GÜNDEM
Kazakistan’da protestolar devam ediyor!
Kazakistan’da hükümeti deviren zam protestoları sürerken, Tokayev yönetiminin çağrısı üzerine ülkeye yabancı askerler gitti. Almatı kentinde güvenlik güçleri onlarca eylemciyi öldürdü. Ülkedeki sosyalistler ise dayanışma çağrısı yaptı: Sol partilerin desteği gerekli .
Yayınlanma:
5 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
Yeni yılı büyük zamlarla karşılayan Kazakistan halkı LPG fiyatlarının iki katına çıkması üzerine başlattığı ve hükümetin istifasına rağmen sürdürdüğü eylemleriyle ülkede yeni bir dönem açtı.
Ülkenin batısında başta petrol olmak üzere doğal kaynakları ele geçiren uluslararası şirketlere ucuz emekle çalışan işçilerin iş bırakma protestolarıyla, grevlerle elde ettiği mücadele deneyimi yaşanan ayaklanmada etkisini gösterse de eylemlerin seyrine ilişkin belirsizlik hakim. 30 yıllık Nursultan Nazarbayev yönetiminde ağır baskılarla karşılaşan ve yıllar içerisinde yasal siyaset yapmaları yasaklanan ülke sosyalistleri, bunun bir halk ayaklanması olduğunu ancak yönünün tayin edilemeyeceğini vurguluyor.
Birgün Gazetesi’nin haberine göre; Ülkede siyasi yasaklılar arasında olan Kazakistan Sosyalist Hareketi, uzun yıllardır mevcut düzene ve adaletsizliğe öfke biriktiren işçi sınıfının da bugün sokakta olduğunu belirterek, eylemcilerin petrol/doğalgaz, metalürji ve maden sektöründe çalışan işçilerle, işsiz gençlerden oluştuğunu belirtti. Yapılan açıklamada, ülkenin batısındaki Zhanaozen, Mangistau, Atyrau gibi kentlerdeki petrol havzalarında düzenlenen grevlerin ardından aralık ayında 40 bin işçinin işten çıkarıldığı hatırlatılarak “Petrol işçilerinin yaktığı kıvılcımın ülke geneline yayıldığı” vurgulandı.
POLİTİK BİR PROGRAM YOK
Aynı zamanda maden işçilerinin maaşların yükseltilmesi, emeklilik yaşının düşürülmesi, sendika ve grev haklarının tanınması gibi taleplerle de grev deneyimi olduğu belirtilen açıklamada, grevlerin yapıldığı fabrikaların Nazarbayev ailesiyle Batılı ortaklarına ait olduğu, işçilerin taleplerinin ise tamamen sosyo-ekonomik nedenlerle olduğu ifade edildi. Ülkede 2011-2017 yılları arasında sendikaların lağvedildiği, liderlerinin hedef alındığını belirten Sosyalist Hareket, bugün ayaklanmaya yön verenin “inisiyatif alan gruplar” olduğunu ifade etti. Açıklamada, ayaklanmanın ideolojik/politik bir programı olmadığı, 20-30 yaş yaşlarında genç bir kuşağın eylemlerde öne çıktığı belirtilirken hareketi yönlendirebilecek birikimli bir sol öznenin olmamasının “ayaklanmanın zayıf karnını oluşturduğu” görüşü paylaşıldı.
Eylemlerin ağır bir şiddetle bastırılma tehlikesine dikkat çekilen açıklamada, “Mücadeleyi koordine edecek komiteler ve konseyler oluşturmak için alanlarda girişimler sürüyor. Başlangıçta askerler protestocuları dağıtmayı reddettiyse de işgal edilen havaalanı ve mahallelere özel kuvvetler girmeye başladı. Tüm protesto ve grevlerin şiddetle bastırılması tehlikesi var. Bu durumda ülkeyi genel grevle tamamen felç etmek gerekli” denildi.
Açıklamada, uluslararası işçi ve komünist hareketlere de çağrı yapılarak “Asker ve polis terörüne karşı örgütlü direnişi sağlamak için toprak ve üretim bazında birleşik eylem komitelerinin oluşturulması acildir. Bu bağlamda, dünyada geniş çaplı bir kampanya düzenlemek için tüm uluslararası işçi ve komünist hareketin, sol partilerin desteği gereklidir” ifadeleri yer aldı.
YASAKLAR SONA ERMELİ
Kazakistan’daki halk ayaklanmasına uluslararası sosyalist partilerden destek geldi. Yunanistan Komünist Partisi (KKE) ülkedeki işçi ve halk protestolarıyla dayanışma içinde olduklarını ifade eden bir açıklama yayımladı. “Polise ve baskıya meydan okuyarak, yaşam standartlarının iyileştirilmesi talebiyle sokaklara dökülen, ülkenin enerji zenginliğinin tekeller tarafından yağmalanmasına karşı olduklarını ifade eden binlerce işçiyle dayanışmamızı ifade ediyoruz” denilen açıklamada, acilen hayata geçirilmesi talebiye bazı talepler yer aldı. Talepler, “Ülkede son yıllarda işçi sendikalarını yasadışı ilan eden tüm sendika veişçi karşıtı yasaların yürürlükten kaldırılması, faaliyetleri ülke yasaklanan Kazakistan Sosyalist Hareketi ve Kazakistan Komünist Partisi’nin yasallaştırılması” şeklinde aktarıldı. 2011’de maaşları ödenmeyen petrol işçilerinin Mangistav’daki Aktav ve Jañaözen kentlerinde günlerce süren ve 10 işçinin katledilmesiyle sonuçlanan grevinin ardından Kazakistan Komünist Partisi’nin faaliyetleri yasaklanmıştı.
