Connect with us

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

VakıfBank’tan sürdürülebilirlik atağı

Sürdürülebilirlik atağına geçen VakıfBank, bu kapsamdaki çalışmalarını tek çatı altında toplayarak, 81 ildeki şubelerine “Sürdürülebilir Bankacılık” logosunu ulaştırdı.

Yayınlanma:

|

Sürdürülebilirlik, günümüzde birçok kurumda bir konu olmaktan çıkıp, bir iş modeli haline gelmeye başladı. Pek çok gelişmede öncü olan bankalar sürdürülebilirlikte de yol açıcı olacak. Türkiye’de sürdürülebilir finans piyasasının büyüklüğü 4 milyar doların üzerinde iken, dünyada sürdürülebilirlik kaynaklı borçlanma piyasası 3 trilyon dolara yaklaştı

Birçok alanla ilklerin bankası konumundaki VakıfBank da sürdürülebilirlik alanında atağa kalktı. Uzun yıllardır sürdürülebilirliği kurumsal stratejisinin temeline yerleştiren VakıfBank, bu kapsamdaki çalışmalarını tek çatı altında topladı. VakıfBank, 81 ildeki şubelerine “Sürdürülebilir Bankacılık” logosunu ulaştırarak, bu konudaki taahhüdünü daha da görünür kıldı.

VakıfBank Genel Müdürü Abdi Serdar Üstünsalih, sürdürülebilirlik kavramının bankacılık sektörü açısından önemi ve gelecek dönemde sürdürülebilirliğin iş yapış biçimine etkilerini AA muhabirine değerlendirdi.

Sürdürülebilirliğin bugün birçok kurumda bir konu olmaktan çıkıp, bir iş modeli haline gelmeye başladığını belirten Üstünsalih, özellikle gelecekte var olmak isteyen tüm kurumların sürdürülebilirliği kurumsal stratejilerinin odağı haline getirmesi gerektiğinin altını çizdi.

Üstünsalih, ilk olarak 1987’de Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu’nda resmi olarak dile getirilen ve ilk etapta kalkınma ile özdeşleştirilen bu kavramın, zaman içinde kapsamını ve önemini giderek artırdığını ifade etti.

Bugün çevresel, ekonomik, sosyal boyutlarıyla dünya için güzel bir gelecek hayal eden herkesin yaşamını sürdürülebilirlik ilkeleriyle düzenlemesinin, adeta bir zorunluluk ve bu zorunluluğu hisseden bireylerin kurumlardan ve sektörlerden beklentisinin de bu yönde olduğunu dile getiren Üstünsalih, şöyle devam etti:

“Bankacılık, kaynakların kullanımına aracı olması nedeniyle bu süreçte en büyük sorumluluğa sahip sektörlerin başında geliyor. O yüzden nasıl ki dijitalleşmede hem Türkiye’deki diğer sektörlere hem de dünyadaki pek çok ülkeye model olacak işler yapıyorsak, sürdürülebilirlik alanında da böyle bir rol üstlenmemiz gerektiğine inanıyorum. Bu konuda devletimizin, düzenleyici kuruluşların ve sektör oyuncularının da iyi uygulamalar geliştirdiğini görüyor ve takip ediyoruz. Tüm alınan kararlar ve yapılan çalışmalar sürdürülebilirliğin ülkemizde çok boyutlu ve kapsayıcı bir şekilde ele alındığının göstergesidir.

Sürdürülebilirlik ile bağımızı kuruluş ilkelerimize kadar götürmemiz mümkün. Sürdürülebilirliğin temel ilkeleri; 67 yıllık bankamızın kuruluş ilkeleriyle son derece örtüşüyor. İşimizi hiçbir zaman sadece ticari bir döngüde tanımlamamış, faaliyetlerimizin ekonomik, çevresel, sosyal etkilerini de her zaman hesaba katmış bir bankayız. Sürdürülebilirliğin tüm dünyada kurumsal düzeyde öne çıkmasıyla birlikte, bankacılık faaliyetlerimizi gerçekleştirirken uluslararası sürdürülebilirlik standartlarını temel almaya başladık ve daha yaşanabilir bir gelecek için sürdürülebilirliği kurumsal stratejimizin bir parçası haline getirdik.”

Üstünsalih, 2014’ten bu yana yer aldıkları BİST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde güçlü bir konuma sahip olduklarını, 2017’den bu yana da küresel olarak tanınan kurumsal sorumluluk standartlarını karşılayan şirketleri seçen “FTSE4Good Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi”nde yer aldıklarını söyledi.

