldu.

Bankalar Açısından Risk

Chargeback sayısındaki artış; bankalar açısından da operasyonel yük oluşturuyor.

İhraççı banka; müşterisini korurken, iş yeri bankası (Acquirer) ise satıcıyı temsil ediyor.

Dolayısıyla;

  • belge incelemeleri
  • uluslararası kart kuralları
  • zaman yönetimi
  • hukuki değerlendirmeler

önem kazanıyor.

Eğitim Kurumları Açısından Sonuç

Chargeback oranı yükselen kurumlar;

  • daha yüksek komisyon ödeyebilir,
  • riskli iş yeri olarak sınıflandırılabilir,
  • ödeme alma kabiliyetini kaybedebilir,
  • kart kabul sözleşmeleri sona erebilir.

Bu nedenle eğitim kurumlarının sözleşme hükümlerine uygun davranmaları ve iptal/iade süreçlerini şeffaf yürütmeleri kritik önem taşıyor.

Uzmanlar Ne Öneriyor?

Uzmanlar, yurt dışı eğitim hizmeti satın almadan önce şu noktalara dikkat edilmesini öneriyor:

  • Sözleşmede iade koşullarını ayrıntılı okuyun.
  • Vize reddi halinde uygulanacak prosedürü yazılı olarak teyit edin.
  • Ödemeleri mümkünse kredi kartıyla yapın.
  • Tüm yazışmaları saklayın.
  • Hizmet sunulmadığında beklemeden bankanıza harcama itirazında bulunun.
  • Başvurunuza mümkün olduğunca fazla belge ekleyin.

Bankacılık Sektörü Açısından Değerlendirme

Dijital ödemelerin hızla arttığı günümüzde kredi kartı yalnızca bir ödeme aracı değil, aynı zamanda tüketici açısından önemli bir koruma mekanizması sunuyor.

Uluslararası kart sistemlerinin geliştirdiği Chargeback (Ters İbraz) uygulaması, tüketicilerin hiç alamadıkları veya sözleşmeye uygun şekilde sunulmayan hizmetler nedeniyle mağdur olmalarını önlemeyi amaçlıyor.

Özellikle yurt dışı eğitim, turizm, havayolu, etkinlik organizasyonları ve dijital hizmetlerde bu mekanizma her geçen yıl daha fazla kullanılıyor.

Bankalar açısından ise bu süreç, hem müşteri memnuniyetini korumak hem de uluslararası kart kuruluşlarının kurallarına uyum sağlamak bakımından büyük önem taşıyor.

Özet

Yurt dışında eğitim almak amacıyla kayıt yaptıran ancak çeşitli nedenlerle eğitim hizmetinden yararlanamayan öğrenciler ve veliler için kredi kartıyla yapılan ödemelerde chargeback (ters ibraz) önemli bir hukuki ve finansal başvuru yolu olabilir. Ancak her olay kendi sözleşmesi, ödeme şekli ve hizmetin sunulmama nedenine göre ayrı değerlendirilir. Başvurunun güçlü belgelerle ve gecikmeden yapılması, sürecin başarı şansını artırır.

Not: Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Chargeback başvurularının kabulü; Visa ve Mastercard kuralları, kartı çıkaran bankanın incelemesi, iş yerinin savunması ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Her hizmetin otomatik olarak iade edileceği anlamına gelmez.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist    www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.