GÜNDEM
Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni neleri içeriyor?
Yayınlanma:
4 yıl önce|
Yazan:
BankaVitrini
CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve Demokrasi ve Atılım Partisi temsilcilerinin uzlaştığı “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni” yarın 6 siyasi partinin genel başkanının katıldığı ortak açıklama ile kamuoyuna duyurulacak.
Bilkent Otel’de saat 13.00’te yapılacak toplantıya siyasi partilerin genel başkanlarının yanı sıra sivil toplum örgütlerinden akademisyenlere yaklaşık 700 kişi davet edildi. TOBB’dan Türk-İş’e, İnsan Hakları Derneği’nden kadın örgütlerine çok sayıda davetlinin katılacağı toplantıda ilk olarak hazırlanan “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni” sunumu yapılacak. Sunumu parlamenter sistem çalışmasını yürütüp bu metni ortaya çıkaran 6 partiden 6 genel başkan yardımcısı okuyacak. Mutabakat Metni’nin okunmasının ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan kürsüye çıkarak okunan metni imza altına alacak. Bu sırada liderler topluma verdikleri taahhüt doğrultusunda kısa konuşmalar yapacak. Ardından ortak fotoğraf verilecek.
MUTBAKAT METNİNİN İÇERİĞİNDE NELER VAR?
Gazete Duvar 28 Şubat tarihinde ana hatlarıyla kamuoyuna duyurulacak mutabakat metnine ulaştı. Kapakla birlikte 23 sayfadan oluşan mutabakat metni “Giriş”, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemin Temel Esasları” olmak üzere iki bölümden oluştu. “Giriş” bölümünde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne nasıl bir ortamda geçildiği ve sistemin yürütme, yasama ve yargı açısından yanlış yönleri anlatıldı. “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemin Esasları” bölümünde ise “Devletin Temel Organlarının Güçlendirilmesi” üst başlığı altında, “Etkili ve Katılımcı Yasama”, “İstikrarlı ve Hesap verebilir Yürütme”, “Bağımsız ve Tarafsız Yargı” konuları işlendi. Ayrıca “Demokratik Hukuk Devletinin Güçlendirilmesi” kapsamında da “Temel Hak ve Özgürlükler”, “Kamu Yönetimi” ile “Siyasi Etik Kanunu” başlıklarına yer verildi.
‘ESKİYE DÖNÜŞ YOK, BU YENİ BİR BAŞLANGIÇ VE YENİ BİR İNŞADIR’
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL şartlarında geçildiğinin anlatıldığı giriş bölümünde, sistemin yanlışlığı, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, yönetimde kişiselliğe ve keyfiliğe yol açmış; Cumhurbaşkanı’na yasama, yürütme ve yargıyı güdümü altına alan çok geniş ve denetimsiz yetkiler tanıyarak otoriter bir yönetim yaratmıştır” sözleriyle anlatıldı.
Mutabakat metninde iktidar ortaklarından gelen “Eskiye dönüş” yorumlarına da yanıt verildi.
“Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” önerisi ile geçmişe geri dönülmediği, hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı esasına dayanan yeni bir sisteme geçileceği” ifade edildi. Geçmiş tecrübelerden dersler çıkarılarak hazırlandığı ifade edilen model için, “Bu yeni bir başlangıç ve yeni bir inşadır” denildi. “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemin Temel Esasları”nın anlatıldığı ikinci bölümde de bu fark şöyle ifade edildi:
“Sistemle katılımcı, özgürlükçü ve çoğulcu demokrasinin gereklerine uygun, kuvvetler ayrılığı ilkesi ile etkin denge ve denetleme mekanizmalarına dayanan bir hükümet sistemi modeli amaçlıyoruz. Hükümet sistemimizde, millet iradesinin üstünlüğü ile yürütmede istikrar ilkelerini eşit şekilde esas almaktayız. Ülkemizin geçmişte yaşadığı acı tecrübelerden hareketle Meclis’i güçlendirirken hükümeti zayıflatmama, hükümeti güçlendirirken de Meclis’i zayıflatmama kararlılığı içerisindeyiz. Önerdiğimiz bu sistemde birey, temel hak ve özgürlükler ve sivil toplum güçlendirilmekte; yasama etkili, yürütme ve kamu idaresi ise hesap verebilir hale getirilmekte, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin güvenceler tam olarak tesis edilmektedir.”
Yaşanan siyasi ve ekonomik krizin en önemli sebebinin, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı altındaki keyfi ve kural tanımaz sistemsizlik ve yozlaşmış iktidar” olduğu tespiti yapılan mutabakat metninde 6 siyasi parti genel başkanının hayata geçirmeyi taahhüt edecekleri ana başlıklar şöyle oldu:
ETKİLİ VE KATILIMCI YASAMA: MECLİS GÜÇLENECEK, CUMHURBAŞKANININ VETO YETKİSİ KALKACAK
🔸 TBMM seçimleri 5 yılda bir yapılacak. Seçim barajı yüzde 3’e düşürülecek. Nispi temsil sistemi uygulanacak. Yurtdışında 6 milyonu aşan vatandaşın temsili için yurtdışı seçim çevresi oluşturulacak. En son yapılan milletvekili genel seçiminde en az yüzde 1 oy alan siyasi partilerin hazine yardımından faydalanması sağlanacak.
🔸 Siyasi partiler hakkındaki yasal mevzuat ve yaptırım hükümleri AİHM, AİHM içtihatları ve Venedik Komisyonu raporları ışığında, çoğulcu demokrasinin güvencesini oluşturacak biçimde yeniden düzenlenecek. Yasama sorumsuzluğunun kapsamı genişletilecek, belirsizliğe ve keyfiliğe son verilecek.
🔸 Meclis çalışmalarında çoğulculuğun sağlanabilmesi için yeni bir Meclis İçtüzüğü hazırlanacak. Komisyonlardaki ve Genel Kurul’daki açık görüşmelerin canlı olarak yayınlanması sağlanacak. Torba kanun uygulamasına son verilecek. Bakanlar Kurulu’nun KHK çıkarma yetkisi Meclis tarafından konusu, sınırları ve süresi belirtilmek şartıyla kabul edilecek, Meclis’in ve AYM’nin denetimine tabi tutulacak.
🔸 Cumhurbaşkanı’nın, Meclis’in yasama işlevini zayıflatan veto yetkisine son verilecek, yetkisi yalnızca bir uyarı niteliği taşıyan “geri gönderme yetkisi” ile sınırlı tutulacak.
🔸 Hükümet ile Başbakan hakkında gensoru, yapıcı/kurucu güvensizlik oyu şartına bağlanacak. Bir yasama yılında en az 20 gün gündemi muhalefet tarafından belirlenen genel görüşmeler açılabilecek. Devlet sırrı ve ticari sır kavramları, Meclis’in bilgi edinme ve denetim yetkilerini engellemeyecek şekilde yeniden tanımlanacak.
🔸 Meclis’in bütçe hakkı, TBMM’nin devredilemez bir yetkisi ve denetim aracı olarak düzenlenecek. Kesin Hesap Komisyonu kurulacak başkanı, ana muhalefet partisinden olacak. Sayıştay raporlarının tamamı Kesin Hesap Komisyonu’na sunulacak.
İSTİKRARLI VE HESAP VEREBİLİR YÜRÜTME: CUMHURBAŞKANI 7 YILLIĞINA 1 KEZ SEÇİLECEK
🔸 Cumhurbaşkanı ile Meclis’in görev sürelerinin ayrıştırılması amacıyla Cumhurbaşkanı’nın görev süresi 7 yıl olarak düzenlenecek. Cumhurbaşkanı’nın hem toplumun farklı kesimleri hem de Meclis’teki partiler karşısındaki tarafsızlığını tam anlamıyla sağlayabilmek için yalnızca bir dönem için seçilmesi kuralı benimsenecek.
🔸 Cumhurbaşkanı seçilen kişinin varsa partisi ile ilişiği kesilecek ve görevi sona eren Cumhurbaşkanı aktif siyasette görev alamayacak. Cumhurbaşkanlığı makamı, devletin başı sıfatıyla temsili görev ve yetkilere sahip bir makam olarak düzenlenecek.
🔸 Başbakan, TBMM üyeleri arasından parlamenter sistem gelenek ve ilkelerine uygun olarak belirlenecek. Başbakan’ın belirlenmesi bakımından, Cumhurbaşkanı Meclis’te en çok milletvekiline sahip siyasi partiye hükümeti kurma görevini verecek, belirlenen sürede kurulamaması halinde bu görev, milletvekili sayısıyla doğru orantılı olarak sırasıyla diğer siyasi partilere verilecek.
🔸 Bakanlar, TBMM üyeleri veya ihtiyaç halinde milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından Başbakan tarafından atanacak. Başbakan ve Bakanlar Kurulu Meclis’e karşı sorumlu olacak.
🔸 Hükümete istikrar kazandırmak için gensoru ile yapıcı güvensizlik oyu birleştirilecek, hükümetin düşürülebilmesi, TBMM’nin üye tam sayısının salt çoğunluğuyla yeni hükümetin seçilmesi şartına bağlı olacak. Böylece bir yandan hükümetin düşürülmesi zorlaştırılırken diğer yandan olası hükümet krizleri de önlenecek.
🔸 OHAL ilan etme yetkisi Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu’na ait olacak, TBMM onayına tabi tutulacak. OHAL süresi kısaltılacak.

BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ YARGI: HSK İKİYE AYRILACAK, AYM YENİDEN YAPILANDIRILACAK
🔸 Hakimlere coğrafi teminat güvencesi sağlanacak. Özel yargılama usullerine ve özel yetkili mahkeme uygulamasına son verilecek. Hukuk fakültelerinin sayısı azaltılacak. İddia ve savunma arasında “silahların eşitliği” ilkesinin uygulanması sağlanacak.
🔸 AİHM ve AYM kararlarının kararların derhal uygulanmasını sağlayacak düzenlemeler yapılacak. Devleti tazminata mahkûm ettiren ve zarara uğratan hâkimlere ve savcılara bu tazminat ve zararın rücu ettirilmesi sağlanacak.
🔸 Hâkimlik mesleği ile savcılık mesleği birbirinden ayrılacak, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) kaldırılacak, Hakimler Kurulu ve Savcılar Kurulu şeklinde iki farklı kurul oluşturulacak. Üyelerin yarısı TBMM tarafından üçte iki nitelikli çoğunlukla seçilecek. Üyelerin diğer yarısı ise Yargıtay, Danıştay, Türkiye Barolar Birliği, adli ve idari yargı birinci sınıf hâkim ve savcılar tarafından, kendi mensupları arasından doğrudan seçilecek. Bağımsızlık ilkesinin güçlendirilmesi için Adalet Bakanı ve Müsteşarı, Hakimler Kurulu’nda yer almayacak. Çoklu baro uygulamasına son verilecek.
🔸 AYM yeniden yapılandırılacak. Bireysel başvurunun kapsamı genişletilecek, kamu tüzel kişilerinin de bireysel başvuru hakkı kabul edilecek. Mahkeme üyelerinin en az dörtte üçünün hukukçu olması zorunlu olacak. Üyelerin 3’ü Cumhurbaşkanı tarafından seçilecek. Meclis’ten seçilecek üyelerde nitelikli çoğunluk aranacak. Cumhurbaşkanı, TBMM’deki siyasi parti grupları ve Meclis üye tam sayısının onda biri kadar milletvekili tarafından iptal davası açılabilecek.
🔸YSK Anayasa’da yargı bölümü içerisinde bir yüksek mahkeme olarak düzenlenecek, kurulun niteliği açıklığa kavuşturulacak. İdari ve yargısal görevleri bakımından iki daireye ayrılacak.
TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER: BASKIYA SON VERİLECEK, DİN VE VİCDAN ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLANACAK
🔸 Çoğulcu ve özgürlükçü demokrasi anlayışı esas alınarak temel hak ve özgürlüklere ilişkin anayasal ve yasal güvenceler sağlanacak, hak ve özgürlüklerin kullanımına engel teşkil eden uygulamalara son verilecek. Düşünce ve ifade, toplantı ve gösteri yürüyüşü ile örgütlenme özgürlüklerinin kullanımını engelleyen ya da ölçüsüz şekilde sınırlandıran mevzuat yeniden düzenlenecek, bu özgürlüklerin üzerindeki her türlü baskıya son verilecek.
🔸 AYM ve AİHM’in yerleşik içtihatları gereğince ifade özgürlüğü şiddete teşvik, nefret söylemi ya da kişilik haklarına saldırı durumları dışında sınırlandırılamayacak. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına ilişkin mevzuat, AYM ve AİHM içtihatları ışığında yeniden düzenlenecek.
🔸 İnternet mevzuatı, uluslararası standartlara uygun olarak ifade özgürlüğünü kısıtlamayacak ve kişilik haklarını ihlal etmeyecek şekilde yeniden düzenlenecek.
🔸 Din ve vicdan özgürlüğü, çoğulcu demokratik toplumun temellerinden birisidir. Herkesin inancına, kanaatine ve yaşam tarzına saygı duyulduğu, kişilerin din, inanç ve yaşam tarzı fark etmeksizin özgürce yaşadığı, herkesin kendi kimliğiyle ve kendisi olarak eşit şekilde toplumsal, kamusal ve siyasal yaşama katıldığı bir sistem inşa edilecek.
KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİNİ SAĞLAMAK ÖNCELİKLİ DEVLET POLİTİKASI HALİNE GETİRİLECEK
🔸 Toplumun ve yaşamın her alanında, tüm karar alma mekanizmalarında kadın-erkek eşitliğini sağlamak ve korumak öncelikli bir devlet politikası haline getirilecek; bu konuda yasal ve yapısal gereklilikler sağlanacak. Kadına yönelik şiddetle etkin şekilde mücadele edilecek, şiddetin önlenmesi adına uluslararası sözleşmeler ve ulusal mevzuat hükümleri etkili şekilde uygulanacak. Kadına karşı işlenen suçlarla ilgili TCK’da gerekli düzenlemeler yapılacak. Eğitim müfredatına ilkokul birinci sınıftan itibaren insan hakları ve kadın-erkek eşitliği dersleri konulacak. Kız çocuklarının eğitim hakkı güvence altına alınacak ve bu hakka erişimin önündeki tüm engeller kaldırılacak. Adaletli bir çalışma hayatı için kadınların güvenceli çalışma, eşit işe eşit ücret, iş-özel yaşam dengesinin kurulmasına yönelik, uluslararası standartlar doğrultusunda, gerekli düzenlemeler yapılacak.
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ: TRT, RTÜK YENİDEN YAPILANDIRILACAK, KEYFİ AKREDİTASYONA SON VERİLECEK
🔸 Basın özgürlüğü kapsamında, gazetecilere karşı ceza soruşturmasına gerekçe yapılan mevzuat, AYM ve AİHM içtihatları çerçevesinde yeniden düzenlenecek. TRT ve Anadolu Ajansı, bağımsızlık ve tarafsızlık esaslarına göre yeniden yapılandırılacak. Keyfi akreditasyon kararları engellenecek, basın kartlarının verilmesinde ve mesleğe kabulde meslek kuruluşlarının belirleyici olması sağlanacak. Medya sahipliği ve finansmanı şeffaf hale getirilecek, medyada tekelleşme ve kartelleşmeyi önlemek amacıyla yasal ve yapısal tedbirler alınacak. RTÜK’ün görevini bağımsız ve tarafsız olarak yerine getirebilmesi için yasal ve yapısal değişiklikler yapılacak, kurulun idari ve mali bağımsızlığı güvence altına alınacak, üyeler TBMM tarafından nitelikli çoğunlukla seçilecek. Basın İlan Kurumu’nun yapısı ve üye seçimi basın özgürlüğüne uygun şekilde yeniden düzenlenecek, kurumun görevini bağımsız ve tarafsız olarak yerine getirebilmesi için yasal ve yapısal değişiklikler yapılacak.
ÇEVRE MAHKEMELERİ KURULACAK
🔸 Çevre haklarına ilişkin anayasal ve yasal düzenlemeler uluslararası hukukla uyumlu hale getirilecek. Anayasa’da doğal yaşam kaynakları ve çevrenin korunması konusundaki devletin yükümlülükleri açık şekilde düzenlenecek. Paris İklim Anlaşması’nda öngörülen küresel ortalama yüzey sıcaklığındaki artışı 2 derece ile sınırlandırma ve mümkünse 1,5 derecenin altında tutma hedefini gerçekleştirmeye yönelik etkili düzenlemeler yapılacak. Yargı sisteminde çevre konusunda uzmanlaşmış yargıçların görev yapacağı “Çevre Mahkemeleri” kurulacak.
KAMU YÖNETİMİNDE KADIN SAYISI ARTIRILACAK, MÜLAKAT KALDIRILACAK
🔸 Tüm kamu kurumları, fonksiyon ve etkinlikleri gözden geçirilerek ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden yapılandırılacak. Paralel tüm kurum ve kurulların faaliyetlerine son verilecektir. Kamu yönetiminde kadın yöneticilerin sayısı arttırılacak.
🔸 Kamu görevine alınmada her kademede liyakat ve eşitlik ilkeleri hâkim kılınacak, şeffaflık sağlanacak. Mülakat uygulamalarına son verilecek. Yapılacak işin niteliği gereği sözlü mülakat yapılması zorunlu haller istisnai olarak kanunla düzenlenecek. Mülakatlar kayda alınacak. Kamu İhale Kanunu yenilenecek, ihale mevzuatı tek kanunda düzenlenecek. İstisna ve muafiyet hükümleri kaldırılacak, MASAK yeniden yapılandırılacak.
KAYYIM UYGULAMASINA SON VERİLECEK, YÖK KALDIRILACAK
🔸 Yerel ihtiyaçlar, nüfus artışı, çevresel sorunlar ve vatandaşların talep ve beklentilerindeki çeşitlilik, kamu hizmetlerindeki verimlilik ve etkililik dikkate alınarak yerel yönetimlerin yetki ve sorumlulukları arttırılacak. Merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerindeki idari denetiminin sınırları açıkça belirlenecek ve yerindelik denetimi anlamına gelen vesayet uygulamalarına son verilerek yeni bir merkez-yerel dengesi kurulacak. Yerel yönetimlere genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan pay arttırılacak.
🔸 Seçimle gelenin seçimle gitmesi güvence altına alınacak, yerel yönetimlerde seçme ve seçilme hakkını yok sayan kayyım uygulamalarına son verilecek. Seçilmiş yöneticilerin görevlerine bir yargı kararı olmadıkça son verilemeyecek. Görev suçları sebebiyle hakkında soruşturma başlatılan yerel yöneticilerin geçici olarak görevden uzaklaştırılmaları da ancak yargı kararı ile mümkün olacak. Seçilme yeterliliğini kaybeden ya da geçici olarak görevden uzaklaştırılan belediye başkanı yerine yeni başkan, belediye meclisi tarafından seçilecek.
🔸 YÖK kaldırılarak yerine koordinasyon görevi ile sınırlandırılmış ve üyelerin seçim usulü demokratik meşruiyet esasına dayanan üniversiteler arası bir kurul tesis edilecek. Öğretim üyeleri rektörünü aday olan öğretim üyeleri arasından doğrudan seçecek. Dekanların öğretim üyeleri tarafından yapılacak seçim sonrasında rektör tarafından atanması kuralı benimsenecek.
MERKEZ BANKASI’NIN BAĞIMSIZLIĞI SAĞLANACAK
🔸 Para politikası ve mali politikaların belirlenmesi ve uygulanması işlevlerini ifa eden kurumların üye ve başkan seçimi, en fazla iki dönem olmak üzere uzmanlık esasına riayet edilerek Bakanlar Kurulu tarafından yapılacak. Bu kişilerin istifa, hastalık vb. nedenler dışında görevden alınmamaları teminat altına alınacak.
🔸 Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın tam bağımsızlığının sağlanması için yasal ve yapısal önlemler alınacak, bankanın araç ve operasyon bağımsızlığı siyasi müdahalelere karşı korunacak. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, para politikasının uygulanmasında tek karar merci olacak.
SİYASİ ETİK KANUNU
🔸 Siyasi Etik Kanunu hazırlanacak. Kanun kapsamındaki kişiler 2 yılda bir mal beyanı verecek. Milletvekilleri ve bakanlar, asgari ücretin 1/10 değerinin üstünde değere sahip hediyeleri beyan etmekle yükümlü tutulacak. TBMM bünyesinde Siyasi Etik Komisyonu kurulacak. Komisyon tarafından milletvekilleri ve bakanlar hakkında etik ilkelere aykırı davrandığının tespit edilmesi halinde uyarma, kınama, idari para cezası ya da TBMM’yi temsil edecek heyetlerde süreli olarak görev alamama kararları verilebilecek.
🔸 Mal beyanı yükümlülüğüne aykırı hareket eden milletvekilleri hakkında 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nun ilgili hükümleri uygulanacak. Üyelikle bağdaşmayan herhangi bir hizmeti veya görevi sürdürmekte ısrar eden üyeler hakkında üyeliğin düşmesine nitelikli çoğunlukla karar verilecek.
Nergis Demirkaya – Duvar
İlginizi Çekebilir
GÜNCEL
Çipten Uçağa, Yazılımdan Finansa: Çin Küresel Sistemi Yeniden Kuruyor
Yayınlanma:
1 hafta önce|
27/05/2026Yazan:
BankaVitrini
Çin son 15–20 yılda özellikle teknoloji, savunma, finansal altyapı ve stratejik sanayilerde “Batı’ya bağımlılığı azaltma” stratejisi izliyor.
Madde madde anlatalım:
ÇİN GERÇEKTEN NEYİ TERK EDİYOR?
1. GPS yerine BeiDou
Bu büyük ölçüde doğru.
BeiDou Navigation Satellite System bugün küresel kapsama sahip ve özellikle:
- Çin ordusu
- lojistik şirketleri
- akıllı telefon üreticileri
- Kuşak & Yol ülkeleri tarafından yoğun kullanılıyor.
Ama:
- Dünya hâlâ ağırlıklı olarak GPS kullanıyor.
- Apple, Samsung, Huawei cihazları çoğunlukla çoklu sistem kullanıyor:
- GPS
- GLONASS
- Galileo
- BeiDou birlikte çalışıyor.
Yani “GPS öldü” doğru değil. Ancak Çin artık Amerikan GPS’ine bağımlı değil.
2. Boeing yerine COMAC C919
Burada da gerçek eğilim var.
COMAC tarafından geliştirilen COMAC C919 gerçekten ciddi sipariş aldı.
Ama kritik detay:
- Motorlar büyük ölçüde Batı teknolojisine dayanıyor.
- Aviyoniklerde hâlâ dış bağımlılık var.
- Boeing ve Airbus’ın küresel servis ağıyla rekabet etmek çok zor.
Dolayısıyla:
- Çin iç pazarında Boeing’i zorlayabilir.
- Ama küresel liderliği kısa vadede devralamaz.
3. Amerikan çiplerini terk etti
Bu kısmen doğru, kısmen propaganda.
Huawei ve Yangtze Memory Technologies büyük ilerleme kaydetti.
Ancak:
- Çin hâlâ ileri seviye EUV litografi makinelerinde Batı’ya bağımlı.
- ASML olmadan en ileri çipleri üretmek çok zor.
- Nvidia ve TSMC seviyesine tam erişim henüz yok.
Fakat ABD yaptırımları Çin’i:
- “ithal et” modelinden
- “yerli üret” modeline zorladı.
Bu da uzun vadede Amerika için stratejik geri tepebilir.
4. Windows yerine UOS
UnionTech UOS gerçekten devlet kurumlarında yaygınlaşıyor.
Ama:
- Çin tamamen Windows’u bırakmış değil.
- Kurumsal yazılım ekosistemi hâlâ Microsoft bağımlı alanlar içeriyor.
Bu daha çok: “stratejik alanlarda yerli alternatif yaratma” politikasıdır.
5. Siemens yerine Çin tıbbi cihazları
Bu alan Çin’in gerçekten hızlı yükseldiği sektörlerden biri.
United Imaging Healthcare MR, CT ve PET cihazlarında küresel oyuncu hâline geldi.
Ama:
- Siemens
- GE Healthcare
- Philips
hâlâ üst segmentte çok güçlü.
Yine de fiyat avantajı nedeniyle Çin ciddi pazar payı alıyor.
6. Elektrikli araçlar ve batarya devrimi
Bu konuda Çin gerçekten dünyanın merkezine oturdu.
BYD bugün:
- batarya
- EV üretimi
- tedarik zinciri
- nadir toprak elementleri
alanlarında dev güç.
Tesla’nın piyasa değerindeki dalgalanmanın tek nedeni Çin değil:
- faizler
- rekabet
- marj düşüşü
- satış yavaşlaması da etkili.
Ama şu gerçek: Çin artık otomotivde “takip eden” değil, “oyunu belirleyen” ülke.
7. Oracle yerine OceanBase
Ant Group tarafından geliştirilen OceanBase özellikle yüksek işlem hacimli finansal sistemlerde başarılı.
Bu alan kritik çünkü:
- veri egemenliği
- yaptırım riski
- SWIFT benzeri bağımlılıklar ülkeleri yerli çözümlere yöneltiyor.
8. CAD ve endüstriyel yazılım
Burada Çin’in ilerlemesi gerçek.
Ancak:
- Siemens NX
- CATIA
- SolidWorks gibi Batı yazılımları hâlâ dünya standardı.
Çin’in hedefi: “yaptırım gelirse üretim durmasın.”
Yani mesele sadece maliyet değil: jeopolitik dayanıklılık.
9. Dolar yerine RMB
Bu en kritik maddelerden biri.
Chinese yuan kullanımının arttığı doğru.
Özellikle:
- Rusya
- İran
- Körfez
- BRICS hattı
dolar bağımlılığını azaltmaya çalışıyor.
Ama gerçek tablo:
- Küresel rezervlerin çoğu hâlâ dolar.
- SWIFT sistemi hâlâ dominant.
- ABD tahvil piyasası hâlâ merkezde.
Yani: “Dolar çöktü” yanlış, ama “alternatif arayışı başladı” doğru.
10. GMO tohumları terk etti
Çin gıda güvenliğini stratejik konu olarak görüyor.
Yuan Longping hibrit pirinç çalışmalarıyla Çin için çok önemli bir figür.
Ama:
- Çin hâlâ büyük tarım ithalatçısı.
- Özellikle soya bağımlılığı sürüyor.
Tam bağımsızlık henüz yok.
11. Amerikan sosyal medyasını terk etti
Bu ifade yanıltıcı.
Çin zaten:
- X
- YouTube
gibi platformları uzun süredir engelliyor.
Onun yerine:
- Douyin
- Xiaohongshu
gibi kendi ekosistemini kurdu.
Bu dijital egemenlik modeli: “internetin parçalanması” trendinin önemli örneği.
12. Batı askeri teknolojisini terk etti
Çin savunma sanayisinde muazzam ilerledi.
Özellikle:
- hipersonik füze
- drone
- deniz gücü
- elektronik harp alanlarında.
Ancak ABD:
- uçak motorları
- denizaltılar
- küresel üs ağı
- savaş tecrübesi gibi alanlarda hâlâ büyük üstünlüğe sahip.
ASIL MESELE NE?
Bu metnin özeti aslında şu: Çin artık “dünyanın ucuz fabrikası” olmak istemiyor.
Hedef:
- teknoloji sahibi olmak
- finansal altyapıyı kontrol etmek
- enerji zincirini yönetmek
- dolar bağımlılığını azaltmak
- yaptırımlara dayanıklı sistem kurmak.
Bu nedenle Çin’in modeli artık: “Made in China” değil, “Controlled by China” aşamasına geçiyor.
BATI HEGEMONYASI ÇÖKÜYOR MU?
Bu kadar hızlı değil.
Ama dünya:
- tek kutuplu Amerikan sisteminden
- çok kutuplu teknoloji/finans rekabetine gidiyor.
Yeni mücadele:
- çip
- veri
- ödeme sistemi
- yapay zekâ
- enerji
- tedarik zinciri
- rezerv para üzerinden yaşanıyor.
Yani artık savaş sadece tankla değil:
- işletim sistemiyle,
- veri merkeziyle,
- batarya teknolojisiyle,
- ödeme altyapısıyla yapılıyor.
TÜRKİYE AÇISINDAN EN KRİTİK SORU
Türkiye hangi ekosisteme entegre olacak?
- ABD/NATO finans-teknoloji sistemi mi?
- Çin merkezli alternatif blok mu?
- Yoksa ikisi arasında denge mi?
Önümüzdeki 10 yılda:
- bankacılık,
- ödeme sistemleri,
- enerji,
- savunma,
- otomotiv,
- çip yatırımları bu tercihten doğrudan etkilenecek.
Gülbeyaz Gergün
ABD’nin Yeni Ortadoğu Planı: İsrail Merkezli Güvenlik ve Ticaret Koridoru
Yayınlanma:
1 hafta önce|
27/05/2026Yazan:
Gülbeyaz Gergün
ABD’nin bölge ülkelerine yaymaya çalıştığı ve kamuoyunda “İbrahim Anlaşmaları / Abraham Accords” olarak bilinen süreç, sadece İsrail ile diplomatik normalleşme anlaşması değildir. Aslında bu proje; Ortadoğu’nun güvenlik, enerji, ticaret, teknoloji ve askeri mimarisini yeniden kurma planıdır. Özünde ise İsrail’in bölgesel meşruiyetini kalıcı hale getirmek ve İran eksenli dengeyi kırmak vardır.
Abraham (İbrahim) Anlaşmaları Nedir?
2020’de ABD arabuluculuğunda başlayan süreçte;
- Birleşik Arap Emirliği
- Bahreyn
- Fas
- Sudan
İsrail ile diplomatik ilişki kurdu veya normalleşme anlaşması yaptı. Daha sonra süreç; Saudi Arabia, Qatar, Türkiye, Pakistan gibi ülkelere doğru genişletilmeye çalışıldı.
ABD açısından hedef yalnızca “barış” değildir.
Asıl hedefler:
- İsrail’in bölgesel izolasyonunu bitirmek
- İran’a karşı ortak blok oluşturmak
- Çin’in Kuşak-Yol etkisini sınırlamak
- Rusya’nın Ortadoğu etkisini azaltmak
- Enerji ve ticaret koridorlarını İsrail merkezli yeniden şekillendirmek
- Körfez sermayesini İsrail teknolojisi ile entegre etmek
- Ortadoğu’da ABD maliyetini düşürüp “yerel ortaklı güvenlik sistemi” kurmak olarak görülüyor.
Bu anlaşmalar gerçekte neleri kapsıyor?
1. Diplomatik Normalleşme
- Büyükelçilik açılması
- Resmi ilişkiler
- Vize ve uçuş anlaşmaları
- Turizm ve ticaret
2. Güvenlik ve İstihbarat İşbirliği
Asıl kritik bölüm burasıdır.
