ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Türkiye’de Doların 20 Yıllık Serüveni
Yayınlanma:
5 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Amerikan Doları, Türk Lirası karşısında neredeyse her gün yeni bir tarihi rekor kırıyor. 2008 yılında ‘1 dolar 1 TL olur mu’ tartışmalarının yapıldığı ve ihracatçıların Türk Lirası’nın döviz karşısında aşırı değerlenmesinden şikayetçi olduğu dönemin ardından dolar 2013 yılında yükselmeye başladı. Aslında Türkiye’nin dolar serüveni, dalgalı kur rejimine geçilen 2001 yılındaki siyasi ve ekonomik krizin ardından başlamıştı. 20 yıl sonra dolar siyasi ve ekonomik çalkantıların gölgesinden yine çıkabilmiş değil. VOA Türkçe, 2001-2021 yılları arasında doları etkileyen Türkiye’deki gelişmeleri derledi.
21 Şubat 2001: 1 dolar 1,200,000 TL
Türkiye’de 90’lı yıllar, siyasi sıkıntılar ve bozulan ekonomik dengeler nedeniyle çalkantılı geçti. 1994’te liranın dolar karşısında yüzde 160’ın üzerinde değer kaybettiği ekonomik krizin ardından 2000 yılına girilirken Türkiye ekonomisinde yeniden kriz çanları çalıyordu. Çok yüksek seviyelere çıkan enflasyonu düşürmek için Uluslararası Para Fonu’yla (IMF) başlatılan program kapsamında 1999’dan beri ‘serbest faiz, sabit kur’ rejimi uygulanıyordu. Merkez Bankası her gün sabit bir döviz kuru açıklıyordu, faiz oranlarıysa piyasa tarafından belirleniyordu. İlk kriz 22 Kasım 2000’de piyasadaki likidite sorunu nedeniyle patlak verdi. Yaşanan sıkıntıların yabancı yatırımcıyı endişelendirmesiyle yüklü miktarda fon çıkışı yaşandı. Bankalar arası piyasada gecelik faiz oranı yüzde 1000’in üzerine çıktı. Merkez Bankası, IMF desteğiyle piyasayı fonlayarak krizi geçici olarak durdurdu.
19 Şubat 2001’de Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında başlayan tartışmada Başbakan Bülent Ecevit’e anayasa kitapçığı fırlattı ve Ecevit, toplantı çıkışında bekleyen gazetecilere, “Bu bir devlet krizidir” açıklaması yaptı. Ancak buna piyasanın tepkisi sert oldu. Aynı gün 7 milyar doların üzerinde bir döviz talebi ortaya çıktı, bankalar arası piyasada gecelik faizler yüzde 5 bin ila 7 bin 500 aralığını gördü. Yabancı yatırımcıların hızla piyasayı terk etmesiyle yüksek döviz talebini karşılamak mümkün olmayınca, 21 Şubat günü sabit kur rejiminden dalgalı kur rejimine geçildi. Merkez Bankası tarafından karar öncesinde 684 bin TL’ye çıpalanan dolar kuru, dalgalı kura geçilmesiyle birlikte 1,2 milyon TL’ye yükseldi.
3 Ocak 2005: 1 dolar 1,34 TL

Bankalarının yarısı iflas eden, enflasyonu üç haneli rakamlara ulaşan ve para birimi yüzde 100 değer kaybeden Türkiye’de Kasım 2002’de iktidarı AKP devraldı. AKP hükümeti katı bütçe disipliniyle krizle mücadele ederek ekonomiyi büyüttü, tüketim ve yatırımları hızlandırdı, enflasyonu tek haneye düşürdü, reel faizler hızla indi. 31 Aralık 2004 tarihindeyse, Türk Lirası’na itibar kazandırmak için liradan 6 sıfır atılması ve 1 milyon liranın 1 Yeni Türk Lirası’na (YTL) eşitlenmesini öngören ilgili kanun çıkarıldı. Ekonomistler yabancı yatırımcının sıfırları sayamadığı bir para birimine güveni olamayacağını savunuyordu. Bu adımın ardından piyasaların açıldığı ilk gün 3 Ocak 2005 tarihinde dolar 1,34 YTL olarak kayıtlara geçti. Türk Lirası 2005 yılında değer kazanmaya devam etti.
4 Ağustos 2008: 1 dolar 1,15 TL
Türkiye’nin, ilk kez 3 Ekim 2005’te AB’ye tam üyeliği için müzakerelere başlanması kararlaştırıldı. Avrupa yolculuğunda önemli bir kilometre taşı olan bu gelişme, ekonomiye de olumlu yansıdı. Türkiye’nin serbest piyasa ekonomisini tamamen benimsemiş, dinamik ve gelişen bir piyasa olduğu görüşü yabancı yatırımcılar arasında hakim oldu. Yabancı yatırımcıya uygulanan stopajın da hükümet tarafından sıfırlanmasıyla Türkiye’ye döviz girişi ve yabancı yatırımlar hızlandı. Uzun yıllar yüzde 0,4 ila 0,5 arasında olan doğrudan yabancı yatırımların oranı, adaylık statüsü alınmasının ardından 2006 yılında yüzde 4,9 seviyesine kadar yükseldi. 2009 yılına kadar süren yabancı yatırımlardaki artışın etkisiyle lira karşısında değer kaybı trendini sürdüren dolar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz kurlarına göre 4 Ağustos 2008’de 1,15 TL’ye kadar düştü.
9 Mart 2009: 1 dolar 1,80 TL
2008 yılının sonbaharında ekonomik kriz bu kez tüm dünyayı sardı. Likidite sorunlarının baş gösterdiği ABD, Japonya, İngiltere gibi gelişmiş ülke merkez bankaları bu sorunu çözmek için faizleri tüm zamanların en düşük seviyesine çekerek piyasaya para sürmeye başladı. O dönem başbakanlık görevinde olan Recep Tayyip Erdoğan, 27 Ekim 2008’de “Kriz Türkiye’yi teğet geçecek” dedi.
Gelişmekte olan ülkeler krizden nispeten daha az etkilense de küresel krizin yansımalarıyla Türkiye’de de ekonomi daraldı, işsizlik arttı. Kriz öncesi 1,20 düzeylerinde seyreden ve “1 dolar 1 TL olur mu” tartışmaları yapılan dolar kuru, 9 Mart 2009 tarihinde Merkez Bankası’nın efektif dolar satış fiyatı olan 1,80 TL’ye çıkarak rekor kırdı.
4 Kasım 2010: 1 dolar 1,39 TL

Merkez bankalarının ekonomik kriz sırasındaki parasal genişleme politikaları, kriz sonrasında yatırımcıları gelişmekte olan piyasalara yönlendirdi. Türk Lirası da bunun sonucunda değerlendi. 2010 yılında yoğun sıcak para girişinin döviz arzını arttırıp fiyatını düşürmesinin etkisiyle Türk Lirası’nda döviz sepetine karşı yüzde 11 dolayında reel değerlenme yaşandı.
Yabancıların döviz cinsinden karı katlanırken, Türkiye hızla büyüyen dış ticaret ve cari işlemler açığıyla karşı karşıya kaldı. İthalatın hızla artmasına neden olan bu durum, ihracattaysa baskılayıcı bir rol oynadı. 4 Kasım 2010 tarihinde 1 dolar 1,39 TL’ye kadar düştü. Temmuz 2013’te Cumhurbaşkanlığı başdanışmanlığına getirilen ekonomi analisti Yiğit Bulut, 2010 yılındaki durum karşısında 1 doların 1 TL seviyesine inebileceğini gündeme getirdi.
