GÜNDEM
Afganistan – Türkiye hattı 1.000 dolar
Yayınlanma:
5 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Afganistan’dan Türkiye’ye gelen düzensiz göçmenler, sınır geçişlerini ve yolculuklarını, anlaştıkları göçmen kaçakçıları üzerinden yapıyor.
BBC Türkçe, sınırdan geçiş çabalarının sürdüğü Van’da, bir göçmen kaçakçısıyla görüştü.
İsminin yazılmaması, çekimlerde yüzünün görülmemesi ve videosunda gerçek sesinin kullanılmaması şartıyla BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan kaçakçı, düzensiz göçmenleri Afganistan’dan Türkiye’ye getiren sistemin nasıl işlediğini anlattı.
Kaçakçı, farklı ülkedeki kaçakçıların aralarında iletişim olduğunu, en çok ‘imo’ adlı cep telefonu uygulamasını kullandıklarını, sınırlara kendilerinin gitmeyip oradaki adamları ve çobanlarla çalıştıklarını anlattı.
Kullanılan rotalar hakkında bilgi verdi. Türkiye-İran sınırına yeni örülen duvarı, üzerine merdiven atmak, altını kazmak ya da menfezler kullanmak suretiyle aştıklarını öne sürdü.
Şu anda sınırdan geçişlerin sürdüğünü, Afganistan’da durumun kötüleşmesinin göçü arttıracağını söyledi ama halihazırda Türkiye’ye yapılan günlük geçişlerin ise 1000’li rakamlarla ifade edilecek kadar çok yüksek olmadığını söyledi.
Bazı kaçakçıların özellikle Pakistan’da hırsızlarla çalıştığını belirten kaçakçı, göçmenlerin kaçakçılar tarafından mağdur edildiğini belirtti ve onlara bu yolu kullanmama çağrısı yaptı.
Biraz kendinizi anlatır mısınız? Bu işe nasıl başladınız? Neden böyle yasa dışı bir iş yapıyorsunuz?
Bu işe başlamam bir tesadüfle oldu. Ben Türkiye’ye Afganistan’dan geldim. Sonra kaçakçı oldum. Türkiye’de maddi durumum iyi değildi. Param yoktu. Baktım bu işi yapabilirim. İlk başlarda sahte kimlik işi yaptım sonra bu işe başladım. Baktım ki iyi para var, devam ettim.
Sizin gibi burada Afgan göçmenlerinden bu işi yapanlar var mı yoksa daha çok Türk vatandaşları mı yapıyor?
Hayır, çoğunluğu Afganlardan oluşuyor. Ama Türkler de var, beraber çalışıyorlar.
Sisteminizin nasıl işlediğini biraz anlatır mısınız? Afganistan’dan ayrılmak isteyen bir insan nasıl bir süreçten geçerek Türkiye’ye geliyor?
Afganistan’dan Türkiye’ye gelmek isteyen biri orada bir kaçakçı buluyor. Onun da bir akrabası daha önce gelmiş olabilir. Onlara soruyor ve kaçakçıyı buluyor. Kaçakçılar birbiriyle çalışır. Adamı alıyor Pakistan’a kadar getiriyor. Pakistan’dan da Tahran’a getiriyorlar. Adam ya Tahran’da kalıyor ya da Türkiye’ye gelmek istiyorsa onu mesela Urmiye’ye getiriyorlar. Urmiye’den de Türkiye’ye getiriyorlar.
Afganistan’dan İran’a giderken önce Pakistan’a gidiyorlar. Ben Pakistan kısmını tam bilmiyorum. İran’a gidince önce Bam diye bir şehir var, oraya gidiyorlar. Sonra oradan yukarıya İsfahan’a gidiyorlar. İsfahan’dan da Tahran’a gidiyorlar. Tahran’dan buraya gelmek istiyorlarsa Urmiye ya da Tebriz’e gidiyorlar. Tebriz’den Hoy’a gidiyorlar. Hoy’dan da buralara geliyorlar, Doğu Beyazıt ya da Van tarafına.
Hangi aşamada yürüyorlar? Hangi aşamada araç kullanıyorlar?
Daha çok sınırdan geçerken yürüyorlar. Ama ülke içindeyken, mesela İran içindeyken Tahran ya da İsfahan’a araçla geliyorlar. Afganistan’ın kaçakçısı onları Pakistan’ın kaçakçısına bırakıyor, Pakistan’ın kaçakçısı İran’ın kaçakçısına bırakıyor, İran’ın kaçakçısı da Türkiye’nin kaçakçısına bırakıyor.
Peki kim, ne kadar para alıyor? Afganistan’dan Pakistan’a, Pakistan’dan İran’a, İran’dan Türkiye’ye geçerken ne kadar para alınıyor?
Diyelim ki adam Afganistan’dan direkt Türkiye’ye gelmek istiyor, ondan 1000 dolar alıyorlar. Ama sadece İran’a gitmek isterse ondan 500 dolar alıyorlar. İran’dan Türkiye’ye de 500 dolara getiriyorlar. Bazıları Türkiye’den Avrupa ülkelerine gidiyor ama onların fiyatları farklı.
Siz kendiniz bizzat sınır geçişlerini yapıyor musunuz yoksa sınırda çalıştığınız birileri mi var?
Yok. Daha üst seviyedekiler sınıra gitmiyor. Sadece telefonla görüşme yapıyorlar. Adamları var. Mesela benim adamlarım var. İran’da adamlarım var, Afganistan’da adamlarım var, sınırlarda adamlarım var. Bizim adamlarımız bizim için çalışıyor, biz de onlara para veriyoruz. Bazı çobanlar da asker var mı yok mu diye bize bilgi veriyor. Biz de onlara adam başı para veriyoruz ama biz kendimiz hiç sınırdan geçmiyoruz. Yani biz sadece telefon görüşmesi yapıyoruz, para yatırma için hesap numarası veriyoruz.
Bazı Instagram hesapları görüyoruz. Orada kaçakçılar reklamını yapıyor. Bunlar gerçek mi? Hakikaten sosyal medya üzerinden insanları buluyor musunuz?
Evet, sosyal medya üzerinden de insanları buluyoruz ama bunu az yapıyoruz. Bazıları bu şekilde sahtekarlık da yapıyor. Yani mesela bazıları insanların parasını alıyor ama götürmüyor. Bu hesaplar gerçek de olabilir sahte de olabilir. Instagram’da başkasının adıyla hesap açıyorlar. Bir de numara bırakıyorlar ama o numara daha fazla Whatsapp ve Imo üzerinden çalışıyor. Imo da Whatsapp gibi bir aplikasyon. Onu da kullanıyorlar.
imo nerede kullanılıyor?
imo her ülkede kullanılıyor. Bu uluslararası bir uygulama. Kaçakçılar en çok onu kullanıyor çünkü güvenliği fazla. Onda kişinin numarasını göremiyorsun, gerçek adını göremiyorsun. Onun için onu kullanıyorlar.
Peki sınırlar nasıl geçiliyor?
Sınırları yürüyerek geçiyorlar. Adamlarımız var. Bazı adamlarımız sınırları yolcularla beraber geçiyor, bazıları geçmiyor. Bizim burada da adamımız var, o tarafta da adamımız var. Onlar yolu tarif ediyor. Mesela diyorlar ki “İki saat yürüyün, orada tam sınır var, ya da tel var, ya da duvar var; orayı geçin, öbür tarafta adamlarımız var, bekleyin sizi alacaklar”.

Türkiye-İran sınırında güvenlik nasıl?
Koronavirüsten sonra yolcular yani mülteciler azaldı. Koronavirüs döneminde güvenlik biraz artırıldı. Fazla geçemediler. Ama şimdi koronavirüs aşısı çıktı ya o yüzden geçişler biraz daha fazla oldu. Bazı kesimlere biraz daha az asker koyuyorlar.
Şöyle de bir şey var. İran her zaman Türkiye’nin tam tersini yapıyor. Yani Türkiye bıraktığında İran güvenliği artırıyor, Türkiye güvenliği artırdığında İran bırakıyor, hiçbir şey yapmıyor.
Sınıra şu an kilometrelerce duvar örülmüş durumda. Başka güvenlik önlemleri de alınıyor. Bunları nasıl aşıyorsunuz?
Bizim orada adamlarımız var. Hani çobanlar var ya…. Onlara para veriyoruz. Adam İran veya Türkiye tarafında çobanlık yapıyor. Sen adama bakıyorsun, normal bir insan, bu insan bir şey yapmaz diyorsun. Ama o adam hayvanları götürme bahanesiyle oraya bakıyor. Mesela bakıyor ki sınırda iki saat asker yok. Bizim diğer adamlarımızı arıyor, “Şimdi müsait, gelin geçirin” diyor. 300 kilometrelik bir sınır var. Boşluk her zaman oluyor.
Peki duvar aşılabiliyor mu?
Duvar fazla yüksek değil. Duvarın üstünden merdiven koyup geçiyorlar, duvarın altını kazıp geçiyorlar, bazıları menfezlerden geçiyorlar. Yani duvar bizim işimizi engelledi ama çok fazla engellemedi.
Kamuoyunda, bu gelen insanların arasına bir takım militanlar ya da suçlular karışıyor olabilir diye kaygılar var. Gelenlerin profili nasıl? Gerçekten bu tip insanlar da onların arasına karışıyor olabilir mi?
Evet olabilir tabii ki. Her insan karışabilir. Ama yabancı ülkeye gelince mesela Türkiye’ye geldiklerinde Türk vatandaşlarına fazla zarar vermeye çalışmıyorlar. Maalesef birbirilerine zarar veriyorlar. Afgan Afgan ile kavga ediyor. Bazılarının İslami şeyleri var. Diyelim ki “Bunlar gavurdur, bunlar Allah’ı kabul etmiyor, öldürelim” diyen bazıları da var. Ama bunlardan çok çok az bir şey var, belki yüzde biridir.
Şu anda ne oluyor? Şu andaki göçmen akını geçtiğimiz yıllardakine benzer bir göçmen akını mı yoksa çok daha büyük, çok daha olağanüstü bir durum mu var?
Ben şöyle olacağına yüzde yüz eminim; eğer Afganistan’da durum böyle devam ederse önümüzdeki seneler artacak. Eğer bizim devletimiz can güvenliğini sağlamazsa daha da artacak. Belki bilmiyorsunuzdur ama şu anda Van’da en az 4000 kişi İstanbul’a gitmek için bekliyor.

Sınırdan takriben günde kaç kişi geçiyor olabilir?
Güne bağlı olarak sınırdan yüz kişi de geçiyor olabilir, 300 kişi de geçiyor olabiliyor. 2015’te günde 1000 kişi, 2000 kişi de geçiyordu. O zaman Türkiye tarafı güvenliği artırmamıştı. Ama şu anda günde en az 50 kişi, 100 kişi geçiyor.
1000-1500 gibi rakamlardan bahsediliyor? Bunlar o zaman abartılı rakamlar mı?
1000-1500 mü? Şu anda mı?
Evet.
Yok abartıyorlar. O kadar fazla değil ama bazı günlerde 500 kişi olabilir. Ama o kadar (1000-1500) insanın geçtiğini zannetmiyorum.
Sınır geçişlerinde, bu işi yapan kaçakçılarla oradaki güvenlik güçleri arasında bir iletişim oluyor mu?
Evet, iletişim var. Türk askerleri hakkında bir şey diyemem çünkü bir şey bilmiyorum, görmedim, duymadım. Ama İran tarafında var. En alt seviyeden en üst seviyeye kadar askerler para alıyorlar. Ondan sonra bazı bahanelerle sınırı bir saat, iki saat boş bırakıyorlar. Bize haber veriyorlar. Sadece iki saat boşluk var, ne yaparsanız yapın diyorlar.
Peki yakalanmaktan, tutuklanmaktan korkmuyor musunuz?
Yok korkmuyorum. Bizde tehlike fazla olmuyor. Biz üst seviyedeyiz ya… Daha fazla alt seviyedekilerin yakalanma ihtimali var.
Siz onlardan daha üst seviyedesiniz. Sizin üstünüzde olan kimse var mı?
Benim üst seviyem yok, ben kendim için çalışıyorum. Ama öyle olan bazıları var. 30 seneye yakın bu işi yapıyorlar ve mafya ile birlikte çalışıyorlar. Onların bazılarının Türk polisi içinde de adamı var.
Sizin sınırdaki adamlarınızda silah var mı?
Çoğunlukla silah yok. Çünkü bizimkiler yakalanırsa ve yanlarında silah bulunursa çok kötü olur. Bazı adamlarımız kendi paralarıyla silah alıyorlar. İran’da askere yakalanmamak için bunu yapıyorlar.
Bizim konuştuğumuz göçmenler bize çok trajik hikayeler anlatıyor. “Kaçakçılar bizim altınlarımızı, telefonlarımızı, paralarımızı çaldılar” diyorlar. Buna ne diyorsunuz? Bunlar yaşanıyor mu?
Evet, yaşanıyor maalesef. Bu daha çok Pakistan’da oluyor. Pakistan’dan geçerken, çöllük alanda oluyor. Orada kim hırsız kim kaçakçı belli olmuyor. Bazıları hırsızların eline de düşüyor. Bunlar insanların altınlarını, telefonlarını, paralarını çalıyor. Bazı hırsızlar kaçakçılarla ortak. Bazı kaçakçılarınsa bu olaylardan haberi olmayabilir.
Kaçakçıların yani sizin neden olduğunuz bazı ölüm olayları oluyor. Mesela Van Gölü’nde tekne batıyor, kaçakçılar o tekneyi bir sürü insanla doldurmuş, insanlar ölüyor. Yine minibüs kazası oluyor. Kaçakçılar onu da doldurmuş, yine birçok insan ölüyor. Kaçakçılar bu durumdan doğrudan sorumlu. Sizin yüzünüzden insanlar ölmüş oluyor. Bundan vicdanen rahatsız olmuyor musunuz?
Doğrudur. Ben iki yıl önce bu işe başladığımda baktım ki ölümler oluyor. Dedim ben güvenli bir şekilde işimi yapayım, kimse benim yüzümden ölmesin. Şimdiye kadar benim yüzümden kimse ölmedi. Ben bu işe başladığımda bunu başta anlamadım sonradan gördüm. Vicdanım çok rahatsız oldu. Yavaş yavaş bu işi bırakmaya çalıştım ama çalıştığım diğer arkadaşlarım beni bırakmıyorlar. Bu işi yapanların vicdanı maalesef yok, hiç rahatsız olmuyorlar. Yani 100 kişi batıp ölse de hiçbir şey olmamış gibi davranıyorlar.
Bundan sonrası için böyle yasa dışı işler yapmayıp daha normal bir hayat kurmayı düşünmüyor musunuz, planlamıyor musunuz?
Evet bunu kurmayı düşünüyorum. Bu işi de bırakmaya çalışıyorum. Bu insanlar (kaçakçılar) çok vicdansız. Size bu röportajı da mülteciler için vermek istedim. Kaçakçılara boşu boşuna para vermesinler. Eğer yapabiliyorlarsa yasal olarak gelsinler. Pasaportla, vizeyle gelsinler. Hem paralarından olurlar hem canlarından olurlar. Yani gerçekten yazık oluyor.
BBC
İlginizi Çekebilir
GÜNCEL
Çipten Uçağa, Yazılımdan Finansa: Çin Küresel Sistemi Yeniden Kuruyor
Yayınlanma:
1 hafta önce|
27/05/2026Yazan:
BankaVitrini
Çin son 15–20 yılda özellikle teknoloji, savunma, finansal altyapı ve stratejik sanayilerde “Batı’ya bağımlılığı azaltma” stratejisi izliyor.
Madde madde anlatalım:
ÇİN GERÇEKTEN NEYİ TERK EDİYOR?
1. GPS yerine BeiDou
Bu büyük ölçüde doğru.
BeiDou Navigation Satellite System bugün küresel kapsama sahip ve özellikle:
- Çin ordusu
- lojistik şirketleri
- akıllı telefon üreticileri
- Kuşak & Yol ülkeleri tarafından yoğun kullanılıyor.
Ama:
- Dünya hâlâ ağırlıklı olarak GPS kullanıyor.
- Apple, Samsung, Huawei cihazları çoğunlukla çoklu sistem kullanıyor:
- GPS
- GLONASS
- Galileo
- BeiDou birlikte çalışıyor.
Yani “GPS öldü” doğru değil. Ancak Çin artık Amerikan GPS’ine bağımlı değil.
2. Boeing yerine COMAC C919
Burada da gerçek eğilim var.
COMAC tarafından geliştirilen COMAC C919 gerçekten ciddi sipariş aldı.
Ama kritik detay:
- Motorlar büyük ölçüde Batı teknolojisine dayanıyor.
- Aviyoniklerde hâlâ dış bağımlılık var.
- Boeing ve Airbus’ın küresel servis ağıyla rekabet etmek çok zor.
Dolayısıyla:
- Çin iç pazarında Boeing’i zorlayabilir.
- Ama küresel liderliği kısa vadede devralamaz.
3. Amerikan çiplerini terk etti
Bu kısmen doğru, kısmen propaganda.
Huawei ve Yangtze Memory Technologies büyük ilerleme kaydetti.
Ancak:
- Çin hâlâ ileri seviye EUV litografi makinelerinde Batı’ya bağımlı.
- ASML olmadan en ileri çipleri üretmek çok zor.
- Nvidia ve TSMC seviyesine tam erişim henüz yok.
Fakat ABD yaptırımları Çin’i:
- “ithal et” modelinden
- “yerli üret” modeline zorladı.
Bu da uzun vadede Amerika için stratejik geri tepebilir.
4. Windows yerine UOS
UnionTech UOS gerçekten devlet kurumlarında yaygınlaşıyor.
Ama:
- Çin tamamen Windows’u bırakmış değil.
- Kurumsal yazılım ekosistemi hâlâ Microsoft bağımlı alanlar içeriyor.
Bu daha çok: “stratejik alanlarda yerli alternatif yaratma” politikasıdır.
5. Siemens yerine Çin tıbbi cihazları
Bu alan Çin’in gerçekten hızlı yükseldiği sektörlerden biri.
United Imaging Healthcare MR, CT ve PET cihazlarında küresel oyuncu hâline geldi.
Ama:
- Siemens
- GE Healthcare
- Philips
hâlâ üst segmentte çok güçlü.
Yine de fiyat avantajı nedeniyle Çin ciddi pazar payı alıyor.
6. Elektrikli araçlar ve batarya devrimi
Bu konuda Çin gerçekten dünyanın merkezine oturdu.
BYD bugün:
- batarya
- EV üretimi
- tedarik zinciri
- nadir toprak elementleri
alanlarında dev güç.
Tesla’nın piyasa değerindeki dalgalanmanın tek nedeni Çin değil:
- faizler
- rekabet
- marj düşüşü
- satış yavaşlaması da etkili.
Ama şu gerçek: Çin artık otomotivde “takip eden” değil, “oyunu belirleyen” ülke.
7. Oracle yerine OceanBase
Ant Group tarafından geliştirilen OceanBase özellikle yüksek işlem hacimli finansal sistemlerde başarılı.
Bu alan kritik çünkü:
- veri egemenliği
- yaptırım riski
- SWIFT benzeri bağımlılıklar ülkeleri yerli çözümlere yöneltiyor.
8. CAD ve endüstriyel yazılım
Burada Çin’in ilerlemesi gerçek.
Ancak:
- Siemens NX
- CATIA
- SolidWorks gibi Batı yazılımları hâlâ dünya standardı.
Çin’in hedefi: “yaptırım gelirse üretim durmasın.”
Yani mesele sadece maliyet değil: jeopolitik dayanıklılık.
9. Dolar yerine RMB
Bu en kritik maddelerden biri.
Chinese yuan kullanımının arttığı doğru.
Özellikle:
- Rusya
- İran
- Körfez
- BRICS hattı
dolar bağımlılığını azaltmaya çalışıyor.
Ama gerçek tablo:
- Küresel rezervlerin çoğu hâlâ dolar.
- SWIFT sistemi hâlâ dominant.
- ABD tahvil piyasası hâlâ merkezde.
Yani: “Dolar çöktü” yanlış, ama “alternatif arayışı başladı” doğru.
10. GMO tohumları terk etti
Çin gıda güvenliğini stratejik konu olarak görüyor.
Yuan Longping hibrit pirinç çalışmalarıyla Çin için çok önemli bir figür.
Ama:
- Çin hâlâ büyük tarım ithalatçısı.
- Özellikle soya bağımlılığı sürüyor.
Tam bağımsızlık henüz yok.
11. Amerikan sosyal medyasını terk etti
Bu ifade yanıltıcı.
Çin zaten:
- X
- YouTube
gibi platformları uzun süredir engelliyor.
Onun yerine:
- Douyin
- Xiaohongshu
gibi kendi ekosistemini kurdu.
Bu dijital egemenlik modeli: “internetin parçalanması” trendinin önemli örneği.
12. Batı askeri teknolojisini terk etti
Çin savunma sanayisinde muazzam ilerledi.
Özellikle:
- hipersonik füze
- drone
- deniz gücü
- elektronik harp alanlarında.
Ancak ABD:
- uçak motorları
- denizaltılar
- küresel üs ağı
- savaş tecrübesi gibi alanlarda hâlâ büyük üstünlüğe sahip.
ASIL MESELE NE?
Bu metnin özeti aslında şu: Çin artık “dünyanın ucuz fabrikası” olmak istemiyor.
Hedef:
- teknoloji sahibi olmak
- finansal altyapıyı kontrol etmek
- enerji zincirini yönetmek
- dolar bağımlılığını azaltmak
- yaptırımlara dayanıklı sistem kurmak.
Bu nedenle Çin’in modeli artık: “Made in China” değil, “Controlled by China” aşamasına geçiyor.
BATI HEGEMONYASI ÇÖKÜYOR MU?
Bu kadar hızlı değil.
Ama dünya:
- tek kutuplu Amerikan sisteminden
- çok kutuplu teknoloji/finans rekabetine gidiyor.
Yeni mücadele:
- çip
- veri
- ödeme sistemi
- yapay zekâ
- enerji
- tedarik zinciri
- rezerv para üzerinden yaşanıyor.
Yani artık savaş sadece tankla değil:
- işletim sistemiyle,
- veri merkeziyle,
- batarya teknolojisiyle,
- ödeme altyapısıyla yapılıyor.
TÜRKİYE AÇISINDAN EN KRİTİK SORU
Türkiye hangi ekosisteme entegre olacak?
- ABD/NATO finans-teknoloji sistemi mi?
- Çin merkezli alternatif blok mu?
- Yoksa ikisi arasında denge mi?
Önümüzdeki 10 yılda:
- bankacılık,
- ödeme sistemleri,
- enerji,
- savunma,
- otomotiv,
- çip yatırımları bu tercihten doğrudan etkilenecek.
Gülbeyaz Gergün
ABD’nin Yeni Ortadoğu Planı: İsrail Merkezli Güvenlik ve Ticaret Koridoru
Yayınlanma:
1 hafta önce|
27/05/2026Yazan:
Gülbeyaz Gergün
ABD’nin bölge ülkelerine yaymaya çalıştığı ve kamuoyunda “İbrahim Anlaşmaları / Abraham Accords” olarak bilinen süreç, sadece İsrail ile diplomatik normalleşme anlaşması değildir. Aslında bu proje; Ortadoğu’nun güvenlik, enerji, ticaret, teknoloji ve askeri mimarisini yeniden kurma planıdır. Özünde ise İsrail’in bölgesel meşruiyetini kalıcı hale getirmek ve İran eksenli dengeyi kırmak vardır.
Abraham (İbrahim) Anlaşmaları Nedir?
2020’de ABD arabuluculuğunda başlayan süreçte;
- Birleşik Arap Emirliği
- Bahreyn
- Fas
- Sudan
İsrail ile diplomatik ilişki kurdu veya normalleşme anlaşması yaptı. Daha sonra süreç; Saudi Arabia, Qatar, Türkiye, Pakistan gibi ülkelere doğru genişletilmeye çalışıldı.
ABD açısından hedef yalnızca “barış” değildir.
Asıl hedefler:
- İsrail’in bölgesel izolasyonunu bitirmek
- İran’a karşı ortak blok oluşturmak
- Çin’in Kuşak-Yol etkisini sınırlamak
- Rusya’nın Ortadoğu etkisini azaltmak
- Enerji ve ticaret koridorlarını İsrail merkezli yeniden şekillendirmek
- Körfez sermayesini İsrail teknolojisi ile entegre etmek
- Ortadoğu’da ABD maliyetini düşürüp “yerel ortaklı güvenlik sistemi” kurmak olarak görülüyor.
Bu anlaşmalar gerçekte neleri kapsıyor?
1. Diplomatik Normalleşme
- Büyükelçilik açılması
- Resmi ilişkiler
- Vize ve uçuş anlaşmaları
- Turizm ve ticaret
2. Güvenlik ve İstihbarat İşbirliği
Asıl kritik bölüm burasıdır.
- Ortak hava savunma sistemi
- İran füze/dron tehdidine karşı entegrasyon
- İsrail teknolojilerinin Körfez’e satılması
- Siber güvenlik paylaşımı
- İstihbarat koordinasyonu
Birçok uzman bu yapıyı “Ortadoğu NATO’su” olarak tanımlıyor.
3. Enerji ve Ticaret Koridorları
Projelerin temelinde şu düşünce var:
Körfez petrolü + İsrail teknolojisi + Hindistan üretimi + ABD güvenlik şemsiyesi
Bu nedenle:
- Hindistan-Ortadoğu-Avrupa koridorları,
- liman projeleri,
- demiryolu hatları,
- enerji boru hatları,
- veri merkezleri,
- finans merkezleri
bu planın parçası olarak görülüyor.
İsrail’in Doğu Akdeniz enerji merkezi yapılması hedefleniyor.
4. Filistin Meselesinin İkinci Plana İtilmesi
En tartışmalı boyut budur.
Eskiden Arap dünyasının temel yaklaşımı: “Önce Filistin sorunu çözülsün, sonra İsrail tanınsın.”
Abraham süreci ise bunu tersine çevirdi: “Önce İsrail ile normalleşelim, Filistin sonra konuşulur.”
Bu nedenle çok ciddi toplumsal tepki oluşuyor. Özellikle Gazze savaşları sonrası kamuoyu baskısı arttı.
ABD niçin şimdi hızlandırmak istiyor?
2025-2026 İran-İsrail gerilimi ve savaş riski sonrası Washington şu sonucu gördü:
- ABD artık bölgeyi tek başına yönetemiyor
- İran tamamen çökmedi
- Körfez ülkeleri ABD korumasına eskisi kadar güvenmiyor
- Çin ekonomik olarak çok güçlendi
- Rusya bölgesel nüfuzunu sürdürüyor
Bu nedenle ABD:
- İsrail’i merkeze koyan,
- Arap sermayesini entegre eden,
- İran’ı çevreleyen,
- Çin’i sınırlayan
yeni bölgesel mimari kurmaya çalışıyor.
Kazanan Ülkeler Kimler Olabilir?
1. İsrail
En büyük stratejik kazanan.
Kazanımları:
- Bölgesel meşruiyet
- Yeni pazarlar
- Körfez sermayesi
- Güvenlik işbirliği
- İran’a karşı geniş cephe
- Enerji ve lojistik merkez olma şansı
İsrail için bu süreç, 1948 sonrası en büyük diplomatik dönüşümlerden biri olarak görülüyor.
2. Birleşik Arap Emirliği
Büyük ekonomik kazanç hedefliyor.
Özellikle:
- teknoloji,
- yapay zekâ,
- savunma sanayi,
- finans,
- siber güvenlik,
- turizm
alanlarında İsrail ile entegrasyon kuruyor.
Dubai’nin bölgesel finans merkezi rolünü güçlendirme hedefi var.
3. Suudi Arabistan
Henüz tam katılmadı ancak süreçte kilit ülke.
Sudi Arabistan:
- ABD’den güvenlik garantisi,
- gelişmiş silah sistemleri,
- nükleer teknoloji,
- yatırım avantajları
karşılığında normalleşmeye yaklaşabilir.
Ancak Filistin konusu nedeniyle içeride büyük toplumsal risk taşıyor.
4. Hindistan
Sessiz kazananlardan biri olabilir.
Çünkü:
- Körfez bağlantısı güçlenir
- Avrupa ticaret koridoru açılır
- Çin’e alternatif lojistik rota oluşur
Kaybedebilecek Ülkeler ve Yapılar
1. İran
En büyük jeopolitik baskı altında kalabilecek ülke.
Çünkü:
- çevrelenme riski artıyor
- Körfez’de yalnızlaşma ihtimali oluşuyor
- İsrail-Arap güvenlik ağı genişliyor
Bu nedenle İran bu süreci “anti-İran bloklaşması” olarak görüyor.
2. Filistin Yönetimi ve Hamas
En büyük siyasi kaybedenlerden biri olabilir.
Çünkü:
- Arap ülkelerinin önceliği değişiyor
- Filistin meselesi ikinci plana düşüyor
- ekonomik ve diplomatik baskı artıyor
Bu durum Gazze savaşları sonrası ciddi toplumsal kırılma yarattı.
3. Türkiye
Türkiye açısından tablo karmaşık.
Olası avantajlar:
- Bölgesel ticaret entegrasyonu
- Enerji projeleri
- Körfez sermayesi ile yeni işbirliği
- ABD ile ilişkileri yumuşatma fırsatı
Riskler:
- İsrail merkezli yeni enerji haritasında dışlanma
- Doğu Akdeniz’de denge kaybı
- Filistin konusunda iç kamuoyu baskısı
- İran ile denge siyasetinin zorlaşması
Türkiye’nin bu süreçte tamamen karşıt değil ama “temkinli denge” politikası izlediği görülüyor.
Bu plan başarılı olur mu?
En büyük sorun:
- halkların önemli bölümünün İsrail’e tepkili olması
- Gazze savaşlarının yarattığı öfke
- İran faktörü
- mezhep ve jeopolitik rekabetler
Devlet elitleri ile halk arasında ciddi görüş farkı bulunuyor.
Bu nedenle anlaşmalar:
- ekonomik olarak ilerleyebilir,
- güvenlik alanında derinleşebilir,
- fakat toplumsal meşruiyet sorunu yaşayabilir.
Özetle
Abraham / İbrahim Anlaşmaları:
- sadece “barış anlaşması” değil,
- Ortadoğu’nun yeni ekonomik ve askeri düzen projesidir.
Merkezinde:
- İsrail’in korunması,
- İran’ın dengelenmesi,
- Çin-Rusya etkisinin sınırlandırılması,
- enerji ve ticaret koridorlarının yeniden kurulması vardır.
Kazananlar:
- İsrail
- Körfez finans merkezleri
- ABD savunma-sanayi sistemi
- Hindistan merkezli yeni ticaret koridorları
Risk yaşayanlar:
- İran
- Filistin hareketleri
- bölgesel denge siyaseti yürüten ülkeler
- halk baskısı yüksek Arap yönetimleri olabilir.
GÜNCEL
Medeni Kanundan Siyasete: “Mutlak Butlan” CHP’ye Nasıl Uygulandı?
CHP’de “Mutlak Butlan” Depremi: 3 Yıl Sonra Yönetim Nasıl Düştü? Türkiye Siyasetinde Bir İlk: Mahkeme Kararıyla Parti Yönetimi Değişti… Kurultay İptali Krizi: CHP’de Hukuk mu, Siyaset mi Kazandı? CHP Kararında Son Sözü Kim Söyleyecek? Yargıtay, AYM ve AİHM Süreci…
Yayınlanma:
1 hafta önce|
26/05/2026Yazan:
BankaVitrini
CHP’de yaşanan “mutlak butlan” krizi, Türkiye siyasi tarihinin en sıra dışı hukuk-siyaset krizlerinden biri haline geldi. Çünkü ilk kez büyük bir siyasi partinin kurultayı, Medeni Hukuk’taki “kesin hükümsüzlük” kavramı üzerinden tartışmaya açıldı.
“Mutlak Butlan” Ne Demek?
“Mutlak butlan”, bir hukuki işlemin daha doğduğu anda ağır hukuka aykırılık taşıdığı için baştan itibaren geçersiz sayılması anlamına gelir. Yani hukuk açısından “hiç doğmamış” kabul edilir. Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Hukuku’nda sık kullanılan bu kavram; irade fesadı, emredici hukuk kurallarına aykırılık, kamu düzeninin ihlali gibi durumlarda uygulanır.
Normalde bu kavram daha çok:
- evlilik işlemleri,
- şirket genel kurulları,
- dernek-vakıf kararları,
- ticari işlemler
için kullanılırdı.
CHP davasıyla birlikte ilk kez bu kadar güçlü biçimde bir siyasi parti kurultayına uygulanması tartışması ortaya çıktı. Çünkü siyasi partiler özel hukuk tüzel kişisi sayılsa da aynı zamanda anayasal kurum niteliği taşıyor. Bu nedenle “Medeni Kanun mantığı siyasi partilere uygulanabilir mi?” sorusu hukukun merkezine oturdu.
Süreç Nasıl Başladı? Kronolojik Özet
1. 4-5 Kasım 2023 Kurultayı
CHP’nin 38. Olağan Kurultayı yapıldı.
Kurultayda:
- Özgür Özel genel başkan seçildi.
- Kemal Kılıçdaroğlu seçimleri kaybetti.
Ancak kurultayın hemen ardından:
- bazı delegelerin yönlendirildiği,
- oy karşılığı menfaat sağlandığı,
- para dağıtıldığı,
- siyasi vaatlerde bulunulduğu
iddiaları ortaya atıldı.
2. İl Kongreleri de Tartışmaya Açıldı
Dava sadece genel kurultayla sınırlı kalmadı.
Özellikle:
- İstanbul İl Kongresi,
- bazı delegasyon seçimleri,
- liste süreçleri
mahkemeye taşındı.
Davacılar şunu savundu: “Delege iradesi sakatlanmıştır.”
Yani delegelerin özgür iradesiyle oy kullanmadığı iddia edildi.
3. Asliye Hukuk Süreci
İlk derece mahkemesinde dava görüldü.
İlk aşamada:
- bazı talepler reddedildi,
- bazıları usul yönünden değerlendirildi.
Ancak dosya daha sonra istinafa taşındı.
4. 2025-2026 Döneminde “Mutlak Butlan” Tartışması Büyüdü
2025 boyunca:
- hukukçular,
- siyasetçiler,
- eski yargı mensupları
şu soruyu tartıştı: “Bir siyasi partinin kurultayı mutlak butlanla iptal edilebilir mi?”
Bir görüş: “Siyasi Partiler Kanunu buna izin vermez” dedi.
Diğer görüş: “Siyasi partiler de hukuk tüzel kişisidir; ağır usulsüzlük varsa butlan uygulanabilir” görüşünü savundu.
Mahkeme Neye Karar Verdi?
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, 2026 Mayıs ayında kritik karar verdi.
Kararda:
- 38. Olağan Kurultay’ın mutlak butlanla sakat olduğu,
- yani baştan itibaren geçersiz sayıldığı,
- sonrasında yapılan olağan ve olağanüstü kurultayların da iptal edildiği belirtildi.
Mahkeme ayrıca:
- mevcut yönetimin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına,
- kurultay öncesi yönetimin göreve dönmesine hükmetti.
Peki “3 Yıl Sonra Nasıl Görevden Alındılar?”
Asıl kritik nokta bu.
Çünkü mahkeme: “Kurultay en başından itibaren yok hükmündedir” yorumu yaptı.
Bu nedenle hukuk tekniğinde şöyle bir sonuç doğdu:
Eğer işlem “mutlak butlan” ise:
- süre işlemez,
- işlem sonradan meşrulaşmaz,
- aradan zaman geçmesi geçersizliği ortadan kaldırmaz.
Yani mahkeme: “Bu yönetim aslında hukuken hiç doğmamıştı” mantığıyla hareket etti.
İtirazlar Neden Yapılıyor?
Karara yönelik çok ciddi hukuki itirazlar var.
1. “Siyasi Partiler Kanunu’nda Butlan Yok” İtirazı
Muhalif hukukçular diyor ki:
- Siyasi partiler özel statülüdür.
- Parti kurultayları Medeni Kanun’daki şirket genel kurulu gibi değerlendirilemez.
- Siyasi Partiler Kanunu’nda “mutlak butlan” açıkça düzenlenmemiştir.
Bu yüzden kararın “kanuni dayanağının zayıf olduğu” savunuluyor.
2. “İstinaf Mahkemesi Bu Kararı Veremezdi” İtirazı
En büyük tartışmalardan biri de bu.
Eleştirilere göre:
- istinaf mahkemesi,
- ilk derece mahkemesi gibi davranarak,
- yönetim değişikliği doğuran tedbir kararı verdi.
Bazı hukukçular bunun:
- usule aykırı,
- yetki aşımı,
- içtihat çelişkisi olduğunu söylüyor.
3. “Demokrasiye Yargı Müdahalesi” Eleştirisi
Karşı çıkanlar ayrıca:
- milyonlarca seçmenin iradesinin,
- mahkeme yoluyla şekillendirildiğini,
- bunun siyasal alanı daralttığını savunuyor.
Kararı Savunanlar Ne Diyor?
Kararı savunan hukuk çevreleri ise:
- delegelerin iradesinin fesada uğratıldığını,
- seçim sürecinin demokratik olmadığını,
- kamu düzeninin ihlal edildiğini iddia ediyor.
Onlara göre: “Demokrasi sadece sandık değildir; temiz seçim süreci gerekir.”
Mahkeme de kararında:
- emredici hukuk kurallarına aykırılık,
- delege iradesinin sakatlanması,
- usulsüzlük iddiaları üzerinde durdu.
Son Kararı Kim Verecek?
Şu an hukuki süreç tam anlamıyla bitmiş değil.
Muhtemel aşamalar:
- Bölge Adliye Mahkemesi süreci
- Yargıtay incelemesi
- Gerekirse Anayasa Mahkemesi başvurusu
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi süreci
özellikle:
- siyasi örgütlenme hakkı,
- seçme-seçilme hakkı,
- parti içi demokrasi başlıklarında yeni tartışmalar doğurabilir.
Nihai anlamda iç hukukta son sözü büyük ölçüde Yargıtay söyleyecek gibi görünüyor.
Ancak konu anayasal hak boyutuna taşınırsa: Anayasa Mahkemesi ve ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürece dahil olabilir.
Bu Karar Neden Tarihi?
Çünkü Türkiye’de ilk kez:
- bir ana muhalefet partisinin kurultayı,
- “mutlak butlan” kavramıyla,
- geriye etkili biçimde yok sayıldı.
Bu nedenle karar:
- sadece CHP meselesi değil,
- Türkiye’de siyasi partilerin hukuk statüsü,
- yargının siyasal alana müdahalesi,
- parti içi demokrasi,
- seçim meşruiyeti açısından da emsal niteliği taşıyan tarihi bir kırılma olarak değerlendiriliyor.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.022)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.576)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (559)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.973)
- GÜNCEL (4.403)
- GÜNDEM (3.549)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.669)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (575)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.415)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (55)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (9)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (795)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (106)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (51)
- Onur ÇELİK (49)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (90)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (18)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Resmi Gazete'de bugün (04.06.2026) 03/06/2026
- İran: Müzakerelerde somut bir ilerleme sağlanamadı 03/06/2026
- Fed'in Bej Kitap raporunda yüksek enflasyon vurgusu 03/06/2026
- Morgan Stanley ve UniCredit'ten ‘Warsh’ uyarısı 03/06/2026
- Bessent: Enflasyondaki yükseliş kısa vadeli olacak 03/06/2026
- Otokar, Automecanica'nın yüzde 96,77'sini devraldı 03/06/2026
- Trump Ankara'daki NATO zirvesine katılacak 03/06/2026
- ABD fabrika siparişlerinde 11 ayın en büyük artışı 03/06/2026
- ABD'de hizmet faaliyetleri toparlandı 03/06/2026
- ABD-İran geçici anlaşma görüşmelerindeki temel anlaşmazlık konuları 03/06/2026
SON YAZILAR
- SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması 03/06/2026
- Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi 03/06/2026
- Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı 03/06/2026
- Bankalar çiftçiyi nasıl finanse ediyor? 02/06/2026
- Barış masası sallanıyor, piyasalar hâlâ diplomasiye şans tanıyor 02/06/2026
- Geleceğin Bankalarını Don Kişotlar mı Kuracak? 01/06/2026
- Matematiğin Prensi Gauss: Bankacılıktan Yapay Zekâya Uzanan Miras 31/05/2026
- Sanayide eleman krizi vasıfsız işçiye de sıçradı 30/05/2026
- Haziran–Ağustos’ta 2 trilyon TL borç servisi: Hazine büyük sınava giriyor 30/05/2026
- TURİZMDE ALARM ZİLLERİ: 1.500 OTEL SATIŞTA 29/05/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