2016’da ilk “Sürdürülebilirlik Raporu”nu yayımladıklarımı hatırlatan Üstünsalih, “2020’de yayımladığımız Uluslararası Entegre Raporlama Çerçevesi (IIRC) ile uyumlu ilk Entegre Faaliyet Raporumuz ile Türkiye ve dünyadaki birkaç kamu bankasından biri olduk. Performansımızı yükseltmeye yönelik aksiyon adımlarına ve geliştirme çalışmalarına devam ediyoruz.” dedi.

“Bankacılık faaliyetlerimizi sürdürülebilirlik kriterlerimize uygun yürütmeye devam edeceğiz”

Abdi Serdar Üstünsalih, sürdürülebilir bankacılık konusunda daha da aktif olacaklarını ve bunun kendileri üzerine düşen bir sorumluluk olarak gördüklerini söyledi.

“Bankacılık faaliyetlerimizi sürdürülebilirlik kriterlerimize uygun yürütmeye devam edeceğiz” sözünün altına imza atıp, 81 ilde 934 şubede bunu açık bir şekilde ifade ettiklerini anlatan Üstünsalih, “Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da şubelerimizden mobil uygulamalarımıza, finansal hizmetlerimizden insan kaynağımıza kadar pek çok alanda katma değer yaratmaya ve bu değeri her geçen gün artırmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

“Çevre dostu projelere, enerji verimliliğine ve yenilenebilir enerji projelerine öncelik tanıyoruz”

VakıfBank Genel Müdürü Üstünsalih, yabancı yatırımcıların finansman sağlarken artık sadece alacakları getiriye değil, kaynakların nereye harcandığına da önem verdiğine dikkati çekti.

Sürdürülebilirliğin yalnızca uzun vadede dünyanın geleceğini değil, kurumların kısa vadeli performansını da olumlu etkileyen bir unsur olduğunun artık çok daha geniş bir kesim tarafından kabul edildiğini söyleyen Üstünsalih, VakıfBank olarak bu konuda önemli ilklere imza attıklarını belirtti. Mevduat bankalarınca ihraç edilen ilk Sürdürülebilir Eurobond işlemini Aralık 2020’de tamamladıklarını hatırlatan Üstünsalih, buradaki başarıyı, daha bir yıl geçmeden Eylül 2021’deki ikinci Sürdürülebilir Eurobond işlemiyle perçinlediklerini ifade etti.

Üstüsalih, Nisan 2021’deki sendikasyon yenilemesini de sürdürülebilir sendikasyon olarak gerçekleştirdiklerini, şu anda fonlama yapısında en fazla sürdürülebilir temalı kaynağa sahip banka konumunda bulunduklarını dile getirdi.

Eylül sonu itibarıyla sürdürülebilir tahvil ihraçları için uygun olan yeşil ve sosyal nitelikli kredilerden oluşan kredi portföyünün 1,5 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu bildiren Üstünsalih, şunları kaydetti:

“Bu süreçte bir diğer önemli kaynağı da Fransız Kalkınma Ajansından aldığımız, Türk bankacılık sektörünün en büyük tutarlı ‘Yeşil Konut Projesi’ özelliği taşıyan 200 milyon avro tutarındaki anlaşma ile sağladık. Salgından etkilenen firmalara yönelik Dünya Bankasından aldığımız 250 milyon dolar tutarındaki Acil Durum Firma Destek Projesi kredi anlaşması da bankamız ve sektörümüz adına sağlanan önemli kaynaklar arasında yer alıyor.

Sağladığımız kaynakların yanı sıra finanse ettiğimiz projelerde de sorumlu ve yeşil finansman yaklaşımını benimsiyoruz. Çevre dostu projelere, enerji verimliliğine ve yenilenebilir enerji projelerine öncelik tanıyoruz. Yatırımcılara sürdürülebilir bankacılık, çevresel, sosyal, kurumsal yönetişim araştırmaları ve derecelendirme hizmeti sunma konusunda önde gelen bağımsız küresel firmalardan biri olan Sustainalytics’in değerlendirme metodolojisinde bankamızın Çevresel Sosyal ve Yönetimsel risk derecelendirme puanı 2020 yılında 23,1 ile orta risk seviyesinde iken 2021’de 19,8 ile düşük risk seviyesine düşürdük.”

“2021’de şirket araçlarından kaynaklanan emisyonlarımızın yaklaşık yüzde 15 azalmasını bekliyoruz”

Abdi Serdar Üstünsalih, 2019 yılında Bilim Temelli Hedef Girişimine (Science Based Targets Initiative) katılarak karbon emisyonu azaltım taahhüdünü açıklayan ilk Türk kamu kuruluşu olduklarını belirtti.

Ayrıca doğal gaz, su, kağıt tüketimi ve toplam karbon ve sera gazı emisyonunda her yıl yüzde 2 azaltım hedefi belirlediklerini ifade eden Üstünsalih, bu hedefleri tutturmak için yoğun çaba harcadıklarını ve başarılı sonuçlar elde ettiklerini söyledi.

Üstünsalih, 2019 ve 2020 yıllarında hesaplanmış tüm sera gazı emisyonlarını temiz enerji kaynaklarından üretilen doğrulanmış karbon birimleri ile dengeleyerek karbon negatif kuruluş olduklarını, buna uygun olarak sera gazi emisyonlarını azaltma yönünde önemli mesafe kaydettiklerini ve 2020’de yüzde 25 azaltım sağladıklarını dile getirdi.

Çalışanların da desteğiyle her yıl yeni VakıfBank ormanları oluşturduklarını anlatan Üstünsalih, yıl başından bugüne kadar dikilen fidanlar büyüdüğünde yaklaşık 40 bin kg karbondioksit emerek doğaya katkıda bulunacağı bilgisini verdi.

Üstünsalih, kasım ayında 30 bin yeni fidan ile ilave 100 bin kg karbondioksit emilimi sağlamayı hedeflediklerini söyledi.

Araç filosunda hibrit araç oranını düzenli olarak artırdıklarını belirten Üstünsalih, “2020’de filomuza eklediğimiz 450 hibrit araca 2021’de 50 adet daha ekledik. Böylece 2021’de şirket araçlarından kaynaklanan emisyonlarımızın yaklaşık yüzde 15 azalmasını bekliyoruz.” dedi.

Üstünsalih, ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi ve ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi sertifikalarına ek olarak geçen yıl ISO 45001 İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi sertifikasını da aldıklarını ve Entegre Yönetim Sistemini kuran Türkiye’deki ilk banka olduklarını vurguladı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yürütülen Sıfır Atık Projesi kapsamında çalışmalar yürüttüklerini anlatan Üstünsalih, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Kurum içinde yürüttüğümüz sosyal sorumluluk projeleri de bu çalışmaları destekliyor. Elektronik atıklar için başlattığımız proje kapsamında çalışanlarımızın getireceği e-atıklar TÜBİSAD’a ulaştırılacak ve buradan gelecek gelir Darüşşafaka’ya bağış olarak iletilecek. Ayrıca TOFD için plastik kapak toplama kampanyamız şimdiden 7 adet tekerlekli sandalyeye dönüştü.

Karbon Saydamlık Projesi’ne 2015 yılından bu yana iklim değişikliği stratejimizi, risklerimizi ve performansımızı düzenli olarak raporluyoruz. 2022 yılında CDP Su Programı’na katılım sağlamayı planlıyoruz. Bu kapsamda su ayak izimizi azaltarak su güvenliği konusunda da elimizden gelenin en iyisini yapmak istiyoruz. Ayrıca 2021’de İklimle Bağlantılı Finansal Beyan Görev Gücü’nün (Task Force on Climate-related Financial Disclosures-TCFD) destekçileri arasında yer aldık.”

“3 binden fazla kız çocuğuna eğitim vererek yetenekli gençleri spor dünyamıza kazandırdık”

VakıfBank Genel Müdürü Üstünsalih, kadınların sosyal ve ekonomik hayatın her alanında aktif şekilde ve eşit haklarla yer almasını desteklediklerini belirterek, “Çalışanlarımızın yüzde 51’i kadınlardan oluşuyor ve bu oranı koruma gayretindeyiz. Bunun için hem işe alımda hem kariyer gelişiminde tüm çalışanlarımıza eşit olanaklar sağlamaya özen gösteriyoruz.” dedi.

2020 yılında ebeveynlik iznine ayrılan 637 kadın çalışanın tamamının işe dönmüş olmasının kadın çalışanlarına bu konuda verdikleri desteği ortaya koyduğunu ifade eden Üstünsalih, “2019 yılında Türkiye’de BM Kadının Güçlenmesi Prensiplerini (BM WEPs) imzalayan ilk kamu kurumu olduk. İki yıldır Uluslararası Cinsiyet Eşitliği Endeksi’nde (Bloomberg GEI) yer alıyoruz. İş’te Eşitlik Bildirgesi’nin imzacıları arasındayız. Böylece kadınların iş gücüne katılımına verdiğimiz önemin ve toplumsal cinsiyet eşitliğine verdiğimiz desteğin altını uygulama ve faaliyetlerimizle dolduruyoruz.” diye konuştu.

Üstünsalih, VakıfBank’ın kendi bankacılık yazılımını kendi kaynakları ile kodlayıp geliştiren bir banka olduğuna dikkati çekti. 2019 yılında kendi Ar-Ge merkezini kurduklarını ve burada inovasyon odaklı bir yaklaşımla çalışmalar yürüttüklerini aktaran Üstünsalih, şöyle devam etti:

“İki yıldır düzenlediğimiz Hack to the Future hackathon etkinlikleriyle gençlere, farklı bakış açıları ve yenilikçi fikirlerle geleceğe yön verme çağrısında bulunuyoruz. Bu hem bankamıza farklı bakış açıları kazandırma hem de genç yazılımcıların gelişimine katkıda bulunma anlamında önem verdiğimiz bir etkinlik. Topluma finansal katkımızın yanına finansal olmayan alanlarda da değer katmayı önemsiyoruz. Bu yıl 35. sezonunu geçiren VakıfBank Spor Kulübümüz, kazandığı kupa ve şampiyonluklarla Türk kadınını ve voleybolunu uluslararası alanda başarıyla temsil ediyor.

Altyapıya yaptığımız yatırım ile bugüne kadar 3 binden fazla kız çocuğuna eğitim vererek yetenekli gençleri spor dünyamıza kazandırdık. Kültürel mirasımızı gelecek nesillere aktarma bakış açısıyla üç yıl önce kurduğumuz VakıfBank Kültür Yayınları ise edebiyattan tarihe, felsefeden iktisada son derece nitelikli eserleri kültür dünyamıza armağan ediyor. VakıfBank çalışanlarının önderliğinde yürütülen kurum için sosyal sorumluluk çalışmalarımızla toplumun farklı kesimlerinin ihtiyaçlarına çözüm bulmak projeler hayata geçiriyoruz.”

“Sürdürülebilir temalı kredileri her yıl artırmayı amaçlıyoruz”

Abdi Serdar Üstünsalih, sürdürülebilirlik kavramının sürekli gelişen bir içeriğe sahip olduğunu belirtti. Hem bireysel hem de ticari alanda sürdürülebilir ürün yelpazesini artırarak çeşitlendirmeyi hedeflediklerini ifade eden Üstünsalih, “Böylece bilançomuzun pasifinde olduğu gibi aktifinde de sürdürülebilir temalı kredileri her yıl artırmayı amaçlıyoruz. Kredi tahsis süreçlerinde ise çevresel ve sosyal risklerin ölçülmesi için kurduğumuz özel birimimizle çalışmalarımızı yürütüyoruz.” dedi.

Elektrikli ve hibrit araçlar ile enerji verimliliği yüksek konutlar için müşterilere avantajlı krediler sunduklarının altını çizen Üstünsalih, ticari işletmeler için Sürdürülebilirlik ve Kaynak Verimliliği Kredisi ürününü yakın geçmişte kullandırmaya başladıklarını hatırlattı.

Üstünsalih, işletmelerin enerji verimliliği, su verimliliği ve atık suyun geri kazanımı ile ham madde verimliliği sağlamak amacıyla gerçekleştirecekleri harcamaları yüzde 100’üne kadar finanse ettiklerini söyledi.

Özellikle sürdürülebilir kalkınma, enerji verimliliği ve iklim, finansal kapsayıcılık, üretimin ve istihdamın desteklenmesi konularında sektörde öncü rollerini güçlendirmek istediklerini ifade eden Üstünsalih, Cinsiyet Eşitliği Programı sertifikasını 2022 yılında almayı hedeflediklerini dile getirdi.

Üstünsalih, dijitalleşmenin sürdürülebilirliğe olan etkisinin güçlü olduğuna inandıklarını belirterek, “Dijital dönüşümün sürdürülebilir değer yaratımımızda bir kaldıraç görevi gördüğünü düşünüyor, bu dönüşümün sadece bankamızı değil aynı zamanda paydaşlarımızı da güçlendirdiğine inanıyoruz. Bu konudaki birikimimiz ile yatırımlarımıza önümüzdeki dönemde de hız kesmeden devam edeceğiz.” diyerek sözlerini tamamladı.

BANKA HABERLERİ

Bankalar çiftçiyi nasıl finanse ediyor?

Yayınlanma:

|

bankavitrini.com haber analiz raporu

Türkiye’de tarım bankacılığı: kredi büyüyor, pazar kamu bankalarında yoğunlaşıyor

Türkiye’de tarım bankacılığı 2025/2026 döneminde yeniden stratejik bir başlık haline geldi. BDDK’nın yayımladığı aylık bankacılık verileri ve FinTürk il bazlı sektör verileri, tarım kredilerinin hem hacim hem de bölgesel dağılım açısından izlenebilir ana kalemlerden biri olduğunu gösteriyor. BDDK, 2026 Mart FinTürk verilerini ve aylık bankacılık sektör verilerini yayımlamış durumda.

Paylaşılan tabloda 2025/1 döneminde 531,5 milyar TL olan tarım kredileri hacminin 2026/1 döneminde 586,2 milyar TL’ye çıktığı görülüyor. Bu, yaklaşık 54,7 milyar TL artış ve %10,3 büyüme anlamına geliyor. Ancak büyüme, enflasyon ve tarımsal girdi maliyetleri dikkate alındığında reel olarak daha sınırlı bir finansman genişlemesine işaret ediyor.

Pazarın lideri yine Ziraat Bankası

Tabloya göre Türkiye Ziraat Bankası 2026/1 döneminde 225,6 milyar TL tarım kredisi hacmiyle pazarın açık ara lideri. Pazar payı %37,9 seviyesinde. Ziraat Bankası’nın tarım bankacılığındaki ağırlığı, yalnızca ticari tercih değil; Hazine faiz destekli tarımsal kredi mekanizmasındaki merkezi rolünden de kaynaklanıyor. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri üzerinden kullandırılan Hazine faiz destekli tarım kredilerinin usul ve esasları 2024-2026 dönemini kapsayacak şekilde düzenlenmişti.

İkinci sırada Tarım Kredi Kooperatifleri Merkezi Birliği bulunuyor. 2026/1 döneminde hacim 77,9 milyar TL’ye, pazar payı ise %13,1’e yükselmiş görünüyor. Bu tablo, tarım finansmanında kamu destekli/yarı kamusal kanalın hâlâ belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.

Özel bankalarda sınırlı büyüme, bazı bankalarda daralma

DenizBank, QNB Finansbank, Akbank, Garanti BBVA, İş Bankası, TEB ve Şekerbank gibi bankalar tarım bankacılığında ürün sunmaya devam ediyor. DenizBank tarım, tarla ve çiftçi kredilerini ayrı bir iş kolu olarak sunarken; VakıfBank da işletme, yatırım, proje ve KGF destekli tarım kredileri gibi başlıklarda ürünler açıklıyor.

Ancak tabloda özel bankalar arasında ayrışma dikkat çekiyor. Akbank’ta %6,2, TEB’de %4,7, İş Bankası’nda ise %0,6 daralma görülüyor. Bu durum, tarım kredilerinde risk iştahının bankadan bankaya değiştiğini gösteriyor.

En hızlı büyüyen bankalar

Tabloya göre tarım kredilerinde en hızlı büyüyen ilk bankalar şöyle:

Banka 2026/1 büyüme
Ziraat Katılım Bankası %17,5
Tarım Kredi Kooperatifleri %15,7
Ziraat Portföy / Tarım Finansman %14,6
Türkiye Ziraat Bankası %12,5
VakıfBank %12,2

Bu görünüm, tarım finansmanında büyümenin ağırlıklı olarak kamu bankaları, katılım bankacılığı ve kamu destekli kanallar üzerinden geldiğini gösteriyor.

Tarım kredilerinde ana mesele: hacim artıyor ama maliyet baskısı sürüyor

Tarım kredilerinin büyümesi olumlu görünse de çiftçinin finansmana erişiminde üç temel sorun devam ediyor:

Birincisi, kredi hacmindeki artış tarımsal girdi maliyetleriyle aynı hızda ilerlemeyebilir. Mazot, gübre, yem, ilaç, tohum, enerji ve sulama maliyetleri arttıkça çiftçinin kredi ihtiyacı da büyüyor.

İkincisi, kredi büyümesi her zaman üretim artışı anlamına gelmiyor. Kredi, yatırım için değil borç çevirme ve işletme sermayesi açığını kapatma amacıyla kullanılıyorsa tarım işletmeleri finansal kırılganlıktan çıkamıyor.

Üçüncüsü, destekli kredi mekanizması kamu bankaları üzerinden yoğunlaştığı için özel bankaların tarım finansmanındaki payı sınırlı kalıyor. Bu da rekabeti ve ürün çeşitliliğini azaltabiliyor.

2026’da destekli kredi tarafında yeni hassasiyetler

2026’da Hazine destekli tarım ve esnaf kredilerinde bazı düzenlemeler yapıldı. Bloomberg HT’nin aktardığı düzenlemeye göre, temel hayvansal ve bitkisel üretim konularında 400 bin TL’ye kadar olan ayni finansman ve kredilerde 31 Aralık 2026’ya kadar bazı borç şartlarının aranmayacağı açıklandı.

Bu düzenleme kısa vadede küçük üreticiye nefes aldırabilir. Ancak yapısal çözüm için yalnızca krediye erişim değil; üretim planlaması, alım garantisi, sigorta, kooperatifleşme, lisanslı depoculuk ve vadeli fiyat mekanizmalarının birlikte çalışması gerekir.

Bankacılık açısından riskler

Tarım bankacılığında risk klasik ticari kredilerden farklıdır. Çünkü geri ödeme kapasitesi yalnızca bilanço gücüne değil; iklim, kuraklık, don, sel, hastalık, ürün fiyatı ve destekleme politikalarına da bağlıdır.

Bankalar açısından başlıca riskler şunlardır:

Risk alanı Etki
Kuraklık ve iklim riski Ürün kaybı, tahsilat gecikmesi
Girdi maliyeti artışı İşletme sermayesi ihtiyacı büyür
Ürün fiyat oynaklığı Gelir tahmini zorlaşır
Destek ödemesi gecikmesi Nakit akışı bozulur
Borç çevirme kredileri Zombi tarım işletmesi riski yaratır

Tarım kredisi artık sadece banka ürünü değil, gıda güvenliği meselesidir

Türkiye’de tarım bankacılığı 2026’ya büyüyerek girmiştir. Ancak bu büyümenin niteliği hacimden daha önemlidir. Tarım kredileri üretimi artırıyor, verimliliği yükseltiyor ve çiftçinin teknolojik dönüşümünü destekliyorsa ekonomiye katkı sağlar. Fakat kredi borç çevirme aracına dönüşürse çiftçiyi rahatlatmak yerine daha kırılgan hale getirir.

Bu nedenle tarım bankacılığı yalnızca “kredi kullandırma” faaliyeti olarak değil; gıda arz güvenliği, kırsal kalkınma, iklim riski yönetimi ve üretim sürdürülebilirliği başlığı altında yeniden ele alınmalıdır.

Erol TAŞDELEN – Ekonomist     www.bankavitrini.com

Okumaya devam et

Gülbeyaz Gergün

Elektrikte Sessiz Devrim: Yenilenebilir Enerji Yüzde 62’yi Aştı

Yayınlanma:

|

Güneş, Doğal Gazı Geride Bıraktı: Elektrikte Yeni Dönem Başlıyor

BANKAVİTRİNİ.COM | Haber Analiz

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Nisan 2026 verileri, Türkiye’nin enerji dönüşümünde tarihi bir eşiğe ulaştığını gösteriyor. Toplam elektrik kurulu gücü 125.410 MW’a yükselirken, güneş enerjisi ilk kez doğal gazı geride bırakarak hidroelektrikten sonra Türkiye’nin ikinci büyük elektrik kaynağı konumuna yerleşti.

Nisan 2026 Elektrik Kurulu Güç Dağılımı

Kaynak Kurulu Güç (MW) Pay (%)
Hidroelektrik 32.338 25,8
Güneş 26.769 21,3
Doğal Gaz 25.013 20,0
Rüzgar 15.075 12,0
Yerli Kömür 11.565 9,2
İthal Kömür 10.456 8,3
Biyokütle 2.396 1,9
Jeotermal 1.798 1,4
Toplam 125.410 100

Kaynak: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Nisan 2026

Verilerin Anlattığı 5 Kritik Mesaj

1. Güneş Enerjisi Devrimi Yaşanıyor

En dikkat çekici gelişme güneş enerjisinde yaşanıyor.

2014 yılında yalnızca 40 MW seviyesinde bulunan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 başında 25 bin MW’ı aşmıştı. Nisan ayında ise 26.769 MW’a ulaşarak doğal gazı geçti. Bu artış son 12 yılda yaklaşık 650 katlık büyümeye işaret ediyor.

Bu durum Türkiye enerji tarihinde bir dönüm noktası olarak değerlendirilebilir.

2. Yenilenebilir Enerji Artık Sistemin Hakimi

Hidroelektrik, güneş, rüzgar, biyokütle ve jeotermal toplandığında yenilenebilir kaynakların toplam payı yüzde 62 seviyesini aşmış durumda.

Bu oran;

  • Avrupa ortalamalarının birçok ülkesinden yüksek,
  • Enerji arz güvenliği açısından önemli,
  • Cari açığın azaltılması açısından stratejik bir kazanım niteliğinde.

3. Doğal Gazın Önemi Devam Ediyor

Kurulu güç sıralamasında güneş öne geçse de doğal gaz halen sistemin “dengeleyici gücü” konumunda.

Çünkü:

  • Güneş gece üretim yapamıyor,
  • Rüzgar değişken üretim sağlıyor,
  • Doğal gaz santralleri birkaç dakika içinde devreye alınabiliyor.

Bu nedenle doğal gaz santrallerinin sistemden tamamen çıkması kısa vadede mümkün görünmüyor.

4. Kömür Hâlâ Büyük Oyuncu

Yerli ve ithal kömür birlikte değerlendirildiğinde toplam kurulu güç içindeki payları yaklaşık yüzde 17,5 seviyesinde bulunuyor.

Bu tablo şunu gösteriyor: Türkiye yenilenebilir dönüşümü hızlandırsa da baz yük ihtiyacını karşılamak için kömür santrallerinden vazgeçmiş değil.

5. 2035 Hedefleri İçin Yolun Üçte Biri Tamamlandı

Enerji Bakanlığı’nın hedefi güneş ve rüzgar kurulu gücünü 2035 yılında 120 bin MW seviyesine çıkarmak.

Bugün güneş ve rüzgarın toplamı 41 bin MW seviyesini aşmış durumda. Yani hedefin yaklaşık üçte biri tamamlanmış bulunuyor.

Bankacılık ve Finans Sektörü Açısından Ne Anlama Geliyor?

Bu dönüşüm yalnızca enerji sektörünü değil, bankacılığı da doğrudan etkiliyor.

Kazanacak Sektörler

  • GES yatırımcıları
  • RES yatırımcıları
  • Enerji ekipmanı üreticileri
  • Kablo ve trafo üreticileri
  • Enerji depolama sistemleri
  • Batarya üreticileri
  • Finansman sağlayan bankalar

Risk Altındaki Alanlar

  • Verimsiz doğal gaz santralleri
  • Eski teknoloji kömür santralleri
  • Karbon yoğun üretim yapan işletmeler

Özellikle yeşil finansman kredileri ve sürdürülebilirlik bağlantılı krediler önümüzdeki yıllarda bankaların en hızlı büyüyen kredi alanlarından biri olmaya aday görünüyor.

Reel Sektör İçin Sonuç

Elektrik maliyeti artık rekabet gücünün belirleyici unsurlarından biri haline geldi.

Son iki yılda kendi GES yatırımını yapan sanayi kuruluşları:

  • Enerji maliyetlerini düşürdü,
  • Döviz riskini azalttı,
  • Karbon düzenlemelerine karşı avantaj elde etti.

AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) dikkate alındığında, enerji dönüşümüne yatırım yapmayan ihracatçı firmalar önümüzdeki dönemde daha yüksek maliyetlerle karşılaşabilir.

Sonuç

Nisan 2026 verileri Türkiye enerji sektöründe sessiz ama çok önemli bir dönüşümün yaşandığını gösteriyor. Artık tartışma “yenilenebilir enerji büyür mü?” sorusundan çıkmış durumda.

Asıl soru şu: Güneş ve rüzgarın ağırlık kazandığı yeni enerji sisteminde depolama, şebeke yatırımları ve finansman altyapısı bu büyümeyi taşıyabilecek mi?

Türkiye’nin önümüzdeki 10 yıllık enerji hikâyesi büyük ölçüde bu sorunun cevabına bağlı olacak.

Okumaya devam et

GÜNCEL

Migros’tan 2 Milyarlık GES Yatırımı

Migros’tan Enerjide Sessiz Devrim: 2 Milyar TL’lik GES Hamlesiyle Elektriğinin %24’ünü Kendisi Üretiyor

Yayınlanma:

|

Yazan:

Türkiye’de perakende sektöründe enerji maliyetleri her geçen gün daha stratejik hale gelirken, Migros dikkat çekici bir dönüşüme imza attı. Şirket, son üç yılda gerçekleştirdiği 2 milyar TL’yi aşan Güneş Enerjisi Santrali (GES) yatırımıyla toplam kurulu gücünü 105,3 MWp seviyesine çıkardı.

Bu yatırım sayesinde Migros, yıllık enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 24’ünü kendi ürettiği yenilenebilir enerjiyle karşılar hale geldi.

Perakendede Yeni Dönem: “Kendi Elektriğini Üreten Marketler”

Enerji maliyetlerindeki sert yükseliş, özellikle binlerce şubesi bulunan zincir marketleri ciddi şekilde etkiliyor. Soğutma sistemleri, lojistik merkezleri, depolar ve mağaza aydınlatmaları yüksek enerji tüketimi oluştururken, elektrik giderleri artık operasyonel kârlılık açısından kritik bir kalem haline geldi.

Migros’un attığı bu adım yalnızca bir çevre yatırımı değil; aynı zamanda finansal risk yönetimi hamlesi olarak da görülüyor. Çünkü şirketler artık sadece ürün maliyetleriyle değil; enerji fiyatlarındaki oynaklık, karbon vergileri ve sürdürülebilirlik baskısıyla da mücadele ediyor.

105,3 MWp Ne Anlama Geliyor?

105,3 MWp’lik kurulu güç, birçok organize sanayi bölgesinin enerji ihtiyacına yaklaşan büyük bir kapasiteyi ifade ediyor. Bu seviyedeki bir yatırım sayesinde:

  • Elektrik maliyetlerinde uzun vadeli öngörülebilirlik sağlanıyor
  • Döviz bazlı enerji maliyetlerine karşı koruma oluşuyor
  • Karbon ayak izi azaltılıyor
  • ESG (Çevresel, Sosyal, Yönetişim) kriterlerinde şirketin puanı yükseliyor
  • Yeşil finansman erişimi kolaylaşıyor

Özellikle Avrupa Birliği’nin karbon düzenlemeleri düşünüldüğünde, büyük ölçekli firmaların enerji bağımsızlığı artık sadece tercih değil, rekabet avantajı haline geliyor.

Şirketler Neden GES’e Yöneliyor?

Son dönemde sadece perakende değil; sanayi, lojistik, tekstil, çimento ve gıda sektörlerinde de GES yatırımlarında ciddi artış yaşanıyor. Bunun temel nedenleri şunlar:

1. Yüksek Elektrik Maliyetleri

Türkiye’de sanayi elektriği son yıllarda ciddi maliyet baskısı oluşturdu. Şirketler artık enerji faturalarını kontrol etmek için kendi üretim modellerine yöneliyor.

2. Finansmana Erişim Sorunu

Krediye ulaşmanın zorlaştığı dönemde, işletmeler maliyet düşürücü yatırımları önceliklendiriyor. GES yatırımları orta vadede kendini amorti ettiği için tercih ediliyor.

3. Avrupa’nın Karbon Baskısı

İhracatçı şirketler için “yeşil üretim” artık zorunluluk haline geliyor. Karbon yoğun üretim yapan şirketler ileride ek vergilerle karşı karşıya kalabilir.

4. Kur Riskine Karşı Koruma

Enerji ithalatına bağımlı yapı nedeniyle elektrik maliyetleri dolaylı olarak dövizden etkileniyor. GES yatırımları bu riski azaltıyor.

Migros’un Hamlesi Ne Mesaj Veriyor?

Migros’un yatırımı, Türkiye’de büyük şirketlerin artık yalnızca satış büyümesine değil, operasyonel dayanıklılığa da odaklandığını gösteriyor.

Bu modelin önümüzdeki dönemde:

  • AVM zincirlerinde
  • Lojistik firmalarında
  • Organize perakende şirketlerinde
  • Büyük üretim tesislerinde
    daha da hızlanması bekleniyor.

Özellikle enerji maliyetlerinin yüksek seyrettiği bir dönemde, “kendi elektriğini üreten şirket” modeli finans dünyasında daha güçlü bilançolar anlamına geliyor.

Bankalar Açısından Ne İfade Ediyor?

Bankacılık sektörü açısından bakıldığında ise bu tür yatırımlar artık yalnızca enerji projesi değil; kredi riski azaltıcı unsur olarak değerlendiriliyor.

Çünkü:

  • Enerji gideri düşen firmanın nakit akışı güçleniyor
  • Faaliyet marjları daha öngörülebilir hale geliyor
  • Kur ve enerji şoklarına karşı dayanıklılık artıyor
  • ESG uyumlu firmaların uluslararası fonlara erişimi kolaylaşıyor

Bu nedenle birçok banka artık yeşil enerji yatırımlarına özel kredi paketleri hazırlıyor.

Enerjiyi Üreten Kazanacak

Türkiye’de yüksek faiz, kredi daralması ve maliyet baskısının yaşandığı yeni ekonomik düzende şirketler artık sadece satış yaparak değil, maliyetlerini kontrol ederek ayakta kalmaya çalışıyor.

Migros’un 2 milyar TL’yi aşan GES yatırımı da tam olarak bu dönüşümün simgesi niteliğinde.

Önümüzdeki dönemde “enerjisini kendi üreten şirketler” ile dışa bağımlı kalan şirketler arasındaki farkın bilançolarda çok daha net görülmesi bekleniyor.

Okumaya devam et

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

FARK YARATANLAR

KATEGORİLER

ALTIN – DÖVİZ

KRİPTO PARA PİYASASI

X

FACEBOOK

SON YAZILAR

Popüler

www bankavitrini com © "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan, BANKA VİTRİNİ'nde yer alan yazar ve çevirmenlerine ait herhangi bir yazı, çeviri, makale ve haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayınlanamaz. İzinsiz kullananlar hakkında hukuki yollara başvurulacaktır. "BANKA VİTRİNİ Portal"da yayımlanan tüm özgün yazıların içeriğinden yazarları sorumludur. www.bankavitrini.com'da yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler, mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Yer alan yazılarda herhangi bir yatırım aracı; Hisse Senedi, kripto para biriminin veya dijital varlığın alım veya satımını önermiyor. Bu nedenle sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi, beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Lütfen transferlerinizin ve işlemlerinizin kendi sorumluluğunuzda olduğunu ve uğrayabileceğiniz herhangi bir kaybın sizin sorumluluğunuzda olduğunu unutmayın. © www.bankavitrini.com Copyright © 2020 -UŞAK- Tüm hakları saklıdır. Özgün haber ve makaleler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu korumasındadır.