BATI’DAN ÇAĞRI
Öte yandan ABD ve Avrupa Birliği’nden (AB) Kazakistan’daki eylemcilere “sükunet” çağrısı geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, “Kazakistan halkının anayasal kurumlara, insan haklarına, basın özgürlüğüne saygı duymasını ve bunları savunmasını istiyoruz. Ayrıca tüm taraflara olağanüstü hale barışçıl bir çözüm bulmaları çağrısında bulunuyoruz” dedi. AB’nin yürütme organı Avrupa Komisyonu’ndan yapılan açıklamada ise “Şiddet durdurulmalı. Ayrıca tüm taraflara itidal ve durumun barışçıl bir şekilde çözülmesi çağrısında bulunuyoruz. AB ülkede diyaloğu desteklemeye hazır ve istekli” ifadeleri yer aldı. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric de taraflara diyalog çağrısı yaptı. Çin ise Kazakistan’daki eylemleri yakından takip ettiklerini belirten bir açıklama yaptı. Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Wang Wenbin, “Kazakistan’daki durumun mümkün olan en kısa sürede istikrara kavuşmasını ve sosyal düzenin normale dönmesini umuyoruz” dedi. Türkiye Dışişleri Bakanlığı da “Temennimiz, kardeş Kazak halkının barışı ve huzurudur. Kazakistan halkının sağduyusuna güveniyor ve olayların en kısa sürede yatışmasını temenni ediyoruz” açıklaması yaptı.
***
Beş ülkenin askerleri Kazakistan’da
Rusya’nın liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in talebi üzerine ülkeye barış gücü gönderme kararı aldı. KGAÖ’nün başkanlığını yürüten Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, barış gücünün ülkedeki durumu istikrara kavuşturmak için sınırlı bir süre için konuşlandırılacağını belirtti. Sputnik’in haberine göre, barış gücünün öncü birimleri dün Kazakistan’da çalışmaya başladı. Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) yetkilileri ise barış gücünün Kazakistan’daki ana görevinin devlet ve ordu tesislerini korumak olduğunu söyledi. Barış gücü içerisinde Rusya, Belarus, Ermenistan, Tacikistan ve Kırgızistan askerleri yer alıyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ise Kazakistan’daki “terörle mücadele” operasyonunu desteklemek ve olası hamleler konusunda Kazakistan ve diğer müttefikleriyle istişare edileceği belirtildi. Açıklamanın devamında, “Dost bir ülkede yaşanan son olayları, eğitimli ve örgütlü silahlı oluşumları kullanarak devletin güvenlik ve bütünlüğünü baltalamaya yönelik bir girişim olarak görüyoruz” ifadeleri yer aldı. Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev, “terörist” çetelerin ülke genelindeki stratejik tesisleri ele geçirdiğini iddia ederek müttefiklerinden askeri destek istediğini açıklamıştı.
***
Almatı’da onlarca eylemci öldürüldü
Eylemlere karşı olağanüstü hal ilan eden Tokayev yönetimi protestoların en yoğun olduğu Almatı kentini kana buladı. Polis sözcüsü Saltanat Azirbek dün sabah Rus haber ajanslarına yaptığı açıklamada, “Aşırı güçler idari binalara, Almatı Emniyet Müdürlüğü’nün yanı sıra bazı polis karakollarına saldırmaya çalıştı. Düzinelerce saldırgan etkisi hale getirildi” diyerek onlarca eylemcinin öldürüldüğünü duyurdu. Sağlık Bakan Yardımcısı Azhar Guiniyat, dün yaptığı açıklamada, Kazakistan’ın farklı bölgelerindeki eylemlerde binden fazla kişinin yaralandığını, yaklaşık 400’ünün hastanede tedavi gördüğünü, 62 kişinin ise yoğun bakımda olduğunu söyledi.Kazak devlet televizyonu Khaber 24 ise protestolar sırasında 13 emniyet görevlisinin de hayatını kaybettiğini, 350’den fazlasının ise yaralandığını aktardı. Kazakistan’ın ekonomi merkezi olan Almatı’da çarşamba günü binlerce kişi belediye binası ile diğer hükümet binalarını basmış, yönetime ait bir birçok binadan alevler yükseldiği görülmüştü. Cumhurbaşkanı Tokayev, çarşamba günü de Almatı’yla birlikte Mangistav eyaletinde ve başkent Nur Sultan’da iki haftalık olağanüstü hâl ilan etmiş, gece sokağa çıkma ve protesto yasağı uygulanacağını duyurmuştu.
***
Eylemlerde öne çıkan talepler:
► Halka yönelik düşmanca tutum derhal son bulsun, birlikler şehirlerden çekilsin.
► Cumhurbaşkanı Tokayev dahil tüm Nazarbayev yetkilileri derhal istifa etsin.
► Siyasi baskılar son bulsun, tüm siyasi tutuklular serbest bırakılsın.
► Sendika, siyasi parti kurma, grev ve toplantı yapma hakkı sağlansın.
► Yasaklı Kazakistan Komünist Partisi ve Kazakistan Sosyalist Hareketi’nin faaliyetleri yasallaştırılsın.
► 1993 Anayasası restore edilsin.
İlginizi Çekebilir
Erol Taşdelen
Şirketiniz 25-16 ve 25-12 geriye düştüğünde ne yapıyor?
Yayınlanma:
9 saat önce|
07/09/2026Yazan:
Erol Taşdelen
Filenin Sultanları’nın İtalya karşısındaki finalini çocuklarınıza mutlaka izletin. Şirket çalışanlarınıza da izletin. Çünkü bu maçta onlarca iş kitabının anlatmaya çalıştığı liderlik, kriz yönetimi, takım ruhu, motivasyon, dayanıklılık ve vazgeçmeme kültürünü 122 dakikada canlı olarak gördük.
Ben olsam bu maçı bir kurumsal eğitim materyali olarak kullanırım.
Hatta yöneticilere tek bir soru sorarım: “Sizin şirketiniz 25-16 ve 25-12 geriye düştüğünde ne yapıyor?”
Çünkü şirketler iyi günlerde değil, 25-16 ve 25-12 geriye düştüklerinde gerçek karakterlerini gösterir.
Filenin Sultanları’nın Avrupa finalinde yaşadığı tam olarak buydu.
İlk set: 25-16 İtalya.
İkinci set: 22-25 Türkiye.
Üçüncü set: 25-12 İtalya.
Final oynuyorsunuz.
Rakibiniz dünyanın en güçlü takımlarından biri. İtalya sıralamada dünya birincisi.
Üçüncü sette 13 sayı fark yemişsiniz. Ve bir sonraki seti kaybederseniz Avrupa şampiyonluğu gidiyor. İşte tam burada normalde birçok takımın psikolojisi çöker.
Ama asıl hikâye burada başlıyor.
Vargas ağlıyor…
Belki de maçın en önemli görüntüsü buydu.
Melissa Vargas gibi dünyanın en önemli oyuncularından biri, üçüncü setin ardından yaşadığı hayal kırıklığıyla gözyaşlarına boğuluyor.
Düşünün:
Finaldesiniz.
Milyonlarca insan sizi izliyor.
En önemli oyuncunuz ağlıyor.
Takımın morali yerde.
Rakip özgüvenli.
Skor kötü.
İşte şirketlerde de kriz tam olarak böyle gelir.
Bir anda satışlar düşer.
Nakit akışı bozulur.
Banka limitleri daralır.
Maliyetler yükselir.
En iyi çalışanınız istifa eder.
Rakip agresifleşir.
Yönetim baskı altına girer.
Ve birileri çıkar: “Bu şirket artık toparlanamaz” der.
Peki Filenin Sultanları ne yaptı?
Vargas’ı suçlamadı.
Takım arkadaşını yalnız bırakmadı.
Krizi büyütmedi.
Birbirlerine sahip çıktılar.
Ve yeniden sahaya çıktılar.
Bence bu maçın iş dünyasına verdiği en büyük derslerden biri budur.
İyi takım, kötü günde belli olur
İyi günde herkes takım olabilir.
Satışlar yükselirken herkes mutludur.
Kâr açıklanırken herkes yöneticidir.
Primler dağıtılırken herkes şirketini sever.
Asıl mesele şudur: İşler kötü gittiğinde ne yapıyorsunuz?
Bir çalışan hata yaptığında onu herkesin önünde küçük düşürüyor musunuz?
Yoksa hatasını düzeltmesi için yanında mı duruyorsunuz?
Bir departman hedefini tutturamadığında suçlu mu arıyorsunuz?
Yoksa çözüm mü arıyorsunuz?
Bir yönetici psikolojik olarak çöktüğünde onu yalnız mı bırakıyorsunuz?
Yoksa: “Buradayız, beraber toparlayacağız” mı diyorsunuz?
Filenin Sultanları’nın üçüncü setten sonraki görüntüsü, bunun cevabını veriyor.
25-12’den sonra ne yaptılar?
Dördüncü set başlıyor. Türkiye o çöküşten öyle bir çıkıyor ki seyirci inançlı ve rakip şaşkın. Uzatma setine hızlı ek enerji ile başlandı.
Türkiye: 1-5 önde.
Sonra: 3-10 önde.
Takımın psikolojisinde şu düşünce oluştu: “Bugün olacak.”
Türkiye’nin düşüncesi dönüştü: “Daha maç bitmedi.”
Ve oyun değişiyor.
İtalya’nın rahatlığı bozuluyor.
Türkiye’nin özgüveni yükseliyor.
Seyircinin enerjisi sahaya yansıyor.
Türkiye dördüncü seti: 21-25 kazanıyor.
Bir anda maç yeniden başlıyor.
İşte şirket yönetiminde buna kriz dönüşü denir.
Geçmişteki skoru değiştiremezsiniz.
25-12 artık 25-12’dir.
Ama: Bir sonraki sayıyı kazanabilirsiniz.
Şirketlerde de aynı.
Geçmişte yaptığınız hatayı silemezsiniz.
Ama bir sonraki kararı doğru verebilirsiniz.
Beşinci set: İşte karakter burada ortaya çıkıyor
Final seti başlıyor.
Skor: 4-4.
Artık hata yapmanın maliyeti çok yüksek.
Türkiye disiplinini kaybetmiyor. 5-9 öne geçiyor.
Sonra: 7-12.
İtalya’nın direnci kırılmaya başlıyor.
Ve son: 10-15.
Maç bitiyor.
Türkiye Avrupa Şampiyonu!
İşte burada çok önemli bir yönetim dersi var: Krizden çıkmak yetmez. Krizden çıktıktan sonra disiplininizi korumanız gerekir.
Çünkü şirketler çoğu zaman krizde değil, krizden çıktıklarını zannettikleri anda hata yapar.
“En iyi çalışanım kurtarsın” anlayışı şirketleri kurtarmaz
Vargas olağanüstü bir oyuncu.
Ama Vargas tek başına şampiyon olmadı.
Takım oldu.
Herkes üzerine düşeni yaptı.
Birisi hücum etti.
Birisi blok yaptı.
Birisi savunma yaptı.
Birisi topu çıkardı.
Birisi moral verdi.
Birisi kenardan destek oldu.
İşte şirket de böyle çalışır.
CEO tek başına şirketi kurtaramaz.
Genel müdür tek başına şirketi büyütemez.
Finans direktörü tek başına nakit akışını düzeltemez.
Satış ekibi tek başına kâr yaratamaz.
Operasyon tek başına müşteri memnuniyeti sağlayamaz.
Şampiyonluğu yıldızlar değil, takım kazanır.
Kurumsal şirketlerin en büyük problemi: Krizde birbirini suçlamak
Türkiye’de şirketler kriz dönemlerinde bazen çok yanlış bir refleks gösteriyor:
Suçlu aramak.
Satış suçlanır.
Finans suçlanır.
Muhasebe suçlanır.
Banka suçlanır.
Ekonomi suçlanır.
Müşteri suçlanır.
Rakip suçlanır.
Çalışan suçlanır.
Herkes suçludur ama kimse çözüm üretmez.
Oysa kriz masasında sorulması gereken soru: “Kim suçlu?” değil.
“Bir sonraki sayıyı nasıl alacağız?” olmalı.
Filenin Sultanları bunu yaptı.
25-12’yi tartışmadılar.
25-21’i aldılar.
Sonra beşinci seti kazandılar.
Ve kupayı kaldırdılar.
Çocuklara bu maçı izletin
Çünkü çocuklara hayatı anlatırken sadece: “Başarılı ol” demek yetmez.
Onlara başarısızlıkla ne yapacaklarını da öğretmek gerekir.
Bu maç çocuğa şunu öğretiyor:
Kaybedebilirsin.
Üzülebilirsin.
Ağlayabilirsin.
Korkabilirsin.
Moralin bozulabilir.
Ama…
Bırakmak zorunda değilsin.
İnsan hayatında bundan daha önemli kaç ders vardır?
Şirketler çalışanlarına da izletmeli
Ben özellikle kurumsal şirketlerin bu tür maçları eğitimlerde kullanması gerektiğini düşünüyorum.
Maçı izlettikten sonra çalışanlara şu sorular sorulabilir:
1. Bizim şirketimiz 25-12 geriye düşse ne yapar?
2. Krizde ilk refleksimiz suçlamak mı, çözüm üretmek mi?
3. Takım arkadaşımız çöktüğünde yanında oluyor muyuz?
4. Yöneticilerimiz kötü haber geldiğinde paniğe mi kapılıyor?
5. Çalışanlarımız şirketin hedefini kendi hedefi gibi görüyor mu?
6. Rakip öne geçtiğinde mücadele gücümüz azalıyor mu?
7. Son ana kadar disiplinimizi koruyabiliyor muyuz?
Bu soruların cevapları, şirketinizin gerçek kültürünü ortaya çıkarır.
10 iş kitabı okuyacağınıza bazen bir maç izleyin
Kişisel gelişim sektöründe milyarlarca liralık kitap, seminer ve eğitim satılıyor.
“Liderlik.”
“Takım çalışması.”
“Motivasyon.”
“Başarı.”
“Mindset.”
“Resilience.”
“Change management.”
Hepsini okuyabilirsiniz.
Ama bazen iyi bir final maçı, bunların tamamını bir arada gösterebilir.
Çünkü kitap size teoriyi anlatır.
Bu maç ise: Teorinin sahadaki uygulamasını gösterdi.
Vargas’ın gözyaşı duygusal dayanıklılığı gösterdi.
Takım arkadaşlarının desteği takım ruhunu gösterdi.
25-12 sonrası geri dönüş kriz yönetimini gösterdi.
- setteki mücadele stratejik dönüşü gösterdi.
- setteki disiplin liderliği ve odaklanmayı gösterdi.
10-15’teki son sayı ise: Vazgeçmemenin sonucunu gösterdi.
İş dünyasında da maç 25-12’de bitmez
Bence bu finalden çıkarılacak en önemli cümle şu: “Skor kötü olabilir ama maç bitmediyse hikâye bitmemiştir.”
Bir şirketin bilançosu kötü olabilir.
Borcu fazla olabilir.
Kredileri pahalı olabilir.
Nakit akışı bozulmuş olabilir.
Satışları düşmüş olabilir.
Rakibi pazar payını almış olabilir.
Ama bunların hiçbiri tek başına: “Bitti” demek değildir.
Çünkü şirketlerde de son düdük çalmadan sonuç belli olmaz.
Önemli olan 25-12’den sonra ne yaptığınızdır.

Avrupa’nın zirvesinden Los Angeles’a
Filenin Sultanları bu olağanüstü mücadeleyi Avrupa şampiyonluğuyla tamamladı.
Türkiye üst üste ikinci kez Avrupa’nın zirvesine çıktı.
Üstelik finalde karşısındaki rakip sıradan bir takım değildi.
Dünya voleybolunun en güçlü ekiplerinden İtalya’ydı.
Bu şampiyonlukla birlikte Türkiye, Los Angeles 2028 Olimpiyatları’na katılma hakkını elde eden ilk takım olmanın da gururunu yaşadı.
Ama benim için kupadan daha önemli olan başka bir şey var.
Bu takım bize “yeniden ayağa kalkmayı” gösterdi.
İş dünyasının da buna çok ihtiyacı var.
Son söz
Çocuklarınıza bu maçı izletin.
Gençlere izletin.
Çalışanlarınıza izletin.
Yöneticilerinize izletin.
Ve özellikle kriz yaşayan şirket sahiplerine izletin.
Sonra şu soruyu sorun: “Biz 25-12 geriye düştüğümüzde ne yapıyoruz?”
Eğer cevabınız: “Dağılıyoruz” ise şirket kültürünüzü yeniden düşünmenin zamanı gelmiştir.
Eğer cevabınız: “Suçlu arıyoruz” ise daha büyük bir probleminiz vardır.
Ama cevabınız: “Birbirimize sahip çıkar, oyunu yeniden kurar ve bir sonraki sayıya odaklanırız”
ise…
O şirketin hâlâ şansı vardır.
Çünkü bazen Avrupa Şampiyonluğu ile iflas arasındaki fark; 25-12’den sonra ne yaptığınızdır.
Filenin Sultanları’na helal olsun.
Bize sadece bir kupa değil, krizden çıkmanın canlı dersini verdiler.
Erol TAŞDELEN – Ekonomist
GÜNCEL
Filenin Sultanları Avrupa’nın zirvesinde: Türkiye üst üste ikinci kez şampiyon
Yayınlanma:
17 saat önce|
06/09/2026Yazan:
BankaVitrini
Filenin Sultanları yine tarih yazdı! A Milli Kadın Voleybol Takımı, 2026 CEV Avrupa Şampiyonası finalinde İtalya’yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu oldu.
İstanbul Sinan Erdem Spor Salonu’nda oynanan dev final, nefesleri kesti. İtalya karşısında mücadeleye 1-0 geride başlayan milliler, pes etmeyerek karşılaşmayı karar setine taşıdı ve 3-2’lik zaferle Avrupa’nın zirvesindeki yerini korudu.
İlk set İtalya’nın
Karşılaşmanın ilk setinde İtalya, özellikle Egonu ve Antropova’nın hücumdaki etkili oyunuyla üstünlük sağladı. İtalya seti 25-16 kazanarak mücadelede 1-0 öne geçti.
İkinci sette toparlanan Filenin Sultanları, oyunun kontrolünü eline aldı. Milliler seti 25-22 kazanarak skoru 1-1’e getirdi.
Üçüncü sette İtalya yeniden üstünlüğü ele geçirdi ve 25-12 ile 2-1 öne geçti.
Ancak Türkiye dördüncü sette müthiş bir geri dönüşe imza attı. Milliler, seti 25-21 kazanarak maçı karar setine taşıdı.
Karar setinde büyük zafer
Şampiyonu belirleyen beşinci sette büyük bir mücadele yaşandı. Filenin Sultanları kritik anlarda daha az hata yaparak seti 15-10, maçı da 3-2 kazandı.
Böylece Türkiye, Avrupa Şampiyonası’nda üst üste ikinci kez altın madalyanın sahibi oldu.
2023’ten sonra ikinci Avrupa şampiyonluğu
Daniele Santarelli yönetimindeki Türkiye, 2023 yılında Sırbistan’ı finalde 3-2 mağlup ederek tarihinde ilk kez Avrupa şampiyonu olmuştu.
2026’da ise finalde bu kez İtalya’yı aynı skorla geçen milliler, Avrupa şampiyonluğunu ikinci kez Türkiye’ye getirdi.
Türkiye turnuva boyunca yalnızca bir maç kaybetti. Grup aşamasında Polonya’ya mağlup olan milliler; son 16 turunda Azerbaycan’ı, çeyrek finalde Almanya’yı, yarı finalde ise Sırbistan’ı geçerek finale yükseldi.
Olimpiyat yolunda da tarihi başarı
Filenin Sultanları’nın Avrupa şampiyonluğu yalnızca bir kupa anlamına gelmiyor.
Türkiye, 2026 CEV Avrupa Şampiyonası’nı kazanarak 2028 Los Angeles Olimpiyatları’na katılma hakkı elde etti.
A Milli Kadın Voleybol Takımı, kadın voleybolunda Avrupa kıtasından olimpiyat kotası alan ilk ülke oldu.
Türk voleybolu zirvede
A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın Avrupa şampiyonluğunun yanı sıra 2026 yılında Türk kadın voleybolunun kulüpler düzeyindeki başarısı da dikkat çekti. VakıfBank, 2026 CEV Şampiyonlar Ligi finalinde Eczacıbaşı Dynavit’i 3-1 yenerek Avrupa’nın en büyük kulüp kupasını yedinci kez kazandı.
Milli takımın Avrupa’da üst üste gelen başarısı ve Türk kulüplerinin uluslararası arenadaki üstünlüğü, Türkiye’nin kadın voleybolunda Avrupa’nın en güçlü ülkelerinden biri haline geldiğini bir kez daha gösterdi.
Filenin Sultanları bir kez daha Avrupa’nın zirvesinde.
Şampiyon Türkiye! 🇹🇷🏆🏐
GÜNCEL
Piyasalar soluklandı: Zayıf istihdam Fed korkusunu törpüledi. Gözler TÜİK’te
Yayınlanma:
4 gün önce|
03/09/2026Yazan:
BankaVitrini
Jeopolitik riskler, savaşın tedarik zincirlerinde yarattığı kırılmalar ve petrol ile doğalgaz sevkiyatına ilişkin endişelerin körüklediği enflasyon korkusu, risk iştahını baskılarken tahvil faizlerini de yukarı taşımaya devam ediyor. Buna rağmen dün piyasaların bir nebze olsun soluklandığını gördük. Haber akışında Trump yönetiminin 3 Kasım’daki ara seçimler öncesinde savaşın daha fazla büyümesini istemediği dikkat çekerken, makro cephede ise gözler yarın açıklanacak ABD tarım dışı istihdam verisine çevrildi.
Dün açıklanan ve öncü gösterge olarak yakından izlenen özel sektör istihdamı Ocak ayından bu yana en düşük seviyede sonuçlandı. Bu veri, yarın açıklanacak tarım dışı istihdamın da zayıf gelebileceği beklentisini güçlendirdi. Takdir edeceğiniz üzere, hem tam istihdam hem de fiyat istikrarını gözetmekle yükümlü Fed’in, istihdam tarafında belirgin bir zayıflama varken faiz artırımına gitmesi kolay bir tercih olmayacaktır. Piyasaların dün bir miktar rahatlamasının arkasında da büyük ölçüde bu düşüncenin yattığını düşünüyoruz.
Öte yandan, oy hakkına sahip New York Fed Başkanı Williams, enflasyonla ilgili ılımlı açıklamalarda bulundu. Yükselen uzun vadeli faizlerin güçlü ekonomiyi yansıttığını ve faiz kararı öncesinde verileri izlemeye devam edeceğini söylerken, iyimser bir tonda konuştu. Williams, enflasyon üzerindeki başlıca baskıların gümrük vergileri ve Orta Doğu’daki gerilimin yükselttiği enerji fiyatlarından kaynaklandığını belirtti. Buna karşılık, tarifelerin fiyatlar üzerindeki ilk etkilerinin zayıflamasıyla temel enflasyon eğiliminin kademeli olarak aşağı geldiğini, enerji fiyatlarındaki artışın ise şimdilik ekonominin geneline yayılan ikincil bir enflasyon baskısına dönüşmediğini ifade etti.
Williams’ın açıklamaları, zayıf özel sektör istihdam verisi ile birleşince, piyasalardaki faiz artırım korkularını hâliyle bir nebze de olsun törpüledi. Eylül toplantısında 25 baz puanlık faiz artışı ihtimali bir hafta önceki %37 seviyelerinde salınırken, Fed Başkanı Warsh’un Jackson Hole toplantısında şahin bir üslûp takınmasıyla hafta başı %65 seviyesine kadar yükselmişti. Williams’ın dünkü ılımlı açıklamaları ardından Eylül ayına yönelik beklenti %60 seviyesine gerilerken, yıl sonuna kadar olan artırım beklentisi ise 37 baz puanda önemli bir değişim kaydetmedi.
ABD borsaları dün geceyi %0,5 civarında yükselişle tamamlarken, teknoloji cephesinin ağır toplarından Broadcom’un bilançosu büyük teknoloji şirketlerinin yapay zekâ yatırımlarının hız kesmediğini gösterdi. Şirketin üçüncü çeyrekte yapay zekâ çipi gelirleri üç kattan fazla artarak 16,7 milyar dolara ulaşırken, 2027 mali yılı için yapay zekâ çipi gelir tahmini 115 milyar dolara yükseltildi. 2028 yılında ise bu rakamın yaklaşık 230 milyar dolara çıkması bekleniyor. Geçen çeyrekte 30 milyar doları aşan siparişler güçlü talebe işaret ederken, dördüncü çeyrek gelir tahmininin beklentinin hafif altında kalmasıyla Broadcom hisseleri kapanış sonrası işlemlerde yaklaşık %1 geriledi.
Yeni güne başlarken, Asya piyasalarında, son günlerde tarihî seviyelere yükselen tahvil faizlerinin bir miktar geri çekilmesiyle hisse senetleri ve kıymetli metallerde tepki alımları görüldü. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde hafif de olsa artılar göze çarparken, Asya borsalarında ise alımların hız kazandığını görüyoruz. Güney Kore borsası KOSPI %1,5 yükselirken, diğer bölge borsalarında bu kadar kuvvetli olmasa da genele yayılan yeşil renk dikkat çekiyor. ABD 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık beş baz puan kadar gerileyerek %4,77 seviyesine çekildi. Hatırlanacağı üzere dün sabah piyasaların kılavuz kargası konumunda 10 yıllık faiz son üç yılın zirvesini test etmişti. Gözlerin üzerine çevrili olduğu Japonya’nın 30 yıllık tahvil faiz bugünkü tahvil ihalesi öncesinde zirveden 10 baz puan kadar geriledi. Dolar endeksi 99,5 civarında seyrederken para birimleri liginde ise EURUSD paritesi 1,16 seviyesinin etrafında salınırken, GBPUSD paritesi ise 1,35 seviyesine toparladı. Japon Yeni ise dolar karşısında son iki günde %1,5 değer kazarak 157,50 seviyelerine geri çekildi.
Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, Hürmüz endişelerine paralel 95,50 dolar seviyelerinde salınmak suretiyle son altı haftanın zirvesine yakın seyretmeye devam ederken, rafineri ürünlerindeki sert artış dikkat çekmeye devam ediyor. Kış ayları öncesinde stok seviyelerine ilişkin soru işaretlerine paralel Avrupa gösterge doğalgaz fiyatları neredeyse son 4 yılın en yüksek seviyesine yaklaşırken, son iki ayda ise %50’den fazla artış kaydetti.
Kıymetli metaller cephesinde ise özellikle hafta başı raporumuzda belirttiğimiz kısa vadeli gümüş grafiğinin hayat bulmaya başladığını görüyoruz. Teknik mânâda Ters Omuz Baş Omuz (TOBO) formasyonunun çalışması için 71 dolar seviyesinin üzerinde kapanış görmemiz gerekiyor. Böyle bir durumda 92 dolar seviyelerini hedefleyeceğiz. Henüz pozisyonu olmayan yatırımcıların mevcut seviyelerden (66 dolar) giriş yaparak 63 dolar altında zarar kes çalıştırması ya da bizim gibi mevcut uzun pozisyonlarını artırmak isteyen yatırımcıların ise 71 dolar seviyesinin geçilmesini (teyit) beklemesinin daha doğru bir karar olacağını düşünüyoruz. TOBO’nun hedef seviyesi 92 dolar olarak görülüyor (bakınız grafik). Önümüzdeki seneyi de kapsayacak şekilde uzun vadeli beklentimiz ise 220 dolar ile değişmedi.
Uzun bir süredir altını çizdiğimiz üzere, Fed’in enflasyonla mücadelede yeteri kadar cesur olamayacağını düşünüyoruz. Doların ABD tarafından âdeta bir ‘silah’ olarak kullanılmasıyla birlikte merkez bankalarının yaktığı işaret fişeğinin ardından, ABD doları ve ABD tahvillerinden uzaklaşma eğiliminin devam etmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Değişen bu düzende altının da doların karşısında alternatif olma hikâyesini koruduğunu düşünüyoruz. Dünyada her bir birim gelire karşı yaklaşık üç birim borcun bulunması da kâğıt ve mürekkep para sistemine (fiat) yönelik sorgulamanın devam edeceğine işaret ediyor. Bu nedenle kıymetli metallerde yüksek volatilite ‘yeni normal’ olmaya aday olsa da, temel hikâyenin çok fazla değişmediği kanaatindeyiz.
Altının ons fiyatı dün 4,282 dolar seviyesine kadar gevşemesinin ardından bu sabah 4,440 dolar seviyesine yükseldi. Teknik bir bakış açısıyla, altında tıpkı gümüşte olduğu üzere daha da yukarı seviyeleri hedeflemek adına 4,640 dolar seviyelerinin üzerinde kapanış görmek isteyeceğiz. Kripto cenahında ise amiral gemisi Bitcoin 78 bin dolar sınırında kalarak Cuma günü açıklanacak ABD istihdam verisini beklemeye başladı. Yukarıda da dile getirdiğimiz üzere, dün açıklanan özel sektör istihdamının beklentiyi karşılayamaması, işgücü piyasasında bir miktar yavaşlama olabileceği düşüncesini güçlendirdi.
Türk mali piyasalarında ise SPK düzenlemesinin ardından hisse senetlerinde hareketli seyrin devam ettiğini görüyoruz. Özellikle isim vermek istemesek de bahse konu portföy yönetim şirketlerinde üst düzey istifalar göze çarparken, fonlarda ve yoğunlaştıkları hisselerde ise ilginç gelişmeler yaşanıyor. Fonlardan yaşanan güçlü çıkışlar likidite baskısı yaratırken, gelişmeleri dikkatli bir şekilde takip ediyoruz. Bu bağlamda Borsa İstanbul 100 endeksi haftanın ilk üç gününde %4 gerilerken, en büyük 30 şirketin işlem gördüğü BIST30 ise %2,7 geriledi. Alternatif piyasalarda ise sakin seyir korunmaya devam ediyor. Şöyle ki, USDTRY kuru bebek adımlarıyla 48,30 seviyesine gelirken, iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %40 seviyesinin hemen altında salınmaya devam ediyor. CDS risk primi 221 baz puanla uzun bir süredir olduğu üzere yatay.
Bugün sabah saatlerinde TÜİK tarafından açıklanacak Ağustos ayı enflasyon verilerini takip edeceğiz. Anketlere göre aylık TÜFE artışının %2,0 civarında gelmesi beklense de, İTO verisi ardından gerçekleşmenin %2 seviyesinin altında kalması ihtimali kuvvet kazandı. Enflasyon verisinin ardından yarın TCMB’nin değerlendirme raporunu takip edeceğiz. Cumhurbaşkanı yardımcısı Cevdet Yılmaz, hazırlıklarda son aşamaya gelindiğini, 2027-2029 dönemi OVP detaylarını 6 Eylül Pazar günü paylaşmayı planladıklarını belirtti. İç talepteki ivme kaybı dün açıklanan otomobil ve hafif ticari araç verileriyle de teyit edildi. ODMD verilerine göre, otomobil ve hafif ticari araç satışları Ağustos ayında geçen yılın aynı ayına göre %20,3 daralarak 81,031 adet olarak gerçekleşti. Enflasyondaki iç talep etkisi her geçen gün daha da azalırken, TCMB’nin 10 Eylül toplantısını pas geçmesini beklerken, ilk faiz hamlesinin Ekim toplantısında geleceğini düşünüyoruz.
Her perşembe olduğu üzere bugün TCMB’nin haftalık verilerini inceleyeceğiz. Yurt dışında ise ABD’de haftalık işsizlik maaşı başvuruları, hizmet PMI ve ISM verileri takip edilebilir.
Gümüş
Altın
Emre Değirmencioğlu
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.053)
- BANKA ANALİZLERİ (152)
- BANKA HABERLERİ (3.625)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (597)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.981)
- GÜNCEL (4.588)
- GÜNDEM (3.569)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (147)
- ŞİRKETLER (2.739)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (582)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.489)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (56)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (11)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (833)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (119)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (53)
- Onur ÇELİK (62)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (94)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (19)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- OpenAI'da yaprak dökümü sürüyor: Bir yönetici daha ayrıldı 25/08/2026
- İran'dan kritik iki temas 25/08/2026
- Halkbank'a 1,1 milyar dolarlık ilave kaynak 25/08/2026
- IMF Başkanı Georgieva: Küresel ekonomi enerji şokuna direniyor 25/08/2026
- İran'dan ekonomik savaş çıkışı 25/08/2026
- SpaceX'te yeni üs yatırımı planı 25/08/2026
- Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan kabine toplantısı sonrası açıklamalar 25/08/2026
- Anthropic'ten yatırımcılara devasa 'pazar' sunumu 25/08/2026
- "Hürmüz'deki mayınlar temizlendi" 25/08/2026
- Sektörel güven endeksleri geriledi 25/08/2026
SON YAZILAR
- Şirketiniz 25-16 ve 25-12 geriye düştüğünde ne yapıyor? 07/09/2026
- Konkordato alırım, bankalara faizi sildiririm diyenlere dikkat! 07/09/2026
- Filenin Sultanları Avrupa’nın zirvesinde: Türkiye üst üste ikinci kez şampiyon 06/09/2026
- TL Kredide %32,2 Kritik Eşik: 2027’de Dolar Kredisi Avantajlı mı? 06/09/2026
- Kontrolmatik’te ödeme krizi büyüyor 05/09/2026
- İhracatçıya ucuz kredi hamlesi: Reeskont kredilerde yeni dönem 05/09/2026
- Fonlarda vergi ayarı: Yüzde 10 stopaj resmen başladı 05/09/2026
- Enflasyon düşüyor ama hayat pahalılığı bitmiyor 03/09/2026
- Piyasalar soluklandı: Zayıf istihdam Fed korkusunu törpüledi. Gözler TÜİK’te 03/09/2026
- Perakende devlerinde kârlılık alarmı: BİM pozitif ayrıştı 01/09/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini5 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu


