BANKA HABERLERİ
AKBANK’ın 200 milyon doları ve ödülleri çöpe mi gitti!
Yayınlanma:
5 yıl önce|
Yazan:
Erol Taşdelen
AKBANK bilindiği üzere son ve yaklaşık 9 yıl çalıştığım bankaydı. 2008’den başlayarak yaşanan hantal yapısından dijital dönüşüme sürece şahit oldum. Gerçi ayrılışımız pek hoş olmadı ama benim kişisel meselem olduğu, yaşadıklarımız bu yazı konusuna girmediği için başka yazıya bırakıp asıl konumuz AKBANK’ın Dijitalleşmesi ve kabus dolu hizmet veremediği iki günde arka planda neler yaşandığına bakalım.
Sorun Nasıl Başladı?
Teyit ettiğimiz bilgilere göre bazılarının iddia ettiği gibi sistem sorunu Hacker saldırısı değil. Banka CEO’su Hakan Binbaşgil’in finalde yaptığı öz eleştiri dolu açıklama şeklinde gerçekleşti olay. Açıklamaları destekleyen emareler de var; en önemli belgesi hacker saldırısı olsa sistem zaman zaman çalışmazdı. Veya çalışmaya devam eder, ekranlarda bankacılıkla hiç ilgisi olmayan yazılar çıkardı. Olay kısaca herkesin anlayacağı şekilde şu : Banka Dijital Sistemlerini üst seviyeye çıkarmak için güncellemeye gidiyor daha doğrusu gidemiyor. Güncellemede sistem sorunları çıkınca eski haline dönmeye çalışıldığında yedek sistemler dahi geri dönüş yapamıyor.
Üst Yönetime bilgi akışı geç oldu
Sistemde geri dönüş sorunu ortaya çıkınca panik başlıyor. Benim tahminim ilk başta durumun vahameti Üst Yönetimden saklandı. Bunu nereden anlıyoruz. Bankanın ilk açıklaması sorunun çıkışından saatler sonra 06 Temmuz’da 12:51’de yapılıyor.
Açıklamada : “Sistemlerimizde yavaşlama ve kesintiler yaşanmaktadır. İlgili birimlerimiz konu ile ilgili çalışmaktadır. Müşterilerimizin gösterdiği anlayış için teşekkür ederiz” ifadeleri yer aldı.
İkinci açıklama aynı gün 15:21’de yapıldı, Siber Saldırı haberleri yayılmaya başlayınca yeni açıklama da buna yönelik oldu. Hali ile yapılan açıklamalar müşterileri tatmin etmediği gibi yavaş ve kesintili çalışan sistem komple gidince müşteriler de yapılan açıklamaları yeterli bulmadığı gibi inandırıcı da bulmadı. Ortada ciddi bir İLETİŞİM KAZASI yaşandı açıkçası. Bu iletişim kazası o kadar açıktı ki “sorunun en kısa zamanda çözüleceği” izlenimi yaratılırken sorunlar artarak devam etti. Sorun teknikti ve Üst Yönetimin çalışmadığı yerlerden geliyordu sorular! Başta Mobil’de, POS’ta yaşanan kesintiler ATM’lere ve diğer banka hizmet araçlarına yayıldı; en sonunda şubeler komple hizmet veremez hale geldi. Bu ortamda Siber Saldırı haberleri yayılmaya başlayınca yeni açıklama geldi.
Açıklamada : “Bugün bankamız sitemlerinde yaşanan yavaşlama ve kesintilerin siber saldırı nedeniyle olduğuna dair kamuoyuna yansıyan haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Problemin giderilmesi için ilgili birimlerimiz çalışmaktadır. Gösterdiğiniz anlayış için teşekkür ederiz” ifadeleri yer aldı.
Banka açıklamaları şüphe uyandırınca, süreç de uzayınca özellikle Sosyal Medya üzerinde ağırlıklı Siber Saldırı haberleri kesilmedi; normal olarak banka “sosyal medya haberlerini yalanlama” üzerine odaklandı, müşterileri yatıştırmaya çalıştı. Yeni mesajlarda müşterileri hiç ilgilendirmemesine rağmen sorunda “yansıtma” yapılarak “ÇÖZÜM ORTAKLARIMIZ da sorunu çözmeye çalışıyor” denerek suç dolaylı olarak IBM ekibine ( dış mihraklara ) yönlendirmeye çalışıldı. İşin komik tarafı aynı mesajda “Müşterilerimiz, bu süreçte yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi için aldığımız önlemlere Akbank.com’dan ulaşabilirler” diye bir cümle kurarken soruna açıklamalar tweet göndererek yapılıyordu. Akbank.com’dan hizmet alınamadığı dahi algılamama paniği ile yazıldığı o kadar açıktı ki. Tabi her mesaj özür ile bitiyordu ama her mesajdan sonra müşteriler daha fazla sinirleniyordu. İlgili mesaj şu şekildeydi:
“6 Temmuz’da başlayan ve bankamız ana bilgisayarındaki teknik sorundan kaynaklanan kesintiler sürmektedir. Müşterilerimize hizmet verdiğimiz tüm kanallarımız bu sorundan etkilenmektedir. İlgili birimlerimiz ve teknoloji iş ortaklarımız çözüm için çalışmalarına devam etmektedir. Durumun siber saldırıdan kaynaklandığına dair internet ve sosyal medyada yapılan paylaşımlar gerçeği yansıtmamaktadır. Bankamız ve müşterilerimizin bilgi ve kayıtlarına ilişkin herhangi bir güvenlik problemi bulunmamaktadır, sorun giderilmesini takiben işlemlerimiz devam edecektir. Müşterilerimiz, bu süreçte yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi için aldığımız önlemlere Akbank.com‘dan ulaşabilirler. Bu süre zarfında hizmetlerimizde yaşanan aksaklıklar için özür diler, anlayışınız için teşekkür ederiz” ifadeleri yer aldı.
“GÜVENİNİZİN ESERİ” sloganını yıllar önce terk edip Dijitalleşme üzerine yeni sloganlar kullanan banka, müşterilerinden ‘kendilerine güvenmeyi’ talep ediyordu ki bu Bankaya güvensizliğin dibe vurduğu günler yaşanıyordu. Bankasına güvenip tek kredi kartı ile yurt dışına çıkan insanların mağduriyetinden tutun da bankadaki paranın ulaşılmaz olduğu deneyimini ilk defa yaşayan müşteri yelpazesine geniş bir sorunlar yumağı içinde kaldı banka.
Müşteriler niçin sinirlendi!
Samimi bir itirafta yapayım bu mesajdan sonra gönderilen mesajları okuma gereği bile duymadım. Çünkü mesajların içeriği en önemlisi etkinliği kaybolmuştu. Banka tarafından Twitter üzerinde gönderilen tweet’lerin tercih edilmesinin doğruluğu bir yana içeriğinin zayıflığı müşterileri iyice sinirlendirdi. Müşterilere yıllardır “dünyanın en iyi dijital banka” üzerine imaj çalışması yapması müşterilerin sinir katsayısını artırmış oldu. Çünkü banka özellikle dijital alanda yıllarca “Türkiye’nin hatta Dünya’nın en iyi bankası olduğunu bunu da uluslararası saygın kurumların tescil ettiği” söylerken ödüller ile bu algı iyice pekiştirilmişti. Algı ve Beklentiler yüksel olunca hayal kırıklığı ve öfke de o kadar yüksek oluyor. Aslıda bankanın yıllardır yarattığı algı sorun çıkınca dönüp kendini vurmuş oldu. Banka mevcut yönetimin yirmi yılda oluşturdukları imaj iki günde darmadağın olmuştu. Harvard Üniversitesi‘nde örnek olay olarak incelenmesi ile övünen bankanın PART-II ÇÖKÜŞ versiyonu hazır olmuş oldu.
Personel de öfkeli
Pek medyaya yansımadı ama özellikle sahadaki, şubedeki yani cephedeki personel asıl zor durumda kalan mağdurlardan oldu. Zira banka açıklamaları geç ve yeterli bilgi içerecek şekilde olmayınca personel önce “kısa sürede düzelecek” açıklamaları, ikinci gün belirsizlik ve moral bozukluğunun da etkisi ile personel ne yapacağını bilemez halde ciddi sıkıntı yaşadı. Banka üst yönetim ise ikinci gün sosyal medyada yayılan ‘siber saldırıları yalanlamak ve çözüm ortakları ile ( IBM ekibi kast ediliyor ) sorunun çözülmeye çalıştığı’ üzerine odaklanıldı ama personeli düşünen olmadı. İnsan ve Kültür Müdürü ortada yoktu.
Dünyanın En İyi Dijital Bankası Akbank!
Türkiye’den ilk kez bir banka Finans dünyasının Oscar’ı olarak da bilinen Euromoney “Euromoney Mükemmellik Ödülleri” kapsamında “Dünyanın En İyi Dijital Bankası” seçildi. Akbank ayrıca 13. kez “Türkiye’nin En İyi Bankası” unvanını da aldı.
Bu cümlelerin başlığı ve devamı bankanın halen yayında olan resmi sitesinden alındı.
Bu kadar iddialı, şaşalı cümleler ile ortaya çıkınca, zamanında 1000 şube olarak yola çıkıp bu sayıya yaklaşmışken küçülüp şube ağı 713’e kadar inmesi ve sistemsel yükün azalmasına rağmen sistemin çalışmamasını bu çağda kimseye anlatamazsınız. Çünkü her şeyi dijital ortamda yapacak diye 2015’de 16.543 olan personel sayısı 2021 Mart sonuna kadar 3.737 azaltıp 12.806’a düşmesinde de ana gerekçe buydu ). Aslında bana kalırsa bankalar bu tip sistemsel değişikliklerde binde bir ihtimal dahi olsa yapılacak çalışmadan müşteriler bir hafta önce uyarmaları gerekirdi. Üstelik bu işlem niçin hafta sonu yapılmadı sorusu da ortada duruyor. Zira sorun 6 Temmuz Salı başladı. Demek ki 5 Temmuz pazartesi çalışma başlamamıştı ve sistemde sorun yoktu ya da sorun vardı müşterilere yansıtılmamıştı.
Ayrılışım bu banka ile kötü olmasına rağmen, açıkçası yine samimiyetimle söyleyeyim yaşanan sorunlarda içim yandı, üzüldüm. Türk Bankacılığı adına üzüldüm. Bazı medya kurumları ve yazarların konu ile ilgili ilgisiz bir kesimin linç girişimini görünce iyice üzüldüm. Sevelim ya da sevmeyelim ama ortada tartışmalı da olsa yerli sermeyeli bir banka var. İnsan gerçekten iç dünyasında çelişkili durum ile karşı karşıya kalıyor. Bankada çalışırken bankanın tüm datasının bir kişinin elinde olmasını şaşkınlık ve kaygı ile izlerdim ki bu kişiyi 2020 yılında ana rakibe kaptırmıştı. İşin açıkçası önceden de yazdığım gibi ilk aklıma gelen bu oldu olayı duyunca.
Dünya’nın en iyisi olduğunu söylemek ciddi sorumluluk
Güzel yurdumda gelenektir. Ortadoğu ve balkanların en büyük binasını yapmak, kanalını yapmak, kulesini yapmak, havaalanını yapmak, hastanesini yapmak… ama kardeşim “Dünyanın en iyi Bankası” unvanına sahip olduğunu öne sürmek de ciddi ağır bir yük. O zaman benim gibi müşterilerin gözünde de kusura bakmayın ama iki günde bütün unvanlar ve ödüller çöpe gitti. Kendi sitenizde hala duran; “Türkiye’nin geleceğine inanıyoruz. 2018’de teknoloji ve inovasyona 200 milyon dolar yatırım yaptık. 2019’da da yatırımlarımız benzer şekilde sürüyor” cümlenizin altı boş kalıyor yaşanan iki günde, “o kadar para bunun için mi verildi” sorusu kendiliğinden çıkıyor. Kısaca, çözüm ortağı, şu/bu hikaye, ciddi bir beceriksizlik var ortada; başta üst yönetim bu krizi yönetemediğini fark ettiği için 60 yaşını aşmış CEO Hakan Binbaşgil‘in açıklamasında “ders aldık” diyebiliyor; “Sorunun giderilmesi kadar, sürecin başından itibaren iletişimi de çok önemli. Biz de yaşananlardan tabii ki önemli dersler çıkardık” itirafı konuyu yakından takip edenlerin dikkatinden kaçmadı. Açıklamayı ve itirafı ben şahsen içten ve samimi buldum. Ama bankanın imajının ciddi hasar aldığında tüm uzmanlar ile hem fikirim.
Bundan sonra ne olur?
Bilgi teknolojileri ile yakından ilgilenenler bilir. Teknik ekipte yazılmamış bazı kurallar vardır. Teknik olarak çıkabilecek sorunları üzerinizden atmanız için özellikle MARKA olan ürünleri / hizmetleri tercih edeceksiniz. IBM’in de bu nedenle seçildiğini düşünenlerdenim. Sorun çıkar ise HP ve Dell gibi alternatiflere bakılmıyor bile “IBM bu, daha ötesi yok, ne yapalım” deme şansınız oluyor. Dikkat ederseniz üçüncü mesajdan sonra bu kural işledi ve “iş ortaklarımız, çözüm ortaklarımız, yabancı uzmanlar” cümleleri açıklamaların içine yedirildi. İş dış mihraklara kadar bağlanmış oldu. Yurt içi ekip süperdi ama ah IBM çalışanları ah! Türkiye’deki teknik ekip belli ki kendini bu şekilde savunmuş, bu da açıklamalara yansımıştı. Çözüm üretecekler belli ki sorunun parçası olmuştu!
Başkasını suçlayarak işin içinde sıyrılamazsınız!
Banka faturayı kim / kimlere çıkarır ya da çıkarır mı bilemem. İşin açıkçası içinde “Dijital” ve “Teknik” diye kelimelerin geçtiği iki Genel Müdür Yardımcısı var bankada. Ben buna İnsan Kaynaklarının ismini İnsan ve Kültür olarak değiştiren Genel Müdür Yardımcısını da dahil ediyorum ve bu yaşananlardan bu üç kişiyi sorumlu tutuyorum. Birinci sorumlu; Teknoloji ve Operasyon’dan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı N. İlker ALTINTAŞ‘ın nasıl böyle hatalar zincirinin bir halkası olduğu ve neyi öngöremediği bir tartışma başlatarak AKBANK’ın Teknik ekipte yetersizliği sorgulanır hale gelmiş durumda. İşin açıkçası sadece sorgulanması değil yetersizlik kanıtlanmış halde. İkinci sorumlu; her fırsatta bankanın ne kadar Dijitalleştiğini söyleyen TV’lerde program üzerine programa katılan AKBANK Strateji, Dijital Bankacılık ve Ödeme Sistemleri ( vay be yazınca fark ettim ne kadar havalı bir unvan ) sorumlu Genel Müdür Yardımcısı H.Burcu CİVELEK YÜCE‘den ise süreçte hiç yoktu ortada hatta banka için personel bilgilendirmede konuşmayan GMY’lerden biri idi. Üçüncü sorumlu; bazılarına garip gelebilir ama ben Civelek gibi nerede ise her hafta TV’lere çıkıp sık sık Bankanın ne kadar Dijitalleştiğini personelin ne kadar şevk ile çalıştığını ( yaşamasak belki inanırdım bile ) anlatan İnsan ve Kültür Genel Müdür Yardımcısı Pınar ANAPA‘nın da baş sorumlularından olduğunu düşünenlerdenim. Bunun da üç nedeni var; birincisi bu ekibi kuran ve yeterli olduğunu iddia eden ve yönetimi de buna ikna eden kendisi olmalı. İkincisi; sahada personel müşteri telefonları ile bunalıp darmadağın olmuşken ortada yoktu. Ekip, çalışma modellerini ortaya atıp LİDER’in olması gereken özelliklerini anlatan, yabancı kelimeler ile süsleyen GMY’yi personel yanında hissetmedi kusura bakmayın. Üçüncüsü, “dijitalleştik fazla personele gerek yok” diye aslında maliyet olarak gördükleri için binlerce tecrübeli ve maaşları yüksek personeli kapı önüne koymaya yönetimi ikna edenlerden biri CİVELEK ise diğer hiç kuşkusuz ANAPA idi. Bu süreci yönetemeyenler olarak sınıfta kaldılar maalesef. Performans sıfır bu olayda. Açıkçası performansı düşük son % 10’luk GMY dilimine girmiş oldular, bankanın AKSİYON PLANI‘nı önümüzdeki dönemde birlikte görmüş olacağız. ( “Performansı düşük alttan %10’luk grubu çıkaracağız” cümlesi bana ait değil; zamanın KOBİ’den sorumlu Grup Müdürü; şimdinin bölge müdürlerinden biri olan bayan yöneticinize ait, lütfen koyduğunuz kuralı yöneticilerinizde de uygulayın da samimiyetinizi anlayalım! ).
Çoğu insan şaşırmıştır ama ben şaşırmadım sadece üzüntü ile süreci izledim!
Yazılacak çok şey var da yazı uzadı. Olanlara şaşırmadım. Neden mi? Bir defa ben AKBANK’ın 2008’de dışardan aldığı ilk müdür grubundan biri idim. Yedi kişi şube müdürü olarak başlamıştık. İlk üç ayda üç arkadaşımız “nereye geldik böyle” diye hemen gemiyi terk etti. Ben terk etmedim 8,5 yıl sonra ayakları kolları bağlanıp gemiden atılanlardan oldum 🙂 Olanlara şaşırmama konusuna gelince; başımdan geçen ufak bir olayı anlatıp taktirinize bırakayım. Çerkezköy Şubesini 1. sınıf şube yapınca ödül olarak sürüldüğüm; Uşak’taki iki şubesinden birinde müdürüm. Gişe norm kadro iki kişiden bire düşürülmüş ve operasyon tek kişiye inmiş. KOBİ’cim yok. Aylardır norm kadro artırmak için kıvranıyorum sonradan kapanan Eskişehir bölgeye yazı üzerine yazı yazıyorum. Kadro da personel de yok maalesef. Bir adım sonrası gişeye oturup kendim iş yapacak hale gelmişim gişe personelinin başına bir şey gelse. İşte öyle bir dönemde Uşak’ta bir program yaptık ve tesadüf kabul edildi. Banka tarihinde ilk defa AKBANK Genel Müdür Hakan Binbaşgil’i ve GMY’leri UŞAK’ta ağırladık. “Hazır gelmişken” diyerek müşteriler ile bir kahvaltı yaptık. Dört dörtlük amacına uygun bir kahvaltı oldu. O toplantı şubemiz için atılım oldu. Neyse uzatmayayım sabah direkt Kahvaltıya gitmiştik. Kahvaltı bitimi 2-3 müşteri ziyaretinden önce şubeye uğradık. Sabah bıraktığım şubemi tanıyamadım. Şube gişesi üç kişi olmuş. İzindeki Bireysel MİY çağrılmış, karşımda; diğer Şube’nin KOBİ MİY’i geçici olarak bir günlüğüne bizim şubeye gönderilmiş. Kısaca bir gün önce “personel” diye kıvranan ben müşteriden çok personeli şubede görünce ufak bir şok geçirdim ama belli etmedim. İşte banka İK’nın benim gözümde bittiği gün o gündü. Bir günlük de olsa şubede personel sorunu olmadığı algısı yaratılmıştı. Hem de kendi CEO’larına ve GMY’lerine. Benzer bir denetimi Askeriyede yaşamıştım çünkü. Askerlik yapıp denetim geçirenler ne dediğimi gayet iyi anladılar. O zaman da bankanın başındaki ana kadro hemen hemen bu ekipti. Şimdi bu bankada yaşanan sistem çöküşüne niçin şaşırmadığını, komuta kademesinin pardon yönetim kademesinin niçin geç ve yüzeysel açıklamalar verdiğini anladınız mı? Denizli’deki Bölge Müdürlüğü ile yaşadıklarıma girmeyeyim başka yazının konusu olsun. Liyakat sadece Kamu Bankalarında mı bitti sanıyordunuz. Özellerin de farkı yok, ciddi ekipleşme bölge, şube, adam kayırmaca var!
Bundan sonra ne olur?
Bu bankayı tanımışsam bundan sonra olacaklar da belli ( umarım beni şaşırtırlar ). Aynı ekip hiçbir şey yokmuş gibi işine devam eder. Nasılsa bizim millet balık hafızalı unutur der. Şubecilere “müşteri kayıplarından siz sorumlusunuz” der. Önümüz bayram personele birer kutu şeker gönderilir (Zeytinyağları yılbaşı gönderiliyor bitmiştir çünkü). Banka yönetimi yaptığı hatanın maliyetinin minimumda kalması için konuyu Türk halkının “mağdurun yanında” yer aldığı söylemi üzerine oturtan bir strateji inşa ediyor. Hatta yakın zamanda yapılan eleştirilerin değil, tek tük de olsa müşterilerden gelen çiçek ve yanınızdayız mesajları ağırlıklı bir reklam kuşağı görebiliriz ( Dünya bankacılık tarihinde bir ilke daha imza atıp şubelere bu yönde hedef gelir, “müşterilerden destek mail ve yazıları toplayın” derler ise şaşırmam ). Bir sözüm de fırsatçılık yapmaya çalışan diğer bankalara. “Gülme komşuna gelir başına” hepiniz aynı fırtınalı deniniz içindesiniz, gün gelir bu fırtına sizi de vurur. Sahayı uyarında aslı olmayan dedikodu yapmayı bırakıp işe odaklansınlar.
Son bir cümle de personel adına olsun : Sistem arızası tamamen bitti ise bir zahmet gece 22:00’lere kadar çalışan personelin mesai girebilmesi için “mesai giriş ekranını” da kullanıma açın da saha da rahatlasın. Yoksa çalışanın üç kuruşunu maliyet görüp göz dikecek kadar düşmüş olamazsınız! Müdürler dahil herkese bir zahmet ek ödeme yapın, çok yıprandılar zira…
Bizim için de ciddi bir deneyim oldu, neyse şimdilik cümleten geçmiş olsun!
Erol TAŞDELEN – Eski bankacı -Ekonomist
İlginizi Çekebilir
-
Erol TAŞDELEN yazdı: AKBANK, GARANTİ BBVA, İŞBANK, YAPI KREDİ 2026 İLK YARI PERFORMANSLARI
-
AKBANK: REKABET KURULU SORUŞTURMASINI DOĞRULADI
-
AKBANK TAKİPTEKİ ALACAK SATTI
-
Marmara’da %10 Daralma Senaryosu: Bankalar Ne Kadar Hazır?
-
Erol TAŞDELEN yazdı: AKBANK, GARANTİ BBVA, İŞBANK, YAPI KREDİ 2025 PERFORMANSLARI
-
Akbank 57,2 milyar TL net kâr
BANKA HABERLERİ
İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem
İhracatçıya reeskont kredisi desteğinde yeni dönem: BSMV istisnası genişletildi
Yayınlanma:
1 gün önce|
05/09/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Kısa ve uzun vadeli reeskont kredilerinin tamamı BSMV istisnası kapsamına alındı. Finansman maliyeti yüzde 23,95 olan reeskont kredilerinde vergi yükünün kaldırılması, ihracatçıların kredi maliyetini aşağı çekecek. Günlük kredi limiti de 5 milyar TL’ye yükseltilmiş durumda.
İhracatçıların uzun süredir beklediği finansman maliyetini azaltacak önemli bir düzenleme yürürlüğe girdi. 5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde uygulanan Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnasının kapsamı genişletildi.
Düzenlemeyle daha önce kısa vadeli reeskont kredileri açısından uygulanan istisna, uzun vadeli reeskont kredilerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece TCMB kaynaklı reeskont kredilerinin tamamında ihracatçı açısından önemli bir maliyet kalemi ortadan kaldırılmış oldu.
Ticaret Bakanlığı da düzenlemenin amacını, ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmak ve finansman maliyetlerini düşürmek olarak açıkladı.
Reeskont kredisinde maliyet yüzde 23,95
Düzenlemenin önemini anlamak için reeskont kredilerindeki son değişikliklere bakmak gerekiyor.
TCMB ile Ticaret Bakanlığı’nın ihracat finansmanına yönelik çalışmaları kapsamında reeskont kredilerinde son dönemde önemli iyileştirmeler yapıldı. Reeskont kredilerinin finansman maliyeti yüzde 23,95’e indirildi.
Bunun yanında;
- Daha önce 300 milyon TL olan günlük reeskont kredi limiti 5 milyar TL’ye çıkarıldı.
- Firma başına günlük kredi limiti 45 milyon TL’den 60 milyon TL’ye yükseltildi.
- Yabancı para cinsi reeskont kredi limiti 5 milyon dolara çıkarıldı.
- Toplam reeskont kredi programı bütçesi 1 milyar dolar olarak oluşturuldu.
- Reeskont kredilerinde ilave döviz alma zorunluluğu kaldırıldı.
- Net ihracatçı uygulaması yerine “ihracatçı skoru” uygulamasına geçildi.
TCMB’nin önceki düzenlemeleri de reeskont kredilerinde firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmaya yönelik olmuştu. Örneğin 2025 sonunda TL reeskont kredilerinin günlük limiti artırılmış, firma başına günlük limit 60 milyon TL’ye yükseltilmiş ve YP reeskont kredilerinde firma limiti 5 milyon dolara çıkarılmıştı.
Asıl kritik değişiklik: Uzun vadeli kredi de istisna kapsamında
Yeni düzenlemenin ihracatçı açısından en önemli tarafı ise vade ayrımının ortadan kaldırılması.
Ticari bankalar tarafından kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde artık yalnızca kısa vadeli krediler değil, uzun vadeli reeskont kredileri de BSMV istisnasından yararlanabilecek.
Bu, özellikle işletme sermayesi ihtiyacı yüksek, üretim ve ihracat döngüsü uzun olan firmalar açısından önemli.
Çünkü ihracatçı açısından kredi faizinin yanında kredi üzerindeki vergi yükü de toplam finansman maliyetini artırıyor. BSMV’nin kaldırılmasıyla birlikte kredi maliyetinde doğrudan bir düşüş meydana geliyor.
Örneğin:
Finansman maliyetinin yüzde 23,95 olduğu varsayıldığında ve BSMV’nin yüzde 5 olduğu standart yapı dikkate alındığında, yalnızca faiz üzerinden oluşan BSMV yükü teorik olarak maliyeti yüzde 25,15 seviyesine taşıyabilecek bir etki yaratıyor.
Dolayısıyla istisna, özellikle yüksek tutarlı ve uzun vadeli kredilerde ihracatçı açısından milyonlarca liralık maliyet avantajına dönüşebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta ise BSMV’nin kaldırılmasının faiz oranını değiştirmediği, faiz üzerinden doğabilecek vergi yükünü ortadan kaldırdığıdır.
5 milyar TL günlük limit önemli
Düzenlemenin BSMV boyutu kadar önemli diğer tarafı ise reeskont kredi programının kapasitesinin ciddi şekilde artırılmış olması.
300 milyon TL’den 5 milyar TL’ye çıkarılan günlük limit, yaklaşık 16,7 katlık bir artış anlamına geliyor.
Bu durum reeskont kredisinin artık yalnızca sınırlı sayıdaki ihracatçı için kullanılan bir finansman aracı olmaktan çıkarılıp daha geniş bir ihracatçı kitlesine ulaştırılmasının hedeflendiğini gösteriyor.
TCMB’nin reeskont kredileri, vadeli ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetlerden doğan alacakların bankalar aracılığıyla Merkez Bankası reeskontuna götürülmesi yoluyla ihracatçıya finansman sağlanmasına dayanıyor.
İhracatçı açısından ne değişiyor?
Yeni düzenlemeyi yalnızca “vergi istisnası” olarak görmek eksik olur.
Aslında üç ayrı kanal aynı anda çalışıyor:
1. Kredi maliyeti düşüyor.
BSMV istisnasının genişletilmesi özellikle uzun vadeli kredilerde finansman yükünü azaltıyor.
2. Krediye erişim kapasitesi artıyor.
Günlük limitin 5 milyar TL’ye çıkarılması, programın toplam kullandırım kapasitesini ciddi biçimde büyütüyor.
3. İhracatçının bilançosu rahatlıyor.
Finansman maliyetinin düşmesi, ihracatçı şirketlerin faiz giderlerini azaltarak faaliyet kârlılığı ve nakit akışı üzerinde olumlu etki yaratabilir.
Bu nedenle düzenleme sadece bankacılık sektörü açısından değil, sanayi şirketlerinin maliyet yapısı ve ihracat rekabetçiliği açısından da önemli.
“Ucuz kredi” tek başına yeterli mi?
Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.
Reeskont kredilerinin maliyetinin düşürülmesi ihracatçı için önemli bir avantaj olsa da, krediye erişimin fiilen ne kadar kolaylaşacağı bankaların tahsis politikalarına ve ihracatçıların kredi değerliliğine de bağlı.
Dolayısıyla 5 milyar TL’lik günlük limitin artırılması tek başına yeterli değil. Bu kaynağın özellikle finansmana erişimde zorlanan KOBİ’lere, emek yoğun sektörlere ve ihracat potansiyeli yüksek firmalara ne ölçüde ulaşacağı kritik olacak.
TCMB’nin reeskont uygulamalarında son dönemde KOBİ’lerin erişimini ve ihracat performansını dikkate alan mekanizmalar da öne çıkıyor.
Bankalar açısından da önemli
Düzenlemenin bir başka boyutu ticari bankalar.
Reeskont kredileri bankalar üzerinden kullandırıldığı için BSMV istisnasının kapsamının genişletilmesi, bankaların ihracatçı müşterilerine sunduğu reeskont finansmanının maliyet yapısını etkiliyor.
Bu nedenle yeni düzenleme “ihracatçıya vergi indirimi”nden ziyade, TCMB kaynaklı sübvansiyon niteliğindeki uygun maliyetli finansmanın vergi ayağının da güçlendirilmesi olarak okunabilir.
Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında da reeskont kredilerinin ihracat finansmanındaki temel politika araçlarından biri olduğu ve ihracatçıların finansmana erişiminin artırılmasının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat hedefleri açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.
Büyük resim: Türkiye ihracat finansmanını ucuzlatmaya çalışıyor
Son düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin ihracat finansmanı politikasında belirgin bir yön görülüyor:
Daha yüksek kredi limiti + daha düşük finansman maliyeti + daha az döviz kısıtı + vergi avantajı.
Bu politika özellikle küresel ticarette rekabetin arttığı bir dönemde ihracatçıların maliyet avantajını koruması açısından önem taşıyor.
Nitekim Ticaret Bakanlığı’nın son açıklamalarında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının 405,3 milyar dolara yükseldiği belirtilirken, reeskont kredilerinde finansman koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü ifade edildi.
Bankavitrini yorumu
Yeni BSMV istisnası tek başına büyük bir devrim değil; ancak son dönemde reeskont kredilerinde yapılan düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde önemli bir finansman paketi ortaya çıkıyor.
Buradaki kritik soru artık “ihracatçıya ucuz kredi verilecek mi?” değil, “bu ucuz kaynağa hangi ihracatçı ne kadar ve ne hızla ulaşabilecek?”
Çünkü yüksek faiz ortamında yüzde 23,95 maliyetle sağlanan ve BSMV avantajı da bulunan reeskont finansmanı, piyasa koşullarına kıyasla oldukça önemli bir avantaj yaratıyor. Ancak avantajın ihracatçı şirketlerin gerçek finansman maliyetine yansıması için bankaların kredi tahsis süreçlerinin de bu mekanizmayla uyumlu çalışması gerekiyor.
Sonuç olarak 5 Eylül düzenlemesi, ihracatçıların finansman maliyetini aşağı çeken; özellikle uzun vadeli finansmanda etkisi daha fazla hissedilecek yeni bir destek mekanizması niteliğinde.
BANKA HABERLERİ
Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler
Bankaların yumuşak karnı: Nakit karşılıklı krediler gerçekten yeterince denetlendi mi? Para bankada, kredi yine bankadan… Peki paranın gerçek kaynağını kim araştırıyor?
Yayınlanma:
1 hafta önce|
30/08/2026Yazan:
Erol Taşdelen
25 yıl Bankacılık deneyimi, 7 yıllık Mahkemelere Bankacı Bilirkişisi olarak yüzlerce ağırlıklı Dolandırıcılık Raporları hazırlamış biri olarak Kara Para aklama yöntemlerinden biri olan Bankalardaki “Nakit Karşılıklı Kredileri” mercek altınması gerektiğini yıllardır yazdım. Bu konuyu biraz daha derinlemesine ele alalım:
Bankacılık sisteminde en risksiz kredilerden biri gibi görünen bir kredi türü vardır: nakit karşılıklı, mevduat rehni karşılığı veya nakit teminatlı krediler.
Müşterinin bankada parası vardır. Bu para mevduat, döviz hesabı, vadeli hesap veya başka bir likit finansal varlık olarak bankaya rehnedilir. Banka da bu varlığın belli bir oranına kadar müşteriye kredi açar. Klasik kredi riski açısından bakıldığında banka için son derece güvenli bir işlemdir.
Çünkü müşteri krediyi ödemezse banka elindeki nakit teminatı kullanabilir.
Tam da burada çok önemli bir soru ortaya çıkıyor: Banka kredi riskini çok iyi kontrol ederken, teminat olarak aldığı nakdin nereden geldiğini aynı derinlikte kontrol ediyor mu?
Daha önemlisi: BDDK denetimleri, banka teftiş kurulları, iç kontrol birimleri ve MASAK uyum mekanizmaları nakit karşılıklı kredileri yalnızca “kredi riski düşük işlemler” olarak mı görüyor, yoksa fonun gerçek kaynağına kadar gidiyor mu?
Çünkü uluslararası kara para aklama literatürü bize çok önemli bir şey söylüyor: Bir kredi gerçek bir banka tarafından kullandırılmış olabilir; ama kredinin arkasındaki teminatın kaynağı suç geliri ise kredi işlemi paranın geçmişini temizleyen bir perdeye dönüşebilir.
MASAK’ın kendi yayımladığı aklama yöntemleri arasında da “oto-finans borç yöntemi – loan-back” açık biçimde bulunuyor. MASAK, offshore yapılara taşınan suç gelirinin daha sonra kredi görüntüsü altında sahibine geri döndürülmesini bilinen aklama yöntemlerinden biri olarak tanımlıyor.
OECD ve FATF kaynaklarında bunun bir başka versiyonu “back-to-back loan”, yani karşılıklı/arka arkaya kredi yapıları olarak karşımıza çıkıyor. OECD’ye göre mevcut bir banka mevduatının veya başka bir nakit varlığın teminat gösterilmesiyle üçüncü taraf finans kuruluşundan alınan kredi, teminatın suç gelirinden oluşması halinde aklama mekanizmasının parçası haline gelebiliyor.
Dolayısıyla sorun kredi değil.
Sorun, krediye kaynak teşkil eden teminatın ekonomik kökenidir.
Nakit karşılıklı kredi nasıl bir “kaynak maskeleme aracına” dönüşebilir?
Basit bir örnek düşünelim:
Bir şirketin veya kişinin banka hesabında 10 milyon dolar bulunuyor. Paranın ekonomik kaynağı konusunda soru işaretleri olduğunu varsayalım. Bu kişi 10 milyon doları doğrudan başka bir ülkeye gönderdiğinde karşı taraftaki banka şu soruyu sorabilir:
“Bu 10 milyon dolar nereden geldi?”
Ticaret mi? Mal satışı mı? Şirket sermayesi mi? Gayrimenkul satışı mı? Temettü mü? Miras mı? Borç mu? Başka bir ekonomik faaliyet mi?
Ancak aynı para bir Türk bankasında teminat haline getirilip bunun karşılığında kredi kullandırıldığında müşterinin bilançosunda ve banka hareketlerinde yeni bir katman ortaya çıkar: BANKA KREDİSİ.
Yurt dışına giden fonun işlem açıklamasında veya şirket kayıtlarında artık “kredi” bulunabilir.
Karşı ülkedeki banka açısından bakıldığında da görünürde düzenli bir finansal kaynak vardır: Türkiye’de lisanslı bir banka tarafından kullandırılmış kredi.
Fakat kritik AML sorusu hâlâ cevaplanmamıştır: Kredinin kaynağı banka olabilir; peki bankanın krediyi verirken aldığı nakit teminatın kaynağı nedir? İşte finansal suçlarla mücadelede source of funds ile source of wealth ayrımı burada önem kazanıyor. Paranın son çıktığı hesap yalnızca ilk katmandır.
Gerçek bir AML incelemesi paranın ekonomik kökenine kadar gitmek zorundadır.
MASAK’ın şüpheli işlem göstergeleri aslında tehlikeyi yıllardır tarif ediyor
MASAK’ın yayımladığı şüpheli işlem göstergelerinde bu dosya açısından son derece dikkat çekici başlıklar bulunuyor.
Örneğin; yüksek meblağlı kredi veya borcun makul açıklama olmadan kısa sürede kapatılması, kredinin nerede kullanılacağı konusunda ikna edici bilgi sunulamaması, işletmenin faaliyetiyle orantısız hesap hareketleri, olağan dışı sınır ötesi para transferleri, birbirine yakın tutarlardaki paraların kısa aralıklarla ülkeye girip çıkması, yurt dışındaki hesapların kredi ilişkilerinde teminat olarak kullanılması şüpheli işlemler arasında sayılıyor.
Bu göstergeler yan yana konulduğunda aslında şu prensip ortaya çıkıyor: Bankanın “müşterim kredi kullandı” demesi AML incelemesini bitirmemeli; tam tersine bazı durumlarda incelemenin başlangıcı olmalıdır.
ABD bankacılık sisteminin AML denetim rehberlerinde de nakit teminatlı krediler özel risk göstergeleri arasında.
FFIEC rehberinde; üçüncü kişiye ait mevduatla teminatlandırılan krediler, kaynağı bilinmeyen fonla oluşturulan mevduata karşı kredi verilmesi, ekonomik amacı olmayan ve bankaya hemen hemen hiç kredi riski yaratmadan yüksek komisyon kazandıran krediler şüpheli işlem göstergeleri arasında sıralanıyor.
Asıl denetlenmesi gereken şey kredi dosyası değil, paranın yolculuğu
Klasik banka teftiş mantığında kredi dosyasına bakılır: Müşteri kim? Limit ne? Teminat yeterli mi? Rehin düzgün kurulmuş mu? Kredi sınıflandırması doğru mu? Karşılık ayrılması gerekiyor mu? Yetki limitlerine uyulmuş mu?
Bunlar elbette önemlidir.
Fakat nakit karşılıklı kredilerde denetimin bundan çok daha ileri gitmesi gerekir. Çünkü kredi riski neredeyse sıfırken AML riski yüksek olabilir.
Denetçinin sorması gereken asıl sorular şunlardır: Teminat olan para bankaya nereden geldi?
Kaç gün önce geldi? Yurt dışından mı geldi? Başka bankadan mı aktarıldı? Başka bir krediden mi oluştu? Şirketin ticari faaliyetleri bu büyüklükte para yaratabilecek durumda mı? Para geldikten ne kadar sonra rehnedildi? Rehin karşılığında kredi hangi hesaba geçti? Kredi aynı gün başka bankaya aktarıldı mı? Orada tekrar mevduat veya teminat oldu mu? Kredi başka bir finansal ürüne yatırıldı mı? Aynı nihai faydalanıcı farklı şirketlerle zinciri tekrarladı mı?
İşte gerçek denetim burada başlıyor.
Son söz
Nakit karşılıklı kredi bankanın bilançosu açısından belki de en güvenli kredi türlerinden biridir.
Fakat kara para aklama ve finansal kaldıraç açısından en fazla dikkat edilmesi gereken kredi türlerinden biri de olabilir.
Çünkü bankanın açısından güvenli olan şu formül: “Param teminatta, dolayısıyla kredim güvende” kamu otoritesi açısından yeterli değildir.
Kamu otoritesinin sorması gereken soru şudur: “Teminattaki o para nereden geldi?”
Erol TAŞDELEN – Ekonomist www.bankavitrini.com
BANKA HABERLERİ
DenizBank’tan karbon yoğun sektörlere dönüşüm finansmanı
DenizBank, sürdürülebilir finansman kapsamını genişletmek ve emisyon yoğun sektörlerin dönüşümünü desteklemek üzere, ana hissedarı Emirates NBD ile birlikte Geçiş Finansmanı Çerçevesi’ni yayımladı.
Yayınlanma:
3 hafta önce|
19/08/2026Yazan:
BankaVitriniTürkiye’de ilk kez ayrı bir kılavuz doküman olarak yayımlanan Geçiş Finansmanı Çerçevesi; yüksek emisyonlu sektörlerin karbonsuzlaşmasına katkı sağlayan faaliyetlerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve sınıflandırılması için sistematik bir metodoloji ortaya koyuyor.
DenizBank Genel Müdürü Recep Baştuğ, konuya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Düşük karbonlu ekonomiye geçiş, bugün yalnızca iklim hedefi değil; ülkelerin büyüme modelleri ve rekabet gücü üzerinde belirleyici bir unsur. Ülkemizde de özellikle AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın mali yükümlülüklerinin başlamasıyla, ihracatçı sektörlerimiz açısından dönüşüm ihtiyacı daha kritik hale geldi. Bu noktadaki rolümüz ve amacımız, uzun soluklu bir finansman ortağı olarak dönüşüm sürecindeki şirketlerin yanında yer almak. Ana hissedarımız ile birlikte hayata geçirdiğimiz Geçiş Finansmanı Çerçevemizle, özellikle yeşil dönüşümü zor sektörlerdeki şirketlerin kendi somut dönüşüm hedeflerini finanse etmesine imkan tanıyan bir yaklaşım sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde de düşük karbonlu ekonomiye adil ve kapsayıcı geçiş için reel sektörün uzun vadeli finansman ihtiyaçlarına çözüm üretmeyi sürdüreceğiz.”
Geçiş Finansmanı Çerçevesi Hakkında
Geçiş Finansmanı Çerçevesi, üretim, demir-çelik, çimento, madencilik, gayrimenkul, ulaştırma ve tarım başta olmak üzere karbon yoğun ve emisyon azaltımı zor sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin, Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu geçiş yolları doğrultusunda karbonsuzlaşmasını desteklemeyi amaçlıyor.
ICMA İklim Geçiş Finansmanı El Kitabı ve İklim Geçiş Tahvili Kılavuzu ile Kredi Piyasası Birliği (LMA), Asya Pasifik Kredi Piyasası Birliği (APLMA) ve Kredi Sendikasyonları ve Alım Satım Birliği (LSTA) tarafından yayımlanan uluslararası rehberler dikkate alınarak hazırlanan Çerçeve’nin uluslararası standartlarla uyumu, bağımsız dış değerlendirici DNV tarafından sağlanan İkinci Taraf Görüşü ile destekleniyor.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.053)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.625)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (597)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.981)
- GÜNCEL (4.584)
- GÜNDEM (3.567)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.737)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.486)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (831)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (119)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (61)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- OpenAI'da yaprak dökümü sürüyor: Bir yönetici daha ayrıldı 25/08/2026
- İran'dan kritik iki temas 25/08/2026
- Halkbank'a 1,1 milyar dolarlık ilave kaynak 25/08/2026
- IMF Başkanı Georgieva: Küresel ekonomi enerji şokuna direniyor 25/08/2026
- İran'dan ekonomik savaş çıkışı 25/08/2026
- SpaceX'te yeni üs yatırımı planı 25/08/2026
- Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kabine toplantısı sonrası açıklamalar 25/08/2026
- Anthropic'ten yatırımcılara devasa 'pazar' sunumu 25/08/2026
- "Hürmüz'deki mayınlar temizlendi" 25/08/2026
- Sektörel güven endeksleri geriledi 25/08/2026
SON YAZILAR
- Kontrolmatik’te ödeme krizi büyüyor 05/09/2026
- İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem 05/09/2026
- Fonlarda vergi ayarı: Yüzde 10 stopaj resmen başladı 05/09/2026
- Enflasyon düşüyor ama hayat pahalılığı bitmiyor 03/09/2026
- Piyasalar soluklandı: Zayıf istihdam Fed korkusunu törpüledi. Gözler TÜİK’te 03/09/2026
- Perakende devlerinde kârlılık alarmı: BİM pozitif ayrıştı 01/09/2026
- SPK’dan patron satışlarına fren 01/09/2026
- Yeni SPK düzenlemesinde hangi hisseler öne çıkabilir? 31/08/2026
- Kara paranın görünmez kalkanı: Nakit karşılıklı krediler 30/08/2026
- Takas İstanbul risk yönetiminde kuralları değiştiriyor 29/08/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