- Ortak hava savunma sistemi
- İran füze/dron tehdidine karşı entegrasyon
- İsrail teknolojilerinin Körfez’e satılması
- Siber güvenlik paylaşımı
- İstihbarat koordinasyonu
Birçok uzman bu yapıyı “Ortadoğu NATO’su” olarak tanımlıyor.
3. Enerji ve Ticaret Koridorları
Projelerin temelinde şu düşünce var:
Körfez petrolü + İsrail teknolojisi + Hindistan üretimi + ABD güvenlik şemsiyesi
Bu nedenle:
- Hindistan-Ortadoğu-Avrupa koridorları,
- liman projeleri,
- demiryolu hatları,
- enerji boru hatları,
- veri merkezleri,
- finans merkezleri
bu planın parçası olarak görülüyor.
İsrail’in Doğu Akdeniz enerji merkezi yapılması hedefleniyor.
4. Filistin Meselesinin İkinci Plana İtilmesi
En tartışmalı boyut budur.
Eskiden Arap dünyasının temel yaklaşımı: “Önce Filistin sorunu çözülsün, sonra İsrail tanınsın.”
Abraham süreci ise bunu tersine çevirdi: “Önce İsrail ile normalleşelim, Filistin sonra konuşulur.”
Bu nedenle çok ciddi toplumsal tepki oluşuyor. Özellikle Gazze savaşları sonrası kamuoyu baskısı arttı.
ABD niçin şimdi hızlandırmak istiyor?
2025-2026 İran-İsrail gerilimi ve savaş riski sonrası Washington şu sonucu gördü:
- ABD artık bölgeyi tek başına yönetemiyor
- İran tamamen çökmedi
- Körfez ülkeleri ABD korumasına eskisi kadar güvenmiyor
- Çin ekonomik olarak çok güçlendi
- Rusya bölgesel nüfuzunu sürdürüyor
Bu nedenle ABD:
- İsrail’i merkeze koyan,
- Arap sermayesini entegre eden,
- İran’ı çevreleyen,
- Çin’i sınırlayan
yeni bölgesel mimari kurmaya çalışıyor.
Kazanan Ülkeler Kimler Olabilir?
1. İsrail
En büyük stratejik kazanan.
Kazanımları:
- Bölgesel meşruiyet
- Yeni pazarlar
- Körfez sermayesi
- Güvenlik işbirliği
- İran’a karşı geniş cephe
- Enerji ve lojistik merkez olma şansı
İsrail için bu süreç, 1948 sonrası en büyük diplomatik dönüşümlerden biri olarak görülüyor.
2. Birleşik Arap Emirliği
Büyük ekonomik kazanç hedefliyor.
Özellikle:
- teknoloji,
- yapay zekâ,
- savunma sanayi,
- finans,
- siber güvenlik,
- turizm
alanlarında İsrail ile entegrasyon kuruyor.
Dubai’nin bölgesel finans merkezi rolünü güçlendirme hedefi var.
3. Suudi Arabistan
Henüz tam katılmadı ancak süreçte kilit ülke.
Sudi Arabistan:
- ABD’den güvenlik garantisi,
- gelişmiş silah sistemleri,
- nükleer teknoloji,
- yatırım avantajları
karşılığında normalleşmeye yaklaşabilir.
Ancak Filistin konusu nedeniyle içeride büyük toplumsal risk taşıyor.
4. Hindistan
Sessiz kazananlardan biri olabilir.
Çünkü:
- Körfez bağlantısı güçlenir
- Avrupa ticaret koridoru açılır
- Çin’e alternatif lojistik rota oluşur
Kaybedebilecek Ülkeler ve Yapılar
1. İran
En büyük jeopolitik baskı altında kalabilecek ülke.
Çünkü:
- çevrelenme riski artıyor
- Körfez’de yalnızlaşma ihtimali oluşuyor
- İsrail-Arap güvenlik ağı genişliyor
Bu nedenle İran bu süreci “anti-İran bloklaşması” olarak görüyor.
2. Filistin Yönetimi ve Hamas
En büyük siyasi kaybedenlerden biri olabilir.
Çünkü:
- Arap ülkelerinin önceliği değişiyor
- Filistin meselesi ikinci plana düşüyor
- ekonomik ve diplomatik baskı artıyor
Bu durum Gazze savaşları sonrası ciddi toplumsal kırılma yarattı.
3. Türkiye
Türkiye açısından tablo karmaşık.
Olası avantajlar:
- Bölgesel ticaret entegrasyonu
- Enerji projeleri
- Körfez sermayesi ile yeni işbirliği
- ABD ile ilişkileri yumuşatma fırsatı
Riskler:
- İsrail merkezli yeni enerji haritasında dışlanma
- Doğu Akdeniz’de denge kaybı
- Filistin konusunda iç kamuoyu baskısı
- İran ile denge siyasetinin zorlaşması
Türkiye’nin bu süreçte tamamen karşıt değil ama “temkinli denge” politikası izlediği görülüyor.
Bu plan başarılı olur mu?
En büyük sorun:
- halkların önemli bölümünün İsrail’e tepkili olması
- Gazze savaşlarının yarattığı öfke
- İran faktörü
- mezhep ve jeopolitik rekabetler
Devlet elitleri ile halk arasında ciddi görüş farkı bulunuyor.
Bu nedenle anlaşmalar:
- ekonomik olarak ilerleyebilir,
- güvenlik alanında derinleşebilir,
- fakat toplumsal meşruiyet sorunu yaşayabilir.
Özetle
Abraham / İbrahim Anlaşmaları:
- sadece “barış anlaşması” değil,
- Ortadoğu’nun yeni ekonomik ve askeri düzen projesidir.
Merkezinde:
- İsrail’in korunması,
- İran’ın dengelenmesi,
- Çin-Rusya etkisinin sınırlandırılması,
- enerji ve ticaret koridorlarının yeniden kurulması vardır.
Kazananlar:
- İsrail
- Körfez finans merkezleri
- ABD savunma-sanayi sistemi
- Hindistan merkezli yeni ticaret koridorları
Risk yaşayanlar:
- İran
- Filistin hareketleri
- bölgesel denge siyaseti yürüten ülkeler
- halk baskısı yüksek Arap yönetimleri olabilir.
GÜNCEL
Medeni Kanundan Siyasete: “Mutlak Butlan” CHP’ye Nasıl Uygulandı?
CHP’de “Mutlak Butlan” Depremi: 3 Yıl Sonra Yönetim Nasıl Düştü? Türkiye Siyasetinde Bir İlk: Mahkeme Kararıyla Parti Yönetimi Değişti… Kurultay İptali Krizi: CHP’de Hukuk mu, Siyaset mi Kazandı? CHP Kararında Son Sözü Kim Söyleyecek? Yargıtay, AYM ve AİHM Süreci…
Yayınlanma:
1 hafta önce|
26/05/2026Yazan:
BankaVitrini
CHP’de yaşanan “mutlak butlan” krizi, Türkiye siyasi tarihinin en sıra dışı hukuk-siyaset krizlerinden biri haline geldi. Çünkü ilk kez büyük bir siyasi partinin kurultayı, Medeni Hukuk’taki “kesin hükümsüzlük” kavramı üzerinden tartışmaya açıldı.
“Mutlak Butlan” Ne Demek?
“Mutlak butlan”, bir hukuki işlemin daha doğduğu anda ağır hukuka aykırılık taşıdığı için baştan itibaren geçersiz sayılması anlamına gelir. Yani hukuk açısından “hiç doğmamış” kabul edilir. Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Hukuku’nda sık kullanılan bu kavram; irade fesadı, emredici hukuk kurallarına aykırılık, kamu düzeninin ihlali gibi durumlarda uygulanır.
Normalde bu kavram daha çok:
- evlilik işlemleri,
- şirket genel kurulları,
- dernek-vakıf kararları,
- ticari işlemler
için kullanılırdı.
CHP davasıyla birlikte ilk kez bu kadar güçlü biçimde bir siyasi parti kurultayına uygulanması tartışması ortaya çıktı. Çünkü siyasi partiler özel hukuk tüzel kişisi sayılsa da aynı zamanda anayasal kurum niteliği taşıyor. Bu nedenle “Medeni Kanun mantığı siyasi partilere uygulanabilir mi?” sorusu hukukun merkezine oturdu.
Süreç Nasıl Başladı? Kronolojik Özet
1. 4-5 Kasım 2023 Kurultayı
CHP’nin 38. Olağan Kurultayı yapıldı.
Kurultayda:
- Özgür Özel genel başkan seçildi.
- Kemal Kılıçdaroğlu seçimleri kaybetti.
Ancak kurultayın hemen ardından:
- bazı delegelerin yönlendirildiği,
- oy karşılığı menfaat sağlandığı,
- para dağıtıldığı,
- siyasi vaatlerde bulunulduğu
iddiaları ortaya atıldı.
2. İl Kongreleri de Tartışmaya Açıldı
Dava sadece genel kurultayla sınırlı kalmadı.
Özellikle:
- İstanbul İl Kongresi,
- bazı delegasyon seçimleri,
- liste süreçleri
mahkemeye taşındı.
Davacılar şunu savundu: “Delege iradesi sakatlanmıştır.”
Yani delegelerin özgür iradesiyle oy kullanmadığı iddia edildi.
3. Asliye Hukuk Süreci
İlk derece mahkemesinde dava görüldü.
İlk aşamada:
- bazı talepler reddedildi,
- bazıları usul yönünden değerlendirildi.
Ancak dosya daha sonra istinafa taşındı.
4. 2025-2026 Döneminde “Mutlak Butlan” Tartışması Büyüdü
2025 boyunca:
- hukukçular,
- siyasetçiler,
- eski yargı mensupları
şu soruyu tartıştı: “Bir siyasi partinin kurultayı mutlak butlanla iptal edilebilir mi?”
Bir görüş: “Siyasi Partiler Kanunu buna izin vermez” dedi.
Diğer görüş: “Siyasi partiler de hukuk tüzel kişisidir; ağır usulsüzlük varsa butlan uygulanabilir” görüşünü savundu.
Mahkeme Neye Karar Verdi?
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, 2026 Mayıs ayında kritik karar verdi.
Kararda:
- 38. Olağan Kurultay’ın mutlak butlanla sakat olduğu,
- yani baştan itibaren geçersiz sayıldığı,
- sonrasında yapılan olağan ve olağanüstü kurultayların da iptal edildiği belirtildi.
Mahkeme ayrıca:
- mevcut yönetimin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına,
- kurultay öncesi yönetimin göreve dönmesine hükmetti.
Peki “3 Yıl Sonra Nasıl Görevden Alındılar?”
Asıl kritik nokta bu.
Çünkü mahkeme: “Kurultay en başından itibaren yok hükmündedir” yorumu yaptı.
Bu nedenle hukuk tekniğinde şöyle bir sonuç doğdu:
Eğer işlem “mutlak butlan” ise:
- süre işlemez,
- işlem sonradan meşrulaşmaz,
- aradan zaman geçmesi geçersizliği ortadan kaldırmaz.
Yani mahkeme: “Bu yönetim aslında hukuken hiç doğmamıştı” mantığıyla hareket etti.
İtirazlar Neden Yapılıyor?
Karara yönelik çok ciddi hukuki itirazlar var.
1. “Siyasi Partiler Kanunu’nda Butlan Yok” İtirazı
Muhalif hukukçular diyor ki:
- Siyasi partiler özel statülüdür.
- Parti kurultayları Medeni Kanun’daki şirket genel kurulu gibi değerlendirilemez.
- Siyasi Partiler Kanunu’nda “mutlak butlan” açıkça düzenlenmemiştir.
Bu yüzden kararın “kanuni dayanağının zayıf olduğu” savunuluyor.
2. “İstinaf Mahkemesi Bu Kararı Veremezdi” İtirazı
En büyük tartışmalardan biri de bu.
Eleştirilere göre:
- istinaf mahkemesi,
- ilk derece mahkemesi gibi davranarak,
- yönetim değişikliği doğuran tedbir kararı verdi.
Bazı hukukçular bunun:
- usule aykırı,
- yetki aşımı,
- içtihat çelişkisi olduğunu söylüyor.
3. “Demokrasiye Yargı Müdahalesi” Eleştirisi
Karşı çıkanlar ayrıca:
- milyonlarca seçmenin iradesinin,
- mahkeme yoluyla şekillendirildiğini,
- bunun siyasal alanı daralttığını savunuyor.
Kararı Savunanlar Ne Diyor?
Kararı savunan hukuk çevreleri ise:
- delegelerin iradesinin fesada uğratıldığını,
- seçim sürecinin demokratik olmadığını,
- kamu düzeninin ihlal edildiğini iddia ediyor.
Onlara göre: “Demokrasi sadece sandık değildir; temiz seçim süreci gerekir.”
Mahkeme de kararında:
- emredici hukuk kurallarına aykırılık,
- delege iradesinin sakatlanması,
- usulsüzlük iddiaları üzerinde durdu.
Son Kararı Kim Verecek?
Şu an hukuki süreç tam anlamıyla bitmiş değil.
Muhtemel aşamalar:
- Bölge Adliye Mahkemesi süreci
- Yargıtay incelemesi
- Gerekirse Anayasa Mahkemesi başvurusu
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi süreci
özellikle:
- siyasi örgütlenme hakkı,
- seçme-seçilme hakkı,
- parti içi demokrasi başlıklarında yeni tartışmalar doğurabilir.
Nihai anlamda iç hukukta son sözü büyük ölçüde Yargıtay söyleyecek gibi görünüyor.
Ancak konu anayasal hak boyutuna taşınırsa: Anayasa Mahkemesi ve ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi sürece dahil olabilir.
Bu Karar Neden Tarihi?
Çünkü Türkiye’de ilk kez:
- bir ana muhalefet partisinin kurultayı,
- “mutlak butlan” kavramıyla,
- geriye etkili biçimde yok sayıldı.
Bu nedenle karar:
- sadece CHP meselesi değil,
- Türkiye’de siyasi partilerin hukuk statüsü,
- yargının siyasal alana müdahalesi,
- parti içi demokrasi,
- seçim meşruiyeti açısından da emsal niteliği taşıyan tarihi bir kırılma olarak değerlendiriliyor.
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
FARK YARATANLAR
KATEGORİLER
- ALTIN – DÖVİZ – KRIPTO PARA (1.022)
- BANKA ANALİZLERİ (151)
- BANKA HABERLERİ (3.576)
- BASINDA BİZ (67)
- BORSA (559)
- CEO PERFORMANSLARI (39)
- EKONOMİ (2.973)
- GÜNCEL (4.403)
- GÜNDEM (3.549)
- RÖPORTAJLAR (47)
- SİGORTA (146)
- ŞİRKETLER (2.669)
- SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK (575)
- VİDEO Vitrini (19)
- YAZARLAR (1.415)
- AI-BankaVitrini (28)
- Ali Coşkun (55)
- Arif Öztan (7)
- Ayşe Muzaffer Sunguroğlu (7)
- Cengiz KILIÇ (9)
- Dr. Abbas Karakaya (73)
- Erden Armağan Er (46)
- Erol Taşdelen (795)
- Gizem Taşdelen (5)
- Gülbeyaz Gergün (106)
- Kemal Emirhan Mendi (1)
- Murat Şenol (26)
- Mustafa Akpınar (51)
- Onur ÇELİK (49)
- Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz (90)
- Serhat Can (11)
- Süleyman Çembertaş (18)
- Tungay Dere (19)
- Uğur Durak (33)
- Zuhal KARABULUT (5)
YAZARLAR
ALTIN – DÖVİZ
KRİPTO PARA PİYASASI
X
- Resmi Gazete'de bugün (04.06.2026) 03/06/2026
- İran: Müzakerelerde somut bir ilerleme sağlanamadı 03/06/2026
- Fed'in Bej Kitap raporunda yüksek enflasyon vurgusu 03/06/2026
- Morgan Stanley ve UniCredit'ten ‘Warsh’ uyarısı 03/06/2026
- Bessent: Enflasyondaki yükseliş kısa vadeli olacak 03/06/2026
- Otokar, Automecanica'nın yüzde 96,77'sini devraldı 03/06/2026
- Trump Ankara'daki NATO zirvesine katılacak 03/06/2026
- ABD fabrika siparişlerinde 11 ayın en büyük artışı 03/06/2026
- ABD'de hizmet faaliyetleri toparlandı 03/06/2026
- ABD-İran geçici anlaşma görüşmelerindeki temel anlaşmazlık konuları 03/06/2026
SON YAZILAR
- SASA yatırımcısı neden öfkeli? PDT dönüşümü ve İbrahim M. Turhan tartışması 03/06/2026
- Kuveyt Türk’ten kişiselleştirilmiş finansman dönemi 03/06/2026
- Akbank’tan 500 milyon dolarlık sermaye benzeri tahvil ihracı 03/06/2026
- Bankalar çiftçiyi nasıl finanse ediyor? 02/06/2026
- Barış masası sallanıyor, piyasalar hâlâ diplomasiye şans tanıyor 02/06/2026
- Geleceğin Bankalarını Don Kişotlar mı Kuracak? 01/06/2026
- Matematiğin Prensi Gauss: Bankacılıktan Yapay Zekâya Uzanan Miras 31/05/2026
- Sanayide eleman krizi vasıfsız işçiye de sıçradı 30/05/2026
- Haziran–Ağustos’ta 2 trilyon TL borç servisi: Hazine büyük sınava giriyor 30/05/2026
- TURİZMDE ALARM ZİLLERİ: 1.500 OTEL SATIŞTA 29/05/2026
ARAMA
Popüler
-
GÜNCEL3 yıl önceZara Ve Mango’ya Üretim Yapın Tekstil Devi Konkordato Talep Etti
-
BANKA HABERLERİ3 yıl önceTCMB Başkanı için ismi geçen GAYE ERKAN First Republic Bank’tan ayrılma süreci
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceAKBANK çöktü : Dijital Bankacılık sorumlusu GMY CİVELEK ortada yok!
-
BANKA HABERLERİ5 yıl önceHSBC terbiyesizliği : “Sabancı alana “AKBANK bedava”
-
BANKA ANALİZLERİ4 yıl önceYILIN İLK YARISINDA İŞBANK RAKİPSİZ LİDER AKBANK SONUNCU SIRADAN KURTULAMIYOR
-
VİDEO Vitrini4 yıl önceGelişmekte olan ülkeler neden gelişmiş ülkelerden daha az borçlu