8 Şubat 2012: 1 dolar 1,74 TL
Dönemin Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, 2011 yılında “2012’de Türk Lirası olarak Amerikan Doları’nı yeneriz. Bu çok iddialı bir laf, bunu yazın. Senenin sonunda tekrar konuşalım” demişti. 8 Şubat 2012’de 1 dolar 1,74 TL’ye kadar geriledi. Başçı’nın öngörüsünün gerçekleştiği 2012 yılında, Türk Lirası sıcak para girişinin sürmesinin etkisiyle dolar başta olmak üzere döviz sepeti karşısında önemli oranda değer kazandı. Küresel ekonomik kriz sonrası oluşan likidite fazlası, sıcak para akımlarında Türkiye’yi başlıca adreslerden biri haline getirdi. TL’de dolara karşı reel değerlenme yüzde 12 dolayında oldu.
Ancak liranın aşırı değerlendiğini savunan Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mehmet Büyükekşi, ihracatçının değerli TL nedeniyle rekabet gücünü kaybettiğini söyledi. Merkez Bankası’na, Türkiye’yi çekim alanı haline getiren yüksek faizlerin indirilmesi çağrısında bulunan Büyükekşi, TL’nin aşırı değerlenmesinin önlenmesine yönelik adımların bir an önce atılmasını istedi.
23 Ağustos 2013: 1 dolar 2 TL
Dalgalı kur rejimine geçilen 2001 yılından beri geçen 12 yılda 2 TL’nin altında seyreden dolar, ilk kez 2013’te 2 lira sınırını aştı. 2013 yılının başında 1,70-1,80 TL aralığında olan dolar kuru, Mayıs ayında İstanbul Gezi Parkı’nda başlayan ve tüm Türkiye’ye yayılan hükümet karşıtı eylemlerle yükselişe geçti. 23 Ağustos 2013’te 1 dolar 2 TL seviyesini gördü. Dönemin Başbakanı Erdoğan doların yükselişini Gezi Parkı eylemleriyle ilişkilendirerek Türkiye ekonomisinin hedef alındığını savundu. Erdoğan, Gezi Parkı eylemlerini, faiz lobisinin başlattığını öne sürdü.
Doların yükselişinde ABD Merkez Bankası’nın (FED) varlık alımlarının hızını yaz boyunca azaltabileceği yönündeki açıklaması etkili oldu. FED’in para musluklarını kısacağı korkusu piyasaları diken üstünde tutmaya devam ederken, bu endişe gelişmekte olan piyasalardan kaçışı da tetikledi. TL de diğer gelişmekte olan ülke para birimleriyle birlikte bundan nasibini aldı. Merkez Bankası’nın kurda yaşanan artış öncesi 8 milyar dolara yakın döviz satışı da doları frenlemeye yetmedi.
17 Aralık 2014: 1 dolar 2,37 TL

Dönemin dört AKP’li bakanının oğulları, Halkbank Genel Müdürü ile işadamlarının 17 Aralık 2013’te rüşvet ve yolsuzluk operasyonu kapsamında gözaltına alınması Türkiye’yi sarstı. 25 Aralık 2013 tarihinde ise ikinci dalga operasyon için düğmeye basıldı. Bu defa Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan hakkında da şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrı evrakı hazırlandı. AKP iktidarı operasyonun Fethullah Gülen hareketine mensup savcı ve polisler tarafından başlatıldığını ve hükümete karşı düzenlenmiş bir darbe girişimi olduğunu savundu.
Ardından Ocak 2014’te Milli İstihbarat Teşkilatı’na ait olduğu belirlenen ve içinde Suriye’ye gitmek üzere askeri mühimmat bulunan TIR’ların durdurulması olayı da yeni bir skandala yol açtı. TIR’larla Suriye’deki cihatçı yasadışı örgütlere silah gönderildiği iddia edildi. Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, TIR’ların Bayırbucak Türkmenleri’ne silah taşıdığını söyledi.
17-25 Aralık operasyonunun arifesi olan 14 Aralık 2014’te Gülen hareketine bağlı olduğu iddia edilen medya kuruluşlarına da operasyonlar düzenlendi, birçok kişi gözaltına alındı. Hem muhalefet partileri hem de ABD ve AB, hükümetin tutumuna karşı çıktı. 2013 ve 2014 yıllarında ardı ardına yaşanan siyasetteki huzursuzluğun dolara yansıması sert oldu. 17 Aralık 2014’te 1 dolar 2,37 TL’ye kadar yükselerek rekor kırdı.
20 Ağustos 2015: 1 dolar 3 TL
7 Haziran 2015’te yapılan genel seçimler öncesi ve sonrasında siyasette gerilimin yükselmesi doları da uçurdu. Türkiye, 7 Haziran seçimlerine, 5 Haziran’da Diyarbakır’daki HDP mitingine yönelik bombalı saldırının etkisinde girdi. IŞİD tarafından üstlenilen saldırıda 5 kişi yaşamını yitirdi, 400’e yakın kişi de yaralandı. Seçimlerdeyse 2002’den beri tek başına iktidar olan AKP meclisteki çoğunluğunu kaybetti. Türkiye’de yıllar sonra koalisyon hükümeti ihtimali doğdu. Ancak meclise giren partilerin hiçbiri koalisyon seçeneğinde anlaşamayınca hükümet kurulamadı. Dolar, 2015 Ağustos’unda ilk kez 3 TL’yi gördü. Cumhurbaşkanı Erdoğan hükümetin kurulamaması üzerine erken seçim kararı aldı.
1 Kasım 2015’te seçimlerin yenilenmesine kadar geçen beş aylık süreçte yaşanan terör saldırılarıysa Türkiye’yi sarstı. 20 Temmuz’da Suruç’ta Kobani’ye yardım götürmek üzere toplanan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyelerinin basın açıklaması yaptığı sırada IŞİD tarafından düzenlenen intihar saldırısında 33 kişi öldü. 22 Temmuz’da Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde iki polis, evlerinde başlarından vurularak öldürüldü. Ceylanpınar saldırısını önce sahiplenen sonra reddeden PKK ateşkesi sona erdirdi. Bu gelişmeyle Kürt sorununda AKP’nin 2009’da temellerini attığı çözüm süreci de rafa kalktı. 6 Eylül’de Dağlıca’daki PKK saldırısında 16 asker yaşamını yitirdi. 8 Eylül’de ülke genelinde HDP binalarına saldırılar düzenlendi. 10 Ekim’de Ankara’daki barış mitingine yapılan IŞİD saldırısında 102 kişi yaşamını yitirdi. Saldırılar sonucunda piyasada ortaya çıkan belirsizlik ve güvenlik endişesi doların ateşini de yükseltti.
Beş ay boyunca ardı ardına terör kabusu yaşayan Türkiye, 1 Kasım’da yeniden sandık başına gitti. AKP, yüzde 49,5 oy ve 317 milletvekili ile bir kez daha sandıktan tek başına iktidar olarak çıktı. Seçimlerden sonra Rusya Hava Kuvvetleri’ne ait uçağın sınır ihlali yapmasından dolayı Türkiye tarafından düşürülmesiyle iki ülke arasında yaşanan kriz ve 17-25 Aralık operasyonunda adı geçen AKP’li bakanların Yüce Divan’a gönderilmemesi yönündeki meclisteki oylama sonucu da TL karşısında doları yükselten gelişmeler oldu.
2015’te Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası’nın faiz politikalarına yönelik eleştirilerinin dozunu da arttırdı. Yüksek faizi ‘vatana ihanet’ olarak nitelendiren Erdoğan, Merkez Bankası’na yönelik olarak “Bize karşı bağımsızlık mücadelesi veriyorsun da başka yerlere karşı bağımlılığın mı var?” çıkışında bulundu. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı ve ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’a da “kendinize çeki düzen verin” sözleriyle seslendi. Merkez Bankası’nın faiz politikasını belirlerken siyasi baskı altında kaldığı yorumları giderek yaygınlaştı.
5 Aralık 2016: 1 dolar 3,54 TL

15 Temmuz 2016’daki askeri darbe girişimi de kurda sert yükselmeye neden oldu. Siyasi belirsizlikten etkilenen uluslararası piyasalarda darbe girişimi haberleriyle dolar 3,05 TL’ye kadar yükseldi. 15 Temmuz’un sonrasında hükümetin açıklamalarıyla kur yeniden 3 TL seviyesinin altına düştü. Ancak ekonomide cari açık sorunu ve yeniden çift hanelere doğru ilerleyen enflasyonun yanı sıra hükümetin darbe girişimi sonrasında olağanüstü hal ilan ederek tasfiye sürecine başlaması da piyasaları yeniden belirsizliğe sürükledi, yabancı yatırımcıları Türkiye’den uzaklaştırdı.
Bu arada ABD Merkez Bankası’nın 2008 küresel finans krizinde piyasaya sürülen paraları geri çekmeye başlamasıyla Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere giden para miktarı da azaldı. Erdoğan, TL’deki değer kaybına karşı vatandaşlardan yastık altındaki dövizlerini bozdurmasını istedi. Erdoğan’ın faizleri indirmesi için sert sözlerle çıkıştığı Merkez Bankası Başkanı Başçı’nın görev süresiyse doldu, yerine yardımcısı Murat Çetinkaya atandı. Dolar, 2016 yılını 3,5 TL seviyesinden kapattı.
13 Ağustos 2018: 1 dolar 6,89 TL
Dolar 2017 yılını 3-4 TL aralığında kapatırken, 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimleri’nin ardından 5 TL sınırını da aştı. Seçimler öncesinde 23 Mayıs’ta döviz kurundaki ani yükseliş karşısında olağanüstü toplanan Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK), faiz artırımına gitti. Kurdaki ani yükseliş ekonomik dengeleri de etkiledi, enflasyon yıllar sonra ilk kez yüzde 20’nin üzerine çıktı. Erdoğan ‘faiz sebep, enflasyon sonuç’ sözleriyle faizin düşürülmesi yönündeki çağrılarını sürdürdü.
Nisan 2017’de düzenlenen referandum sonucunda parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığı sistemine geçilen Türkiye’de 2018’deki seçimlerde Erdoğan, Cumhurbaşkanı seçildi. Erdoğan, “Bu kur filan, bunların hiçbirisi bizim geleceğimizi belirleyen şeyler değil. Bizim geleceğimizi, biz belirleyeceğiz. 24’ünde siz bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra bu faizle şunla bunla nasıl uğraşılır göreceksiniz” sözleriyle, seçimi kazanması halinde doların düşeceğini ifade etmişti. Ancak seçimden iki ay sonra, 2018 Ağustos ayı başında yaşanan gelişme TL’ye ağır darbe vurdu.
Casusluk yaptığı suçlamasıyla 9 Aralık 2016’da tutuklanan ABD’li Rahip Andrew Brunson’ın ev hapsine alınması sonrası, ABD’den peş peşe sert açıklamalar geldi. Brunson’ın serbest bırakılmaması durumunda Türkiye’ye ekonomik yaptırım uygulanacağının duyurulmasıyla Ağustos ayı başında 5 TL olan dolar bir hafta içerisinde 6,5 TL seviyesini geçti. 12 Ağustos gecesi uluslararası piyasalarda 7,20 TL’yi test etti. Ekim 2018’de Brunson’un serbest bırakılmasının ardından dolar yeniden 5 TL seviyesinin üzerine geriledi. Dolar kuru 2018 yılını 5,29 TL’den kapattı.
9 Mayıs 2019: 1 dolar 6,24 TL
31 Mart 2019’daki yerel seçimlerde AKP en fazla belediye başkanlığı kaybeden parti oldu. Başkent Ankara dahil, birçok kritik il ve büyükşehri rakip adaylar kazandı. Yüksek Seçim Kurulu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ilişkin AKP’nin yaptığı itirazıysa 36 gün sonra kabul etti, seçimin yenilenmesine karar verdi. YSK’nın açıklamasıyla Türk Lirası dolar karşısında son ayların en büyük değer kaybını yaşadı, 9 Mayıs günü 6,24 TL’den işlem gördü.
Bu gelişmeler yaşanırken Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya da görevden alındı. Yardımcısı Murat Uysal bir gece yarısı Cumhurbaşkanı kararıyla yerine atandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çetinkaya’nın görevden alınmasına ilişkin “TCMB (başkanını) görevden alma yetkisini de aldık, laf dinlemiyordu. Yeni arkadaşla devam ettik. Dedik ki faiz oranlarını düşüreceğiz” sözlerini kullandı. Böylece bir yıl sürecek hızlı faiz indirimi süreci de başladı. Uysal, yüzde 24’ten devraldığı faizi 12 ayda 8,25’e kadar indirdi. Türk Lirası’nın çekiciliğini azaltan faiz indirimi sürecine ve yerel seçimlerin doları sert yükseltmesine rağmen, 2019’da dolar 6 TL’nin altında işlem görmeye devam etti. Yaşanan gelişmelere karşın dolarda 6 TL’nin altına hızlı düşüş, piyasalarda TL’nin değer kaybının durdurulabilmesi amacıyla Merkez Bankası ve kamu bankalarının milyarlarca doları bulan satışlar yaptığı şeklinde yorumlandı.
6 Kasım 2020: 1 dolar 8,58 TL
Merkez Bankası ve kamu bankaları, Türk Lirası’nın korunması için piyasaya döviz sürmeye devam etti. Bu amaçla 2019’dan beri 100 milyar dolardan fazla döviz sürüldüğü iddiası gündeme geldi. Bu müdahaleyle döviz arzının belirginleştiği Haziran ayından itibaren dolar 6,85 TL seviyesine gerileyerek, aylarca bu seviyeden işlem gördü. Merkez Bankası’nın altın ve swap hariç döviz rezervinin hızla eriyerek eksiye düştüğü tartışmaları da böylece ortaya çıktı. Kuru ve faizi baskılamaya yönelik politikalar döviz mevduatına yönelişi de hızlandırdı. 2020 yılı TL’ye güvenin aşınmasıyla döviz mevduatlarının payının, 2001 ekonomik krizinden bu yana en yüksek seviyeye ulaştığı yıl oldu.
9 kez üst üste faiz indirimi yapan Merkez Bankası Başkanı Uysal, çift haneden düşmeyen enflasyon karşısında Eylül ayında ilk kez politika faizinde artırıma gitti. Bu adım Türk Lirası’nı destekledi. Ancak Ekim ayında faizin sabit tutularak piyasadaki artış beklentisinin karşılanamaması liradaki değer kazancını tersine çevirdi. 6 Kasım 2020’de 1 dolar 8,58 TL’den işlem gördü.
8 Kasım’da Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak görevinden istifa ettiğini duyurdu. 30 Kasım’da ise Merkez Bankası Başkanı görevinden alınarak yerine Naci Ağbal atandı. Albayrak’ın istifası ve Merkez Bankası’nı yeniden siyasi etkiden bağımsız hale sokacağı yönünde güçlü mesajlar veren Ağbal’ın göreve gelişi doların ateşini de düşürdü. “Acı da olsa doğru reçeteleri uygulayacağız” açıklamasını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da ‘ekonomide yeni dönem’ ve göreve gelen ekonomi yönetiminin destekleneceği vurgusuyla, Dolar/TL kuru 2020 yılını 7,5 seviyesinin altında kapattı.
21 Ekim 2021: 1 dolar 9,47 TL

Erdoğan yeni ekonomi yönetimine destek mesajı verse de bu uzun sürmedi, Naci Ağbal da dört ay sonra görevinden alındı. Böylece 20 ayda Merkez Bankası’nın başındaki isim dördüncü kez değişti. Yerine eski milletvekili Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu atandı. Ağbal görevden alınmasından bir gün önce, beklentilerin üzerinde 200 baz puan faiz artışıyla politika faizi oranını yüzde 19’a yükseltmişti. Göreve geldiği tarihte 8,58 TL olan dolar kuru, Ağbal döneminde 7 seviyesinin altına düşmüştü ancak piyasalar başkanlık değişimine sert tepki verdi, dolar 8 TL’nin üzerinde hızla yükselmeye başladı.
Kavcıoğlu, ilk kez 23 Eylül’de politika faizini 100 baz puan düşürerek yüzde 18’e indirdi. Karar öncesi 8,64 seviyelerinde olan kur, kararın açıklanmasının ardından 8,80 seviyesine kadar yükseldi.
Ekim ayında 9 liraya ulaşan kur, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kavcıoğlu’yla görüşmesi ve Merkez Bankası’nın iki başkan yardımcısıyla, bir Para Politikası Kurulu üyesini görevden alması sonrası 9 liranın da üzerine tırmandı. Erdoğan’ın kabine toplantısı sonrası Suriye’yle ilgili sınır ötesi operasyon açıklaması da doların ateşini yükseltti.
18 Ekim’de dolar 9,32 TL’ye yükselerek tarihi rekor kırdı. 21 Ekim’de Merkez Bankası’nın politika faizini sürpriz bir şekilde 200 baz puan indirmesiyle, dolar 9,47 seviyesini görerek bir rekor daha kırdı.
VOA
İlginizi Çekebilir
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Diplomasi ertelendi, petrol yeniden $108: Piyasalar Fed haftasına gergin başladı
Yayınlanma:
1 ay önce|
14/09/2026Yazan:
BankaVitrini
Orta Doğu’da gözler bugün Umman’da yapılması planlanan kritik diplomasi toplantısına çevrilmişti. Umman’ın arabuluculuğunda İran ile Körfez’deki Arap ülkelerini bir araya getirmesi beklenen toplantıda, başta Hürmüz Boğazı olmak üzere bölgedeki deniz taşımacılığının nasıl güvence altına alınabileceği ele alınacaktı. İran’ın da, Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişlerini düzenlemek üzere Umman ile üzerinde çalıştığı bir öneriyi toplantıda Körfez ülkelerine sunması bekleniyordu. Ancak Umman Dışişleri Bakanı, taraflar arasında yeterli uzlaşı oluşmadığı gerekçesiyle toplantının ertelendiğini açıkladı.
Piyasa tarafında bunun ilk yansıması petrol fiyatlarında görüldü. Diplomatik çözüm umutlarının zayıflamasına, Suudi Arabistan’ın Hürmüz Boğazı’nı bypass eden doğu-batı petrol boru hattının cuma günkü drone saldırısının ardından hâlâ kapalı olması da eklenince, arz endişeleri yeniden güç kazandı. Bir başka deyişle, Hürmüz Boğazı’ndaki kesintiler nedeniyle son altı aydır petrol ihracatının önemli bölümünü Kızıldeniz’deki Yanbu Limanı’na yönlendiren Riyad, drone saldırılarının ardından boru hattını devre dışına aldıklarını açıklarken, küresel petrol arzının yaklaşık %4’ünün daha risk altına girdiğini görüyoruz.
Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, haftayı 104,60 dolar seviyesinden kapatmasının ardından haber akışının da etkisiyle yeniden 108 dolara yükselirken, ABD’de dizel fiyatının galon başına 6,20 dolar ile yeni rekor kırması enerji şokunun enflasyon üzerindeki baskısını artırmaya başladı. Riyad’ın Kızıldeniz’e açılan boru hattındaki tamirat çalışmalarının 5-6 hafta sürebileceğini okurken, Husilerin Bab el-Mendeb Boğazı’ndaki stratejik Perim Adası’na ulaşması da arz güvenliği endişelerini büyütüyor. Modern tarihin en ciddi enerji arzı krizlerinden biri ile karşı karşıya olduğumuzu itiraf etmemiz gerekiyor.
Cuma günü ABD’de açıklanan enflasyon verisi sonrası piyasalar Fed’in çarşamba günü 25 baz puan faiz artırmasına %86 ihtimal verirken, sene sonuna kadar ise beklenti 50 baz puana yükseldi. Çarşamba gününe yönelik piyasa beklentisi %86 seviyesine kadar çıkmışken, Fed’den 2023 ortasından bu yana ilk kez faiz artışına soyunabileceği beklentisiyle 10 yıllık gösterge ABD tahvil faizi %5 sınırına dayanırken, bu sabah hisse senetlerinden kıymetli metallere kadar pek çok enstrümanın baskı altında kaldığını görüyoruz.
Petrol ve faiz endişelerine bu sabah yapay zekâ hisselerindeki sert satışların da eklenmesiyle, küresel risk iştahı haftaya oldukça zayıf başladı. OpenAI ve Anthropic yöneticilerinin, yapay zekânın oluşturabileceği riskleri sınırlamak amacıyla teknolojinin geliştirilme hızının yavaşlatılması çağrısında bulunması AI bağlantılı hisseleri baskı altına aldı. Asya cephesinde gösterge endeks Nikkei %1 gerilerken, Güney Kore’de KOSPI %2,6 düştü. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde teknoloji hisselerinin ağırlıklı olduğu Nasdaq %1,3, S&P 500 ise %0,5 ekside işlem görürken, Avrupa vadeli endeksleri de güne düşüşle başlanacağına işaret ediyor. Yüksek tahvil faizlerinin baskısıyla altının ons fiyatı bu sabah 4,340 dolar seviyesine gerilerken, gümüşün ons fiyatı da 64 dolar civarında salınıyor. Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin önemli bir değişim göstermeden 77,500 dolar seviyelerinde işlem görüyor.
Cuma günü açıklanan ABD TÜFE verisinde enerji ve gıda kalemlerini dışarıda bırakan çekirdek TÜFE artışı, yıllık bazda 2021’den bu yana en düşük seviyeye indi! Piyasanın faiz artırımına %86 ihtimal verdiği bir ortamda, bizler Fed’in çarşamba günü faiz artırmayacağını düşünüyoruz. Toplantıya şerh düşecek üye sayısını göz ardı etmesek de, Trump faktörünü de göz önüne alarak (faiz indirim talepleri), Fed’in faizi sabit bırakacağını düşünüyoruz. Talepten ziyade maliyet kaynaklı enflasyon artışı karşısında Fed’in faiz artırımına soyunması ne Hürmüz Boğazı’nı ne de Bab el-Mendeb Boğazı’nı açacaktır. Merkez bankaları enerji maliyetlerinde artışının ikincil etkilerini veya beklentilerdeki bozulmayı faiz artırarak dizginlemeye çalışabilir lâkin ABD’nin devasa borcu ve tahvil piyasalarının pek çok gelişmiş ülkede uzun yılların zirvesine ulaştığı bir ortamda, faiz artışının ne kadar faydalı olacağını da tam olarak kestiremiyoruz.
Elbette, vadeli faiz kontratlarının faiz artırım ihtimaline neredeyse %90 şans tanıdığı bir ortamda Fed’in eylül toplantısını pas geçmesi, piyasalardaki sisli havayı bir nebze olsun dağıtarak risk iştahının yeniden iyileşmesine yardımcı olabilir. Ancak diğer taraftan, Fed’in faiz artıramaması tahvil piyasasında kontrolü elden kaçırmaya başladığı yönündeki inancı daha da güçlendirebilir! Böyle bir senaryonun ise kıymetli metaller açısından oldukça pozitif sonuçlar doğurabileceğini düşünüyoruz.
Türkiye cephesinde ise TCMB’nin politika faizini %37 seviyesinde sabit tutmasının ardından gözler olası bir faiz indirimi için ekim toplantısına çevrilirken, SPK düzenlemelerinin yansımaları ise hisse senedi piyasalarında yakından takip edildi. BIST100 ana endeksi haftayı %3,25 yükselişle tamamladı. Bu sabah Reuters haberlerinde, Pusula Finans Holding’in Tera şirketler grubuna devri için düzenleyici kurumların onayı beklenirken, Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen’in Pusula Finans Holding’in yönetim kurulu başkanlığına getirildi belirtildi.
Dolar (DXY) küresel arenada haftaya yükselişle başlarken, para birimleri liginde ise EUR ve GBP’nin sırasıyla 1,1560 ve 1,35 seviyelerine geri çekildiğini görüyoruz. USDTRY kuru ise 48,62 seviyesine bebek adımlarıyla yükselirken, CDS risk primi 5 baz puan kadar artışla 225 baz puan seviyesine geldi. İki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi hafif bir yükselişle %39,76 seviyesinden haftayı kapatırken, gözler bu hafta Fed toplantısının yanı sıra Japon Merkez Bankası’nın (BoJ) faiz kararını da yakından takip edecektir. BoJ’un 25 baz puan faiz artırımına gideceğine kesin gözüyle bakılırken, Japon Yeni son haftalarda değer kazanarak 154 seviyelerine kadar toparladı. Mali piyasaların gündeminde bugün önemli bir veri görünmüyor.
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
Bessent’in faiz hamlesi: DXY geriliyor, kıymetli metaller, Bitcoin yükseliyor
Yayınlanma:
2 ay önce|
21/08/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD Hazine Bakanı Bessent, uzun vadeli tahvillerde gelecek çeyrekte işlem başına 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkarılan geri alımların daha da büyütülebileceğini söyledi. Bessent, 20 yılın zirvesine çıkan uzun vadeli faizlerin ABD ekonomisinin temel görünümünü tam olarak yansıtmadığını savunurken; Ortadoğu’da devam eden savaş, yaz ayları nedeniyle azalan işlem hacmi ve belki de en önemlisi yapay zekâ yatırımları için hızlanan şirket tahvil ihraçlarının piyasadaki likidite havuzunu iyice kuruttuğuna dikkat çekti. ABD Hazinesi’nin hamlesi ardından ilk etapta %5,34 seviyesinden %5,18’e kadar gerileyen uzun vadeli tahvil faizleri, bu sabah yeniden %5,25 seviyesine toparlanırken, düşüş de beklentimize paralel kalıcı olmadı.
ABD Hazinesi’nin piyasalara vermiş olduğu mesajı iyi anlamak gerekiyor. Hazine tahvil piyasasındaki likiditeyi desteklemek ve faizlerin daha fazla yükselmesini engellemek için daha aktif bir rol üstlenmeye hazır oldu yönünde güçlü bir duruş sergilerken, bu hamle kamu borcunun 40 trilyon doları aştığı ve yıllık faiz giderlerinin ise şimdiden yaklaşık 1,2 trilyon dolara ulaştığı bir dönemde geldi! Yani konuyu sadece likidite kuruması olarak düşünmemek gerekiyor. Bessent her ne kadar bütçe harcamalarında yeni tasarruf adımları geleceğini söylese de, uzun vadeli faizlerin kalıcı biçimde gerilemesi için piyasanın ABD’nin borç ve bütçe görünümünde daha somut bir iyileşme görmesi gerekecek.
Bu noktada sıklıkla hatırlattığımız büyük resmi gözden kaçırmamak gerekiyor. ABD, Çin ile küresel liderlik için ciddi bir mücadeleye girişirken, Başkan Trump da bir iş insanı refleksiyle düşük kredi faizleri istiyor, fabrika çarklarının dönmesini, üretimin yeniden ABD’ye gelmesini ve istihdamın artmasını hedefliyor. Bu doğrultuda bir taraftan tarifeleri artırırken, diğer taraftan ekonomi yönetimi üzerinden daha zayıf bir dolar ile rekabet avantajı elde etmeye çalışıyor. Ancak gelinen noktada son altı aydır dolar değer kazanırken, piyasa faizleri de yukarıda gördüğümüz üzere yaklaşık 20 yılın zirvesine yükselmiş durumda.
Tam da bu nedenle, tecrübeli ve saygın bir hazineci olan Bessent’i hafife almamak gerektiğini düşünüyoruz. Scott Bessent’in 1992 yılında George Soros’un fonunda çalışırken İngiliz sterlinine karşı yapılan büyük bahiste önemli rol oynayan ve İngiltere Merkez Bankası’nı “Kara Çarşamba”ya götüren yatırımcılardan biri olduğunu yeri gelmişken bir kez daha hatırlatayım. Bu açıdan Amerikan Hazinesi’nin tahvil geri alım miktarını artırma kararını, nicelik olarak çok büyük olmasa da verdiği mesaj bakımından önemli buluyoruz.
ABD Hazinesi’nin adımı sonrasında dolarda başlayan değer kaybının devam edebileceğini düşünüyoruz. Savaş döneminde artan dolar likiditesi talebiyle son bir yılın zirvesine çıkan DXY endeksinin artık kademeli bir geri çekilme sürecine girebileceği kanaatindeyiz. Teknik anlamda uzun süredir önem verdiğimiz 100,50 seviyesini aşarak bizi huzursuz eden DXY, bu sabah 98,7 seviyesine kadar gerileyerek son üç ayın en düşük seviyesini gördü.
Kâğıt ve mürekkep sistemine baş kaldıran ve ocak ayı sonunda 5.600 dolar seviyesine kadar soluksuz yükselen altının ons fiyatı ise savaş döneminde artan likidite ihtiyacı, Warsh’un bilanço daraltması ve faiz artırımı yönündeki şahin açıklamalarıyla sert bir düzeltme sürecine girmiş, yapay zekâ şirketlerinin artan nakit ihtiyacı da satış baskısını artırmıştı. Gelinen noktada Fed’in faiz artırmasının zorlaştığı, uzun vadeli faizlerde ise kontrolün giderek zorlaştığı bir ortamda, altın gibi bu tür dönemleri fiyatlayan bir numaralı korunma aracının piyasalar tarafından yeniden hatırlandığını düşünüyoruz.
Bu minvalde, altının ons fiyatı piyasaların yakından takip ettiği 200 günlük hareketli ortalama olan 4,510 dolar seviyesinin üzerine yükselirken, gecelik kapanışın da bu teknik seviyenin üzerinde gerçekleşmesi hareketi teyit etti. Altın 4,540 dolar seviyesine kadar yükselirken, 5,600 dolar zirvesi ile 3,492 dolar dibini baz alan Fibonacci düzeltme seviyelerine göre yukarıda ilk önemli direnci 4,576 dolar seviyesinde görüyoruz. Her ne kadar orta vadeli hedeflerimiz çok daha yukarıda olsa da, son günlerde de vurguladığımız üzere V tipi, soluksuz bir yükseliş beklemiyoruz. Bu çerçevede, gelecek hafta düzenlenecek merkez bankalarının zirvesi niteliğindeki Jackson Hole toplantılarının da fiyatlamalar açısından önemli olacağını not etmek isteriz. Göz bebeğimiz gümüş ise 200 günlük hareketli ortalamanın geçtiği 71,95 dolar seviyesine henüz ulaşamasa da, bu sabah 69 dolar seviyesini test ederek son iki ayın zirvesine yükseldi. Kıymetli metallerde yükseliş isteğinin devam edeceğini düşünürken (bakınız grafik), uzun pozisyonlarımızı da korumaya devam ediyoruz.
Kripto cephesinde ise amiral gemisi Bitcoin, bu hafta şimdilik %20’ye yakın yükseliş kaydederek 75 bin dolar seviyesine kadar çıkarken, bir süredir 71 bin dolar olarak işaret ettiğimiz hedef seviyesini de süratle geride bıraktı. Teknik açıdan, 15,600 dolar seviyesinden başlayan ve 126 bin dolara kadar uzanan rallinin %50 Fibonacci düzeltme seviyesi olan 71 bin doların aşılması sonrasında bir sonraki önemli hedefin 84 bin dolar olduğunu düşünüyoruz (bakınız grafik).
Para birimleri liginde ise DXY cephesindeki geri çekilmeye paralel EURUSD paritesi 1,17 seviyesine yükselerek son üç ayın zirvesini test ederken, kraliyet aslanı sterlin de 1,3660 seviyesine ulaşarak son altı ayın en yüksek seviyesini gördü. Dolar zayıflığı devam ettiği müddetçe her iki paritede de yükseliş eğiliminin korunmasını bekliyoruz. GBP cephesinde haftalık kapanışın 1,3700 seviyesinin üzerinde gerçekleşmesi hâlinde, 1,40’lı seviyelerin yeniden gündeme gelebileceğini düşünüyoruz.
EUR ve GBP paritelerinde yaşanan sert yükselişe hafta sonu fonlama etkisinin de eklenmesiyle EURTRY kuru 56,30, GBPTRY kuru ise 65,50 seviyesine kadar yükseldi. Türk insanının bir numaralı yatırım araçlarından biri olan gram altın da 7 bin TL seviyesini test ederek yatırımcısının yüzünü güldürdü. Altın fiyatlarındaki yükselişin Türkiye ekonomisini pek çok kanaldan etkilediğinin altını kalınca çizmek gerekiyor. Artan servet etkisi, otomobilden beyaz eşyaya, konuttan diğer dayanıklı tüketim kalemlerine kadar iç talebi destekleyen bir unsur hâline geliyor. Bu nedenle ekonomik aktiviteyi, daha doğrusu iç talebi soğutmaya çalışan TCMB açısından kıymetli metal fiyatlarındaki yükseliş çok da iyi bir haber değil. Nitekim her perşembe olduğu üzere dün TCMB tarafından açıklanan haftalık verilerde de altının ayak izlerini net bir şekilde gördük.
Şöyle ki rezervlerin büyük bir kısmının altın olduğu düşünülürse, altın fiyatlarında yaşanan yukarı yönlü hareket TCMB’nin döviz alımları ile birleşince, TCMB’nin net yabancı para pozisyonu 19 Ağustos valörlü işlemlerde 51,2 milyar dolar seviyesine kadar yükselerek savaşın başladığı günlerdeki seviyesine kadar yükseldi. Haftalık verilere göre Liralaşma stratejisi devam ederken, TL mevduatın toplam mevduat içinde payı %62 seviyesine kadar yükseldi. Yabancının hisse senedi alımı ivme kazanırken, BIST100 ana endeksi ayın ilk üç haftasında %7 değer kazandı. USDTRY kuru bebek adımlarıyla 48,00 seviyesine gelirken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %40,87 seviyesinde kalarak önemli bir değişim göstermedi. Piyasalar TCMB’den normalleşme kapsamında Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyetini (AOFM) %40’dan %37’ye getirmesini beklerken, dün dört ay sonra ilk kez açtığı tahvil alımı ile piyasa faizini aşağıya çekti. CDS risk primi 223 baz puanla önemli bir değişim göstermedi.
Yeni güne başlarken, Bessent’in uzun vadeli tahvil faizleriyle giriştiği mücadele kendi içinde daha genişlemeci bir politika zeminine dönüşürken, kıymetli metallerden kripto varlıklara kadar uzanan sert değer kazanım eğilimi de korunuyor. Jeopolitik risklerde anlamlı bir değişim yaşanmamasına paralel Brent petrolün varil fiyatı 94 dolar seviyesine yükseldi. ABD Hazine Bakanı Bessent, İran’a yönelik “tarihin en ağır yaptırımlarının” devreye alınacağını ve paketin detaylarının pazartesi günü açıklanacağını söyledi. Washington, ekonomik baskıyı en üst seviyeye çıkararak İran’ı müzakere masasına zorlamayı ve yeni büyük çaplı askerî operasyonlara ihtiyaç bırakmamayı hedefliyor. Ancak burada önemli bir noktayı da unutmamak gerekiyor: İran, on yıllardır ağır yaptırımlar altında yaşamaya alışmış bir ekonomi.
ABD borsaları dün geceyi %1 civarında düşüşle tamamlarken, bu sabah Pasifik’in diğer yakasında havanın nispeten daha ılımlı olduğunu görüyoruz. Gösterge endeks Nikkei, Orta Doğu’da devam eden belirsizlik, yükselen petrol fiyatları ve yeniden güçlenen enflasyon endişeleriyle %0,3 gerilerken, haftalık kaybı %4’e yaklaşarak son bir ayın en kötü performansına yöneldi. Bölgenin diğer borsalarında ise %0,5 civarında yükselişler izlenirken, ABD vadeli endekslerinde de hafif alıcılı bir seyir dikkat çekiyor. Mali piyasaların gündeminde bugün içeride kapasite kullanım oranı, reel kesim güven endeksi ve tüketici güven endeksi; dışarıda ise İngiltere perakende satışlar ile Almanya, Euro Bölgesi ve ABD imalat PMI verileri takip edilecek.
Altın
Gümüş
Bitcoin
Emre Değirmencioğlu
ALTIN - DÖVİZ - KRIPTO PARA
ABD Hazinesi’nden piyasalara ‘morfin’, kıymetli metaller yeniden sahnede
Yayınlanma:
2 ay önce|
20/08/2026Yazan:
BankaVitrini
ABD tahvil piyasasında son haftalarda artan satış baskısının ardından dün Hazine Bakanlığı devreye girmek zorunda kaldı. Otuz yıllık gösterge ABD tahvil faizinin hafta başında %5,34 ile neredeyse son 20 yılın zirvesine çıkmasının ardından Hazine, 10-30 yıl vadeli tahvillerde yaptığı geri alımların büyüklüğünü işlem başına 2 milyar dolardan en az 4 milyar dolara çıkaracağını açıkladı. Haberle birlikte 30 yıllık faiz %5,20 civarına, 10 yıllık faiz ise %4,65 seviyesine geriledi.
Hükûmetler artık finansman bulmak için, yapay zekâ yatırımlarını finanse etmek amacıyla büyük miktarda borçlanan teknoloji şirketleriyle de aynı havuzdan para çekiyor. Likidite daralınca yatırımcıların ilk yaptığı şey ise en kolay nakde çevirebildikleri varlıkları satmak oldu. Altın, gümüş ve Bitcoin bu nedenle geçtiğimiz 4-5 ay boyunca satış baskısına maruz kaldı. Hatırlayacağınız üzere, ocak sonunda 5,600 dolar seviyesine kadar soluksuz yükselen altın, artan bütçe açıkları ve kamu borçlarına karşı zayıf dolar temasını fiyatlıyordu. Ardından Fed başkanlığı için Kevin Warsh isminin öne çıkması ve Warsh’un bilanço küçültme ile %2 enflasyon hedefini güçlü biçimde vurgulaması bu hikâyeyi bozdu. Şubat sonunda savaşın başlaması, enerji fiyatlarının yükselmesi ve dolar likiditesine olan ihtiyacın artması da tabloyu ağırlaştırdı.
Sonuçta altın yaklaşık beş ayda zirvesinden %30 gerileyerek 3,942 dolara, gümüş ise zirvesinden %50’den fazla düşerek 54 dolar seviyesine kadar geldi. Son bir ayda Fed’in faiz artırmakta zorlanacağının ve Warsh’un aslında şahin görünümlü bir güvercin olduğunun iyice anlaşılmasıyla faiz artırım beklentileri de yumuşadı. Beklentileri karşılamayan enflasyon ve istihdam verileri faiz artışı ihtimalini iyice zayıflatınca altın yeniden 4,500 dolar, gümüş ise 67 dolar seviyesine dayandı. Dün ABD Hazinesi’nin tahvil geri alımlarını artırması da miktar olarak büyük olmasa bile piyasalara önemli bir mesaj verdi!
ABD ekonomi yönetimi, uzun vadeli faizlerin %5,34 ile neredeyse son 20 yılın zirvesine çıkmasıyla artık ağrı eşiğine daha fazla dayanamadı. Kasım ayında yapılacak ara seçimler yaklaşırken, Trump’ın onay oranının da başkanlığının en düşük seviyesi olan %33’e gerilemesi, ekonomi yönetimi üzerindeki baskıyı daha da artırdı. Zayıf dolar, düşük faiz ve ucuz petrol isteyen Trump’ın neredeyse tüm isteklerinin tersine döndüğü bir dönemde, hisse senedi piyasalarında ilave bir bozulmanın önüne geçmek adına Hazine de elindeki araçları kullanmaya başladı. Daha önce de altını çizdiğimiz üzere, ABD hanehalkının servetinin büyük bir bölümünün hisse senetlerinde olduğu bir ortamda, piyasalarda sert ve kalıcı bir bozulmaya kolay kolay izin verilmesini beklemiyoruz. Hazine’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını iki katına çıkarmasını da biraz bu gözle okumak gerekiyor. Sorunu kökünden çözmese de, en azından şimdilik ağrıları dindirecek morfinin de verilmiş olduğunu not etmek isteriz.
Teknik bir bakış açısıyla, altın için 4,510 dolar civarındaki 200 günlük ortalamaların önem arz edeceğini düşünüyoruz. Tam iki buçuk aydır 200 günlük ortalamaların altında olan altının ilk nazarda bu seviyeyi geçeceğini devamında ise kademeli bir şekilde yeniden 5,000 dolar seviyesini hedefleyeceğini düşünüyoruz. Gümüşte ise kısa vadede 71 dolar, devamında 80 dolar seviyesini takip edeceğiz. Kıymetli metallerdeki mevcut uzun pozisyonlarımızı sırasıyla 4,510 ve 71 doların üzerinde bir kapanışla daha da kuvvetlendireceğiz. Savaşla birlikte doların kazandığı güvenli liman kimliğinin, devamında enflasyon endişeleri ve şahin görünümlü Warsh nedeniyle unuttuğumuz USD debasement, yani doların satın alma gücünün zaman içinde aşınması temasına yeniden yerini bırakacağını düşünüyoruz. Mademki her şeyin fiyatı dolarla ölçülüyor, terazinin bir kefesi değer kaybetmeye mahkûmsa, diğer kefede hikâyesi olan her şeyin değer kazanmasını bekliyoruz. Ancak yüksek kamu borcu, bütçe açıkları ve savaşın enerji fiyatları üzerinden yarattığı enflasyon baskısı ortadan topyekûn kalkmış değil. Her ne kadar Hazine piyasayı rahatlatmak adına morfin verse de, sorunlar hâlâ masa üzerinde durmaya devam ediyor. Bu nedenle V tipi bir yükseliş de beklenmemelidir.
ABD’nin kamu borcu ilk kez 40 trilyon dolar sınırını aşarken, artışın hızı da artık dikkat çekmeye başladı. Borcun daha beş ay önce 39 trilyon dolar seviyesinde olduğunu hatırlatalım. Pandemi harcamaları, vergi indirimleri ve giderek büyüyen sosyal güvenlik ve sağlık giderleri bütçe açığını kalıcı hâle getirdi. ABD yılda yaklaşık 1,1 trilyon dolar faiz öderken, faiz giderleri de bütçenin en büyük kalemlerinden biri hâline geldi. Borç büyüdükçe yatırımcılar bu borcu taşımak için daha yüksek faiz talep ediyor. Dün Hazine’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını neden iki katına çıkardığını da böylece daha iyi anlayabiliyoruz. Faizlerin yüksek kalması bir yandan borcu çevirmenin maliyetini artırırken, diğer yandan yatırımların önündeki en büyük engellerden biri olarak duruyor. Neden kıymetli metallerin ateşli bir savunucusu olduğumuzun cevabı da aslında bu paragrafta yatıyor. Kâğıt ve mürekkep sistemine başkaldırı!
ABD Hazinesi piyasaların moralini düzeltirken, Moderna tarafından ise günün diğer önemli haberi geldi. Moderna ve Merck’in birlikte geliştirdiği kişiye özel mRNA kanser aşısı ileri aşama klinik çalışmada başarılı sonuç verirken, Moderna hisseleri dün gün içinde %175’e kadar yükseldi. Bu sonuç yalnızca şirket açısından değil, mRNA teknolojisinin kanser tedavisinde kullanılabileceğini göstermesi açısından da önem arz ediyor. Bir tarafta risk iştahı denince akla gelen teknoloji hisselerine gelen alımlar, diğer tarafta ise Moderna’nın başarısının akciğer, meme ve pankreas kanseri gibi diğer tümörlerde yürütülen mRNA çalışmalarına yönelik beklentileri artırmasıyla Nasdaq Biyoteknoloji Endeksi dün geceyi rekor seviyelerde tamamladı.
ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvillerde geri alım miktarını iki katına çıkarması küresel piyasalarda kısa sürede rahatlama yarattı. ABD’deki uzun vadeli tahvil faizlerindeki düşüşe Avrupa ve Japonya tahvil faizleri de eşlik etti. Dolar endeksi %1’e yakın gerileme kaydederek 99 seviyesinin altına gerilerken, ABD borsaları da faizlerdeki gerilemeden destek bularak geceyi sınırlı da olsa yükselişle tamamladı. Jeopolitik risklerde herhangi bir değişiklik olmamasına paralel petrolün varil fiyatı 92 dolar seviyelerinde bekle-gör stratejisine geçerken, kripto aleminde ise amiral gemisi Bitcoin olumlu havaya paralel 64 bin dolar seviyelerinde var olan prangalarından kurtularak 70 bin dolar seviyesine dayandı. Teknik mânâda bir süredir 71 bin dolar seviyesini hedefliyoruz (bakınız grafik).
Dün akşam geç saatlerde açıklanan Fed’in temmuz toplantısının tutanakları, enflasyon konusunda endişelerin belirgin şekilde arttığını gösterdi. Fed faizi %3,50-%3,75 aralığında sabit tutarken, üç üye 25 baz puanlık faiz artışı istedi. Tutanaklara göre birçok üye, enflasyon %2 hedefine doğru gerilemezse faiz artırmanın gerekli olacağını düşündüklerini okuduk. Üstelik toplantıda faiz indirimi yönünde destekten hiç söz edilmemesi, Fed içindeki tartışmanın son bir yılda ne kadar değiştiğini gösterdi. Buna karşılık yukarıda da değindiğim üzere son dönemde açıklanan veriler enflasyonda bir miktar yavaşlamaya işaret ederken, temmuz ayında şirketlerin beklenmedik şekilde istihdam azaltması işgücü piyasasına ilişkin endişeleri de artırdı. Bu beklentiler ışığında, Fed’in eylül toplantısında faizi sabit tutacağına yönelik beklentiler artarken, sene sonuna yönelik faiz artırım fiyatlaması ise bu sabah 22 baz puan ile güncelliğini koruyor.
Yeni güne başlarken, ABD Hazinesi’nin uzun vadeli tahvil geri alımlarını artırmasıyla faizlerde yaşanan düşüş, Asya piyasalarına da rahatlama getirdi. Güney Kore borsası KOSPI dün %6’ya yakın gerilemesinin ardından bu sabah %6’nın üzerinde yükselişle kayıplarını telafi ederken, Japonya’da Nikkei endeksi %1’den fazla değer kazandı. EURUSD paritesi 1,17 seviyesine dayanarak neredeyse son üç ayın zirvesine gelirken, hafta sonu fonlama etkisiyle EURTRY kuru 56,00, GBPTRY kuru ise 65,25 seviyesini test etti. Yurdum insanının bir numaralı yatırım aracı olan gram altının 7 bin TL seviyesine dayanarak yatırımcısının yüzünü güldürdü. Altın fiyatları Türkiye’yi pek çok yönden etkiliyor. Her perşembe olduğu üzere bugün TCMB’nin haftalık raporunda rezervlerin altın etkisiyle nasıl olumlu mânâda yükseldiğini göreceğiz.
Türkiye cephesinde USDTRY kuru bebek adımlarıyla 48,00 seviyesinin kıyısına kadar gerilerken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41 seviyesinin altına geriledi. CDS risk primi ise 223 baz puanla önemli bir değişim göstermezken, hisse senetleri tarafında dün yükseliş isteğinin egemen olduğunu gördük. Borsa İstanbul ana endeksi dün günü şaşırtıcı bir şekilde %2,4 yükselişle tamamlarken, bankacılık hisseleri de benzer oranlarda yükseliş kaydetti. ABD tahvil piyasasındaki rahatlamanın küresel risk iştahına nefes aldırmasıyla bugün TL ve TL cinsi varlıkların da talep görmesini bekliyoruz.
BloombergHT’nin haberine göre Maliye Bakanlığı, yabancı ve kurumsal yatırımcıların özellikle para piyasası fonlarında yoğunlaşan işlemlerini mercek altına alıp bazı önlemler geliştirmeyi planlıyor. Öte yandan, İsrail’in Suriye’nin kuzeyine yönelik hava saldırıları ve Türkiye’ye yönelik açıklamalarının yarattığı rahatsızlık haber akışında devam ediyor. Mali piyasaların gündeminde bugün veri akışı zayıf görünüyor. Türkiye’de merkezi yönetim borç stoku takip edilebilir.
ABD 30 Yıllık Faiz vs Gümüş
Bitcoin
Emre Değirmencioğlu
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.054)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.644)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (603)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.987)
- GÜNCEL (4.636)
- GÜNDEM (3.590)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.747)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.500)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (841)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (120)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (62)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (95)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (20)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Meta'nın üçüncü çeyrek net kârı yıllık bazda yüzde 264 arttı 21/10/2026
- "İran'la savaşa girmek yaptığımız en iyi işlerden biri" 21/10/2026
- Tesla'nın üçüncü çeyrek net kârı yüzde 43 azaldı 21/10/2026
- Resmi Gazete'de bugün (22.10.2026) 21/10/2026
- Türkiye'de PHP güvenlik açığına karşı harekete geçildi 21/10/2026
- Trump: Rusya-Ukrayna savaşında çözüme hiç olmadığı kadar yakınız 21/10/2026
- Tasfiye edilecek fonlarda bekleyen talimatlara ilişkin önerge kabul edildi 21/10/2026
- Meta'ya kullanıcı gizliliği ihlali nedeniyle 25 milyar dolar ceza 21/10/2026
- JP Morgan: Aracı kurum lisans iptali Türkiye'den çekilme anlamına gelmiyor 21/10/2026
- ABD'den İran'ın gölge filosuna yönelik yeni yaptırımlar 21/10/2026
SON YAZILAR
- Fitch’ten Türk bankalarına kârlılık uyarısı: Takipteki krediler artıyor 21/10/2026
- AKBANK VE DENİZBANK: FON SORUŞTURMASINDAKİ İSİMLER BANKAMIZ ÇALIŞANI DEĞİL 21/10/2026
- Vestel’de Borç Alarmı: Gözler Yatırımcıda 20/10/2026
- FİTCH’TEN TÜRKİYE’DE LEASİNG VE FAKTORİNG SEKTÖRÜNE ÇİFTE RİSK UYARISI 19/10/2026
- AVRUPA SOKAKLARINDA EKONOMİK İSYAN: BÜYÜME VAR, REFAH NEREDE? 19/10/2026
- Trump’ın Rusya açılımı dengeleri değiştirdi, risk iştahı toparlanıyor 19/10/2026
- AKBANK 1,7 MİLYAR TL CEZAYI NİÇİN YEDİ? 16/10/2026
- MSCI’DEN TÜRKİYE BORSASINA FREN! 16/10/2026
- KREDİ KARTINDA 12 AY SINIRI KALKTI MI? TAKSİTLİ ALIŞVERİŞTE YENİ DÖNEM! 16/10/2026
- VERGİLERİN HER 100 LİRASININ 21,6 LİRASI FAİZE GİDİYOR! 16/10/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ6 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu







