Connect with us

BANKA HABERLERİ

Ziraat Bankasında skandallar bitmiyor : ‘kur vurgunu’ örtbas mı edildi?

Ziraat Bankası eski yöneticisi Mustafa Şahin’in 4 bin ayrı döviz alım satım işlemiyle milyonlarca lira haksız kazanç elde ederken, bankaya 2,5 milyon lira zarar ettirdiği iddiası Meclis’e taşındı.

Yayınlanma:

|

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Ahmet Şık’ın gündeme getirdiği iddiaya göre Ziraat Bankası İstanbul 1. Bölge Yöneticisi olarak görev yapan Mustafa Şahin, emekli edildiği 2017 sonuna kadar bankadan güncel döviz kurunun altında milyonlarca TL’lik döviz alıp satarak servet sahibi oldu. Aynı zamanda banka iştiraklerinde de görev yapan Şahin’ın bu dönemde, 4 bin adet döviz alım-satım işlemi yoluyla yaklaşık 2,5 milyon TL’lik görev zararına da neden olduğu belirtiliyor.

‘ÖRTBAS EDİLDİ, BİR MEMUR EMEKLİ EDİLDİ’

Ahmet Şık, normal şartlarda suç/zarar tespiti yapılan raporun ardından savcılığa suç duyurusu yapılması gerekirken Şahin’in bankanın zarar ettiği 2,5 milyon TL’yi ödemesi koşuluyla emekli edilerek, olayın örtbas edildiğini söyledi.

Milletvekili Ahmet Şık, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması talebiyle Meclis’e sunduğu soru önergesinde, banka bünyesinde yürütülen soruşturmada elde edilen bulgular sonucunda, işlemlere aracılık yapılan bir memurun işine son verilip verilmediğine de yanıt aradı. Mustafa Şahin hakkında ise adli makamlara müracaat edilmediği ve uzlaşı yapılarak bu kişinin emekli edildiği belirtildi. İleri Haber‘de yer alan habere göre kurum içi soruşturmanın soruşturma sonucunda yöneticilerle ilgili adım atılmazken, işlemlerde görevli memurun işine son verildiğini öğrendi.

Soru önergesinde, o dönem işlemleri soruşturan teftiş kurulunun başkanı olan Mehmet Şükrü Taşçı’nın halen Ziraat Bankası Kredi Tahsis ve Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı olan Mehmet Şükrü Taşçı olabileceği iddiasına da yer verilirken, bu kişinin terfisinde söz konusu usulsüzlükler karşısındaki tavrının etkili olabileceği öne sürüldü.

‘BÜYÜK İŞLEMLERDE GENEL MÜDÜR YARDIMCISININ DA BİLGİ SAHİBİ OLMASI GEREKİYOR’

Bankanın döviz işlemleriyle ilgili bilgi sahibi bir kaynak, İleri Haber’e yaptığı değerlendirmede ise 200 bin doların üstündeki işlemlerde, Genel Müdür Yardımcısı’na da bilgi verilmek zorunda olunduğuna dikkat çekti ve şu değerlendirmeyi yaptı:

“200 bin doların üzerindeki işlemler söz konusu olduğunda alış-satış onayı, nakit pozisyonunu takip eden hazine birimi tarafından veriliyor. Kuru belirlerken elindeki döviz pozisyonuna bakan birim, eğer elindeki rezerv güçlü ise rekabetçi kur (düşük seviye) üzerinden satışa onay verebiliyor. Büyük hacimli işlemlerde Ziraat Bankası’nın hazineden sorumlu genel müdür yardımcısının da bilgi sahibi olması gerekiyor. Bahsi geçen yoğunluk ve hacimdeki işlemler genel merkez yöneticilerinden habersiz yapılamaz.”

‘O DÖNEM KAMBİYO MUAMELE VERGİSİ YOKTU, KAZANÇ ÇOK DAHA YÜKSEK OLABİLİR’

Satış işlemleri yapıldığı dönemde kambiyo muamele vergisinin de olmadığını hatırlatan kaynak, bu sayede kazancın çok daha yüksek olduğunu belirtti.

Öte yandan döviz kurlarındaki yükseliş üzerine Merkez Bankası’nın döviz satışı Hazine aracılığıyla ve kamu bankaları üzerinden yapılmaya başlanmış, spekülasyona açık daha düşük kurdan satışlar üzerinden büyük bir kamu zararı oluşmuştu. Prof. Dr. Mustafa Özer’e göre söz konusu toplam zarar 250 milyar TL’yi buluyor.

HALKBANK ‘YANLIŞLIKLA’ YARI FİYATINA DÖVİZ SATMIŞTI

Öte yandan 31 Ağustos 2018 Cuma akşamı yaklaşık yarım saat boyunca Halkbank sistemleri üzerinden düşük kurdan dolar satışı yapılmıştı. Cuma gecesi Dolar/TL kuru 6,50’nin üzerindeyken Halkbank internet sitesine girenler, 3,72 seviyesinden dolar satımı gerçekleştiğini görmüş, konu sosyal medyada büyük tartışma yaratmıştı.

Konunun duyulmasının ardından Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan açıklama yapmış ve toplamda 4,6 milyon dolarlık işlem gerçekleştirildiğini ve bunların iptal edildiğini söylemişti.  Arslan, ‘hata’nın nedenine ilişkinse şunları söylemişti: “Kur bilgisi hatalı girilmiş değildir ama ülkeler arası faiz makasının bir düzeltme faktörü olarak kura olan etkisinden kaynaklanan bir yanlış giriş vardır. İlk defa böyle bir hata ile karşılaştık.”

20 SORU

Ahmet Şık’ın soru önergesinde ise Ziraat Bankası’ndaki söz konusu işlemlere ilişkin 20 soru yer aldı:

1- Ziraat Bankası İstanbul Bölge Yöneticisi olarak görev yapmakta olan Mustafa Şahin adlı şahıs emekli olduğu 2018 yılına kadar, Ziraat Bankası’nda hangi tarihlerde hangi görevlerde bulunmuştur, bugün banka ile herhangi bir bağlantısı var mıdır?

2- Bir dönem bankada Genel Müdür Yardımcılığı ve Teftiş Kurulu Başkanı olarak da çalışan M. Şahin adlı şahsın bu bankada çalıştığı süre boyunca mal beyanları dikkate alındığında, kendisi hakkında herhangi bir inceleme ya da soruşturma yapılmış mıdır?

3- M. Şahin adlı şahsın kur spekülasyonu marifeti ile aşırı zenginleşmesi ve kamu zararına neden olduğu iddiası doğru mudur? Doğru ise şahsı hakkında ne işlem yapılmıştır?

4- M. Şahin adlı şahsın Bölge Yöneticiliği yaptığı süre zarfında hızlı zenginleşmesi Banka Teftiş Kurulu ya da BDDK nezdinde herhangi bir takibata konu olmuş mudur? Takibatın safahatı ne olmuştur?

5- M. Şahin adlı şahıs banka iştiraklerinde de görev almış, bu yapılardan da maddi kazanç sağlamış mıdır?

6- Banka teftiş kurulunun ilgili şahıs ile ilgili olarak yürütmüş olduğu bilinen soruşturmaya ilişkin detaylar; tarih, kapsam, süreç, bulgular nedir?  Soruşturma kapsamında işine son verilen herhangi bir banka çalışanı söz konusu mudur? Bu çalışanın işine sor verilme nedeni nedir?

7- Soruşturma raporu, kanuni rapora dönüştürülüp adli makamlara iletilmiş midir, iletilmiş ise hangi tarihlerde hani makamlara iletilmiştir? İletilmemiş ise sebepleri nedir?

8- Soruşturma neticesinde ortaya çıktığı iddia edildiği üzere, bu şahsın kur spekülasyonu yolu ile 4 bin adet döviz alım-satım işlemi gerçekleştirdiği doğru mudur? Şahsın görevini kötüye kullanarak bu işlemler ile elde ettiği paranın miktarı nedir, bu işlemler hangi tarihlerde hangi miktarlarda yapılmıştır? Bu işlemler sonucunda bankanın ya da işlemin yapıldığı şubenin uğratıldığı zarar miktarı nedir?

9- Şahsın bu işlemlerini soruşturan teftiş kurulunun o dönem üyeleri kimlerdir? Bu kimseler bugün banka ile herhangi bir ilişki içinde midir? Dönemin teftiş kurulu başkanı olan Mehmet Şükrü Taşçı ile bugün Ziraat Bankası Kredi Tahsis ve Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı olan Mehmet Şükrü Taşçı aynı kimseler midir?

10- Bu kişinin bugün Genel Müdür Yardımcısı olmasının bu tip soruşturmalarda gösterdiği “liyakat” ile ilgisi ne kadardır?

11- Soruşturmayı yürüten kurula başkanlık eden bu kişinin ve bağlı bulunduğu Yönetim Kurulu Üyelerinin, Genel Müdür ve diğer yetkililerin soruşturma üzerinde yetki ve sorumluluğu nedir? Ne ölçüde buna uygun davranmıştır ne ölçüde ihlallerde bulunmuştur?

12- Bugüne dek banka teftiş kurullarından herhangi birinin, herhangi bir soruşturma kapsamında kusurlu ya da kasıt içinde olduğuna ilişkin durumlar söz konusu olmuş mudur?

13- Banka yönetiminin bu tip soruşturmalara kayıtsız kalmasının nedenleri arasında, emsal teşkil edebilecek türde bulgulardan kaçınmak da bulunmakta mıdır?

14- Adı geçen şahsın, kendisi hakkında yürütülen bu soruşturma kapsamında 22.11.2017 tarihinde ve sonrasında bankanın hazine operasyonları hesabına peyderpey olmak üzere toplamda 2.500.000 TL göndermesi ve ardından emekli olması soruşturmanın “tatlıya bağlandığına” mı işarettir?

15- Bu para transferinin gerçekleşmesi için kimler aracı olmuş, böyle bir “uzlaşmaya” kimler taraf olmuş ve kimler soruşturmanın adli makamlara ulaşmasına, soruşturmanın derinleşmesine engel olmuş ve bu uzlaşmadan pay almıştır?

16- Banka teftiş kurulunun buna benzer şekilde son 10 yıl içinde yürüttüğü kaç işlem söz konusudur? Kaç işlem kurum içinde resmi olarak sonuçlandırılmış, kaç işlem ise adli makamlara intikal ettirilmiştir?

17- Banka teftiş kurullarının yürüttüğü soruşturmalardan kaçı sonuçsuz kalmış, kaçı anılan şekilde “tatlıya bağlanmıştır”?

18- Banka yönetiminde yer almış kişiler içinden benzer şekilde kur spekülasyonlarından kazanç sağladığı tespit edilen ve benzer şekilde bir soruşturmaya konu olmuş kimseler var mıdır? Bu kişiler kimlerdir ve hangi görevlerde bulunmuşlardır? Bu kişiler bugün hangi görevlerdedirler?

19- Banka yönetimlerinin kur spekülasyonlarından zenginleşmesine mani olması gereken ve bu tip hareketleri denetleyen ne gibi mekanizmaları vardır, bu mekanizmalarda yetki ve sorumluluk kimlerdedir?

20- Yönetimi Cumhurbaşkanlığı’nca belirlenen Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, bu gibi iddialar hakkında hangi işlevi görmektedir?

DUVAR

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem

İhracatçıya reeskont kredisi desteğinde yeni dönem: BSMV istisnası genişletildi

Yayınlanma:

|

Kısa ve uzun vadeli reeskont kredilerinin tamamı BSMV istisnası kapsamına alındı. Finansman maliyeti yüzde 23,95 olan reeskont kredilerinde vergi yükünün kaldırılması, ihracatçıların kredi maliyetini aşağı çekecek. Günlük kredi limiti de 5 milyar TL’ye yükseltilmiş durumda.

İhracatçıların uzun süredir beklediği finansman maliyetini azaltacak önemli bir düzenleme yürürlüğe girdi. 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde uygulanan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnasının kapsamı genişletildi.

Düzenlemeyle daha önce kısa vadeli reeskont kredileri açısından uygulanan istisna, uzun vadeli reeskont kredilerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece TCMB kaynaklı reeskont kredilerinin tamamında ihracatçı açısından önemli bir maliyet kalemi ortadan kaldırılmış oldu.

Ticaret Bakanlığı da düzenlemenin amacını, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve finansman maliyetlerini düşürmek olarak açıkladı.

Reeskont kredisinde maliyet yüzde 23,95

Düzenlemenin önemini anlamak için reeskont kredilerindeki son değişikliklere bakmak gerekiyor.

TCMB ile Ticaret Bakanlığı’nın ihracat finansmanına yönelik çalışmaları kapsamında reeskont kredilerinde son dönemde önemli iyileştirmeler yapıldı. Reeskont kredilerinin finansman maliyeti yüzde 23,95’e indirildi.

Bunun yanında;

  • Daha önce 300 milyon TL olan günlük reeskont kredi limiti 5 milyar TL’ye çıkarıldı.
  • Firma başına günlük kredi limiti 45 milyon TL’den 60 milyon TL’ye yükseltildi.
  • Yabancı para cinsi reeskont kredi limiti 5 milyon dolara çıkarıldı.
  • Toplam reeskont kredi programı bütçesi 1 milyar dolar olarak oluşturuldu.
  • Reeskont kredilerinde ilave döviz alma zorunluluğu kaldırıldı.
  • Net ihracatçı uygulaması yerine “ihracatçı skoru” uygulamasına geçildi.

TCMB’nin önceki düzenlemeleri de reeskont kredilerinde firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik olmuştu. Örneğin 2025 sonunda TL reeskont kredilerinin günlük limiti artırılmış, firma başına günlük limit 60 milyon TL’ye yükseltilmiş ve YP reeskont kredilerinde firma limiti 5 milyon dolara çıkarılmıştı.

Asıl kritik değişiklik: Uzun vadeli kredi de istisna kapsamında

Yeni düzenlemenin ihracatçı açısından en önemli tarafı ise vade ayrımının ortadan kaldırılması.

Ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde artık yalnızca kısa vadeli krediler değil, uzun vadeli reeskont kredileri de BSMV istisnasından yararlanabilecek.

Bu, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek, üretim ve ihracat döngüsü uzun olan firmalar açısından önemli.

Çünkü ihracatçı açısından kredi faizinin yanında kredi üzerindeki vergi yükü de toplam finansman maliyetini artırıyor. BSMV’nin kaldırılmasıyla birlikte kredi maliyetinde doğrudan bir düşüş meydana geliyor.

Örneğin:

Finansman maliyetinin yüzde 23,95 olduğu varsayıldığında ve BSMV’nin yüzde 5 olduğu standart yapı dikkate alındığında, yalnızca faiz üzerinden oluşan BSMV yükü teorik olarak maliyeti yüzde 25,15 seviyesine taşıyabilecek bir etki yaratıyor.

Dolayısıyla istisna, özellikle yüksek tutarlı ve uzun vadeli kredilerde ihracatçı açısından milyonlarca liralık maliyet avantajına dönüşebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise BSMV’nin kaldırılmasının faiz oranını değiştirmediği, faiz üzerinden doğabilecek vergi yükünü ortadan kaldırdığıdır.

5 milyar TL günlük limit önemli

Düzenlemenin BSMV boyutu kadar önemli diğer tarafı ise reeskont kredi programının kapasitesinin ciddi şekilde artırılmış olması.

300 milyon TL’den 5 milyar TL’ye çıkarılan günlük limit, yaklaşık 16,7 katlık bir artış anlamına geliyor.

Bu durum reeskont kredisinin artık yalnızca sınırlı sayıdaki ihracatçı için kullanılan bir finansman aracı olmaktan çıkarılıp daha geniş bir ihracatçı kitlesine ulaştırılmasının hedeflendiğini gösteriyor.

TCMB’nin reeskont kredileri, vadeli ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlerden doğan alacakların bankalar aracılığıyla Merkez Bankası reeskontuna götürülmesi yoluyla ihracatçıya finansman sağlanmasına dayanıyor.

İhracatçı açısından ne değişiyor?

Yeni düzenlemeyi yalnızca “vergi istisnası” olarak görmek eksik olur.

Aslında üç ayrı kanal aynı anda çalışıyor:

1. Kredi maliyeti düşüyor.
BSMV istisnasının genişletilmesi özellikle uzun vadeli kredilerde finansman yükünü azaltıyor.

2. Krediye erişim kapasitesi artıyor.
Günlük limitin 5 milyar TL’ye çıkarılması, programın toplam kullandırım kapasitesini ciddi biçimde büyütüyor.

3. İhracatçının bilançosu rahatlıyor.
Finansman maliyetinin düşmesi, ihracatçı şirketlerin faiz giderlerini azaltarak faaliyet kârlılığı ve nakit akışı üzerinde olumlu etki yaratabilir.

Bu nedenle düzenleme sadece bankacılık sektörü açısından değil, sanayi şirketlerinin maliyet yapısı ve ihracat rekabetçiliği açısından da önemli.

“Ucuz kredi” tek başına yeterli mi?

Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.

Reeskont kredilerinin maliyetinin düşürülmesi ihracatçı için önemli bir avantaj olsa da, krediye erişimin fiilen ne kadar kolaylaşacağı bankaların tahsis politikalarına ve ihracatçıların kredi değerliliğine de bağlı.

Dolayısıyla 5 milyar TL’lik günlük limitin artırılması tek başına yeterli değil. Bu kaynağın özellikle finansmana erişimde zorlanan KOBİ’lere, emek yoğun sektörlere ve ihracat potansiyeli yüksek firmalara ne ölçüde ulaşacağı kritik olacak.

TCMB’nin reeskont uygulamalarında son dönemde KOBİ’lerin erişimini ve ihracat performansını dikkate alan mekanizmalar da öne çıkıyor.

Bankalar açısından da önemli

Düzenlemenin bir başka boyutu ticari bankalar.

Reeskont kredileri bankalar üzerinden kullandırıldığı için BSMV istisnasının kapsamının genişletilmesi, bankaların ihracatçı müşterilerine sunduğu reeskont finansmanının maliyet yapısını etkiliyor.

Bu nedenle yeni düzenleme “ihracatçıya vergi indirimi”nden ziyade, TCMB kaynaklı sübvansiyon niteliğindeki uygun maliyetli finansmanın vergi ayağının da güçlendirilmesi olarak okunabilir.

Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında da reeskont kredilerinin ihracat finansmanındaki temel politika araçlarından biri olduğu ve ihracatçıların finansmana erişiminin artırılmasının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat hedefleri açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.

Büyük resim: Türkiye ihracat finansmanını ucuzlatmaya çalışıyor

Son düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin ihracat finansmanı politikasında belirgin bir yön görülüyor:

Daha yüksek kredi limiti + daha düşük finansman maliyeti + daha az döviz kısıtı + vergi avantajı.

Bu politika özellikle küresel ticarette rekabetin arttığı bir dönemde ihracatçıların maliyet avantajını koruması açısından önem taşıyor.

Nitekim Ticaret Bakanlığı’nın son açıklamalarında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının 405,3 milyar dolara yükseldiği belirtilirken, reeskont kredilerinde finansman koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.

Bankavitrini yorumu

Yeni BSMV istisnası tek başına büyük bir devrim değil; ancak son dönemde reeskont kredilerinde yapılan düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde önemli bir finansman paketi ortaya çıkıyor.

Buradaki kritik soru artık “ihracatçıya ucuz kredi verilecek mi?” değil, “bu ucuz kaynağa hangi ihracatçı ne kadar ve ne hızla ulaşabilecek?”

Çünkü yüksek faiz ortamında yüzde 23,95 maliyetle sağlanan ve BSMV avantajı da bulunan reeskont finansmanı, piyasa koşullarına kıyasla oldukça önemli bir avantaj yaratıyor. Ancak avantajın ihracatçı şirketlerin gerçek finansman maliyetine yansıması için bankaların kredi tahsis süreçlerinin de bu mekanizmayla uyumlu çalışması gerekiyor.

Sonuç olarak 5 Eylül düzenlemesi, ihracatçıların finansman maliyetini aşağı çeken; özellikle uzun vadeli finansmanda etkisi daha fazla hissedilecek yeni bir destek mekanizması niteliğinde.

Ticaret Bakanlığı · TCMB

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler

Bankaların yumuşak karnı: Nakit karşılıklı krediler gerçekten yeterince denetlendi mi? Para bankada, kredi yine bankadan… Peki paranın gerçek kaynağını kim araştırıyor?

Yayınlanma:

|

25 yıl Bankacılık deneyimi, 7 yıllık Mahkemelere Bankacı Bilirkişisi olarak yüzlerce ağırlıklı Dolandırıcılık Raporları hazırlamış biri olarak Kara Para aklama yöntemlerinden biri olan Bankalardaki “Nakit Karşılıklı Kredileri” mercek altınması gerektiğini yıllardır yazdım. Bu konuyu biraz daha derinlemesine ele alalım:

Bankacılık sisteminde en risksiz kredilerden biri gibi görünen bir kredi türü vardır: nakit karşılıklı, mevduat rehni karşılığı veya nakit teminatlı krediler.

Müşterinin bankada parası vardır. Bu para mevduat, döviz hesabı, vadeli hesap veya başka bir likit finansal varlık olarak bankaya rehnedilir. Banka da bu varlığın belli bir oranına kadar müşteriye kredi açar. Klasik kredi riski açısından bakıldığında banka için son derece güvenli bir işlemdir.

Çünkü müşteri krediyi ödemezse banka elindeki nakit teminatı kullanabilir.

Tam da burada çok önemli bir soru ortaya çıkıyor: Banka kredi riskini çok iyi kontrol ederken, teminat olarak aldığı nakdin nereden geldiğini aynı derinlikte kontrol ediyor mu?

Daha önemlisi: BDDK denetimleri, banka teftiş kurulları, iç kontrol birimleri ve MASAK uyum mekanizmaları nakit karşılıklı kredileri yalnızca “kredi riski düşük işlemler” olarak mı görüyor, yoksa fonun gerçek kaynağına kadar gidiyor mu?

Çünkü uluslararası kara para aklama literatürü bize çok önemli bir şey söylüyor: Bir kredi gerçek bir banka tarafından kullandırılmış olabilir; ama kredinin arkasındaki teminatın kaynağı suç geliri ise kredi işlemi paranın geçmişini temizleyen bir perdeye dönüşebilir.

MASAK’ın kendi yayımladığı aklama yöntemleri arasında da “oto-finans borç yöntemi – loan-back” açık biçimde bulunuyor. MASAK, offshore yapılara taşınan suç gelirinin daha sonra kredi görüntüsü altında sahibine geri döndürülmesini bilinen aklama yöntemlerinden biri olarak tanımlıyor.

OECD ve FATF kaynaklarında bunun bir başka versiyonu “back-to-back loan”, yani karşılıklı/arka arkaya kredi yapıları olarak karşımıza çıkıyor. OECD’ye göre mevcut bir banka mevduatının veya başka bir nakit varlığın teminat gösterilmesiyle üçüncü taraf finans kuruluşundan alınan kredi, teminatın suç gelirinden oluşması halinde aklama mekanizmasının parçası haline gelebiliyor.

Dolayısıyla sorun kredi değil.

Sorun, krediye kaynak teşkil eden teminatın ekonomik kökenidir.

Nakit karşılıklı kredi nasıl bir “kaynak maskeleme aracına” dönüşebilir?

Basit bir örnek düşünelim:

Bir şirketin veya kişinin banka hesabında 10 milyon dolar bulunuyor. Paranın ekonomik kaynağı konusunda soru işaretleri olduğunu varsayalım. Bu kişi 10 milyon doları doğrudan başka bir ülkeye gönderdiğinde karşı taraftaki banka şu soruyu sorabilir:

“Bu 10 milyon dolar nereden geldi?”

Ticaret mi? Mal satışı mı? Şirket sermayesi mi? Gayrimenkul satışı mı? Temettü mü? Miras mı? Borç mu? Başka bir ekonomik faaliyet mi?

Ancak aynı para bir Türk bankasında teminat haline getirilip bunun karşılığında kredi kullandırıldığında müşterinin bilançosunda ve banka hareketlerinde yeni bir katman ortaya çıkar: BANKA KREDİSİ.

Yurt dışına giden fonun işlem açıklamasında veya şirket kayıtlarında artık “kredi” bulunabilir.

Karşı ülkedeki banka açısından bakıldığında da görünürde düzenli bir finansal kaynak vardır: Türkiye’de lisanslı bir banka tarafından kullandırılmış kredi.

Fakat kritik AML sorusu hâlâ cevaplanmamıştır: Kredinin kaynağı banka olabilir; peki bankanın krediyi verirken aldığı nakit teminatın kaynağı nedir? İşte finansal suçlarla mücadelede source of funds ile source of wealth ayrımı burada önem kazanıyor. Paranın son çıktığı hesap yalnızca ilk katmandır.

Gerçek bir AML incelemesi paranın ekonomik kökenine kadar gitmek zorundadır.

MASAK’ın şüpheli işlem göstergeleri aslında tehlikeyi yıllardır tarif ediyor

MASAK’ın yayımladığı şüpheli işlem göstergelerinde bu dosya açısından son derece dikkat çekici başlıklar bulunuyor.

Örneğin; yüksek meblağlı kredi veya borcun makul açıklama olmadan kısa sürede kapatılması, kredinin nerede kullanılacağı konusunda ikna edici bilgi sunulamaması, işletmenin faaliyetiyle orantısız hesap hareketleri, olağan dışı sınır ötesi para transferleri, birbirine yakın tutarlardaki paraların kısa aralıklarla ülkeye girip çıkması, yurt dışındaki hesapların kredi ilişkilerinde teminat olarak kullanılması şüpheli işlemler arasında sayılıyor.

Bu göstergeler yan yana konulduğunda aslında şu prensip ortaya çıkıyor: Bankanın “müşterim kredi kullandı” demesi AML incelemesini bitirmemeli; tam tersine bazı durumlarda incelemenin başlangıcı olmalıdır.

ABD bankacılık sisteminin AML denetim rehberlerinde de nakit teminatlı krediler özel risk göstergeleri arasında.

FFIEC rehberinde; üçüncü kişiye ait mevduatla teminatlandırılan krediler, kaynağı bilinmeyen fonla oluşturulan mevduata karşı kredi verilmesi, ekonomik amacı olmayan ve bankaya hemen hemen hiç kredi riski yaratmadan yüksek komisyon kazandıran krediler şüpheli işlem göstergeleri arasında sıralanıyor.

Asıl denetlenmesi gereken şey kredi dosyası değil, paranın yolculuğu

Klasik banka teftiş mantığında kredi dosyasına bakılır: Müşteri kim? Limit ne? Teminat yeterli mi? Rehin düzgün kurulmuş mu? Kredi sınıflandırması doğru mu? Karşılık ayrılması gerekiyor mu?  Yetki limitlerine uyulmuş mu?

Bunlar elbette önemlidir.

Fakat nakit karşılıklı kredilerde denetimin bundan çok daha ileri gitmesi gerekir. Çünkü kredi riski neredeyse sıfırken AML riski yüksek olabilir.

Denetçinin sorması gereken asıl sorular şunlardır: Teminat olan para bankaya nereden geldi?

Kaç gün önce geldi? Yurt dışından mı geldi? Başka bankadan mı aktarıldı? Başka bir krediden mi oluştu? Şirketin ticari faaliyetleri bu büyüklükte para yaratabilecek durumda mı? Para geldikten ne kadar sonra rehnedildi? Rehin karşılığında kredi hangi hesaba geçti? Kredi aynı gün başka bankaya aktarıldı mı? Orada tekrar mevduat veya teminat oldu mu? Kredi başka bir finansal ürüne yatırıldı mı? Aynı nihai faydalanıcı farklı şirketlerle zinciri tekrarladı mı?

İşte gerçek denetim burada başlıyor.

Son söz

Nakit karşılıklı kredi bankanın bilançosu açısından belki de en güvenli kredi türlerinden biridir.

Fakat kara para aklama ve finansal kaldıraç açısından en fazla dikkat edilmesi gereken kredi türlerinden biri de olabilir.

Çünkü bankanın açısından güvenli olan şu formül: “Param teminatta, dolayısıyla kredim güvende” kamu otoritesi açısından yeterli değildir.

Kamu otoritesinin sorması gereken soru şudur: “Teminattaki o para nereden geldi?”

Erol TAŞDELEN – Ekonomist   www.bankavitrini.com

 

Okumaya devam et

BANKA HABERLERİ

DenizBank’tan karbon yoğun sektörlere dönüşüm finansmanı

DenizBank, sürdürülebilir finansman kapsamını genişletmek ve emisyon yoğun sektörlerin dönüşümünü desteklemek üzere, ana hissedarı Emirates NBD ile birlikte Geçiş Finansmanı Çerçevesi’ni yayımladı.

Yayınlanma:

|

Yazan:

 Türkiye’de ilk kez ayrı bir kılavuz doküman olarak yayımlanan Geçiş Finansmanı Çerçevesi; yüksek emisyonlu sektörlerin karbonsuzlaşmasına katkı sağlayan faaliyetlerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve sınıflandırılması için sistematik bir metodoloji ortaya koyuyor.

DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Düşük karbonlu ekonomiye geçiş, bugün yalnızca iklim hedefi değil; ülkelerin büyüme modelleri ve rekabet gücü üzerinde belirleyici bir unsur. Ülkemizde de özellikle AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın mali yükümlülüklerinin başlamasıyla, ihracatçı sektörlerimiz açısından dönüşüm ihtiyacı daha kritik hale geldi. Bu noktadaki rolümüz ve amacımız, uzun soluklu bir finansman ortağı olarak dönüşüm sürecindeki şirketlerin yanında yer almak. Ana hissedarımız ile birlikte hayata geçirdiğimiz Geçiş Finansmanı Çerçevemizle, özellikle yeşil dönüşümü zor sektörlerdeki şirketlerin kendi somut dönüşüm hedeflerini finanse etmesine imkan tanıyan bir yaklaşım sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde de düşük karbonlu ekonomiye adil ve kapsayıcı geçiş için reel sektörün uzun vadeli finansman ihtiyaçlarına çözüm üretmeyi sürdüreceğiz.”

Geçiş Finansmanı Çerçevesi Hakkında

Geçiş Finansmanı Çerçevesi, üretim, demir-çelik, çimento, madencilik, gayrimenkul, ulaştırma ve tarım başta olmak üzere karbon yoğun ve emisyon azaltımı zor sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin, Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu geçiş yolları doğrultusunda karbonsuzlaşmasını desteklemeyi amaçlıyor.

ICMA İklim Geçiş Finansmanı El Kitabı ve İklim Geçiş Tahvili Kılavuzu ile Kredi Piyasası Birliği (LMA), Asya Pasifik Kredi Piyasası Birliği (APLMA) ve Kredi Sendikasyonları ve Alım Satım Birliği (LSTA) tarafından yayımlanan uluslararası rehberler dikkate alınarak hazırlanan Çerçeve’nin uluslararası standartlarla uyumu, bağımsız dış değerlendirici DNV tarafından sağlanan İkinci Taraf Görüşü ile destekleniyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.